Reme ne demek? | Reme anlamı nedir? | Reme

Reme anlamı nedir?

Reme ne demek?

Reme anlamı nedir?

Reme | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: reme

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sürü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, iktisap; ilim, marifet, hüner.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بهرمند] hisse sahibi. 2.yararlanan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çift sıra kürekleri olan eski zaman kadırgası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Cerime.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen)., (çoğ). mumlu bez, kefen bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ÇİĞRİMEK (f.) (eski Türkçe). Uyku kaçmak, uyuyamamak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaymak, kremalı sos; krem likör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eksilme, azalma; zayiat; eksiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldamak, hareket etmek, titremek, çabalamak (deprenmek teprenmek daha çok kullanılır), (bk.) Tepremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gerip sertleştirmek, kuvvetli basıp dayamak: Ayak diremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Zerdüşt dinine mensup eski Iranlılar’ın inandıkları iki kuvvetin biri ki, kötülük ve karanlık kaynağı idi. Diğeri iyilik ve aydınlık kaynağı idi, İzd denilirdi. İslâm’dan sonra İzd ismi Allah’a ve Ehrimen, Şeytan’a verildi.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Hafif el ve ayak titremeleri; daha ziyade nevroz, isteri ve nevrastenide görülür. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Kekik, su.

Hazırlanışı : 1 çay bardağı kaynak suya yarım kahve kaşığı kekik konur. 5 dakika bekletildikten sonra süzülür. Hepsi bir kerede içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sıcak veya soğuk tatlı, garnitur, esas yemeğin yanında veya arasında verilen ek yiyecekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) pislik, dışkı. excremen'tal (s.) pislik kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). son derece; müfrit, aşırı; en uçta veya kenarda olan; son; (i). sınır, bitiş noktası veya çizgisi, kenar, uç; son derece; (mat). denklem ve seride başlangıç veya bitiş noktası. extreme case olağan üstü bir örnek. go to extremes ifrata kaçmak, a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kavrulup kıtır olmak, gevrek olmak, çok kurumak: Bu ekmek gevremiş. 2. Ayazda üşümek: Dışarıda gevredik. 3. Ateşte veya güneşte yanmak. 4. Gevreyekalmak = Ölmek, telef olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fiA. tes.) (m. harem). İki harem: Mekke ile Medîne. (bk.) Harem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. boğa ve benzerleri) Bağırmak, böğürmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. artma, çoğalma; azar azar artma; fazlalık; mat. nicelik farkı. unearned increment ikt. bir servet veya bir değerin emeksiz olarak artması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) çaresiz, telâfi olunamaz; tedavisi mümkün olmayan. irremediably (z.) çaresiz olarak, telafisi mümkün olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ispanyolca’dan). Bir çeşit şekerleme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kekre olmak, dil buracak surette ekşimek. 2. Ekşiyip kabarmak, Osm. ihtimâr etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parthenogenesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. roar. roaring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağız köpürmek, azmak, kızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roar. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roar. to shout. to bellow with rage. bellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear away with a shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerem» den mimli masdar) (c. mekârim). 1. Cömertlik: Mekremet sahibi bir adam. 2. Büyük saygı

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kerem, cömertlik. Saygı, ağırlama.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Keremli, cömert. 2. Saygı değer (müderris pâyesinde olan ulemâya verilen unvandı).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saygı göstererek: Mükerremen uğurladılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıp öğrenimine hazırlayıcı, tıp öğrenimi öncesi (kurslar veya öğrenci).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden düşünmek, tasarlamak, amaçlamak. premeditated s. tasarlanmış, kasıtlı. premedita'tion i. tasarlama, kasıt; önceden düşünme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) posa, süprüntü; (tıb.) ifraz edilip tekrar vücuda alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Göz hastalığı, Fr. ophthalmie.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresi bulunur. remediably z. çaresi bulunur surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çare kabilinden, çare bulan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaresiz, ilaçsız. remedilessness i. çaresizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çare; ilaç, deva; huk. hakkın yerine getirilmesi için kanunun gösterdiği yol; f. çaresini bulmak, icabına bakmak, düzeltmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (edebiyat, arûz’da) Her mısraı dört fâilâtün’den mürekkep bir bahir: Bahr-i Remel. 2. Rakamlar yazarak işaretler yaparak gaipten haber vermek iddiası, remilcilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hatırlamak, hatırda tutmak, unutmamak, hatıra getirmek, anmak, yad etmek. Remember me to him. Benden selam söyleyin. remembrance i. hatırlama, hatıra, zihin; hatırlama süresi; eks. çoğ. andaç; selam. remembrancer i. hatırlatıcı şey veya kimse; b.h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. remiges) kuş kanadı tüyü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işten çekilme, tekaütlük, emeklilik; inziva yeri, inziva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaramaz, kötülük eden, edepsiz. 2. Rahvan: Şeremet at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Yaramaz, kötülük eden, edepsiz. 2. Rahvan: Şeremet et.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Peygamberimlz’in iki torunu, Hz. Hasan ile Hz. Hüseyn.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en yüksek, ulu, yüce; hakim; en yüksek mertebede; en yüksek derecede, en mükemmel; son. Supreme Being Hak Taalâ, Allah. Supreme Court Anayasa Mahkemesi. supreme good en büyük iyilik, en yüksek hayır gayesi. Supreme Soviet en üst Sovyet. supreme t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yabanî fıstık ağacı. 2. Bu ağaçla sakız ağacından ve çam ağacından çıkan bir nevi yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Titremek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaking. trembling. the shivers. shivering. vibration. quake. quiver. thrill. chill. dither. flicker. judder. pulsation. quaking. rigor. rigour. shake. shimmy. shiver. shudder. tremble. tremor. trepidation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chill. flicker. quaver. quiver. shake. shiver. tremble. tremor. wobble. trembling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. shake. vibration. shaking. quivering. trembling. shivering. oscillation. wabble. wobble. rattle. undulation. jar. swing. dither. flutter. quake. quaver. quiver. rigour. shudder. tremble. tremor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sık sık ve durmadan oynamak: Elleri titrer. 2. mec. Çok korkmak. 3. Çok üşümek: Kışın ortasında paltosuz titriyor. Üzerine titremek = mec. Birine çok sevgi duyup fazlaca dikkat etmek Yer, gök titremek = Büyük ve dehkımıldanışı, Ar. ihtizaz.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Tremor denilen titremek, irade dışında meydana gelen bir hastalık belirtisidir. El ve ayak titremesi; daha ziyade, nevroz, isteri veya nevrasteninin belirtisidir. Hafif titremeler, genellikle, guatr, alkolizm, kurşun veya cıva zehirlenmesi ya da ihtiyarlığın işaretidir. Şiddetli titremeler parkinson hastalığı ve uyku hastalığında görülür.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. tremble. quake. shiver. vibrate. dither. flicker. flutter. jerk. judder. pulsate. pulse. quiver. shimmy. shudder. thrill. throb. waver. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flicker. judder. palpitate. quail. quake. shiver. shudder. tremble. vibrate. wobble. to tremble. to shiver. to shudder. to quiver. to flicker. to falter. to quake. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. heybetli; çok büyük, kocaman, gayet iri; k.dili çok iyi, şahane. tremendously z. çok. tremendousness i. heybetli oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üç sıra kürekleri olan eski savaş gemisi, kadırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. breeding. springing up. appearing suddenly. parvenue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Öteden beriden toplanıp vücuda gelmek, derme çatma ortaya çıkmak. 2. Meydana gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derive. to spring up. to sprout up. to appear. to come into existence. to derive. come into existence. appear. to increase and multiply. to be derived.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reproduce. to increase. to multiply. to breed. to be derived from. to spring up. to appear suddenly. to come on the scene suddenly. to generate. to grow. to develop. to produce. to propagate. to shoot. to spread. to descent. derive. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yasa adamı, hukukçu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kasltsız; önceden tasarlanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

procreation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

propagation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the birds and the bees. proliferation. reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çabuk yetişip bol şekilde yayılmak, türemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. increase in numbers. propagate. be reproduced. proliferate. pullulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. propagate. reproduce. to reproduce. to multiply. to propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

multiply. pullulate. reproduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by