Reh-nüma ne demek? | Reh-nüma anlamı nedir? | Reh-nüma

Reh-nüma anlamı nedir?

Reh-nüma ne demek?

Reh-nüma anlamı nedir?

Reh-nüma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: reh numa

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Yol gösteren, kılavuz, delil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

address book / booklet. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dünyayı gösteren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). vesayet altına almak ; tutuklamak, tevkif etmek; anlamak, idrak etmek, kavramak; korkmak, endişe etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, fark olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, endişe, kuruntu, vesvese; (psik). ilk sezi; anlayış, kavrayış, idrak; zan, tahayyül; akıl, zihin; tevkif, tutuklama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeli, vesveseli ; anlayışlı, müdrik; hassas, duygulu. apprehensively (z). vesveseli olarak. apprehensiveness (i). endişe, vesvese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. bâd = yel, nümâ = gösterici). Rüzgârın cihetini gösterici Alet ki evlerin vesair yüksek yerlerin üstüne konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Hintçe’den) (c. berâhime). 1. Hindûlar’ın «Brahma» mezhebine tâbî ve en yüksek kastına mensup adam. 2. Hindû ve Mecûsî rûhânî reisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برهنه] çıplak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Bİ-râh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerkabuğunda araştırmalar yapmak için açılan kuyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Brahmanizme mensup. 2. Brahman rahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çıplak, açık, yalın: Bürehne-ser = Başı açık. Bürehne-pâ = Yalın ayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Çıplaklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yalınayak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başıaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. cihân = dünya, nümûden = göstermek). 1. Dünyayı gösteren, harita veya coğrafya. 2. Çatının üzerinde her tarafa nezareti olan açık taraça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gazebo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. cilve = F. nümûden = göstermek). Cilve gösteren. Cllve-nümâ = Zuhûr ve tecelli etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). anlamak, idrak etmek, kavramak; kapsamak, içine almak, ihtiva etmek. comprehensible (s). anlaşılabilir, idrak olunabilir, makul. comprehension (i). anlayış, idrak; kapsam, şümul. comprehensive (s). geniş, şümullu, etraflı; idraklı,anlama yeteneği ola

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). En kerîh, çok iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinin şed makamlarından biri.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., tenis sağ vuruş, forhend; atın boynu ve omuzları; menfaatli mevki; (s). sağ vuruşla yapılan; önderlik eden; önceden yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). ihtiyatlı, tedbirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alın; herhangi bir şeyin ön tarafı veya cephesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağlar yüzlü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ev bark, aile ocağı. (bk.) HAnmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Hoonoomaun. in Hinduism, the monkey god and helper of Rama; god of devotion and courage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monkey god.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The monkey king, faithful ally of Rama in the Ramayana Hanuman in the whale , Votive image , Alagarkoil mandapa , birthplace , fighting , stele. the monkey God, protagonist in Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The 'Monkey-God' who serves Rama in the Ramayana.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A great servant devotee of Lord Rama who crossed the sea by jumping over it with the power of constant remembrance of the name of Rama.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Monkey warrior who became Rama's devoted friend and servant , also called 'Sun of the Wind-God Vayu'. the son of air and faithful servant of Lord Rama, in the form of a mighty monkey According to mythology, he was a half-brother to Bhima. in Hinduism, the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sonbahar görünüşlü. mec. Hüzün verici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hem-râh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hoarhound i. köpekayası, kavkas, bot. Marrubium vulgare; bu bitkiden çıkanlan öz veya bu öz ile yapılan şeker.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. ibret, Fars. nümûden = göstermek). İbret gösteren, ibreti mucip: Bir ibret-nümâ ceza ile cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İDARE-HANE) (i.). Bir işe bakan hey’etin toplanarak iş gördükleri yer ve daire: Bu gazetenin idarehanesi başka ve matbaası başka yerdedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اداره خانه] yönetim bürosu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anlaşılamaz, kavranmaz, akıl ermez. incom prehensibil'ity i. anlaşılmazlık. incom prehen'sibly z. anlaşılmaz surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlayışsızllk, akıl erdirememe, idrak noksanlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İş, menfaat gösteren. 2. Usta çıkacak çırakların, ustalıklarını göstermek üzere yaptıkları örneklik iş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kıble, Fars. nümûden = göstermek). Kıbleyi gösteren pusule.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerâhet» ten imef.) (mü. müstekrehe). İğrenç, iskirâh olunan, mekrûh, nefret edilen: Pek müstekreh yer, adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sıfat terkiplerinde geçer). Gösteren, bildiren. Cihân-nümâ = (bk.) Cihannümâ Reh-nümâ = Yol gösteren, pusla. Rû-nümâ = Yüz gösteren, açıkta olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Görünen, görünen, görünücü. 2. Örnek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Nûmân-ı berrî = Gelincik çiçeği. Nûman çiçeği = Osm. Şakaik-ı nûmâniyye.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Kan. 2.Gelincik. Hanefi Mezhebi’nin imamı, Nu’man b. Sabit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şakaik-ı nûmâniyye = NÜmân çiçeği, (bk.) Şakayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: numero). Adet, sayı, marka yerine bir şey için yazılan rakam: Numara koymak, numarasına bakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. no. size. trick. affectation. act. pretence. pretense. stunt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. disguise. gimmick. mark. number. pretence. ruse. stunt. trick. number rakam. grade. size. performance. size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. house number. circus. put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahte davranışlarda bulunan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impostor. faker. tall talker. charlatan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faker. phony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbering. numeration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. to number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to number. to assign a number to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. size. sized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. marked with a number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unnumbered. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Görünür, aşikâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gösteriş, görünüş, miting. 2. Yalandan gösteriş, gözboyama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstration. display. pageant. parade. show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gösteriş seven

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Gösterişle veya gösteriş için yapılan, gösterişli, gösterişle: Nümayişkârâne bir hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پابرهنه] yalınayak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gömlek (pîrâhen gibi).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. (maymun kuyruğu gibi) sarılma ve kavrama hassası olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tutma, yakalama; anlayış, kavrayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tarihöncesi, tarihten önceki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tarihöncesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

tarih öncesi

Yazının bulunmasından önceki insan topluluklarının evrimini inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Yol. 2. Meslek, usûl, düzen. Harcırâh = Resmen bir memuriyete gönderilen görevliye verilen yol masrafı. Şâh-râh = Cadde, ana yol. Hemrâh = Yoldaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol gösteren, kılavuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol kesen, eşkiya, yol vuran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ره] yol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Yolun geçtiği yer, geçit, ayakaltı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Yol gösteren, kılavuz, delil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yola giden, yol alan, yolcu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yol bulan, girebilen fırsat bulabilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAh-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurtulma, iyileşme, halâs. Rehâ bulmak = Kurtulmak, iyileşmek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رها] kurtuluş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Kurtulma, kurtuluş. 2.(Ar.) Bolluk, genişlik, varlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. rehâ-kârân). Kurtarıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., rehâ = kurtuluş, yâften = bulmak). Kurtulan. Rehâ-yâb olmak = Kurtulmak, hastalıktan kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réhabilitation

ekon. ve tıp iyileştirme

1. ekon. İflas hâlindeki işletmeyi iyi yönetimle kâra geçirme. 2. tıp Bir kimsenin iş yapmaya engel olan sakatlığını, yetersizliğini gidermek veya bozuk olan ruhsal durumunu düzeltmek amacıyla uygulanan tedavi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rehabilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tamir etmek, onarmak; yeniden ehliyetini vermek; namus veya itibarını iade etmek, eski haklarını iade etmek. rehabilita'tion (i.) eski itibara iade, eski hale gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهاکار] kurtarıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sesin ince, yavaş ve tatlı olması.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Tazelik, yumuşaklık. 2.Ucuzluk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. eski bir meseleyi yeniden tartışmak; i. eski bir meseleyi yeni isimle meydana çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gevşeklik, sülpüklük. 2. Tenbellik, ihmalkârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

languor. slackness. lethargy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lanquor. lassitude. laze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رخاوت] gevşeklik. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رخاوتکار] rehavet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rehâ, ruhâ» yani Urfa şehrine ait). 1. Sandıklı, küçük çalgı. 2. Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Türk müziğinin en eski birleşik makamı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Kurtulma, necat. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (reheb şekli de vardır). Korku, Ar. havf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ reh = yol, bürden = götürmek). Yol gösteren, kılavuz, delil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory. handbook. guidebook. guide. guidance conselor. pathfinder. careers officer. cicerone. conductor. courier. pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guide. handbook. rudder. guidebook. directory. guidebook kılavuz. telephone directory. telephone book. phone book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directory. guide. guidebook. transit guide. telephone directory. address directory. guide book. companion. companion guide. consultant. courier. finger board. guru. handbook. instruction booklet. leader. pathfinder. pilot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهبر] kılavuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yol gösteren, kılavuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student advisor adviser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kılavuzluk, yol gösterme: Rehberlik etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. guiding. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guidance. being a guide. guiding. being a guidance counselor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conduct. guide. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to guide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir piyesi prova etmek; alıştlrmak (aktör); nakletmek, hikâye etmek; ezberden okumak, inşat etmek; tekrarlamak. rehearsal i. piyes veya musiki provası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهگذار] geçit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(REHN) (i. A.). Bir şeyin diğer bir şey karşılığında alınabilmesi: Rehin bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rehin bırakılmış. 2. Yakınlaşmış, mümkün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pawn. pledge. security. hypothec. mortgage. gage. hock. hostage. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mortgage. pledge. security. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pledge. pawn. security. surety. collateral. deposition. mortgage lien. mortgaging. accessory contract. hypothec. pawnage. pawning. in pledge. pledging. pop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهين] rehinli, ipotekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teminat maksadıyle düşman veya eşkıya tarafından alıkonan insan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. hostage tutak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostage. pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهن] rehin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رهنما] yol gösterici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F. «revnak, parlaklık gösteren») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, serzeniş etmek, tekdir etmek, şiddetle eleştirmek, kabahatli bulmak, suçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdire layık, takbih edilir. reprehensibly z. tekdir edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, paylama, serzeniş, tekdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdir kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rû yüz, nümûden = göstermek). Yüz gösteren, ortaya çıkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شقاءق النعمان] gelincik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili büyük harf manşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli hırs ve tamah, tamahkârlık, açgözlülük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Pek şiddetli hırs ve tamah, tamahkârlık, açgözlülük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hissedar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Naz gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk Musikisi’nde artık kulanılmayan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., (argo) yenilgiyi hazmedemeyen kimse, kinci kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, ardiye, depo, mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saf ırklar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. sûret = şekil, F. nümûden = göstermek). Şekil ve sûretini gösteren, vücut bulan, vücude gelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

book. directory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

telephone directory. telephone book / directory / index.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Görgülü (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı böcek kozalarında bulunan şekerli ifrazat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türe - han.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Saçma sapan sözler, hezeyan, herze, yersiz ve boş söz: Türrehât dinlemeye vaktim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترهه] zırva.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşya deposu; ambar; antrepo; toptan satış yeri; mağaza. ware houseman i. eşya deposu sahibi veya işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tel. gibi tüyleri olan teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by