Re’sen ne demek? | Re’sen anlamı nedir? | Re’sen

Re’sen anlamı nedir?

Re’sen ne demek?

Re’sen anlamı nedir?

Re’sen | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F,). I. ip, urgan.

2.(denizcilik) Halat.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeniçeri ulûfesinin üçüncü üç aylığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ex officio. on one's own account. ex mero motu. in one's personal capacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kendi başına, kendiliğinden: Bu işi re’sen gördü.

2.Kimseye tâbi olmaksızın, müstakil olarak, kendi başına: Re’sen memurdur.

3.Bir memur veya heyet ve mahkemenin vazifesi icabı bir muameleyi bizzat yapması ki, Fr. d’offlce tâbirinin tercümesidir.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رأسا] doğrudan doğruya, danışmaksızın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crescendo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış ve ya yalan yere anlatmak; kötü temsil etmek. misrepresenta'tion i. yalan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. her yerde ve her zaman hazır. omnipresence i. her yerde bulunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huzur, hazır bulunma, varlık; duruş; hayal, görüntü. presence of mind serinkanlılık, soğukkanlılık. in the presence of a large company büyük bir topluluk önünde. saving your presence (eski) hâşa huzurdan, sözüm yabana, sözüm meclisten dışarı, aff

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hediye, bahşiş, armağan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. takdim etmek, sunmak, arz etmek; tanıştırmak; huzura çıkarmak; göstermek; bir memuriyet için ismini arz etmek; nişan almak (tüfek). present a person with a thing, present a thing to a person birisine bir şey sunmak. present an appearance görünmek;

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şimdiki zaman; şimdiki durum; gram. hal kipi, şimdiki zaman kipi. at present şimdiki halde, şimdiki durumda. for the present şimdilik, şu anda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. the present writer bu yazıyı yazan, imza sahibi. the present worth of şimdiki değeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şimdiki, günümüzün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. takdim olunabilir, sunulabilir; düzgün görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; gösterme; huzura çıkma; verilme, sunulma; tiyatro oyunu; psik. kavrama gücü; tıb. doğumda ceninin duruş şekli. presen- tation copy hediyelik nüsha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., psik. akıl ile kavranır; hemen kavrayan veya hisseden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. görev veya ödenek alan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. önsezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir fikir veya kavramı akla getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. birazdan; şimdi, şimdilik; (eski) veya leh. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sunma, takdim; göz önüne koyma, sergileme; betimleme, resim; huk. büyük jüri raporu; tic. senet gösterme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. göstermek, tasvir et mek, resmetmek; anlatmak, söylemek, ifade etmek; taslamak, gibi göstermek; temsil etmek, simgelemek; rolünü yapmak; tarif etmek, açıklamak; yerine geçmek; numunesi olmak. representable s. temsil edilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. temsil etme veya edilme; simgeleyen şey, resim, suret; temsil, tiyatro oyunu, piyes; rol; başkalarını temsil etme hakkı; ifade, takrir; önerme; milletvekili seçim sistemi; vekiller heyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir grup veya sınıfı temsil eden, numune olan; vekâlet nev'inden; taklit ve benzeme kabilinden; i. vekil, başkasını temsil eden kimse; mümessil; milletvekili, mebus, saylav. representative arts resim veya heykeltıraşlık gibi temsili sanatlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (denizcilik). Halatla sahile bağlı: Gemi resen-bend iken.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir şeyden dolayı kızmak, gücenmek, bir şeye içerlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bir şeye kızmış, gücenik. resentfully z. içerleyerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızma, gücenme, darılma, içerleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by