Rest ne demek? | Rest anlamı nedir? | Rest

Rest anlamı nedir?

Rest ne demek?

Rest anlamı nedir?

Rest | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rest

Türkçe - İngilizce Sözlük

To arrest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A state of quiet or repose; a cessation from motion or labor; tranquillity; as, rest from mental exertion; rest of body or mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, freedom from everything which wearies or disturbs; peace; security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sleep; slumber; hence, poetically, death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That on which anything rests or leans for support; as, a rest in a lathe, for supporting the cutting tool or steadying the work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A projection from the right side of the cuirass, serving to support the lance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A place where one may rest, either temporarily, as in an inn, or permanently, as, in an abode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The striking of a balance at regular intervals in a running account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set or game at tennis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Silence in music or in one of its parts; the name of the character that stands for such silence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

They are named as notes are, whole, half, quarter,etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cease from action or motion, especially from action which has caused weariness; to desist from labor or exertion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be free from whanever wearies or disturbs; to be quiet or still.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lie; to repose; to recline; to lan; as, to rest on a couch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To stand firm; to be fixed; to be supported; as, a column rests on its pedestal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sleep; to slumber; hence, poetically, to be dead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lean in confidence; to trust; to rely; to repose without anxiety; as, to rest on a man's promise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be satisfied; to acquiesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To lay or place at rest; to quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To place, as on a support; to cause to lean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which is left, or which remains after the separation of a part, either in fact or in contemplation; remainder; residue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those not included in a proposition or description; the remainder; others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A surplus held as a reserved fund by a bank to equalize its dividends, etc.; in the Bank of England, the balance of assets above liabilities.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be left; to remain; to continue to be. freedom from activity ; 'took his repose by the swimming pool' a support on which things can be put; 'the gun was steadied on a special rest' a musical notation indicating a silence of a specified duration euphemi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all the money one has left to stake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

something left after other parts have been taken away; 'there was no remainder'; 'he threw away the rest'; 'he took what he wanted and I got the balance'. freedom from activity ; 'took his repose by the swimming pool'. a pause for relaxation; 'people actu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The local address portion of an Internet Address.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A party is said to 'rest' or 'rest his case' when he has presented all the evidence he intends to offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A party is said to 'rest' or 'rests a case' when he/she has presented all the evidence he/she intends to offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In music, a rhythmic silence Examples: a 2-beat rest, a quarter-note rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A musical sign indicating silence - either for one or more players, or for the entire ensemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The state of an object when it is not changing position in relation to its immediate surroundings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A party is said to rest or rest its case when it has presented all the evidence it intends to offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contradictory word here as it does nothing but increase your tension Interest rates are quotes on a daily rest, monthly rest or annual rest basis The annual rest quote implies that the company gives you the credit for the monthly principal repayments on

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A party is said to 'rest' or 'rest its case' when it has presented all the evidence it intends to offer. , n 1) A rhythmic silence in music 2) A character representing such a silence 3) a brief pause in reading.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symbol used to denote silence. a party is said to 'rest' or 'rest the case' when he has presented all the evidence he intends to offer. the number, fraction, or percentage that remain -- 'A board with 144 squares has 72 red squares, and the rest are bla

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Holding the mash at a specific temperature to induce certain enzymatic reactions. A contraction of residue- thus, resid', resit, res't.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A pause in playing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A party is said to 'rest' or 'rest his case' when he has presented all the evidence he intends to offer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In bread-making, to let the dough sit a few minutes before kneading more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The timed unit of silence The five most common rests values are whole rests, half rests, quarter rests, eighth rests, and sixteenth rests The length of rests is based upon ratios Whole rests last twice as long as half rests, which last twice as long as qu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The absence of movement of an object in relation to its surroundings. n rest, quiet [OE reste].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A symbol that indicates silence for a specified time in musical beats [Rhythm Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A space in the music in which no notes are heard The beat continues even though no notes are sounding at that particular moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carryover , leftover , relic , remain , remainder , remnant , residue , rest , tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., the (ile) kalan miktar, kalanlar, geri kalan kısım. all the rest kalanların hepsi. as for the rest kalanına gelince.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dinlenmek, nefes almak: rahat etmek, istirahat etmek; yatmak, oturmak; uyumak; ölmek; dayanmak, dayalı olmak; huk. bir davada taraflardan birinin davaya ait butün delilleri anlattığını bildirmek; güvenmek, itimat etmek; kalmak; dinlendirmek, rahat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rahat, istirahat, dinlenme, yatma; oturma; sükun, hareketsizlik; uyku; asayiş, ruh sukunu; durak, dinlenme yeri; ölum; müz. fasıla, durak işareti, es; dayanak, dayanacak şey, mesnet .rest cure, rest treatment tıb. dinlenme usulü ile tedavi. rest d

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). orman haline getirmek, ormanlaştırmak, ağa,clamak. afforesta'tion (i) ormanlaştırma, ağaç dikme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I, F.). 1. Güneşe tapan. 2. Nilüfer çiçeği. 3. Ayçiçeği. 4. Kaya keleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süslenmiş, bezenmiş, süslü. (bk.) Arâste.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). tutuklama, tevkif, hapis; durdurma; kesme; (f). durdurmak, kesmek; (huk). tutuklamak, tevkif etmek, tutmak; çekmek, celbetmek (dikkat). under arrest tutuklu, mevkuf; durdurulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsçası: Azerperesten = Ateşe tapmak). Ateşe tapan, Ateş-perest, mecûs, Zerdüştî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arkalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şaraba tapan, şaraba pek düşkün, (bk.) BAde.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bükreş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بت پرست] putperest, puta tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yabancı bir dilden seçilmiş okuma parçaları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). bir bina, kilise, vagon vb'nin pencereli üst kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ibik, taç, tepe; başlık sorguç; zirve, doruk; (f). zirve teşkil etmek; üstünden aşmak (tepe dalga). crested lark tepeli toygar, (zool). Galerida cristata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yılgın, başı önünde, meyus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ormandan mahrum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldatmak, oynatmak, harekete getirmek, (bk.) Tepreştirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). (huk). orman kanununun kapsamı dışında bırakmak, ormanları tahrip etmek, ormansız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tarafsızlık; meraksızlık, alâkasızlık, ilgisizlik. disinterested (s). tarafsız, önyargısı olmayan; kendi çıkarını gözetmeyen, kendi menfaatini düşünmeyen; ilgisiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. dünya, Fars. peresten = tapınmak). Dünyaye, tapınacak derecede ehemmiyet verip Ahıretini düşünmeyen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [دنياپرست] dünya düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فضيلت پرست] erdem yanlısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ayak dayayacak yer, ayak konacak yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). orman; (f). ağaç dikip orman haline getirmek, ağaçlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). pruva ana istralyası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ormancı; siyah bir cins pervane, (zool). Ageristus; bir çeşit büyük kanguru, (zool). Macropus giganteus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ormancılık; orman, ormanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(galatı: GÜLEŞTİRMEK) (f.). Güreş ettirmek, pehlivanları veya koç, horoz gibi hayvanları tutuşturmak, Osm. musâraa ettirmek: Pehlivan, horoz güreştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to match sb with another in wrestling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. hak, Fars. peresten = tapınmak). 1. Tanrı’ya ibadet eden, yalnız Allah’a tapınan. 2. Hak ve adaleti ve doğruyu tapınma derecesinde seven, doğrudan ayrılmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hakka tapınana lâyık bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Hakikati, gerçeği, doğruluğu çok seven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hayale tapan, hayal peşinde koşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dreamy. fanciful. escapist. imaginative. notional. quixotic. romantic. vaporous. day dreamer. dreamer. visionary. stargazer. illusionist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

visionary. given to imagination. daydreamer. dreamer. dreamy. fanciful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclined to fantasize. living in a dream world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيال پرست] hayalci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) baş dayanağı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hevâ = heves, Fars. peresten = tapınmak). Hevâ ve hevese tâbi, nefsine düşkün, sefih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [هواپرست] nefsinin istekleri peşinde koşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Hudâ = Allah, peresten = tapınmak). Allah’a tapınan, Allah’a ibadet eden. Ar. muvahhit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خودپرست] bencil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-T.) bencillik, kendini düşünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., psik aşırıduyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [افراط پرستی] aşırıcılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Osm. ikbâl, Fars. peresten). Makam ve refaha taparcasına bağlı ve bunun uğruna her şeyi feda eden, mevki düşkünü. Ar. harîs-i câh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makam ve yükselme hırsı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devlet hazinesinden verilen avans, peşin para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alaka, ilgi, merak; merak uyandırma, zevk verme kabiliyeti; hisse, pay; menfaat; kar, kazanç; faiz; (çoğ.) iktisadi hayatta hakim grup. in the interest of menfaatine, için. vested interests (ikt.) alakadar menfaatler; hakları tanınmış iktisadi m

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) alakadar etmek, ilgilendirmek; merakını uyandırmak; hissedar etmek, ortak etmek. interested (s.) meraklı; bir şeyde hakkı olan; menfaat gözeten. interested in a thing bir şeye meraklı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) enteresan, dikkate değer, çekici. interestingly (z.) alâka uyandıracak surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KERASTE) (i. F.). Yapılarda kullanılan kesilmiş ağaç çeşitleri, direk, tahta vesaire: Keresteden bina; kerestesi sağlam ev. 2. Her çeşit mâmûlâtın imâlinde kullanılan madde: Bu kunduracı usta ise de iyi kereste kullanmıyor, mec. Kaba saba, çok kaba ve nâdân adam: Kereste gibi adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber. lumber. stuff. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. timber. lumber. lout. caveman. boor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumber. dressed timber. crude. unrefined. uncouth (person. board. commercial timber. wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapı için kereste satan tacir. mec. Kaba adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumberman. timber merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lumber merchant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marketing lumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MACERA-PEREST) (i. A. F.). Macerayı seven, maceracı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

errant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adventurer. errant. gentleman of fortune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرست] maceracı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ماجراپرستی] maceracılık, maceraperestlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. mâl = servet, Fars. peresten = tapınmak). Mal ve serveti tapınırcasına seven cimri ve hırslı adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MENFAAT-PEREST) (i. A. F.) Menfaatçı, çıkarcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [منفعت پرست] çıkarcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en az olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yeni bitmiş.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nevres).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kısıtlamayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla tahmin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «peresten» fiilinden olup birleşik kelime teşkiline girer). Tapan, tapınan, ibâdet eden. Hudâ-perest = Allaha tapan. Ateş-perest = Ateşe tapan. Büt-perest = Puta tapan. Mey-perest = İçkiye çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرست] tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hizmetçi, kul, köle. 2. Besleme, halayık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستار] tapan. 2.besleme. 3.dalkavuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevilen, sevgili.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستيده] tapınılan. 2.taparcasına sevilen, sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tapınma; tapma, ibâdet. 2. Fevkalâde sevgi, düşkünlük, taparcasına sevme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worship. adoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستش] tapınma. 2.taparcasına sevme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستش] mabet, tapınak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پرستشکار] tapan. 2.taparcasına seven.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestiş edercesine.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستشکارانه] taparcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perestişkârlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرستو] kırlangıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. postrestant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). «Kalan posta» mânâsındaki bu kelime, postacılıkta bir usuldür. Postrestant olarak gönderilen mektup vs. postahanede bekler. Alıcı, hüviyetiyle postahaneye gidip, gelen şeyi alır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hokkabaz, el çabukluğu ile hüner gösteren kimse. prestidigita'tion i. hokkabazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. prestij, itibar, nüfuz, tesir, ün, şöhret. prestigious s. prestijli, tanınan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İtibar.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prestige

saygınlık

Saygı görme, değerli, güvenilir olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prestige.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s., İt., müz. çok hızlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quickly; immediately; in haste; suddenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quickly; rapidly; a direction for a quick, lively movement or performance; quicker than allegro, or any rate of time except prestissimo. very fast suddenly; 'Presto! begone! 'tis here again'- Swift at a very fast tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very quick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A nickname for pocket 5's, usually in hold'em This nickname comes from the internet newsgroup rec gambling , and is sometimes used among the readership of that newsgroup to identify other members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It : 'fast' Presto is generally used as the fastest tempo marking In 18th century music it usually means as fast as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Italian for 'fast '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Quick, rapid. : really fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tempo marking meaning very fast [Tempo Notation].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the classical tempo markings, referring to a very fast tempo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Very fast, faster than Allegro. suddenly; 'Presto! begone! 'tis here again'- Swift. at a very fast tempo. very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., İt., müz. presto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Puta tapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heathenish. pagan. heathen. idolater. worshipper of idols. heathen. pagan. profane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heathen. idolater. pagan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolatry. image-worship. heathenism. paganism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

idolatry. paganism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kesilmiş ormanda yeniden ağaç dikmek. reforesta'tion (i.) yeniden orman yetiştirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lokantacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kurtulmuş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rahat verici, dinlendirici; rahat, sakin. restfully z. rahat rahat, sükunetle. restfulness i. rahat, sükün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kayışkıran, saban kıran, bot. Ononis hircina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dinlenme evi, konak yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. restitution

yeniden tasarımlama

Bir tasarımı yeniden gözden geçirme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reassembling as it originally was. restoring to its original shape. plan according to which a building is reassembled or reconstructed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. eski halin iadesi, eski hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir şeyi sahibine iade etme; zararı ödeme; onarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatcı; sabırsızlanan, rahat durmaz. restively z. sabırsızlanarak. restiveness i. sabırsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiç durmayan, dinmeyen, hiç rahat durmaz: uyuyamaz, uykusuz: rahatsız: vesvessli: değişiklik isteyen, hareketsiz kalamayan. restlessly z. rahat durmadan. restlessness i. hareketsiz kalamama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. Fr.). Lokanta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restaurant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aslına uygun şekilde tamir (eski eserlerin tamiri söz konusu olunca kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. restauration

mim. yenileme

Eski bir yapıda yıkılmış, bozulmuş olan bölümleri aslına uygun bir biçimde onarma.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. onarma ve düzeltme; restore etme; yenileme, eski haline getirme, eski mevkiini iade etme: iyileşme; bir şeyi sahibine iade etme: bir şeyin asıl şeklini gösteren model. the Restoration İngiltere'de Restorasyon devri: 18. Lui devrinde Borbonların tek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. onaran ve düzelten, iyi hale koyan; i. ayıltıcı ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To store again; as, the goods taken out were re-stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back to its former state; to bring back from a state of ruin, decay, disease, or the like; to repair; to renew; to recover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give or bring back, as that which has been lost., or taken away; to bring back to the owner; to replace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give in place of, or as satisfaction for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make good; to make amends for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring back from a state of injury or decay, or from a changed condition; as, to restore a painting, statue, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To form a picture or model of, as of something lost or mutilated; as, to restore a ruined building, city, or the like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restoration. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its rightful owner' bring back into original existence, use, function, or position; 'restore law and order'; 'reestablish peace in the region'; 'restore the emperor to the throne' return to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

return to its original or usable and functioning condition; 'restore the forest to its original pristine condition'. return to life; get or give new life or energy; 'The week at the spa restored me'. give or bring back; 'Restore the stolen painting to its

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To refurbish a building or other asset to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that allows users to copy files from the backup storage pool to an on-line storage device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a window to its previous size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return a wetland to a close approximation of its condition prior to disturbance by modifying conditions responsible for the loss or change.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return an icon or maximized window to its normal size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A system, zone, or sensor that is returned to normal status This does not necessarily mean that the alarm system is considered to be back to full operating status by the monitoring facility However, the term tends to be used interchangeably with Reset, an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make service operative following an interruption by repair, reassignment, rerouting, substitution of parts, or otherwise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A function that permits users to copy a version of a backup file from the storage pool to a workstation or file server The backup copy in the storage pool is not affected Contrast with backup. to return something to its original condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a backup copy of data from the Vault Server and upload it to a computer If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup LiveVault Service can restore data over the Internet directly to the Agent com

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To copy files that once resided on your hard disk from another disk or a tape back onto your hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of returning a backup copy to an active storage location for use TSM has processes for restoring its database, storage pools, storage pool volumes, and users' backed-up files For example, users can copy a backup version of a file from the stor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To retrieve a file from backup If a file has been accidentally erased or corrupted, it can be restored if there is a backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To recall a previously used lighting state later in the performance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return your device to the state it was in when data was last backed up This involves copying your backup data to your hp Jornada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Administrator can restore -- bring back -- an archived TechPak or TechNeed and actively work on it again.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To return data on a disk to its previous state, typically by using a backup copy of the files You can restore files that have been damaged or corrupted back to the state they were in when you backed them up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Restores the state of livingstone to what it was when the Checkpoint was stored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The process of taking data saved to tape and putting it back onto disk See also backup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Restore Helper is that top hat with the cute little bunny ears in the upper right corner of some screens Basically, Restore is used to restore default values.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A restore is a computer program or process that copies information from a diskette or tape onto the system's hard disk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously backed up data can be restored or retrieved with the File, Restore selection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Use all original parts possible to reconstruct the original look and structure of the volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bring a window back it its original size after having been minimised or maximised.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. iade etmek; geri vermek; eski haline koymak, onarmak, restore etmek, yenilemek: iyileştirmek, sıhhatini iade etmek, sağaltmak; eski mevkiini iade etmek; bozulmuş yerini onarmak (resim); zararı ödemek. restorable s. yeniden sağlanabilir; onarılabili

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

restore etmek. yenıleştırmek. eskı halıne getırmek. onarmak. görevıne ıade etmek. gerı vermek. ıade etmek. kavuşturmak. yenıden tahta geçırmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to restore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutmak, geri tutmak, zaptetmek, yasaklamak, sımrlamak. restrainable s. zaptedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. menetme: tahdit, sınırlılık; tutukluluk: kendini tutma; sıkılma çekinme. restraint of trade ticareti kısıtlama veya narh koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kısltlamak, bağlamak, sınırlamak; elini bağlamak: tahdit etmek, hasretmek. restrictive s. kısıtlayıcı, bağlayıcı, sınırlayıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sınırlayan kural, şart, hudut sınırlama, kısıtlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. şehvet, Fars. peresten = tapınmak). Şehvete tapan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهوت پرست] şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kişisel çıkar, hodbinlik, bencillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şikem = karın, peresten — tapınmak). Karnına tapınırcasına ehemmiyet veren, boğazına çok ehemmiyet veren, boğaz düşkünü, çok obur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکم پرست] obur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) dünya veya karayla ilgili veya onlara ait; karadan meydana gelen; arza ait, dünyevi; karada yaşayan; karasal; (i.) dünyada var olan şey. terrestrial telescope görüntüyü düz gösteren teleskop. terrestrially (z.) dünyevi şekilde; karasal olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Titreşmesini sağlamak, titreşmesine sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. masa ayaklığı, sehpa; sehpa köprü. trestle table sehpa üzerine kurulmuş masa. trestlework i.sehpa (köprü), iskele işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. değerinin altında paha biçmek; i. değerinin altında paha biçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alakadar olmayan, ilgisiz, aldırışsız, lakayt. uninterestedly z. ilgisizce. uninterestedness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çekici olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asayişsizlik, huzursuzluk, kargaşa; rahatsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaptedilmemiş, denetsiz. frenlenmemiş, serbest; idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sınırsız, kısıtsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cafe / dining car. restaurant car.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kurtulmuş, Fars. Azâde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freed from. relived from. unencumbered by.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ وارسته] kurtulmuş, rahat. 2.uzak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Kurtulmuş. Serbest, rahat, azade. 2.İlişiksiz. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kurt uluma, Azâd olma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. zorla çevirerek söküp almak; kasten ters mana vermek; aslından uzak bir anlam vermek; zorla elde etmek; i. çevirerek söküp alma; piyano veya harp gibi çalgıları akort etme anahtarı. wrest pin akort ayar mandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. güreşmek, güreş etmek; uğraşmak, çabalamak; dağlamak için hayvanı yere yatırmak; i. güreş, mücadele. wrestler i. pehlivan, hayvanlara dağ vuran kimse. wrestling i. güreşme, güreş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ظاهرپرست] sadece dış görünüşe bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (zen = kadın, perest = tapınırcasına seven). Kadına çok düşkün.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زن پرست] kadın düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by