Rem ne demek? | Rem anlamı nedir? | Rem

Rem anlamı nedir?

Rem ne demek?

Rem anlamı nedir?

Rem | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rem

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ürkme, titreme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). sadede, konuya, mevzua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat). pahasına göre, kıymeti üzerinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agrément

uygunluk

Bir elçinin bir ülkeye atanmasından önce o ülkeden istenen uygun görme yazısı.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Pek çok: Leşker-i aremrem = Çok asker. (Osmanlıca’da az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titreyen, korkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ses kontrolünü ya da bir sonraki şarkıya geçme ayarını kulaklık üzerinden yapmaya olanak tanıyan teknoloji.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Maaşlardaki derece ve miktarları gösteren cetvel (ilk defa Barreme adında bir matematikçi tarafından yapıldığı için daha sonrakilere bu ad verilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scale of salaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

classification and promotion system for the salaries of government employee. assize. ready reckoner. scale of salary ies. tariff schedule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Asfur çiçeği kırmızı gül.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهرمند] hisse sahibi. 2.yararlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çift sıra kürekleri olan eski zaman kadırgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayrılma, kopma (yalnız kullanılmaz «lâ» ile beraber geçer): Lâ-cerem = Şüphesiz, elbette, mutlaka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cerime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). törensel, merasimle ilgili, resmi; (i). tören, merasim; ayin. ceremonially (z). törensel olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). resmi; muaşeret kurallarına dikkat eden; törensel. ceremoniously (z). çok resmi bir şekilde. ceremoniousness (i). resmi oluş, resmiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tören, merasim; ayin; resmiyet, protokol; nazik ve uygar bir davranış. stand on ceremony resmi davranmak. without ceremony teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞRİMEK (f.) (eski Türkçe). Uyku kaçmak, uyuyamamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (öluyü) yakmak. crema'tion (i). öIüyü yakma. cremator'ium, cre'matory (i). krematoryum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaymak, kremalı sos; krem likör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksilme, azalma; zayiat; eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Zelzele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake. quake. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake. quake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake. calamity. earth tremor. shake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earthquake area. disturbed area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epicentre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldamak, hareket etmek, titremek, çabalamak (deprenmek teprenmek daha çok kullanılır), (bk.) Tepremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismograph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Para, akça.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Para, akçe. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sarraf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Para basılan yer. (bk.) Darb-hâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (gerek bunun ve gerek Arapçaiaşmış olan «dirhem» in Yunanca’dan olduğu bazı dilciler tarafından ileri sürülmüşse de, Yunanlılar, kelimenin Farsça «direm»den geldiğini kabul eder. Zaten eski Yunan’da daha çok Iran parası kullanıldığından, bunun aslı Farsça’dır). 1. Dört, beş kuruş kıymetinde ve frank’a karşılık eski bir gümüş para. 2. Akça, Ar. nukud. Direm haride = Para ile alınmış, satın alınmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درم] dirhem, akçe, gümüş para.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Akça, para. 2.Gümüş para.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Gerip sertleştirmek, kuvvetli basıp dayamak: Ayak diremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ekârîm) (kerîm’ den itaf.). Daha veya pek kerîm, pek cömert ve Alîcenâb, lutuf ve keremi fazla olan. Serdâr-ı Ekrem = Osmanlı devletinde sadrâzam veya başka bir vezirin padişah yerine başkumandanlık ettiği zaman seferde aldığı unvan. Yâv»r-I Ekrem = Tanzimat’tan sonra padişahın müşir (mareşal) rütbesindeki yâverleri. Yâver-i Ekrem-i Hazret-i Şehriyârî (cem’inde yanlış olarak «yâverân-ı kirâm» denmiştir; halbuki kirâm, kerîm’in cem’idir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اکرم] çok cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Daha, en kerim. 2.Çok şeref sahibi, pek cömert, çok eli açık. Ekremü’l-Ekremin: Cenab-ı Hak. (Alak suresi: 3 ).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekrem olana yakışacak sûrette, ekremce, ekremcesine, pek cömertlikle, çok elaçıklığıyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Pek kerîm, lutuf, kerem, iyilik ve cömertlik sahibi olan bir kimseye mensup ve ait. Lutf-nâme-l ekremîleri vâsıl oldu = Mektubunu aldım yerine kullanılan eski nezaket tâbiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ekremlik, ekrem olma hali. (bk.) Ekrem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. extrême

1. aşırı, 2. uç, 3. sıra dışı

1. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren. 2. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren. 3. Alışılmışın dışında olan.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak veya soğuk tatlı, garnitur, esas yemeğin yanında veya arasında verilen ek yiyecekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) münzevi, inzivaya çekilmiş kimse, keşiş. eremit'ic (-aI) (s.) inziva kabilinden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pislik, dışkı. excremen'tal (s.) pislik kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ifrata kaçan kimse,aşırı giden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uç, nihayet, son, zirve; hudut, sınır; son derece; aşırı sıkıntı veya tehlike; aşırı davranış veya fikir. extremities el ve ayaklar. resort to extremities aşırı gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ustabaşı, baş kalfa; reis, başkan, özellikle jüri başkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). baş direği, pruva direği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). başta gelen, en öndeki; (z). başta. first and foremost en başta, evvelâ. head foremost başı önde; çekinmeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavrulup kıtır olmak, gevrek olmak, çok kurumak: Bu ekmek gevremiş. 2. Ayazda üşümek: Dışarıda gevredik. 3. Ateşte veya güneşte yanmak. 4. Gevreyekalmak = Ölmek, telef olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) uçaklarda arızaya sebep olduğu rivayet edilen ve hayal mahsulü ufak bir varlık, cin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guramâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Girilmesi herkese açık olmayan kutsal ve-saygı gösterilen yer. Harem-i Şerif = KAbe-i Şerîfe ve civarları. 2. İslâm evlerinin kadınlara mahsus dairesi: Hareme girdi. Haremdedir. Mukabili: Selâmlık. 3. Zevce, eş: Haremi kendisinden yaşlıdır. Harem ağası = Hareme girip çıkan hadım ağa. Harem-i hümâyûn = Osmanlı devrinde saray-ı hümâyûn’un harem dairesi. Haremeyn, Haremeyn-i Şerîfeyn = KAbe-i Şerîfe ile Ravza-i Mutahhara ve bunların bulunduğu Mekke-i Mükerreme ile, Medîne-i Münevvere. Hâdim-ül-Haremeyn-iş-Şerîfeyn = Once Yavuz Sultan Selim tarafından alınan ve Osmanlı padişahlarının halîfe olduklarını gösteren unvan. Haremeyn pâyesi = Osmanlılar devrinde yüksek ilmî rütbelerden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hareem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harem. women's apartments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The apartments or portion of the house allotted to females in Mohammedan families.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The family of wives and concubines belonging to one man, in Mohammedan countries; a seraglio. living quarters reserved for wives and concubines and female relatives in a Muslim household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living quarters reserved for wives and concubines and female relatives in a Muslim household.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A group of females associated with one male - used in reference to polygamous animals. ipet, institutions run by the pharaoh's first wife for the benefit of the pharaoh's wives and female relatives, not to be confounded with the muslim harem of later time

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quarters for Muslim women in a palace;. the mating and association of several adult females with one male. a women's compound associated with the royal palace and some temples, including quarters for queens and other women of distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حرم] harem, herkesin giremeyeceği yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) harem, harem dairesi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yasak kılınmış mukaddes olan şey. 2.Evlerde yabancı erkeklerin girmesine izin verilmeyen, kadınlara ait bölüm. 3.İç avlu. 4.Hicaz’da ihrama girilen yerden Ka’be’ye dek uzanan bölüm. 5.Mekke-Medine’nin ismi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eunuch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fiA. tes.) (m. harem). İki harem: Mekke ile Medîne. (bk.) Harem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the role and condition of a wife. the part of a house reserved for women and girls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) harem dairesi, evde harem kısmy, herkesin uluorta giremeyeceği yer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [حرم سرای] harem dairesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) başı önde olarak, baş aşağı; kayıtsızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. herâm, ehrâm). Mısır’da Firavunlar zamanından kalmış meşhur piramit şeklindeki mezarların beheri. 2. (geometride) Mahrûtî şekil, piramit. Herem-i nâkıs = Bir tarafı kesik piramit. 3. İhtiyarlık, yaşlılık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هرم] ehram.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Kocamış, ihtiyarlamış, zayıflamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). ihtiyarlığa ermiş, kocamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. heremiyye) (matematik, hendesede). Piramit şeklinde olan, mahrûti: Heremiyüş-şekl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [هرم] piramit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şen, sevinçli, gönül açıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sevinçli. 2. Gönül açıcı. (bk.) Hurrem.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Şen, sevinçli, güleryüzlü, gönülaçan, taze, hoş. 2.Bir yazı sitili. 3.Hurrem Sultan: Kanuni Sultan Süleyman’ın gözde zevcelerinden. Osmanlı siyasetinde etkin rol oynayan hanımlardan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yeşil taze. 2.Gönülaçıcı. 3.Şen şakrak, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(İ. F.). Şen ve gönül açan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç, sevinçli olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kan hücumu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. boğa ve benzerleri) Bağırmak, böğürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

huk. şahıslarla ilgili olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. artma, çoğalma; azar azar artma; fazlalık; mat. nicelik farkı. unearned increment ikt. bir servet veya bir değerin emeksiz olarak artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölüm döşeğinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) ikaz etmek için, korkutmak için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Vaktiyle Şeddâd tarafından Cennet’e benzetilerek yapılan bahçe. Bağ-ı irem = Cennet bahçesi. İrem zât-ülimâd = Cenneti kasteden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Cennet bahçesi. 2.Ok veya kurşun atılan nişan tahtası. 3.Cenk denilen musiki aleti ve bunu icad edenin adı. 4.Ad kavmi zamanında, Şeddad tarafından cennete benzetilme amacıyla yapılan bahçe olup, Şam’da veya Yemen’de bulunduğu söylenir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çaresiz, telâfi olunamaz; tedavisi mümkün olmayan. irremediably (z.) çaresiz olarak, telafisi mümkün olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) affolunamaz, müsamaha edilemez; zorunlu, mecburi, kaçınılmaz. irremissibleness (i.) affolunamazlık, zorunlu oluş. irremissibly (z.) zorunlu olarak, müsamaha edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sabit; azlolunamaz, yerinden atılamaz. irremovably (z.) sabit bir şekilde; azlolunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. can sıkıcı şikâyet, yakınma, figan, feryat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ispanyolca’dan). Bir çeşit şekerleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekre olmak, dil buracak surette ekşimek. 2. Ekşiyip kabarmak, Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kekresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Biraz di! buran, ekşice, buruksu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Uzun kemiklerin son kısmındaki, kemik yapıcı kıkırdakların verem olmasına, kemik veremi denir. Kalça, diz kapağı oynakları ve bazen de omurlarda görülür. Nedeni veremin ikinci devresinde, verem basillerinin kan damarları aracılığıyla bütün vücuda yayılmış olmasıdır. Hastada baş ve eklem ağrıları görülür. Kemiklerinde yaralar ve delikler açılır. Ateşi de, inip çıkar. Vakit geçirmeden tedavi edilmesi gerekir. Doktorun tavsiyelerine uyulur, verdiği ilaçlar kullanılır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Karabaşotu, pekmez, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 2 tutam karabaşotu konur. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Suyuna 1 su bardağı pekmez konur. Iyice karıştırılır. Günde 3 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asalet ve asaletin şartlarından olan yüksek kalblilik, Alîcenâblık, cömertlik: Kerem sahibi. 2. Lutuf, merhamet, ihsan, iyilik: Bu iş lutuf ve kereminize kalmıştır. Kerem buyurun = Lutuf, müsaade buyurun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kindness. beneficence. grace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرم] cömertlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Asalet, asillik, soyluluk. 2.Cömertlik, el açıklığı lütuf, bağış, bahşiş.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kerem etmek, iyilik etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. kerem, güsterden = döşemek). Lutuf ve kerem saçan, kerem sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lutuf ve kerem sahibi, cömert. Ar. sahî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hal. F.). Cömertlik, lutuf ve keremle: Kerem-kârâne muamele ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Lutuf ve kerem sahibine, kerem-kâr olanlara ait: Zât-ı keremkârîleri; bir muâmele-i keremkârî ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kiremit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کرمکار] cömert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karadan denize uzanan taşlık burun.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerem).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y.’dan). I. Fırında pişirilerek sertleştirilmiş lüleci çamuru: Kiremit parçası; kiremitten küçük heykel. 2. Evlerin damlarını örtmeye mahsus pişmiş çamurdan yapılmış oyuk parçalar ki, birer sırası oyuk tarafı yukarıda ve diğer birer sırası aşağıda ve ötekilerin aralarını örtecek surette konularak suyun içeriye geçmesine engel olur. Marsilya kiremitl = Bunun düz ve genişi ki, kenarları biribirine geçecek ve yağmur suyunun geçmesine meyden vermeyecek surette yapılmıştır. 3. Dam, çatı: Kiremite çıktı; kiremitin üstüne attı. bk. Keremit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile. roof tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ n / clay roofing tile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tilery. tile manufactory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brick colour (ed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kiremit yapan veya satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile maker. tile selling. tile laying. tiling. tile burner. tiler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tile making. tile selling. tile laying. tiling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kiremit ve ona benzer topraktan şeyler yapılan yer, kiremit fabrikası. 2. Kiremit satılan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). 1. Deriye yumuşaklık vermek için sürülen kokulu merhem. 2. Açık saman rengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. cream. balm. moisturizer. whitewash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face / hand / cold / vanishing cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Sütün yüzünden toplanan yağlı kısım, kaymak. 2. Bir çeşit yumurtalı süt tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. custard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream filling. cream from milk. cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Ölülerin yakıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. crématorium

yakmalık

Ölülerin yakıldığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crematorium. crematorium crematory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to apply a cosmetic cream to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kremlin, içinde Sovyetler Birliği devlet dairelerinin bulunduğu Moskova'daki yüksek duvarlı kale; Sovyet Hükümeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) Rus yöneticilerinin davranışlarını inceleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. roar. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağız köpürmek, azmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roar. to shout. to bellow with rage. bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerîm). Kerîmler, cömertler, bk. Kerîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimsel(Erkek İsmi) 2.Ulular, büyükl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear away with a shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şüphesiz, elbette, nâçar. bk. Lâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [لاجرم] kuşkusuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Şüphesiz. 2.Besbelli, elbette.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi yükletme ve boşaltma gibi liman işlerinde kullanılan işçi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «harâm» dan masdar) (c. mehârim). 1. Haram, şer’an doğru görülmeyen şey: Mehârimden kaçınmalıdır (bu mânâ ile başlıca cem’i kullanılmıştır). 2. Harem selâmlıkta haram olmıyan, akrabadan olmakla kendisinden kaçılmayan, hareme girip çıkan: Kendisi mahremdir, hareme girebilir. 3. mec. Teklifsiz, birinin sırlarını ve hususî hâllerini bilen, içli dışlı: Mahrem-i esrâr. 4. Gizli, sır, herkese açılmaz ve söylenmez: O sözü, o işi pek mahrem tutuyorlar. Nâ-mahrem = Şer’an nikâh düşmekle kendisinden kaçılan, hareme giremeyen: İçimizde nâ-mahrem vardır, kadınlar çıkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidental. secret. private. privy. close. closet. hush-hush. secluded. camera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

private. intimate. confidential. confidant. within the relationships forbidden for marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidential. private. secret intimate. so closely related by blood that marriage with him o. secret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ محرم] nikah düşmeyen. 2.gizli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gizlice, açıklanmamak şartıyla, ifşâ olunmayacağına itimat ederek: Ifade-i mahremâne; size mahremâne söylüyorum; mahremâne görüştüler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privacy. intimacy. confidentiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

confidentiality. intimacy. privacy. confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Nikâh düşmediği için kendisinden kaçılmayan adamın hâli; hareme girebilme: Mahremiyyetten faydalanarak vakitli vakitsiz yanına gidebilirdi. 2. Teklifsizlik, sırları bilme: Kendisini mahremiyyete almıştı. 3. Sır saklayıp herkese açılmayan bir şeyin hâli: O sözün, o işin mahremiyyeti çok sürmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den mimli masdar) (c. mekârim). 1. Cömertlik: Mekremet sahibi bir adam. 2. Büyük saygı

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keremli, cömert. 2. Saygı değer (müderris pâyesinde olan ulemâya verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe halk dilinde: merâmet). (bk.) Merâmet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرمت] onarım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

onarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مترو مکعب] metreküp.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sağlam, kaçınılmaz: Belây-ı mübrem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. "harâm" dan imef.) (mü.muharreme).

1. Yasaklanmış, Osm. tahrîm edilmiş, harâm edilmiş.

2. Hicrî yılın birinci ayı: Mâh-ı muharrem; muharremü’l-harâm (câhiliyet devrinde bu ayda savaş yasaklandığı için bu ad verilmiştir).

«Şehrullahi’l-Muharrem» olarak meşhur olan, yani «Allah’ın ayı Muharrem» olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. «Şehrullahi’l-Muharrem» olarak meşhur olan, yani «Allah’ın ayı Muharrem» olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.

Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.

Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan «On geceye yemin olsun» ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.

Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne «Âşura» denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:

1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.

2. Hz.Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.

3. Hz.Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.

4. Hz.Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.

5. Hz.Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.

6. Hz.İsa (a.s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.

7. Hz.Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.

8. Hz.İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.

9. Hz.Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.

10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.

Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Tahrim olunmuş, haram kılınmış. 2.Kamer takviminin birinci ayı aşura ayı. Müslümanlıktan önce bu ayda savaşmak yasak olduğu için bu ad verilmiştir. Bu ayın ilk 10 gününde Kerbela vakasının yıldönümünde matem yapılır. 10.gününde aşure pişirilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şer’an haram ve yasak olan şeyler: Muharremâttan kaçınmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محرمات] dinî yasaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Eskiden yılbaşı olan muharrem ayının ilk günü yapılan tebrik töreni ve bu vesileyle verilen bahşiş veya hediye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «hürmet» ten imef.) (mü. muhtereme). Hürmetli, saygı değer: Bir pîr-i muhterem; vâlide-i muhteremem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. honorable. honourable. venerable. reverend. august. patriarchal. worshipful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverend. venerable. respected. estimable saygıdeğer. sayın.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. respected. estimable adj. honourable. venerable. worshipful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محترم] saygın, saygıdeğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İhtiram olunmuş. Saygıdeğer, sayılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den imef.) (mü. mükerreme). Saygı gören: Mekke-i Mükerreme. Düstûr-i mükerrem = Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Muhterem, aziz sayın, saygıdeğer, sayılan, onurlandıran, hürmet ve tazime erişmiş. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kerem ve şeref ile nitelenmiş olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İkram olunmuş, ağırlanmış.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبرم] kaçınılmaz, zorunlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kaçınılmaz bir hal almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şer’an mahrem olmayan, hareme girmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ نامحرم] mahrem olmayan. 2.nikah düşmeyen kişi. 3.yabancı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Nâ-mahremlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok türemış.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kati, kesin, müspet, mutlak; inatçı; otoriter, diktatörce, mütehakkim; münakaşa kaldırmaz. peremptory writ huk. celpname. peremptorily z. kesin olarak, münakaşaya yer bırakmayacak şekilde; diktatörlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıp öğrenimine hazırlayıcı, tıp öğrenimi öncesi (kurslar veya öğrenci).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prématuré

tıp erkendoğan, günsüz

Zamanından önce doğan (bebek).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

premature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. prematurity i. vaktinden evvel gelişme, mevsimsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düşünmek, tasarlamak, amaçlamak. premeditated s. tasarlanmış, kasıtlı. premedita'tion i. tasarlama, kasıt; önceden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. birinci, ilk; baş, asıl; i. başbakan. premiership başbakanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir piyesin ilk defa olarak oynanması, gala; (tiyatro) baş kadın oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kıyametten evvel gelecek bin seneden önce. premillennialism i. Hazreti İsa'nın kıyametten önceki bin seneden evvel geleceği öğretisi. premillenialist, premillenarian i. bu inanca bağlı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tanıtma veya açıklama yoluyle önceden belirtmek; bir önerme veya tartışmanın nedeni olarak ileri sürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. tasımda birleşerek bir sonuç meydana getiren her iki önermeden biri, öncül, terim; huk. bir feragatname veya vasiyette söz konusu olan ana madde; çoğ. bina ve müştemilâtı. in these premises bu duruma göre, bu şartlar altında. major premise m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prim; (satışta) hediye; sigorta ücreti; bir şeye itibari değerinden fazla olarak verilen fiyat; hisse senetleri veya paranın mübadele farkı; değer; yarışmada verilen ödül. at a premium fazla fiyatla, itibari değeri üstünde; çok rağbette, çok aranı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köpekdişlerinin hemen yanındaki iki azıdişine ait; i. bu iki azıdişinden biri, küçük azıdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi; uyarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) posa, süprüntü; (tıb.) ifraz edilip tekrar vücuda alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kül, ateş külü, Fars hâkister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remâdiyye). Kül çeşidinden veya kül renginde olan.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

MiniDisc ya da DAT üzerinde kalan zamanı gösterir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalmak, durmak; baki kalmak; geri kalmak, gitmemek; değişmeyip olduğu gibi kalmak, mevcut kalmak, zail olmamak; fazla kalmak, elde kalmak. remains i., çoğ. bakaya, kalıntılar; ceset, cenaze; bir kimsenin ölümünden sonra basılan eserleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. bakıye, kalıntı, artan şey; mat. artan; f. (kitap, kumaş) değerini kaybetmiş diye ucuza satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (remade) yeniden yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. geri göndermek, iade etmek; bir mahpusun sorgusunu tamamlamadan başka soruşturma yapılmak üzere kendisini hapishaneye iade etmek; i. geri gönderme, bir mahpusu hapishaneye iade etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, demek; dikkat edip görmek; i. işaret; söz; dikkat etme, görme, mülâhaza; mütalâa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dikkate değer; tuhaf, garip; olağanüstü, harikulade. remarkableness i. fevkaladelik. remarkably z. dikkate lâyık derecede, çok.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşandıktan veya dul kaldıktan sonra yeniden evlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sürü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Göz hastalığı, Fr. ophthalmie.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresi bulunur. remediably z. çaresi bulunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çare kabilinden, çare bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresiz, ilaçsız. remedilessness i. çaresizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çare; ilaç, deva; huk. hakkın yerine getirilmesi için kanunun gösterdiği yol; f. çaresini bulmak, icabına bakmak, düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (edebiyat, arûz’da) Her mısraı dört fâilâtün’den mürekkep bir bahir: Bahr-i Remel. 2. Rakamlar yazarak işaretler yaparak gaipten haber vermek iddiası, remilcilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatırlamak, hatırda tutmak, unutmamak, hatıra getirmek, anmak, yad etmek. Remember me to him. Benden selam söyleyin. remembrance i. hatırlama, hatıra, zihin; hatırlama süresi; eks. çoğ. andaç; selam. remembrancer i. hatırlatıcı şey veya kimse; b.h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. remiges) kuş kanadı tüyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ürkmüş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رميده] ürkmüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ürkmüş, korkmuş.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. remix

müz. ve sin. bindirim

1. müz. Melodiye sadık kalınarak bir parçanın yeniden değişik ritimlerde çalınması. 2. sin. İlk çekimin son görüntülerinin yavaş yavaş silikleştirilmesi, ikinci çekimin ilk görüntülerinin gittikçe güçlendirilmesinden sonra belli bir noktada iki çekimin görüntülerinin üst üste gelmesi ve en sonunda ikinci çekimin görüntülerinin belirginleşmesi tekniği.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(bk.) Remi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. remîme) (tıp). Çürümüş, bozuk (kemik).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatırlatmak, hatırına getirmek. reminder i. hatırlatma; hatırlatan şey veya kimse. remindful s. unutmayan, hatırlayan; hatırlatıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,A.B.D. hatırlamak, hatıralarını tekrarlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hatırlama, hatırda tutma, anımsama; hatırlanan şey, yadigâr; eks. çoğ. hatıralar, hatırat.reminiscent s.hatırlayan; hatırlatan; hatıra kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. f. huk.feragat, vaz geçme; f. vaz geçip teslim etmek, feragat etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihmalci; dikkatsiz, gafil; ağır, tembel. remissly z. ihmal ederek, dikkatsizlikle. remissness i. ihmal, kusur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. affı mümkün, affolunur. remissibility i. af imkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. af; vaz geçme, feragat; eksiltme, hafifletme, teskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. affetmek, bağışlamak; vaz geçmek (cezadan); huk. (davayı üst mahkemeden alt mahkemeye) iade etmek; havale etmek, para havalesi göndermek; şiddeti eksilmek, teskin olunmak, sükun bulmak. remitment i. af. remittal i. bağışlama, vaz geçme. remittance i.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Remz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emblem. sign. symbol. pseudonym. alias. hint. veiled reference. allusion. mark. initial. character. cipher. key. notation. keyword. paraph. abbreviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رمز] sembol, işaret, rumuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. İşaret, meramını isteğini işaretle ifade etme. 2.Alamet, amblem.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. remmâl). 1. Kum. 2. Nokta ve çizgilerle gaipten haber verme dolandırıcılığı, remil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رمل] kum. 2.remil, falcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «remi» den imüb.). Remmal açan, kumla fal bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رمال] falcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «remz»den). İşaretlerle konuşan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bakıye, artık, fazla miktar; parça, kumaş parçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şeklini değiştirmek, yeniden tanzim etmek (ev, apartman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sitem, serzeniş, paylama, protesto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. sitemli, protesto eden; i. şikâyet eden kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. paylamak, serzeniş etmek, azarlamak, ihtar etmek; şikâyet etmek, protesto etmek. remonstra'tion i. protesto. remonstrative s. protesto kabilinden. remonstrator i. şikâyetçi kimse, protesto eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. başındaki emici bir uzuv vasıtasıyle daha büyük balıklara yapışan bir çeşit balık, zool. Echeneis; mani, geciktirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vicdan azabı, pişmanlık, nedamet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeis derecesinde pişman olan. remorsefully z. nedametle, vicdan azabı çekerek. remorsefulness i. nedamet, vicdan azabı halinde olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, ırak; yabancı, ecnebi; ayrı; pek az. remote control uzaktan idare (cihazı). remotely z. uzaktan. remoteness i. uzaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzaklaştırma; yerinden çıkarma; izale, giderme, yok etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar ata binmek; tekrar mukavvaya yapıştırmak; i. sakat veya kaybolan atın yerine alınan binek atı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzaklaştırılabilir, kaldırılır, azlolunur. removabil'ity, removableness i. uzaklaştırılabilme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaldırılma, kaldırma, yerini değiştirme, nakil; yol verme, işinden çıkarma; ihraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaldırmak, defetmek, ortadan kaldırmak, uzaklaştırmak; öldürmek; başka yere nakletmek, yerini değiştirmek; azletmek; kesmek; izale etmek; gitmek, ev değiştirmek, başka eve nakletmek; i. uzaklaştırma; yer değiştirme; derece, fark derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. uzak, ayrı, alâkası olmayan. a first cousin twice removed kuzenin torunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hakkını vermek, mükâfatını vermek, emeğinin karşılığını vermek. remunerable s. emeğinin karşılığının ödenmesi mümkün. remunera'tion i. karşılık, mükâfat, bahşiş, ücret, hak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. karlı, kazançlı. remuneratively z. kazançlı olarak. remunerativeness i. kazanç temin etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atma, endaht, tüfek boşaltma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rümOz, rümûzât). 1. İşaret, işaretle anlatma, İmâ. 2. Belli bir şeyi ifade eden resim ve şekil vesaire, senbol. RümOz-ı kimyeviyye = Kimya kısaltma ve senbolleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رمز] sembol, işaret. 2.imalı konuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Remizden, İmâdan anlayan, anlayışlı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Remizle ilgili, remze ait, sembolik, simgesel.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Remzi).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işten çekilme, tekaütlük, emeklilik; inziva yeri, inziva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. korkulu söylentiler yayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediye başkanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) belediye başkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaramaz, kötülük eden, edepsiz. 2. Rahvan: Şeremet at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yaramaz, kötülük eden, edepsiz. 2. Rahvan: Şeremet et.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cérémonie

tören

Anma, kutlama, nişan, evlenme, ölüm gibi sebeplerle yapılan toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok üstün. supereminence i. aşırı üstünlük. supereminently z. büyük üstünlükle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstünlük, yücelik, ululuk; herkesten üstün olma, büyüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yüksek, ulu, yüce; hakim; en yüksek mertebede; en yüksek derecede, en mükemmel; son. Supreme Being Hak Taalâ, Allah. Supreme Court Anayasa Mahkemesi. supreme good en büyük iyilik, en yüksek hayır gayesi. Supreme Soviet en üst Sovyet. supreme t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çardak. 2. Kubbe, künbed. 3. Gök, gökyüzü, gökkubbe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تارم] kubbe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. matematik), ispat edilebilen teklif, dâvâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yabanî fıstık ağacı. 2. Bu ağaçla sakız ağacından ve çam ağacından çıkan bir nevi yağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teorem, dava. theoremat'ic (s.) teorem kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. ehli hayvan veya fidan üretme ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titremek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking. trembling. the shivers. shivering. vibration. quake. quiver. thrill. chill. dither. flicker. judder. pulsation. quaking. rigor. rigour. shake. shimmy. shiver. shudder. tremble. tremor. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. flicker. quaver. quiver. shake. shiver. tremble. tremor. wobble. trembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. shake. vibration. shaking. quivering. trembling. shivering. oscillation. wabble. wobble. rattle. undulation. jar. swing. dither. flutter. quake. quaver. quiver. rigour. shudder. tremble. tremor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sık sık ve durmadan oynamak: Elleri titrer. 2. mec. Çok korkmak. 3. Çok üşümek: Kışın ortasında paltosuz titriyor. Üzerine titremek = mec. Birine çok sevgi duyup fazlaca dikkat etmek Yer, gök titremek = Büyük ve dehkımıldanışı, Ar. ihtizaz.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. tremble. quake. shiver. vibrate. dither. flicker. flutter. jerk. judder. pulsate. pulse. quiver. shimmy. shudder. thrill. throb. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. judder. palpitate. quail. quake. shiver. shudder. tremble. vibrate. wobble. to tremble. to shiver. to shudder. to quiver. to flicker. to falter. to quake. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. titremek; ürpermek; i. titreme; ürperme. tremble for üzerine titremek, endişede olmak. tremblingly z. titreyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli; çok büyük, kocaman, gayet iri; k.dili çok iyi, şahane. tremendously z. çok. tremendousness i. heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Magnezyum kalsiyum, demir ve aleminyumlu tabiî silikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. ses veya çalgıda titreklik, çırpıntı; orgda titrek ses çıkaran jödorg.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme; ürperme; sarsıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. titrek, ihtizazlı; ürkek, korkak. tremulously z. titreyerek. tremulousness i. titreklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç sıra kürekleri olan eski savaş gemisi, kadırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kemirgenlerden insanlara geçen ateşli bir hastalık, tularemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. breeding. springing up. appearing suddenly. parvenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öteden beriden toplanıp vücuda gelmek, derme çatma ortaya çıkmak. 2. Meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive. to spring up. to sprout up. to appear. to come into existence. to derive. come into existence. appear. to increase and multiply. to be derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derived. derivative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. nezaketsizce yapılan; laubali; gayri resmi. unceremoniously z. gayri resmi olarak, teklifsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. istediği şekilde iş bulamayan, kâfi derecede çalıştırılmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasltsız; önceden tasarlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bagışlamaz, vaz geçmez; direşken; sükun bulmaz; sürekli, aralıksız. unremittingly z. devamlı, mütemadiyen, aralıksız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Karaciğerde meydana gelip, kan vasıtasıyla böbreklere taşınan ve idrarla dışarı atılan zararlı maddelere üre denir. Ürenin, idrarla dışarıya atılmayıp, vücutta kalmasından meydana gelen hastalığa da üremi denir. Nedeni, böbrek hastalıkları ve prostat büyümesidir. Hastada devamlı baş ağrısı, görme bulanıklığı, hıçkırık, gündüzleri uyuma ihtiyacı ve geceleri de uykusuzluk görülür. Vakit kaybetmeden tedavi edilmesi gereken bir hastalıktır. Ayrıca tedaviye yardımcı omak amacıyla hastanın üşütmemesi, yorulmaması, düzenli beslenmesi, sigara veya alkolü bırakması gerekir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 6 tane lahana yaprağı konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procreation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the birds and the bees. proliferation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabuk yetişip bol şekilde yayılmak, türemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. increase in numbers. propagate. be reproduced. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. propagate. reproduce. to reproduce. to multiply. to propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. pullulate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. tıp). Ürenin kanda birikmesinin sebep olduğu hastalık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. üremi. uremic s .uremili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evrâm) (tıp). 1. Şiş, şişme. 2. Koch basilinin sebep olduğu bulaşıcı hastalık, verem.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akciğer veremi, tüberküloz, fitizi diye bilinir. Nedeni, koch basili denilen ufak kıvrık içinde küçük noktacıklar görülen çomak şeklindeki verem basilidir. Verem mikrobu insan vücuduna çeşitli yollardan girebilir. Bu yolların başında, solunum yolları gelir. Hastalık, çoğunlukla veremlinin balgamı veya veremli ineklerin sütü ile bulaşır. Sağlık şartlarına uymamak, aşırı yorgunluk, üzüntü, grip, boğmaca, kızamık veya şeker hastalığı vücudun direncini kaybetmesine ve hastalığın ihtimalinin artmasına neden olur.

Verem, üç devrede gelişir. Birinci devrede, hastada genel yorgunluk, iştahsızlık, sırt ağrıları, öksürük, ve 38 dereceye varan ateş görülür.Verem basili bu devrede tüberkül adı verilen iltihaplı bölgeler oluşturur. İkinci devrede hiç bir belirti görülmeyebilir. Fakat basiller bütün vücuda yayılarak deri, eklemler, kemikler, böbrekler, bağırsaklar, karın ve beyin zarına yerleşirler. Bu devrede tedaviye başlanmamışsa, vücudun direnci azalmaya başlar. Üçüncü devrede, varem basilleri kan veya lenf kanalları yoluyla yayılmaya devam eder. Hastada, yorgunluk, balgamlı öksürük, akşamları yükselen hafif ateş, iştahsızlık ve gece terlemeleri görülür. Bu devrede, tedavi edilmezse, diğer akciğer de hastalanabilir. Tedaviye 4 ila 9 ay kadar devam etmek gerekir. Tedavinin ilk şartı temiz ve açık hava, bol gıda ve üzüntüsüz bir hayattır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Isırganotu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam ısırganotu konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phthisic. phthisical. tubercular. tuberculous. consumption. phthisis. tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consumption. tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis. tubercular. hectic fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ورم] şişkinlik, şiş. 2.verem, tüberküloz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vereme tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hectic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tubercular. tuberculous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zampara; kerhaneci: pezevenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by