Rih ne demek? | Rih anlamı nedir? | Rih

Rih anlamı nedir?

Rih ne demek?

Rih anlamı nedir?

Rih | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rih

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. riyâh). 1. Yel, rüzgâr. 2. (tıp) Vücudun bazı taraflarında olan sızı.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

DHR-1000, kaset hafızası olmadığında bile AUX ve alt kod verileri kullanan üç arama moduna sahiptir (Tarih Araması, Fotoğraf Araması ve Dizin Araması). Arama Modlarında, VTR işaretli noktaları sırasıyla bulur.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Arhan).

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istatistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği akşam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jül Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e bölünemeyen yüzyıllarda Şubat’ın 29 çekememesi idi. Yani Şubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda Şubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Günlük yaşantımızı, çalışma hayatımızı, sosyal, kültürel, ekonomik tüm aktivitelerimizi takvime göre düzenler ve planlarız. Takvimle ilgili en büyük güçlüğümüz sürekli ‘şu tarih hangi güne geliyor’ sorusunu sormak zorunda kalışımızdır. Başta milli bayram, kutlama ve tatil günleri olmak üzere aynı tarihin her yıl değişik günlere rast gelmesi sadece yıl içersinde sağlıklı planlama yapmamızı etkilemez, aylardaki aktif iş günlerinin değişmesi nedeni ile tüm kurumların hesap, plan ve istalistiklerini de alt üst eder.

Bunun sorumlusu Dünya’nın Güneş’in etrafındaki dönme süresidir. Çok eski çağlarda bile insanlar etkinliklerini Güneş’in görünür hareketlerine göre düzenlemişler, yani basit hali ile de olsa Güneş Takvimi’ni kullanmışlardır. Ancak bu bir yılın süresi bir günün tam katı olmadığından, küsuratlar oluşmakta, bu da ideal bir takvim düzenini pratikte zorlaştırmaktadır.

Güneş Takvimi’ni ilk kullananlardan Mısırlılar’da bir yıl 365 gün (aslında 365 gün, 5 saat, 48 dakika, 46 saniye) kabul ediliyordu. Aradaki bu farktan dolayı, örneğin ilkbaharın başlangıcı ancak 1508 yılda bir aynı tarihe denk geliyordu.

Eski Babil, Helen, Çin ve Hint medeniyetleri, Ay’ın evrelerine dayanan 29 ve 30’ar günlük 12 aydan oluşan Ay Takvimi’ni kullanmayı tercih ettiler. Bu takvimde bir yıl 354 gün olup mevsim tarihleri Güneş Takvimi’ne göre her yıl 11 gün kayıyordu. Ardarda iki hilalin oluşması arasında geçen süre (29 gün, 12 saat, 44 dakika, 2,78 saniye) yine günün tam katı olmadığından Ay Takvimi’nin de çok sağlıklı olduğu söylenemez.

Günümüzde Ay Takvimi’ni kullanmaya devam eden İslam ülkelerinde ay süreleri hilalin gözle görülmesine bağlı olduğundan, yani hilalin ilk gözlemlendiği aksam eski ay bitmiş, yeni ay başlamış sayıldığından, bir ayın kaç gün süreceği önceden bilinemez. Farklı İslam ülkeleri, ayları değişik günlerde başlatabilirler. Bu, özellikle Ramazan ayının son günü ve takip eden bayramın ilk günü için karışıklık yaratır.

Nispeten daha doğruya yakın gibi görünen, günümüzde ülkelerin çoğunda kullanılan ve Gregoryan Takvimi olarak da bilinen Güneş Takvimi’ndeki aksaklıkları gidermek için biri milattan önce 46 yılında Jul Sezar, diğeri de milattan sonra 1582 yılında Papa Gregory XIII tarafından iki kez önemli değişiklik yapılmıştır.

Sezar ardarda üç yılı 365 gün, dördüncü yılı ise 366 gün olarak saptamıştır. Bu sürenin olması gerekenden 0,0078 gün daha uzun olması, yıllar boyu birikerek 128 yılda fazladan bir gün yaratması sonucunu doğurmuştur.

1582 yılına gelindiğinde bu fark 10 günü bulunca Papa Gregory XIII takvimi 10 gün ileri aldı. 4 Ekim’den sonraki gün 15 Ekim kabul edildi. 10 gün yaşanmadan atlanmış oldu. Parasal hesaplar karıştı, halk ‘on günümüzü geri isteriz’ diye gösteriler yaptı.

Papa’nın asıl önemli reformu 400’e böiünemeyen yüzyıllarda İubat’ın 29 çekememesi idi. Yani İubat 2000 yılında 29 çekebilirken 2100, 2200 ve 2300 yıllarında çekemeyecekti, o yıllarda İubat 8 senede bir 29 gün olabilecekti. Bu sayede kullanılan takvim ile ideali arasındaki fark yılda 0,00030 güne düşürülmüştü ki bu da 33.000 yılda l günlük kayma demektir ve çok önemli değildir.

Bu takvimi İngiltere 1752’de, Rusya 1918’de, Türkiye ise l Ocak 1926’da kabul etti. Ne var ki ay sürelerinin eşit olmaması ve haftanın 7 gün olması nedenleri ile, belli bir tarihin her yıl değişik güne rastlaması sorunu yine çözülemedi.

Dünya Takvim Reformu Birliği’nin (AWCR) bahsedilen tüm sorunları ve eksikleri ortadan kaldıracak çok kullanışlı ideal bir takvim önerisi var ama henüz hiçbir ülke, değişikliğin kurulu düzende yaratacağı karışıklığı ve maliyeti göze alıp bu takvimi uygulama cesaretini gösterememektedir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» ten) (mü. câriha). t. Cerheden, yaralayan, yara açan: Cârih (yaralayan) ile mecruh (yaralanan) zabıta merkezine gönderildiği. Alât-ı eâriha = Yaralayıcı, kesici Aletler. Esliha-i câriha = Yaralayıcı, kesici silâhlar: Bıçak, hançer, pala, kılıç vs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جارحه] yırtıcı kuş. 2.yırtıcı hayvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yara jnânâsiyle dilimizde kullanılıp, mecrûh (yaralı) mânâsiyle cerîhadâr dahi deniliyorsa da Arapça’da yaraya «cerh» ve «karha» denilip, «ceriha» kelimesi yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جریحه] yara.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mezar, merkad, kabir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birthdate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

birth date. date of birth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literary history. history of literature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «ferah» tan smüş). Sevinçli, şâd, gönlü açılmış. Ar. münşerlh-ülkalb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Düğüm, Ar. ukde. Glrlh girih = Düğüm, düğüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گره] düğüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گره گير] dolaşık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ گره گشا] düğüm çözen. 2.sorunları halleden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaçmış, kaçkın, Ar flrârî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صبل التاریخی] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) – Değerli hükümdar, yönetici.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. karâih). 1. İnsanda kendiliğinden hâsıl olan fikir, kasit ve ninyet. Fransızca: initiative. 2. Padişahın bir resmî yerden sunulmadan kendiliğinden verdiği yazılı veya sözlü irâde: Karîha-i seniyye-i hazret-i pâdişâhîden filân zâta mîralaylık rütbesi tevcih buyruldu. Karihadan falan memuriyete tayin olundu. 3. Fikir, zihin, düşünüp hiçten bir şey meydana koyabilen fikir kuvveti: O şairde kariha vardır. Karihasının genişliğine insan hayran olur. O adamda hiç kariha yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قریحه] düşünme gücü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kerh» ten smüş.) (mü. kerihe). İğrenç, pis, murdar. Ar. menfûr: Kerîh-ün-nefes = Ağzı fena kokan. Kerîhül-manzar = Şekil ve görünüşü çirkin ve iğrenç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کریه] iğrenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerâih). 1. iğrenç ve murdar şey. 2. Muharebe, cenk. 3. c. Savaşın tehlike ve kötülükleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماقبل التاریخ] tarih öncesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. marijuana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مبدأ تاریخ] tarih başlangıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MERİH) (i. A.). Güneşten uzaklık bakımından gezegenlerin dördüncüsü, dış gezegenlerin ilkidir, Fars. behrâm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مریخ] Mars.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dünya’dan sonra güneşe en yakın olan gezegen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» tan if.) (mü. müferrihe). 1. Ferahlık veren, gönül açan, açık, eğlenceli: Müferrih bir yer, bir bahçe, bir oda. 2. (tıp). Sıkıntıyı defedip ferahlık veren (ilâç), Fr. cordial.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Ferahlık veren, iç açan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarâhat» den if.) (mü. munsariha). Sarahatli, açık, zahir, belli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» ten if.). (mü. münşerihe). Açık, ferahlı, eğlenen, sıkılmayan: Hatırı, kalbi münşerih olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den if.) (c. müşerrihîn). Teşrih yapan doktor ve bilgin, anatomi mütehassısı, Fr. anatomiste.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «râhat» tan if.) (mü. müsterîha). Rahatlayan, rahat eden, gaileden kurtulup gönlü rahat olan: O cihetten siz müsterih olunuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

at ease. relieved.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has been set at ease. whose worries have vanished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «karh» dan İf.) (mü. mütekarrlha) (tıp). 1. Yaralı, çıbanlı. 2. Cerahatli, yara ve çıban çeşidinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «reşh» den if.) (mü. mütereşşiha). Ter gibi sızan, terleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hı ile) (i. A. «arahe, frih» dan imef.) (Arapça’da: müerrih). 1. Tarih yazan, tarihçi. 2. Bir olaya manzum ebced hesabiyle tarih söyleyen (bu mânâsı az kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مستریح] gönlü rahat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مورخ] tarihçi, tarih yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مورخين] tarihçiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Tarihi otomatik olarak kaydeder.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F ). t. Büyücü. 2. Peri pâdişâhı.. 3. Türkçe’de kadın ismi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پری خان] peri padişahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Peri padişahı. Büyücü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. bir gezegen veya kuyruklu yıldız yörüngesinin güneşe en yakın olan noktası, hadid noktası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Göç. 2. Yolculuk, sefer, 3. mec. Olme, ölüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحلت] göçüş. 2.ölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رحلت] göç. 2.ölme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.göçmek. 2.ölmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dökülmüş, atılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gemilerin yanaşmasına müsait hâle konmuş kıyı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quay. wharf. dock. jetty. pier. quayside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dock. ferry. quay. waterfront. wharf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pier. platform. quay. waterfront. wharf. dock. landing place. sea wall. fleat. jutty. landing. dock land. seabank. dock wall. harbor wall. wharfing. embankments. landing pier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarâhat» tan smüş.) (mü. sarîha). 1. Açık, Aşlkâr. 2. Üzerinde şüphe edilmeyen, açık. Ar. bedîhî: Hakk-ı sarih. 3. Karışık olmayan, hâlis, sâf, sade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den if.). Bir kitabı, şerheden, şerhini yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clear. evident. explicit açık. belirli. belgin. explicit. express.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicit. clear. unambiguous. express. specific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صریح] açık, kuşku götürmeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شارح] şerh eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Açık, meydanda. Belli, hüveyda. 2.Saf, halis. Saf, halis Arap kanı (at).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sarih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, açık olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صریحا] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yellow fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Et dilimi. 2. (cerrahî) Büsbütün kopmaksızın bedenden ayrılmış et parçası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİH) (i. A.) (c. tevârth). 1. Olayın olduğu veya bir mektup vesairenin yazıldığı vakit, gün, ay ve senesr: Bu mektubun tarihi nedir? Hangi tarihte yazıldı? 2. Bu vakti tâyin eden rakam ve yazı: Tarih atmak. 3. Ebced hesabiyle bir olayı gösteren mısra, cümle, kelime vs.: Tarih söylemek. 4. Geçmiş olayları, tarihin başlangıcı olan yazının keşfinden başlayarak, belirli devreler ve yerler içinde inceleyen ilim ve eser: Tarih yazmak, tarih okumak, tarih dersi vermek. Târih-ı mutavassıt = Ortaçağ tarihi. Târîh-ı ahir = Yeniçağ tarihi TArih-ı muasır = Yakınçağ ve sonrasının tarihi TArîh-i tabiî = Botanik, jeoloji ve mineraloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date. history. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistoric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prehistory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Son kuşak fotoğraf makinelerinde, hızlı bir şekilde görebilmek için fotoğraf görüntüsünün üzerine tarih ve saat basılma olanağı bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F A ). Tarih yazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tarih hulâsası, kısa tarih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historically.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short history.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short history. brief historical account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tarih bilgini (tarih öğretmeni mânâsıyle kullanılması yanlıştır)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. historiographer. annalist. chronicler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. history teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historian. historiographer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historiography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TARİHİ) (i A.) (mü. târîhiyye). Tarih ilmine, tarihe ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical. historic. diachronic. historied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic. historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical geography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical film.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historcal novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to put a date on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tarihi yazılmış, üzerinde bir tarih taşıyan: ... tarihli mektubu aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dated. bear the date of. bearing date of. bearing date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاریخ نویس] tarihçi, tarih yazarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic. historical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تاریخ شناس] tarihçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Tarihi atılmamış, yazıldığı vakit yani gün, ay ve yılı kaydolunmamış: Tarihsiz bir mektup aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sarh»den masdar) (c. tasrîhât). Açık surette ifade etme, sarahat verme, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıkça anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explaining sth very clearly. making sth perfectly clear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریح] açıkça belirtme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açıkça belirtmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصریحا] açıkça bildirerek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» den), yaralama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan). Ferahlandırma: Kalbimi tefrîh etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تفریح] ferahlık verme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissection. anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تشریح] açma. 2.açılama, şerh etme. 3.otopsi. 4.anatomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açılamak, açıklamalı olarak söylemek veya yazmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den). I. (anatomi) Bir ölü vücudunu usûlüne göre kesip parçalara ayırma, konusu bu iş olan ilim. 2. mec. Bir maddeyi inceden inceye ve etraflıca inceleme, her tarafını güzelce gösterip anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Teşrih ameliyatının yapıldığı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تشریح خانه] otopsi odası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. târîh). Tarihler. (bk.) Tarih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تواریخ] tarihler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç yüzlü, üç yanlı, tek noktada birleşen üç yüzlü (cisim), trihedron. i, geom. bir noktada birleşen üç düzlemden husule gelen sekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by