Rm-x4s Seçeneği ne demek? | Rm-x4s Seçeneği anlamı nedir? | Rm-x4s Seçeneği

Rm-x4s Seçeneği anlamı nedir?

Rm-x4s Seçeneği ne demek?

Rm-x4s Seçeneği anlamı nedir?

Rm-x4s Seçeneği | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rm xs secenegi

Teknolojik Terim

Sürüş sırasında kolay çalıştırma ve gelişmiş sürüş güvenliği sunan bir uzaktan kumanda.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) «Deveyi» çökertmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) anormal, usule veya âdete uygun olmayan; tabii olmayan abnormal'ity (i) anormallik, usule veya âdete uygunsuzluk; bu halde olan kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) anormallik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Çevik, becerikli, girişken.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ).asgari giyecekler ve teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speedy dispatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quicken. to hasten. to accelerate. to rush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iğne biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lay off. to expose sth to view. to reveal. uncover.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giveaway. revelation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disclose. divulge. evince. expose. express. impart. publish. reveal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to expose. to reveal. to disclose. bare. give away. give forth. leak. leak out. to blow the lid off. proclaim. pronounce against sb. publish. spit it out. testify. unbosom one's heart. ventilate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open binding. public / official auction. open bidding. open sale. tender. adjudication. public auction. roup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evince. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aç komak, açlığa düşürmek. 2. Açlık vermek, iştiha açmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb feel hungry. to starve sb. to deprive sb of food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to turn rancid. to embitter. sharpen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causing regret. exciting. pity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Merhamete getirmek, acımaya sevketmek, rikkati mucip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse pity for. to ask for sympathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause regret. to excite pity. tell the tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Başkası vasıtasıyle açmak, açmağa sevk ve icbar etmek: Kapıyı açtırdım, (bk.) açık. 2. Bir daha işlenmemiş ham araziyi sürmek. Ağız açtırmak: Söylemeye mecbur etmek. Göz açtırmamak: Pek sıkı tutup bir şeye müsaade etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have opened. to cause to open.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened. to let open. to let be opened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denominate. entitle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kidnap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homicide. murder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

murdering. murder. homicide. manslaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),, Sanskrit günahkarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıcaklık ışınlarını geçirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appellation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

naming. denomination. terminology. nomenclature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). isim koymak, isim takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. entitle. intitle. refer to. denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a name. to call. to denominate. designate. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ring finger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava halinde, gaz halinde; hayali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beg smb. off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). demek, söylemek, beyan etmek, iddia etmek; (gram)., (man). tasdik etmek, ispat etmek; teyit etmek; (huk). tasvip etmek affirmable (s). iddia olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasvip, tasdik; müspet ifade; (huk). yemin yerine geçen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü sonuç; yan tesir; çayır biçildikten sonra biten otlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en geri, en son.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağaçlık haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation. silviculture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

afforest. to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to afforest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şafak, fecir, tan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

growing gray or white. dawning. daybreak bleaching. blanching. whitening. polishing. cleansing. scouring. bleach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) («ak» dan). 1. Ak olmak, beyazlanmak. 2. Yıkanıp temizlenmek. 3. Solmak, rengini atmak. 4. Saç ve sakala kır düşmek, ihtiyarlamak. 5. Şafak sökmek, tan atmak, sabah açılmağa başlamak: Ortalık ağardı. 6. Uzaktan belli olmağa başlamak, ufukta akımsı gözüküvermek. 7. Sararmak, beniz atmak. Dudak ağarmak = Hasta ve bitkin olmaktan sararıp solmak. Göz ağarmak = Çok ağlamaktan veya yaşlılıktan gözde fer kalmayıp alîl olmak. Mec. Yüz ağarmak = Bir işin içinden yüzü ak, alnı açık çıkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. grey. to bleach. to whiten. to grey. to turn white. to dawn. to break.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bleach. dawn. silver. whiten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to coagulate. to make semi-solid syrup or confection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateşte karıştırıp pişirerek koyulaştırmak, lüzucetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to raise. to lend or incline to oneside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggravation. stultification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha ağır etmek, ağırlığını arttırmak. 2. Ehemmiyet ve vahametini arttırmak. 3. Güçleştirmek, daha zor etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make heavier. to make slower. to slow down. weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

betray. slip out. to put in on the street.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to bring in accord / agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make one foolish / stupid. to make one act like an idiot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dürüst, soylu, temiz kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb see reason. to bring sb to his senses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yankılamak, yankılanmak (yalnız ses için). 2. Yansılamak (ışık). 3. Ulaştırmak, duyurmak (meseleyi, haberi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mirror. to reflect. to echo. to mirror. to transmit. to convey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reflect. to echo. to transmit to. mirror.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneezing. sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Solunum kaslarının birdenbire ve şiddetle kasılmasıyle ağız ve burundan hızlı ve gürültülü bir şekilde nefes boşaltmak, hapşırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Aksırık. Aslı: Ansırmak, ansırık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sneeze. to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sneeze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yükün bir yerden bir yere veya karaya indirilmeksizin bir gemiden diğerine nakli. 2. Dam kiremitlerinin alt üst edilerek yeniden tanzimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. connection. quotation. transmission. transposition. adaptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connection. quotation. transit. transplantation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transshipment. transfer. changing. quotation. retiling. buffered transfer. change. connection. hand over. trans s hipment. transshipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eclecticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Aktarmak, bir yerden veya bir kaptan diğerine nakletmek, taşımak, devretmek. 2. Arayarak alt üst etmek. 3. Altını üstüne getirmek: Damın kiremitlerini aktarmak. Tarım: (tarlayı) altı üstüne gelecek surette bellemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transfer. change. quote. adapt. transpose. transfuse. cite. hand on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extract. narrate. to transfer. to transmit iletmek. to cite. to quote alıntılamak. iktibas etmek. to translate çevirmek. to narrate anlatmak. to retile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

connecting. indirect. connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capitalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to capitalize. carry asset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to interest. to concern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field survey. area study.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tehlike anında herkesi haberdar etmek için verilen işaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A summons to arms, as on the approach of an enemy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any sound or information intended to give notice of approaching danger; a warning sound to arouse attention; a warning of danger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sudden attack; disturbance; broil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sudden surprise with fear or terror excited by apprehension of danger; in the military use, commonly, sudden apprehension of being attacked by surprise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mechanical contrivance for awaking persons from sleep, or rousing their attention; an alarum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To call to arms for defense; to give notice to of approaching danger; to rouse to vigilance and action; to put on the alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To keep in excitement; to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To surprise with apprehension of danger; to fill with anxiety in regard to threatening evil; to excite with sudden fear. a device that signals the occurrence of some undesirable event an automatic signal warning of danger fear resulting from the awareness

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm signal. alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fear resulting from the awareness of danger. a device that signals the occurrence of some undesirable event. an automatic signal warning of danger. a clock that wakes sleeper at preset time. fill with apprehension or alarm; cause to be unpleasantly surpri

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An unsolicited message from a device, typically indicating a problem with the system that requires attention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message, usually generated by the AEOLUS VAX process, indicating that the digital or analog status of a device is not within the tolerances set for it. a test of a training sample, usually used before the signature statistics are calculated An alarm hig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A real-time indication or a signal of an abnormal situation or event Usually includes a Priority or Severity Code.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sound or visual signal triggered by an error condition. Usually, an audio or visual warning to indicate that attention to the computer is required.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SNMP message notifying an operator or administrator of a network problem See also event and trap. is an audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been re

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An electronic signal, transmitted to the monitoring facility Indicates that an emergency requiring follow-up has been de-tected When an alarm system is not monitored, the alarm condi-tion activates one or more sounding or visual indicating devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A problem determination message sent to a network operator within a network management system Sometimes accompanied by an audible tone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A watch feature that sounds an alarm at pre-set time or at regular intervals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible or visible warning signal that tells a network administrator that an error has occurred or there is a critical situation on the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This feature causes the watch to sound at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Much the same as an alarm clock, an alarm watch will alert the wearer with beeps at a pre-set time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An event that occurs at a particular time It is like an alarm on a real alarm clock except that in order to determine whether it is 'ringing', an alarm is 'read' by an explicit application action.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The report of a network event; also called a trap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A visual or audio signal which signifies that an error has occurred or an abnormal condition exists.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An audible or visible signal indicating abnormal or out-of-limit conditions in a plant or a control system [CMSG] Syn: Bell, Light, Siren. is the giving, signaling or transmitting to a public fire station or company or to an officer or employee thereof, w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fire: Automatic alarms are those received by electronic means from fire alarm systems They can indicate activation of smoke detectors, heat sensors, rate-of-rise detectors, wet or dry sprinkler systems Sprinkler activations are sometimes called waterflow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A means of alerting the operator that a specified abnormal condition exists; examples: high pressure alarm, apnea alarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An alarm is related to any abnormal situation on the equipment that may endanger people, equipment, or material being processed GEM allows the host to be notified when alarm conditions are detected and cleared.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Audible, visual, or physical presentation designed to warn the instrument user that a specific level of a dangerous gas/vapor concentration has been reached or exceeded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alarm , alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tehlikeyi haber vermek; birdenbire korkutmak. alarmist (i). etrafı telaşa veren kimse. alarmingly (z). korku verecek surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korku, dehşet; tehlike işareti; (ask). silâh başına çağrı; tehlike işareti veya dikkati çekme tertibatı, alarm. alarm bell bir tehlikeyi veya haberi bildiren çan. alarm clock çalar saat. burglar alarm hırsızı haber veren tertibat, alarm ter

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belediye meclisi üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

never mind. don't worry. take it easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Almaya sevk ve icbar etmek, kabul ettirmek. 2. Vasıtayla almak, almaya adam göndermek. 3. Satın aldırmak, satın almaya sevk ve icbar veya buna müsaade etmek: Bana sunu aldırmadılar. 4. Sığdırmak, istiap ettirmek: Bu kadar zahireyi şu anbara nasıl aldıracaksınız? 1. Ehemmiyet vermek: Herif hiç aldırmıyor. 2. Deli olmak, çaldırmak. Burnundan kıl aldırmamak = Kibirli bir tavırla muhalefet etmek, söz dinlememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pay attention. mind. take heed of. bother about. heed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. mind. regard. to make sb take. to get sb to take. to have sth out. to mind. to care. to pay attention. to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb get sth. to mind. to pay attention to. to have sth surgically removed. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disregardful. unsusceptible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unconcerned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Hiç bir şeye aldırmamayı Adet edinmiş kimsenin hali, tasasızlık, kayıtsızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. heck. insouciance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inflammation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alev çıkarır hale getirmek, tutuşturmak, yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to exacerbate. to incite. enkindle. fan deliberately.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kanat şeklinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Alıştırmak işi. 2. Herhangi bir işe iyice alışmak için yapılan veya yaptırılan çalışma, temrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drill. exercise. lapping. practice. shakedown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exercise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ülfet ettirmek, Adet ettirmek: Doğru adamı yalana alıştı ramazsı n . 2. Öğretmek, tâlim etmek: Herkesi biniciliğe alıştırmalı. 3. Vahşeti yok edip evcilleştirmek, ünsiyet peyda ettirmek : Dağda tutulan yabanî hayvanı da alıştırmak mümkündür. 4. İmtizaç ettirmek, kolay işleyecek hale getirmek: Anahtarı kilide alıştırmak. 5. (Sıcak suyu) Mülâyim ve ılık etmek. (Bu beşinci mânâda kelimenin aslı: «ılıştırmak» olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regrind. accustom. familiarize. addict. adjust. condition. break in. train. accommodate. attune. conform. dovetail. enure. exercise. habituate. harden. inure. school. season.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accustom. attune. condition. drill. familiarize. readjust. season. to accustom. to habituate. to acclimatize. to familiarize. to inure sb to. to train. to tame. to break in. to run sth in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to train. to allow sb to become addicted to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke


Daha Büyük Görüntüle . Coğrafi Verileri

Konum: Orta Avrupa, Baltik Denizi ve Kuzey Denizi kıyısında, Hollanda ile Polonya arasında, Danimarka’nın güneyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 51 00 Kuzey enlemi, 9 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 357,021 km².

Sınırları: toplam: 3621 km.

Sınır komşuları: Avusturya 784 km, Belçika 167 km, Çek Cumhuriyeti 646 km, Danimarka 68 km, Fransa 451 km, Lüksemburg 138 km, Hollanda 577 km, Polonya 456 km, İsviçre 334 km.

Sahil şeridi: 2,389 km.

İklimi: Ilıman ve deniz iklimi; soğuk, bulutlu, rutubetli kışlar ve yazlar; ılık rüzgarlar yaygındırlar.

Arazi yapısı: Kuzeyde alçak ovalar, merkezde yüksek araziler, güneyde Bavaria Alpleri yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Freepsum Gölü 2 m; en yüksek noktası: Zugspitze 2,963 m.

Doğal kaynakları: Demir, kömür, potas, kereste, linyit, uranyum, bakır, doğal gaz, tuz, nikel, işlenebilir arazi.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %33.

daimi ekinler: %1.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %31.

Diğer: %20 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 4,850 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Su baskınları.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 82,422,299 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.02 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 2.18 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.12 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 78.8 yıl.

Erkeklerde: 75.81 yıl.

Kadınlarda: 81.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 43,000 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 1000 den az (2001 verileri).

Ulus: Alman.

Nüfusun etnik dağılımı: Alman %91.5, Türk %2.4, diğer %6.1 (Yunan, İtalyan, Polonyalı, Rus, Hırvat-Sırp, İspanyol).

Din: Protestan %34, Roma Katolikleri %34, Müslümanlar %3.7, diğer %28.3.

Diller: Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %99 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Almanya Federal Cumhuriyeti.

kısa şekli : Almanya.

Yerel tam adı: Bundesrepublik Deutschland.

yerel kısa şekli: Deutschland.

Eski adı: Alman İmparatorluğu.

ingilizce: Germany.

Yönetim


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elinde fazla bir parmağı olan (Adam). 2. Palamut balığının büyüğü, torik nev’i. 3. Yol yol bir cins kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarar alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ampèremètre

fiz. akımölçer

Bir elektrik akımının şiddetini ölçmeye yarayan aygıt.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter. ammeter amperölçer. akımölçer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ammeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. anchorman

ana haber sunucusu

Toplanan haberleri önem derecesine göre değerlendiren ve yayımlayan yetkili sunucu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan). 1. Birinin hatırına getirmek, hatırlatmak. 2. Bir şeyi hatıra getirmek, unutturmamak: Kendini hayırla andır. 3. Benzetilen, hatıra getirecek surette çok benzemek: Mahşeri andırır bir kalabalık. Konuşma dilinde: Bu kumaş onu andırıyor. Şu adam falanı andırıyor, denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind. to resemble. to border on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remind one of. to resemble. to recall sb to the memory of others. evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). İngiltere'nin Normanların egemenliğinde olduğu devreyle ilgili; (i). aslen Normandiyalı olup İngiltere'de yaşayan kimse; Normandiyalıların İngiltere'de konuştuğu Fransızca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «an» dan) (eşek ve ona benzer hayvan). Kötü sesle genizden bağırmak, mec. kötü sesle merkep gibi bağırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bray. to bray. to hee-haw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insinuate. to hint. to imply. to allude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain the meaning. to give the meaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to give meaning to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vasıtayla anlatmak, birine bir başkasının aracılığı ile bir şeyi malûm ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Normal olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. anomalous. unnatural. preternatural. aberrant. freakish. freak. bastard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. anomalous. deviant. freak. unhealthy. unnatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not according to rule; abnormal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormal. aberrant. anomalous. off. unnatural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomalous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abnormality. anomaly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (muzari: Ansırır) («an» dan. Galatı: Aksırmak). Beyinden gelir gibi görünen, öksürüğe benzer bir şeyi burundan çıkarmak. Atse vurmak, (bk.) Aksırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alıp götürmek: «Geçme nâmert köprüsünden, ko aparsın su seni».

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry away. to make off with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Hayvanı) çok yormak, artık yürümeye mecali olmayacak dereceye getirmek. 2. Yıldırmak, horonlatmak. 3. (Gemiyi) iki ucundan demirleyip veya bağlayıp sağlam kasmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stultify. stupefy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adjourn. interspace. pause. recess. remit. rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a break. to take a break. intermit. interrupt. recess. to give time off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Araştırmak işi, taharri, tetebbu, tefehhus: Araştırma yapmak, araştırmalarda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. exploratory. explorative. inquisitional. inquisitorial. investigative. inquiries. research. exploration. search. study. review. inquiry. ascertainment. checkback. checkover. checkup. discourse. disquisition. investigation. probe. pursuit. q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exploration. inquiry. investigation. probe. research. scrutiny. search.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research. investigation. study. hunting. inquiries. inquiry. inquisition. paper. probe. quest. rummage. scrutiny. switching. thesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

research assistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitive. investigative. researcher. explorer. investigator. surveyor. analyst. searcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research worker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

researcher. research man. research worker. student.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Teftiş ve taharri etmek. Ağır araştırmak = Dolayısiyle sorup söyletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

search. investigate. research into. explore. seek. analyse. analyze. study. dig up. fish. cast about. cast around. check up. dig. drag up. dredge for. dredge up. ferret. ferret about. fish around. forage. go into. hunt after. hunt out. hunt up. inqui.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascertain. explore. hunt. inquire. investigate. probe. prospect. research. search. seek. sift. test.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to search thoroughly. to explore. to investigate. to research. to make a study. to do a research on. ascertain. costean. delve. ferret. fish. hunt. inquire. probe. quest. scout. seek. smell about. try.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Talep veya teftiş ve tecessüs ettirmek. 2. Selefinden beter olup onu arzu ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ağaç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purify. to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bowdlerize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). silahlandırmak,donatmak,teçhiz etmek, savaşa hazırlamak; silahlanmak, silaha sarılmak; zırh giydirmek; (i). silah; askeri kuvvetlerin bir kolu. arming (i). silahlanma; silahlandırma; silah, donatım teçhizat,teçhiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kol; dal; mil: şube; pazı; koy, küçük körfez; kuvvet, güç, otorite. armchair (i).koltuk.armful (i). kucak dolusu. armhole (i)., (terz). kolevi.armlet (i). kısa kol (elbise) ; pazıbent; halis, koy. arm of the law güvenlik kuvvetleri. armpit (i).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I. arma). 1. Geminin direk ve seren ve yelken gibi teçhizatı. 2. Hükümdarlar ve derebeyleri hânedanlarına mahsus bir takım işaret ve resimleri havi levha. Armayı almak = Geminin teçhizatını kaldırıp tekne hâlinde bırakmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. arma

ongun

Bir devletin, bir hanedanın veya bir şehrin simgesi olarak kabul edilmiş resim, harf veya şekil.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arming. armorial bearings. arms. crest. device. emblem. escutcheon. scutcheon. shield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

heraldry. coat of arms. rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coat of arms. rigging. cipher. emblem. hamper. rig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asphalt Roofing Manufacturers' Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Asphalt Roofing Manufacturers Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Autoregressive Moving Average A time-series model that includes both AR and MA components See also AR and MA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Auto-Regressive Moving Average A time series model that includes both AR and MA components See also AR and MA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. armata

den. donanma

Bir devletin deniz kuvvetleri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fleet of armed ships; a squadron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Specifically, the Spanish fleet which was sent to assail England, a. d. 1558. a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a large fleet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spanish Armada The fleet assembled by Philip II of Spain, in 1588, for the conquest of England Used for any fleet. a fleet of warships.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armada.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). donanma. the Armada 1588'de İngiltere'ye hücum edip mağlup olan İspanyol donanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Güney Amerika'da bulunan ve zırh gibi kabuğu olan, kertenkele cinsinden iri hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin direk, seren, ip ve yelken gibi donanımını düzenleyen usta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Gemilerde, küpeştenin iç tarafında bulunan direklere takılı halatları bağlamak için kullanılan delikli ve çubuklu levha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plate at the edge of the deck with holes for fastening rigging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüzar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. bestowal. bounty. gratuity. presentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. present hediye. award. prize ödül.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gift. present. anniversary volume. box. buying incentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Hediye, peşkeş, tuhfe, bergüz(Erkek İsmi) 2.Birinin gördüğü işe veya başarısına karşılık olarak verilen şey, mükafat.3.Bir ilim adamını tanıtmak veya çalışmalarından ötürü mükafatlandırmak maksadıyla adına çıkarılan ilmi es(Erkek İsmi) (Köprülü Armağanı). - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıyamet gününde iyilik ve kötülük orduları arasında sıkacak savaşa sahne olacak meydan, mahşer; ölüm kalım savaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahlandırma, donatım, teçhizat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tedavi usul ve araçlarının tümü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آرمان] özlem. sıkıntı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hasret, özleme. 2.Zahmet, sıkıntı. 3.Teessüf. 4.Pişmanlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. i. armatöre, denizcilik). 1. Geminin direk, seren ve yelken gibi teçhizatını yapan adam. 2. Gemide halat iliştirmeye mahsus ağaç veya demir kol: Armatör çeliği. 3. Gemi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. fizik). 1. Kuvvet akımını toplu bir hale koymak için mıknatısın kutupları arasına yerleştirilen demir parçası. 2. Kondansatörlerdeki iki iletken yüzeyden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Donanım. Musikide notanın her satır başına konan diyez ve bemollerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. condenser plate. fitting. fitter out. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pazıbent.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).silahlı. armed forces silahlı kuvvetler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ermenistan. Armenian (i).,(s).Ermeni, Ermenice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski şovalyenin silâhtarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). bileziğe benzer yahut bileziğe ait; halka halka olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) - İbranice isim. (bkz.Emine).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mütareke, ateşkes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çoksesli musiki ilimlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Seste, ara sesin titreşiminden hasıl olan alt ve üst sesler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Üflenince yanyana deliklerinden ses veren ağız çalgısı. 2. Küçük bir akordeon çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harmonica. harmonica mızıka. accordion akordoen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Küçük org, salon orgu. Piyanoya benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing). armour (i). zırh; silâh. armor-bearer (i). silâhtar. armor-piercing (s). zırh delen. armor plate zırhlı levha. armored (s).zırhlı. armored car zırhlı otomobil, zırhlı vagon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). zırh ve silâh yapan veya tamir eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). silâh veya hanedanIık armasına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cephane ve talimhane; silıh deposu; ABD silıh fabrikası, tophane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). armor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silâhlar, cephane; arma.To arms ! Silâh başına ! bear arms silahlı olmak. under arms silâhlanmış, harbe hazır. up in arms ateş püskürmeye hazır ; ayaklanmış; of kelenmiş. Iay down arms sulh yapmak; teslim olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Armut şeklinde olan. Armudî altın (ve galatı: Armudiyye): Nazarlık yerine çocuklara takılan yassı ve ince, yazılı altın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «emrûd» dan). Maruf meyve, çeşitleri çoktur: Akça, bey, bozdoğan, kavısra, kış, mustâbey armudu. Armut ağacı: Bu meyveyi veren ağaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pear. sucker. pushover. sap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitution , impecuniousness , pennilessness , poorness , poverty , indigence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(pirus communis): Gülgillerden; çiçekleri beyaz bir ağacın meyvesidir. Armut; suluca yumuşak tatlı ve küçük çekirdeklidir. Rengi sarı ile yeşil arasında değişir. Ankara, Mustabey, Çengel, Kumla, Bey olmak üzere birçok çeşidi vardır. Kullanıldığı yerler: Böbreklerin düzenli çalışmasını sağlar. İdrarı bollaştırır. Böbrek kum ve taşlarının dökülmesine yardım eder. Yüksek tansiyonu düşürür. Kanı temizler bütün salgı bezlerinin normal çalışmasını sağlar. Kansızlığı giderir, kabızlığı önler. Sinirleri yatıştırır. Zihni yorgunluğu giderir. Susuzluğu keser. Tükürük ifrazatını artırır. Hamilelerin kusmalarını azaltır. Hazımsızlığı giderir. Mafsal kireçlenmesi, nikris ve romatizmada faydalıdır. Şeker hastaları da yiyebilir. Midesi zayıf olanların kompostosunu içmeleri tavsiye edilir. Yemeklerden önce yenecek olursa daha faydalı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca’dan). Gemi kaplamaları arasındaki çatlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kara ordusu, ordu. army commander orgeneral. army worm sürü halinde yürüyen ve her şeyi yiyip bitiren bir çeşit tırtıl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir satış usulü. Alıcılar arasındaki yarışmaya dayanır. Artırmalarda mal en yüksek fiatı sürenin üzerinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augmentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing. saving. economizing. auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increment. saving. economizing. auction billing. augmentation. enhancement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Artmasını sağlamak. 2. Daha yüksek fiyat öne sürmek. 3. Biriktirerek çoğaltmak. 4. Bir davranışta ileri gitmek: Sen işi artırdın artık. (bk.) arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. augment. add. upgrade. raise. bid up. economize. save. aggrandize. amplify. boom. boost. build up. bump up. compound. deepen. eke out. enhance. escalate. exalt. fade up. gain. heighten. improve. outbid. overbid. put on. scale up. screw up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. boost. compound. develop. heighten. increase. redound. save. to increase. to raise. to augment. to enhance. to boost. to bump sth up. to step sth up. to put away. to economize. to save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increase. to increase. to add to. to save. to raise the bid at an auction. to overbid. augment. deepen. heighten. multiply. raise. run up. swell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Artırmak şeklinde de yazılabilir) (f.). 1. Çoğaltmak, tezyid ve teksir etmek: Yürük hayvan yemini arttırır. 2. Müzayede fiyatı yükseltmek, ziyade vermek. 3. Hadden ziyade etmek, haddi aşırmak. 4. Tasarrufla biriktirmek: Para arttırıyor. 5. Saygı göstererek ikram etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crave for unusual foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrasion. corrosion. erosion. attrition. denudation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. erosion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wearing off. etching. corroding. erosion. obliteration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sürterek oyup çukurlatmak veya üstündeki yazı, çiçek vesaireyi silip kazımak: Fazla tedavül meskûkâtı (madenî paraları) aşındırır. Birinin kapısını aşındırmak = Çok gidip gelmek, usandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abrade. corrode. eat. erode. fray. to erode. to corrode. to abrade. to wear away. to eat sth away. to eat away at sth. to go very often.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erode. to wear off. to corrode. to eat. abrade. fret. obliterate. wear. wear away.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Aşırmak fiili. 2. Diğer bir şeyin üstünden atılan veya bağlanan şey. Çalınmış, sirkat edilmiş, Ar. mesruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passing over. larceny. theft. picking. pilfering. pinch. plagiarism. rip off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pinching. purloining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «aşmak» tan). 1. Yüksek bir yerin üstünden geçirmek. 2. Atlamak, geçirmek, savmak: Bu kazayı da aşırdık. 3. Uzaklaştırmak, defetmek. 4. Kapıp götürmek. 5. Çalmak, sirkat etmek. 6, Haddi tecavüz etmek, çok ileri gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filch. sneak. steal. to pass over. to pinch. to swipe. to pilfer. to filch. to bag. to nick. to crib. to run away with. to rip sth off. plagiarize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pass over / beyond. to overshoot. to steal. to purloin. crib. filch. finger. hook. lift. pick. pick and steal. pilfer. pinch. prig. rip off. scrounge. snitch. swipe. thieve. waltz off with. whip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

militarization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). tohumsuz, aslı tohumsuz olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yüksek bir yere iliştirip sarkıtmak, tâlik ettirmek: Ben esvabımı çiviye astırmam. 2. Asmakla idam ettirmek, salb ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş vermek, tutuşturmak. 1. Ziyade kızdırmak. 2. Fesadı şiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set on fire. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ATIŞDIRMAK. 1. Sövüp saymak, birinin kabahatlerini sayarak suçlamak ve serzeniş etmek. 2. Acele ile yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt down. to gobble. to drizzle. to mizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gobble. to begin to rain or snow slowly. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb thrown / expelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insan kulağı biçiminde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to console. to comfort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir vasıtayla eğlendirip oynatmak, iğfal ettirmek, kandırtmak. 2. (Çocuğu) dadısına hoplattırıp oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Tahrik etmek, isyan ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make revolt. to cause to revolt. to arouse. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arouse to revolt. arouse. incite a riot. stir up. touch off a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yoldan şaşmak, azmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Normal aybaşı kanaması 2-7 gün devam eder. Bazı kimselerde bu süre uzar. O zaman rahimde ur veya kist olduğundan, yumurtalıkların üşütülmüş olmasından, sinir veya kalp hastalığından şüphe edilir. Tedaviye geçmeden önce esas nedeni bulmak gerekir. Önemli bir durum yoksa aşağıdaki reçetelerden arzu edilen uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Böğürtlen, su

Hazırlanışı : 2 su bardağı kaynak suya, 2 kahve kaşığı böğürtlen konur. 10 dakika bekletilip, süzülür. Sabah bir bardak, akşam bir bardak içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. assignment. demarcation. detachment. separation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allocation. allotment. separating. separation. assortment. choice. detachment. disassociation. discrimination. disjunction. dissociation. distinction. earmarking. isolation. segregation. selection. setting apart. sorting. sorting out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.)’. 1. Ayırmak, tefrik etmek. 2. Bölmek, taksim etmek: İkiye ayırdı. 3. Seçerek ayırmak: iyi adamları ayırmalı. 4. Seçmek, intihab etmek: İçlerinden bir iki tane ayıralım. 5. Yarmak, bölmek, ortasından parçalamak: Kalası dörde ayırdı. 6. Boşatmak: Onu kocasından ayırdılar. 7. Çekmek, almak: Derisinden ayırdılar. Göz ayırmamak = Çok dikkat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ayırıp dağıtmak, akıtıp dağıtmak, perişan etmek: Ey Hudâ, sen doğru yoldan ayırmagıl( Eski Türkçe)-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

separate. set apart. keep apart. assort. divorce. isolate. sort. split. sever. abstract. allocate. allot. allow. appropriate. book. choose. classify. comb. comb out. contradistinguish. cut off. cut out. demarcate. detach. devote. disband. discard. di.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. allocate. allow. appropriate. assign. detach. differentiate. disconnect. disengage. dissociate. distinguish. divide. divorce. except. grade. insulate. isolate. part. rend. reserve. save. segregate. separate. sever. spare. split. thin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allow. allocate. detache. reserve. separate. to set apart. to part. to separate. to sever from. to pitch. to choose. to select. to distinguish from. to discriminate between. to divide. to divide sth into so many parts. to save. to reserve for. to book. to

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. extrication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decomposition. degradation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(yeni kelime) (f. kimya). Birleşik olan bir şeyi unsurlarına ayırmak, tahallül ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. dissociate. distil. distill. extricate. separate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decompose. resolve. to decompose. to resolve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parse. to decompose. to analyze.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to torture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Harekete getirmek, kışkırtmak. 2. Yüz verip şımartmak. 3. Yoldan çıkartmak, ayartmak, sapıttırmak. 4. Küçük bir fenalığı ıslah olunmayacak hale getirmek: Çamaşırcı çamaşırı azdırdı: Fena yıkayarak temizlenmeyecek hâle getirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead astray. drive smb. wild. excite. exacerbate. irritate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

windfall. to inflame. to exacerbate. to turn sb on. to spoil şımartmak. to deprave. to debauch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inflame. to irritate. to tease. to excite sexually. to spoil. to corrupt. to lead astray. exacerbate. seduce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tedricen şiddetlendirmek: Kavgayı azıştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb to resolve firmly (to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çileğe benzer küçük ve etli meyva şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çubuk şeklinde, küçük çubuklardan ibaret; (tıb). basile ait, sebebi basil olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. accommodate. correlate. ensure harmony. associate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. to harmonize. to reconcile. to accommodate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to harmonize. to reconcile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bağırmak fiili, sayha, nâra, böğürme, öğürme: Sarhoşların, öküzlerin bağırması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shout. call. yawp. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. call. calling. exclamation. hoot. shout. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırdan, içeriden ses çıkarmak, bağırmak, haykırmak, sayha, nâra atmak, (hayvan) öğürmek, böğürmek. Bağırıp çağırmak = Yaygara ve gürültü etmek. Yüze bağırmak = Bağırarak sert muamele İle ürkütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shout. bawl. yell. scream. exclaim. shout out. shout at. bark at. bark. bellow. call. cry. ejaculate. holler. hollo. holloa. hoop. hoot. howl. roar. sing out. whoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blare. call. cry. exclaim. holler. scream. shout. thunder. whine. whoop. yell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shout. to clamour. to cry. bellow. call. cry out. holler. scream. sing out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

back. bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bet. to make / to lay a bet. go. lay down. take on a bet. wager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Baktırmak, bakmaya sevk, mecbur veya müsaade etmek: HSrem tarafına açıldığı için o pencereden baktırmazlar. 2. Hizmet ettirmek, iyi idare ettirmek: Bu ata iyi baktırmalı. 3. Hekime göstermek: Siz kendinize baktırın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb look at sth. take care of sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bal gibi tatlı etmek. 2. Koyulaştırıp yapışkanlık peyda ettirmek. 3. Çok öğmek ve güzel tavsif edip imrendirmek: Tarif ederken o kadar ballandırdı ki, ağzımızın suyunu akıttı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to praise extravagantly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Pekmez içine bandırılmış ceviz sucuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sulu şeyin içine bırakıp ıslatarak yumuşatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip. to dunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dip into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hosting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Siper altına almak, muhafaza ve himaye etmek, korumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shelter. hut. house. hold. nestle. keep back. harbor. harbour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodate. harbour. house. nestle. shelter. to shelter. to accommodate. to lodge. to house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shelter sb. to afford / to give / to offer / to provide shelter. harbour. nestle. tabernacle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Müsalâha ettirme, arabulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conciliation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Müsalâha ettirmek, arabuluculuk etmek, uzlaştırmak, mec. Renk vesaireyi uygunlaştırmak, uydurmak, imtizaç ettirmek, uyuşturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. conciliate. pacify. reunite. make peace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconcile. to reconcile. to conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reconcile. to make peace among. to effect a reconciliation. conciliate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biranın üstündeki köpük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ing. meyhane tezgâhında hizmet eden kız veya kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Muhafaza etmek, emin bir yere sokmak, barındırmak. (Terkedilmiş kelime: Çağatayca varmak).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meyhane tezgâhında hizmet eden garson, barmen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Binbir Gece Masallan''nda dilenciye boş tabaklarla hayali bir ziyafet çeken Bağdat'lı prens. Barmecide feast çok kıt yemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Bar tezgâhtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barkeeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barman. bartender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bartender. drawer. tapster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

dini görevleri yüklenebilecek yaşa gelmiş Musevi erkek çocuk; ergenlik töreni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mayalı, köpüklü; ing., (argo) havai, boş kafalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D. (k.dili). taşrada temsil vermek; taşra halkını uçakla gezdirip para kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bas güçlendirme, tek bir dokunuşla bas sinyalinin güçlendirilmesini sağlayan bir Sony teknolojisidir. Sony WALKMAN® mp3 veya mp4 çalarla, HiFi veya başka bir ses cihazıyla müzik dinlerken daha zengin ve güçlü bas sesler duymak isterseniz, tek yapmanız gereken, bir düğmeye dokunmaktır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insubordination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rebel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

achievement. success. accomplishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «baş» tan). Başa çıkarmak, becermek, neticelendirmek, bitirmek, ikmal etmek, tamamlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hit the mark. bring home the bacon. succeed. accomplish. achieve. overcome. get through. win through. arrive. bring off. carry out. carry through. click. come through. compass. conquer. contrive. get things done. make out. negotiate. pan out. pan out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomplish. achieve. arrive. effect. fare. manage. to succeed. to manage. to accomplish. to achieve. to pull off. to get ahead. to bring sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to achieve. to succeed. to accomplish. to get ahead. bring off a difficult task. carry off. carry out. catch on. come good. cope. effectuate. execute. fall on one's feet. get along. get around / round. get on. get one's act together. get it together. to m

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yaptığı işi başarıyla sonuçlandıran.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplify. to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metamorphose. transmogrify. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların sahip olmaları zorunlu asgari çıkarılmış sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thumb. big toe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pass. perversion. seduction. temptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enticement. seduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allude. corrupt. pervert. seduce. tempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to seduce. corrupt. deprave. inveigle. mislead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bastırmak işi. (bk.) bastırmak. 2. Pastırma, tuz ve çemenle bastırılıp iste veya güneşte kurutulmuş et: Kayseri bastırması. mec. Bastırmasını çıkarmak = Çok döğmek. Şimdi «pastırma» denmektedir, (bk.) Pastırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeasement. compression. depression. repression. stranglehold. suppression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damping. pressing. pressure. suppresion. depression. weighing. restraining. banking. overtake. blanketing. extinquishing. extinction. outbalancing. squashing. overwhelming. quenching. damper. action. compression. attenuation. choking. inducing. tamping. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vasıtayla basmak, ezdirmek: Bu toprağı ayakla bastırmalı. 2. Vasıtayla basmak, tab’etmek, söndürmek: Yangını bastırdılar. 4. Galebe çalmak, geçmek, üstünlük göstermek, tefevvuk etmek: Hilekârlıkta arkadaşlarını bastırdı. 5. Örtbas etmek, saklamak: Onun kabahatlarını bastırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

depress. push down. compress. weigh down. weigh. allay. alleviate. appease. assuage. bear against. beat down. bottle up. burke. choke. crucify. drown. extinguish. flow. gulp. gulp down. hold down. keep down. keep in. keep under. outtalk. overbear. po.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. contain. dampen. depress. jam. overtake. overwhelm. print. push. quash. quell. ram. relieve. repress. squash. squelch. stay. stifle. to have printed. to make sb print. to subdue. to repress. to stifle. to contain. to put sth down. to suppress. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth printed. to let sb stand on to force down. to come all at once. to damp. to press. to supress. to depress. to weight. to restrain. to choke. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consultation. recourse. reference. application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appeal. application. request. recourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir kimsenin aracılığını istemek, bir İşte bir şeyden yararlanmak üzere ona müracaat etmek: Her çareye başvurdum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make an application. apply. have recourse to. refer. consult. look to. appeal. approach. call on. call upon. fall back on. fall back upon. put in. put in for. resort. resort to. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. consult. refer. to apply. to have recourse to. to resort to. to turn to sb/sth. to fall back on sb/sth. to consult. to appeal to. to refer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apply. refer. to apply. to have recourse to. to refer. to petition. to consult. to resort. call upon. invoke. turn to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to westernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. prick. sinking. submerging. sticking. thrusting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. plunging. sinking. pricking. sticking into. losing. running down. defaming. causing the ruin of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sokmak, bir şeyin içine indirmek, daldırmak: Suya, çamura, yere batırmak. 2. Girdirmek, delmek ve geçirmek; iğne, şiş batırmak. 3. Garketmek, mustağrak etmek: Kaptan gemiyi batırdı. 4. Mahvetmek, kaybetmek: Malını, servetini batırdı. 5. İflâsına sebep olmak, iflâs ettirmek: Bu muameleler bankayı batıracaktır. 6. Bozguna uğratıp mahvetmek: Tedbirsizliğiyle bir alayı batırdı. 7. Mahvetmek, çok zarar ve ziyana uğratmak: O adamı oğulları batıracaklardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. sink. submerge. to sink. to founder. to submerge. to dip. to dunk. to immerse. to stick. to thrust. to dig sth into. to plung into. to scupper. to scuttle. to disparage. to dirty. to ruin. to spoil. to bankrupt iflas ettirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sink. to plunge. to dip. to soil. to prick. to stick into. to lose. to run down. to defame. to cause the ruin of. decry. founder. ruin. steep. submerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to improve. to build up. to provide public services for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «bay» dan). Zengin olmak, genişlik ve kudret hasıl etmek: Yoksul bayırsa, çanağı bayırmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Güzellikle icrâ ve tesviye etmek, halle muvaffak olmak: Bu işi becerebilecek misiniz? O adam bir iş beceremiyor. 2. mec. Katil ve idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

do well. manage. get things done. tackle. swing. knock off. fuck. have a screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contrive. manage. to manage. to contrive. to break up. to mess up. to ruin. to seduce. to lay. to make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to carry out successfully. to mess up. to kill sb. to rape sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Rights Issues)

Şirketlerin sermaye artırımı karşılığında çıkardıkları hisse senetlerini nominal değerinden veya daha yüksek bir fiyattan satmak suretiyle gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarına denir. Söz konusu hisse senetleri ortaklara satılabileceği gibi (rüchan hakkının kullandırılması), ortaklar dışındaki yatırımcılara da satılabilir. (rüchan haklarının kısıtlanması). Bedelli sermaye artırımına katılım bedeli belli bir süre ile sınırlıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Capital Increase Through Bonus Issues)

Anonim ortaklıkların, iç kaynaklarından yaptıkları sermaye artırımı karşılığı çıkardıkları hisse senetlerini bir bedel almaksızın ortaklarına dağıtarak gerçekleştirdikleri sermaye artırımlarıdır. Bedelsiz hisse senedi alma hakkı bir süre ile sınırlandırılamaz.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beğendirmek, birine beğeneceği bir şeyi göstermek veya birçok şeylerin içinden birini seçtirmekO adama elbise beğendirmek ne kadar zor. Sürünün içinde koyun beğendirmek. 2. Kabûl ve takdir ettirmek, makbûle geçecek bir iş yapmak: Yazımı beğendiremedim. Hizmetçi, efendisine işini beğendirmeye ça lışmalıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb to like sth. sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Beklettirmek, gecikmekle, başkalarını beklemeye mecbur etmek, intizarda koymak: Affedersiniz, beklettirdim!

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sag. sagging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BERELMEK) (f.). Gözü, akı iri iri görünecek şekilde açılmak: Gözü belerdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. to make clear. to crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize. set off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emergence. appearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appearance. appearing. becoming visible / distinct. advent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Belirmek, açık ve aşikâr olmak, meydana çıkmak. 2. (Gözler) hiddet veya hayretle çok açılıp bakmak, (bk.) Belermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appear. become clear. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to emerge. to loom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appear. to become visible. to become definite. emerge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquit. exonerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yolun kenarındaki toprak kısım; kalelerde siper ile hendek arasmdaki toprak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برماه] matkap, burgu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Dağ tepesi, doruk. - (bkz.Şahika, zirve).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برموجب] uyarınca, gereğince.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a group of islands in the Atlantic off the Carolina coast; British colony; a popular resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bermuda.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Hamilton.

Nüfus: 59.300.

Yüzölçümü: 54 km2.

Komşuları: Atlas Okyanusu’nda ada.

Önemli Şehirleri: Hamilton.

Dil: İngilizce, Portekizce.

Yönetim Biçimi: Koloni.

Tarih: Bermuda’nın ilk sömürge oluşu, İngiliz Sir George Somers ve beraberindekilerin 1609 yılında bir deniz kazasına uğramalarıyla başlar. Bermuda 1684’te İngiliz Kraliyeti’nin buyruğuna girdi ve 1968’de öz yönetimli sömürge haline geldi. Bermuda’da ABD’nin bir deniz ve hava üssü vardır.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kısa pantolon, Bermuda pantolon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(BER-MUTAD) (i. F. A.). Adet olduğu üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برمعتاد] alışıldığı gibi, mutâd olduğu üzere.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derisidikenlilerden . bir deniz hayvanı. Beş ışınlı yıldız şeklindedir. Beşpençe (uraster).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kaz otu): Gülgillerden; yol kenarında ve çayırlarda yetişen 40-70 santimetre boyunda yabani bir bitkidir. Yaprakları beşparmak şeklindedir. Rozete benzer. Gümüşi renktedir. Uzun saplı çiçekleri, yaprakların arasından çıkar. Altın sarısı rengindedir. Yaprak ve kökleri Temmuz, Ağustos aylarında toplanıp kurutulur. Kullanıldığı yerler: İshali keser. Mide rahatsızlıklarını giderir. Vücuda kuvvet verir. Bademcik ve boğaz ağrılarını giderir. Diş ağrılarını dindirir. Diş etlerini kuvvetlendirir. Yüz lekelerini giderir ve cildi yumuşatır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Gülgillerden bir bitki, yol kenarı ve çayırlarda yetişir, ishale karşı kullanılır (potentilla reptans).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Demir çubuklardan yapılmış iskeleti olan beton.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete. ferroconcrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reinforced concrete. armoured concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Islah, iyileşme; huk. gayri menkul üzerinde yapılan devamlı Islahat ve masraflar; bir gayri menkulün, yol açılması gibi devlet faaliyetleri dolayısıyle iktisap ettiği kıymet fazlası, şerefiye. betterment tax şerefiye, değerlenme resmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harassment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bıktırmak, usandırmak, usanç ve nefret vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sicken. to disgust. to weary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formulation. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. mould. shape. give shape to. model. carve out. fashion. mold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fashion. form. shape. style. to shape. to form. to give shape to. to put into a form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give form. to shape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir vasıtayla biçmek, kestirmek, yardırmak, ortasından ayırtmak: Tahta biçtirmek. 2. (Terziye esvab) yaptırmak, ölçü aldırıp kestirmek: Bir kat elbise biçtireceğim. Çocuğun elbisesini biçtin mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir vasıtayla biçmek, kestirmek, yardırmak, ortasından ayırtmak: Tahta biçtirmek. 2. (Terziye esvab) yaptırmak, ölçü aldırıp kestirmek: Bir kat elbise biçtireceğim. Çocuğun elbisesini biçtin mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloyingness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Usandırmak, bezdirmek, öğretmenin usulsüzlüğü talebeyi dersten bıktırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irk. pall. satiate. to sicken. to weary. to tire out. to plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to annoy. to disgust. to bore. irk. sate. tire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impartation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmation. notice. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcing. notifying. making known. communication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bildirmek, anlatmak, Osm. İlâm ve ifhâm etmek. 2. Haber vermek: İşin aslını bana bildirdiler. Git anla da bize bir mektupla bildir. Haddini bildirmek = Değerini anlatmak, cezasını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

declare. notify. let smb. know. inform. let know. tell. say. serve notice. proclaim. report. state. acquaint. advise. affirm. announce. annunciate. communicate. enunciate. give forth. give out. herald. impart. indicate. intimate. issue. lodge. notice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquaint. advertise. advise. affirm. announce. apprise. assert. attest. broadcast. certify. communicate. couch. declare. disclose. impart. inform. notify. proclaim. pronounce. protest. release. report. signify. tell. vote. weave. to tell. to inform. to an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notify. declare. to be announced. to be notified. to be told. to inform. to announce. to notify. to tell. to communicate. to give notice of. advertise. apprise. enounce. enunciate. impart. to let know. note. post. promulgate. purport. shoot a line

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(uyd. k.). (bk.) Birleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enlighten. inform. instruct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to furnish information. to give information. acquaint. clue. enlighten. inform. render information. advise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instruct. catch up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to acquaint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb conscious of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Billûr haline getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crystallize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bindirme, blndiriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imbrication. overlap. joint. corbel. embarkation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overlap. scarf. lading. loading. embarkment. mounting. ramming. boarding. falling aboard. clinker work. clinker built. projection. embarkation. overlapping. overlapped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bindirmek, binmeye sevk veya müsaade etmek, bir şeye zorlamak. Osm. irkâb etmek: Atına bindirmek: O, kendi atına kimseyi bindirmez. 2. Gemi ve araba gibi bir taşıta koymak, idhal etmek: Askeri gemiye, arabalara bindirdiler. 3. (saati) ileri almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to mount. to help to get on. to add on. to overlap. to superpose. to run into. to bump into. to ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to add on. to overlap. to see sb abroad. to put sb on. to collide with. to ram. to run into. clash. get on / onto. get up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggregate. cluster. raise. rally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assemble. combine. congregate. gather. gather together. to heap together. pool. put together. rake up. string together. tack together. tag together. throw together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Terk ettirmek, terk etmeye sevk ve icbar etmek: O evi bırakmak istemedim ama bıraktırdılar. 2. Attırmak, ilka ettirmek: Bu mektubu postaya bıraktınız. 3. Boşatmak, karısından ayırmak: Kendisi karısından memnundu ama annesi bıraktırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb leave sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

individualize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. saving. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulation. build up. saving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplamak, yığmak, tahşit etmek: İdare ile hayli para biriktirmişti, evine bir takım tenbeller biriktirmiş, hududa asker biriktiriyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collect. save. accumulate. amass. gather. keep back. lay aside. lay by. put aside. put away. put by. roll up. salt. set apart. set by. setaside. treasure up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. amass. collect. hoard. store. to save. to put sth aside. to accumulate. to collect. to gather. to amass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulate. to gather. to assemble. to save up. amass. to lay by. collect. hive. hoard. hoard up. lay aside. lay in. lay up. save. set by. store. store up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combining. assembling. joining. affiliation. aggregation. combination. fusion. incorporation. integration. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combination. consolidation. incorporation. union. joining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembling. combination. concatenation. consolidation. fusion. joinder. match merging. unification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir yere getirip bir etmek, birleştirmek: İki dükkânı birleştirip büyük bir dükkân haline kodu. 2. Uyuşturmak, muvafakat ettirmek: İki köy ahalisini birleştirip yolu yaptırdı. 2. (fizik) İki veya daha çok vektörün, paralelkenar kaidesine uygun şekilde geometrik toplamını almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consubstantiate. unite. join. combine. consolidate. assemble. put together. stick together. aggregate. ally. amalgamate. associate. colligate. compound. confederate. congregate. conjoin. connect. couple. dovetail. federate. fuze. incorporate. inoscul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affiliate. ally. amalgamate. associate. bind. bond. cement. close. combine. compose. compound. confederate. connect. consolidate. couple. incorporate. join. link. merge. pool. reunite. unify. unite. to unite. to bind. to join. to bond. to couple. to combi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

join. merge. combine. defragment. to unite. to put together. to combine. to assemble. to joint. to tie. to interlace. to weld. to compound. to incorporate. to connect. to compose. to mix. to unify. to consolidate. to hook up. to integrate. to interweave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Hint.). - Çin Hindi’nde bir y(Erkek İsmi) Birmanya diye de tanınır. Birmanya müslümanları ülkelerinin % 30’una ulaşmışlardır. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tek olan, benzeri olmayan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بی شرم] orman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamlama, götürü, kesme, maktû, mezun olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. finishing. ending. graduation. closure. consumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

completion. graduation. conclusion. finishing. finishing off. perfection. termination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sona erdirmek, tamamlamak, ikmal ve itmam etmek: Ben işimi bitirdim. 2. Mahv ve helâk etmek, yok etmek, kuvvet bırakmamak: Bu sıtma beni bitiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (aslı büttirmek). Tohumun filizlenip topraktan dışarı çıkmasına sebep olmak, yeşertmek. Bu yağmur ekilen tohumları çabuk bitirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finish. leave off. complete. bring to an end. end. terminate. graduate. run out. sign off. call it off. break up. carry through. cease. clean up. clear off. close. bring to completion. conclude. consume. deplete. drink. make an end of. put an end to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrest. complete. conclude. deplete. end. exhaust. finish. heal. scotch. spend. terminate. transact. to finish. to end. to conclude. to break sth up. to break sth off. to get through. to consume. to use up. to complete. to accomplish. to exhaust. to kill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quit. end. to finish. to complete. to accomplish. to terminate. to exhaust. to destroy. arrange. carry through. clean up. close. conclude. consume. deplete. determine. devour. eat. to make an end of. finalize. fulfil. get through. pack in. perfect. sap. s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birbirine dokunacak surette yaklaştırmak, yanaştırmak, ittisal ettirmek: Şu İki masayı bitiştirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concatenate. to juxtapose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. blastoderm, germ yaprağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boğazını sıktırmak. Ar. ihnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bağırmak (öküz, manda, deve).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. to bellow. to moo. to roar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bellow. moo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to loosen. to make plentiful. to provide liberally. widen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bölüşmek işini yaptırmak, paylaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divide. share out. split. apportion. portion out. portion. allocate. allot. lot. mete. serve out. whack up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to distribute. to divide sth among a group. split up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kitap kurdu, kitap okumaya düskün kimse; kağıt kurdu, zool. Ptirida; kitap kurdu, zool. Anobium hirtum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to debit. to charge. indebt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Erkek hayvanı enetmek, iğdiş ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Burtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uzatmak, boylandırmak. 2. Boy boy ayırarak düzenlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Boz rengini almak, boz renginde görünmek: Kızarıp bozarmak = Utanmadan veya diğer bir sebepten benzi değişmek ve renklenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir vasıta ile bozmak, bozmaya sevk ve mecbur veya müsaade etmek, ihlâl veya tahrip ettirmek: Ben yaptığım işi kimseye bozdurmam. 2. Parayı değiştirmek, ufaklığa çevirtmek: Yüz lira bozduracağım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash. to cause to spoil/ruin. to change. to cash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get change for. to break a bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aralarını açmak: Muhabbetimizi çekemeyip bizi bozuşturmak istiyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vaporization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to vaporize. evaporate. vapo u rise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulanmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. dim. muddy. cloud. darken. trouble. upset. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. cloud. to muddy. to roil. to turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to muddy. to stir up. cloud. dim. thicken. trouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blur. fog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmission. blurring. contamination. implication. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contamination. infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bulaşmasına sebep olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infect. contaminate. transmit. involve. daub. dirty. smear. taint. bedabble. bedaub. besmear. blur. communicate. corrupt. drag. embroil. entangle. imbrue. implicate. inweave. propagate. slush. smudge. splodge. splotch. spread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. contaminate. implicate. involve. smear. smudge. transmit. to smear. to smudge. to blur. to infect. to spread. to transmit. to communicate. to involve. to embroil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to smear. to infect. to spread. bedaub. besmear. communicate. contaminate. defile. embroil. implicate. propagate. smirch. splotch. taint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

keep. keep handy. carry. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to have in stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to have present. to make available. tote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Burmak işi, çevirme, döndürme, kıvırma. 2. Eneme, iğdiş etme. 3. Burulmuş şeyin şekli, helezonî şekil. 4. Vidalı ekser, vida. 5. Mide veya bağırsaklar buruluyormuş gibi karında hissolunan şiddetli ağrı. 6. Musluk,_ lüle. 7. Açılmış hamuru kıvırarak yaptıkları bir çeşit hamur tatlısı ki, sarığıburma dahi denir. 1. Burulmuş, kıvrılmış, kıvrık: Burma sarık. 2. Burulmuş gibi helezon şeklinde, helezonî, burmalı: Burma minare, direk. 3. Enenmiş, iğdiş: Burma at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

twisting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Burma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a mountainous republic in southeastern Asia on the Bay of Bengal; 'much opium is grown in Myanmar'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Birmanya. Burmese s., i. (tek. ve çoğ.)Birmanyalı; i. Birmanya dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Burma fiili, döndürüp bükmek, kıvırmak: Bıyık burmak. 2. Parmak arasında kıvırıp koparmak, sıkmak, çimdiklemek: Etini burdu. 3. Kıvırıp incitmek: Kolunu, ayağını burdu. 4. Enemek, iğdiş etmek, Osm. ıhsâ etmek: Atı burmak. Delmek, sakbetmek. 6. Sancımak: Karnım buruluyor. Burun burmak = Beğenmemek, istihfaf etmek. Bıyık burmak = Kurulmak. Dil burmak = (Kekre şey) dili buruşturmak. Dudak burmak = Ağlayacak olmak. Kol burmak = Galebe çalmak. Kulak burmak = ihtar ve ikaz etmek. Bura bura oynamak = Parmakları şıkırdatarak raksetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to twist. to screw. to wring. to castrate. to give one's mouth acrid taste. contort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Burulmuş ve kıvrılmış gibi helezon şeklinde: Burmalı direk, minare, sarık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak. 2. Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu. 3. (dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tereyağı yapıldıktan sonra yayıkta kalan içecek, yayık ayranı;ayran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Buyurmak işi. Emir, hüküm, şereflendirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emretmek, hükmeylemek: Burada kim buyuruyor? 2. Amir ve hâkim olmak, emri ve hükmü altında tutmak, idare etmek: Vaktiyle Basra ve Musul’a da Bağdad valisi buyururdu. 3. Söylemek, demek (saygı ve zara fet tâbiri) Ne buyurdunuz? 4. Gitmek, gelmek, teşrif etmek: (Keza saygı ve zarafet tâbiri) Buyrun gidelim. Ne vakit teşrif buyurdunuz? 5. Yemek, tenâvüi etmek: Buyrun. Buyurmuyorsunuz. 6. Almak, alıp kabûl etmek: (Bir şey takdim ederek) Buyrun. 7. Etmek, yapmak, eylemek: (Saygı ifadesi olarak yardımcı fiil şeklinde kullanılır): Tahrir buyurmak. İrsal buyurmak. Zahmet buyurmayın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bid. charge. command. decree. enjoin. ordain. prescribe. rule. to command. to order. to decree. to enjoin. to come. to enter. to have. to eat. to drink. to say. to utter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to command. to come. to enter. to pass. to take / to have sth eating / drinking. decree. order. rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Süratlendirmek, çabukluk vermek. Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accelerate. expedite. quicken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize. contemporize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet etme, gelmesini isteme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bağırma, haykırma, seslenme. 2. Türkü söyleme, tegannî: Ali güzel türkü çağırır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. summons. calling. evocation. invitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağırmak, haykırmak, yüksek sesle seslenmek: O kadar çağırmayın, bağırıp çağırmak. 2. Yüksek sesle okumak, tegannî etmek: Türkü çağırmak (davet etmek mânâsını İfade eden «çağırmak» fiiliyle karıştırılmaması lâzımdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Davet etmek, gelmesini istemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invite. summon. invoke. cry out. call for. call in. shout to. sing. call away. hail. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ask. bid. call. have. invite. page. term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call. invoke. evoke. to call. to summon. to issue a call for. to call in sb. accite. convoke. crowd out. cry out. hail. to be an invitation to buy. invite. whistle up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to evoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). içki içmek, işret etmek, içip keyif yapmak: Oturmuş çakıştırıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drink. to booze. to sow enmity between (two people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stealthily. on the sly. on the quiet. surreptitiously. secretly gizlice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kakdırmak, mıhlatmak, sokmak: Buraya bir çivi çaktırmalı, kazık çaktırmak. 2. mec. İçirmek, işret ettirmek: Kendisini çok çaktırmışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail. to let be noticed. to fail. to pluck. to pip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have hammered down. to let people take cognizance of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, dövdürmek, çarptırmak: Yere çaldırmak. 2. Bir musiki Aleti icrâ ettirmek: Davul, çan, piyano çaldırmak. 3. Vurdurmak: Hizmetçiye kapıyı çaldırmak. 4. Hırsızlığa uğratmak, kaptırmak, iyi muhafaza edemeyip çalınmasına sebebiyet vermek: Ahırın kapısını açık bırakarak atı çaldırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb play. to let sb play. to get sth stolen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose by theft. to have sb play (an instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çalıştırmak işi: Çocuk fizikten pek zayıf, çalıştırmadan olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

employment. manipulation. startup. operating. running. training. start-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

actuation. crank. starting. operation. running / operating of a machine. tutoring. employment. driving. running. manipulation. priming. startup. operating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Emek verdirmek, çabalatmak: Bu işe ne kendisi çalışıyor ve ne de bizi çalıştırıyor. 2. İşletmek, iş vermek, işte kullanmak, görevlendirmek: Her gün on, on beş işçi çalıştırıyor. 3. Okutmak, tahsil ettirmek, tahsil ile uğraştırmak: Yazın sıcak aylarında çocukları çaIıştırmak sıhhatlerine zarar vericidir; oğlunu Almanca’ya çalıştırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make smth. work. set to work. actuate. operate. run. power. start up. start. employ. have smb. on the payroll. drive. drill. exercise. make things hum. put on. switch on. task.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. coach. employ. engage. groom. operate. recruit. start. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

run. to operate. to run. to use. to employ. to tutor. actuate. start running. start up. work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gigantic. large.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bringing to life. vitalization. impersonation. animation. enaction. interpretation. renaissence. renascense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

representation. animation. activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animation. resuscitation. personification. refreshment. rouse. shot in the arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Can vermek, diriltmek: Hazret-i isa’nın bir ölüyü canlandırmış olduğu söylenir. 2. Ayıltmak, kendine getirmek: Lokmanruhunu koklatmakla derhal kendisini canlandırdı. 3. Taze hayat vermek, neşelendirmek, revaç ve muamelâtını arttırmak: Demiryolu hatları Anadolu’yu, Anadolu’nun ticaretini canlandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bring to life. characterize. animate. play the role of. perform. personate. personalize. personify. refresh. uplift. enliven. brace. exhilarate. inspire. liven up. spirit up. spirit. quicken. accelerate. arouse. brisk. brisk up. drum up. enact. forti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. arouse. boost. brighten. enliven. exhilarate. fire. foster. galvanize. impersonate. invigorate. liven. portray. refresh. relieve. renew. resuscitate. revitalize. revive. rouse. spirit. stimulate. stir. stoke. wake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animate. to animate. to enliven. to resuscitate. to personify. to bring to life. arouse. bestir. brighten. brisk. crank up. exhilarate. fire. freshen. galvanize. galvanize into life. ginger. hearten. inform. jazz up. leaven. light. play. quicken. raise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Franslz ihtilâlinde revaçta olan bir dans, şarkı veya kıyafet; Fransız ihtilâli askeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). 12.yüzyılda Filistin'deki Karmel dağında kurulmuş olan tarikata mensup keşiş veya derviş; bu tarikata bağlı rahibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. çâr = dört, mıh = çivi. Türkçe’si çarmıh). Suçluyu haça germek için kurulmuş haç şeklinde darağacı. Ar. salîb: Çarmıha germek, (denizcilik) Bir teknenin direklerinin tepesinden aşağıya inen kalın ipler. Cıvadıra çarmıhı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. crucifix. mainstays. shrouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross. rood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارميخ] çarmıh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Ana direklerle gabya çubuklarını yan taraftan tutan halatlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (tıb). yel (gaz) çıkarıcı; (i). karın ağrısı geçiren ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). (lal), kızıl; (i). kızıl renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, tokuşturmak: Kapının kanatlarını çarpıştırmak. 2. Tutuşturmak, vuruşturmak, savaştırmak, müsademe ettirmek: İki adamı çarpıştırıp kendisi seyirci kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make collide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurdurmak, çarpmasına sebep olmak: Rüzgâr pencerenin kanadını hızla duvara çarptırdı. 2. Çaldırmak, gasbettirmek: Eşyayı açıkta bırakıp çarptırdınız. 3. Eğriltmek, çarpık yapmak: İnme ağzını çarptırmış. 4. Oynamak, re ecana getirmek: Ansızın işittiğim bir ses yüreğimi çarptırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crack. crash. hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lose sth to a pickpocket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. İkiye ayırıp çatal etmek: Demiryolunu filân yerde çatallandırdılar. 2. mec. İçinden çıkılmaz yapmak, karıştırmak: Bu hal işi çatallandırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çatallandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uç uca kavuşturmak, iliştirmek, birbirine bağlamak, birleştirmek. 2. Tokuşturmak, çarpıştırmak, müsademe ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşturmak, müsademe ettirmek: Arabayı duvara çattırdı. 2. (gemiyi) Diğer bir gemiye çarptırıp batırmak: Kaptan gemisini çattırmış. 3. Keresteyi veya bir şeyin parçalarını birbirine bağlayıp kurmak: Üst katın direklerini çattırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuasion. determent. deterrence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vazveçirmek, döndürmek: Kendisini o fikirden, o niyetten caydırdım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dissuade. deter. talk smb. out of smth. argue smb. out of smth. sidetrack. wean away from. discourage. to dissuade. to deter. to disincline. to deflect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deter. disincline. divert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Silâhlandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aleyhinde bulunma, Osm. fasi ve gıybet, mezemmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Fenalığını söylemek, Osm. fasi ve gıybet etmek: Adam çekiştirme pek kötü bir huydur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

backbite. pull. to pull at both ends. to run down. to backbite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticize maliciously. to run down. to backbite. to pull sth at both ends.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çekdirmek işi. (bk.) çektirmek. 2. Kürekle yürütülür bir direkli odun vs. kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley. puller. impregnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

galley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Naklettirmek, taşıtmak: Bu taşları öteye çektirmeli. 2. Sürükletmek, çekerek yürütmek, arabayı iki ata çektirmeli. 3. Çıkartmak, çekerek söktürmek: Bir çürük diş çektireceğim. 4. Kürek oynatmak, kürekle yürütmek, kürek çektirmek. 5. Tahammül ettirmek, yüklemek, eziyet etmek: Bu hastalık bana çok çektirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cause to draw. serve. subject. torture. grind. grind down. grind out. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth towed. to cause sb to suffer. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

santigrat termometresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. T. A.) (Bir kelimeyi) cemî yapmak, cemî sigasını teşkil etmek: Türkçe’de isimleri cemîlendirmek için sonlarına «lar, Jer» eklemek lâzımdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چرم] deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Çay kıyılarında sulu ve yeşil y(Erkek İsmi) 2.Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. 3.Kaynak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germen, Alman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Germence, Almanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaplıca, ılıca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. hearten. support.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daunt. demoralize. discourage. dishearten. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abate. throw / pour cold water on. to cast a damper on. discourage. dishearten. dismay. unnerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abetment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessing. boost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encouragement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bolster. encourage. to encourage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to encourage. brace up. embolden. give scope for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

increasing in variety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversify. to diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to increase in variety. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çetin hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. to deliver a replication. respond. return. answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Cevabını vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer. to reply yanıtlandırmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to answer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Musikide bir dizi veya uyguyu tersinden başlatma. Meselâ do mi aralığını mi do şekline getirme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Çevirmek işi. (bk.) Çevirmek. 2. Şişte döndürülerek kebap olmuş kuzu vesaire. Çevrilerek yapılmış (kebap) vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning. rotation. spin. twirl. surround. enclosure. inclosure. conversion. translation. diversion. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly. flip. crank. switching. rotation. turning. changing. translating. translation. meat roasted on a spit. cycloid. commutation. wind. commutating. conversion. diversion. deviation. alteration. surrounding. handling. encircling. revolution. swinging

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek: Kebabı çevirmeli. Su, değirmeni; buhar, vapur çarkını çevirir. 2. Alt üst etmek, öbür yüzünü üste getirmek: Yaprağı çevir. 3, Etrafını almak, kuşatmak, çepçevre dolaştırmak: Bağa duvar çevirmeli. 4. Geri döndürmek, iade etmek: Kendisini yarı yoldan çevirdiler. 5. Bozmak, başka hale koymak, değiştirmek: Lâkırdısını çevirdi. 6. Geri almak, nakzetmek, bozmak: Mukaveleyi çevirdi. Ayakkabıyı çevirmek = Gitmeye davet etmek, nezaketle kovmak. Çehreyi çevirmek = Yüz ekşitmek. Geri çevirmek = iade etmek, kabûl etmemek. Yüz çevirmek = İltifat etmemek, vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. spin. upturn. exchange. roll. twirl. change to. turn into. switch to. translate into. translate. interpret. encircle. surround. enclose. inclose. avert. commute. convert. decline. deflect. divert. hedge in. hedge round. manage. point. point on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bend. besiege. channel. direct. put. revolve. surround. sweep. train. translate. turn. twine. twirl. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translate. dial. to turn. to rotate. to manage. to refuse. to return. to reject. to turn inside out. to interpret. to translate. to enclose. to surround. to encircle. to alter. to administer. to handle. to wheel. to swing. to crank. to commutate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter. dragoman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

translator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

castigation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chastisement. correction. penalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ceza vermek, cezaya uğratmak, mahkemece cezasını tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. gyp. punish. penalize. castigate. cop it. correct. crime. discipline. dish out. plague. scourge. slate. smirk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discipline. do. penalize. punish. scourge. to punish. to penalize. to discipline. to castigate. to fine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to punish. to penalize. chasten. correct. discipline. knock hell out of. scourge. smite. sort out. strafe. straighten out. trounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ-men) başkan, reis; tekerlekli iskemle sürücüsü chairmanship (i). başkanlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). oda hizmetçisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cazibe, çekicilik; tılsım, zincirin ucuna takılan sallantı; muska; buyu, tılsımlı bir cümle veya duanın okunması. charmless (s). cazibesiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cezbetmek, büyülemek, meftun etmek; sihirli bir güçle korumak; büyüleyici olmak, çekici olmak, teshir etmek. charm away büyüleyici bir tesirle (istenilmeyen bir şeyi) kovalamak. charmed life tehlikeden uzak bir hayat. I am charmed Memnun oldum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr). yumuşak bir çeşit saten kumaş, şarmöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). cezbedici, çekici, hoş, sevimli, cana yakın. charmingly (z). cana yakın olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). isa'nın doğumundan üç gün sonra kılıçtan geçirilen masum çocuklar yortusu, 28 Aralık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (kim). kloroform; karınca yağı; (f). kloroformla uyutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çift etmek, bir tekin eşini bulup çift yapmak. Araba atlarını çlftleştiremedim. 2. Hayvanları biribirine eş yapmak: Bu köpeği çiftleştlrip yavrularını almalı. Koyunları hangi ayda çiftleştirirler?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make a pair. to mate. breed. propagate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Memelilerin sığır, koyun gibi parmakları çift olan takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davet, celb, getirtme, (bk.) Çağırma.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Issued Capital)

Kayıtlı sermaye sistemine tabi ortaklıkların satışı yapılmış hisse senetlerini temsil eden sermayeleridir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çıkartmak işi. (bk.) Çıkartmak. 2. Islatılarak bir satha yapıştırıldığı zaman üstündeki resim ortaya naklolunan kâğıt. 3. (askerlik). Gemiye bindirilmiş askerin denizden karaya ihracı. 4. (matematik) Çıkarma işlemi (eskiden bu işleme tarh denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deduction. subtraction. elimination. belch. cancel. cancellation. dismantlement. ejection. ejectment. emission. exclusion. expulsion. extraction. extrusion. haulage. issuance. issue. omission. rejection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detachment. discharge. dismissal. elimination. exclusion. expulsion. extraction. omission. removal. subtraction. taking out. subtraction tarh. landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

issue. subtraction. the act of removing. landing of troops. edition. publishing. hoisting. lift. lifting. elevation. raising. landing. removal. extraction. skip. haulage. education. discharge. release. dismissal. omission. elimination. deducti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dışarı atmak, ihraç etmek: Onu evden çıkardılar. Atı ahırdan, elbiseyi dolaptan, parayı kasadan İ1” karmak. 2. Çekmek, sökmek, yolmak: Diş, ağaç, kıl çıkarmak. 3. Göstermek, arzetmek, meydana veya birinin önüHe koymak: Kızı görücülere çıkarmak. çocukları nı çıkardı. 4. Yükseltmek, yukarı iletmek, kaldırmak: Kendisi üst kata çıkardılar. Şunu yukarı çıkar. 5. Hulâsasını, özünü veya suyunu almak, istihsal etmek: Menekşenin suyunu, sütün yağını çıkarmak. 6. İcat etmek: Ziraat için birçok makineler çıkarmışlar. 7. Neşretmek, yaymak, intişar ettirmek: Filân pek faydalı bir kitap çıkardı. 8. Peyda etmek, ittihaz eylemek: O, bir Adet çıkardı. 9. Netice almak. Osm. istintâc, istinbât etmek: Bundan ne çıkarıyorsunuz? 10. Hasıl etmek, yetiştirmek, vermek: Anadolu çok zahire çıkarabilir. Arabistan, dünyanın en güzel atlarını çıkarır. Uşak, güzel halılar çıkarır. 11. Vücuda getirmek, yetiştirmek: Bu mektep çok meşhur Alimler çıkarmıştır. 12. Okumak, sökmek, halletmek: Bu yazıyı çıkaramadım. 13. Soymak, kaldırmak: Şapkasını, esvabını, çizmesini çıkardı. 14. Uğramak, tutulmak: Çiçek, kızamık çıkarmak. Acı çıkarmak = 1. intikam almak. 2. Zararını çı karmak: Bu işte zarar ettim, ama yakın da acısını çıkarırım. Ekmeğini çıkarmak = Yiyeceğini kazanmak, geçinecek iş bulmak. Ekmeğini taştan çıkarmak = Çok çalışarak hayatını kazanmak. Elden çıkarmak = 1. Satmak. 2. Kaybetmek. Oyun çıkarmak = Oyun bulmak, icat etmek. İş çıkarmak = Mesele ve güçlük meydana getirmek. Baştan çıkarmak — Azdırmak. Piliç çıkarmak = (tavuk) Yumurtadan civciv istihsal etmek. Diş çıkarmak = 1. Çocuk diş peydâ etmek. 2. Çürük veya ağrıyan dişi çekmek. Dil çıkarmak = Alay etmek. Zevkini çıkarmak = Safasını sürmek, lezzetini tatmak. Ses çıkarmamak = Razı olmak. Su çıkarmak — Kuyu veya dereden su doldurmak. Taş çıkarmak = Galip gelmek, üste çıkmak. Kokusunu çıkarmak = Beceremeyip zora sarmak. Göz çıkarmak = Kör etmek ve mec. Bozmak, berbat etmek. Mânâ çıkarmak = MAnâ vermek, bir söz veya işten maksadın ne olduğunu anamak. Yanlış çıkarmak = Yanlış bulup düzeltmek. Böcek çıkarmak = İpek böceği beslemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

take out. deduct. subtract. remove. divest. throw out. displace. exclude. make out. out. eliminate. unfix. expel. extract. doff. bring out. publish. print out. bare. blank. bruit about. delete. derive. disconnect. dislodge. dismantle. draw off. draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract. cast. deduct. delete. derive. discharge. disengage. drop. eliminate. excite. exclude. expel. extract. omit. poke. remove. shed. slip. sprout. to take out. to put out. to get out. to get off. to extract. to abstract. to mine. to take off. to reme

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

subtract. remove. to take out. to bring out. to get out. to expel. to extract. to remove. to emit. to publish. to produce. to raise. to take off. to derive. to deduce. to make out. to decipher. to subtract. to vomit. to work off one's anger on s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetiştirmek, Osm. İsal, iblâğ etmek: Para çıkıştıramadım. 2. Çaresini bulmak, tedarik etmek, istihsâl eylemek: yol parasını çıkıştıramadı. 3. Sona erdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aklını oynatmak, delirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go bananas. go crazy. go mad. go nuts. be nuts. go berserker. loose one's senses. be out of one's senses. flip. flip out. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go crazy/crackers/nuts/insane/bananas/barmy. to go off one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. craze. to become insane. to be out of one's mind. to go off one's nuts. rave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bazı hayvanlar ve bilhassa kuşlar: Dışkı yapmak, pislemek: Daima martılar çımkırdığı için, orasının temiz durması mümkün değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekilecek tohum ve çekirdekleri veya dikilecek bağ çubuklarını filiz verinceye kadar geçici olarak toprak veya kum yahut suyun içinde bulundurmak: Ağaç çekirdeklerini, bostan tohumunu, bağ çubuklarını çimlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Çirkin etmek, çirkin göstermek, çirkinlik vermek: Pek çirkin değildir; lâkin o kıyafet kendisini çirkinleştiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deform. disfigure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرم] cismin kapladığı yer, hacim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Acele ile ve dikkatsiz yazılmış yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. ince değnekle hafifçe vurmak. 2. Kâğıda vurur gibi çabuk çabuk ve dikkatsiz yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yavaş vurdurmak. 2. Kenarından biraz kestirmek. 3. Temiz su ile yıkatmak, bir sudan geçirtmek, kasarlatmak. 4. Boyaya batırılmış iple çizdirmek, nişan yaptırmak, çırpı vurdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

incarnate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(convolvulus sepium): Uzun ömürlü, 1-5 metre boyunda sarılıcı bir süs bitkisidir. Haziran - eylül aylarında çiçek açar. Kökü, oldukça uzundur. Yaprakları gövde üzerinde sarılmış vaziyettedir. Hekimlikte kök ve yaprakları kullanılır. 30 kadar türü vardır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(f.). Oku hedefe isabet ettirmemek, hedeften şaşırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kalem veya diğer bir şeyle bir çizgi çektirmek: Şu tahtanın üzerine bir şekil çizdirmeli. 2. Çıkartmak, üzerine bir çizgi çektirip kaydını silmek: ismini defterden çizdirdiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth drawn / marked / scratched / cancelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Baştan savma, üstünkörü bir şekilde yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rasgele yazmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çomak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. miscarriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause havoc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ÇÖKERTMEK (f.). Çöktürüp oturtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çökürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collapse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overbear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak. 2. Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek. 3. İndirmek: Başına yumruk çökertmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). teyit etmek, kuvvetlendirmek, sağlama bağlamak, tespit etmek, saptamak; geçerli bir hale koymak. confirmed bachelor müzmin bekâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). teyit olunur, tasdik olunur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasdik, teyit, belgeleme, doğrulama; ispat; kilise üyesi olma merasimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tasdik anlamında teyit edici (söz, vesika, delil).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uydurmak; umuma tabi olmak; to veya with ile uymak: itaat etmek, boyun eğmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, yerinde, muvafık, benzer, mutabık; boyun eğen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şekil; parçaları bir araya getirme düzeni; uygun olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). geçerli olan fikirlere veya inançlara uyan kimse; toplum kurallarını çiğnemeyen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, benzeyiş; biteviyelik. in conformity with mucibince,... e uyarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). coterminous.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yürek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). bazı bitki saplarının alt kısmında bulunan soğanımsı kısım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). karabatak kuşu, (zoo).l Phalacrocorax carbo; obur adam; (s). açgözlü; yırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). taç şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (ingiltere'de) seyyar meyva, sebze veya balık satıcısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Coşmasını temin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enrapture. titillate. uplift. to carry away. to excite. to enthuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to excite. to stimulate. to incite. elate. enthuse. exhilarate. galvanize. lash. panic. steam up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hemhudut, sınırdaş, bitişik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

onaltıncı yüzyılda Protestan reformu başladıktan sonra Katolik kilisesinde meydana gelen reform hareketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tezgâhın arkasından servis yapan garson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yeni bir emir ile evvelki emri iptal etmek; (i). iptal emri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karşı tedbir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). filika veya kik serdümeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bağlanmış bir şeyin bağını bozdurup açtırmak. Osm. hal ve fasi ettirmek: Düğümü, paketi, yükü çözdür. 2. iliklenmiş esvabı açtırmak, düğmesini iliğinden veya kopçasının, erkeğini dişisinden çıkartmak: Şu çocuğun yeleğini, potinini çözdürün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to solubilize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kalbur gibi delikli. cribriform tubes (bot). kalbur damarlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(i). çivi yazısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Göz önünde işlenen suç, suçüstü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Suçlu, kabahatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cezâ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tamahkâr, huysuz adam. curmudgeonly (s). tamahkâr.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). danaburnuna benzeyen ve otsu bitkileri yiyen bir kurt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرم] suç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Üç farklı parazit giderme teknolojisinin birleşimini eş zamanlı olarak kullanarak ‘dijital paraziti’ azaltan yenilikçi bir Sony teknolojisi: Çerçeve Paraziti Azaltma, Blok Parazit Azaltma ve Sinek Paraziti Azaltma.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin tadını tattırıp alıştırmak, iptilâ ettirmek: Siz çocukları oyuna dadandırdınız, şimdi derse çalışmıyorlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to get a taste for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Batırma, toprağın veya suyun içine yatırma. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dallarının ayrıca kökleşmek üzere toprağın içine yatırılması usûlü: Bağı, ağaçları daldırma ile çoğaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dipping. immersion. dip. submersion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. dipping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

immersion. layer. layering. plunge. dipping. shoot. quenching. splashing. steeping. dip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toprak ve su vs. içine sokmak, batırmak: Yüzerken başını suya daldırmak, kaşığı çorbaya daldırdı. 2. Ağaç veya bağ kütüğü dalını yeniden kök tutup müstakil bir ağaç veya bağ kütüğü olmak üzere toprağın içine yatırmak: Bağı, ağacın dallarını daldırmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dip. immerse. submerge. to dip. to plunge. to immerse. to submerge. to layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to plunge. to layer. to dip. to submerge. to immerge. to immerse. to splash. to quench. to sink. to steep. bury.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dalgalı hale getirmek, dalga çıkarmak, talazlandırmak. Osm. temvîc etmek: Lodos denizi dalgalandırdı. 2. Dalgalı göstermek. Osm. temevvüc ettirmek: Rüzgâr, çayırları dalgalandırıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave. to agitate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make waves in. to wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dal budak peydâ ettirmek, dallı budaklı etmek. 2. Şubelere ve parçalara bölmek, dallara ayırmak. 3. mec. Büyütüp zorlaştırmak. Osm. İzâm etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let sth branch out. to overexpand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repairing a roof by overhauling its tiles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tanelendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Daha dar etmek: Yapılan binalar bahçeyi darlaştırdı 2. Darlık ve sıkıntıyı arttırmak: Ticaretteki durgunluk geçimim! bir kat daha darlaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to constrict. to make sth narrow. to cut down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok dağılmış, çok saçılmış, (bk.) Dardağan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cock a hoop. in pieces.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishevelled. shambolic. slummy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayağa kaldırtmak, durdurmak. 2. Karşı durdurmak, dayandırmak. 3. Cesaret vermek, gayrete getirmek, teşvik etmek: Onu siz davrandırırsanız davranacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

predicate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to lean sth on sth. to make sth depend on sth. father on / upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Demeye sevk ve icbar etmek, zorlamak, demeye bırakmak, söyletmek: Kendisine lâf dedirmez.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). erteleme, tehir; mecburi askerlik hizmetinin ertelenmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şeklini bozmak, biçimini bozmak; sakat etmek; çirkinleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeklini veya biçimini bozma, çirkinleştirme; sakatlık; (fiz). tazyik altında şekil değişimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deformed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). biçimsizlik, sakatlık, çirkinlik; sakat kimse veya şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring to book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dokundurmak, temas ettirmek: Soğuk demiri vücuda değdirmemeli. 2. Ulaştırmak, vardırmak. Osm. İsâl ettirmek: Şu mektubu mahalline değdlriniz (eskimiştir). 3. Kıymetini buldurmak, takdir etmek: Bu atı elli altına değdiren ancak donunun güzelliğidir. 4. Sözü dokundurmak, İmâ ve târiz etmek: O, sözü bana değdirmek istedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to touch (to another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assessment. valuation. appreciation. estimation. evaluation. estimate. appraisal. appraisement. rating. reclamation. valorization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evaluation. putting sth to use. turning to account. valuing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Değer kazandırmak, değerini artırmak. 2. Değerini tayin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciate. evaluate. form an estimate of. appraise. comment. commentate. interpret. judge. parlay. peruse. reclaim. recover. recycle. score. seize on. seize upon. size up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

augment. estimate. evaluate. gauge. judge. seize. utilize. view. to put to good use. to turn to account. to utilize. to avail oneself of. to evaluate. to appraise. to estimate. to appreciate. to judge. to recycle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to appraise. to evaluate. to realize the value of. to add value to. to make sth increase in value. to put sth to use. to turn sth to account / to profit / to advantage. assess. put to good account. rate. turn to account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Değdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (döner ve çarh demek olan «teker» den). 1. Buğday vesaireyi öğütmeye mahsus Alet ve makine ki, çeşitleri olup en tanınmışı, su, yel ve kol ila döneni ve sonraları icat olunan, buhar ve mazotla işleyenleridir. Bunlara bir zamanlar yanlış tâbirle «fabrika» denmiştir. har, hayvan, su, yel değirmeni. Değirmen deresi = Değirmen suyunun yolu Değirmen taşı = Değirmen tekerleği 2. Elde döndürülerek kavrulmuş kahve ve karabiber vesaireyi toza çevirmeye yarayan Alet: Kahve, biber değirmeni. 3. Zeytin vesaireyi ezip suyunu almaya mahsus makine, pres: Zeytin değirmeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grinder. mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill. grinding machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

millstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir un değirmeni işleten adam. Ar. tahhân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Değirmencinin meslek ve vazifesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

miller's trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Su veya yel değirmenleri çok olan yer. 2. (coğrafya) Ege Denizi’nin doğusunda iki ada ismidir: Küçük Değirmenlik, Büyük Değirmenlik. 3. Öğütülecek hububat: Değirmenlik buğday.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlak, müdevver, dairevî: Değirmi çehre. 2. Eni, boyu bir, kare. Ar. murabbâ: Bir değirmi tülbent.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Değirmi biçimine koymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yuvarlak veya eni, boyu bir olmak: Şişmanladı, yüzü değirmilendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yuvarlaklık, dairevî şekil: Çehre değirmiliği. 2. En ile boyu bir olma, kare, murabbâ şekil: Bu kilimin değirmiliği tam değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musikide portenin başında yazılan diyez ve bemoller: Değiştirme işaretleri yahut portenin donanımına aykırı olarak nota içinde diyez, bemol veya bekar kullanma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

changing. exchange. replacement. alteration. conversion. shift. switch. interchange. commutation. disguise. leavening. modification. re-formation. recast. reformation. trans-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. amendment. change. conversion. exchange. modification. shift. swap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alteration. shift. switching. change. distortion. conversion. shifting. alternation. change-over. modulation. variation. permutation. replacement. modification. inversion. substitution. denaturalization. transformation. change over. changing. commutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi verip yerine diğer bir şeyi almak, değiştirmek: Atları, arabayı değiştirdim. 2. Bir şeyi bırakıp yenisini kullanmak, yeniletmek: Odanın bütün mobilyasını değiştireceğim. Bugün çamaşır değiştirmeli. 3. Başkalatmak, Osm. tagyîr etmek: Tabiatını büsbütün değiştirmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

change. exchange. convert. alter. vary. shift. switch. swop. swap. replace. alternate. commute. disguise. diversify. doctor. falsify. garble. interchange. intersperse. juggle with. metamorphose. modify. recast. switch to. transmute. unmake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. cast. change. convert. distort. doctor. falsify. modify. qualify. shift. swap. switch. vary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alter. change. modify. substitute. to change. to exchange sth for sth else. to modify. to amend. to alter. to shift. to convert. to replace. to vary. to substitute for. to alternate. to denaturize. to turn. to transform. to distort. to variate. to modulat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Delmeye sevk ve mecbur veya müsaade etmek. Osm. sakb ettirmek: Bir marangoz çağırıp şu tahtayı birkaç yerinden deldirmell. Bu kızın kulağını deldirmedlniz mi?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth bored.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fT). Çıldırmak, deli olmak. Osm. tecennün etmek. 2. mec. Çok kızmak, fazla hiddet etmek. 3. Aşk ve sevdaya düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go haywire. go mad. go crazy. go nuts. loose one's senses. go crackers. be nuts. be touched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go mad. to lose one's marbles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become insane. to go mad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Demir gibi güçlü sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infusion. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infuse. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya daha fazla şeyleri birbirine denk getirmek. 2. Gereken miktarı sağlamak: Parayı denkleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cancel. counterbalance. offset. to balance. to make equal. to manage to find.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to equalize. to balance. to make equal. to provide enough. to compensate. to govern. to counter-balance. to poise. to strike. to normalize. counterbalance. equate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kımıldatmak, oynatmak, harekete getirmek, (bk.) Tepreştirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tonlarla, taramalarla vb. ile dereceli etkilerin yaratılması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1; Dahe derin hale getirmek. 2. Derinliğine incelemek. Osm. tâmîk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to deepen. to investigate the details of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). cildin ikinci tabakası, derma, altderi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).deriye ait, cildi, bilhassa dermaya ait, derisel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Çare, tedbir, hal yolu: Buna bir derman bulmalı. Dermanı yoktur. 2. ilâç, devâ: Derdi veren dermanını da verir. Doktorlar bu hastalığa derman bulamadılar. 3. Kuvvet, kudret, takat: Bende hiç derman kalmadı. Yürümeye dermanım yoktu. Ayaklarımda derman kalmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. remedy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relief. remedy. strength. power. energy. cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

strength. power. energy. remedy. cure. medicine. relief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درمان] ilaç. 2.çare. 3.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.İlaç. Çare. 2.Takat, kuvvet, güç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Acizlik, acz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. dermânde gân). Çaresiz kalmış, Aciz, biçare: Madedra»-i dermânde-gân = Acizlerin imdadına yetişen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درمانده] aciz. 2.zavallı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. dermânde). Bîçâreler, çaresizler, zavallılar, düşkünler, beceriksizler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuvvet ve tatakatı olmayan, zayıf, bitkin. 2. Çaresiz: Bu, dermansız bir derttir. 3. İlâç ve tedavisi olmayan: Dermansız bir derde uğradı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetsizlik, bitkinlik: Vücudumda, kollarımda bir dermansızlık hissediyorum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

asthenia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debility. weakness. lassitude. prostration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). deri iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologue

tıp cildiyeci

Cilt hastalıkları uzmanı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatologist cildiyeci.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cildiye, dermatoloji, ciltten ve deri hastalıklarından bahseden ilim. dermatologist (i). cilt hastalıkları mütehassısı dermatolog.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dermatologie

tıp cildiye

Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology cildiye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dermatology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). cilt hastalığına sebep olan mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). tahrip olmuş cildi düzeltmek için vücudun başka bir yerinden deri parçası kesip bu yere yapıştırma ameliyatı, dermatoplasti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). herhangi bir cilt hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Toplama, devşirme. Ar. cem’, tahşîd, Iktitâf. Öteden beriden toplanıp bir yere getirilmiş. Derme çatma = 1. Öteden beriden devşirilip çatıştırılmış çalı çırpıdan ibaret: Derme çatma ev. 2. Öteden beriden toplanmış intizamsız topluluk, derentl, devşirme: Onun askeri hep derme çatma İdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Uydurma, şöyle böyle, lâyıkıyla olmayan, eksiği ve kusuru olan. Şuradan buradan toplanmış: Derme çatma bir yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slovenly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gathered at random. jerry-built. patched up. unsound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Toplamak, cem’etmek, devşirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [درميان] ortada. dermeyân edilmek ortaya konulmak, ele alınmak. dermeyân etmek ortaya koymak, ele almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lecture. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give a course of lectures. to give lessons. to hold a course. to give lectures. deliver a course of lectures. instruct. lecture. school. teach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

elaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. matematik). Denklemlerin çözümlerini kolayca bulmaya yarayan matematik tablosu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serving to determine or limit; determinative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which serves to determine; that which causes determination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sum of a series of products of several numbers, these products being formed according to certain specified laws A mark or attribute, attached to the subject or predicate, narrowing the extent of both, but rendering them more definite and precise. a de

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, whether event, characteristic, or other definable entity, that brings about change in a health condition, or in other defined characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any factor, event, characteristic, or other definable entity that brings about change in a health condition or other defined characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any definable factor that effects a change in a health condition or other characteristic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The attribute on the left-hand side of the arrow in a functional dependency. risk factors that include exposure level and influences probability of cumulative exposures, peak or remote exposures, recent or lagged exposures according to duration, place, en

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tayin eden, tarif eden; hükmeden, galebe çalan; (i). etkileyen veya tayin eden şey; (mat). determinant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. détermination

fel. belirlenim

Bir kavramın anlamının, içeriğinin, yapısının veya sınırlarının tam olarak belirlenmesi işi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). belirli, muayyen, hudutlu, mahdut, kesin, kati; kararlaşmış, mukarrer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). azim, sebat, metanet, inat, kararlı oluş; hüküm, tespit, tayin; niyet, kasıt; sınırlama, tahdit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). tahdit eden, tayin eden, tahsis eden; (i). tayin eden şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). karar vermek, azmetmek; niyetlenmek, kesmek; tayin etmek, kararlaştırmak, belirlemek; bitirmek; belirtmek; sınırlamak, tahdit etmek; tanımlamak, tarif etmek; yön vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kesin, kati, azimkâr, metin, niyetinden şaşmaz. determinedly (z). metanetle, azimle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fels). determinizm, gerekircilik. determinist (i). determinist, gerekirci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Determinizme bağlı kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterministe

fel. belirlenimci

Belirlenimcilik yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who believes in determinism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also adj.; as, determinist theories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anyone who submits to the belief that they are powerless to change their destiny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determinist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Aynı sebeplerin aynı şartlar eltında aynı neticeleri doğurduğunu ve her vakanın bir sebebi olduğunu ileri süren ilmî prensip.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. déterminisme

fel. belirlenimcilik

Her olayın başka olayların gerekli ve kaçınılmaz bir sonucu olduğunu ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continue. maintain. perpetuate. preserve. sustain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carry. carry on. hold. perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upset. overturning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overthrow. dumping. knock-down. falling. tilting. tipping. overturning. felling. rolling. overturn. roll. subversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. fif. «devr» den). Yıkmak, düşürmek, bir yana yatırmak, baş aşağı çevirmek: Fıçıyı, ağacı devirmek. Çam devirmek = Pot kırmak, halt ve hata etmek, kabalıkla münasebetsiz bir şey söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floor. overset. overturn. roll. tip. topple. upset. to overturn. to turn upside down. to upset. to topple. to knock down. to floor. to tip. to tilt to one side. to cut sth down. to overthrow. to subvert. to bring sb down. to drink down. to toss off. to do

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to subvert. to overturn. to overthrow. to fell. to tilt. to knock down. to throw. to turn upside down. to upset. to finish reading. to tip over. to tilt over. to spill. to overset. knock over. to turn over. roll. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Devlete maf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nationalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Toplama, Ar. cem’. 2. Katlama, sarma. 3. Öteden beriden toplanmış düzensiz asker: Devşirme askeri (bu dördüncü mânâ ile sıfat gibi c(,e kullanıIıp «devşirme asker» denir. Yeniçerilik zamanında ise, farklı mânâsı vardı. Belirli kanunlara göre yeniçeri olmak üzere acemioğlanı yazılan gençlere devşirme denirdi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Toplamak, cem’etmek: Eteklerini devşirdi. Çamaşırı ipten devşirmeli. 2. Katlamak, sarmak: Şu halıyı devşirin. Elbiseyi devşirip sandığa koydu. 3. Yemiş ve mahsul toplamak: Üzümü devşirmeli. Devşirilecek meyve var mıdır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

folding. plying. picking. plucking. reaping. cropping. harvest. harvesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gather. to collect. to pick. to fold. to roll up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to collect. to gather. to pick. to fold. to roll up. to recruit. pick up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. désinformation

bilgi çarpıtma

Kişiyi veya kurumu herhangi bir konuda bilinçli olarak gerçeği saptırarak yanlış bilgilendirme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., Sanskrit doğruluk, hakkaniyet, erdem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). elektrik akımıyla vücut dokularına hararet verme usulü, diyatermi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Benzersiz Sony algoritmalarını kullanan DRC, standart tanımlamalı bir TV sinyalinden yüksek tanımlamalı TV görüntüsü oluşturmaya çalışır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital Gürültü Giderme, aydınlık (YNR) ve renkseme (CNR) parazitlerini en aza indirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Daha yumuşak geçişli filmler için istenmeyen renk parazitlerini ortadan kaldırır. Bir mikroişlemci, video görüntüsünde arka arkaya iki alanı (=1 çerçeve) karşılaştırarak resim üzerindeki paraziti algılar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Dijital parazit giderme devreleri temiz ve net bir görüntü sağlamak için piksel düzeyinde filtreleme kullanarak, blok paraziti ve sinek sesini azaltır. Orijinal bir görüntü ayarlama ve gürültü azaltma işlemi olan BRAVIA Engine, canlı ve yüksek kontrasta sahip görüntüler elde etmek için Sony tarafından geliştirilmiştir. Karmaşık gürültü azaltma işlemi, düşük kontrasta sahip görüntüleri net ve gerçekçi bir hale gelene dek geliştirir ve renk zenginliği ile doğruluğu elde etmek için mavi, yeşil ve beyazları her bir çerçeve içerisinde işleme alır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to erect. to harden. to make sth steep. steepen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakta durdurtmak: Bir taş, direk diktirmek, sancak, mum diktirmek. 2. Kökleşmek üzere yere koydurmak. Osm. gars ettirmek: Ağaç, bağ diktirmek. 3. iğne ve iplikle birleştirmek: Çamaşır diktirmek, sökük diktirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sewn / planted / erected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kızmış, öfkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dilenmeye mecbur etmek, dilenecek hâle getirmek: Bu israf bir gün kendisini dilendirecektir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give tongue to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Durdurmak: Rüzgâr yağmuru dindirdi. 2. Rahatlandırmak, sükûnet buldurmak. Osm. teskin etmek, Asûde etmek: Ağrıları dindirmek. 3. Söndürmek: Mumu dindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allay. appease. ease. quench. soothe. to stop. to cease. to appease. to ease. to allay. to relieve. to soothe. to slake. to quench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stop. to slake. to quench. assuage. quieten. soothe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Rahatlatmak, sükûnet vermek. Osm. teskin etmek. 2. Rahat ettirmek, yorgunluk aldırmak: Vücudumu dinlendireceğim. 3. Söndürmek: Mumu dinlendireceğim, mec. Kalıbı dinlendirmek = Ölmek, vefat etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relax. rest. to rest. to relax. to leave fallow. to mature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rest. to let rest. to leave fallow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabullenmemek; (huk). reddetmek, cerhetmek, nakzetmek; (i). inkar, ret, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). silahsızlandırmak, silahtan tecrit etmek, silâhını almak; zararsız hale getirmek; şüpheyi bertaraf etmek, dost kazanmak; (ask). silâhını elinden almak; silahları bırakmak; bir memleketin silahlı kuvvetlerinin sayısını azaltmak veya sınırlamak. di

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). silahsızlanma, silahları bırakma, silahların sınırlandırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). plak veya disk şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ahenksizlik, uyumsuzluk, düzensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sıraya koydurmak, sıralatmak: Fenerleri havuzun etrafına dizdirmişti. 2. Mürettibe yazı tertip ettirmek: Bu kitabı, anlar bir mürettibe dizdirmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birini dövmeye emir vermek veya müsaade etmek: Ben çocuklarımı kimseye dövdürmem. 2. Bir şeye tokmak veya diğer bir şeyle vurdurup kırdırmak, ezdirmek veya tanelerini ayırtmak: Buğday, mısır, şeker dövdürmek. 3. Kurşun veya gülle attırmak: O kaleleri gemilere dövdürmeli. 4. (denizcilik) Fırtınada gemi giderken, bocalayıp rüzgârın önüne düşmek mümkün olmadığı zamanlarda rüzgâra baş vermek, (bk.) Dövdürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dünyaya getirme, tevlîd: O kadının pek kolay bir doğurması vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bearing. birth. labour. childbirth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parturition. childbirth. bearing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dünyaya getirmek, Osm. tevlîd etmek: Herkesi annesi bir kere doğurur; kedi, senede iki defa ve her defasında birkaç yavru doğurur. Dokuz doğurmak = Büyük bir sabırsızlıkla beklemek, merak etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. generate. have. mother. produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have a child. to give birth to. to cause to arise. to lead to. bear. beget. breed. bring forth. call forth. cause. engender. generate. litter. motivate. procreate. produce. stick to one's ribs. teem. to bring into the world.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kavga veya güreş ettirmek: Koç, horoz döğüştürmek. (bk.) Dövüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Dökmek işini yaptırmak. 2. Kolaylıkla ve pişkin bir tarzda söylemek, yazmak, oynamak, oynatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth poured. to have sth cast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iliştirmek, temasa getirmek. Osm. lems ve massettirmek: Şuraya elinizi dokundurun; şu masayı duvarlara dokundurmayarak götürebilir misiniz? 2. El sürdürmek, bozdurmak: Eşyanıza kimseyi dokundurmadım. 3. İncitmek, sataşmaya bırakmak: O zavallı adama çocukları dokundurmayın. 4. Sözle birine târizde, imâda bulunmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hint. make touch. adumbrate. gibe. jibe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth touch another thing. to hint about sth to sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. common law cheat. con. defraudation. ramp. swindle. swindling. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çevirmek, kuşatmak, etrafını almak. Osm. ihata etmek. 2. Hile ile aldatıp soymak: Herkesi dolandırmakla geçiniyor; ondan yüz lira dolandırmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a gold brick. sell smb. a pup. swindle. cheat. spoof. gold brick. rotate. double-cross. take in. bilk. bunco. chisel. con. cozen. defraud. diddle. do. do down. do in. flimflam. gammon. gull. gyp. have. hornswoggle. jockey. nick. nobble. rac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. chisel. con. defraud. screw. to swindle. to cheat. to nick. to defraud. to bunk. to con. to screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to swindle. to take in. bamboozle. cheat. chisel. to take a person to cleaners. con. cozen. deceive. defraud. diddle. gull. let in. mulct. overreach. twist. welsh.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by-pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döndürmek, devrettirmek, çepeçevre gezdirmek: Kendisine bütün bağları dolaştırdım; beni iki saat çarşıda dolaştırdı 2. Doğrudan doğruya götürmeyip sapa yollardan ve uzaklardan çevirerek götürmek: Yarım saatte gitmek mümkünken rehberimiz bizi iki saat dolaştırdı; bizi tâ nerelere kadar dolaştırdı. 3. (sözü) Maksada sevk için münasebet düşürmek: Sözünü dolaştıra dolaştıra maksadına geldi. 4. Çevirmek, sarmak: Ayağına bir ip dolaştırdı. 5. Etrafını çevirmek, sarmak, kuşatmak: Düşmanın bulunduğu tepeyi askerle dolaştırdı. Ayağa, başa dolaştırmak = Musallat etmek: Bu işi, bu belâyı başıma, ayağıma dolaştırdılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulate. entwine. float. ravel. snarl. tangle. to take for a walk. to walk. to show around. to entangle. to tangle. to entwine. to circulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb for a walk. to show sb around. to wind or tangle sth around sth else. to circulate. to lead around. to entangle. to twist. to tangle. to recirculate. to ravel. to complicate. entwine. foul. implicate. pass. snarl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doldurmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filling. backfilling. charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. filling. stuffing. loading. charging. packing. feeding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş şeyi dolu hale getirmek, içine bir şey koymak: Testiyi su ile, sandığı eşya ile doldurmak. 2. Bir şeyi bir kabın içine koymak: Bu eşyayı sandığa, zahireyi anbara doldurmalı. 3. Eksik olan şeyi tamamlamak. Osm. iblağ etmek: Verdiğiniz parayı beş yüz liraya doldurduk; daha hesabı dolduramadık. 4. Ateşli silâhlara kurşun ve mermi koyup atılmaya hazırlamak: Tüfeği, topu doldurmak. 5. Kesilmiş hayvanın karnına, kabak ve yaprak gibi bir sebzeye pirinçle üzüm, fıstık vesaire koyup pişirmek, dolma yapmak: Kuzu, hindi, domates doldurmak. 6. Çukur bir yeri taş, toprak, moloz vesaire ile düzeltmek: Orasını dolduracağız. 7. Denizin içine taş ve çimentolu moloz vesaire atarak karaya çevirmek: Sahilin sığlarını doldurup rıhtım yapmalı. 8. İçilecek şeyi kadehe koyup sunmak: Bana bir su, bir limonata doldur. Çile doldurmak = 1. Tam kırk gün inzivada kalıp ibadet etmek. 2. Cefa çekmek. Defter-i Amâli doldurulmak = Günah-kâr olmak. Çukur doldurmak = mec. Ölmek, defnolunmak. Donuna doldurmak = Bir kimse, dışarı çıkmaya vakit bulamayıp donuna etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fill. charge. load. stuff. complete. write out. choke up. clog. congest. cover in. crowd. glut. infest. infuse. line. replenish. store. throng. top up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. fill. imbue. indoctrinate. load. occupy. pervade. store. stuff. to fill. to fill sth up. to fill sth in. to fill sth out. to crowd. to encumber. to urge. to egg sb on. to cram. to stuff. to charge. to load. to pervade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pad. to fill to charge. to load. to fill. to turn sb against sb else. close. congest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bacon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Donatma işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb / sth equipped or decorated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Buz haline geçirme. 2. Karın içinde döndürmekle buz haline geçirilmiş limonata, şerbet ve süt vesaire ki, yazın serinlik vermek için yenir: Limonlu, kaymaklı dondurma. 3. Dondurulmuş, buz haline geçirilmiş 2. Donup tek parça olmuş: Dondurma kavurma; dondurma duvar. Dondurma taş = Tabiî olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice-cream. ice cream. sundae. ice. freezing. refrigeration. congelation. congealment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice. freezing. frosting. ice cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream. refrigeration. freezing. solidication. hardening. chilling. icing. freeze. ice. refrigerating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dondurma yapan ve satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ice cream seller / maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Su vesair sıvıları soğutmakla katı hale geçirmek: Bu soğuk, suları, nehri donduracaktır; bu yağı erittikten sonra dışarıya koyup dondurmalı. 2. Üşütmek, soğukta bırakmak: Bizi donduracaksınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. ice. transfix. to freeze. to chill. to frost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freeze. to freeze. to consolidate. bind. congeal. frost. ice. petrify. refrigerate. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crank. table lifting rapping turning. torsion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Devrettirmek, çevirmek. Osm. tahrik etmek: Çarkı, fırıldağı, dolabı döndürmek. 2. Geriye çevirmek. Osm. ircâ etmek: Kendisini yarı yoldan döndürdüler. 3. İçini dışına veya önünü arkasına çevirmek. Osm. taklîb etmek: Bu minderi döndürmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. turn round. turn aside. turn over. rotate. spin. whirl. turn inside out. reverse. deflect. return. revolve. roll. slew. slew round. slue. slue round. swerve. swing. twiddle. twirl. veer. veer round. wheel. wind. wind up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. flip. revolve. rotate. swerve. swivel. turn. twine. twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rotate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circulating capital. floating / liquid / working capital. floating capital. liquid capital. current capital. effective capital. floating assets. rolling capital. revolving fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaden. dim. flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversion. transformation. mutation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Gezinip aramak, araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transform. transform. convert. turn into. turn to. coke. reduce. resolve. translate. transmute. transubstantiate. turn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform. turn. to change/turn. to convert. to transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convert. transform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., k.dili yatakhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uykuda olan, uyuşuk, cansız; colloq rafa kalkmış; keşfedilmemiş. (kabiliyet); (bot)., (zool). geçici bir süre için uykuya yatmış, hareketsiz. dormancy (i). uyku hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., dormer window çatı penceresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yatakhane, kouş; örenci yurdu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Gliridae familyasından ufak sincaba benzer fare, kakırca, (zool). Muscardinus avel lanarius.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Döşetmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dövmek işini yaptırmak. (bk.) Döğdürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Dövüştürmek, (bk.) Döğüştürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to pit against each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improlificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birinin karnını tok etmek, yedirip açlığını gidermek. Osm. işbâ etmek: Aç doyurmak; kırk fakir doyurmak. Karın doyurmak = 1. Yemek yemek, doymak. 2. Beslemek, faydalı olmak: Bu iş karın doyurmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feed. satisfy. satiate. saturate. sate. fill. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appease. content. fill. meet. sate. satiate. satisfy. saturate. suffice. to fill up. to satisfy. to satiate. to saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fill up. to satisfy. to allay sb's hunger. to saturate. impregnate. quench. sate. satiate. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital Haklar Yönetimi. Müzik dosyalarına erişimi kontrol etmek için içerik yayımlayıcıları tarafından kullanılan teknolojiler.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Windows’un, seçmeli ve aboneliğe özel içerikleri bilgisayar, taşınabilir aygıt veya ağ aygıtlarında yürütmek üzere korumayı ve güvenle dağıtmayı olanaklı kılan esnek bir platform.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopping. hold. arrest. check. interception. interruption. retention. shutoff. stoppage. suppression. suspension. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shutoff. stop. stoppage. interception.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kımıldatmadan bırakmak, hareketsiz kılmak: Yerinde, ayakta durdurmak; minareyi, kubbeyi durdurmak. 2. Bekletmek: Onu daha bir müddet yerinde durdurmalı. 3. Ayakta durmaya alıştırmak: Çocuğu durdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. stop. deactivate. call off. shut off. abort. arrest. baulk. block. bring short. cease. check. choke back. choke down. choke off. collar. crimp. discontinue. give over. call a halt. hold back. hold up. intercept. intermit. jam. jugulate. lock. p.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abolish. arrest. cease. discontinue. drop. halt. intercept. stay. stop. waylay. to stop. to cease. to quit. to arrest. to halt. to discontinue. to detain. to stem. to staunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abort. stop. to stop. to bring to a stop. to halt. to shut down. to close. to shut off. to stall. to intercept. to interrupt. to fix. to check. to arrest. to intermit. to stay. to jam. to damp. to trig. to kill. call a halt. call off. curb. have done. hol

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Durmak işi. (bk.) Durmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

standstill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cessation. halt. letup. pause. rest. stand. standstill. stop. stoppage. stopping.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. pause. stay. stop. stopping. rest stop. catch. rest. intermission. repose. standing. standstill. interruption. stand. back- pedal. cease. cessation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ceaseless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

always. away. consistently. on. steadily. steady. together. all the time. on and on. continuously. continually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continuously. continually. ceaselesly. without cease. right off the reel. repeatedly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynamamak, hareket etmemek, sükûn. Osm. sükûnette bulunmak: Yerinde durmak; ayakta durmak. 2. Hareketi kesmek. Osm. tevakkuf etmek: Bizim önümüze gelince durdu; araba, at durdu. 3. Bulunmak, kalmak, bir karar üzere olmak, devam etmek, mevcut ve baki olmak: Sizin aşçı duruyor mu? O kitaplar bende duruyor; dünya durdukça; aç durmak. 4. Beklemek, sabretmek: Durun biraz; duramıyorum. 5. Hareketsiz kalmak, râkid olmak: Su dura dura bozulur. 6. Oturmak, ikamet etmek. Osm. sakin ve mukim olmak: Şimdi nerede duruyorsunuz? 7. Şaşmak, hayrete dalmak, hayrette kalmak: Bunu işitince durdu. 8. Rahat oturmak, telâş ve gürültü etmemek: Hiç durmuyor. 9. Sebat ve devam etmek: Sözünde durmak; bir halde, bir kararda durmak. 10. Geçmemek, ilerlememek, ilişip kalmak: Mideye, boğaza durmak. 11. işlememek, kalmak: Saat, makine durmuş. 12. Dinmek, kesilmek: Yağmur, rüzgâr durdu. 13. Dinlenmek: Burada bir iki saat duralım. 14. Düşmek, konmak: Masanın üzerine toz durmuş. 15. Fiillerde atıf ve iltizam sigalarından sonra yardımcı fiil olarak kalıcılık gösterir: Kakıp durmak, bakıp durmak. Akan sular durur = Hiç diyecek yok; apaçık. Eğri durmak = Muhalefet göstermek. Uslu durmak = Yaramazlık etmemek. İç durmak = Sabretmek. Boş durmak = Hiçbir iş görememek. Tek durmak = Rahat oturmak, hiçbir yaramazlıkta bulunmamak: O tek durmaz. Hazır durmak (ve galatı; has durmak) = Selâma durmak veya diğer bir talim için hazır bulunmak kumandası. Dil durmak = Sükût etmek, söylememek: Onun dili durmaz. Divan durmak = Ayak üzre durup ellerini aşağıya uzatmak kumandası. Zihin durmak = Çok şaşırmak. Rahat durmak = Sükûnet üzre olup yaramazlık etmemek, (askerlik) Tüfeği yere dayayıp ayak üzere durmak. Selâma durmak = Ust geçerken selâmını almak üzere ayağa kalkıp beklemek. Tüfeği veya kılıcı yüzün önünde iki eliyle tutup geçen üstü selâmlamak kumandası: Selâma durl (ve galatı selâm dur). Şöyle dursun, bir yana dursun = Ondan başka. Doğru durmak = İyi harekette bulunmak, yaramazlık etmemek. Karşı durmak = Muhalefet ve serkeşlik etmek. Göze, dize durmak = Şükrü bilinmeyen nimet adamı kör, topal etmek. Mideye durmak = Hazmoiunamayıp ağırlık vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stop. cease. stand. hold. hold on. remain. come to a stop. be. endure. discontinue. draw up. halt. come to a halt. harp. intermit. keep. let up. linger. pull in. pull up. draw rein. rest. stay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease. discontinue. halt. lie. rest. stall. stand. stay. stop. to stop. to cease. to halt. to remain. to stay. to suit. to go. to look. to wait. to come to rest. to stop off. to pull up. to draw up. to pack up. to cut out. to stall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

halt. stop. to stop. to last. to continue to exist. to endure. to stand without doing anything. to be / to remain (at a place. to suit. to go. to appear. to look. to lie. to rest. to wait. to repose. to pose. to pause. to pitch. to intercept. to stall. ce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). esnek kerestesi olan bir cins Avrupa meşesi, (bot.) Quercus petraea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katlamak, sarmak: Kumaşı dürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. to roll up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to roll sth up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Dursun).*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Arka arkaya dürtmek: Hayvanı dürtüştürmek. 2. Zorla bir iş yaptırmak, devamlı şekilde zorlamak ve teşvik etmek: Şimdiki hizmetçiler ancak dürtüştürmekle iş görürler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to prod repeatedly. to goad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Düşünmeyi sağlamak: Bu çocuğun terbiyesi beni çok düşündürüyor. 2. Gaile ve endişeye sebep olmak, gaileye sokmak: Sizi bu kadar düşündüren nedir?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preoccupy. strike. to make think. to weigh on sb. to preoccupy. to worry. to disturb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb think. to give sb pause to think.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşürmek işi. (bk.) Düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dropping. reducing. abortion. lowering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). T. Aşağıya bırakmak, indirmek. Osm. ıskat etmek: Kâseyi elinden düşürüp kırdı. Ağaçtan meyve düşürmek. 2. Düşmesine sebep olmak: Bu çocuğu kim düşürdü? O beni düşürdü. 3. Tesadüf ettirmek, rast getirtmek. Osm. İkaa etmek: Talih büyük ikramiyeyi bana düşürdü, itibardan düşürmek = İtibarını kırmak. Çocuk düşürmek = Ana rahminde ölen cenini vücuttan çıkarmak. Sırasını düşürmek = Münasebet getirmek. Küçük düşürmek = Mahcûb etmek, karşılık vermekten Aciz bırakmak, utandırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop. cause to fall. beat down. lower. reduce. mark down. let down. let fall. curtail. deflate. depress. flop. knock off. overthrow. precipitate. pull dawn. put down. roll back. scale down. send down. sink. slim down. spill. step down. take from. thr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crash. dip. dump. fell. lower. reduce. topple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drop. to let fall. to reduce. to abort. to get sth at a bargain. to remove from power. to overthrow. bring down. fell. overshadow. spill. topple. undermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wall creeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(ivy): Sarmaşıkgiller familyasından; uzun ömürlü, 50 metre kadar boyunda, her zaman yapraklı, tırmanıcı bir bitkidir. Yaprakları tüysüz ve serttir. Üst yüzeyleri koyu, alt yüzeyleri ise açık yeşil renktedir. Meyvesi, siyahımsı mor renktedir. İçeriğinde “hederin” vardır. Zehirlidir. Ev ilaçlarında kullanılmamalıdır. Kullanıldığı yerler: Kabızlığı giderir. Kusturur ve aybaşı kanı söktürür. Haricen kullanılacak olursa, yaraları tedavi eder.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. touch. to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to move. to affect. to touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announcement. advertising.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İşittirmek, birinin işitmesine müsaade etmek veya işitmesini kolaylaştırmak. Osm. ismâ etmek: Söylediğinizi duyurmalısınız. Bunu kimseye duyurmayırt. 2. Açmak, ifşâ, neşretmek: Bu sözü duyurmamalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

announce. notice. broadcast. noise abroad. pronounce. advertise. advertize. annunciate. clarion. give forth. give out. plead. proclaim. give smth. publicity. publish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to announce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flatten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

DV Giriş/Çıkış terminali, DV-kaydedilmiş verilerin, bağlı DV cihazlara dijital sinyal olarak gönderilmesine izin verir. DV Giriş/Çıkış terminali kullanılarak , video/audio, dizin verileri ve dublaj sesler tek bir kablo bağlanılarak aktarılabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

MP3 çalarınızla müzik dinlerken ses düzeyinin şarkılar arasında değişmesi keyfinizi kaçırabilir. Dynamic normaliser, WALKMAN® MP3 ve MP4 çalarlarda bulunan ve ses düzeyini otomatik olarak dengeleyip eşit ses kalitesi sağlayan bir Sony teknolojisidir. Böylece bir şarkıdan diğerine geçerken sesi ayarlamaya gerek kalmaz.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). hayvanların kulaklarına takılan marka; damga; (f). kulağa işaret koymak; belirli bir maksatla ayırmak, bir yana koymak, tahsis etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulaklık (soğuğa karşı).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). solucan, yer solucanı, (zool.) Lumbricus terrestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perpetuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to eternalize. to immortalize. perpetuate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). denizkestanesi ve deniz yıldızı gibi derisi dikenli bir hayvan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (zool.) ektoderm, dış deri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir tarafa meylettirmek. Fesi, külahı eğdirmek = Keyif çatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bend. to make crooked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iğ ile bükme, iğden iplik çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). iğ ile iplik bükmek, (yün ve pamuk vesaireyi) iğden çekip iplik yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İğ ile iplik büktürmek, iğden yün ve pamuk vesaire çektirmek: Fukara kızlarını toplayıp pamuk eğirtmekle meşgul oluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spindal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Alıkoymak, geri bırakmak, geciktirmek, vakit geçirtmek, zaman kaybettirmek: Boş yere beni orada bir ay eğlendirdi. 2. Avutmak, eğlence bulmak, can sıkıntısını defedip neşe ve ferahlık vermek: Şu çocuğu biraz eğlendir. Bizi birtakım oyunlarla eğlendirdi. Bu iş, bu düşünce beni eğlendiriyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amuse. beguile. break up. divert. entertain. feast. recreate. regale. tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amuse. divert. entertain. humour. tickle. to entertain. to amuse. to divert. to regale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to amuse. to entertain. divert. tickle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tohum serptirmek. Osm. zer’ ettirmek: Bu tarlaya arpa ektireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ekmek işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ectoderme

anat. dış deri

Sinir sistemini ve duygu organlarını oluşturan, embriyonun dış yüzünü örten tabaka.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. exothermique

kim. ısıveren

Isı açığa çıkaran, çevresine ısı salan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. handle. touch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. preempt. recapture. secure. seize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seize. acquire. capture. catch. cop. get. have. to take hold of. lay hold of. make. nab. nobble. obtain. pinch. possess oneself of a thing. to enter upon property. secure. share. take hold. take possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to electrify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Tenkid.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animadversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Münekkid, tenkitçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Tenkid etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

criticize. examine. comment. animadvert. attack. carp. censure. chastise. clobber. damn. expostulate. pan. put down. review. riddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crab. criticize. review. ride.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to criticise. to make a criticism. fault. to have a go at. knock. pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.) Tenkidt: Eleştirmeli bir yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. commentator. reviewer. corrector. reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

critic. reviewer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (el-vermek). 1. Yetmek, Osm. kifayet etmek, kâfi olmak: Bu kadarı bana elverir. 2. Münasip ve muvafık olmak, uymak, uygun gelmek: O, benim işime elvermez. 3. Faydalı ve nâfî olmak, hesaba gelmek: Onun teklifi bana elvermez. 4. Vuku bulmak, vâki olmak, çökmek, hükmünü icra etmek: Pişmanlık elverdi. Elverir = KAfi, yeter, artık istemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Emmeğe sevk ve icbar etmek, massettirmek, emzirmek: Çocuğa meme, süt emdirmek, parayı birine emdirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to give an order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(T. A.). Emir ve ferman, emir sâhibi olan kimsenindir. Eskiden padişah ve sadrâzamlara yazılan mektupların sonunda kullanılan protokol cümlesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lactation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çocuğa). Meme veya yapma emzik emdirmek. Ar. irzâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breast-feed. breastfeed. suckle. nurse. put out to nurse. wet-nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nurse. suckle. to breast-feed. to suckle. to nurse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to nurse. to suckle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. cilt içine işleyen, cilde surülen (ilâç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. indoderme

anat. ve bit. b. iç deri

1. Bitkilerin kök, sap ve yapraklarında kabuğun iç bölümü. 2. Sindirim ve solunum kanallarının iç yüzlerini ve karaciğerin, pankreasın içini örten tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The inner layer of the skin or integument of an animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The innermost layer of the blastoderm and the structures derived from it; the hypoblast; the entoblast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. of Ectoderm. the inner germ layer that develops into the lining of the digestive and respiratory systems.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. iç deri, bağırsağın iç tabakası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. endosperm, besidoku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. endothermique

kim. ısıalan

Oluşumu sırasında ısı alan (birleşme, tepkime).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endothermic ısıalan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., kim. endotermik, ısı alan, hararet alıcı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. informatique

bilişim

İnsanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., müz. ikilik notalardan daha küçük entervallere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alçaklık, habislik, iğrençlik, büyük kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok iri, pek büyük, müthiş, aşırı. enormously z. aşırı derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bot. kılıç şeklinde kılıçsı (yaprak).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. endoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

TV’nizin nexTView menüsünde kaydetmek istediğiniz programı seçtiğinizde, zamanlayıcı programlaması için gereken tüm bilgiler otomatik olarak VCR’ınıza aktarılır.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. épiderme

anat. ve bit. b. üst deri

1. anat. Deriyi oluşturan iki tabakadan dışta olanı. 2. bit. b. Yüksek bitkilerde bütün bölümleri sararak onları dış etkilerden koruyan renksiz, saydam, bir hücreli tabaka.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuticle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The epidermis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hayvan derisininveya bitki kabuğunun dış zarı, beşere, üstderi epidermal, epidermic (s.) üstderiye ait epidermoid (s.) üstderiye ait veya benzer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Erdiriş, erdirmek fiili ve tarzı. Ar. Isâl, tebliğ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ermesine sebep olmak, ermesini sağlamak. Osm. vusûl ettirmek, İsâl, tebliğ etmek: Vaktiyle yerine erdirdiniz mi? Akıl erdirmek = Anlalamak, Osm. fehm ve idrâk etmek: Bu işe akıl erdiremedim, gitti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erduran).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetiştirmek, Osm. İsâl etmek: Tanrı çok yıllara eriştirsin. 2. Haber vermek, Osm. ihbâr, inbâ etmek. Bir haberi yetiştirmek: Burada söylediklerimizi kendisine eriştirmişler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to convey. to bring to a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel ve cilveli olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Arzu, istek. 2.Yerinme, pişman olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To grieve; to feel sad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ارمغان] armağan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yetişmek, vâsıl olmak: El rafa, baş tavana ermek. 2. İsteğine erişmek, nail ve mazhar olmak, kavuşmak: Meramıma erdim. 3. Olmak, olgunluk bulmak: Şeftaliler daha ermedi, bülûğ yaşına erişmek, yetişmek: Daha ermemiş bir çocuktur. 4. Evliyâlık mertebesine erişmek: Ermiş bir zattır. Ayak suya ermek = Ayılmak, kendine gelmek. Mühim bir şeyin farkına varmak. El ermek, el değmek = El değmek, fırsat bulmak. Baş göğe ermek = İftihar etmek. Akıl ermek = Anlamak, Osm. fehm ve idrâk etmek: Bu işe aklım ermedi. Aklı ermez = Kısa akıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reach. arrive at. attain. to attain. to ripen. to mature. to become a saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attain. to reach. to arrive at maturity. to ripen. to reach spiritual perfection. get at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.) (Ar. Ermenî). Güney Kafkasya’da yaşıyan, Hıristiyan Ortodoks Gregoryen mezhebinden, Ermenice konuşan, Hind Avrupa kavimlerinden bir millete mensup olan şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian. armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Ermeni dili. 2. Ermeni tarzında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Erivan.

Nüfus: 3.522.000.

Yüzölçümü: 11.500 km2.

Komşuları: Kuzeyde Gürcistan, Doğuda Azerbaycan, Güneyde İran, Batıda Türkiye.

Din: %94 Ortodoks.

Dil: Ermenice.

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: Bugünkü Ermenistan 2 Nisan 1921’de bir Sovyet Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. 30 Aralık 1922’de SSCB’nin bir parçası olan Kafkas seddini oluşturmak üzere, 12 Mart 1922’de Gürcistan ve Azerbaycan’la birleşti. Ermenistan, 5 Aralık 1936’da SSCB’nin anayasal bir cumhuriyeti oldu. 7 Aralık 198’de meydana gelen bir deprem sonucu 55.000’den fazla insan öldü, bir çok şehir yıkıntı haline dönüştü. Ermenistan 23 Eylül 1991 tarihinde bağımsızlığını ilan etti ve 26 Aralık 1991’de SSCB dağılınca da tamamen bağımsız bir devlet oldu. Çoğunluğu Hıristiyan olan Ermenistan ile çoğunluğu Müslüman olan Azerbaycan arasındaki savaş 1992’de yayıldı ve 1993’te, 1994’te de devam etti. Azerbaycan’da Dağlık Karabağ Enklavi üzerine iki tarafın da egemenlik iddiaları vardı. 1994 Mayıs’ında Ermeni güçlerinin bu bölgede kontrol kazanmaları üzerine geçici bir ateşkes ilan edildi.


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An Armenian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ermine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Keykubat’m dördüncü oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) as, kakım, (zool.) Mustela erminea; kakım kürkü; siyah benekli beyaz kürk; rütbe ve mevki itibariyle as kürküyle süslü manto giyen kimse (hükümdar ve hâkim gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saint. holy person veli. evliya.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aint. holy person. saint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Allah’a yönelmiş ve bu yolda merhale katetmiş kimse. 2.Veli, aziz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saintliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dolu yağdıran kasırga.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Temelini atmak, bir temel üzerine bina etmek. 2. Sağlatmak, sağlam şekilde bağlamak. 3. Tashih ve tahkik etmek, düzeltmek, araştırmak. 4. Teferruatına sonra girişmek üzere asıl mevzuu kararlaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to match. to pair. to pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

match. pair off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brown. to brown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Esmesine sebep olmak, Osm. hübûb ettirmek: Poyrazı bu kadar şiddetle estiren, kuzey taraflarında yağan karlardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hafif surette kazdırmak, toprağı karıştırmak. 2. Koşturmak, Osm. tesrî etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

activate. to activate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pare smb.'s claws. deactivate. counteract. neutralize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nullify. preempt. to neutralize. to defuse. to hogtie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counteract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etmeye zorlamak veya müsaade etmek: Kavga ettirmek. Osm. nakzettirmek, terkettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

domestication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tame. to tame. to domesticate ehlileştirmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to tame. to domesticate. train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Evlendirmek, Osm. tezvîc etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z.) ilelebet, ebediyen, daima. for evermore ebediyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Evirmek işi. 2. (mantık) Bir önermenin konusu ile yükleminin yerlerini değiştirerek yeni bir önerme çıkarmak, akis.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

invert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to change. to alter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marrying off. giving in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ev bark sahibi etmek, eş vermek. Osm. teehhül ettirmek, tezvîc etmek: Kızımı evlendirdim; oğlumu evlendireceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marry. to marry off. to give in marriage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to marry off. to marry in a civil ceremony. give away. marry. mate. tie. yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) ectoderm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (kim). ısı veren,hararet neşredici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kesmek, kesip çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). dışarı çıkarmak. exserted (s)., (bot)., (zool). dışarı çıkmış (uzuv veya kısım).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kurutmak, suyunu çektirmek. exsicca'tion (i). kurutma, kuruma, kuruluk. ex'siccative (s). kurutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek,yok etmek kökünü kazımak, bitirmek. extermina'tion (i). imha, izale. exter'minator (i). (fare böcek) imha eden ilâç veya şâhıs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Diğeri vasıtasiyle ezmek. Osm. sahkettirmek: Bozayı ezdirip öyle kullanmalı. 2. Basılıp mağlûp ve perişan olmasına engel olmamak: Ben adamlarımı size ezdirmem.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Fairplay DRM (Dijital Haklar Yönetimi), iTunes® dosyalarının başka bir formatta kopyalanmasını sınırlayan bir erişim kontrol teknolojisidir. Bu şekilde kontrol edilen dosyalar arasında AAC, M4V ve M4P formatları sayılabilir. Fairplay DRM ile kodlanan bir dosya, Apple iPod® dışındaki hiçbir cihazda oynatılamaz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

impoverish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat.) orak şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

behold. discover. note. recognize. see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discover. get. note. notice. take notice of sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate. diversify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make different. to differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differentiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik, tarla; su altında kabuklu deniz hayvanları yetiştirmek için ayrılan saha; beysbol idman takımı; eski bir belediye veya mıntıkadan tarhedilen vergi; eski bu verginin mültezimliği. farm hand çiftlik amelesi, rençper.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ekmek, ekip biçmek, çiftçilik etmek; iltizam etmek, kira ile tutmak; fakir bir kimseye para ile bakmak için anlaşmak; out ile, (tic). multezime vermek, kiraya vermek,icara vermek; beysbol idman takımına yerleştirmek. farming (i). çiftçilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. franc-mason). 1. İnsanlar arasında sevgiyi esas tutan milletlerarası bir cemiye’t. Esasları siyasî veya dinî olmayıp sırf usule ait olduğu halde sırra bağlıdır. 2. mec. Dinsiz, kâfir, inkârcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason. mason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freemason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Farmasonun sıfatı. 2. mec. Dinsizlik, kâfirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

free and accepted masons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftçi; çiftlik sahibi veya kiracısı. farmer-general eski Fransa'da mültezim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik evi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). en uzak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik ve içindeki binalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çiftlik avlusu, çiftlik binaları arasındaki meydan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to overrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Fena hale getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth worse. to make sb feel faint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Açmak, ferah hâle getirmek. 2. Sevindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Av köpeklerinin kıpırdamadan durarak avı gözetlemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «fermûden» fiilinden imas.). Buyuran, emreden, Amir: HükOmfermâ = Hüküm buyuran, hükmeden, hüküm süren.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Emreden, buyuran. 2.Amir. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F. Arapça zannederek «ferâmîn» şeklinde cem’ini kullanmak büyük yanlıştır). 1. Buyruk, emir: Buna ne ferman edeceksiniz? 2. Yezılı olarak verilen ve hususi bir şekilde yazılan padişah emri: Yarlığ, berat, buyrultu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edict. firman. decree. imperial order. ordinance. rescript. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. edict. ordinance. writ. firman. imperial edict. decree. command.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firman. imperial edict. mandate. writ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Emir, buyruk. 2.Padişah tarafından verilen yazılı emir, berat, buyrultu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. fermân = buyruk, berden = almak) (fermân-berdâr dememeli, zira ya fermân-ber veya fermândâr olup, ikisi beraber olamaz). Verilen emri alıp icra eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emir buyuran, hükmeden, mec. Çok kuvvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. fermân = buyruk, dâden = vermek). Emir veren, Amir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emri yürüyen, hükmü geçen: Falan yerlerde fermân-revâ bulunan zât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمان ده] komutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ فرمان فرما] padişah. 2.komutan. 3.buyrukçu, buyruk veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Padişahtan ferman almış olan, ferman ile tayin edilen: Fermanlı zabit = (eskiden) Binbaşı ve ondan yukarı olan; fermanlı memur; fermanlı imtiyaz. 2. Dağıtılmaları hakkında ferman verilen: Vaktiyle derebeyleri fermanlı olmuştu. 3. Şiddetli cezaya hak kazanan (cânt).

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermentation

kim. mayalanma

Organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation. zymosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). durak ve uzatma işareti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Buyurma, emretme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرمایش] buyruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Çıtçıt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. fermé-jup

çıtçıt

Üzerinde dikili bulundukları şeyin iki kenarını üst üste getirerek birleştirmeye ve tutturmaya yarayan, iki parçadan yapılmış metal nesne.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snap. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press stud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) Şeref ve mevki sâhlbi kimse.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Mevki ve şeref sahibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. işlemeli dar ve yuvarlak yanlı yelek. 2. Eskiden esnaf tabakasına mahsus elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fermene diken terzi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ferment

kim. maya

Bazı besinlerin yapımında mayalanmayı sağlamak için kullanılan madde.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That which causes fermentation, as yeast, barm, or fermenting beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Intestine motion; heat; tumult; agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A gentle internal motion of the constituent parts of a fluid; fermentation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To cause ferment of fermentation in; to set in motion; to excite internal emotion in; to heat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To undergo fermentation; to be in motion, or to be excited into sensible internal motion, as the constituent particles of an animal or vegetable fluid; to work; to effervesce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To be agitated or excited by violent emotions. a substance capable of bringing about fermentation cause to undergo fermentation; 'We ferment the grapes for a very long time to achieve high alcohol content'; 'The vintner worked the wine in big oak vats' wo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enzyme. ferment. yeast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a state of agitation or turbulent change or development; 'the political ferment produced a new leadership'; 'social unrest'. a substance capable of bringing about fermentation. a process in which an agent causes an organic substance to break down into sim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural conversion process performed by yeast cells that turns sugars into alcohol and carbon dioxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To change the chemical composition of certain foods through the action of microorganisms For example, yeast acts on malt to produce beer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). tahammür ettiren şey, maya; tahammür, mayalanma, ekşime; telâş, karışıklık, galeyan, heyecan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayalanmak ekşimek, tahammür etmek; mayalandırmak, tahammür ettirmek: coşmak (fikir), heyecanlanmak, telaş etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mayalanma, fermantasyon, tahammür: galeyan, heyecan, fer'mentative (s). mayalanan, mayalayan: mayalanma sonucu hasıl olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Fr.). Elbiselerde kullanılan bir çeşit açıp kapama düzeni. Daha çok eteklerin yanlarını, blûzların yakasını kapamakta kullanılır. Fermuar karşılıklı ikî rsıra metal dişlerle bunların üstünde hareket ederek birleşip açılmalarını sağlayan bir kısımdan ibarettir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip fastener. fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zip. zipper. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zipper. zip. zip fastener.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Emir, ferman, irâde, buyrultu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Musiki heveslileri kurumları için kullanılır. Filarmonik orkestra = Senfonik orkestra, büyük orkestra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

philharmonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iplik veya lif şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (f). pek, katı, sert, pekişmiş, sıkı; sabit, metin, dönmez; (f)., (gen). up ile sabit kılmak, pekiştirmek, sağlamlaştırmak. firm order (tic). kesin sipariş. firmly (z). metanetle, katiyetle, sebatla, kuvvetle. firmness (i). metanet sebatlılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şirket, firma, ticarethane. firm name firma adı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Tescil edilmiş ticarî müessese: Bu kumaş güvenilir bir firmanın malıdır, gözü kapalı alabilirsiniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm. business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concern. firm. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm. company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company , concern , enterprise , firm , employer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sema, gök kubbe, asuman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ferman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go crazy. to go nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush. jet. outburst. spurt. squirt. emanation. eruption. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. jet. spurt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squirting. effusion. gush. spout. squirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (Su veya diğer bir sıvı), şiddetli bir basınç altında, bulduğu dar bir aralıktan şiddetle sıçramak. Osm. feverân etmek: Bu fıskiyeden su beş metre yukarı kadar fışkırıyor. 2. Tohum büyük bir kuvvet ve şiddetle bitip birdenbire büyümek: Ektiğimiz tohumlar bir güzel fışkırmış ki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gush out. spurt. burst. belch. blow. ejaculate. erupt. flush. spout. squirt. well. well forth. well out. well up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flush. gush. spout. spurt. squirt. to gush out. spurt out. squirt forth. to spurt out. to gush. to squirt. to spout. to jet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gush out. to spurt out. to squirt forth. to jet. to spring up. emanate. gush. shoot. spew. spout. spurt. squirt. well.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Price Quotation)

Piyasa yapıcının görevli olduğu sermaye piyasası aracında seans sırasında ilan ettiği alış ve satış fiyatıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pricing. inventory pricing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot)., (zool). yelpaze şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). at solucanı, (zool). Ascaris megalocephala.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yarasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). önkol,kolun dirsekle bilek arasındaki kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden silâhlandırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Şekil: Gazel, klasik Türk şiirinde, peşrev, klasik Türk musikisinde birer formdur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. fettle. fitness. form. nick. shape. trim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A suffix used to denote in the form or shape of, resembling, etc.; as, valiform; oviform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The shape and structure of anything, as distinguished from the material of which it is composed; particular disposition or arrangement of matter, giving it individuality or distinctive character; configuration; figure; external appearance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Constitution; mode of construction, organization, etc.; system; as, a republican form of government.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Established method of expression or practice; fixed way of proceeding; conventional or stated scheme; formula; as, a form of prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Show without substance; empty, outside appearance; vain, trivial, or conventional ceremony; conventionality; formality; as, a matter of mere form.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Orderly arrangement; shapeliness; also, comeliness; elegance; beauty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A shape; an image; a phantom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That by which shape is given or determined; mold; pattern; model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A long seat; a bench; hence, a rank of students in a school; a class; also, a class or rank in society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The seat or bed of a hare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The type or other matter from which an impression is to be taken, arranged and secured in a chase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The boundary line of a material object.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In painting, more generally, the human body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The particular shape or structure of a word or part of speech; as, participial forms; verbal forms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The combination of planes included under a general crystallographic symbol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is not necessarily a closed solid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

That assemblage or disposition of qualities which makes a conception, or that internal constitution which makes an existing thing to be what it is; called essential or substantial form, and contradistinguished from matter; hence, active or formative natur

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Mode of acting or manifestation to the senses, or the intellect; as, water assumes the form of ice or snow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In modern usage, the elements of a conception furnished by the mind's own activity, as contrasted with its object or condition, which is called the matter; subjectively, a mode of apprehension or belief conceived as dependent on the constitution of the mi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The peculiar characteristics of an organism as a type of others; also, the structure of the parts of an animal or plant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give form or shape to; to frame; to construct; to make; to fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a particular shape to; to shape, mold, or fashion into a certain state or condition; to arrange; to adjust; also, to model by instruction and discipline; to mold by influence, etc.; to train.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To go to make up; to act as constituent of; to be the essential or constitutive elements of; to answer for; to make the shape of; said of that out of which anything is formed or constituted, in whole or in part.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To provide with a form, as a hare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Form, n., 9.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To derive by grammatical rules, as by adding the proper suffixes and affixes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To take a form, definite shape, or arrangement; as, the infantry should form in column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To run to a form, as a hare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat so as to bring them to fit condition for introduction into a storage battery, causing one plate to be composed more or less of spongy lead, and the other of lead peroxide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This was formerly done by repeated slow alternations of the charging current, but now the plates or grids are coated or filled, one with a paste of red lead and the other with litharge, introduced into the cell, and formed by a direct charging current. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

form. shape. a good state of mind and body. application form. modus. physical fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the phonological or orthographic sound or appearance of a word that can be used to describe or identify something; 'the inflected forms of a word can be represented by a stem and a list of inflections to be attached'. a category of things distinguished by

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of data entry fields on a page that are processed on the server The data is sent to the server when the user submits the form by clicking on a button or, in some cases, by clicking on an image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by