Rie ne demek? | Rie anlamı nedir? | Rie

Rie anlamı nedir?

Rie ne demek?

Rie anlamı nedir?

Rie | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rie

Türkçe Sözlük

(i. A.) (tes. rieteyn) (tıp) Akciğer. Zâtürrie = Bir akciğer hastalığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رئه] akciğer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yükseklerdeki kuş yuvası (kartal v.b.).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). rencide etmek, incitmek, kırmak. aggrieved (s). kederli; zarar gören; (huk). haksız hüküm yemiş olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). müshil, laksatif; (i). müshil tesiri yapan ilaç veya yiyecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). başpapaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (astr). Koç Burcu, Koç takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. musiki) (aryetta okunur). Kısa aria.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fr.) (çoğ.bainsmaire) benmari, iki katlı tencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). herhangi bir yolu kapamak için yapılan mania, engel; doğal mânia (sıradağlar v.b.); çit, korkuluk. barrier reef sahile yakın sığ mercan kayalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dostça davranmak, yardım etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. mücevherat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yıldırım saldırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Kuzey Fransa'da Brie bolgesinde yapılan tuzlu ve yumuşak bir cins peynir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. kısa, muhtasar, birkaç kelime ile ifade edilen; i. özet, hulâsa; huk. dava özeti; lâyiha, yazılı belge; üzerinde Papa'nın mührü bulunan mektup; f. özetlemek, hulâsa çıkarmak; ing., huk. avukat tutmak. I hold no brief for him Ben onu müdafaa etm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evrak cantası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir işe başlamadan evvel kesin ve ayrıntılı bilgi vermek için yapılan kısa toplantı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. funda, bot. Erica arborea. brierroot, brierwood i. funda kokunun pipo yapımında kullanılan tahtası; bu tahtadan yapılmış pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kalori, Isı birimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dostluk, arkadaşlık, yoldaşlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). diş veya kemik çürümesi; yenirce; (bot). bir bitki hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taşıyan şey veya kimse; nakliye şirketi, nakliyeci; (tıb). bir mikrobu kendisi bağışık kalarak başkasına bulaştıran insan veya bitki; (kim). bir elemanı bir karışımdan diğer bir karışıma tasıyan katalitik madde. carrier pigeon posta güvercini. carrie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sohbet, konuşma, söyleşi, hasbıhal; sohbet tarzında yazılmış kısa makale veya deneme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resimdeki ana temanın birliğinin çerçevesi içerisinde canlı ve zengin bir çeşitliliğin de elde edilebilmesi. Bu resmin albenisini arttıran önemli bir unsurdur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., topluluk ismi yığın, küme, top.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aksilik, zıtlık, tezat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zümre, heyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurye, elçilik postasını taşıyan ve diplomatik dokunulmazlığı olan memur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erkek terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kadın terzi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tellâl; seyyar satıcı. town crier tellâl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). radyoaktivite birimi, küri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir asker, astronot v.b'ni) dönüşünde sorguya çekmek. debriefing (i). dönüşte yapılan soruşturma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bir kimsenin) yolunu şaşırtmak; zihnini karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). dry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). daha kuru; (i). kurutan kimse kurutucu şey; çabuk kuruması için boyaya katılan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tekin olmayan, korku veren, ürkütücü, meşum. eerily (z). ürküterek, korku vererek, uğursuzlukla .eeriness (i) tekin olmayış, uğursuzluk, meşumluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) obur, açgözlü, tamahkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tecrübe, deney,görgü, vukuf; bir kimsenin geçirdiği tecrübeler, yaşantı; hayat. in all my experience bütün hayatım boyunca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). görmek, başından geçmek, çekmek, maruz kalmak, tecrübe etmek, denemek, tatmak, hissetmek. experienced (s). görgülü, tecrübeli, bilgili, irfan sahibi, marifetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). deneysel, tecrubi, tecrübeye dayanan, ampirik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuş yuvası, kartal yuvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(eski, bak.) fairy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). nalbant, orduda baş nalbant; baytar. farriery (i). nalbantlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). tembellik, gevşeklik, ağırlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yağda pişirilmiş; kızartılmış; argo sarhoş. fried eggs sahanda yumurta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dost, arkadaş, ahbap; koruyan kimse, hami; yardımcı; (b.h). Kuveykır mezhebine mensup kimse. be friends with ahbap olmak. have a friend at court mahkemede dayısı olmak, arkası olmak. make friends dost kazanmak. make friends with someone bir kimse

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dost, dostça; uygun, dosta yakışır; eğlence kabilinden (oyun); müsait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). fryer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kaba çuha, şayak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). saçaklıklarda baştabanla korniş arasmdaki tezyinat,efriz; buna benzer duvar süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). piliç kızartıcısı; tava; Piliç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i kürkçü

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. acemice tavır, beceriksizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jandarma gücü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) keder, ıstırap, dert, elem, acı; felâket, bela; eser. come to grief felakete uğramak, belâsını bulmak. grief stricken (s.) çok kederli, meyus, bedbaht.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şikayete sebep olan hal, keder verici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) keder vermek, müteessir etmek, ıstırap vermek; kederlenmek, esef etmek; yas tutmak. grievingly (z.) kederlenerek, müteessir olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) keder verici, elem verici, üzücü, ıstırap veren acı veren; acıklı, elem ifade eden; ağır cezaya lâyık. grievously (z.) fena surette; acıklı. grievousness (i.) vahamet; acıklılık .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yağmacı kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (zool.) tavşan tazısı; şahin familyasından bir kuş. marsh harrier kırmızı doğan, üsküflü doğan, (zool.) Circus aeruginosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aceleye gelen, telaşlı. hurriedly z. acele ile; çabucak. hurriedness i. aceleye gelme, acele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunsuzluk, yakışıksız oluş, yolsuzluk; kelimeleri yanlış olarak kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübesizlik, görgüsüzlük, acemilik. inexperienced s. tecrübesiz, acemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sarhoşluk, bekrilik, içkiye düşkünlük, itidalsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) bir daha ele geçmez; telafi edilemez. irretrievably (z.) bir daha ele geçmezcesine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i .bin kalori.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Güney Afrika yerlilerinin mızrak veya ok yerine kullandıkları topuzlu değnek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Yu.) bazı kiliselerin ayinlerinde söylenen ve Ya Rabbi merhamet et', anlamına gelen dua; bu duanın bestesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadın iç çamaşırı ve gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli; evliliğe veya evlilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. levazım, malzeme, materyel, gereç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabanıl hayvanlar koleksiyonu; yabanıl hayvanların sergilendiği yer, hayvanat bahçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şöhret, ün (kötü anlamda); adı çıkmış kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) besleyici, besinli; gıdalı; (i.) gıda, besin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cumba, sıkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. doğu, şark; göğün doğu kısmı; incinin üzerindeki açık mavi parlaklık;b.h. Doğu, genellikle Asya memleketleri; s. parıltılı, parlak; yükselen, doğan; f. doğuya yöneltmek; yöneltmek. orient oneself uymak, alışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Doğulu; Doğu'ya özgü, doğusal; çok parlak ve seffaf; b.h. Dogulu kimse; Asyalı. Orientalism i. Doğu'ya özgu töre veya usul; Doğu dilleri veya tarihi bilgisi. Orientalist i. Doğu dilleri, edebiyatı ve tarihi uzmanı, müsteşrik. Orientalize f. Doğu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. doğuya yöneltmek, doğuya doğru yönelmek; alışmak. orienta'tion i. yönelme, yöneltme; çevre şartlanna uydurma veya uyma, alışma; yeni bir çevreye alıştırma programı; istikamet hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

çoğ. parietes i. biyol. çeper, cidar, duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anat., zool. parietal herhangi bir organın duvarlarına ait; bot. çepersel, bilhassa yumurtalık çeperine ait; A.B.D. üniversite sınırları içinde oturma veya idareye ait. parietal bones biyol. kafatasnın yan kemiği; çeper kemiği. parietal lobe çep

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğurmak üzere olan; bir fikir veya plan meydana getirmek üzere olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırma, dantela, boncuk gibi elbise süsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., Kan. büyük çayırlık, ağaçsız geniş kır. prairie chicken A.B.D. çayır tavuğu, zool. Tympanuchus. prairie dog A.B.D. çayır köpeği, zool. Cynomys ludovicianus. prairie schooner A.B.D. eski zamanda kırları geçmeye mahsus üstü kaput bezi ile ö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papaz, rahip, karabaş. parish priest mahalle papazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. papazlık sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tapınakta dinsel törenleri yürüten kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. papazlık; papazlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. papaz gibi; papaza yakışır, papaza ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. birinin mülkü olan, hususi; mal sahipliğine ait; müseccel; i. mal sahibi; mal sahipleri, hissedarlar. proprietary medicine tescilli ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mal sahibi, mülk sahibi, mutasarrıf. proprietorship i. mal sahipliği. proprietress i. mal sahibi kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunluk, münasebet; edep, yol yöntem, adap; âdetlere uyma. breach of propriety adetlere aykırı hareket. the proprieties töre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvet düşkünü; istekli, arzulu. prurience, pruriency i. şehvet; istek. pruriently z. şehvetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. (istenilmeyen bir şeyi) tehir etmek; sonraya bırakmak, tecil etmek; idam gibi cezayı tehir etmek; i. muvakkaten kurtarış; bir cezayı geçici olarak erteleme, cezanın tecili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tekrar ele geçirilebilir, tekrar yerine getirilebilir, kazanılabilir, düzeltilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekrar ele geçirmek; tekrar kazanmak veya düzeltmek; tazmin etmek, çaresini bulmak; bulup getirmek (köpeğin yaralı veya ölü avı bulması gibi); i. tekrar ele geçirme; düzeltme; tazmin; avı bulup getirme. retriever i. vurulmuş avı bulup geti

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalgınlık, derin düşünüş;hayal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rieviyye) (tıp). Akciğere ait.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. döner şişi; pişmiş yemek dükkânı; müşterilerin seçtikleri yemeği pişirip veren lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. avamdan biri, köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. sakarine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Brezilya ve Paraguay'a özgü kariyama denilen kuş, (zool.) Cariama cristata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), tek ve (çoğ.) sıra, silsile, seri, dizi. in series sıra halinde, arka arkaya. series winding (elek.) seri sargısı, dizi sargısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Seri 60, Nokia tarafından geliştirilmiş Smartphone yazılımı platformudur. Symbian kullanan telefonlara uyumlu bir platformdur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) sıkı sıra halinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). çığlık atmak, haykırmak, feryat etmek; (i). feryat, çığlık, haykırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zabıta şefinin görevi veya hizmet süresi, (bak). sheriff.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سل الرئه] akciğer veremi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İskoçya'ya mahsus kısa bacaklı ve uzun tüylü bir çeşit teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. itidal, ılımlılık, ağır başlılık, temkin; imsak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. santrifüjlü çamaşır kurutma makinası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahmuzcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hikâye edilmiş, tarihte mühim yeri olan, destan konusu olmuş; tarihi tablolarla süslenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing.) storeyed s. katlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. küçük hikâye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şişe mantarı gibi, mantara benzer, mantarımsı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneşte kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. ufak tefek şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çok büyük uçak gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani gül, bot. Rosa eglanteria.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تبرئه] arındırma, temize çıkarma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

temize çıkarmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «berâet» ten masdar). 1. Birini bir şüphe ve suçtan uzak tutma. 2. Borçtan kurtarma. Tebriye-i zimmet etmek = İlişiği olmadığını isbat etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (huk.) belirli bir semtte fert veya şirketlerin emlâk sicili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sonic barrier.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. trioecious.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. try; s. güvenilir, güvene layık; saf, arıtılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üç senede bir olan, üç sene süren; i. üç senede bir olan veya üç sene süren şey; üçüncü ylldönümü. triennially z. üç senede bir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tecrübe eden kimse; yargılayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. aynı türün değişik bitkilerinde erkek ile dişi ve hünsa çiçekleri olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kimseden arkadaşlık görmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gömülmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dostsuz kimsesiz .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. arkadaşlığa yakışmayan, dosta yakışmayan, dostça olmayan, samimiyetsiz, nahoş; z. soğuk bir tavırla. unfriendliness i. nahoş muamele veya tavır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sükünetle yapılan, acelesiz, telâşsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evli olmayan, ev lenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tecrübe edilmemiş, denenmemiş; muhakeme edilmemiş, yargılanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yorulmak bilmez, yorulmaz, bıkmaz, usanmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (iskandinav mit.) savaş alanında ölen kahramanlan seçip ruhlarını Valhalla'ya götüren kızlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s çeşitli, türlü; değişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. renk renk yapmak, renklendirmek; değişiklik katmak, çeşitlemek. variegated s. renk renk, alaca; çeşitli. variega'tion i. renklilik; çeşitlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çeşitlere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. değişiklik, farklılık; karışım; biyol. çeşit; cins nevi, tür. variety meat sakatat; salam, sosis, sucuk. variety show varyete. variety store A.B.D. tuhafiye dükkânı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. valkyrie.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârla kurutulmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

tel. gibi tüyleri olan teriyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذات الرئه] zatürriye, akciğer iltihabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by