Renc ne demek? | Renc anlamı nedir? | Renc

Renc anlamı nedir?

Renc ne demek?

Renc anlamı nedir?

Renc | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: renc

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zahmet, eziyet, ıztırap.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنج] sıkıntı, zahmet, meşakkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) sırılsıklam etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. münakaşaya meyilli oluş, münakaşacılık; harpçilik, muhariplik, harp hali, harp etme. belligerency i. kavgacılık eğilimi, dövüşkenlik; harp hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). daire çevresi. circumferen'tial (s). daire çevresine ait veya onunla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön kısmı cam olan dört kişilik ve dört tekerlekli üstü kapalı at arabası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutarlık; uygunluk; yapışma, iltisak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygun görme, muvafakat; aynı anda vaki oluş; aynı noktaya doğru ilerleyiş. concurrent (s). aynı zamanda vaki olan; uygun, mutabık, birbirine yardımcı olan. concurrently (z). aynı zamanda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). görüş ve fikir teatisi için toplantı, konferans; kongre; müzakere; verme. in conference toplantıda, meşgul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kitapta bakılması gereken yeri gösteren not.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nakit para; revaç, geçerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). riayet, uyma; hürmet, ihtiram. out of deference to -e riayeten, -e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, fark; ayırıcı özellik; ihtilaf, anlaşmazlık, kavga, dava; (mat). fark, çıkarma sonucunda kalan miktar. It makes a difference. Fark eder. şu veya bu şekilde sonucu etkiler. split the difference kalanı eşit olarak bölmek; anlaşmak, uyuşmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik). Bir kuvvetin tesirine karşı koyan karşı kuvvet, mukavemet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın abiyotik ve biyotik baskı faktörlerine karşı (su noksanlığı, sıcaklık ekstremleri, hava kirliliği, zararlılar) dayanma yeteneği. ( Resistenz/Resistance )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. capacitance. drag. reluctance. strength.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. resistor. stamina.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistance. load. resistor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Karşı koyan kuvvet, mukavemet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. resolute. tough. robust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resistant. tough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having low resistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). ıslatmak, sırılsıklam etmek; sıvıya batırmak, banyo etmek, batırmak; (i)., (bayt). atlara zorla içirilen ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr. Franc’dan). Bu kelime Ortaçağ’da teşekkül ederek, o sıralarda Franklar’ın ve bilhassa Charlemagne’ ın hükmü altında bulunanlara ve zamanla genişleyerek bütün Avrupalı lar’a dendi. Frenk, Avrupalı, hasseten Fransız, tâife-i efrenc. (tıp) DS-ül-efrenc: = Firengi hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افرنج] Batılı, Avrupalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. efrenciyye). Frenkler’e yani Avrupalılar’a mensup ve ait: Tarih-i efrencî, elsine-i efrenciye = Avrupa tarihi, Milâdî tarih, Avrupa dilleri, (tıp) Frengi hastalığına ait: lllet-i efrenciyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hendek veya siper kazmak; sağlamlaştırmak, yerleştirmek, emniyete almak. entrench on tecavüz etmek, bir başkasının hakkını çiğnemek. entrenched s. sabit, kolay degişmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Eren).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde 12 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Floransa şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: Cayenne.

Nüfus: 117.000.

Yüzölçümü: 86.504 km2.

Komşuları: Güneyde ve Doğuda Brezilya, Batıda Surinam, Kuzeyde Atlas Okyanusu.

Önemli Şehirleri: Cayenne, Saint-Laurent-du-Maroni.

Din: Katolik %87, Protestan %3.9, Dindışı %3.5.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Denizaşırı il.

Tarih: Bölge 1500 yıllarında İspanyollar tarafından bulunmuş, ilk yerleşim merkezi de 1604’te Fransızlar tarafından kurulmuştur. Sırasıyla Hollanda, İngiltere ve Portekiz denetimine girdikten sonra 1817’de bir Fransız sömürgesi haline gelmiştir. Çoğunlukla Fransızca konuşan halk 1848’den bu yana Fransız yurttaşları olarak kabul edilmektedir. 1970’ten sonra Fransız Guyanası Fransız meclisinde 2 üye tarafından temsil edilmeye başlandı.


Ülke by

Ülke

Başkent: Papeete.

Nüfus: 197.000.

Yüzölçümü: 4000 km2.

Komşuları: Büyük Okyanus’un Güneyinde Adalar Grubu.

Önemli Şehirleri: Papeete.

Din: Protestan %46.6, Katolik %39.4, Diğer %15.

Dil: Fransızca.

Yönetim Biçimi: Deniz Aşırı Toprak.

Tarih: Büyük Okyanus’un güneyinde 105 adadan meydana gelen bir ada grubu. Adaların çoğu 1767’de denizci Samuel Wallis tarafından bulunmuştur, ama 1 yıl sonra Fransız Louis de Bouganville bölge üstünde hak iddia etmiştir. 1850’den önce adaların çoğu Fransız himayesine girmiş, 1880’lerde de bütün grup bir Fransız sömürgesi haline getirilmiştir. 1946’dan bu yana bölge halkı tam Fransız yurttaşı sayılmakta ve ulusal meclise iki temsilci göndermektedir.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Fransa'ya, Fransızlara veya Fransızcaya ait; (i). Fransızlar; Fransızca. French chalk terzi tebeşiri. French curve (müh). eğri çizmede kullanılan plastik şekil. French doors çift kanatlı camlı kapı. French dressing sirke ve çiçek yağından

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Fransızlaştırmak; Fransızlaşmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkrah, iğrenme. 1. iğrenecek, mekrûh: Pek iğrenç bir şeydir. 2. İğrenen, istikrâh eden: İğrenç tabiatı vardır (bunun aslı iğrengeç’tir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. dirty. repulsive. sickening. sick. horrible. hideous. abhorrent. abominable. accursed. accurst. cloying. crying. damn. damned. detestable. distasteful. dread. dreadfull. execrable. filthy. foul. frightful. ghoulish. god-awful. abjec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disgusting. loathsome. repulsive. detestable. abhorrent. abominable. atrocious. barbarous. cursed. dreadful. execrable. filthy. foul. ghoulish. gruesome. heinous. hellish. hideous. horrible. horrid. infernal. lousy. morbid. nefarious. obnoxious. odious. r

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğrenme, tiksinme, Ar. istikrâh, ikrâh, mekrûhiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathsomeness. repulsiveness. being disgusting. enormity. foulness. frightfulness. heinousness. hideousness. lousiness. nastiness. nauseousness. obscenity. odiousness. odium. offensiveness. ugliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loathesomeness. repulsiveness. enormity. odium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anlaşılmazlık, manasızlık; birbirini tut- mazlık, irtibatsızlık, tutarslzlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aldırmazlık, önem vermeyiş, umurunda olmayış, soğukluk, ilgisizlik, rağbetsizlik; duygusuzluk, hissizlik; ancak geçerli oluş. a matter of indifference ilgilenmeye değmeyen mesele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. netice çıkarma, mana çıkarma; man. çıkarsama; netice, sonuç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karışma, dokunma, sataşma; (fiz.) girişim, karışım; radyo parazit .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entrench.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school girl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

schoolgirl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) lavrensiyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Turunç, portakal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nârenciyye) Turuncu, turunç renginde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نارنجی] turuncu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Turunçgiller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

citrus fruits. citrus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fars. «nîreng»den Ar. laşmış) (c. nîrencât). Tılsımlı, tılsıma ait işler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) oluş, meydana çıkma; vaka, olay, hadise. occurrent (s.) olan, meydana gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). Talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. student. scholar. pupil. disciple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

learner. student. pupilar. pupillar. pupilary. pupillary. scholar. pupil. disciple. trainee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pupil. student. college boy. disciple. learner. school pupil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dormitory. hostel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

student hotel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

studentship. being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. parankima yemişlerde ve taze dal ile yapraklarda lifli kısımların arasını dolduran hücresel doku; anat., zool. parankima, özekdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tercih; tercih hakkı veya yetkisi; rüçhan; tercih olunan herhangi bir şey; huk. tediye hususunda öncelik. give preference to tercih etmek have prefer ence over tercih hakkına sahip olmak. right of preference huk. rüçhan hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) havale etme veya olunma; münasebet, ilgi; kinaye, ima, telmih; müracaat; müracaat kitabı veya yeri; tavsiye eden kimse; tavsiyename, ehliyetname, referans; (f.) bir kitabın içine müracaat yerlerini işaret etmek. reference library araştırma i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). incitme, zahmet ve eziyet verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ رنجبر] sıkıntı çeken. 2.amele, yrgat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ rene = zahmet, berden = çekmek). Tarla ve bahçede veyahut başka işlerde kazmak ve taş, toprak taşımak gibi işlerde çalıştırılan gündelikçi, amele: Rençber kullanmak. Rençberbaşı = Bir işte çalışan rençberlerin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Rençberin işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zahmet, eziyet, meşakkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İncinmiş. Rencidehâtır = Gücenmiş, gönlü kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offended. hurt. wounded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنج دیده] incinmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incitmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

incinmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güveniklik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i., (eski) rast gelmek, karşılaşmak (düşman); i. beklenmedik karşılaşma; çarpışma, düello; tartışma, müsabaka; rastlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer çiftçi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

farmhand. farmer. building worker. cottar. tillage farmer. hired man. jockey. labo u rer. farm labo u rer. hired labo u rer. land worker. peasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Hasta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رنجور] hasta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azaltmak, kısmak, indirmek; gidermek, kaldırmak. retrenchment i. tasarruf, idare; kale veya metrisin iç tarafında yapılan hendek veya metris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. hürmet, ihtiram, saygı, ululama; huşu; f. hürmet etmek, saygı göstermek, ulu tutmak, yüceltmek, huşu göstermek. your Reverence saygıdeğer efendim (papaz veya vaizlere hitapta kullanılır).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. sertdoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert dokulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akıbet, son.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرانجام] son. 2.başa gelen olay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kudret helvası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik. hislerin psikolojik olarak bir başkasına yönelmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şeffaflık; şeffaf şey; ışığa tutulunca görülebilen cam üzerine yapılmış resim; slayt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. içine veya etrafına hendek veya siper kazmak; kirizma yapmak; siper kazmak; tecavüz etmek; i. çukur, hendek; siper. trench coat trençkot. trench foot soğuktan ve rutubetten hâsıl olup kangrene yol açan ayak rahatsızlığı. trench mouth tıb. top

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. keskin; acı, şiddetli, ezici, tesirli, kuvvetli. trenchancy i. keskinlik; tesirli olma trenchantly z. keskin olarak; tesirli bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden sofrada kullanılan tahta tabak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iştahı yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trenchcoat. trench coat. raincoat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raincoat. trench coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vida somunu anahtarı; İngiliz anahtarı; burkutma, burkutuş, burkulma, bükülme, burma, bükme; ayrılış acısı; f. zorla çevirip burmak; burkutarak koparmak; burkutmak; kasten ters anlam vermek. He wrenched his ankle. Ayağını burktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by