Rh ne demek? | Rh anlamı nedir? | Rh

Rh anlamı nedir?

Rh ne demek?

Rh anlamı nedir?

Rh | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(kimya). Rodyum elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). âdetin anormal zamanda kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıracaotları familyası (aslanağzı, kurt ağzı v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün nitelikli, gururlu bakan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibni Rüşt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bahadır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batır).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Batur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars) (Erkek İsmi) - İleri görüşlü, aydın lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Halk ağzında: Barhâne). Büyük ve muntazam olmayan konak ve daire.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخانه] harap vaziyetteki ev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaramaz, haylaz, hayta.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برحيات] hayatta olan, sağ. berhayât bulunmak yaşamak, hayatta olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHURDAR (i. F.). Çalışma ve himmetinin neticesini alan, iyi bir işin mükâfatına nail olan: Berhurdâr olsun. Berhudâr ol oğlum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

BERHUDARLIK (i), iş, himmet ve müsbet çalışmanın netice ve mükâfatına kavuşma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dağarcık, torba.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برخوردار] mutlu, muradına ermiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. Siir konusu etmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بلامرحمت] acımasızca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مرحمت] acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) Tek hücreden meydana gelen hayvan yahut bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BÜRHAN) (i. A.) (c. berâhîn). Delil, ispat, hüccet Mantık: Kıyas.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Delil.

2.(mantık). Bir hükme varan muhakemenin dayandığı gerçek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proof. evidence. indisputable argument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برهان] kanıt, delil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Delil hüccet. 2.Hakkı batıldan, doğruyu yanlıştan ayıran delil. 3.İlahi aydınlık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin delili. Burhaneddin Mahmud b. Taceddin el-Buhari (Öl. 1149). Hanefi fıkıh alimi. Önemli yapıtı. el-Muhit el-Buhari’dir. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برهان] kanıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır yıkamaya mahsus yer: Bu evin çamaşırhanesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry. launderette. coin-op.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

launderette. laundry. wash. washhouse. laundrette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laundry room.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çark.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرخ] tekerlek. 2.çarkıfelek. 3.felek. 4.tef. 5.çıkrık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkçesi: çarka). Hafif birliklerin saf ilerisinde yaptıkları tâlim. Çarha cengi = Bu suretle yapılan yani ilerideki karavulların ettikleri harp. Çarha topu = Bu talim ve cenge mahsus hafif top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle ordunun ilerisinde keşif maksadıyla gezen ve cenk eden hafif asker, karavul, ileri karakol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İki ordunun ileri karakolları harbe tutuşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir vapurun makinesini veya diğer bir makineyi idare edip işleten adam, vapurun çarkçısı. Çarkçıbaşı = Bir makineye bakanların birincisi. 2.Bir makinenin tekerleğini döndüren işçi: Matbaa makinesi için bir makinist ile bir çarkçı lâzım.

3.Tekerlekli bileği ile bıçak vs. bileyen adam. (bk.) Çarkçı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Çarklı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (A.B.D)., (k).dili arabadan inmeden servis yapan açık hava lokantasında kadın veya erkek garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). nezle. catarrhal, catarrhous (s). nezleyle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince ve dar burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Yaralama: Bıçakla cerh etti; cerh (yaralama) ve katil (öldürme ile müttehem (suçlanan) şahıs.

2.Çürütme, reddetme, kabûl etmeme: Davasını, şahitlerini cerh etti.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرح] yaralama. 2.çürütme. cerh edilmek 1.yaralanmak. 2.çürütülmek. cerh etmek 1.yaralamak. 2.çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرخ] çark. 2.felek. 3.tekerlek. 4.çıkrık. 5.çarkıfelek. 6.tef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. cerhiyye). Yaralamaya ait, yaralama ile alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). siroz. cirrhotic (s). sirozla ilgili, siroza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dünyanın yedi harikasından biri sayılan Apollo'nun Rodos'daki efsanevi bronz heykeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cürûh). Yara.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Bir tek yara.

2.Şâhitlikte bir tek hükümsüzlük sebebi.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Demir işlerinin yapıldığı iş yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. baklagilerden). Meyvesinden şerbet yapılan bir bitki (tamarindus indica).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(tamarin): Baklagillerdn bir çeşit ağaçtır. Boyu 25 metre kadardır. Meyvesinden şerbet yapılır. Sıcak ülkelerde yetişir. Çiçekleri sarı kırmızı salkımlar halindedir. Meyvesi koyu kırmızımtırak, büyük ve tohumludur. Meyvesinin mayhoş lezzetli, macuna benzeyen öz kısmı kullanılır. İçeriğinde ekşi maddeler, nişasta ve şeker vardır. Kullanıldığı yerler: Susuzluğu giderir. Vücuda rahatlık ve serinlik verir. 20 gramı müshil tesiri gösterir. Bağırsakları temizler. Soğuk içilir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça der = zarf edatı, Arapça hâl = zaman). An? olarak, ansızın, hemen, vakit kaybetmeksizin: Bunu işitince derhal kalkıp gitti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immediate. immediately. instantly. right away. now. in no time. in an instant. instantaneously. at a word. anon. bang off. right of the bat. forthwith. out of hand. instanter. at once. in a jiffy. pronto. therewith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

directly. forthwith. immediately. straightaway. at once. instantly. right away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at once. immediately. as soon as. directly. forthwith. in continenti. in praesenti. instantly. momentarily. on the nail. promptly. pronto. soon. straightaway. thereupon. in one's track. whip and spur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [درحال] hemen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخواست] istek, talep, rica. 2.dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [در خاطر] hatırlama. 2.hatırda tutma. derhâtır ettirmek hatırlatmak, akla getirmek. derhâtır eylemek hatırlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, münasip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درخور] layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ishal, amel, iç sürmesi, diyare. diarrheal (s). diyareye ait, diyareli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «direm» den) (c. derâhim).

1.Okkanın dört yüzde bir kısmı. Yeni dirhem yahut dirhem-i Aşârî = Yeni okka denilen kilonun binde bir kısmı ki, eski dirhemin ortalama üçte biridir.

2.Araplarin eski bir gümüş parası. Takriben bir frank kıymetinde idi. (bk.) dirhem.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drachm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dram. drachma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahmak veya kalın kafalı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hal üzere kal, olduğun gibi kal*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

yahut EJDİHA (bk.) Ejder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon. dragon ejder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ اژدرها] büyük yılan. 2.ejderha.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - (bkz.Emir). - “Emir” kelimesine “han” eki getirilerek iki isimden meydana gelmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rahm).

1.Rahimler, döl yatakları.

2.Ailece yakın olanlar, hısımlar, akrabalar.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. rahim’den). Çok merhametli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - İyi, adaletli hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. rahîs’ten). Daha veya pek ucuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.),(s.), (tıb.) burna çekilip akmasını kolaylaştıran ilâç; (s.) burun akmasını kolaylaştıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

home for impoverished old people who are homeless or handicapped. wretched little hole. mean house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فقيرخانه] bendenizin evi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.h.i.) (Erkek İsmi) - Anadolu Anonimi’nde Ferhad ve Şirin adıyla meşhur olan eski bir hikayenin erkek kahramanı olup Şirin’in aşıkıdır. - (bkz.Ferhat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) Kıvırcık ve dolaşık olmayan uzun saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan smüş.). Sevinçli, Fars. şâd, şâdân, Ar. mesrur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرحان] sevinçli, neşeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sevinçli, mesut. 2.Şen, memnun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevinç, neşe. (bkz.Ferhad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F.). ilim, hüner, marifet, malûmat. Herheng-i Şuûrt’ye göre bu söz Arapça «kamus» gibi, lügat kitabı mânâsına da geldiğinden, bazı Farsça lügatler bu adla anılır: Ferheng-i Şuurî, Ferheng-i Cihangiri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرهنگ] kültür. 2.sözlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mübarek, uğurlu, mes’ut. Ferhunde-ply = Ayağı uğurlu. Ferhunde-rey = Görüşü, fikri üstün. Ferhunde-tllih, ferhunde-fil = TAlihi yaver, mes’ ut.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرخنده] kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mübarek, mesut, meymenetli, kutlu, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Falı uğurlu, kutlu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kutluluk, mübâreklik, uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.). Tâlihi yâver.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (tıb.) belsoğukluğu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hanlar hanı. 2.Kara-Hitay prenslerine verilen unvan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çekiç balığı, (zool.) Sphyrna zygaena malleus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (c. harâhir). Hırıltı, hırıldama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir köpek balığı çeşidi (lamna cornubica).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HâYR-HAH) (i. F., Ar. hayr = iyilik, Fars. hâsten = istemek) (c. hayr-hâhân). Birinin veya herkesin iyiliğini isteyen ve herkesi iyi görmeyi seven: Hayırhah adamdır, sizin hayırhâhınızdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيرخواه] iyiliksever.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goodwill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kanama. hemorrhagic (s). kanamaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). basur, emeroit. hemorrhoid'al (s). basura ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

presumably. possibly. surely. in any case.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doubtless. by all manner of means.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whichever. whatever. any. whoever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Her.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whatever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whichever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyyid. Seyyidi sülalesinin kurucusu, Malik Süleyman’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). horehound.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Gür akan, ses çıkararak akan su: Horhor çeşmesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Her (His) Royal Highness.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koyuverme, gevşetme, bırakma, salıverme: Irhây-yı inân etmek = Hayvanın dizginini salıvermek, alabildiğine koşmaya bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ucuzlatma, fiyat indirimi. irhâs için bir çare bulmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Gevşeme, gevşeklik ve sülpüklük peydâ etme. Tıp terimi olarak çeşitli hastalıkları gösterir: İstirhâ-i kalb, istirhâ-i rie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm» den masdar) (c. istirhâmât). Merhamet isteme, yalvarma, yakarma, rica ve niyâz etme: Müsaadenizi istirhâm eylerim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asking for mercy. pity. grace. favor. imploring. requesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استرحام] rica etme, yalvararak isteme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rica etmek, yalvararak istemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. istirhâm). İstirhamlar, yakarışlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استرحامکار] yalvarırcasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyi ucuz sayma, az değerli görme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Vara: Karha-i ikile = Etrafa yayılıp gittikçe genişleyen yara. Karha-i efrenciyye = Firengi yarası. Karha-i reddiyye = iyileşmesi zor bir çeşit kötü yara.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرحه] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kargın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaz için kar saklayıp sattıkları mahal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: kerhâne).

1.İş yeri, iş işlenen yer, bir san’ atla uğraşanların çalıştığı ve makineler kurulup işletilen atelye, fabrika: Yünden dokuma imali için geniş bir kârhâne kurdu.

2.Süt kaynatılıp satılan ve yoğurt vesaire yapılan yer veya dükkân, sütçü dükkânı: Sütü kârhâneden almayıp mandıradan yahut bir inek sahibinden almalı.

3.Umumhâne, genelev.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کارخانه] fabrika. 2.işlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Umumhâne, genelev işleten adam veya kadın.

2.mec. Namussuz, ahlâksız kimse.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.iğrenme, tiksinme, Ar. ikrâh, istikrâh, kerâhet, nefret.

2.İstemeyerek ve zor altında bir iş yapma, zorlama, zorlanma, zor, zıddı: tav’.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kârhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel genelev.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whorehouse. brothel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Kerhane işleten kimse.

2.Ağır küfür.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brothel keeper. son of a bitch. bastard. whoremonger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.iğrenerek, tiksinerek, nefret ve kerâhetle: Bu işi kerhen yaptım.

2.istemeyerek, istekle olmayarak, cebren, zor altında: Tav’an ve kerhen = ister istemez.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly. unwillingly. grudgingly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reluctantly. unwillingly. with aversion. with repugnance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کرها] istemeyerek, iğrenerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). İçinde kumar oynanılan yer: Orası Adetâ kumarhanedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. disorderly house. hell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gambling house. gaming house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casino. gaming house. gambling house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yiğit, yürekli han.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mektup kâgıdı başlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kadınlarda olan beyaz akıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Atlantik Okyanusuna mahsus çok iri deniz kaplumbağası; Amerika'ya mahsus bir çeşit örümcekkuşu. at loggerheads with biri ile kavgalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çenesi düşüklük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Selâm için söylenen iltifat tâbiri olup, asıl Arapça’da «genişleyin» ve «rahat oturun» mânâsiyle «hoşgeldiniz» yerine kullanılır. Şiirde bilhassa kasîdelerde övülene söylenir: Merhabâ ey Seyyidü’l-kevneyn-i mahbûb-t Hudâ... Merhabâ ey şehr-i ramazân...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hello. hi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hello ! Hi. hi. howdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine «merhaba» deyip selâmlaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rıhlet» ten im.) (c. merâhil).

1.Konak, menzil.

2.Bir günlük yol, iki konak arası: Buradan Ankara kaç merhaledir?


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stage. phase. gradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرحله] aşama. 2.konak, menzil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm»dan mimli masdar). Acıma, rahm: Fukaraya merhamet etmek. Rabbim, senden merhameti...

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mercy. pity. compassion. clemency. agape. benignity. charitableness. charity. commiseration. grace. loving-kindness. misericordia. ruth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. clemency acıma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clemency. compassion. mercy. pity. charity. grace. humanity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرحمت] acıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

acımak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clement. compassionate. gracious. merciful. pitiful. humane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compassionate. merciful. charitable. clement. gracious. humane. pitiful. soft hearted. tender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acıyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. merciless. ruthless. pitiless. relentless. inhumane. cold-blooded acımasız. kalpsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merciless. pitiless. ruthless. brutal. grim. hard. heartless. inhuman. relentless. remorseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) acımasız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acımama, katı yüreklilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hardheartedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruthlessness. mercilessness. pitilessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. merâhim).

1.Yaralara ve ağrıyan yerlere sürülmek üzere verilen yağlı ve yarı donmuş kıvamda ilâç: Yaraya merhem sürmek, merhem kullanmak.

2.mec. Acı ve şiddeti geçirip yumuşatacak şey; teselli sebebi. Merhem-) dil = Gönül merhemi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ointment. salve. balm. pomade. pomatum. unction. unguent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream. emulsion. ointment. salve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ointment. salve. emulsion. pomade. unguent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرهم] pomad, yara kremi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çare bulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. merhûbe). Korkutan, korku veren, müthiş, Ar. mahöf (zannolunduğu gibi «korkmuş ve korkutulmuş» mânâsına gelmez).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERHUM) (i. A. «rahm» dan imef.) (mü. merhûme).

1.Tanrı rahmetine erişen, Tanrı tarafnıdan af ve merhametle müjdelenen. Ummet-i merhûme = Muhammed ümmeti, Müslümanlar.

2.Hakk’ın rahmetine erişen rahmetli, ölmüş: Merhum pederim, Reşid Paşa merhum (isimden önce ve sonra gelebilir).

3.Yakında ölmüş olan: Merhumun terekesini yazmaya geldiler. Merhumenin bir vasiyeti vardır.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceased. the deceased. departed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

late. departed. the deceased.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرحوم] (erkek) ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرحومه] (bayan) ölü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rehin» den imef.) (mü. merhûne).

1.Rehine konmuş, Osm. terhin olunmuş: Çiftliği merhûndur.

2.mec. Esir, bağlı.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرهون] rehinli, ipotekli. 2.zamana bağlı, bir şeye bağlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mircan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. village house built to accomodate travelers. house of accommodation. house of call. guest house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. anallk, validelik; analar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «burhân» dan imef.) (mü. müberhene). BUrhan ile isbat olunmuş, ispatlı: Arz’ın küre şekli, ayın tutulmasında üzerine düşen dünyanın gölgeslyle de müberhendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute of dissent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kakmalı ve renkli camlı. murrhine glass çiçek kakmalı renkli zücaciye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. A. «rahm ve ruhum’» dan imef.) İstirham olunan, hakkında birinin merhameti ve yardımı istenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rihâ» dan if.) (mü. müsterhiyye). Sülpük, sarkık, gevşek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. kökmantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. lavanta yapımında kullanılan kokulu bir çeşit sarı sakız, mür, mürrüsafi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nark.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نرخ] nark.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oram alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de artırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır. Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

İlk yudumla birlikte, alkol ağız ve yemek borusu ile temas ettikten sonra, ciddi miktarda kana karıştığı ilk durak olan mideye gelir. Ancak alkolün kana karışması en çok ince bağırsaklarda olur.

Büyük bir kısmı ince bağırsaklarda kana geçen alkol, derhal merkezi sinir sistemimizi etkilemeye başlar. Birkaç dakika sonra beyne geçerek sinir hücrelerini etkiler ve mesaj iletimini yavaşlatır.

İçmeye devam edilirse, beyindeki görme, denge, konuşma ve muhakeme ile ilgili sinir merkezleri etkilenmeye başlarlar. Bu arada alkolün baskılayıcı etkilerini yenebilmek için, kalp kası zorlanır ve nabız artar.

Biraz daha içilirse şuur kaybı meydana gelebilir. Daha da devam edilirse, alkolün kandaki oranı alkol zehirlenmesi seviyesine ulaşır, solunum yetmezliği nedeni ile ölüm kaçınılmaz olur.

Alkol oldukça yavaş yakılır. 100 gram saf alkolün vücutça yakılması yaklaşık 10 saat sürer.

Karaciğerde yakılan her bir gram alkol için 7.1 kilokalori açığa çıkar. Yapılan araştırmalara göre ABD’de insanlar genel olarak kalori ihtiyacının yüzde 10’unu alkolden karşılamaktadır. Alkoliklerde bu oran yüzde 50 olup ciddi beslenme bozuklukları görülür.

Alkol karaciğer yetmezliği yanında, kalp hastalığı ve kanser riskini de arttırır. Beyinde hücre kaybına yol açar, uzun sürede beyin hücrelerindeki dejenerasyon artar, psikiyatrik bozukluklar başlar.

Ama alkolün en büyük etkisi, sağlığı bozmasının yanında, aileleri ve arkadaşlıkları parçalaması, hapishane ve hastaneleri doldurmasıdır.

Haydi, şerefinize!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. civar, yöre, havali, semt, mahalle; yakın komşular. in the neighborhood of a hundred kilo meters yaklaşık olarak yüz kilometre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Kadın İsmi) - Nur’un yöneticisi, hakimi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Nuray).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurlu han, hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şehrin yöneticisi, hakimi. Orhan Gazi: Osmanlı imparatorluğunun ikinci padişahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Orhun).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Orta Asya’da bir ırmak. 2.Orta Asya Türklerinin kullandığı en eski yazı. 3.Yüksek, yüce Hun anlamında.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. duckbill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yukarıdan aşağı inen (yumruk, raket darbesi); iğne ardı gibi dikilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-hung) i. üzerine süslü şeyler asmak; sarkmak, üzerine sarkmak; i. çıkıntı; çıkıntı derecesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereken onarımı yapmak için elden geçirmek; kontrol etmek; arkasından yetişip önüne geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kontrol; bakım ve tamir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. baştan yukarı, yukarıda, tepede, üstte, üst katta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. genel masraflar; s. baştan yukarıda olan, yukarıdan geçen; genel masraflarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-heard) rastlantılı olarak işitmek, kulak misafiri olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit, cesur han.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عذرخواه] özür dileyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Büyük nüfuz sahibi. 2.Komutan, han. 3.Toprak zengini. - (bkz.Tarhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Pamir han.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duvar kâğıdı yapıştıran kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -lia) meteor yalancı güneş, güneş halesindeki parlak leke.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ı. F ). Kavga arayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. belki, muhtemelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cenk, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Hastalıkta yemeklerin ağırlarından sakınarak doktorun tâyin ettiği yemeklerle kanaat etme: Perhiz etmek; perhizi bozmak.

2.Hıristiyanlar’ın belirli günlerde et ve yağ gibi şeyler yemekten kaçınmaları Büyük perhiz = Paskalyadan evvelki kırk günlük perhiz.

3.mec. Haramdan sakınma: O adamın perhizi yoktur. Dilde perhiz = Olur olmazı söylemeyiş, konuşurken ihtiyatlı olma. Perhizi bozmak = Ağzına geleni söylemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstinence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diet. regime. regimen. abstinence. regimen imsak. riyazet. diyet. rejim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dieting. fasting. diet. fast. regimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Perhiz eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرهيزکار] sakınan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. delikleri birbirinden uzak ve geniş burunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. darülaceze, düşkünler evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir çeşit kalın ve yumuşak biftek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik santralı; (argo) olağanüstü enerjiye sahip kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرخون] kan dolu, kanlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, pyorrhoea i., tıb. bir nevi dişeti hastalığı, piyore, diş etinden irin akması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güneş ısısını ölçme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Epir kralı Pyrrhus'a ait. Pyrrhic victory büyük kayıplarla kazanılan başarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. milâttan dört yüzyıl evvel Yunan filozofu Pyrrho'nun yaydığı şüphecilik felsefesi; aşırı septisizm. Pyrrhonist i. Pyrrho septisizmi taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -tine i., min. pirotit, bronz renginde parlak bir maden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeyrek saat, saat başından bir çeyrek evvel veya sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

reddedip çürütmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

biyol. çoğu insanların kanında bulunan pıhtılaştırıcı bir madde. Rh negative içinde bu madde bulunmayan. Rh positive içinde bu madde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. rachis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şiir inşat etmek; bir şeyden fazla heyecanla bahsetmek. rhapsodist i. şiir inşat eden kimse, bir şeyden fazla şairane şekilde bahseden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rapsodi; muhtelif parçalardan düzenlenmiş eser; heyecanlı ve duygusal konuşma. rhapsodical s. heyecanlı. rhapsod'ically z. heyecanla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus üç parmaklı devekuşu, zool. Rhea americana; b.h. Satürn gezegeninin beşinci uydusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiilden türetilmiş (kelime); kelime yapımına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Ren ırmağına veya çevresine ait; i. Ren şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. maddenin sıvı halindeki özelliklerini inceleyen ilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., elek. direnç aygıtı, reosta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su akımının etkisine tepki olarak bir organizmanın hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su akımının etkisiyle bir organizmanın büyümesi veya yaptığı tepki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hindistan'a mahsus kısa kuyruklu bir çeşit maymun, zool. Macaca mulatta. Rhesus factor bak. Rh factor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belâgat ilmi, konuşma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güzel söz söylemeye ait; güzel söz söyleme sanatına ait. rhetorical question cevabı beklenilmeyen ve etkili olsun diye kullanılan soru. rhetorically z. belâgat ilmine göre, belâgatli olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belagat ilmi âlimi veya hocası; güzel konuşma ustası, hatip; belâgatli hatip veya yazar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) nezle. rheum'y s. nezle kabilinden, nezleli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. romatizmayla ilgili, romatizmalı; i. romatizmalı kimse. rheumatic fever ateşli romatizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. romatizma, yel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. romatizmaya benzer, romatizma kabilinden; romatizmalı. rheumatoid arthritis romatizmal arterit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. buruna ait; genizden veya burundan gelen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehri. Rhine wine Ren şarabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ren nehrinin batısındaki Alman toprakları; Renanya eyaleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. suni elmas, elmas taklidi madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burun iltihabı, iç burun zarının iltihabı, burun nezlesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili gergedan; (argo) para.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) burun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gergedan, zool. Rhinoceros unicornis. rhinocer'ial, rhinocerot'ic s. gergedana ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,tıb. estetik burun ameliyatı. rhinoplas'tic s bu ameliyata ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. burnun içini muayeneye mahsus ayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. rizom, yeraltı gövdesi, kök gövde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kökbacaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodos adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rodezya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim .rodyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rododendron, açalyaya benzer bir bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkenar dörtgen. rhombic s. eşkenar dörtgen şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. karşılıklı kenar ve açıları eşit olup dik açısı bulunmayan paralelkenar. rhomboi'dal s. böyle bir paralelkenar biçiminde .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk alırken çıkan hırıltılı ses.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ravent., bot. Rheum of ficinale: (ecza) ravent kökünden yapılan bir müshil veya kuvvet ilâcı: (argo) kavga, meydan kavgası. rhubarby s. raventli, ravende benzer. garden rhubarb papaz ravendi, bot. Rheum rhaponticum wild rhubarb keçikulağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kerte, pusulanın 32 kısmından her biri; bütün meridyenleri aynı açıda kateden hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kafiye, uyak; şiir; f. kafiyeli şiir yazmak. without rhyme or reason mantıksız olarak, hiç mantığa dayanmadan. nursery rhymes küçük çocuklara mahsus şiirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vezin: ahenkli üslup: şiir ve müzikte ahenk, ritim, düzen, düzenlilik; ahenkli hareket: ahenk, uyum. rhythmical s. mevzun, ahenkli, uyumlu, düzenle, ritmik. rhythmically z. ahenkli olarak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gözle görülebilir devamlı biçimlerin tekrarı ile elde edilen akıcılık veya devamlılık. Ölçülü vurguların kullanılması. Renkler, motifler veya fırça veya spatul darbeleri ile yakalanan müzikaliteler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ser = baş, höş = iyi). Alkollü içki alarak az veya çok kendinden geçmek, mest olmak, Türkçe: besrik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. intoxicated. drunken. boozed. boozy. stoned. beery. besotted. blind drunk. blotto. bombed. canned. cockeyed. corked. fried. groggy. high. under the influence. under the influence of drink. jagged. lit. lit up. loaded. nappy. oiled. well oiled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunk. drunkard. drunken. high. inebriate. inebriated. pickled. pissed. smashed. tight. blind. boozy. canned. boozer. tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxicated. tipsy. drunk. inebriated. high. half- seas over. helpless. honkers. inebriate. intoxicated person. knocked out. laid out. legless. the worse for liquor. loaded. pie- eyed. plastered. sloshed. smashed. sozzled. tight / adj adv / sıkı , gergin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drunkenness. ebriety. exhiliration. intoxication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intoxication. drunkenness. inebriation. fuddle. insobriety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kanser cinsinden katı bir ur. scirrhosity i., tıb. bir çeşit sert ur. scirrhous, scirrhoid s., tıb. sert ur gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرخيز] seher vakti kalkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شکرخند] tatlı gülüş, sevgilinin tatlı gülüşü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şürûh).

1.Açma, yarma.

2.Bir .kitabı açıklamak maksadıyla kaleme alınan eser.

3.mec. İzah, tafsil, açık anlatma: Bunu bana şerhediniz, anlayamadım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şürûh).

1.Açma, yarma.

2.Bir .kitabı açıklamak maksadıyla kaleme alınan eser.

3.mec. İzah, tafsil, açık anlatma: Bunu bana şerhediniz, anlayamadım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annotation. commentary. explanation. interpretation. note. marginal note. declaratory clause. exegesis. exposé. exposition. gloss. paraphrase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرح] açma. 2.açılama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Kesme ve yarma eseri, bıçak yarası: Kılıçla başında bir şerha açmıştı.

2.Parça, dilim, yarık. Şerha şerha = Şahrem şahrem, dilim dilim.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرحه] dilim dilim olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

dilim dilim, parçamparça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سرحد] sınır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Hudut, sınır, sınırbaşı; iki devlet arasındaki sınır boyu. - Türk dil kuralına göre “d/t” getirilerek de kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hudut başı, iki devlet arasındaki hudut boyu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. (=.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Şerh» den smüş.). Pek hırslı, açgözlü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kurt, canavar. 2.Baş okuyucu, şarkıcı başı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Serhad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border. frontier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. serhengân). Ça vuş, kavas, yasakçı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرهنگ] çavuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Çavuş. 2.Türk müziğinde çok eski birleşik makam.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Asil kan, soylu kan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serâhin). Kurt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شيرخوار] süt çocuğu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kızkardeşlik, kızkardeşlik görevi; rahibeler birliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salhane, mezbaha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Songur).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mızrak ucu; hücuma geçiş; hücuma geçen asker, öncü; f. öncülük etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. ayağının arka parmağı mahmuzlu (kuş).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merdiven başı, sahanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kameriye, çardak. summersault bak. somersault.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fazla ısıtmak; ısıtıp sabit olmayan bir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üstün ağırlıklı (eleman).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

3000 ile 30000 arasındaki megasikl şeridiÇ

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. otoban, sürat yolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. insanüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırmızı, kızıl. Kırmızı mürekkep, la’l: Sürh İle yazılmış. Sürh-ser = Kwılbaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Kırmızı su. (Kan ve şarap hakkında kullanılır).

2.Bir çeşit ördek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kızılbaş, (bk.) Sürh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırmızılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Mimar Sinan Üniversitesi Resim Heykel Müzesi Koleksiyonu

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سرخ] kırmızı, kızıl. 2.kırmızı mürekkep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شترخوار] deve dikeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop. repair-shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repair shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. drill. border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed. flower bed. garden border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flower bed. border. subtraction. imposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ طرح] atma. 2.düzenleme. 3.desen. 4.plan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assess. to subtract. to impose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F„ Ar. tarh = düzen, Fars. efgenden = atmak), (bk.) Tarhendâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F, Ar. tarh = düzen, Fars. endâhten = atmak). Düzenleyen, kuran, tertip eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türk toplumunda asılzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Oğuzlarda demirci ve zanaatçı ustaları. 2.Esnaf temsilcileri. 3.Büyük toprak sahipleri, büyük tüccarlar. 4.Han ve komutan unvanı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) Ekşimiş süt veya yoğurt ile undan ve bazen et suyu eklenerek yapılan ve kurutularak toz hâline getirilen bir madde ki, kışın pişirilip çorbası yapılır: Tarhana çorbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried yoghurt and dough for soup. soup with dried yoghurt. tomato and pimento.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a dried food stuff made chiefly of curds and flour (used for making soup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A ). Doğu Türk şiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Y.’dan, botanik) Güzel kokusu olan bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tarragon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(artemisia dracunculus): Bileşikgiller familyasından; anayurdu Sibirya olan ıtırlı bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Vücutta biriken tuz ve suyu atar. Hazımsızlığı giderir. Mide hastalıklarında faydalıdır. Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Bağırsak solucanlarını düşürür. Aybaşı kanamalarının ağrısız olmasını sağlar.

Şifalı Bitki by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Hekimlikte kullanılan ıtırlı bir bitki. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Kızıl söğüt, tarhun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi sağlam güçlü hükümdar. - Timur han.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. müşfik, yufka yürekli, şefkatli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kumaşı çerçeveye germeye mahsus kancalardan biri. on ten terhooks endişe içinde, sabırsızlıkla bekleyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rehb» den). Korku.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözünü korkutmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm»dan masdar). Rahmet verme, rahmet okuma: Müslüman ölülerin! terhîmle yâd etmek şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rahm»dan masdar). Bir ismin bazı harflerini söylemeyerek telaffuzunu kolaylaştırma: Abdullah’dan Abdul yapmak gibi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ترهين] rehin bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TERHİS) (i. A. «ruhsat» tan).

1.Ruhsat verme, müsaade etme, izinli olarak evine gitmesine müsaade etme.

2.Müddeti dolan askerleri salıverme.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demobilization. discharge. disbandment. disembodiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demobilization. discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demobilization. discharge. disbandment. immobilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ترخيص] izin verme. 2.askerlik süresi dolanı serbest bırakma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to demobilize. to dismiss. to discharge. disband. muster out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırtınaya alâmet olan bulut yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Timarhane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. timar’dan yapılma veya bîmâr-hane’den galat). Akıl hastalarına mahsus hastahane, Ar. dâr-üş şifâ. Timarhane kaçkını = Deli, delice hareket eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedlam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asylum. bin. bughouse. nuthouse. lunatic asylum. mental hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lunatic asylum. insane. nut house. bedlam. detention hospital. institution. mental institution. madhouse. nut college. reception institute. retreat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تيمارخانه] akıl hastanesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escaped lunatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who is fit for the insane asylum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Timur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kürek ve yelkenle yürüyen bir çeşit küçük gemi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gururlu hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) önemsiz sebeplerle silah kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Soylu ve seçkin kimse. Eski Türklerde vergi ödemeyen, hükümdar huzuruna izinsiz girebilen, saygın kimse. Turahan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hayırlı lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. el altından, gizlice, sinsi şekilde, hile ile, alçakça; (beysbol, kriket) omuzdan aşağı bir hareketle atılan. underhanded s. el altından, hile ile, alçakça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek rütbeli han.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [اشترخار] deve dikeni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. merminin patlayıcı madde taşıyan kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Arapça terkip). AJlah sana merhamet etsin (dua tabiri).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Erkek kartal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Mikroplarla savaşan, onları içine alarak yok eden kan hücresi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زهرخند] acı gülüş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرخرید] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Daha çok kesici silâhların tesirinden korunmak için vaktiyle madenî levha, tel veya köseleden yapılma elbise.

2.Harp gemilerine, gülle tesir etmemesi için, kaplanan çelik levha.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. armor. armour. coat of mail. corselet. cuirass. edging. harness. mail. sheathing. sheeting. shield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armour. mail. armor. armour plate. armor plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheath. armor. plate. armature. armour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زره] zırh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., zırh, pürden = giymek). Zırh giyen, zırhla kendini muhafaza eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Zırh giyen, zırhla kendini muhafaza eden: Zırhlı asker.

2.Gülle tesir etmeyecek surette kalın çelik levha ile kaplanmış (gemi).


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زره پوش] zırhlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by