Ref ne demek? | Ref anlamı nedir? | Ref

Ref anlamı nedir?

Ref ne demek?

Ref anlamı nedir?

Ref | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(I. A.).

1.Kaldırma, yükseltme, yukarıya çıkarma: Ref’-i liva, ref’-l şada etmek.

2.Kaldırma, lağv ve feshetme: O usulü ref’ettiler.

3.Nez’: Rütbesini ref’ ettiler.

4.(edebiyat) (Arapça gramerde): l’rab denilen ve ismin dört hâlinden birincisi ki, ekseriya zamme veya «ve» ve «a» ile olur ve bu halde bulunan isme merfu’ denilir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رفع] kaldırma. 2.giderme. 3.yüceltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) referee, reference.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). asıl tesirden sonra görülen tali tesir, tali reaksiyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آمدورفت] geliş gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Pek maruf, çok bilinen. 2.Arif, anlayışlı ve bilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفه] arife, bayramdan önceki gün.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Arife, dini bayramlardan bir evvelki gün. 2.Bir önceki gün.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.En zarif.

2.Çok zekî.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çok zarif, en zarif. 2.Çok zeki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Orta ve yüksek frekanslı ses kalitesinden ödün vermeden bas ses üretimini en iyi hale getiren delik ya da delikler içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Fiziksel olarak küçük sürücü birimleri kullanıldığında bas ses üretimi çok zordur. Bu nedenle bazı hoparlörlere bass reflex sistemi eklenmektedir. Bass tepkisi, ses yoluna akustik olarak ayarlı açıklıklar ekleyerek geliştirilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بدرفتار] kötü davranışlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). keyfi yerinde, kaygısız, dertsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli; itinalı, tedbirli; ölçülü. carefully (z). dikkatle. carefulness (i). dikkat, dikkatli olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çerkesler’in konuşmaları gibi Türkçe’yi yanlış ve bozuk bir şive ile söyleme: Dili çetrefildir. Çetrefil söylüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated. confusing. incomprehensible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complicated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onaltıncı yüzyılda Protestan reformu başladıktan sonra Katolik kilisesinde meydana gelen reform hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ درفش] sancak. 2.bayrak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, dehşet veren, uğursuz; hüzünlü, mahzun. direfully (z). hüzünle, uğursuzca, korkunç bir şekilde. direfulness (i). hüzün, uğursuzluk, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.İnci serpen. 2.İnci gibi söz söyleyen ağız.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerif» ten itaf.). Daha yahut en veya pek şerefli ve aziz, pek muhterem: İnsan eşref-i mahlûkattır. Eşref saat ve daha doğrusu eşref-i sâat = Mübarek ve mesut saat, eskiden müneccimlerin bildirdiği uğurlu vakit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very noble. very honourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشرف] en şerefli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Daha şerefli, çok onurlu, çok aziz, pek muhterem. Eşrefi: Akkoyunlular devrinde kullanılan bir çeşit gümüş para. Yavuz Sultan Selim’in Mısırı fethettikten sonra burada bastırdığı para. Eşrefoğlu Rumi: Kadiri tarikatının bir kolu olan Eşrefîyye adlı ekolün kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشرف مخلوقات] varlıkların en şereflisi, insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadiri tarikatı şubelerinden biri. Kurucusu: Eşrefoğlu Abdullâh RÜmî’dir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ata, cet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). işaret parmağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön ayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). en öndeki yer, ön taraf, ön sıra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hırfet). Hırfetler, zanaatlar, (bk.) Hırfet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرف] meslekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F.). Güzel gidişli, yürüyüşlü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksi iddia edilemez, inkâr edilemez, itiraz kabul etmez. irrefragably (z.) inkâr edilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) fesholunamaz, bozulamaz; kırılmaz (Işın). irrefrangibly (z.) fesholunmaz bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksi iddia edilemez, reddedilemez, itiraz kaldırmaz. irrefutably (z.) reddedilmez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kec-rev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کرفس] kereviz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân» dan masdar). Bilişme, yanışma, bildiklik, ülfet, biribirini bilip tanıma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «irfân», târîf’ten imef.) (mü. muarrefe). I. Bildik, belli, mâlûm, mâruf.

2.(e.) (Arap gramerinde) Harf-i târîfi olan, belirli bir şey gösteren, münkir mukabili.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «harf» den imef.) (mü. muharrefe). Tahrif olunmuş, gerçek mânâsı dışında bir mânâ verilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüfûh» ten imef.) (mü. müreffehe). Geçimi için her türlü ihtiyacı tamamlanmış, refaha erişmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous. well-to-do.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lives in ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Refah içinde, refahla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeref» ten imef.) (mü. müşerrefe). Şereflenmiş, şerefli, şeref ve izzete erişmiş, teşrifinizle müşerref olduk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Şereflendirilmiş kendisine şeref verilmiş, şerefli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «refh»den İf.) (mü. mütereffihe). Bolluk ve rahatlıkla yaşayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yalancı, sahte yaldız vs. ile süslenmiş.

2.Pislik, süprüntü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Süprüntüler, pislikler, (bk.) Muzahref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرفه] refah içinde, bolluk içinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şeref kazanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مزخرفات] pislikler, süprüntüler, döküntüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçilmemiş, kimsenin geçmediği: Nârefte bir yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.). Türk musikisinde 16 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Aydınlık veren, ortalığı ışık içinde bırakan. -Nur ve efşan kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla dikkatli, çok titiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. preface, prefix.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prefabrike yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden hazırlamak, önceden imal etmek; bir binanın kurulmasını kolaylaştırmak için aksamını önceden hazırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. préfabriqué

kurma

Parçaları önceden hazırlanıp birleştirilerek oluşturulan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prefabricated önüretimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. önsöz, mukaddeme, başlangıç; f. önsöz ile başlamak; kitabın önsözünü yazmak; önsöz yerine geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. önsöz niteliğindeki, mukaddeme kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma'da vali, yüksek rütbede memur; baş memur, reis; Paris polis şefi; özel okullarda bazı sorumlulukları olan öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir vali veya yüksek rütbeli memurun sorumlu olduğu bölge, makam, hizmet süresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-red,- ring) yeğlemek, tercih etmek; daha çok beğenmek; huk. daha ziyade hak vermek; sunmak, arzetmek, takdim etmek; (eski) terfi ettirmek. prefer charges davacı olmak. preferred stock tic. imtiyazlı hisse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih olunur, daha iyi. preferably z. tercihen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih hakkı olan; tercihli; tercih eden veya edilen. preferential tariff gümrükte rüçhanlı tarife, asgari tarife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terfi, yükselme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden canlandırmak; önceden düşünüp hayal etmek. prefigura' tion i. önceden canlandırma. prefigurative z. ilerde vaki olacak bir olayı temsil eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (kelime başına) önek koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önek, kelimenin başına ilave olunan ek; bir ismin önüne konan unvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çürümek, bozulmak; kokmak, kokuşmak; kangren olmak; çürütmek, kokutmak. putrefaction i. kokma, çürüme. putrefac'tive s. çürütücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mimari süsleme sanatında dört yapraktan ibaret şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) basıncını azaltma (hava, gaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yoğunluğunu azaltmak; seyrekleştirmek, seyrekleşmek; inceltmek; kalitesini yükseltmek; tasfiye etmek, arıtmak. rarefi'able (s.) basıncı azaltılabilir; inceltilebilir. rarefica'tion (i.) basıncını azaltma (hava, gaz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) referee, reference.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaşayışta bolluk ve kolaylık, bollukla kolay ve rahat yaşama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosperous. comfort. ease. welfare. weal. prosperity. bonanza. opulence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comfort. ease. opulence. prosperity. weal. welfare. wellbeing. luxury. affluence. comfort gönenç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy circumstances. prosperity. welfare. affluence and ease. affluence. boom. comfort. easy street. high living. milk and honey. physical comfort. weal. well being.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاه] bolluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, rahatlık, sıkıntı içinde olmamak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâhiyet.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Bolluk, gürlük.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Refâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Arkadaşlık, maiyet: Refakatinde bir adam vardı; refakatinde iki kâtip bulunuyor.

2.Yol arkadaşlığı: Filân yere gideceğim, bana kim refâkat etmek ister? Onun refâkati pek iyidir.

3.(musiki) Eşlik. Bir saz veya sese başka bir sazla eşlik etme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companionship. accompaniment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accompanying. escorting. companionship. acting as a companion to. attendance. company. fellowship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفاقت] eşlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Refildik arkadaşlık, yoldaşlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accompany. to escort. go along with. walk out with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşlik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospital attendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone from outside who stays with a patient in hospital. paid companion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

eşliğinde, beraberinde.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hafif kahvaltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) manastır yemekhanesi; üniversite yemekhanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) vermek, isnat etmek, hamletmek; göndermek, havale etmek, müracaat etmek; işaret etmek, ima etmek; bakmak, danışmak, sormak. referable (s.) havale edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Mühim meseleler hakkında yurttaşların doğrudan doğruya oy vermeleri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référendum

huk. halk oylaması

Halkın türlü siyasi ve toplumsal sorunlar karşısında olumlu veya olumsuz görüşünü belirlemek için başvurulan oylama.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. plebiscite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referendum. ballot vote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. Fr.).

1.Bir kimse hakkında tavsiye mahiyetindeki bilgiler.

2.Bir eserde, bir kaynağa, bir metne bakılması hususundaki işaret, atıf.


Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. référence

1. tavsiye mektubu,

2.kaynak,

3.tavsiye

1. Birinin işe uygun olduğunu, işe alınmasını bildirmek amacıyla yazılmış mektup.

2.Araştırma ve incelemede yararlanılan belge.

3.Bir şeyin, bir kimsenin iyi, işe yarar olduğunu ilgili kişiye söyleme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. reference. letter of recommendation. letter of introduction. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reference. trade card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Reference Price)

Bir hisse senedinin işlem görebileceği en üst ve en alt fiyat limitlerinin belirlenmesinde esas teşkil etmeyen, fiyat tescili yapılıncaya kadar üyelerce referans değer olarak kullanılması amaçlanan fiyattır. Sadece Rüchan Hakkı Kupon Pazarı’nda işlem görmeye başlayacakyeni pay alma kuponları için hesaplanır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) hakem; tartışmalı bir meseleyi hal için kendisine müracaat edilen kimse, bilirkişi, eksper; (f.) hakemlik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) referandum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kastedilen nesne veya kavram, bir söz veya sembol ile ima edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Acıma, merhamet etme, esirgeme. Kur’an-ı Kerim’de Nur suresi ayet 2 ve ve Hadid suresi 27.ayette geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ref.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to liftup. to do away with. to abolish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Rafeddin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رف] raf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Varlık içinde yaşayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rif’at»tan smüş.) (mü. ref i a). Yüksek, yüce. Refîü’d-dereeât = itibarı yüksek olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيع] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüksek, yüce, saygın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Refı).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bolluk ve rahat içinde geçinen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «refâhet» ten). Bolluk ve rahatlıkla geçinen, yaşayışı ve geçinmesi ferah olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Refhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Refih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (I. A.) (c. rüfeka).

1.Arkadaş, yoldaş.

2.Ortak, şerik: Refiklerine danışmadan bir şey yapamıyor.

3.Dost, muavin, yardımcı.

4.Koca, zevc.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

companion. associate. partner. husband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيق] arkadaş, yoldaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Arkadaş, yol arkadaşı, yoldaş. Muavin, yardımcı. 2.Koca. 3.Ortak. 4.Mesleğe yeni giren kimsenin rehber olarak tanıdığı kişi. Kur’an’da geçen bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eş, karı, zevce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wife. female partner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رفيقه] eş, zevce, hayat arkadaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Eş, kan, zevce.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar doldurmak; (i.) herhangi bir kabın içindeki biten maddenin yerine konan yedek takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tasfiye etmek, saf hale koymak; inceleştirmek, tasfiye yolu ile izale etmek; safileşmek, tasfiye olunmak, temizlenmek; incelmek, zarifleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) ince, kibar, zarif; safi, has; dakik, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saflık, halislik, tasfiye; incelik, kemal, kibarlık; zariflik, nezaket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) rafineri, tasfiyehane, şeker fabrikası; kalhane, kal ocağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) tekrar kullanılacak hale koymak, tamir edip yenilemek, düzeltmek; tekrar kullanılacak hale gelmek; (i.) tamir, ıslah, yeniden donatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) aksetmek, yansımak; ayna gibi hayalini göstermek; netice olarak vermek; düşünmek, tefekkür etmek. reflect on kusurunu göstermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (fiz.) bir yüzeye çarpan ışıkla yansıyan ışık arasındaki oran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) akseden; derin düşünen. reflecting circle (astr.) oktant cinsinden tam daire bir alet. reflecting telescope aynalı teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çarpıp geriye veya başka yöne sekme; aksetme, yansıma, refleksiyon; aksettirilen şey, akis; üstüne atma, iftira, ayıplama, kınama; düşünme, tefekkür; fikir, düşünce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksettiren, aksedici; aksettirilmiş; düşünceli, mütefekkir; düşünce mahsulü. reflectively (z.) aksederek; derin düşünerek. reflectiveness (i.) derin düşünme; aksetme niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) reflectance.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ayna, yansıtaç, reflektör; aynalı teleskop; ses aksettiren cihaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. biyoloji). Haricî bir tesirle meydana gelen irade dışı sinir faaliyeti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflexe

biy. ve ruh b. tepke

1. biy. Dıştan gelen bir uyarım sonucu doğan hareket, salgı gibi iç tepkilere yol açan irade dışı sinir etkinliği. 2.ruh b. Dıştan gelen bir uyarım sonucunda doğan ve hareket, salgı vb. tepkilere yol açan samimiyetsiz sinir etkinliği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

knee jerk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jerk. reflex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflex. reflex action. reflex act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Işık veya ısıyı yansıtmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réflecteur

yansıtıcı

Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. reflector yansıtaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reflector. bull's eye reflector. cat's eye reflector. rear reflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) geri çevrilmiş, ters, yansıyan; (fizyol.) elinde olmayarak vukua gelen; (i.) akis, yansımış şekil; (fizyol.) gayri ihtiyari vukua gelen hareket, refleks, tepke, yansı. reflex action gayri ihtiyari hareket, refleks. reflex center gayri ihtiya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geriye çekmek veya bükmek; yansıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yansıyabilir, aksettirilebilir. reflexibil'ity (i.) yansıma niteliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), (gram.) dönüşlü; dönüşlü fiil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dönüp geri akan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geriye akış, cezir haline geliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesilmiş ormanda yeniden ağaç dikmek. reforesta'tion (i.) yeniden orman yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzeltme, iyileştirme, ıslahat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réforme

düzeltme

Daha iyi duruma getirmek için yapılan değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To put into a new and improved form or condition; to restore to a former good state, or bring from bad to good; to change from worse to better; to amend; to correct; as, to reform a profligate man; to reform corrupt manners or morals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return to a good state; to amend or correct one's own character or habits; as, a man of settled habits of vice will seldom reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Amendment of what is defective, vicious, corrupt, or depraved; reformation; as, reform of elections; reform of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a new form to; to form anew; to take form again, or to take a new form; as, to re- form the line after a charge. a change for the better as a result of correcting abuses; 'justice was for sale before the reform of the law courts' self-improvement

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reform. reformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a change for the better as a result of correcting abuses; 'justice was for sale before the reform of the law courts'. a campaign aimed to correct abuses or malpractices; 'the reforms he proposed were too radical for the politicians'. self-improvement in b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Branch of Judaism which broke away from Orthodoxy during the 19th Century in Germany, based in part on the argument that many of the Mitzvot were outdated, and that assimilation into the surrounding culture was the only way to survive increasingly violent

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A modernizing movement and a liberal branch of Judaism A modernizing movement and a liberal branch of Judaism. change. n a correction of faults or evils, as in government or society; social or political improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A movement begun in nineteenth-century Germany that sought to reconcile Jewish tradition with modernity Reform Judaism does not recognise the divine authority of HALACHAH.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reform , reformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) ıslah etmek, reform yapmak; yenileyip daha iyi hale koymak; ıslah olmak; nefsini ıslah etmek; (i.) ıslah, reform; nefsini ıslah. Reform Judaism ABD'de reformcu Musevilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden teşkil etmek, yeni şekle koymak, düzene koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) nefis ıslahı, daha iyi vaziyete koyma veya girme; ahlakın düzelmesi; (bh) 16. yüzyılda Protestan kiliselerinin tesisi ile neticelenen dinsel devrim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ıslahat gerektiren; (i.) reşit olmayan sanıklara mahsus hapishane, ıslahevi. reformative (s.) ıslahat husule getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformer. reformist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformist. reformistic. reformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reformism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) Kalvin öğretisini benimseyen. Protestan kiliseleriyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réformiste

düzeltmeci

Düzeltmecilik yanlısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reformer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a disputant who advocates reform. favoring or promoting reform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ışınları kırmak. refract (İng.) angle kırılma açısı. refracting telescope mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılan. refractive index kırılma oranı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mercekli teleskop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) inatçı, itaatsiz; kolay işlenemez, erimez. refractorily (z.) inatla. refractoriness (i.) inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), from ile kendini zaptedip çekmek, bir şey yapmaktan çekinmek, kendini tutmak, sakınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırılabilir. refrangibil'ity, refrangibleness (i.) kırılma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. refârif).

1.Yumuşak, ince kumaş.

2.Döşek, döşeme, minder.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.İnce, yumuşak kumaş. 2.Kenar saçağı. 3.Döşek, döşeme, minder, yastık. 4.Kuşu çok olan çimenlik. 5.Dallan salkım salkım olan ağaç. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tazelemek, yeniden canlandırmak, hayat vermek; dinlendirmek, serinletmek; kuvvetlendirmek (hatırayı). refresh oneself canlanmak; dinlenmek, tazelik kazanmak, serinlemek. refreshingly (z.) canlandırıcı surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) tazeleyici; (i.) tazeleyen veya ihya eden şey; (k.dili) içki; (huk.) tehir edilen veya fazlasıyle uzayan celse için avukata verilen ek ücret. refresher course eski bilgileri hatırlayıp yenilikleri öğrenmek için yapılan çalışma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) canlandırıcı, hayat verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) taze hayat verme; canlandırma, canlanma; canlandırıcı veya dinlendirici şey; (çoğ.) yiyecek içecek şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) serinlik verici, soğutkan (ilaç veya içki); soğutucu veya dondurucu (kimyasal madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) soğutmak, buzdolabı içinde dondurmak veya donmak. refrigera'tion (i.) soğutma, serin tutma, dondurma. refrigerative (s.) soğutucu, dondurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Gitme, gidiş, hareket. Amed ü reft = Gidip gelme.

2.Kaydı silme. Refte = Gitmiş, geçmiş.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رفت] gidiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) reave.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gidiş, yürüyüş, hareket.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رفتار] gidiş. 2.davranış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Salınarak, edalı yürüyüş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(1. F.). Git-gide, gide gide, giderek, Ar. tedricen.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yakıt ikmal etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sığınacak yer, sığınak; barınak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mülteci, diğer bir memlekete kaçıp sığınan kimse, sığınık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. refuge

orta kaldırım

Taşıt trafiğinin yoğun olduğu yollarda yayaların karşıdan karşıya daha kolay geçmesi için yolun ortasında düzenlenmiş kaldırım.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refuge. traffic island. island. safety island. safety zone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedestrian refuge. safety island. traffic bland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) parlak, şaşaalı, muhteşem, revnaklı. refulgence, refulgency (i.) parlaklık, revnak, şaşaa. refulgently (z.) parlayarak, ihtişamla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) alınmış parayı geri vermek, ödemek; tekrar para vermek; (i.) ödeme, ödenen meblâğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ret, kabul etmeyiş veya olunmayış, imtina; ret cevabı; kabul veya reddetme hakkı. refusal of payment parayı ödememe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kabul etmemek, reddetmek, vermemek, razı olmamak; istememek, vaz geçmek; hendek veya çitten atlamayı istememek (at). refusable (s.) reddolunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) süprüntü; (s.) değersiz diye istenmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yeniden fitil yerleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çürütme, yalanlama, tekzip.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yalanlamak, delillerle çürütmek. refutable (s.) çürütülebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Rüzgâr gibi hafif ve çabuk giden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. bir hükmün veya ruhsatnamenin iptal talebi üzerine mahkemenin ilgili şahsın bilgisine başvurmak için gönderdiği celpname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Lüzumsuz yere harcama, (İsraf daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yüksek mânevi derece.

2.İftihar, övünme: Bu, benim için bir şereftir.

3.Bir şahıs veya şeyin benzerlerinden seçilmesi, seçkinlik, imtiyaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yüksek mânevi derece.

2.İftihar, övünme: Bu, benim için bir şereftir.

3.Bir şahıs veya şeyin benzerlerinden seçilmesi, seçkinlik, imtiyaz.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honor. laurels. honour. dignity. glory. reputation. repute. flower. kudos. pride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distinction. face. glory. honour. kudos. privilege.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown. glory. good repute. honour. kudas. lustre luster. reputation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرف] şeref. 2.üstünlük. 3.kıvanç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yücelik, ululuk, izzet, seçkinlik. İyi ahlak ve faziletler sonucu meydana gelen manevi yücelik. 2.İyi ün. İftihar edilecek şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Şeref-bahşâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşiden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref, Fars. bahşîden = bağışlamak). Şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. efzâyîden = artırmak). Şeref arttıran, şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. efzâyîden = artırmak). Şeref arttıran, şeref veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). «Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). »Şeref-nümâ» makamının eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. resânîden = yetiştirmek). Şeref yetiştiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref, Fars. rîhten = dökmek). Şeref döken, şeref veren, şeref sunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sudûr = sâdır olma). Şerefle sâdır olan, çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sudûr = sâdır olma). Şerefle sâdır olan, çıkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sunûh = akla gelmek). Şerefle akla gelen (padişah emirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sunûh = akla gelmek). Şerefle akla gelen (padişah emirleri).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; Fars. yâften = bulmak). Şeref ve itibar bulan ve kazanan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرفبخش] şeref veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şerefât). Minarenin ezan okunan yeri: Uç şerefeli minare.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük, yüce hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir yerin imarından dolayı bir mülke kazandırılan şeref ve itibara karşılık, sahibinden alınan para: Açılan cadde üzerinde bulunan yapılardan şerefiyye alınacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şeref ve itibar kazanmak, kıymet ve itibarı artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creditable. glorious. proud. honourable. honorable. esteemed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glorious. good. hono u rable. illustrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرافراز] başı yüce. 2.başta gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerefi olmıyan, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şerefi olmıyan, namussuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonorable. dishonourable. dishonored. inglorious. undignified. dishonest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignoble. scurvy. shoddy. dishonourable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ adj. cad. ignoble. inglorious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonorableness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corruption blood. dishonesty. dishonour. ignominy. improbitu. mala fides.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîf). Şerifler. (bk.) Şerîf.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرفا] şerifler, Hz. Muhammed soyundan gelenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «ref’.den). Yükselme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «refah» dan). Refaha kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) onun için, ona.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.), bağlaç bu yüzden, bundan dolayı, onun için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ondan, oradan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kavurmak, yakmak; mad. tas. yüksek ısıyla gazlarını defetmek için kurutmak; ecza. kurutup gevrekleştirmek torrefac'tion i. kavurma. uyuşuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yonca; mim. binalarda yonca şeklinde süs. bird'sfoot trefoil gazel boynuzu, bot. Lotus corniculatus; söküotu, bot. Ornithopus Iesser. yellow trefoil ufak yonca, bot. Trifolium procumbens. marsh trefoil su yoncası, bot. Menyanthes trifoliata. moon tr

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ham, tasfiye edilmemis; inceliksiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yansımasız aksetmeyen; derin düşünmeyen. unreflectingly z. derin duşünmeyerek; akset meyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini düşünceye vermeyen; düşünce mahsulu olmayan. unreflectively z. düşunmeden .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. düzeltilmemiş; yola gelmemiş, ıslah olmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arîf). (bk.) Arif.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عرفا] arifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z.,(bağlaç) niçin, neden, ne sebepten; (bağlaç) bu sebepten, bundan dolayı, binaenaleyh.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرافشان] altın saçılmış, altın yaldızlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Altın saçan, altın saçıcı. 2.Altın kakmalı. 3.Bir lale türü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(E) (i. F. musiki). Türk musikisinde eski bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zarîf).

1.Zarifler, nazikler.

2.(teklik gibi) Sevici kadın.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zurefâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظرفا] zarifler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by