Rig ne demek? | Rig anlamı nedir? | Rig

Rig anlamı nedir?

Rig ne demek?

Rig anlamı nedir?

Rig | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rig

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. donatmak, giydirmek; teçhiz etmek; den. donatmak (gemi); i. donanım, arma; takım: at ile beraber araba takımı: kıyafet, kılık. rig the market piyasayı tedirgin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony tarafından sunulan VW serisi ev sineması projektörlerindeki 12 volt trigger çıkışı, güçlendirilmiş bir ekranı etkinleştirmenizi sağlar. Projektörü çalıştırmak için çevre birimlerine bir elektrik sinyali gönderilir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s), (i) asıl yerli: bir yerin en eski halkından olan (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) bir memleketin asıl yerlisi; bir memleketin asıl hayvan ve bitkilerinden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ani korku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Arık, arıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gücenme, darılma, kırılma. 2. Kıskançlık, haset. 3. Nefret, kin, düşmanlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z). doğru olarak, hatasız bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (astr). Arabacı takımyıldızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bakterileri içine alan bir bitki ailesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslen İrlanda'nım Balbriggan şehrinde imal edilip çorap ve iç çamaşırları yapımında kullanılan ince pamuklu kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Esirgenmeyen. 2. Esirgemeyen, elinden geleni yapan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. brik, iki direkli randalı kabasorta gemi; geminin hapishanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tugay, liva; ekip, yangın için organize edilmiş bir grup insan; f. bir araya getirmek, gruplar meydana getirmek; alayları tugaylara göre tanzim etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuğbay, albayla tuğgeneral arasında bir rutbe. brigadier general tuğgeneral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eşkıya, haydut, saki. brigandage i. eşkıyalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. den.gulet (gemi); perkende.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z. parlak, ışıldayan, ışıklı, aydınlık; renkli; şeffaf, berrak; muhteşem, şaşaalı; zeki; canlı, hareketli; memnuniyet verici, mutlu; z. parlak bir şekilde. brightly z. parlak bir şekilde. brightness i. parlaklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Yüzde 80 karanlık ortamda net ve parlak fotoğraf çekimi yapmanızı sağlayan teknoloji.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. parlamak neşeli ve canlı olmak; parlatmak, aydınlatmak, canlandırmak, neşelendirmek. Bright's disease tıb. bir çeşit böbrek hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. muhabbetkuşu, zool. Melopsittacus undulatus; kıs. budgie

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(prunus spinosa): Bir çeşit eriktir. Ağacı bodurdur. Çiçekleri beyazdır ve yapraklarından önce çıkar. Meyvesi yuvarlak ve yeşildir. Tadı buruktur. Çiçekleri; Mart ve Nisan aylarında toplanıp, kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser, mide ve bağırsakların düzenli çalışmasını sağlar. Ateşli hastaların kalbini kuvvetlendirir. Terletir ve vücutta biriken zehirli maddelerin atılmasını sağlar. Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Yeşilken yenir güzel bir cins erik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Cambridge ile ilgili; Cambridge üniversitesine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). telif hakkı; (f). telif hakkını muhafaza etmek; (s). telif hakkı mahfuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ -da) hata, yanlış; baskı hatası; (çoğ). hata sevap cetveli, yanlış-doğru cetveli, düzeltmeler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düzeltilebilir, tashihi mümkün; ıslahı kabil (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). mecburi, toplumun öngördüğü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. F.). Yazık, hayfâ (ga hecesi uzundur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Esirgeme. 2. Men’etme, önleme. 3. (e.). Ah, aman, eyvah, yazık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغ] esirgeme. dirîğ etmek esirgemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Esirgeme, acıma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ga uzun okunur). Yazık, eyvahlar olsun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریغا] ne yazık ki, vah vah, eyvahlar olsun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idare edilebilen balon, zeplin, hava gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). tamam; kesin, kati; çok; (z). tamamen, büsbütün; doğrudan doğruya, açıkça, dobra dobra, sözunu esirgemeden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. erimek’den). Ağızda erir gibi lezzetli ve hoş (meyve).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kanarya otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz otu, (bot). Euphrasia officinalis; fırazya otu; lobelya, frengi otu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ferağ’dan if.) (mü. fâriğa). 1. Boş, Osm. hâlî, tehî: Zihni, kalbi endişelerden fariğdir. 2. İşini bitirip kurtulmuş, artık işi gücü ve meşguliyeti kalmamış. Osm. Azâde, müsterih: işten, yazıdan, ticaretten fâriğ olduk. 3. Vazgeçmiş, terketmiş, el çekmiş, artık uğraşmaz olmuş: Ben kitap yazmaktan, şiir söylemekten fâriğ oldum. 4. Rahat, Asûde, dert ve gürültüden uzak. Fâriğ-ül-bâl = Kalbi rahat ve müsterih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

who conveys property. assigner assignor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فارغ] boş. 2.rahat, huzurlu. 3.vazgeçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Frigorifik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). doğru, açık; içten, samimi; (z). doğru; hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). firkateyn, eski tipte bir savaş gemisi; 1400 tonluk modern savaş gemisi. frigate bird çok uzun kanatlı bir deniz kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; korkutucu şey, korkunç kimse; (k).dili çirkin şey. Iook a fright gülünç olmak, fena giyinmiş olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). korkutmak, dehşete düşürmek; korkutup kaçırmak; ürkütmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ürkmüş, korkmuş, dehşet içinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkutucu, dehşet verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkunç, müthiş; (k).dili berbat; iğrenç. frightfully (z). korkunç bir şekilde. frightfulness (i). korkunçluk, dehşet, iğrençlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). soğuk, buz gibi; cansız, duygusuz; cinsel bakımdan soğuk (kadın). Frigid Zone kutup bölgesi. frigid'ity (i). soğukluk, duygusuzluk, cansızlık. frig'idly (z). soğuk bir şekilde, duygusuzca. frig'idness (i). soğukluk, duygusuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Roma hamamlarında serinleme yeri, soğukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc ice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. L.). Soğutucu: Soğuk meydana getiren veya soğuk muhafaza eden: Frigorifik kamyon.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayat dolu kimse; (zool.) çekirge.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ıslah olmaz, yola getirilemez, akıllanmaz, düzelmez (kimse); i. ıslah olmaz kimse. incorrigibly z. yola getirilmez şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (Fr.) entrikacı, hilekâr, dalavereci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) entrika, desise, hile; el altından görülen iş; gizli aşk macerası; merak uyandırabilme kabiliyeti; hikâyeyi ilginç bir duruma sokan karışık olaylar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) merakını uyandırmak, ilgisini çekmek; şaşırtmak; el altından iş görmek, entrika çevirmek, dalavere yapmak, hilekârlık etmek; gizlice sevişmek. intriguingly (z.) merakını uyandırarak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (toprağı) sulamak; tazelendirmek; (tıb.) bir yarayı antiseptik su ile yıkamak veya üzerine su serpmek. irriga'tion (i.) sulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (y. k.). Birçeneklilerden, çeşitli tatlı su ve deniz bitkilerini toplayan bir familya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pastoral şeklinde bir şiir türü, kısa gazel; çoğunlukla çalgısız olarak çeşitli perdelerde birkaş sesle söylenen şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Gülglllerden bir ağaç ve bunun erik büyüklüğündeki iri meyvesi, yenidünya (eriobotrya).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadife çiçeği, bot.Tagetes erecta. bur marigold su keneviri, bot. Bidens tripartita. corn marigold altıncık, bot. Chrysanthemum segetum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.değirmen yapan veya tamir eden adam, değirmenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferağ» dan if.) (mü. müfriga) (tıp). Döken, ifrağ eden: Safra müfrifll.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson plum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. «ferâğ» dan if.) (mü. müstefriğa) (tıp). Istifrağ ettiren, kusturan (ilâç).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) esnek, katı olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. original.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. makas veya zamk kullanmaksızın kâğıt bükerek Japon usulü hayvan şekilleri yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yabani mercanköşk, bot. Origanum vulgare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asıl, köken, kaynak, başlangıç; nesil, doğuş, soy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. asli, esasa ait, ilk; özgün, yeni, yeni icat olunmuş, orijinal; yaratıcı (zeka); i. aslı, kaynak, menşe; asıl nüsha, müsvedde; acayip kimse. original mind yaratıcı zeka. original sin ilah. kalı- tımla geçen veya doğuştan olan günah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratıcılık; özgünlük. originally z. aslen, esasında; orijinal bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. icat etmek, meydana getirmek, çıkarmak, yaratmak, gelmek, olmak. origina'tion i. icat etme veya olma; meydana gelme; yaratılış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. avara demiri; patrisa mataforası; uskundra; dirsekli futa veya bunun ıskarmozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. sınırsız olarak, birden, yekten; bütün bütün, tamamen; dosdoğru; doğrudan dogruya; s. sınırsız; tam, bütün; devam eden; karşılıksız; düpedüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. ay yörüngesinin yer yüzüne en yakın olan noktası, hadid noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. piyes yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. biçimci ve tutucu ukalâ. priggish s. ukalâ. priggishly z. titizlikle. priggishness i. kibirlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i., İng., (argo) çalmak, aşırmak, yürütmek; i. hırsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini beğenmişlik, ukalâlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kaşıntılı bir deri hastalığı. pruriginous s. kaşıntı hastalığına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -gae) eski Roma'da yan yana koşulmuş dört atlı ve çift tekerli araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) serinlik verici, soğutkan (ilaç veya içki); soğutucu veya dondurucu (kimyasal madde).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) soğutmak, buzdolabı içinde dondurmak veya donmak. refrigera'tion (i.) soğutma, serin tutma, dondurma. refrigerative (s.) soğutucu, dondurucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Riga, Letonya'nın başşehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki kişi ile oynanan oynak bir dans: bu dansın havası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Orion burcunda bulunan parlak ylldız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. armador: vinççi: makara ve benzeri teçhizat kullanmakta usta kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geminin arması, donanım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. doğru, düz: doğrulu, dik: haklı, âdil, insaflı: uygun, münasip: doğru, gerçek, gerçeğe uygun, durüst; iyi, sağlam; sağ (taraf); z .doğru, adaletli olarak, adalete uygun şekilde; dosdoğru; doğruca; pek, çok; i. hak; adalete uygunluk; ha

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karşl taraf; karşı tarafa dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dürüst, erdemli, doğru; adil, adalete uygun olan. righteously z. doğrulukla. righteousness i. doğruluk, dürüstlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haklı; hak sahibi; dürüst. rightfully z. haklı olarak. rightfulness i. haklı olma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağdaki; sağ tarafa ait, sağa dönen; güvenilen. righthand man en çok güvenilen kimse, sağ kol (özellikle iş sahasında) .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağ elini kullanan; sağ elle yapılan; soldan sağa dönen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.,i., pol. sağcı (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. haklı olarak, doğru olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru düşünüşlü, sağduyu sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doğruluk, adalete uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ünlem), (İng.), k.diliTamam ! Peki ! Aferin !

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sağa doğru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eğilmez, bükülmez, katı, dimdik; sert, şiddetli.rigidly z .kımıldamayarak, dimdik. rigidness, rigid'ity i. sertlik, diklik; kımıldayamamazlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saçma konuşma; kırtasiyecilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sertlik, katılık; insafsızlık; eğilmezlik, bükülmezlik; şiddet; ihtimam, dikkat; tıb. titreme, ürperme; bot. rigor, dış etkilere karşı tepkisiz kalma. rigor mortis ölümden sonra vücudun katılaşması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırı sıkılık, sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiddetli, sert; ihtimamlı. rigorously z. insafsızca; tamamı tamamına; dakik olarak. rigorousness i. sertlik, insafsızlık; dakiklik, ihtimam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Danimarka Parlamentosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Hindu din kitapları, bak. Veda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Amerika yerlilerinin dilinden). Amerika’da yaşayan keseli hayvanlardan bir cins (dldelphys dorsigera).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burma biçimi verilerek yapılan bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz balığına benzer bir balık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendini üstün gören.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sérigraphie

ipek baskı

Bir lastik silindir ile uygun bir malzemenin şablon maskeye bastırılarak görüntünün bir yüzey üzerine geçirilmesi işlemi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silk screen printing. screen printing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serigraphy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dokuma veya kâğıt ve derinin kuvvet ve esnekliğini öIçen aygıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tersane işçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) ince dal, filiz; delikanlı, genç: başsız çivi: f. ince dallarla süslemek; budamak; içine başsız çivi çakarak sağlamlaştırmak. spriggy s. ince dallarla dolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. canlı, şen, neşeli, şetaretli. sprightliness i. canlılık, neşe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski Roma ve Yunan'da uzun saplı hamam kaşağısı; eski Roma binalarında süs için yapılan bir çeşit oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot. sert kıllı; zool. ince çizgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yeraltı borularıyla sulamak. subirriga'tion i. toprağın altını sulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Suibriğigillerden bir bitki (nepenthes destiliatorie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). İkiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bitkilerin özellikle tahılların dokularında yaşıyan ve bitki hastalığına sebep olan mantarlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yerde doğmuş, topraktan çıkmış veya meydana gelmiş; (jeol.) karadan gelen toprak ile denizin dibinde oluşan veya buna ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir nohut ve üç yüksükle yapılan üçkâğıtçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. (-ged, -ging) şık, temiz giyimli; sağlam dayanıklı sıkı; güvenilir; canlı cıvıl cıvıl; f., out veya up (ile) şıklaştırmak; güzelleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-ged, -ging) takoz, köstek; f. altına takoz koyarak hareketine mâni olmak; frenlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. trigonometry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. üçlü; anat., zool. trigeminusa ait; i. trigeminus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tüfek tetiği; mak. zembereği serbest bırakmaya mahsus cihaz; dürtü; f. başlatmak. trigger man A.B.D., (argo) cinayet işlemeyi üzerine alan gangster. quick on the trigger eli tetikte; hazırcevap, kafası çabuk işler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çotira zool. Balistes capriscus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., (argo) önemsiz sebeplerle silah kullanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Yunan mimarisinde Dorik frizlerde fasıla ile sıralanan düşey üç yivli taş levha, triglif. triglyph'ic(al) s. böyle levhaya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Zodyak'ın dörtte biri; üç köşeli bir çeşit çenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli; kristalde üç katmerli simetriye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. geometri). Üçgenleri hesaplamayı konu edinen matematik kolu ki, İslâm bilginlerince bulunmuştur, Osm. ilm-i müsellesât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

trigonometry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Trigonometriyle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. trigonometri. trigonomet'ric(al) s. trigonometriye ait. trigonomet'rically z. trigonometrik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ses çıkaran üç harf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) den. donanım çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru olmayan, dürust olmayan; gunahkâr, kötü; haksız, adaletsiz. unrighteouslv z. günahkarca.unrighteousness i. dürüst olmayış; günâhkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i. doğru, dikey, dik; dürüst, doğru; z. doğru, dikine, dikey olarak; i .direk; dimdik duran şey; dik piyano, düz piyano; (futbol) kale. uprightly z. dürüstçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Salepgillerden esmer kırmızımtrak renkte feir süs bitkisi ve çiçekleri (cypripedium calceolus).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yük arabası yapıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekerlekçi, tekerlek yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kıvranmak, sallanmak; solucan gibi kıvrılmak; i. bir yandan bir yana sallanma, yalpalama, çalkanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. işçi, sanatçı, yapıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ışık kaynağı önündeki saydam olmayan cismin, arkasındaki bir yere düşen gölgesinin çevresinde görülen ve asıl gölgeden zayıf olan gölge.

Türkçe Sözlük by