Reg ne demek? | Reg anlamı nedir? | Reg

Reg anlamı nedir?

Reg ne demek?

Reg anlamı nedir?

Reg | Dream Meanings


Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رگ] damar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) regent, region, register, regular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak, bir araya getirmek, cem etmek. aggrega'tion (i). toplanma , bir araya gelme; hepsi, bütünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). mecmu, toplam, yekün, küme; kum, çakıl; (s). bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrégat

katışmaç

Benzer olmayan maddelerden oluşmuş bütün.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flag staff. flagpole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bî-çâre’nin c. bîçâreler, zavallılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بيچارگان] çaresizler. 2.zavallılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tent pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beceriklilik, maharet, hazâkat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). toplamak birleştirmek, bir araya getirmek; birleşmek, bir araya gelmek; (s). toplantı ile ilgili, toplanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplama, toplantı; cemaat; (Kat). dinsel örgüt. congregational (s). cemaate ait, idaresi cemaatin elinde olan. congregationalism (i). her cemaati bağımsız sayan kilise idare sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ırk ayrımını kaldırmak. desegrega'tion (i). ırk ayrımının kaldırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ehemmiyet vermemek, önemsememek, aldırmamak, saymamak, itibar etmemek, ihmal etmek; (i). ihmal, kayıt sızlık, itibar etmeyiş, saymayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tortu, telve; çöp, süprüntü; parça, az bir miktar. drain to the dregs son damlasına kadar içmek. dregs of society ayaktakımı, döküntü. dreggy (s). tortulu, telveli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). fevkalade kötü, çok fena. egregiously (z). kötülükle. egregiousness (i). göze batar derecede fena ahlâklı oluş, kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lamppost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utility pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. deftere kaydetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. usule göre, sırasında, yolunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgather.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). forgo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (went, gone) önce gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). önceden gitmiş, geçmiş; bitmiş. foregone conclusion kaçınılmaz sonuç, mukadder olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön plan. in the foreground ön planda, ön tarafta, göze çarpacak yerde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship's mast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as needed/required. in accordance with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in accordance with. following.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) toplu halde yaşayan veya gezen; topluluğu seven; (bot.) sürü halinde bulunan, salkım halinde yetişen; sürüye ait. gregariously (z.) toplu halde, topluca. gregariousness (i.) toplu halde bulunma veya yaşama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) Papa Gregorius'a ait veya onun tarafından kurulan, Gregoryen; Ermeni Başpapazı Greguar'a ait Gregorian Calendar (bak.) calendar. Gregorian Chant

1.Papa Gregorius tarafından tertip edilen ibadete mahsus müzik sistemi. Gregorian year milâdi se


İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gebe bırakılabilir, döllenebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s .zaptedilemez, zorla ele geçirilemez istila edilemez; kazanılamaz. impregnably z. zaptedilemez bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. gebe bırakmak, döllemek; işba haline getirmek, doyurmak; zihni doldurmak; s. gebe, hamile; meşbu, dolu. impreuna'tion i. dölleme, döllenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ((çoğ.) -na, -nums) iki hükümdar devresi arasındaki hükümdarsız devre; hükümetin kanunen çaIışamadığı devre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) düzensiz, kuralsız, nizamsız, intizamsız; usule aykırı, yolsuz, usulsüz; çarpık, düz olmayan; başıbozuk (asker); (gram.) kural dışı; (bot.) simetrik olmayan, bakışımsız (çiçek, bitki); (i.), (ask.) başıbozuk kimse, çeteci. irregular'ity (i.)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Baleyi sahneye koyma san’at ve ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sand viper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani mercanköşk, farekulağı, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâfurlu afyon tentürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sweet yeast bread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yolculuk etmek, seyahat etmek; katetmek, aşmak. peregrination i. yolculuk, seyahat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ecnebi, yabancı; i. doğan. peregrine falcon bak. falcon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

PictureGear™, mevcut görüntü dosyalarını genel olarak gösterir ve düzenler. Diğer seçenekler arasında Microsoft® Windows® masaüstü için basit arkaplan tasarımı ve temel slayt gösterileri bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İng., (argo) hamile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fethedilebilir, zaptedilebilir; hücum edilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gebe, hamile; fikirlerle dolu, semereli; manalı, dolgun. pregnancy i. gebelik. extrauterine pregnancy karın gebeliği. tubular pregnancy dış gebelik. pregnantly z. gebe olarak; fikirle dolu bir şekilde, manalı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blintz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

puff pastry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Damar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) regent, region, register, regular.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. c.) (m. ragîbe). Leyle-i regaib = Peygamberimizin ana rahmine düştüğü gece ki, recebin ilk cuma gecesi ve dört kandilden biridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga uzun) (i. A.). Regaib gecesi hakkında yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tekrar ele geçirmek, yeniden kazanmak; tekrar vâsıl olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Çok istek gören, beğenilen. 2.Armağanlar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) krala ait, krala yakışır, şahane; muhteşem, mükellef. regally (z.) kral gibi, şahane olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) mükellef ziyafetle ağırlamak, muhteşem ziyafet çekmek; canlandırmak, dinlendirmek; hoş vakit geçirtmek, eğlendirmek; ziyafette bulunmak; (i.) mükellef ziyafet; nefis yemek. regalement (i.) ziyafet, eğlence.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kral tacı ve süsü; bir rütbe veya teşkilâta mahsus alâmet veya remiz; gösterişli kıyafet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kralllk, hükümdarlık, saltanat; kral hükümdarlığı veya üIkesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) dikkatle bakmak, dikkat etmek; itibar etmek, saymak; hürmet etmek, riayet etmek; addetmek, kabul etmek; dinlemek, dikkatli bakmak, dikkat etmek. as regards hakkında, hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) bakış, nazar; hürmet, saygı, riayet; itibar, sayma; mulâhaza, fikir. Give my regards. Selâm söyleyin. in regard to, with regard to nazaran, e gelince, hususunda. out of regard to hatırı için, e riayeten. without regard to bakmadan, ehemmiyet verm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) düşünüp hatırlayan, iltifat eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat hakkında, hususunda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bakmayarak, ehemmiyet vermeden, önemsemeden. regardless of ne olursa olsun. regardlessly (z.) ehemmiyet vermeyerek, dikkatsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (İt.) sandal veya yelkenli gemi yarışı veya yarışları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarlık, krallık, saltanat; vekillik, kral naipliği; vekiller heyeti; vekillik müddeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (f.) ahlak ve hareketleri ıslah olmuş; yeniden doğmuş; (f.) yeniden teşkil etmek, tamamen ıslah etmek; yeni hayata kavuşturmak; hidayete erdirmek, ihya etmek; tamir ve ıslah etmek, yenilemek; manen yeniden doğmak; düzelmek, iyileşmek. regenera't

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yeniden ihya eden kimse veya şey; kullanılmış gazın ısısından faydalanarak bazı ocaklarda içeriye verilen hava veya gazı ısıtmaya yarayan aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) vekillik eden; (i.) saltanat vekili; kral naibi; bazı üniversitelerde idare heyeti üyesi. regentship (i.) vekillik sıfatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hükümdarını kasten öIdüren kimse, hükümdar katili veya katli. regici'dal (s.) hükümdar katli nev'inden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) inhisar, tekel, inhisar idaresi; reji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (Fr.) rejim, idare, usul, sistem, nizam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idare; (tıb.) perhiz, rejim; (gram.) bir kelimenin kendisiyle ilgili başka bir kelimeyi biçimsel yönden etkilemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alay; (f.) alay teşkil etmek; tasnif etmek; sistematik şekle koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alaya ait. regimentals (i.), (çoğ.) askeri üniforma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hepsini aynı şekle koyma; tasnif etme, sistematik şekle koyma; murakabeye tabi kılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) diyar; üIke, memleket; mıntıka, bölge, havali, etraf; hava veya deniz tabakası; (anat.) bedenin belirli bir kısmı, nahiye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bölgesel, mıntıkaya ait veya mahsus. regionally (z.) bölgeye göre, mıntıka mıntıka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) her teşekkülün kendi kendini idare etmesi; eyaletlere bölme taraftarlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kaydetmek, deftere geçirmek, tescil etmek; göstermek (hareket derecesi); basılmış sayfaları veya renkleri birbirine uydurmak; taahhütlü olarak göndermek; kaydolunmak, ismini sicile geçirmek; birbirine uygun gelmek; (k.dili) tesir etmek, sezilmek,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) defter, kütük, resmi kayıtlar defteri; sicil; kayıt, sicile geçirme; sesin veya çalgının yükseldiği derece; (müz.) kalın ve ince olmak üzere ses perdelerinden biri; odayı ısıtma veya soğutmada kullanılan alet, regülator; kaydeden alet. register of

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kaydedilmiş, kayıtlı, müseccel. registered letter taahhütlü mektup. registered nurse ABD kayıtlı hemşire. registered tonnage ton olarak bir geminin yük veya yolcu taşıma istiabı, safi tonaj.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (üniversitede) kayıt memuru, sicil memuru, sicil kâtibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kayıt, tescil; defterhane, sicil dairesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(İng.) krallık tarafından tesis olunan kürsüye tayin olunan profesör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raglan. raglan coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) saltanata veya krala ait. regnal day kralın tahta çıkmasının yıldönümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) saltanat süren, hükmeden, tahtta olan; iktidarda olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) istifrağ etmek, kusmak, geri çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) pazarda veya panayırda tekrar kâr ile satmak için satın almak; böyle satın alınan şeyleri satmak. regrater (i.) ara komisyoncusu; pazarcı, kabzımal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geri dönme, geri çekilme, ricat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) geri çekilmek, ricat etmek. regression (i.) ricat, geri çekilme. regressive (s.) geriye doğru, gerileyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) teessüf etmek, müteessif olmak, kederlenmek; pişman olmak, hasretini çekmek; (i.) esef, keder; pişmanlık; (eks.) (çoğ.) itizar, esef. send one's regrets davete gidemiyeceğini bildiren mesaj yollamak. regretful (s.) esef ve kederle dolu, ked

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) muntazam, nizamlı; kurallı, usule uygun, kaideye muvafık; (mat.) kenar ve açıları birbirine eşit; (bot.) muntazam; (ask.) nizami (asker); (i.) Katolik manastır sistemine mensup rahip, Katolik papazı; nizami asker; ABD siyasi partiye sadık o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) intizama koymak, düzenlemek, usulüne uydurmak. regulariza'tion (i.) tanzim etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulation

1. ayarlama,

2.düzenleme

Düzene koyma.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) nizama sokmak, tanzim etmek,düzenlemek, yoluna koymak, uydurmak; ayar etmek. regula'tion (i.) nizam, tanzim, düzen; kanun, talimat, astüzük; (çoğ.) tüzük, yönetmelik. regulative (s.) tanzim edici. regulator (i.) düzenleyici şey veya kimse; saat r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Düzen veren tertibat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. régulateur

1. fiz. düzenleyici,

2.ayarlayıcı

1. fiz. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç.

2.Ayar veya düzen veren şey.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor düzenleyici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

register. regulator. governor. controller. control gate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Arslankalbi yıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. reguli) yan tasfiye edilmiş maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kusturmak, geri çıkarttırmak; istifrağ etmek. regurgita'tion (i.) kusturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رگ زن] hacamatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV ekranında net ve doğal görüntüler sağlayan bir resim geliştirme sistemi. Kayıttan sonra bulanık hale gelebilen nesne kenarları, sistem tarafından düzeltilir.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهرگ] atardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden küçük bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. ayırmak, tefrik etmek, ayırıp bir araya top lamak; s. ayrılmış. segrega'tion i. fark gözetme, ayrı tutma, ayrım, tefrik. segrega'tionist i. ırk ayrımı taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini önemseme, öz saygısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yıldızlar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir bölgenin bölümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. süper ego.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. superfetation.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to continue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have gone on for a long time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronic. continued. lasting. chronic müzmin. kronik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telegraph post (Br pole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit deri hastalığıdır. Yer yer küme küme bir takım kızartılarla kendini gösterir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Arpa.

Hazırlanışı : Bir çorba kaşığı arpa, ateşte yakıldıktan sonra külü temriyelerin üzerine sürülür.


Sağlık Bilgisi by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geleneksel, geleneğe uygun, gündemde.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - gün.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ıslah olmamış; ahlakla bağdaşmayan; tövbekar olmayan. unregenerately z. ahlakla bağdaşmaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. genel valiye ait. viceregally z. genel vali sıfatıyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Anglosaksonlarda diyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Zekâ, anlayış, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by