Ren ne demek? | Ren anlamı nedir? | Ren

Ren anlamı nedir?

Ren ne demek?

Ren anlamı nedir?

Ren | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ren

Türkçe Sözlük

(i. iskandinav dilinden). Kuzey Kutbu’na en yakın bölgelerde yaşayan, kızağa koşulduğu gibi etinden, sütünden, derisinden, boynuzlarından da yararlanılan bir cins geyik.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

4 renkli LCD ekran (kırmızı, mavi, yeşil ve sarı), görüntüyü kendi tercihinize göre düzenlemenizi sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İstanbul’un en korkunç depremlerinden biri 14 Eylül 1509’da yaşandı. Sarsıntılar 45 gün sürüp ortalığı harabeye çevirirken deniz dalgaları Galata Surları’nı aşarak şehirde bir tufan görüntüsü yarattı.

Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Bu özellik, ekranda aydınlatması için yedi renk arasında tercih yapmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب باده رنگ kızıl su. 2.gözyaşı, kanlı gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

biscuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inauguration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating ceremony. inaugural ceremonies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). böbrek üstü bezi,(s), bu bezle ilgili.adrenal glantl böbrek ustu bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir hormondur. Böbrek üstü bezleri tarafından çıkarılır. Hekimlikte çeşitli amaçlarla kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenaline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A crystalline substance, C9H13O3N, obtained from suprarenal extract, of which it is regarded as the active principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used in medicine as a stimulant and hemostatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a catecholamine secreted by the adrenal medulla in response to stress ; stimulates autonomic nerve action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adrenalin , adrenaline , adrenin , adrenine , epinephrine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). adrenalin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (anat). içeri götüren (sinir v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). En sonra, şimdiki zamandan az evvel: Ahiren alınan emre göre. («ahiren» ile «muahharen» arasında fark vardır. Birincisi şimdiki zamana nisbetle kullanılıp ona yakınlığı bildirir, ikincisi ise diğer bir hal ve vakanın zamanına nisbetle kullanılıp ondan uzaklığı gösterir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recently. lately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخيرا] geçenlerde, son zamanlarda, son olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, bahadır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commemorative ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sporda hazırlık çalışması, idman.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraïnement

sp. alıştırma

Vücudun gücünü ve dayanıklılığını artırmak için yapılan uygulama, hazırlık çalışması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training. workout. exercise. practice. workout alıştırma. idman. egzersiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir spor kolunda sporcuları yetiştiren mütehassıs.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. entraîneur

sp. çalıştırıcı

Bir spor dalında, sporcuyu eğiten, yetiştiren ve çalıştıran kişi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach. skipper. skip. handler. bottle-holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coach. trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trainer. coach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the work of a trainer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay anlaşılır, idrak edilir; açık, vazıh; gözle görülebilir, meydanda olan, ortada olan; zahiri, görünüşte olan. heir apparent taht, unvan vb'nin vârisi. apparent time mahalli saat. apparently (z). görünüşte, galiba; güya. apparentness (i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) çırak; (den). miço; (f). usta yanına çırak olarak vermek, usta yanına koymak. apprenticqship (i). çıraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). are not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L.). Anfiteatr,. sirk gibi yerlerin ortasında gösterilerin yapıldığı alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The area in the central part of an amphitheater, in which the gladiators fought and other shows were exhibited; so called because it was covered with sand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any place of public contest or exertion; any sphere of action; as, the arenaof debate; the arena of life. 'Sand' or 'gravel' in the kidneys. a playing field where sports events take place the central area of an ancient Roman amphitheater where contests an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arena. bull ring. bullring. circus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a particular environment or walk of life; 'his social sphere is limited'; 'it was a closed area of employment'; 'he's out of my orbit'. the central area of an ancient Roman amphitheater where contests and spectacles were held; especially a sand-strewn are

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an arena audience members are seated in tiers on three sides of the stage in a configuration that resembles a horseshoe The Perelman Theater's center section of seats is removable, allowing for arena seating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called 'theatre-in-the-round ' The audience completely surrounds the stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A space where action takes place; surrounded by seats In an amphitheater the area was usually sanded for gladiator contests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stage entirely surrounded by the audience; also known as theater-in-the-round. a sports hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An area from which shared memory is allocated Usually the arena is the default one created by pfInit or pfInitArenas, but some objects may be created in any arena returned by acreate OpenGL Performer calls that accept an arena pointer as an argument can a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The central open space of an amphitheater; also, any building for public contests or displays in the open air. an industrial sector within which a practice occurs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An experimental Web browser program, being developed at CERN.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A professional theater company in Washington D C.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the ancient amphitheatre strewed with sand and used for the combats of gladiators and wild beasts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A huge structure, focused around organized battles There is a small community of residents comprised of gladiators, shopkeepers, scribes, etc The arena is often viewed as a city in its own right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All of the playing squares of a pyramid chess game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A portion of memory shared by OpenGL Performer processes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circus ring , arena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arena, oyun meydanı, amfiteatrın ortasında bulunan meydan; mücadele alanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kumlu, kum gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Onuncu olarak, onuncu derecede: Aşiren (onuncu olarak) şunu yapmalı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاشرا] onuncusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Denizden, deniz yoluyla, berren (karadan) mukabili: İzmir’e berren de gidilir, bahren de.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

copper color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

local train. suburban train. local express. local railway.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Barents Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i).kısır;meyvasız; kıraç, verimsiz (toprak); yavan, anlamsız; budala, boş kafalı; (i)., (gen).(çoğ). düz veya hafif meyilli, toprağı kumlu, nispeten çorak arazi. barrenly (z). kısır bir şekilde. barrenness kısırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saluting the national flag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sırılsıklam etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i. münakaşacı, kavgacı, dövüşken; cenkçi, harbe meyilli; muharip, harbe girmiş; harbe ait; i. harpte taraflardan birini teşkil eden devlet veya millet; bu devlet ordusunun mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, kuvvetli, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.). Karadan, kara yoluyla, bahren mukabili: İstanbul’dan Haleb’e berren gitti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برا] kara yolu ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., şiir örtülü, saçılmış, serpilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bakkaldan veya marketten yumurta alırken kabuğunun rengi sizin için önemli mi, bu konuda bir tercihiniz var mı? Sizce kabuk renkleri farklı olan yumurtaların içleri de besin değeri olarak farklı olabilir mi? Tavukların niçin bazılarının yumurtaları beyaz da bazılarının açık kahverengi?

Bu konuda iki zıt ama ikisi de yanlış olan görüş var. Kabuktaki beyaz rengin, yumurtanın ideal oluşumunu tamamladığını gösterdiğini, bunun dışında bir renk değişiminin kalitede düşüş anlamına geldiğini iddia edenlerin yanı sıra kabuğun rengi ne kadar koyu ise besin açısından da o kadar değerli olduğunu ileri sürenler de var. Genellikle Avrupa ülkelerinde kahverengi yumurtalar makbul sayılırken ABD’de durum tam tersidir.

Oysa her iki görüş de yanlıştır. Besin değeri, lezzet ve pişme karakteristikleri bakımından her iki renk yumurtanın da içi aynı değerdedir. Her iki yumurtada da aynı miktarda protein, mineral ve vitaminler (C vitamini hariç) vardır. Tabii tavuğun yediği yemin kalitesi de belirli farklar yaratabilir.

Yumurtanın içi değil de kabuğunun rengi ile haklı olarak ilgilenenler sadece onları paketleyenler ve satanlardır, çünkü bir pakette hep aynı rengin olması müşteri tarafından tercih edilmektedir.

Tabiatta yaşayan hayvanların yumurtalarını renkli veya koyu renkte hatta gölgeli ve çizgili şekilde yumurtlamalarının ana nedeni, bu yumurtaları yemek isteyen düşmanlarına karşı kamuflaj yaparak neslin devamını sağlamaktır.

Yumurtaların kabuklarının renklerini, tavuğun kökenine, atalarının yaşadığı yerlere bağlayanlar da var. Bu görüşe göre Asya kökenli tavukların yumurtaları kahverengi, Akdeniz kıyıları kökenlilerin ise beyaz oluyormuş.

Daha çok kabul gören bir diğer görüşe göre ise beyaz kabuklu yumurtalar beyaz ibikli ve kulak memesi beyaz olan tavuklar tarafından yumurtlanıyormuş. İbik ve kulak memesi kırmızı olanlar ise kahverengi kabukları olanları yumurtluyormuş.

Kabuğu hangi renk olursa olsun işte size yumurta ile ilgili bazı faydalı bilgiler: Yumurtayı haşlayıp haşlamadığınızı unuttunuz. Masanın üstünde fırıldak gibi döndürün. Eğer hemen duruyorsa taze yani pişmemiş, biraz daha uzun süre dönmeye devam ediyorsa içi katı yani haşlanmış demektir. Yumurtanın tazeliğini merak ediyorsanız suya koyun, taze ise suda batacak, bayat ise yüzecektir.

Yumurtada hemen hemen hayati tüm vitaminler vardır. Bulunmayan tek vitamin C vitaminidir. Yumurtanın besin değeri yüksek olan kısmı sarısıdır. Akı ve sarısı karıştırılarak, omlet gibi pişirilen yumurtalarda, aktaki bazı maddeler sarıdaki vitaminlerin bir kısmının etkilerini yok ederler.

Kalori açısından et ve süt ile mukayese edildiğinde 55 gramlık bir yumurta, 40 gram yağlı sığır etine veya 100 gram yağlı süte eşdeğerdedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sür’atli, seri, hızlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Renksiz. 2. Renksiz, taslak hâlinde bulunan resim. 3. Tasavvufta, ilâhî cevher.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Renksizlik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kardeşler; ihvan (dini konularda ve tarikatlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebir kullanarak, rızasını almaksızın: Malını cebren elinden aldı; yazdığı senedi kendisine cebren imza ettirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsorily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by force. by compulsion. under coercion. with strong hand. by the head and heels. by violent means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جبرا] zorla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıktan, alenen, yüksek sesle: Cehren söylemek, okumak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهرا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çemrenmek işi. (bk.) Çemrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Suya girmek üzere paçaları sıvayıp hazırlanmak: Suyu görmeden çemrenmemeli. mec. Bir işe ciddî surette teşebbüse hazırlanmak. Osm. tasaddî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

funeral ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Halk ağzında “ceylan” anlamına gelir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çan-ve zil sesi, kılıç ve topuzun çarpışmasından çıkan ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). child.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüksek sesle, açıktan, alenen, cehren: Cihâren söylemek, okumak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جهارا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indigo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön kısmı cam olan dört kişilik ve dört tekerlekli üstü kapalı at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (matb). kalın bir çeşit matbaa harfi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birlikte harbeden devletlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutarlık; uygunluk; yapışma, iltisak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ahenkli; yapışık, iltisak. coherently (z). tutarlı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Berenisin saçı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun görme, muvafakat; aynı anda vaki oluş; aynı noktaya doğru ilerleyiş. concurrent (s). aynı zamanda vaki olan; uygun, mutabık, birbirine yardımcı olan. concurrently (z). aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görüş ve fikir teatisi için toplantı, konferans; kongre; müzakere; verme. in conference toplantıda, meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). anafor, ters akıntı; ters eğilim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (yaprak, kâğıt) kenarı diş diş olan, tırtıllı. crenature (i). yaprağın kenarındaki tırtıl, diş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). crenellated.(s). mazgallı. crenelation (i). mazgallı siper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zıt akımlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakit para; revaç, geçerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tedavülde olan, geçerli; hali hazırdaki; şimdiki zamana ait, revaçta olan, tutulan. (moda). current account cari hesap. current events gazete haberleri. current expenses günlük masraflar, günlük giderler. current history bugünün tarihi. currently (z

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cereyan, akım, akıntı. current of events olayların birbirini takip etmesi. alternating current (elek). almaşık cereyan. direct current (elek). doğru cereyan. row against the current akıntıya kürek çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dönerek, dolaşarak, ihata ederek, çevirerek. Dâiren mâdâr = Çepeçevre, etrafını tamamen dolaşarak: Şehre dâiren mâdâr hendek çevirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çepeçevre, fırdolayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دائرا مادار] çepeçevre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tutan, taşıyan, sahip, mâlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دارنده] sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). nakleden, taşıyan; (anat). ersuyu (sperma). kanalına ait; (i) yörünge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). riayetkârane, hürmetkar. deferentially (z). hürmetkârca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Okun ucuna geçirilen demir ya da kemik parçası.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldanmak, harekete gelmek, titreşmek, çabalamak, (bk.) Teprenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ur, verem (asıl mânâsı: kirlenme, bulaşma).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Derleyen, toplayan, ekini biçip toplayan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درنده] yırtıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtıcı, yırtan: Şİr-I derende = Yırtıcı arslan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Ur ile şişle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). engel olan, mâni olan, meneden, caydıran; (i). engel olan şey veya kimse, caydıran şey veya kimse. deterrence (i). engel oluş; caydırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by transfer of title. as a sublet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, fark; ayırıcı özellik; ihtilaf, anlaşmazlık, kavga, dava; (mat). fark, çıkarma sonucunda kalan miktar. It makes a difference. Fark eder. şu veya bu şekilde sonucu etkiler. split the difference kalanı eşit olarak bölmek; anlaşmak, uyuşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D). from veya than ile: (ing). from veya to ile farklı, başka, ayrı; muhtelif, çeşitli. differently (z). başka şekilde, başka türlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ tiae) (man). ayırt edici vasıf veya herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). farklı özelliği olan, fark gösteren, farklı, farklarla ilgili; farklara dayanan; (i)., (mat)., (mak). diferansiyel; (mak). diferansiyel dişlisi. differential calculus (mat). diferansiyel hesap. differential equation (mat). diferansiyel denkl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırmak, ayırt etmek, tefrik etmek, temyiz etmek; farklılaşmak, farklı olmak. differentia'tion (i). fark, temyiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dirgen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

language learning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

study of languages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgi toplayan, gönül alan, beğenilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rite. religious service. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitchfork. hayfork.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harman savurmaya mahsus kalın yaba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) drenaj.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir kuvvetin tesirine karşı koyan karşı kuvvet, mukavemet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın abiyotik ve biyotik baskı faktörlerine karşı (su noksanlığı, sıcaklık ekstremleri, hava kirliliği, zararlılar) dayanma yeteneği. ( Resistenz/Resistance )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. capacitance. drag. reluctance. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. resistor. stamina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. load. resistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşı koyan kuvvet, mukavemet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. resolute. tough. robust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having low resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gecikme, yavaşlık. Ar. teenni, teahhur. 2. Dinlenme, karar, istirahat. Fars. Arâm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obstinacy. resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boycott. disobedience. non-cooperation. noncooperation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. resistance. boycott.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance fighter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passive resister. resistance fighter. undergrounder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opposition. resistance. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

persistence. resistance. act of resistance. endurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dayanmak, kuvvetli davranmak, dik ve karşı durmak, muhalefet etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist. stand. stand out against. fight back. refuse. withstand. hold out. hold up. jib. jib at doing. persevere. offer resistance. make a stand for. stand out. stick up to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resist. withstand. to put one's foot down. to insist. to resist. to withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to insist on. to resist. to hold out. hold one's ground. oppose. outstand. stick to one's guns. withstand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Öteden beriden derilip devşirllmiş Adi şeyler, derme çatma şey. 2. Öteden beriden devşirilmiş gayri muntazam ve işe yaramaz asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Drezin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Oluk vs. su yollan yaparak, bir yerde birikmiş suları akıtma işi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. drainage

akaçlama

Toprakta bitkilerin yetişmesine zararlı olan fazla suların akıtılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drainage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ıslatmak, sırılsıklam etmek; sıvıya batırmak, banyo etmek, batırmak; (i)., (bayt). atlara zorla içirilen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دوراندیش] ileri görüşlü, ileriyi düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her şeyi önceden düşünüp neticelerini göz önünde bulundurma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). dışarı götüren; dışarı götürülen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. Franc’dan). Bu kelime Ortaçağ’da teşekkül ederek, o sıralarda Franklar’ın ve bilhassa Charlemagne’ ın hükmü altında bulunanlara ve zamanla genişleyerek bütün Avrupalı lar’a dendi. Frenk, Avrupalı, hasseten Fransız, tâife-i efrenc. (tıp) DS-ül-efrenc: = Firengi hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افرنج] Batılı, Avrupalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. efrenciyye). Frenkler’e yani Avrupalılar’a mensup ve ait: Tarih-i efrencî, elsine-i efrenciye = Avrupa tarihi, Milâdî tarih, Avrupa dilleri, (tıp) Frengi hastalığına ait: lllet-i efrenciyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süs. mec. Şan, debdebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parking brake. hand brake. emergency brake. manually operated brake. side brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric locomotive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yetişen, Ar. vâsıl. (c.). Erenler = Tanrı’ya yakın, evliyalık derecesinde olanlar. Ar. Vâsılîn: Erenlerin himmetiyle. Erenler, yâ hû, pirim!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Yetişen, ulaşan, vasıl olan. 2.İyi yetişmiş kişi. 3.Cesur, yiğit adam. 4.Ermiş. 5.Koca, zevc. 6.Kişi, şahıs.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i astronomi). Gezeğenlerin yakınlık bakımından beşincisi, Jüpiter, Müşteri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşincisi Jüpit(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Eren). - Eren ve gül isimlerinden birleşik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eren-türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. enigmatical. eery. veiled in secrecy. bottomless. eerie. uncanny. weird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enigmatic. inscrutable. magical. mysterious. occult. uncanny. unearthly. inscrutable esrarlı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mysterious. enigmatic. esoteric. occult. uncanny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اسرارانگيز] gizemli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Kâinat (asıl mânâsı: ejderha).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universe. cosmos. the infinite. creation. macrocosm. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmos. universe. environment. time. creation. horizon. macrocosm. system. total field under survey. world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük yılan, ejderha. 2.Felek, zaman. 3.Kainat, dünya. 4.Yaşanılan vasat.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Böyle bir soruyu ilkçağlarda okyanus kıyısında yaşayan bir kişiye ‘bu denizlerin sonuna yolculuk nasıl olurdu’ diye sorsaydınız herhalde hayal gücünü bile kullanamazdı. Biz bugün evren hakkında o zamanın insanının dünya hakkında bildiğinden daha çok şey biliyoruz.

İimdilik bilebildiğimiz kadarıyla evrenin büyüklüğünü daha iyi anlayabilmek için gelin hayali bir uzay aracı ile hayali bir uzay yolculuğuna çıkalım ve içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin ikizi Andromeda galaksisine bir gidip gelelim.

Tabii bu uzay aracının hızı dünyamızdaki yolcu uçaklarınınki kadar, yani saatte bin kilometre civarında olursa, Güneş’e bile varmak yıllarca sürer. Onun için aracımızın hızının ışık hızı, yani saniyede 300 bin kilometre olduğunu varsayalım. Bu hızı tahayyül edebilmek için bir silahları çıkan merminin hızının saniyede bir kaç kilometre olduğunu belirtelim.

Dünyadan hareket eder etmez, bir saniyeden biraz fazla bir süre içinde Ay’ı sollar, 8 dakika sonra Güneş’te oluruz, Güneş’in sıcaklığından bir an evvel kurtulmak için yolumuza devam edersek 5,5 saat sonra gezegenleri arkamızda bırakarak Güneş istemimizden çıkarız. Buraya kadar 6 milyar kilometre yol gelmişizdir ve geriye dönüp baktığımızda artık Dünya’nın yanında Ay’ı seçemeyiz.

Güneş sisteminden çıkarken rotamızı en yakın yıldıza çevirelim. 4 yıl 3 ay sonra Proxima Centauri’ye varırız. Buralardan artık Güneş sistemimizin devleri Jüpiter ve Satürn de dahil hiç bir gezegen gözle görülemez sadece Güneş sönük bir yıldız olarak gözümüze çarpar.

Madem hayali bir seyahat yapıyoruz, burada geçen ömrümüzün de sınırlı olmadığını kabul edelim. 20 bin yıl sonra içinde bulunduğumuz yıldız grubu Samanyolu’nun sınırına ulaşıp dışarı çıkarız. Burada artık Güneş de gözden kaybolur. Bir kaç yüz bin yıl daha boşlukta gidip geriye baktığımızda 100 milyar yıldızdan oluşan Samanyolu’nu hızla dönen büyük bir girdap gibi görürüz.

İçinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisine diğer ülkeler mitolojiden kaynaklanan, ‘süt’ veya ‘sütlü yol’ anlamında ‘Milky way’ adını vermişlerdir. Anadolumuzda ise bu yıldızlar topluluğu, saman çalan bir hırsız kaçarken dökülen samanlara benzetilip ‘Saman uğrusu’ adı verilmiş bu ad zamanla Samanyolu’na dönüşmüştür.

Güneşimiz 4,5 milyar yaşındadır ve Samanyolu’nda bir turunu 220 milyon yılda tamamlar. Yani Güneş, gezegenler ve biz, bugüne kadar galakside 20 turu tamamlamış bulunuyoruz. 22 milyon yıl sonra yirmi birinci tur da tamamlanmış olacaktır. Son tur başladığında dinozorlar dünyada ortaya çıkmışlardı. Bir turda dünyada olup bitenlere bakın.

Dinozorlar 21. tur bitmeden dünyadan silinip gittiler. İnsanlık tarihi ise ancak 200 bin yıl evveline kadar gidebiliyor. Afrika’da bulunan, insanı andıran maymun kalıntıları ise 3,5 milyon yıllık, yani Taş Devri’ çizgi filmindeki Fred’in hiç bir zaman bir dinozoru olamadı.

Neyse biz yolculuğumuza devam edelim. Bu arada gözümüze bizim Samanyolu’na benzer başka yıldız grupları da çarpar. Bunlardan en yakın olanına 400 bin yıl sonra ulaşırız. Işık hızı ile yoluna devam eden uzay aracımız 3 milyon yıl sonra Samanyolu’nun ikizi olarak bilinen Andromeda galaksisini de geçerek galaksiler grubunun dışına çıkar ve daha büyük bir boşluğa dalar.

Aslında biz dünyadan baktığımızda bu mesafeden 3-4 bin kat daha uzak gök cisimlerini de gözlemleyebiliriz ama iyisi mi boşlukta kaybolmaktansa artık geri dönelim, evimize varmak için daha 3 milyon yıllık yolumuz var.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taht.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اورنگ] taht.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Taht süsleyen, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. global. cosmic. cosmical. worldwide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cosmic. global. universal. global üniversal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. catholic. common. cosmic. pandemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - “Alemşümül” karşılığı olarak. - Fransızca “Universal’e benzetilerek kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universality. catholicity. globalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) dışarı akan; (bot.) ana gövdesi uzamış olan; fizyol kalpten akan (kan ).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Mucidi olan Alman fizikçisinin (Fahrenheit) adını taşıyan termometre. Fahrenhayt termometrelerinde donma derecesi + 32, kaynama derecesi de + 212’dir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fahrenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fahrenheit scale. fahrenheit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(s). fahrenhayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis. quinsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharyngitis anjin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zühre, çoban yıldızı, Venüs gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birden parlayarak, fışkırırcasına.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فورا] hemen, derhal, çarçabuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Fikirle düşünerek, zihninde, zihnen, yalnız düşünmek yoluyla ve söylemeksizin: Herkes fikren bir rakam seçsinl

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فکرا] düşünce bakımından.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ivory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرنگ] Batı, Avrupa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Suların dışarıya akması için gemilerin güvertesinde bordalara açılan delik. 2. Kilidin bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Türk musikisinde 32 zamanlı bir büyük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Floransa'ya ait; (i). Floransalı; bir çeşit kabartma çizgili ipek kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden evvel, sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahkeme veya munazaraya ait, munazara kabilinden. forensic medicine adli tıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir nakil vasıtasının veya hareket eden herhangi bir Aletin, cismin hızını kesmeye ve durdurmaya yarayan mekanizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. break. curb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. curb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stranger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. check.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Fransa'ya, Fransızlara veya Fransızcaya ait; (i). Fransızlar; Fransızca. French chalk terzi tebeşiri. French curve (müh). eğri çizmede kullanılan plastik şekil. French doors çift kanatlı camlı kapı. French dressing sirke ve çiçek yağından

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Fransızlaştırmak; Fransızlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). coşkun, çok heyecanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FİRENGİ) (i. F.). t. Avrupalılar’a ait veya mahsus: Raks-ı Frengi. 2. Bir tenasül uzvu hastalığı ki, vaktinde tedavi görmezse öldürücü olmaktan başka, nesilden nesle geçer; bize Avrupa’dan veya Avrupa’ya da Amerika’dan geçmiştir: Frengiye tutulmak, frengisi olmak. 3. Gayet kuvvetli ince ip. 4. Kilidin bir kısmı, (denizcilik) Frengi locası = Denizden fırtına ile içeriye giren veya gemi yıkanırken biriken suyun çıkması için bordaya açılan delikler. Frengi lombarı = Yine bu maksatla açılan ufak lombarlar, delikler. Frengi morulası = Frengi deliklerini tıkamaya yarayan tıpalar.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Zührevi bir hastalıktır. Bulaşıcıdır. Tıp dilinde sifilis denir. Frengili kadının doğurduğu çocuğa, doğuştan geçmesi şekli istisna edilirse; hemen hemen her zaman cinsel ilişkiyle geçer. Mikrop vücuda girdikten 3 hafta sonra belirtilerini göstermeye başlar. Mikrobun vücuda girdiği yerde, yani erkeklerde peniste, kadınlarda vajinada Şankr adı verilen bir yara meydana gelir. Bu yara dudakta, meme ucunda, makatta veya parmaklarda da görülebilir. Zamanla akıntılı bir yara haline gelip; çevresi kızarır ve sertleşir. Mikrobun vücuda girmesinden 6-12 hafta sonra hastada; baş ağrıları, ateş, boğaz ağrısı, deri döküntüleri ve iştahsızlık, görülmeye başlar. 6 ay sonra ise, mikrop vücudun belli başlı organlarına oturur. Tedaviye en kısa zamanda başlanması gerekir. Penisilin tedavisi ile iyi sonuç alınır. Aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Saparna, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 50 gram saparna konur. 20 dakika kaynatılıp süzülür. Günde 3 kere birer çorba kaşığı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis. the pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syphilis. pox.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firengî Fer’.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frengi hastalığına tutulmuş, frengisi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Frenkler’in memleketi, Frenkler’le meskûn yer, Avrupa: Frengistan’a seyahat etti. Bu mânâda eskiden Fransa için kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fransızca: franc’ın Arapça’laşmışı: efrenc). Avrupalı. Frenkarpası = Sütlaç ve çorba yapılan kabuksuz arpa. Fransızca: orge perli. Frenküzümü = Şurubu yapılan ufak taneli meşhur bir cins meyve. Frenkincirl = Kaktüs denilen bitkinin bir çeşidi ki, meyve de verir. Frenk patlıcanı = Vaktiyle domatese verilen isim. Frenk patı = Fransızca «reine marguirite» denilen bir çeşit pat, çiçek. Frenk sicimi = Avrupa’dan gelen iyi bükülmüş bir sicim. Frenk gömleği = Kolalı gömlek (Avrupa’dan gelme daha birçok şeylere bu isme izafetle yapılmış mürekkep isimler verilmiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prickly pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chervil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blackcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redcurrant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Frenk tarz ve usûlünde veya dilinde olan: Frenkçe kıyafet, dil, yazı, şarkı. Frenkler’in tarz ve usûlü veya dilinde: Frenkçe söylemek, yazmak, oynamak, giyinmek. Frenkçe öğrenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Firenkçîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Atlasçiçeğigillerden, yaprakları etli yayvan ve dikenli bir bitki ve bunun meyvesi (opuntia ficus india). Buna firavun inciri veya Hint inciri de denir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(chervil): Maydanozgillerden ıtırlı bir bitkidir. Birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve aybaşı kanı söktürür. Basur memelerinin verdiği şikayetleri giderir. Suyuyla kirpiklere kompress yapılırsa, uzamalarını sağlar.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Turpgillerden, bir süs bitkisi cinsi (hesperis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Taşkırangillerden bir çalı ve bunun kırmızı ve mayhoş meyvesi (ribes rubrum).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(ribes rubrum): Taşkırangillerden; bir çalıdır. Yemişi uzun salkım şeklinde olup, taneler, ufak ve kırmızıdır. Tadı mayhoştur. 150 kadar türü vardır. Daha çok şurubu yapılarak kullanılır. İçeriğinde organik asitler vardır. Kullanıldığı yerler: İştah açar, hazmı kolaylaştırır. İdrar söktürür, vücuda rahatlık verir. Böbreklerdeki taşların düşürülmesine yardımcı olur. Karında toplanan suyu söker. Karaciğer şişliğini giderir. Sarılığı giderir. Romatizma ve mafsal kireçlenmelerinde de faydalıdır. Sindirim yollarındaki iltihapları temizler. Şurubu, çok besleyicidir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f. Fr. T.). 1. Fren yapmak. 2. mec. Bir gidişin, bir hareketin aşırılığını önlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake. to brake. to restrain. to bridle. to curb. to choke sth back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to brake. to moderate. to check. to hold in bounds. to put a check on sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kafatasının biçimine bakarak insanın karakterini belirtme bilgisi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Lat). (çoğ. nums, na) (anat). bir organın hareketini sınırlayan gışa kıvrımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). çılgınlık, cinnet,coşkunluk, taşkınlık; (f). çıldırtmak, kudurtmak. frenzied (s). çıIgın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. gangrene). Çürüyüp hayatsız ve ölü haline geçen ve kesilip ayıklanmadığı takdirde hastalığı gittikçe genişleyen organ veya et: Ayağı gangren oldu. (bk.) Kangren.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f, tlb kangren; f kan gren etmek veya olmak gangrenous s kangren olmuş, kangrenli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Tren katarlarında vagon frenlerinden mesul olan memur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [غير اندیش] başkalarını düşünen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parade. procession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing parade. muster parade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Çocuk annesine sormuş: ‘Anne gelinlerin giysisi niçin beyaz renkte?’ Annesi cevaplamış: ‘Beyaz renk masumiyetin ve mutluluğun sembolüdür.’ Çocuk tekrar sormuş: Teki o zaman damatlar niçin siyah giyiyorlar?’

Eski Roma’da gelinliklerin rengi sarıydı. Gelinler yine sarı renkte peçe takıyorlardı. Peçe evli ve bekar kadınları ayırt ediyordu. Ortaçağlarda ise gelinliğin rengi üzerinde pek durulmadı. Kumaşın kaliteli ve gösterişli olması daha önemliydi. Herkes en iyi elbiselerini giyiyordu, renk de herkesin kendi tercihine göreydi.

Beyaz gelinlik adetinin yaygınlaşması 16. yüzyılda olmuştur. Bu yıllarda kraliyet ailesi gelinlerinin gümüşi renkte gelinlik giymeleri gelenekti. Kraliçe Viktorya bunu reddetti ve beyaz gelinlik giymekte ısrar etti.

Bundan sonra İngiliz ve Fransız yazarlar, beyaz rengin masumiyetin simgesi olduğu konusunu işlemeye başladılar. O dönem ahlakına göre bekaret evliliğin vazgeçilmez koşulu olduğu için beyaz gelinlik adeti tuttu. Evlenirken beyaz giysi giymek genç kızların bekaretlerini topluma ilan etmelerinin vasıtası oldu.

Gelinlikle ilgili bazı batıl inançlar da var. Bunlara göre gelinin gelinliğini bizzat kendisi dikmesi, damadın düğünden önce gelini gelinlikle görmesi, gelinin gelinliği düğünden önce giymesi uğursuzluk getiriyor.

Söz evlenmeden açılınca evlilik yüzüğünden de bahsetmek gerekiyor. İnsanların evlenince yüzük takmaları eski Mısırlıların inançlarına dayanıyor. Milattan 2800 yıl önce Mısır’da yaşayanlar dairenin veya halka şeklindeki cisimlerin, başlangıç ve bitiş noktalarının olmaması nedeni ile sonsuzluğu temsil ettiklerine inanıyorlardı. Yüzük evliliğin sonsuza dek süreceğini simgeliyordu. Sonra bu inanç ve adet Romalılar vasıtası ile iyice yaygınlaştı. Kazılarda o devirlere ait çok ilginç evlilik yüzüklerine rastlanılmıştır.

Evlilik yüzüğünün sol ele ve sondan bir önceki parmağa takılmasının sebebi ise modern tıbbın gelişmesinden önceki devirlere ait yanlış bir insan anatomisi bilgisidir. O zamanlarda dolaşım sistemimizdeki ana damarın sol elimizde bu parmaktan başlayıp kalbimize gittiği sanılıyordu. Böylece buraya takılan yüzükler evli çiftin kalben bağlılığını simgeliyordu. Gerçi şimdi damarların nereden gelip nereye gittiği biliniyor ama bu da bir adet olarak kaldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Dişle oyulmak: Bu tahta kolay gemrenmez. f. 1. (at) Gemini çiğnemek: Bu at gemreniyor. 2. Dişleri gıcırdatmak: Gemrenip duruyordu.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Gerçek Renk İşlemesi özelliği inanılmaz renk gösterimi sağlar. Tüm görüntüyü değiştirmeden, ekranda belirli renkler üzerinde ince ayarlar yapılabilmesine olanak sağlar. Örnek olarak, suyun rengini etkilemeden, gökyüzündeki mavi ayarlanabilir ve çimlerin rengini değiştirmeden, yeşil daha göze çarpar hale getirilebilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruyunca çatlayan balçık, münbit olmayan toprak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Çiftparmaklı hayvanların geviş getiren alt takımı: Sığır, deve, koyun gevişgetirenlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok beklemek, bekleye bekleye sabrı tükenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incoming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dum ağacı, Hind hurması. 2. Bu ağacın zamkı, Mısır mumyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insanların birbirine bakarak yaptıkları şey, İdet, usul, alışılmış olan tarz, hareket: Göreneğe tlbi olmak: Düğün masrafları hep görenek bellsıdır. 2. Görgü, tecrübe, görgü ile kazanılan malûmat: Göreneksiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. observance. routine. usage. use. tradition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

custom. usage. practice. tradition. experience. unwritten law. manner. observance. empical. traditional. sanction by usage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventionalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conventional. customary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demonstrative. indicative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Karayipler’de, Karayip Denizi ve Atlas Okyanusu arasında, Trinidad ve Tabago’nun kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 07 Kuzey enlemi, 61 40 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 344 km².

Kara komşuları: 0 km.

Kıyı şeridi: 121 km.

İklim: tropikal; kuzeybatıdan daima rüzgarlar esmektedir.

Arazi yapısı: Orta kısmında volkanik özellik taşıyan dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m.

en yüksek noktası: Saint Catherine Dağı 840 m.

Doğal kaynakları: Kereste, tropikal meyveler.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %5.88.

ekinler: %29.41.

Diğer: %64.71 (2005 verileri).

Doğal afetler: Haziran - Kasım ayları arası kasırga mevsimidir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 89,703 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -12.59 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 14.27 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 64.87 yıl.

Erkeklerde: 63.06 yıl.

Kadınlarda: 66.68 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.34 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Grenadalı.

Nüfusun etnik dağılımı: siyahlar %82, kuzey Asyalılar ve Avrupalılar, azınlık olarak Arawaklar/Karayip Kızılderilileri.

Din: Roma Katolikleri %53, Anglikan %13.8, diğer Protestanlar %33.2.

Dil: İngilizce (resmi), Fransız kökenliler.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %96.

erkekler: %96.

kadınlar: %96 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: Grenada.

Yönetim biçimi: Meşruti Monarşi.

Başkent: Saint George’s.

İdari bölümler: 6 bölge ve 1 bağımsız bölge; Carriacou ve Petit Martinique, Saint Andrew, Saint David, Saint George, Saint John, Saint Mark, Saint Patrick.

Bağımsızlık günü: 7 Şubat 1974 (İngiltere’den).

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 7 Şubat (1974).

Anayasa: 19 Aralık 1973.

Hukuk sistemi: İngiliz hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACP (Afrika - Karayip - Pasifik Ülkeleri), C, Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı), CDB (Karayipler Kalkınma Bankası), ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), G-77, IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret Birlikleri Konfederastonu), ICRM (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Hareketi), IDA (Uluslararası Kalkınma Birliği), IFAD (Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu), IFC (Uluslararası Finansman Kurumu), IFRCS (Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Toplulukları Federasyonu), ILO (Uluslarası Çalışma Örgütü), IMF (Uluslararası Para Fonu), IMO (Uluslararası Denizcilik Örgütü), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), ISO (Uluslararası Standartlar Örgütü), ITU (Uluslararası Haberleşme Birliği), LAES, NAM, OAS (Amerika Devletleri Teşkilatı), OECS (Doğu Karayip Devletleri Teşkilatı), OPANAL, OPCW (K


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) el kumbarası, el bombası; yangın söndürmeye mahsus ecza dolu cam kap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) eskiden el bombası atan asker; (ing.) hususi bir alaya mahsus nefer; (zool.) Güney Afrika'ya mahsus bir çulha kuşu; uzun kuyruklu balıkgillerden biri, (zool.) Macrourus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ipek veya yünle ipek karışımından yapılmış çok ince kumaş; nar şurubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tumturaklı söz. grandiloquent (s.) tumturaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gül renginde, güzel penbe.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Gül toplayan, gül dağıtan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Yaban soğanı, yabânî soğan. 2. Sünbül-i Hindi (Hind sünbülü) soğanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gürleyen, hiddet ve şiddetle bağıran. Gurrân gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiren, geçirici. Güzârende-i eyyâm = Vakit geçiren.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل رنگ] gül rengi, pembe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ile, rasgele, düzensiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pneumatic brake. air / pneumatic brake. air brake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيراندیش] iyi düşünceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek parçalayıcı, çok acıklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. astronomi). Büyük ve Küçükayı’yı meydana getiren yedi yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yedi renk.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [هفت اورنگ] yedi yıldız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte bulunan, renkleri bir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak iklimlerde yetişen uzun yapraklı bir cins kamış ki, oralarda kulübe ve çit yapmaya ve kulübeleri örtmeye ve sandalye vesaire imaline de yarar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Helikon dağında Müzlere adanmış pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, müthiş, dehşet verici. horrendously z. korkunç bir şekilde, dehşet saçarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regnant. rife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Insider Trading)

Sermaye piyasası araçlarının değerini etkileyebilecek, henüz kamuya açıklanmamış bilgileri kendisine veya üçüncü kişilere menfaat sağlamak amacı ile kullanarak, sermaye piyasasında işlem yapanlar arasında fırsat eşitliğini bozacak şekilde haksız yarar sağlamak veya bir zararı bertaraf etmektir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İkrah, iğrenme. 1. iğrenecek, mekrûh: Pek iğrenç bir şeydir. 2. İğrenen, istikrâh eden: İğrenç tabiatı vardır (bunun aslı iğrengeç’tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful. abjec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. repulsive. detestable. abhorrent. abominable. atrocious. barbarous. cursed. dreadful. execrable. filthy. foul. ghoulish. gruesome. heinous. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. morbid. nefarious. obnoxious. odious. r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğrenme, tiksinme, Ar. istikrâh, ikrâh, mekrûhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathsomeness. repulsiveness. being disgusting. enormity. foulness. frightfulness. heinousness. hideousness. lousiness. nastiness. nauseousness. obscenity. odiousness. odium. offensiveness. ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathesomeness. repulsiveness. enormity. odium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenmesini mucib olmak, tiksindirmek, Osm. ikrâh ve istikrâh ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to disgust. shock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinmeyi gerektirecek, Osm. ikrâh olunacak, Ar. müstekreh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğrenme gelmek, Osm. istikrâh edilmek: Temiz adamdan iğrenilmez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be disgusted (with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tiksinme, nefret, Ar. ikrâh, istikrâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. hate. loathing. abhorrence. abomination. contempt. detestation. execration. nausea. repugnance. repulsion. revulsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgust. repulsion. abhorrence. aversion. loathing. repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tiksinmek, nefret etmek, Ar. ikrâh, istikrâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abominate. loathe. revolt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to feel disgust at. to be disgusted with. to loathe. abhor. abominate. detest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İğrenme, tiksinme. Ar. ikrâh, istikrâh, mekruhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tafsilâtsız, muhtasar olarak, ihtisâr yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اختصارا] özetle, kısaltarak, kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. desire. covetousness gıpta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy without malice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Görülen bir şeyi veya herhangi bir isteği elde etmek istemi, gıbta. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Arzu ettirmek, güzel ve lezzetli bir şey gösterip birinin iştahasını uyandırmak, rağbet ettirmek: Mevsimsiz vakitte o güzel çiçekleri gösterip de herkesi imrendirmekte mânâ var mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse sb's appetite or desire for. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be desired. coveted or envied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Güzel ve lezzetli bir şey görüp iştahaya gelmek, fazla arzu ve rağbet etmek: Manav dükkânının önünden geçerken meyvelere imrendim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. emulate. desire. covet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

envy. to envy. to covet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to long for. to feel an appetite for. to desire sth unobtainable. to envy. covet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ana veya baba yerinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. manasız, şekilsiz, abuk sabuk; irtibatsız, birbirine bağlı olmayan, birbirini tutmayan, tutarslz. incoherently z. anlaşılmaz bir şekilde, birbirini tutmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Iâkayt, kaygısız; duygusuz; önemsiz; bir, farksız; ancak geçerli olan, şöyle böyle; kimyasal veya elektrik kuvveti olmayan. indifferently z. ilgisizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. netice çıkarma, mana çıkarma; man. çıkarsama; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sonuç olarak çıkarılabilir. inferentially z. istidlâl edilerek, dolayıyle anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabiatında var olan. be inherent in a thing bir şeyin aslında veya tabiatında mevcut bulunmak. inherently z. tabiatında, doğal olarak, doğuştan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aralarında cereyan eden; (tıb.) başka hastalığa karışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karışma, dokunma, sataşma; (fiz.) girişim, karışım; radyo parazit .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entrench.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alt dudak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Özgür, hür. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sulhsever, sulh taraftarı, sulha götüren, uzlaştırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) hürmetsiz, riayetsiz, saygısız. irreverence (i.) saygısızlık. irreverently (z.) saygısızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ücretle işçi çalıştıran kimse veya müessese.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employer. boss. taskmaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employer. governor. master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employer. boss. job provider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Başlayarak: Hazirandan itibaren beş ayda; bugünden itibaren derslerin proğramı değişecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. as from. upwards. upward. from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from. beginning from. dating from. as from. as of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beginning from. as from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتبارا] –den beri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zorla, cebren, üstün kuvvetle: Kendisini o işte kahren kullandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavrulmuş kahvenin renginde olan. bk. Kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. brown. coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brownish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gangren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necrosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gangrenous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

welcoming ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Eskiden kullanılan bir çeşit nefesli saz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde eski bir nefesli saz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auburn. chestnut. maroon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrar tekrar. Ar. tekrâr ale’t-tekrâr: Kirâren söyledim, yazdım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرارا] defalarca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brick colour (ed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Aslında kırmızı renk hiçbir boğayı kızdırmaz. Çünkü boğalar renk körüdür ve kırmızıyı diğer renklerden ayırt edemezler. Boğa güreşinde matador boğayı eline aldığı şapkasını şalını sallayarak kızdırır. Boğanın kırmızı şala saldırdığı inancı yanlıştır.

İspanya’da boğaların kırmızı renge saldırdığı inancı, matadorların kırmızı başlık kullanmaları nedni ile yaygınlaşmıştır. Halbuki başlıklarda bu renk boğayı kızdırmak için değil, seyircilere hoş görüntü verebilmek için seçilmişti.

Kırmızı renk aslında insanları etkiler. Yapılan deneylerde bu rengin insanlarda kan basıncını yükseltip, kalp atışını hızlandırdığı saptanmıştır. Bunun nedeninin de kırmızının, kanın rengi olduğu sanılmaktadır.

Boğalar arenada kırmızı rengi görünce asabileşmezler. Kendinizi boğanın yerine koyun. Etrafınızdaki çığlık atan binlerce insanın ortasında, tozlu, gürültülü ve çok sıcak bir ortamda, sırtınıza saplanmış onca kılıcın acısı içinde, bir de şapkasını şalını sallaya sallaya üstünüze gelen bir adam varsa, yani kızmak için bu kadar sebep varken, sırf rengi kırmızı diye bir bez parçasına kızar mıydınız?

Boğa güreşi hakkında bilinen yanlışlar sadece bu kadar değil. Aslında boğa güreşi geleneği İspanya’dan doğmuş değildir. İlk çağlardan itibaren boğa, kuvvetin, dayanıklılığın ve verimliliğin simgesi olmuştur. Boğa güreşinin ilk versiyonu antik Yunan, Roma, Mısır ve hatta Kore ve Çin medeniyetlerinde görülür.

Boğaya Persliler taparlar, Afrika Zuluları ise öldürüp safrasını içerlerdi. Tüm bu geleneklerin temelinde, hayvanın gücü yatmaktadır. Bu geleneğin bir şekilde İspanya’ya geldiği, Avrupa ülkeleri içinde feodal düzeni en son terk eden bu ülkede de kalıcı olduğu sanılmaktadır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolgirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effervescent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Genlerin ana mekanizması çok basittir. Her anne ve baba iki tam gene sahiptir. Ve bunlardan birini çocuğuna geçirir. Eğer anne ve babadan alınan genler aynı ise, yani çocuk her iki taraftan da mavi göz genini aldı ise problem yoktur.Çocuğun gözlerinin rengi mavi olacaktır. Ancak bir taraftan mavi göz, diğerinden kahverengi göz genini aldı ise gözlerinin biri mavi diğeri kahverengi olmayacağına göre bu genlerden biri üstün gelecektir.

İşte rakibine karşı daima üstün gelen bu genlere hakim (dominant) gen adı verilir. İnsanlarda koyu renk göz geni hakim gendir. Yukarıda bahsi geçen çocuğun gözleri kahverengi olacaktır. Mavi göz rengi gibi mücadeleyi kaybeden gene de saklı (recessive) gen denilmektedir.

Anne ve babadaki her iki gen de hakim gen ise sonuç aynı olacaktır. Saklı gen bu mücadelede ancak her iki tarafın geni de saklı gen ise galip çıkabilir. Uzun boy ve kısa boy genlerinde hakim olan uzun boydur. Örneğin babada iki uzun boy geni (U/U), annede ise iki kısa boy geni (k/k) varsa, her çocukta mutlaka bir uzun ve bir kısa boy geni (U/k) olacak ve uzun boy hakim gen olduğundan her çocuk uzun boylu olacaktır.

Bu çocuklar (U/k) gen yapılı biri ile evlenirlerse, çocukların her birinde muhtemelen (U/U, U/k, k/U, k/k) gen yapısı oluşacak yani üç çocuk uzun boylu olurken bir tanesi kısa boylu kalacaktır. İnsanlarda kahverengi göz rengi, görme yeteneği ve saçlılık hakim genler iken mavi göz, renk körlüğü ve kellik saklı genlerdir.

Saklı gen çocuğun DNA sarmalında kalıp, onun çocuklarına da geçebilir. Babası mavi, annesi kahverengi gözlü çocuk kahverengi olur ama mavi renk göz geni saklı olarak durur. Kendisi ile aynı genetik yapıda biri ile evlenirse yukarıdaki uzun boy-kısa boy örneğinde olduğu gibi anne ve baba kahverengi gözlü olamlarına rağmen çocuklardan biri mavi gözlü olabilir.

Bu durum Mendel kurallarına uygun olup mavi gözlü çocukları olan kahverengi gözlü anne ve babaların paniğe kapılmalarına ve ortada başka bir neden aramalarına gerek yoktur.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ash gray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gray. ash gray. ashen. grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve yiğit adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. karin). Osmanlı sarayında mâbeynci: İkinci, üçüncü kurenâ. bk. Karin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı sarayında mâbeyncilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lividity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanarya, serçe, ispinoz gibi türlerin erkek kuşları, doksan gün içerisinde kendi türünün şarkısını tamamen öğrenebilir ve bu süreç insanın konuşmayı öğrenmesine benzer biçimde aşamalar halinde gelişir. Ancak yeni doğan bir kuşa, kendi türüne ve başka bir türe ait kuş seslerinden oluşan yapay bir şarkı dinletildiğinde, kuş yalnızca kendi türüne ait olan şarkıyı yapay şarkının içinden seçerek taklit eder. Demek ki bazı kuşların kendi türlerinin seslerini seçmesine ve öğrenmesine yarayan doğuştan sahip olduğu bir beyin mekanizması vardır.

Zebra ispinoz kuşunun beynindeki çekirdekler ve bunların birbirleriyle olan bağlantısından yararlanarak şarkı üretme sistemi oldukça iyi tanımlanmıştır. Kuşun, gelişme döneminde bu sistemin bazı bölgelerinin etkisiz hale getirilmesi, kuşun şarkısında bazı hatalar yapmasına yol açmıştır. Oysa yetişkinlik döneminde yapılan böyle bir etki, şarkıyı hasara uğratmaz. Ayrıca araştırmacılar, erkek kanarya gibi kuşlarda “zenk” adı verilen bir genin varlığını ortaya çıkartmışlardır.

Bazı sinir hücrelerinde bulunan bu gen, kuşların kendi türlerinin şarkılarını öğrenmeleri aşamasında etkin olan bir gendir. Bu gen sayesinde, gelecekte araştırmacılar, bir kuşun kendi şarkısını öğrenme aşamalarını ortaya koyabileceklerdir. Zenk geni, kuşların öğrenme yetisinin bazı genlere bağlı olduğunu göstermektedir.

Ayrıca yapılan araştırmalar, kuşların, beyinlerindeki ses kontrol mekanizmalarının çoğunlukla beyinlerinin sol yarıkürelerinde bulunduğunu göstermiştir; tıpkı insanlardaki gibi beyinlerinde bir asimetri vardır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Napolyon savaşlarına kadar, askeri üniformalar çok renkli ve gösterişli idi. Ancak savaş teknolojisi geliştikçe bunun da bazı sakıncaları ortaya çıkmaya başladı. Kılıç ve kalkanla yapılan savaşlarda gösterişli üniformalar düşmanda moral bozukluğu yaratıyordu ama ateşli silahlar bulununca, bu parlak ve renkli giysiler uzaktan iyi bir hedef olmaya başladı. Bugün askerler savaşa en uygun sadelikte giyinerek giderler ve sadece gerekli teçhizatı taşırlar.

Üniformalardaki haki renk ise ilk kez İngilizler tarafından 1850’li yıllarda Hindistan’da kullanılmaya başlanmıştır. Britanya ordusundan Hary Lumsden İngiliz askerlerinin beyaz üniformaları nedeni ile kolay hedef olduklarını fark edince, üniformaların üzerine toz ve çamur sürerek ve biraz da çay ile boyayarak renklerini gölgeli kahverengine dönüştürmüş ve giysilerin rengini araziye uydurmaya çalışmıştır. Toprak rengine benzeyen bu üniformalara Hintçe toprak rengi anlamına gelen ‘Khaki’ adı verilmiş ve Türkçe’ye de ‘haki’ olarak geçmiştir.

Khaki 20. yüzyılın başlarında günün standartlarına göre değiştirildi. Bu model Amerikan özel timleri tarafından tehlikeli görevlerde kullanılmaya başlanıldı. Birinci Dünya Savaşı’nda da kullanılan bu renkteki kumaşlar çok sert oldukları için askerlerin hareket kabiliyetlerini azaltıyor ve ıslandıkça daralıyorlardı. 1932 yılında pamuktan üretilen ‘cramerton’ ordu elbisesi dayanıklı olması ve içinde kolayca hareket edilebilmesi açısından İkinci Dünya Savaşı’nda ordunun kullandığı en yaygın arazi elbisesi haline geldi.

Bir sonraki aşama ise askerlerin düşman tarafından görülmemesini sağlayacak kadar araziye uygun ama aynı zamanda aynı tarafın askerlerinin birbirlerini vurmamasını sağlayacak şekilde ayırt edilebilir kumaş renk ve desenini yaratmaktı.

Aslında kamuflaja ilk olarak askerler tarafından değil, hayvanların kendilerini fark etmelerini önlemek için avcılar tarafından başvurulmuştu. Kamuflaj desenlerini yaratabilmek için İngiliz ve Fransız orduları ressamlarla işbirliği yapmıştır. Hatta Picasso’nun ordu giysilerini görünce, ‘Bunlar benim desenlerim’ diye bağırdığı bile rivayet edilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Eski Yunanca’da bir defa içine sirilince çıkış yolu son derece güçlükle bulunabilen bina. 2. Buna benzetilerek, çok karışık ve birbirini kesen, yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze. meander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labyrinth. maze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Lâl renkli, kırmızı, al.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (jeol.) ismini St. Lawrence nehrinin kuzeyinde bulunan pek eski kaya tabakalarından alan kaya çeşidine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lavrensiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güvenerek, dayanarak, itimat ederek: Lutuf ve merhametinize mağrûren bu işe teşebbüs ettim. 2. Aldanarak, aldanıp boş bir şeye dayanıp güvenerek: Servetine mağrûren pervâsız konuşuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce’den). Çin imparatorluk vezirlerine Avrupa’ca verilen isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Mecbur olarak, mecburiyet altında, zorla: Gitmek istemezdim ama mecbûren gideceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Memur olarak, memuriyetle, yerine getirmekle görevli bulunulan bir emirle: Me’mûren Anadolu’ya giden, me’mûren filân yerde bulunan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. migraine

tıp yarım baş ağrısı

Kusma, mide bulantısı ile görülen, sempatik sinir sistemi dengesinin bozulmasından ileri gelen baş ağrısı.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

Halk arasında yarım baş ağrısı diye bilinen ve soğuk bir terleme ile birlikte gelip, başın ve yüzün yarısını kaplayan özel bir baş ağrısıdır. Ağrılar bazen dayanılmayacak kadar şiddetli olur. Birkaç dakika sürebileceği gibi saatlerce hatta günlerce devam eder. Migren, herhangi bir hastalığın belirtisi olabildiği gibi, belirli bir neden olmadan da görülebilir. İrsi olanlar da vardır. Başın yarısında zonklamalar, bulantı ve bazen kusma görülür. Gözünün önünde siyah benekler, bulanık lekeler, uçuşur. Bazı kimseler, konuşmakta da zorluk çekerler. Ağrı geldiği zaman, karanlık bir odada sırt üstü yatmak oldukça etkilidir. Ayrıca, hazımsızlığı önlemek, haftada iki kere ılık banyo yapmak, sebze yemek ve kahve, çay, sigara, içki, gibi zararlı şeyleri terk etmek gerekir. Doktorun vereceği ilaçlar yanında aşağıdaki reçeteler de uygulanabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Lahana.

Hazırlanışı : Bir tane lahana yaprağı, ince ince kıyıldıktan sonra temiz bir bezin arasına doldurulup, alna konur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir çok defa, tekrarlanarak: Mirâren söyledim, dinlemedi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرارا] defalarca, birçok kez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moraine

min. buzul taş

Buzulların taşıyıp biriktirdikleri, üzerleri çok kez parıltılı veya çizikli taşlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moraine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Motorlu tren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonradan, sonra: Gidip muahharen yine geldi. 2. Yakın vakitte, önceden: Kendisini muahharen gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «karn» dan). Bitişiklik, ulaşma, bir yere gelme: Bazı olayların mukareneti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrar olarak, bir daha: Mükerreren söyledim.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Akarsu, dere, ırmak. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sürekli ve devamlı olarak, bir düzüye, daimi şekilde, kesiksiz: Müstemirren oruç tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kiracı olarak, kira ile: Filân evde müste’ciren oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tebdil olarak, kendini belli ettirmeksizin, uydurma bir İsimle (hanedan mensupları ve büyük adamların, merasimden kaçınmak için başka bir isimle seyahatleri hakkında kullanılır), İt. incognito.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «renim» den İf.) (mü. müterennime). Terennüm eden, güzel sesle ve yavaş sesle şarkı söyleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Fetih ve zafere nail olarak, galip ve muvaffak olarak: Uç defa sefer edip her seferinden muzafferen döndü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکررا] tekrar tekrar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nâdir olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

occasional. rarely. seldom. every once in a while. few and far. far between. uncommonly. once in a while.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rarely. seldom. unusually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نادرا] nadir olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Turunç, portakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nârenciyye) Turuncu, turunç renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نارنجی] turuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Turunçgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Nasıra şehrinin yerlisi, Nasıralı; Nasrani, Hıristiyan; ilk Hıristiyanlık devirlerinde bir Yahudi Hıristiyan mezhebi üyesi. the Nazarene Hazreti İsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Gündüzün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Nehir yoluyla: Musul’dan Bağdad’a nehren de gidilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nesir ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yayın yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نثرا] düzyazı ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نسترن] yaban gülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yabani gül ve ağustos gülü denilen çiçek.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Net Balance Principle)

Hisse Senetleri Piyasası’nda gün içinde yapılan iki seansta gerçekleşen işlemlerin netleştirilmesidir. Üyelerin, hem aynı menkul kıymet üzerinde yaptıkları alım satımları ve hem de nakit olarak borç ve alacakları birbirine mahsup edilir. Üyeler, takasa kalan net tutar kadar borçlu veya alacaklı olurlar. Böylece her aracı kuruluş için gün sonunda ve tüm işlemleri üzerinden net nakit borç/alacak tutarı ile her menkul kıymet için ayrı ayrı net bir kıymet borcu/alacağı bulunur.


Finansal Terim by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Resim ve tasvir yapan, ressam, tasvirci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fars. «nîreng»den Ar. laşmış) (c. nîrencât). Tılsımlı, tılsıma ait işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Hile. 2. Sihir, tılsım, büyü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نيرنگ] afsun. 2.hile, düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haritasını çıkarmak için bir alanı üçgenlere bölmek işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation. landing mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

triangulation point. triangulation station. landmark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nurser).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nursun).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oluş, meydana çıkma; vaka, olay, hadise. occurrent (s.) olan, meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). Talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. student. scholar. pupil. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. scholar. pupil. disciple. trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student. college boy. disciple. learner. school pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studentship. being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenilmek iş ve tarzı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Öğreniliş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tahsil olunmak: Bir dil kolay öğrenilmez. 2. Haber alınmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be learned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Tahsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. instruction. study. scholarship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

education. schooling (acquisition of knowledge. instruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öğrenmek işi. (bk.) Öğrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learning. hang. mathesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Anlamak, haber almak: Bugün bir şey öğrendim. 2. Ders görerek bilmek: İlim, san’at öğreniyor. 3. İstifade etmek: Sizden çok şeyler öğrendim. 4. Tecrübesi artmak: insan yaşadıkça öğrenir. 5. Tahsil etmek: Bu çocuk bir şey öğrenmeyecektir. 6. Sorup anlamak. 7. Alışmak, ülfet etmek: At, ahırını; tavuk, kümesini öğrendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learn. study. get to know. come to know. master. wise up to. make oneself acquainted with. make acquainted with. ascertain. elicit. hear. imbibe. inform oneself of smth. school oneself to. get wise to. wit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hear. imbibe. learn. understand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to learn. to learn / to hear of sth. get. get hold of. to come to know. to hear through side channels. understand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eski duvar. 2. Şehir ve kale yıkıntısı, harabe, virane. Ören gülü = Yaban gülü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. ruin harabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruin. ruin harabe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruins of a building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Eski yapı ya da kent kalıntısı. 2.Şehir kent. Köy. 3.Bitek ova. 4.Ormanlık y(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cömert ve geniş el.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Geniş, güven veren yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaban gülü.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

Fr. ornithorynque

hay. b. gagalı memeli

Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir memeli türü.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Öz deren.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Özveride bulunan, fedakar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. parankima yemişlerde ve taze dal ile yapraklarda lifli kısımların arasını dolduran hücresel doku; anat., zool. parankima, özekdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anne veya baba; ata, cet; sebep olan şey, kaynak, memba; koruyucu kimse, hami olan kimse; çoğ. ana baba, ebeveyn. parent teachers' association okul aile birliği. parentage i. analık ve baballk hali; soy, nesep nesil. parental s. ana babaya ait. pa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) parantez, ayraç; cümle yapısı yönünden konuyla ilişkisi olmayan söz ara cümle parantez cümlesi; parantez işareti, ( ); aradaki olay; fasıla, aralık. put in parentheses parantez içine almak. parenthesize f. parantez içine almak. parenth

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pastel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Ülker yıldızı, pervin, Süreyya.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرند] atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Takla atma, sıçrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

somersault turned in midair. somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرنده] kuş. 2.takla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Takla atan veya takla oyunları yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bütün yıl boyunca devam eden; müddetli; uzun süren, daimi; bot. iki yıldan fazla yaşayan; i., bot. çok senelik bitki. perennially z. uzun bir süre devam ederek, yıllarca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uçucu, uçan, Ar. tâir, tayyâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. frenetic.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zihne ait; anat. diyaframa ait, frenik. phrenic muscle anat. diyafram kası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. beyin humması; menenjit; diyafram iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. frenoloji.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orange.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tercih hakkı olan; tercihli; tercih eden veya edilen. preferential tariff gümrükte rüçhanlı tarife, asgari tarife.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğumdan önceye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. praenomen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. prince). 1. Hükümdar. 2. Baba tarafından hanedan kanı taşıyan soylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prince. mirza. infante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prince.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Prens eşi veya baba tarafından hanedan kanı taşıyan kadın veya kız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess. infanta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). I. İlk madde, ilk unsur. 2. Temel kanaat, temel düşünce. 3. (felsefe) Her türlü münakaşanın dışında olan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. principe

man. ilke

Temel düşünce, temel inanç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle. basis. dictate. doctrine. guideline. rule. standing rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principle. tenet. principle ilke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenet. ground. principle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

principality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

princedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Kimi ağaçlarda yapraklardan ayrı olarak süren ince yaprak. Çalılık ve sık otlu yerl(Erkek İsmi) Sarı, kırmızı, çiçek açan ufak yapraklı anların çok sevdiği bir tür ot. Meşe ağacı filizi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Pireneler. Pyrene'an s. Pirene'li.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., dört senede bir olan; dört sene süren. quadrennially z. dört senede bir. quadrennium i. dört senelik süre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski derebeylik sisteminde bir mülkün kirasını ödeyerek başka her türlü görevden bağışık olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. fazla yüksek kira bedeli: f. yüksek kira almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tekrar vuku bulan; (anat.) dönüp aksi yöne giden. recurrent fever (tıb.) tekrar tekrar gelen nöbet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) referandum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kastedilen nesne veya kavram, bir söz veya sembol ile ima edilen şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caribou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reindeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reindeer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenilenme, yeniden doğma; uyanma, intibah, canlanma; b.h. 14 ile 16'ncı yüzyıllar arasında Avrupa'da ilim ve sanat yeniliği, Rönesans; Rönesans üslubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. böbreklere ait; böbrekte bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İnleyen, çınlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Renin.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeniden meydana gelmeye başlayan; yeniden doğan. renascence i. yeniden doğma veya hâsıl olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zahmet, eziyet, ıztırap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنج] sıkıntı, zahmet, meşakkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). incitme, zahmet ve eziyet verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنجبر] sıkıntı çeken. 2.amele, yrgat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ rene = zahmet, berden = çekmek). Tarla ve bahçede veyahut başka işlerde kazmak ve taş, toprak taşımak gibi işlerde çalıştırılan gündelikçi, amele: Rençber kullanmak. Rençberbaşı = Bir işte çalışan rençberlerin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rençberin işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zahmet, eziyet, meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş. Rencidehâtır = Gücenmiş, gönlü kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt. wounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنج دیده] incinmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güveniklik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., (eski) rast gelmek, karşılaşmak (düşman); i. beklenmedik karşılaşma; çarpışma, düello; tartışma, müsabaka; rastlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer çiftçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer. building worker. cottar. tillage farmer. hired man. jockey. labo u rer. farm labo u rer. hired labo u rer. land worker. peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hasta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنجور] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (rent) yırtmak, yarmak, çekip koparmak; yırtılmak, parçalanmak, yarılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Tahtaları yontup düzeltmeye mahsus marangoz Aleti ki, tahta içine geçirilip yalnız ağzı biraz dışarıda kalmış keskin bir lamadan ibarettir. 2. Peynir, soğan vesair şeyleri ufak ufak doğramaya mahsus tenekeden, uçları çıkıntılı delikleri olan mutfak aleti. Rende enfiyesi = Büsbütün toz hâlinde olmayıp rendeden geçmiş gibi ufak parçacıklardan ibaret enfiye. Rende reçeli = Ağaç kavununun rendelenmişinden yapılan tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grater. plane. shave. shredder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grater. plane. plane. carpenter's plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plane. grater. shave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rendeden geçirmek, rende ile düzeltmek veya doğramak: Tahtayı, soğanı rendelemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grate. plane. rasp. shave. to plane. to grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plane. to grade. to surface. to planish. to shave. to dub. to flake. grate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rende denilen Aletle düzletilmek veya doğranmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be planed. to be grated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

planed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. karşılık olarak vermek; iade etmek, geri vermek; vermek; teslim etmek; göstermek (hesap); icra etmek; etmek, kılmak,- laştırmak, -landırmak; tercüme etmek, çevirmek; anlatmak, tabir etmek; eritmek (yağ); i. iade, tediye, ödeme; sıva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., Fr. buluşma, buluşma yeri, randevu; f. sözleşip buluşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercüme, tefsir; ifade etme, rol yapma; teslim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dininden dönmüş kimse; firari; s. dininden dönen; kaçan, firar eden; hain.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iskambilde oyun kuralına aykırı hareket etmek; sözünü geri almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenilemek, yenileştirmek; yeni hayat vermek; tekrar başlamak, yeniden başlamak; tekrar etmek; tazelemek, canlandırmak, gençleştirmek; tamir etmek; eksiğini tamamlamak; müddeti uzatmak; yenilenmek; yeniden başlamak. renewable s. yenilenir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yenileme, tamir, tekerrür; abonenin yenilenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنگ] renk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «gönül rengi») (musiki). Türk musikisinde bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنگارنگ] renkli, renk renk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birkaç renkte olan, renk renk, alaca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

particolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourful. variegated. multicolored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motley. particoloured. pied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discolour. fade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F-). 1. Rengi olan, parlak renkli. 2. mec. Güzel, süslü. 3. Süslü (şiir, söz): Bir mısra-ı rengîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنگين] renkli. 2.hoş, havalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Renkli, parlak renkli. 2.Güzel, hoş. Süslü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Nar renginde olan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. böbrek şeklinde (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kuvvete karşı direnen; inatçı; elastiki dirençli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Seri, mavi renk. 2. mec. SOret, tarz: Hastalığın rengi değişti. 3. mec. Hile. Renk atmak = Solmak. Renkten renge girmek = Sık sık rengi değişmek. mec. Pek fazla sıkılmak. Renk vermek = 1. Bir renge sokmak. 2. mec. Anlatmak, belli etmek. Renk vermemek = Gizlememek, belli etmemek. Rengi olmamak ss mec. Belirli bir karakteri olmamak, silik olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloring. colouring. color. colour. complexion. coloring. colouring. tint. tincture. hue. flush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. hue. color. sort. kind. variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Üç temel renk vardır: kırmızı, mavi ve sarı. Siyah renk değildir, çünkü; üzerinde ışığın yansıyabileceği boya yoktur. Beyaz ise gökkuşağındaki tüm renklerin yutulmasından kaynaklanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Renk tonu, renk. Bir renge daha teknik ve spesifik olarak değinilirken kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blazonry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaydedilebilen ya da görüntülenebilen renk sayısını temsil eder. Bit sayısı ne kadar fazlaysa, o kadar çok renk kaydedilebilir. 16,7 milyon rengi temsil etmek için 24 bit (her renk için 8 bit: kırmızı, yeşil, mavi) renk derinliği gerekmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colo r blindness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colo r blind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. tint. tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tinge. to liven up. to enliven. to add spice and zest to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bazı renkleri karıştırma şeklinde kendini gösteren bir göz hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin ışıkküresini kaplayan tabaka, kromosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colorant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring. coloration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colouring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

color. colour. clothe. stain. variegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. salt. tinge. to enliven. to colour. to color. to give colour to. to liven up. to jazz sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Renk almak, bir renge girmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become colourful. to colour. to color. to become more amusing. to be enlivened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take on a lively note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasının görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile taranır. Silindir veya çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılar. Gözümüzde 7 milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkekler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışıklarında ‘dur’ sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanılması gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insan davranışını ve psikolojisini önemli ölçüde etkilediği bugün kesinleşmiştir. Kanada’da bir okulda yapılşan deneyde, odaların renk ve ışık düzenlerinin değiştirilmesi ile bazı öğrencilerin zeka düzeylerinin ve disiplin sorunlarının olumlu biçimde etkilendiği tespit edilmiştir. Ancak insan gözünün ışık ve rengi algılayan ağ tabakasını görme sinirleri vasıtasıyla bunu beyne ilettikten sonra beyinde nasıl fizyolojik etkiler yarattığını renkbilimciler henüz açıklayamıyor.

Aslında gözümüze gelen görüntü iki çeşit görme hücresi aracılığı ile tanınır. Silindir ve çomak şeklinde olanlar ışığı, koni şeklinde olanlar ise rengi algılarlar. Gözümüzde yedi milyon konik ve 100 milyon kadar silindirik hücre vardır.

Renge duyarlı konik hücreler ağ tabakasının ortasında, ışığa duyarlı silindirik hücreler ise kenarında daha yoğundur. Bu nedenle gece gökyüzünde gözümüzün kenarından gördüğümüz bir yıldızı, ona doğrudan bakınca göremeyiz. Çünkü burada ışığa hassas silindirik hücreler daha az olduğundan görüntü kaybolur. Aynı şekilde gözümüzün kenarıyla baktığımız şekillerde renkler kaybolur.

Yapılan deneylerde, pembe renge bakan kişilerin rahatladıkları, kırmızı, turuncu ve sarı gibi sıcak renklere bakanlarda tansiyonun yükseldiği, nabzın ve solunumun hızlandığı, terlemenin çoğaldığı, mavi rengin ise tam tersi etki yarattığı belirlenmiştir.

Araştırmalar insanların en çok mavi rengi sevdiklerini, bunu kırmızı ve yeşilin takip ettiğini göstermektedir. Erkeler yeşil, deniz mavisi, turuncu ve koyu mor renkleri tercih ederken, kadınlar firuze yeşili, açık mavi, pembe gibi açık-uçuk renkleri, çocuklar ise mavi, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu gibi canlı renkleri daha çok sevmektedirler.

Bir binada sarı renge boyanmış bir tavan, odayı daha yüksek, sarı renkli duvarlar ise daha geniş gösterir. Kliniklerin sıcak renklere boyanması, beyaz rengin hastalarda yarattığı hüzün duygusunu azaltır. Ayaküstü hazır yiyecek satan dükkanların duvarları iştah açtıran portakal rengine boyanırken yarış arabalarında kırmızı veya turuncu-sarı renkler tercih edilir. Aslında bir renk olmayan, daha doğrusu renksizlik olan siyah da makam araçlarının klasik rengidir.

Kırmızı renk kan rengidir, asırlar boyu tehlikenin ve tahribatın simgesi olmuştur. Trafik ışılarında “dur” sinyali olarak kullanılmasının nedeni de budur. Ameliyathanelerde, bulaşan kan rengini belli etmeyeceği için mantıken kırmızı giysi kullanmaları gerekirken, teskin edici mavi ve yeşil renkler tercih edilir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Renklerin insanlar üzerindeki etkisi hiç de yabana atılır cinsten değil. Her ne kadar ‘zevkler ve renkler tartışılmaz’dense de uzmanların elde ettikleri dikkat çekici sonuçların bu tartışmanın yapılmasında gecikildiğini açıkça gösteriyor.

Renkler, kendi dilleriyle karşınızdakine, muhattabınıza sizin karakterinizi sizden önce anlatıyor. İşte renklerin yadsınamaz etkisini farkeden batılı şirketler, bunu iş hayatında sıklıkla kullanmaya başlamış ve çok da başarılı olmuşlar.

Hayatımızı şekillendiren, bizi kimi zaman neşeli, kimi zaman da düşünceli yapan renkler ve marifetleri saymakla bitmez. İşte renklerin dünyası, şirketlerin bunu nasıl kullandıkları ve bizle nasıl olnadıkları:

KAHVERENGİ

Kansas Üniversitesi Sanat Müzesi’nde bir araştırma için halının altını elektronik bir sistemle donatmışlar; duvar rengini beyaz ve kahverengi olarak değişebilir yapmışlar. Arka fon beyaz kullanıldığında, insanlar müzede yavaş hareket etmiş, daha uzun süre kalıp, daha fazla alanda dolaşmışlar. Arka fon kahverengiye döndüğünde ise, insanlar müzede çok daha hızlı hareket edip, daha az alan dolaşmış ve müzeyi çok daha kısa sürede terketmişler.

Dikkat ederseniz dünyadaki fast-food restaurantlarının hepsinin sandalyeleri ve masaları kahverengi, duvar boyaları ise kahverengi-şampanya-pembe karışımıdır. Hiçbir fast-foodcunun duvarını beyaz göremezsiniz. Burger King, Kentucky Fried Chicken ve benzer fast-foodlar yıllardır bilinçli olarak tüm duvarlarını baştan aşağıya kahverengi ağaç kaplama yaparlar.

KIRMIZI

Kırmızı, iştah açar. Dünyadaki ünlü gıda firmalarının hepsinin logosunun kırmızı olduğunu hayretle farkedeceksiniz; Coca Cola, Pizza Hut, McDonald’s, Ülker, Burger King. Bu listeyi binlere çıkarabilirsiniz.

Kırmızı tansiyonu yükseltir ve kan akışını hızlandırır. ‘Peki boğalar niye kırmızı renge saldırıyor?’cevabı ise ilginç; maymunların dışında, araştırılan hayvanların hemen hepsi siyah-beyaz görmektedir. Yani boğalar da renk körüdür. Kırmızıya değil, kendilerine sallanan koyu renkli beze saldırırlar.

YEİİL

Yeşil, güven verir. O yüzden bankaların logolarında en çok tercih ettikleri iki renkten biridir. Yatak odası için de rahatlatıcı bir renktir. Batı’da büyük otellerin mutfaklarında duvar renginin, aşçıların yeniliklerini arttırmak için yeşile boyandığı söylenir.

Hastaneler de logo ve iç dizaynlarında yeşili tercih eder. Çünkü rahatlatıcı ve sakinleştiricidir. Tabiatı en çok hatırlatan renktir. Yeşil alanlarda insanların daha az mide ağrısı çektikleri tespit edilmiş. Sakız paketlerinde ve sebze satılan yerlerde de yeşil en çok tercih edilen renktir.

SİYAH

Siyah, gücü ve tutkuyu temsil eder. Hırsın da bir ifadesidir. Bizde ve Batı’da siyah, matemi simgelerken Japonya’da mutluluğun simgesidir. Fonda kullanıldığında karamsarlığı çağrıştırır. Işığı yok eder. Konsantrasyonu en çok getiren renktir. Einstein’in konsantre olabilmek için perdeleri siyah, gün ışığı olmayan bir odaya girip ve bu şekilde düşündüğü söylenir.

MAVİ

Freud, maviyi sakin diye niteler. Faber Birren ise tansiyonu düşürdüğünü söyler. Araplar ise mavi taşların kanın akışını yavaşlattığına inanırlar. Nazar boncuğu o yüzden mavi taşlıdır.

Sakinleştirici bir renktir, Batı’da bu etkisi yüzünden intiharları azaltmak için köprü korkuluklarını maviye boyarlar. Mavi ve özellikle lacivert kozmik bir renk olarak kabul edilir; sonsuzluğu, otoriteyi ve verimliliği çağrıştırır. Uluslararası toplantılarda tüm devlet başkanları lacivert takım elbise giyerler.

Dünyadaki firmaların yarısından fazlası logolarında maviyi kullanırlar. Aynı şekilde Bill Clinton, büyük jüriye ifade vermesinden önce mavi kravat takarak, altın bronz karışımı bir şekil ve rengi kullandığını hatırlayın. Daha çok altını ve parayı çağrıştırır çünkü.

MOR

Mor, nevrotik duyguları açığa çıkardığı, insanları bilinçaltında korkuttuğu tespit edilen bir renk.

PEMBE

Pembe giyenlere, hizmetlerinden dolayı ödeme yaparken kendimizi daha rahat hissettiğimizi tespit etmişler. İngiltere’de Boots ve Marks and Spencer mağazalarında tüm tezgahtarların pembe gömlek giydiği bilinir.

SARI

Sarı, geçiciliğin ve dikkati çekiciliğin ifadesidir. O yüzden tüm dünyada taksiler sarıdır. Dikkat çeksin ve geçici olduğu bilinsin diye.

Araba kiralama firmaları logolarında hep sarıyı kullanırlar. ‘Ürün geçici, lütfen geri getirin’ demek istiyorlar. O yüzden dünyada hiçbir banka ambleminde bildiğimiz sarıyı kullanmaz. (Portakal ve bronz ya da bakır kimi zaman yer alabilir) Paranın geçici değil, kalıcı olmasını isterler. Türkiye’de sarıyı logosunda baskın bir renk olarak kullanan tek banka, devlet bankası Vakıfbank’tır.

BEYAZ

Beyaz, istikrarı, devamlılığı ve temizliği simgeler. Bu yüzden üzerinde fazla şaibeler olanların, beyaz ağırlıklı kıyafetleri seçmelerinde yarar var. Beyaz elbiseler, sizin temiz olduğunuz imajını verir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir rengi olan, beyazın gayrı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colored. coloured. colorful. colourful. hued. lithochromatic. painted. staining. stirring. hued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coloured. colourful. jazzy. lurid. colored. colorful. lively. vivid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colo red. vivid. lively. amusing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour receiver. colour set. colour television.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

variegation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chrominance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vividness. liveliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Rengi olmayan, solmuş. 2. mec. Hâli anlaşılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. dead. drip. dull. toneless. uncoloured. colorless. pale. nondescript. uninteresting. boring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colourless. uncoloured. achromatic. pale. faded. non-descript. lackluster. characterless. toneclass. dead. uncolored. white.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achromaticity. paleness. nondescriptness. lackluster. having no particular opinions about sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çok ses çıkaran, İnildeyen, çınleyan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. buzağının işkembesinden yapılan peynir mayası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. vazgeçmek, reddetmek, feragat etmek, terketmek, alâkasını kesmek; (iskambil) aynı renkten kâgıdı olmadığından başka renk kağıt oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yenileştirmek, tazelemek, tazeleştirmek. renova'tion i. yenileme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şöhret, ün, nam, şan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. meşhur, şöhretli, namlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yırtık, yarık, gedik; ara açılması, dargınlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kira; f. kira ile vermek; kiralamak; kira ile tutmak. rent charge kira üzerinden alınan vergi. rentfree s. kirasız, bedava. rent roll kiraya verilen mülklerin listesi. rent service kira yerine yapılan hizmet. rental i. kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. rend.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gelir, irat; çoğ. devlet tahvilatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. irat sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. terk ve feragat etme, vazgeçme, alâkasını kesme, feragat. renunciatory s. feragat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azaltmak, kısmak, indirmek; gidermek, kaldırmak. retrenchment i. tasarruf, idare; kale veya metrisin iç tarafında yapılan hendek veya metris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hürmet, ihtiram, saygı, ululama; huşu; f. hürmet etmek, saygı göstermek, ulu tutmak, yüceltmek, huşu göstermek. your Reverence saygıdeğer efendim (papaz veya vaizlere hitapta kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmete layık, saygıdeğer, sayın, muhterem (papaz veya vaizlerin lakabı olarak kullanılır; kıs. Rev).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hürmetkâr, saygılı, riayetkar, hürmet gös- teren, hürmetten ileri gelen. reverently, rev- erentially z. saygı ile, huşu ile, ihtiramla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sizofreni ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. şizofreni. schizophrene i. sizofren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., jeol. volkanik kayalarda görülen asıl kayadan ayrı bir madenden oluşmuş lekeler veya ufak parçalar. schlieric s. böyle parçalara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sertdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert dokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gece renginde, siyah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شب رنگ] siyah. 2.gece rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Şeker renginde, bulanıkça, saf ve berrak olmayan, sarıya çalar beyaz. 2. mec. Bozuşuk: Komşumuzla münasebâtımız şeker-renktir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. feragat, kendini feda etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Şemsiyeler ilk olarak 3400 yıl önce Mezopotamya’da, bir rütbenin, bir ayrıcalığın sembolü olarak kullanılmaya başlandı. Bu ilk şemsiyeler Mezopotamyalıları yağmurdan değil, yakıcı güneşten korumak için kullanılıyordu.

Şemsiyeler yüzyıllar boyu hep güneşten korunmak için kullanıldı. Bugün bile bazı Afrika kabilelerinde şefin arkasında yürüyen bir şemsiye taşıyıcısı görülmektedir. Hatta İngilizce’de şemsiye anlamındaki ‘umbrella’ kelimesi, Latince gölge anlamına gelen ‘umbra’ kelimesinden türemiştir.

Milattan önce 1200 yıllarına gelindiğinde şemsiye Mısırlılarda biraz dini bir anlam kazandı. Gökyüzünün Tanrının vücudundan yapılmış, dünyayı koruyan bir şemsiye olduğuna inanıyorlardı ve başlarının üzerinde taşıdıkları şemsiye yüksek ahlak sembolü idi.

Romalılar şemsiye kültürünü Mısırlılardan aldılar ama onu hep kadınsı bir sembol olarak gördüler ve erkekler tarafından hiç kullanılmadı. Yağlı kağıttan yapılan şemsiyelerin yağmuru da geçirmediği görülünce, kadınlar tarafından yağmurda da kullanılmaya başlandı. Artık antik tiyatrolarda, yağmurda kadınlar şemsiyeler altında rahat rahat otururlarken, erkekler sırıl sıklam ıslanıyorlardı.

Avrupa’da şemsiyelerin yaygın olarak kullanılmasına 1700’lü yıllarda başlanmıştır. Bu yıllarda şemsiyelerin yünlü kumaşlarının üstü bir çeşit yağ ile sıvanıyordu. Bu yağ kumaşa su geçirmez bir özellik kazandırıyor ve siyah bir renk veriyordu. Siyah renkli bu şemsiyeler erkekler tarafından da benimsendi ve güneş için olan beyaz şemsiyeler kadınların, yağmur için olan siyahlar ise erkeklerin vazgeçilmez aksesuarları oldu.

Bir çeşit yağ ile sıvanan siyah şemsiyeler gerçekten yağmuru hiç geçirmiyorlardı ama ömürleri de pek uzun sürmüyordu. Zamanla daha kaliteli şemsiyeler üretildi, ancak siyah renk su geçirmezliğin bir garantisiymiş gibi algılanmaya devam edildi. Günümüzde yazın şemsiye kullanma adeti pek kalmadı ama yağmurda erkekler siyah şemsiye taşımada hala ısrarlı. Kadınlar ise cıvıl cıvıl renklerdeki şemsiyelerle dolaşıyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıbet, son.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). 1. Umumiyetle silindir şeklinde uzun ve kalın çam kerestesi. 2. Üzerine kare yelkenler çekilmek üzere direkler ortasından konan ağaçlar. 3. Seren yapmaya yarayan köknar kerestesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jib.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boom. yard. spar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Uzun, kalın ve silindir şekilli çam kerestesi. Yelkenlilerde ana direğe dik şekilde tutturulan ve yelken germeye yarayan ağaç. Seren yapılan köknar kerestesi. 2.Orun, makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tezcanlı, çevik.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), (müz.) serenat; serenat müziği; (f.) serenat çalmak veya söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serenade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرانجام] son. 2.başa gelen olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir nevi porsuk ağacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, endâhten = atmak). Başını atan, koyan, feda eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) beklenmedik şeyler bulma şansı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) berrak, açık, sakin; yüce, âli. His Serene Highness Zati Samileri (Avrupa'da prensler için kullanılan bir unvan). serenely (z.) sakince, sükunetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sükunet, huzur; durgunluk, berraklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Serendil). - Baş gül. Güllerin birincisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Üç renk, üç renkli. 2. Eski bir çeşit kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren. hooter. hoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hooter. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of three sea nymphs, or, according to some writers, of two, said to frequent an island near the coast of Italy, and to sing with such sweetness that they lured mariners to destruction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An enticing, dangerous woman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Something which is insidious or deceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mermaid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They inhabit the swamps, lagoons, and ditches of the Southern United States.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The more common species is dull lead-gray in color, and becames two feet long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An instrument for producing musical tones and for ascertaining the number of sound waves or vibrations per second which produce a note of a given pitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sounds are produced by a perforated rotating disk or disks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A form with two disks operated by steam or highly compressed air is used sounding an alarm to vessels in fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to a siren; bewitching, like a siren; fascinating; alluring; as, a siren song. eel-like aquatic North American salamander with small forelimbs and no hind limbs; have permanent external gills an acoustic device producing a loud often wail

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

siren. siren.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a sea nymph supposed to lure sailors to destruction on the rocks where the nymphs lived; 'Odysseus ordered his crew to plug their ears so they would not hear the Siren's fatal song'. a woman who is considered to be dangerously seductive. a warning signal

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any device, mechanical or electronic, that is designed to produce a loud warning sound when triggered by a security system 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An audible device that creates a loud sound to signal an alarm condition from the system An electronic siren combines both a Speaker and a Siren Driver in a self-contained device that operates straight from a power source, usually 12VDC. something in the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. güzel şarkı söyleyerek denizcileri aldatan deniz perisi; çok cazip ve tehlikeli kadın; siren, canavar düdüğü; bir çeşit su kertenkelesi; denizkızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Mitolojide geçen, denizde kayalar üzerinde gemicilere şarkılar söyleyen, belden aşağısı balık biçiminde kadın, deniz kızı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ot yiyen memeli deniz hayvanları takımına ait; i. denizkızı semendergillerden bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Siyah renkli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir akıl hastalığı, erken bunama, Osm. ateh-i kable’l-miAd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şiir ile, manzum olarak: Düşündüğünü şi’ren ifadeye muktedirdir («Nazmen» demek daha doğrudur).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuvvet, güç, takat; sertlik, keskinlik; mukavemet gücü, dayanıklılık; şiddet; tesir derecesi; askeri kuvvet; kuvvet kaynağı; metanet, manevi güç. on the strength of -e güvenerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takviye etmek, desteklemek; kuvvet vermek, kuvvetlendirmek; kuvvetini artırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gayretli, faal, hararetli; gayret veya enerji isteyen, güç, ağır. strenuously z. çok emek sarf ederek yoğun faaliyetle. strenuousness i. yorucu faaliyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. böbreküstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. teslim etmek veya olmak, haklarından feragat etmek; kendini bırakmak, ümidini kesmek; herhangi bir duygu ve fikrin esiri olmak; i. teslim, feragat. surrender value sigorta poliçesi iptal edildiği takdirde poliçe sahibine verilecek para miktarı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سرور انگيز] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شعله رنگ] alev rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coronation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yazı ile; mukabili: şifâhen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Değer biçerek: Hizmetini takdîren terfiine karar verdiler. 2. Takdir şekliyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقدیرا] takdir ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقریرا] anlatarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şafakta çalışan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nazîre olarak, tanzir ederek, benzetme suretiyle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تعميرا] tamir ederek, onararak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monochrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monochrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tekrarlanarak, defalarca.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تکرارا] tekrar tekrar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok, kargı gibi delici silahların ucundaki sivri demir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on. on. onlu. onluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colour. colouring. complexion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Deprenmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Nesteren denen gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kudret helvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. terennümât). Güzel ve yavaş sesle şarkı söyleme, ötme: Kuşlar terennüm ediyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

singing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde sözlü eserlerdeki söz partisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترنم] şarkı söyleme, şakıma. 2.dile getirme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.şarkı söylemek, şakımak. 2.dile getirmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.), eski dünyevi; (i.), eski yer, arz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Başka üreticilerinkiler de dahil olmak üzere video kaydediciler, Lazer Disk oynatıcılar ve ses cihazlarının temel çalıştırma işlevlerini öğrenme ve kullanma kapasitesine sahip bellekli kızılötesi uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Finansal Terim

(Delivery Versus Payment Principle)

Borsa işlemlerinin takasında, tarafların, takasa olan borçlarını ödedikleri nisbette alacaklarının ödenmesi prensibidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ağızdan ağıza yayılarak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çabuk ulaşan, erişen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Duyarlı, reaksiyon(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mersiye, ağıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيرانداز] okçu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ceremonial. celebration. exercise. formality. investiture. solemnity. state.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celebration. ceremony. service. celebration merasim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremony. ritual. rite. function. pageant. parade. service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonious. ceremonial. ritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceremonial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sel, çok hızlı akıntı; sel gibi akan veya zorlu şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sel gibi; selden meydana gelen; şiddetli, kızışık. torrentially z. sel gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çaprazvari uzanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. hislerin psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaflık; şeffaf şey; ışığa tutulunca görülebilen cam üzerine yapılmış resim; slayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şeffaf, berrak, saydam cam gibi; açık vazıh, aşikâr. transparently z. şeffaf olarak. transparentness, transparence i. şeffaflık, açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demiryolu katarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fish spear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

train. railroad train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine veya etrafına hendek veya siper kazmak; kirizma yapmak; siper kazmak; tecavüz etmek; i. çukur, hendek; siper. trench coat trençkot. trench foot soğuktan ve rutubetten hâsıl olup kangrene yol açan ayak rahatsızlığı. trench mouth tıb. top

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; acı, şiddetli, ezici, tesirli, kuvvetli. trenchancy i. keskinlik; tesirli olma trenchantly z. keskin olarak; tesirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden sofrada kullanılan tahta tabak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştahı yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trenchcoat. trench coat. raincoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raincoat. trench coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. trend

eğilim

Bir şeyi sevmeye, istemeye veya yapmaya içten yönelme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yönelmek, meyletmek, temayül etmek; i. temayül, meyil, eğilim; yön. trendy s. en son modayı izleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alt cereyan veya akıntı; gizli cereyan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ün veren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilerleme, yükseliş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayarlar ve çevre birimlerinde bulunan bir veri bağlantı noktası.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gerçeği önceden görebilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long acting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lingering. long. perennial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. vekil; s. vekâlet eden. vicegerency i. vekâlet, vekillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tavşanın çok olduğu yer; ufak av hayvanları üretim sahası; ırmakta balık üretim sahası; kalaballk mahalle; İng. parmaklıklı yerde yabanıl hayvan üretme imtiyazı; ağıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. were not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sansargillerden Kuzey Amerika'ya özgü bir hayvan, zool. Gulo luscus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çitkuşu, çalıkuşu, zool. Troglodytes troglodytes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vida somunu anahtarı; İngiliz anahtarı; burkutma, burkutuş, burkulma, bükülme, burma, bükme; ayrılış acısı; f. zorla çevirip burmak; burkutarak koparmak; burkutmak; kasten ters anlam vermek. He wrenched his ankle. Ayağını burktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., İng., k.dili bahriyenin hanım yardımcılar teşkilatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Arkadaş, dost, yakın dost.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arkadaşlık. 2. Ahbabça sohbet etme.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz günleri, güneşli sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Yaz günleri, sıcak günlerde genellikle beyaz veya açık renkli giysiler giyeriz. Beyaz renk güneş ışığı içinde bulunan bütün ışınları yansıtır yani bütün renklerin birleşimidir. Siyah renk ise tam aksine bütün ışınları emer. Siyah renk üzerinde hiçbir ışın yansımaz, yani aslında siyah renk bir renk değildir, renksizliktir.

Siyah renkli kumaşlar ışığın hepsini tuttuklarından, beyaz kumaşlara göre tenimizi 5 derece daha sıcak tutarlar. Peki öyleyse Sina çöllerindeki bedeviler niçin siyah renkte giysi giymeyi tercih ediyorlar? Çünkü siyah renkli giysi, kumaş ile tenin arasındaki havayı ısıtıyor ama aynı anda bir havalandırma mekanizmasının da çalışmasını sağlıyor. Bu ısınan havanın yerini alan hava bedevilerin serinlik hissi duymalarını sağlıyor.

Siyah giysiler güneşin tüm ışınlarını tenimize geçirirler ama beraberlerinde enfraruj ışınlarını da. Bu nedenle çok güneşli bir günde açık renk giymek kesinlikle faydalıdır. Kapalı bir yerde ise enfraruj ışınları nüfuz edemeyeceği için siyah rengin ısıyı daha fazla iletmesi avantaj yaratabilir. Belki de dışa beyaz, içe siyah giymek, giysi, ten ve hava arasındaki ısı alışverişi için en ideal kombinasyondur. Tabii kışın da tam tersi.

Kışın üst üste giyinmenin asıl faydası iki giysi arasında hava tabakası oluşmasıdır. Bilindiği gibi hava iyi bir izolatördür. Yani ısı iletkenliği iyi değildir. Bu şekilde güneşin ışığı tutulduğu gibi vücuttan da ısı kaybı olmaz. Yani kışın iki kat giyinildiğinde dıştakinin siyah, içteki giysinin ise beyaz renk olması gerçekten faydalıdır.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yılın her mevsiminde meyve veren, çiçek açan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yılda her mevsim çiçek açan gül.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir renkte, rengi bir, alaca olmayan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Bir renkte olan. 2.Sözünün eri olan. 3.Meşhur bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meydanda olarak, Aşikâr bir şekilde, görünüşte: Zâhiren dost görünüyorsa da, aslında düşmandır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ظاهرا] görünüşte, görünüşe göre.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A.). 1. Zecr yoluyla, yasaklayarak, men’ ve nehy ederek. 2. Zorla, cebren. 3. Ceza maksadıyla.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Anlayışlı, kavrayışlı, zeki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by