Rid ne demek? | Rid anlamı nedir? | Rid

Rid anlamı nedir?

Rid ne demek?

Rid anlamı nedir?

Rıd | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rid

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., gen. of( ile) kurtarmak; eski defetmek, gidermek. be rid of, get rid of başından defedip kurtulmak. rid'dance i. kurtuluş, kurtulma. good riddance belâdan iyi kurtulma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah’ın kulu. (bkz.Ferid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, kesmek; mahrum etmek abridgement (i) kısaltma, özetleme; azalma, kesilme; bir eser, demeç veya sözün kısaltılmış şekli; özet, hulâsa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kene, sakırga.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). acı, ekşi, keskin, sert; zihni kurcalayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Aferîden fiilinden imef.). Yaradılmış, mahlûk: Ferd-i Aferîde = Hiç kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریده] yaratık, yaratılmış, mahluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آفریدگار] yaratan, Tanrı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). anidrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

öğleden evvel, sabah; (kıs). AM.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuru, sıcaktan çatlamış, kıraç; tatsız, yavan. arid'ity, aridness (i). kuraklık, kıraçlık; yavanlık; kuru şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). askarid, (zool). Ascaris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). ata binmis gibi bacaklan birbirinden ayn olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berd» den). 1. Soğuk, serd: Mâ-ı bârid = Soğuk su. 2. mec. Letafetten uzak, nâhoş, soğuk: Bârid tavır, muamele.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بارد] soğuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). Soğukça, soğukçasına.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yatalak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tatar, posta, ulak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برید] ulak. 2.postacı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Haberci. 2.Eskiden müslüman devletlerde posta ve haber alma örgütünün adı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bacaklarını ayırarak binmek; üzerinden geçmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. biklorit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. içinde bor bulunan bileşim, borit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gelin veya düğüne ait; i. düğün. bridal chamber zifaf odası, gerdek. bridal wreath bof Spiraea cinsinden küçük beyaz çiçekli birkaç ,ceşit bitki; keçisakalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dantel veya nakışta motifleri birbirine bağlayan bağ, atkı, ilmik v.b.; süslü kadın şapkası şeridi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gelin, yeni evli kadın veya evlenmek üzere olan kız. give away the bride nikâhta gelini güveye teslim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güvey, damat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. düğünde gelinin yanında bulunan genç kız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ing. ıslahhane, hapishane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. köprü; kaptan köprüsü; anat. burun kemiği; dişçi. köprü; müz. köprü; gözlüğün buruna oturan kısmı; f. köprü yapmak, köprü kurmak. bridgehead i., ask. köprübaşı mevzii. burn one's bridges ricat yolunu kesmek, geriye dönüş imkânını yok etmek. bridgew

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., iskambil briç, briç oyunu. bridge tournament briç turnuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. destekleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyerin atın başına isabet eden kısmı; gem; bağ; den. iki gemi demirini birleştiren zincir veya halat. bridle hand dizgini tutan el, sol el. bridle path atlılara mahsus yol. bridle rein dizgin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gem vurmak, dizginlemek; hareketlerini sınırlamak; baş kaldırmak; karşı gelmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (F. bürîden = kesmek, kesilmek). Kesilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başı kesik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بریده] kesik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Cambridge şehri; Cambridge universitesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fişek; (foto). filim kutusu, kaset; kartuş. cartridge belt palaska. cartridge case hartuç sandığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. cerâid). T. Vaktiyle haraç tahsildârlarının arazinin mesahasını yazdıkları kâğıt veya deftere denirdi. Bir çeşit kadastrodur. 2. Sonradan mühim vak’aların yazıldığı kâğıda dendi. Bu münasebetle memleketimizde ilk çıkışında gazeteye bu isim verilmiş ise de, bugün kullanılmamaktadır: Cerîde-i askeriyye, cerîde-i bahriyye, cerîde-i tıbbiyye: Eski bazı Osmanlı mecmualarının adıdır. 3. Resmî dairelerin bazı büyük defterleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریده] gazete. 2.tutanak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چشم دریده] arsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). klorid. chloride of lime kalsiyum klorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koridor, geçit, dehliz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typewriter ribbon. copying ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yırtılmış, yırtık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). istihza etmek, sakalına gülmek, alay etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). başka bir elemanla iki atom klordan mürekkep kim yasal bir madde, diklorid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of doors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out. outdoors. outside. out of doors. abroad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alfresco al fresco. out. outdoor. outdoors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Non- Resident)

Türk Parasını Kıymetini Koruma mevzuatında tanımlanan dişarıda yerleşik kişidir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exogamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yukarı çekilip açı labilen köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Cemşid soyundan anlayış ve zekasıyla meşhur bir İran hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. verîd). (bk.) Verîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Ferit.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فرید] biricik, tek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, ölçüsüz, üstün. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ferâid). Emsalsiz ve nâdir bulunur inci vesaire.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ferid). -Kendi reyiyle hareket eden, kibirli, gururlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin feridi, tek, eşsiz, kıyas kabul etmez kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Sekizinci gök. 2.Pişdadilerin 6.padişahı olup Cemşid sülalesinden demirci Gave’nin yardımıyla Dahhak-ı Mari’yi öldürmüştür. Lakabı Ferruh’tur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kırmızı, yüzüne ateş basmış (yüksek tansiyondan); çok süslü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). flüor ile başka bir elemanın bileşmesinden meydana gelen kimyasal karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yayalara mahsus köprü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cuma. Good Friday Paskalya yortusundan önceki cuma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (k). dili buzdolabu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. tırtılları yeri olçer gibi yürüyen birkaç çesit pervane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. behind. astern. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rearward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Savaş, kavga.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Girit adasına ait. 2. Girit ahalisinden olan, Giritli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having one's eyes on sth else (because of discontent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; (elek.) bataryada kullanılan delikli kurşun levha; (d.y.) ray şebekesi; kablo şebekesi; bir haritada kesişen yatay ve dikey hatlar sistemi; radyo valfta kontrol voltajı taşıyan ızgara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) alçak kenarlı bir çeşit demir tava; (f.) böyle tavada hamur işi pişirmek. griddle cake (i.) bir çeşit gözleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) kesmek, kazımak, gıcırdatarak kazımak, raspa etmek; gıcırdatarak geçmek; (i.) raspa sesi ile kesme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ızgara; ızgara şeklinde şey; Amerikan futbol sahası; (d.y.), ray şebekesi; sahne için ışık ve panoların asıldığı ızgara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) büyülenmiş olduğundan dolayı kederli. ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خرید] satın alma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خریدار] müşteri, alıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. harâid). 1. Bâkir kız. 2. Delinmemiş inci, Fars. dürr-i nâsüfte.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) huysuz kocakarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) saman arabasıyle yapılan kır gezintisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Hera'nın altın elmalarına bekçilik eden dört peri; bu altın elma bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satın alma, Ar. mübâyaa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Alıcı, müşteri, talib.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, iğrenç; k.dili kötü, çirkin, berbat. horridly z. korkunç bir şekilde. horridness i. igrençlik, korkunçluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. melez hayvan veya bitki; iki ayrı dilden alınmış kelimelerle yapılan bileşik kelime; s. melez, karışık. hybridism, hybrid'ity i. melezlik. hybridiza'tion i. melezleştirme. hybridize f. melez olarak yetiştirmek veya yetişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidrojen ile diğer bir unsurun bileşimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. hidroklorit. hydrochloric s. klorhidrik. hydrochloric acid hidroklorik asit, tuzruhu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the future. in future. ahead of. further. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ahead. by and by. hereafter. on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mühim yer ve mevki tutan: İleride bir memur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (bot.) süsengiller familyasıa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) gökkuşağı gibi renkleri olan, yanardöner. iridescence (i.) yanardönerlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya), ir senbolü ile gösterilen, atom ağırlığı 193,1 olan bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçaların yassısolungaçlılar sınıfından bir deniz hayvanı. istiridye, çiğ olarak veya azıcık ateşe gösterilerek limonla yenir. İstiridye çatalı = Bunu açmaya mahsus kuvvetli çatal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clam. oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oyster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cirit, cirit oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hâkime veya hâkimliğe ait; adli, kanuni. juridical person tüzel kişi. juridically z. kanuni şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kabuklulardan, tuzlu veya tatlı sularda yaşayan bir böcek. Teke veya deniz tekesi adıyla da anılır (palaemon).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrimp. prawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İsp. corrida

boğa güreşi

Genellikle İspanya ve Meksika’da, özel olarak yetiştirilmiş boğayı yenmek amacıyla yapılan gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) Bir binanın ayrı kısımlarını birleştiren, umumiyetle dar geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. aisle. hallway. hall. vista.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aisle. corridor. hall. hallway. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corridor. gallery. gate. hall. lobby. passage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. korkunç, dehşetli, korkutucu; donuk, uçuk renkli; karanlıkta kızıl alev saçan, kızıl renkli; renkli, parlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Madrid.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnat sahibi, inatçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merâdet» ten smüş). isyan ve serkeşlikte inat ve ısrar eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., boylam dairesi, meridyen daire; doruk, zirve; s. meridyen; dorukta olan; öğle vaktine ait. meridian circle meridyen daire.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. boylam dairesine ait veya benzer; güneye ait; güneyde olan; i. güneyli; güney Fransalı. meridionally z. meridyen doğrultusunda kuzey ve güney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ekvatora dik olarak geçtiği farzedilen dairelerin her biri.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. méridien

gök b. boylam

Yeryüzündeki herhangi bir noktanın meridyen çemberiyle başlangıç olarak alınan Greenwich gözlemevinin meridyen çemberi arasındaki açı değeri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridional. meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meridian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. F.). İnci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mevrûd). (bk.) Mevrûd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [موارد] konular, hususlar, yerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski panzehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. miktarını azar azar artırarak zehir alıp vücudu zehirlenmekten muaf kılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «burûd» dan if.). 1. Soğutan, soğutucu. 2. Karlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferd» den lf.) (mü. müfride). Bir cismi elektrik geçlrmeyecek hâle getiren, Fr. isolateur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den if.) (mü. münferide). 1. Yalnız, tek, tenha, bir yerle bağlantısı olmayan, kendi başına, ayrı: Münferid bir tepe, bir köşk; münferid bir halde yaşıyor. 2. (fizik) Elektriklendirmek üzere bağlantısı kesilmiş, Fr. isol6.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. Yalnız, tek ve ayrı olarak, kendi kendine: Bahçıvan, bir kulübeye çekilmiş münferiden yaşıyor. 2. Ayrı ayrı, birer birer, zıddı: müetemian.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

severally. individually. personally. in person. separately. apart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c «revd» den imef.) (F. mürîdân). 1. Tarîkat hayatında bir şeyh vel mürşide kapılanan, o tarîkatln anlayışına göre tasavvufu öğrenen. 2. mec. Bir üstâda beğlı talebe, Osm. tilmiz, (bk.) Mürit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İdare eden, emreden buyuran. 2.Bir şeyhe bağlı olan kimse. - Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müride yakışır şekilde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mürid).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مطردا] biteviye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferd» den lf.) (mü. müteferride). 1. Kalabalıktan çekilip yalnız başına kalmış. 2. Başkaldıran, tâbiiyetten çıkıp kendi başına idare olunan, Osm. teferrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «merâdet» ten if.) (mü. mütemerride). Kötü bir hareket ve işte devam ve ısrar eden, inatçı, Osm. temerrüd eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnatla: Mütemerridane karşı koydu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. mütevâride). Vârid (Arapça’da mânâsı: birbirine yaklaşan ve birlikte tesadüf eden).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «tard» dan if.) (mü. muttaride). İttırad üzere giden, sıralı, muntazam, bir düzüye olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Bir sıra ve tertip üzere, bir düziye, intizamla, ittirâd üzere: Dünya muttariden döner.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ منفرد] ayrı, tek başına. 2.tektük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مرید] buyuran. 2.şeyhe bağlı kişi, mürit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geceleri baskın yapan atlı ve maskeli çeteye mensup kişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir arabanın yanı sıra giden atlı uşak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-rode, -ridden) tepelemek, ayak altında çiğnemek; önem vermemek, hakkını çiğnemek; fazla binerek yormak (at); tıb. (kemiğin kırık uçları) bir birine binmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keklik, zool. Perdi perdix; kekliğe benzer birkaç çeşit kuş. gray partridge sil, keklik, zool. Perdix perdix. redlegged partridge kına keklik, kızıl keklik, zool. Alectoris rufa. rock partridge kınalı keklik, kırmızı keklik, zool. Alectoris graeca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uçmuş, soluk, solmuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Silikat cinsinden bir taş çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Chrysolite. a pale green variety of chrysolite; used as a gemstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

usually yellow-green to brownish-green; prized colors are distinctive deep yellow-greens of great uniformity Transparent but often filled with small inclusions that may be minute black spinal crystals Peridots can be found in New Mexico, and Chihuahaua, M

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Creates feeling of protection, allowing heart to open Unblocks congestion Dispels fears, guilt, and depression Used to counteract negative emotions and healing of the spirit Affects top three chakras Once worn as a means of gaining foresight and divine in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. perido.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Feldispatsız ve peridolu kütle.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Uyumlu dijital fotoğraf makinesi ve yazıcı arasında usb üzerinden direkt baskı imkanı sağlayan standardın adı.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

PictBridge™ teknolojisi kullanıcının USB kablosu aracılığıyla fotoğraf makinesi veya video kamerayı doğrudan uyumlu bir yazıcıya bağlamasına olanak sağlar. Kullanıcı, fotoğraf makinesinin LCD ve kontrollerini kullanarak fotoğraf seçebilir, düzenleyebilir ve yazdırabilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüksek molekül ağırlığı olan karbonhidrat, nişasta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. su veya sütle pişirilmiş lapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. öğleden sonraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. gurur, kibirlilik, kibir, azamet, övünme, iftihar; iftihar edilecek şey; (eski) görkem, saltanat, debdebe; aslan sürüsü; f. tüylerini kabartmak (kuş). pride oneself on something bir şey ile övünmek. pride of place en yüksek mevki. false pride

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürük, çürümüş, bozuk, bozulmuş, kokmuş; çürüklüğe alâmet olan. putrid'ity, putridness i. çürüklük; çürümüş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. katrandan elde edilen antiseptik bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bazı dervişlerin şel gibi omuzlarına attıkları ve ihtiyaca göre seccade ve yorgan gibi de kullandıkları yün kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ردا] örtü. 2.hırka. 3.derviş postu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İslâm dininden dönme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. muamma, bilmece; f. bilmece çözmek; bilmece ile söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kalbur: f. kalburla elemek; kalbur gibi delik deşik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-rode, -ridden) i. at veya başka hayvana binmek, arabaya binmek, araba ile gitmek; su üstünde gitmek, yüzmek (gemi); binilmesi rahat olmak; binip kullanmak veya sürmek; zorla yönetmek, huküm sürmek: binip gitmek; bindirmek; i. binme, biniş: atla

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. binici, süvari; ilâve, ek, özellikle kanun tasarısı eki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. sırt, bayır: dağ sırası kabartma çizgi: çatı sırtı; f. sırt haline koymak. ridge beam çatı direği. ridge'pole i. çatının yatay direği. ridge tile çatı sırtına mahsus kiremit. ridge'way i. bayır sırtı boyunca giden yol. ridg'y s sırtlı, sırt gib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eğlenme, istihza, alay: alay konusu; f. istihza etmek, alay etmek, gülmek, eğlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gülünecek, gülünç: maskaralık nev'inden: tuhaf, saçma. ridiculously z. maskaraca, gülünç surette. ridiculousness i. tuhaflık, gülünçlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaza, ilçe; Kanada bir mebusun temsil ettiği seçim bölgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. biniş: binicilik: s. binek: yolculuk veya binicilikte kullanılan. riding habit kadın için binici elbisesi. riding hood kadın biniciye mahsus başlık. riding master binicilik hocası. riding school binicilik okulu. riding whip süvari kamçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hoşnudluk, rızâ. Rıdvân-AII»hu aleyh = Allah ondan razı olsun!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Cennetin muhafızı ve kapıcısı olan melek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رضوان] cennet. 2.cennetin kapıcısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Rıza, razılık, razı olma. 2.Cennet kapısında bekleyen melek. Kur’an’da 10’dan fazla yerde geçmektedir.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at terbiye eden kimse; azgın ata binebilen kimse; kovboy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. sakarit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoreline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. kırkayak familyasmdan bir hayvan. scolopendrine s. kırkayağa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şerefle gelmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yayınbalığıgillerden bir balık; s. bu balıklara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (strode, stridden) i. uzun adımlarla yürümek, geniş adımlarla gezinmek; üzerine binmek; i. uzun adımlarla yürüme; uzun adım. hit one's stride normal seyrini veya hızını bulmak. make rapid strides hızla ilerlemek; büyük terakki göstermek. take in one'

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gıcırtılı, tiz, keskin sesli. stridently z. tiz bir sesle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gıcırtı; tıb. hırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. cırlamak. stridula'tion i. tiz ses, cırıltı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cırlak, cırtlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgalar üzerinde tahta ile kayarak yapılan bir cins su kayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Karışık, perişan. 2. (mec.) Aşık, tutkun, çılgınca aşka tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شوریده] perişan. 2.karasevdalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şûrîde = perişan, baht = talih). Talihsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. şûrîde = perişan, A. hâl). Hâli perişân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. şûrîde = karışık, A. hâtır = hatır). Kafası karışık ve perişan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شوریده بخت] talihsiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شوریده خاطر] gönlü perişan, aklı karışık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Sukamışıgillerden, bir metreye kadar uzayabilen bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Kovulmuş, çıkartılmış, tardedilmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «bürûdet» ten masdar). 1. Soğutma, soğukluğu artırma: Suyu karla tebrîd etmeli, mec. İlgiyi gevşetme, sevgiyi azaltma, soğutma: Bu muamelesi beni kendisinden tebrîd etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرید] soğutma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cered» den masdar). 1. Soyma. 2. Bir tarafta tutma, ayırma. 3. Dünyadan vazgeçerek Tanrı’ya kalbini bağlama: Ehl-i tecrîd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجرید] soyutlama.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyutlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

soyutlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجریدا] soyutlayarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A «ferd» den) (tasavvuf). Dünyadan ayrılıp yalnız Allah ile meşgul olma: Ehl-i tefrîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Tirit, et suyuna ekmek doğrayarak yapılan bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

climbing lane. climbing lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşten kavrulan: çok sıcak kızgın, ateş gibi yakıcı. Torrid Zone Sıcak Kuşak. torrid'ity i. sıcaklık yakıcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lane. traffic lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç parmaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çatallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç dişli, üç çıkıntısı veya ucu olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç boyutlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kısaltılmamış, orijinal, aslı gibi, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gem vurulmamış (at); azgın; küstah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. halletmek, çözmek (bilmece).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneş’e en yakın gezegen, Merkür, Yun. Hermes.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Merkür. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vürûd» dan if.) (mü. vâride). Vürud eden, gelen, vasıl olan: Vârid olan bir habere göre, evrâk-ı vâride. 2. Bir şey hakkında söylenen, tatbik olunan: Bu mevzûda birçok hadîs vârid olmuştur. Vârid-i hâtır = Hatıra gelen, Osm. sânih olan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارد] gelen, ulaşan. 2.sözkonusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gelen, vasıl olan, erişen. 2.Bir şey hakkında çıkan, söylenen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (müfredi vâride bu mânâ ile kullanılmaz). T. Bir şahıs veya ailenin her türlü gelirinin bütünü: Vâridatı idaresine kâfidir, vâridat sahibi. 2. Bir devletin, vergi vesaireden senede aldıklarının bütünü ki, bütçesinin gelir kısmını teşkil eder. 3. Akla gelen şeyler, Ar. sânihât: Vâridât-ı zihniyye (bu mânâda az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. income. revenue. assets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [واردات] kazanç, gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. vâridât). Akla gelen düşünce, fikir, mülâhaza.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وارده] gelen, ulaşan. 2.akla gelen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Varid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evride). Damar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ورید] toplardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. verîdiyye) (anatomi). Damarla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, gerçeğe sadık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeşilimsi. viridescence i .hafif yeşillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yeşillik, tazelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gönül arkadaşı, sevgili. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. afore. aloft. hereinabove. overhead. supra. upstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. overhead. up. upstairs. on high.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

above. aloft. foregoing. up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer köşeli olsalardı kenarları dayanıklılık açısından çok zayıf olurdu. İüphesiz böyle bir yumurtayı yumurtlamak da tavuk için bir işkence olurdu. Aslında dış yüzeyi en dayanaklı geometrik şekil küredir ama bu şekildeki bir yumurta da bulunduğu yerden yuvarlanıp gidince nerede duracağı belli olmaz.

Hemen hemen tüm kuş yumurtalarının bir tarafı daha yuvarlak diğer tarafı da daha incedir. Bu sekil, yumurtaların yuvada birbirlerine en yakın ve en az hava boşluğu bırakacak şekilde durmalarını sağlar. Böylece hem ısı kaybı önlenir hem de yuvadaki yerden en iyi şekilde faydalanılır.

Yumurta yuvarlanıp gittiğinde düz gitmez, ince tarafı üstünde dairesel bir yol çizer ve başladığı yere yakın bir noktada durur. Yani bu şekli ile yumurtanın düz bir yüzeyde yuvarlanarak kaybolup gitmesi mümkün değildir. Asıl önemlisi bu şekli ile yumurtanın kuştan veya tavuktan daha rahat çıkmasıdır. Genel tahminin aksine yumurtanın yuvarlak yani daha geniş tarafı önce çıkar. Hem bunu hem de yumurtanın her iki tarafındaki farklı şeklini sağlayan yumurtanın çıkış yolu üzerindeki kaslardır.

Pek alakasız gözükse de tavuğun içinde yumurtanın oluşmaya başlayabilmesi için önce güneş ışığının veya yapay bir ışığın tavuğun gözüne çarpması gerekir. Böylece göz yolu ile uyarılan tavuğun hipofiz bezi bir hormon salgılar. Bu hormon kan dolaşımına girer ve bu yolla yumurtalığa taşınır.

Hormon burada bulunan binlerce yumurtadan birinin içine pirer ve o yumurtanın aniden çok hızlı bir şekilde büyümesini sağlar. Önce yumurta sarısı meydana gelir ve yumurta, yumurta kanalına geçer, döllenme organlarında geçirdiği aşamalardan sonra 24-25 saatte oluşumunu tamamlar.

Yumurta, yumurta kanalını kesik kesik hareketlerle geçer. Buradaki dairesel kaslardan sırası ile geçerken, yumurtanın önündeki kas gevşek durumda iken arkasındaki kas kasılır, daralır.

Yumurta bu kanalın başında iken küre şeklindedir. İlerlemesi sırasında arkada kalan dairesel kaslar büzüşerek hem yumurtayı ileri iterler hem de bu kısmına baskı yaparak konik bir sekil almasına sebep olurlar. Çıkışa kadar yumurta kabuğu da sertleşir ve bu haliyle dışarı çıkar. Yumurtanın şeklinin ve kalın kısmının önce çıkışının nedeni de budur. Sürüngenlerde ise bu düzenek yoklur. Onların yumurtaları çıkışta küresel şekildedir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زرخرید] köle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by