Rep ne demek? | Rep anlamı nedir? | Rep

Rep anlamı nedir?

Rep ne demek?

Rep anlamı nedir?

Rep | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) şöhret, nam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. report, representative.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Republic, Republican.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. Akarib).

1.Kuyruğu ucunda zehirli iğnesi bulunan zararlı hayvan ki zarar vermekte yılanın eşi sayılır: Akrep soktu. Akrep gibi sokar.

2.Saatin iki ibresinden kısası ki, on iki saatte bir dolanıp saatleri gösterir.

3.(Astronomi). On iki burcun biri ki, güneş, ekim ayında bu burca girer: Burc-ı Akrep.

4.(mec.) Akrep gibi gizliden zarar veren adam: Ne akreptir!


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion. hour-hand. hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hand. scorpion. hour hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scorpion. hour hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Akrep; sıcak ve nemli yerlerde yaşayan, kıvrık ve kalkık kuyruğuyla zehirli bir iğnesi olan böcektir. Akrep soktuğunda yapılacak ilk iş; soktuğu yerin altını ve üstünü sıkıca bağlamaktır. Sonra; iğnenin bulunduğu yer, iki parmak arasına alınıp, kan akıncaya kadar sıkılır ve üzerine amonyak sürülür.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Domates. 2- Sirke ve Sarımsak

Hazırlanışı : 1- Olgun bir domates, tam ortasından kesilir ve akrebin soktuğu yere temiz bir bezle bağlanır. 2- Sokulan yer steril bir jiletle kanatılıp, emilir. Sirke ile yıkanır. Sarmısak lapası bağlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örümcekler ailesinden bir takım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gümrük veya oktruva harcı ödenmemiş olan malların saklandığı depo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse. entrepot. packing house. storehouse. warehouse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonded warehouse ardiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse. bonded warehouse. bounded warehouse. entrepot. bond. chandlery. store warehouse. principal store. wharfage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

warehouse line. warehousing business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). art fikir, gizli düşünce veya maksat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چهره پرداز] ressam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krep; (bak). crape. crepe de Chine krepdöşin. crepe paper krepon kâğıdı. crepe rubber krepsol, ayakkabı tabanı için kullanılan tırtıklı Lastik. crepes suzette (ahçı). krep suzet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). creep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). alaca karanlığa ait (sabah ve akşam); (zool). alaca karanlıkta uçan (kuş, yarasa veya böcek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eskimiş, yıpranmış, hemenhemen işlemez hale gelmiş, ihtiyarlıktan zayıflamış, eli ayağı tutmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çatırdatarak ateşte kavurmak (tuz, maden vb)', ateşte çatırdamak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtiyarlıktan ileri gelen elden ayaktan kesilme, düşkünlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayrılık, zıtlık, ihtilaf, başkalık. discrepant (s). farklı, zıt, muhalif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamire muhtaç olma; bakımsızlık. in disrepair tamire muhtaç, harap halde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). itibarsız, kötü şöhreti olan, haysiyetsiz, namussuz, rezil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). itibarsızlık, kötü şöhret. fall into disrepute şöhreti lekelenmek, ismi kötüye çıkmak, itibardan düşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ambar, antrepo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işadamı, müessese sahibi; müteşebbis kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ön taraf, ilk kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Serbest davranışlı, iffeti şüphe uyandıran kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of doubtful morality. flighty. loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frivolity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yılmaz, korkusuz, cesur, yiğit. intrepid'ity (i.) yiğitlik. intrep'idly (z.) yiğitçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) tamir olunamaz, çaresiz, telâfisi imkânsız. irreparabil'ity (i.) tamir kabul etmeme. irrep'arably (z.) tamir veya telâfi edilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yeri doldurulamaz, yenisi tedarik edilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) söndürülemez, bastırılamaz, baskıya gelmez; zaptolunamaz; önüne geçilemez. irrepressibly (z.) söndürülemeyecek bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kusur bulunamaz, aleyhinde söylenecek bir şey olmayan. irreproachableness (i.) kusursuzluk irreproachably (z.) kusur bulunamaz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit ince ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepe. crêpe. crape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crep. a small thin pancake. crepe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepe de chine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Kıvır kıvır bir çeşit ince kumaş yahut kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crepon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. delikli mercan; bu mercanı yapan hayvancık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gürültücü, şamatacı, yaygaracı; ele avuca sığmaz, idaresi güç, haylaz. obstreperously (z.) haylazca. obstreperousness (i.) ele avuca sığmama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fotoğraf makinelerinde görüntülerin işlenmesi, organizasyonu ve paylaşımı gibi konularda kullanıcıya yarar sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. preparatory, preposition.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili hazırlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. önceden tartıp paketlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preparation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlama; hazırlık; hazırlanan şey; hazır ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hazırlayıcı; hazırlık, hazırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlayıcı, hazırlık niteliğindeki. preparatory school üniversiteye hazırlayan özel okul. preparatory to sending it gönderilmesi için hazırlık olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hazırlamak; düzenlemek; donatmak; pişirmek; yapmak; hazırlanmak, hazır olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlık, hazır olma; gerektiğinde savaşa hazır bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-paid) parasını önceden vermek, peşin ödemek. prepayable s. peşin ödenir. prepayment i. peşin ödeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., huk. önceden düşünülmüş, tasarlanmış, kasıtlı. malice prepense kasti kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ağır çekmek; baskın gelmek, ağır basmak, galip gelmek; hâkim olmak. preponderance, -cy i. çoğunluk, üstünlük. preponderant s. ağır basan, baskın gelen, hâkim, galip. preponderantly z. üstün şekilde, çoğunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (edat) prepositional s. edat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., gram. nitelenen kelime önüne eklenmiş (kelime).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meşgul etmek, zihnini işgal etmek; lehinde fikir hasıl ettirmek. prepossession i. tarafgirlik; zihin meşguliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cazibeli, alıcı. prepossessingly z. cazibeyle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıl almaz, inanılmaz, mantığa aykırı, abes. preposterously z. mantıksızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok güçlü, nüfuzlu; biyol. dölüne daha fazla özellikler geçirme yeteneği olanç prepotency i. nüfuzluluk; biyol. dölüne kendi özelliğini geçirme yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. sünnet derisi, gulfe. prepu'tial s. gulfeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabartma çizgili yün veya iplik veya karışık kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. report, representative.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Republic, Republican.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gitmek, çekilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tamir etmek, onarmak; zararını telafi etmek, tazmin etmek; i. tamir, onarma; tazmin; çoğ. tamirat, onarım; iyileştirme, şifa verme. repairman i. tamirci. repair ship tamirat gemisi. repair shop tamirci dükkânı. in good repair iyi halde, tamirli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tamiri mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eks. çoğ. tazminat, tamirat, onarım. reparative s. tamirat veya tazminat kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırcevap sözlerle dolu konuşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bölme, bölüm; yeniden bölme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yemek, taam; öğün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar memleketine iade etmek; kendi memleketinin vatandaşlığına tekrar girmek; i. tekrar memleketine iade olunan kimse. repatria'tion i. kendi memleketine iade, kendi vatanına dönme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (repaid) geri vermek, ödemek; karşılığını yapmak veya ödemek; karşılığını vermek. repayable s. geri dönmesi mümkün, karşılığı yapılır. repayment i. yeniden tediye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kaldırmak (kanun), feshetmek, iptal etmek; i. fesih, iptal. repealable s. feshedilir, lağvı mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrarlamak, tekrar yapmak, tekrar etmek; tekrar söylemek, bir daha söylemek; ezberden söylemek; A.B.D. aynı seçimde birden fazla oy kullanmak; i. tekrarlama, tekerrür; müz. nakarat; nakarat işareti. repeating circle astr. oktant nevinden tam da

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm disk ya da özel olarak programlanan bir seçim tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Çeşitli tekrarlama işlevleri sağlanmıştır: tek parça, tüm CD, RMS programı veya istenen bir başlangıç noktası (A) ile bitiş noktası (B) arası tekrarlanabilir. Bunlar, Shuffle Play (Karışık Çalma) işleviyle birlikte kullanılabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekrarlayan şey veya kimse; düğmesine basılınca çalarak saati belirten cep saati; mükerrer ateşli silah; A.B.D. sabıkalı kimse, suçlu kimse, birkaç kere hapse girmiş kimse; elektromanyetik işaretleri otomatik olarak tekrar gönderen bir alet; A.B.D.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. defetmek, geriye atmak; püskürtmek; bağdaşmamak, uyuşmamak; reddetmek; nefret uyandırmak. repellent s., i. defedici, uzaklaştırıcı; i. haşaratlı defedici ilâç; bir çeşit sugeçmez kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. yerde yatan; zool. sürünen, sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. pişman olmak, nadim olmak, tövbe etmek, istiğfar etmek. repentance i. pişmanlık, nedamet, tövbe. repentant s. pişman, nadim, tövbekar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeniden iskân ettirmek; türü azalmış canlıları türetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geri tepme, seğirdim; yansılama, akis. repercussive s. geri tepip aksetmekten ibaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. repertuvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hazırlanmış piyesler listesi; depo. repertory theater repertuvarındaki piyesleri, her biri birkaç hafta olmak üzere, oynayan tiyatro topluluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. répertoire

1. müz. dağarcık,

2.birikim

1. Bir müzik topluluğunun veya sanatçının hazırlamış olduğu parçalar.

2.Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repertoire. repertory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr). Bir tiyatro topluluğu veya bir orkestranın seçip hazırlamış olduğu piyes, musiki eserleri vs. nin listesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mat. zincirleme kesrin tekrar edilen kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ve tiyatroda prova.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerrür, tekrar yapma veya söyleme; ezberden okuma veya okunma. repetitious s. tekrarlayan, mükerrer, özellikle gereksiz tekrarlar yapan. repetitive s. tekrarlamalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki, tiyatro vs.de prova yaptıran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. başka bir şekilde ifade etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar yerine koymak, yerine geçmek; bir şeyin yerine başka şey koymak veya bulmak; iade etmek, ödemek. replacement i. yerine koyma; bir şeyin yerine geçen veya konulan şey; bir başkasının yerine geçen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halinden şikâyet etmek, can sıkılmak, üzülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar doldurmak; tamamen doldurmak; türü azalmış canlıları türetmek. replenishment i. tekrar dolma veya doldurma; dolduran şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolu, tamamıyle dolmuş. repletion i. dolgunluk; tıb. kan dolgunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. gaspolunmuş eşyanın geri alınması için açılan dava; bu suretle geri alma emri; kefalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gaspolunmuş eşyayı kurtarmak. repleviable s. geri alınabilir, kurtarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ikinci nüsha, kopya, bilhassa eser sahibi tarafından yapılan kopya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. katlamak; kopya etmek; cevap vermek; türemek; hücre bölünmesiyle çoğalmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tersine katlanmış; katlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. savunanın cevabına davacı tarafından verilen cevap; aksiseda, yankı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cue. catcword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lines. cue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rejoinder. answer to a reply. cue. replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replica , replication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cevap vermek; mukabele etmek; i. cevap, karşılık, mukabele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repos. repurchase agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agreement in which one party sells a security to another party and agrees to repurchase it on a specified date for a specified price See: Repurchase agreement. Purchase of Treasury securities from a securities dealer with an agreement that the dealer w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An agreement in which one party sells a security to another party and agrees to repurchase it on a specified date for a specified price See: repurchase agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another name for a repurchase agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contract in which the seller of securities, such as Treasury Bills, agrees to buy them back at a specified time and price Also called a repurchase agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A financial transaction in which one party 'purchases' securities for cash and simultaneously the other party agrees to 'buy' them back at some future time according to specified terms Municipal bond and note issuers have used repos to manage cash on a sh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short hand for REPURCHASE AGREEMENT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Allocations of NERSC resources are made to repositories , which are group accounts In general, a repo has many users, working on a common scientific project, lead by a single PI Any charges incurred by a user must be drawn from the account belonging to so

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reproduction - normally refers to accessories or cards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Repurchase Agreement)

Bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe satılıp, bitiş valöründe geri alınmasıdır (Menkul kıymetin geri alma vaadiyle satımı).


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. söylemek, anlatmak, nakletmek; rapor vermek veya yazmak; resmen malumat vermek veya yazmak; haber yaymak; haber vermek, şikayet etmek; kendi hakkında malumat vermek; i. rivayet, şöhret, şayia, söylenti; rapor, takrir, malumat; top sesi, patlama

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazete muhabiri; muhbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. muhbirlik kabilinden; röportaj kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. yatırmak; yatmak, dinlenmek, istirahat etmek; dayanmak, güvenmek; i. rahat, istirahat, dinlenme; emniyet, güven, sükun; ahenk. reposeful s. dinlendirici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. teslim etmek, bırakmak, depo etmek, yığmak. repository i. hazine, mahzen, ambar; sırdaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verevine dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, serzeniş etmek, tekdir etmek, şiddetle eleştirmek, kabahatli bulmak, suçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdire layık, takbih edilir. reprehensibly z. tekdir edercesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, paylama, serzeniş, tekdir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekdir kabilinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, tasvir et mek, resmetmek; anlatmak, söylemek, ifade etmek; taslamak, gibi göstermek; temsil etmek, simgelemek; rolünü yapmak; tarif etmek, açıklamak; yerine geçmek; numunesi olmak. representable s. temsil edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme hakkı; ifade, takrir; önerme; milletvekili seçim sistemi; vekiller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. baskı altında tutmak, bastırmak; uzaklaştırmak, menetmek; tutmak. repressible s. bastırılır, menolunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baskı altında tutma, bastırma, hapsetme, tutma, baskı; üzücü ve bastırılmış anı ve isteklerin bilinçdışına itilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bastırıcı, engelleyici; sıkıcı. repressively z. engelleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (istenilmeyen bir şeyi) tehir etmek; sonraya bırakmak, tecil etmek; idam gibi cezayı tehir etmek; i. muvakkaten kurtarış; bir cezayı geçici olarak erteleme, cezanın tecili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. azar, paylama, tekdir; f. azarlamak, tekdir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar basmak; i. yeni baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misilleme, misli ile mukabele, aynen karşılığını yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kira gelirinden kanuni indirim ve ödemeler; müz. tekrarlama, nakarat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. iftira etmek, sitem etmek, serzeniş etmek; ayıplamak, kınamak, şerefsizlik veya leke getirmek; i. ayıp, ar, rezalet; ayıplama, kınama; azar, serzeniş, sitem; leke, yüz karası olan kimse. reproachable s. ayıplanır, serzenişe lâyık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sitem dolu; azarlama kabilinden. reproachfully z. sitemli olarak. reproachfulness i. sitemlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. tövbesiz, günahkâr, sefil, melun; i. kötü yola sapmış kimse, ahlâkı bozuk kimse; f. ebedi ceza vermek (günahkâra); uygun görmemek, tensip etmemek; lânetlemek. reproba'tion i. lânetleme; tensip etmeme; melunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar işlemek. reprocessed wool kullanılmamış fakat bir defa örülüp sökülerek tekrar örülmüş yün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kopya etmek, suret çıkarmak; tekrar meydana getirmek; yeniden hâsıl etmek; tekrar çıkarıp göstermek; biyol. doğurmak, yavrulamak, çoğalmak, üremek; aynını yetiştirmek, türetmek; tekrarlamak, yeniden temsil etmek; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme; tekrar hâsıl etme veya husule gelme; hayvan veya bitkilerin üremesi. reproductive s. yeniden hâsıl eden veya olan; zürriyet hâsıl etme kabilinden. reproductive organs üreme organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. reproduction

çoğaltma

1. Aslına uygun olarak yapılan taklit.

2.Bir sanat eserinin kopyası veya taklidi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. repro. replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. azar, tekdir, paylama, sitem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, tekdir etmek, paylamak, serzeniş etmek, sitem etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sürüngen, yerde sürünen hayvan (yılan ve kertenkele gibi); alçak kimse; s. sürünen, yerde sürünen; sürüngenlere benzeyen veya onlarla ilgili; alçak, sefil, süfli. reptil'ian i., s. sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumhuriyet; cumhuriyet hükümeti. republican s., i. cumhuriyete ait; i. cumhuriyetçi; b.h., A.B.D. Cumhuriyet Partisi üyesi. republicanism i. cumhuriyetçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar neşretmek; tekrar yürürlüğe koymak (iptal edilmiş kanun veya vasiyetname).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. reddetmek, tanımamak; ödememek, kabul etmemek. repudia'tion i. reddetme, tanımayış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenç, tiksindirici, çirkin; zıt, muhalif, karşıt. repugnance, repugnancy i. nefret, tiksinme, iğrenme; zıtlık, muhaliflik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hücum edeni geri püskürtmek, defetmek, tardetmek, kovmak; i. hücumu bozguna uğratma, hezimet, kovma. repulsion i. ret, kabul etmeme; itme, geri itme; defetme, defolunma; fiz. iteleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iğrenç, tiksindirici; soğuk, yavan; uzaklaştırıcı. repulsively z. iğrenç surette. repulsiveness i. iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itibara lâyık, muhterem, saygıdeğer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ad, şöhret, ün, itibar, şeref.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. saymak, kabul etmek; i. ad, şan, şöhret, itibar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. namlı, şöhretli sayılan, farzolunan. reputedly z. rivayete göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp; yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok mouse/ klavye kullanan veya çok yazı yazan insanlarda görülen hastalık. El ve bilekte sızı, uyuşma veya bu eylemlerin yapıldığı zamanlarda şiddetli ağrı başlıca semptomlarıdır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendi kendini kınama veya cezalandırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Güney Afrika Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ters görünme (aynada olduğu gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -coc, -ci) streptokok basili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Birçok hastalıklara karşı kullanılan antibiyotik bir ilâç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. streptomisin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasıtlı yanıltıcı ifade; huk. hakikati gizleyerek bir ayrıcalık veya mülk elde etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gizli, el altından, hile kabilinden; sahtekarca; gizlice yapılmış. surreptitiously z. gizlice, al altından, hileli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) istihkâmda topIarın konulduğu üst zemin; yerden yüksek düz zemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Reverse Repo)

Bir menkul kıymetin işlemin başlangıç valöründe alınıp, bitiş valöründe geri satılmasıdır (Menkul kıymetin geri satım vaadiyle alımı).


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ned, -ning) tıb. kafatasını delmeye mahsus yuvarlak cerrah testeresi; kuyu delme burgusu; f. cerrah testeresi ile kafatasını delmek; mak. burgu ile delik açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. bir çeşit denizhıyarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., tıb. yuvarlak cerrah testeresi; f. bu testere ile delmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. titreme; ürperme; korku, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hazırlıksız; ihtiyatsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tövbe etmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, anlatılmamış; bildirilmemiş, beyan edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. su çekmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perde arkasından ipleri çekme, slang. torpil patlatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by