Rn ne demek? | Rn anlamı nedir? | Rn

Rn anlamı nedir?

Rn ne demek?

Rn anlamı nedir?

Rn | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rn

Türkçe Sözlük

(kimya). Radon elemanının senbolü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Royal Navy, registered nurse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). meşe palamudu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ertelemek, tehir etmek, başka güne bırakmak; oturuma son vermek; dağılmak adjournment (i). ertelenme; oturuma son verme; iki celse arasındaki müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). süslemek, donatmak, tezyin etmek, çeki düzen vermek. adornment (i). süs, ziynet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (hav). art yakıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). öğleden sonra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). ağaç özü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aslı Alderney adasından olan bir çeşit inek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İstiridye, midye v.s. avlamak için deniz dibini taramakta kullanılan bir çeşit ağ.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek, birbiri ardına gelmek. alternating current (elek). dalgalı akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, almaşık, münavebeli; (bot). karşılıklı olmayan, almaşık ;(i). icabında başkasının yerini alabilen kimse, vekil. alternately (z). münavebe ile, sıra ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alternatif

1. seçenek, 2. almaşık, 3. fiz. dalgalı

1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem. 2. Almaşlı olarak işleyen. 3. Belli dalga boylarını alabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternating. alternative. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münavebe, birbirinin yerini alma; birbirini takip etme; değişim , tahavvül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca ve Arnavutça’dan). Arnavûd suretinde yazılması lüzumsuzdur. Balkan yarımadasının batı cihetinde oturan bir kavim. Arnavut elması = Kalkandelen cihetinde çıkan Alâ cinsi. Arnavut biberi = Kırmızı biber. Arnavut peyniri =: Arnavutluğun Koniça cihetinde çıkan ufak, kelle şeklinde yağlı bir cins peynir. Arnavut darısı = Darının bir cinsi. Arnavut rıhtımı = Denizin dibini biraz tarayıp büyük taşları birbiri üzerine oturtmak suretiyle yapılan hafif rıhtım. Arnavut kaldırımı = Aynı şekilde yapılmış kaldırım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian. albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rough cobblestone pavement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arnavut dili. 1. Arnavut dilinde: Arnavutça söylemek. 2. Arnavutlar’a mahsus tarzda: Arnavutça kuzu pişirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albanianization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Arnavut cinsiyeti ve bu cinsiyete mensubiyet: Arnavutluğunu inkâr etmiyor. 2. Arnavutlar’la meskûn memleket, Rumeli’nin batı ciheti: Osmanlı devrinde Kosova, Işkodra, Manastır, Yanya vilâyetleri. Şimdi müstakil bir devletin Türkçe’deki adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Albania. albania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

(Albania) Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Adriyatik Denizi kıyısında yer almakta olup, kuzey ve kuzey doğuda Karadağ, Kosova, doğuda Makedonya, güney ve güney batıda Yunanistan ile komşudur.

Coğrafi konumu: 41 00 Kuzey enlemi, 20 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: toplam: 28,748 km².

Kara: 27,398 km².

Su: 1,350 km².

Sınırları: toplam: 720 km.

Sınır komşuları: Yunanistan 282 km, Makedonya 151 km, Karadağ 172 km, Serbistan 115 km.

Akarsuları: Kuzeydeki İşkodra Gölü (368 km²) Balkanlardaki en büyük gölüdür. Ohri Gölü 362 km² güney-doğudadır ve Balkanların en derin gölüdür. Prespa Gölü ise Makedonya, Yunanistan ve Arnavutluk arasındadır. Bunların dışında kuzey ve kuzeydoğusunda küçük alp gölleri mevcuttur. Drin, Mati, İşmi, Erzeni, Şkurbini, Semani, Niosa başlıca ırmaklardır. 152 ırmak ve çay, 5 baraj, 200 kaynak (içme suyu ve mineral) vardır.

Sahil şeridi: 362 km.

İklimi: Ilıman iklim; kışlar soğuk, bulutlu, yağışlı; yazlar sıcak, açık, kuru geçer; iç kısımlarında daha soğuk ve daha rutubetli bir iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Arnavutluk dağlık bir ülkedir. Ülkenin batısında denizden yüksekliği 300 metre olan platolar olmakla birlikte üçte ikisi dağlık ve tepeliktir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Adriyatik Denizi 0 m; en yüksek noktası: Maja e Korabit (Korabi dağı) 2,764 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, krom, bakır, kereste, nikel.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %20.

düzenli ekilen topraklar: %5.

Otlaklar: %15.

Ormanlık arazi: %38.

Diğer: %21 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 3,530 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: yıkıcı depremler; güneybatı kıyısında su baskınları; kuraklık.

Nüfus Bilgileri

NüfuSu: 3,581,655 (2006 Temmuz ayı tahmini) Nüfusun %50 si kırsal alanda ikame eder.

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %24.8 (erkek 464,954; kadın 423,003).

15-64 yaş: %66.3 (erkek 1,214,942; kadın 1,158,562).

65 yaş ve üzeri: %8.9 (erkek 148,028; kadın 172,166) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.52 (2006 verileri).

Nüfus yoğunluğu: Nüfus yoğunluğu km²’ye 113,3 dir.

Mülteci sayısı: -4.67 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.1 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.1 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.05 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.86 erkek/kadın.

Toplam nüfus: 1.04 erkek/kadın (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.75 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 77.43 yıl.

Erkeklerde: 74.78 yıl.

Kadınlarda: 80.34 yıl (2006 tahmini).

Ortalama çocuk sayısı: 2.03 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.01den az (1999 verileri).

Ulus: Arnavut.

Nüfusun etnik dağılımı: %95 Arnavut, %3 Yunan, diğerleri %2 2 (Roman, Sırp, Bulgar).

Dinler: %70 Müslüman, %20 Arnavut Ortodoksu, %10 Katolik.

Dil: Resmi dil Arnavutçadır, ayrıca Yunanca konuşulmaktadır.

Okur yazar oranı: 9 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfusta: %86.5 (2003 tahmini).

Eğitim alanında Avrupa sta


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) arnika, dağtütünü, öküzotu, (bot). Arnica montana; bu bitkiden elde edilen ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Yunanca; Fr. arnica). Kanı durdurmak hassasını haiz bir kök, öküz gözü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z).den geriye, gerisinde, arkaya, geminin gerisinde kalmak, geride bulunmak.go astern geri gitmek (gemi), tornistan etmek;geminin kıç tarafına gitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). başkasının kiracısı olmaya razı olmak; devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kumral.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. denizcilik). Halatın aşınacak yerine sarılan bez, halat sargısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., İskoç. çocuk, kız veya oğlan çocuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-Fr.) [باژورنال] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ahır, çiftlik ambarı; (f). ambara koymak. barn dance bir çiftlikte ambarda yapılan danslı toplantı. barn owl peçeli baykuş, ambarlarda fareleri yiyen baykuş. barnful (s). ambar dolusu. barnyard (i). çiftlikte ahır veya ambann yanındaki avlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gemi diplerine veya kayalara yapışan midyeye benzer birkaç cins kabuklu deniz hayvanı; bir cins yabani kaz; (mec). yapıskan huylu sırnaşık adam fig. çamsakızı. acorn barnacle beyaz kurt, zool. Bolanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (gen). (çoğ). at nallanırken burnuna takılan kıskaç, nalbant yavaşası

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., A.B.D. (k.dili). taşrada temsil vermek; taşra halkını uçakla gezdirip para kazanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Bern, isviçre'nin başkenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Genç, delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برنا] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Genç delikanlı, yiğit. - Kadın ve erkek için kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sen Bernar'a veya onun tarikatma ait; i. bu tarikat mensubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. balaban kuşu, okar, zool. Botaurus stellaris. little bittern cüce balaban, zool. Ixobrychus minutus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaltaklanma, slang piyazlama, yağcılık, dil dökme. Blarney Stone irlanda'da bulunan birtaş ki bunu öpenlerin yaltaklanmada istidat kespettikleri söylenir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmuş; doğuştan. He was born in Sivas Sivas'ta doğdu. Where were you born? Nerelisiniz?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. bear; s. taşınmış, götürülmüş; tahammül edilmiş, dayanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. bathing-gown. bath robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe. robe. barber's jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bathrobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Banyodan sonra giyilen havlu. (bk.) Burnus.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çay, su.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) hudut, sınır; hedef, gaye, varılacak yer; ülke, memleket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehri, bot. Rhamnus infectorius; topalak, bot. Rhamnus chlorophorus globosus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bunsen gaz lambası, Bunsen alevi. Bunsen cell Bunsen pili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanmak, yanıyor gibi olmak, alev alev olmak; ışık saçmak; parıldamak; tutuşmak; yakmak, tutuşturmak; kavurmak; pişirmek : A.B.D., (argo) aldatmak; A.B.D., (argo) elektrikle idam etmek. burn the candle at both ends kuvvetini fazla israf etmek. burn t

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanık, yanık yeri; pişirme (tuğla veye kiremit); iskoç çay, ırmak, dere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük burnu olan adam: Burnaz Hasan Çelebî.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yakıcı şey, yakan kimse; gaz memesi, bek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mesine, küçük mesine, salatalık sebze, bot. Sanguisorba. great burnet aptes bozan otu, bot. Poterium officinale.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yakma, yakış; fırınlama; s. yanan, yanıcı; üzerinde çok münakaşa edilen, hararetli. burning glass pertavsız. burning point yanma noktası. fokus burning question hararetli sorun. burning shame rezalet, büyük ayıp.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. cilalamak; parlatmak; i. cilâ, parlaklık revnak. burnisher i. cilâcı perdahçı; mühre perdah kalemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. roketde yanmanın bitmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. sideburns.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. burn; s. yanık, yanmış. burnt offering tanrılara kurban edilmek üzere yakılan hayvan. burnt orange kırmızımsı sarı renk. burnt sienna kırmızımsı kahverengi boya. burnt umber kırmızıya çalan kahverengi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceited. supercilious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jack- in-office. jumped up. snooky. puffed up with wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle. snivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sniff. sniffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A). 1. Araplar’ın üstten giydikleri bir libas ki, pek geniş ve kare şeklinde olup yukarıdan iki ucunda kol yerini tutar iki deliği ve başlığı vardır. 2. Eskiden kadınların kırlarda ve gezinti yerlerinde giydikleri bir nevi yeldirme. 2. Banyodan sonra giyilen cübbeye benzer bir giyecek. (bk.) Bornuz.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika'da bulunan bir nevi ceviz ağacı; bu ağacın cevizi; buağacın kabuğundan yapılan sarımtırak kahve-rengi boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [برنا] genç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). simgesi Cf olan radyoaktif sentetik bir eleman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Oğlak burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). endişeden bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چارناچار] ister istemez, çaresiz, mecburen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). katliam, kırım, kan dökme; eski ceset yığını.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şehevi; cinsel; bedensel; dünyevi. (i). şehvet. carnally (z). cinsel bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şehvet carnally z cinsel bir şekilde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etoburlarda köpekdişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karanfil çiçeği, (bot). Dianthus plumarius; pembe, açık kırmızı renk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuyumculukta kullanılan kırmızımsı bir çeşit akik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). et haline gelmek, et bağlamak; et gibi olmak. carnifica'tion (i). et bağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karnaval, eğlence; Katolik ve Ortodokslann büyük perhizden önce gelen eğlence zamanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). etobur, et yiyen hayvan; sinek kapan bitki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). et yiyen; etoburlara ait. carnivorously (z). et yiyerek.carnivorousness (i). et yeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kışla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).,(z). çapraz; (z). çaprazlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyük mağara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mağaraları olan; derin (göz); kalın, derinden gelen (ses); delikli, gözenekli; mağaraya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

İkinci Dünya Savaşında Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atılmasından bu yana yaşanan en kötü nükleer felaket. 25-26 Nisan 1986’da güvenlik sistemleri denenirken bir dizi insan hatası soncunda Priapat Nehri üzerinde bulunan Çernobil nükleer santralinin 4 numaralı reaktörü istikrarsız bir hale geldi ve kontrolden çıktı. 26 Nisan sabahı, saat 1: 23’te güçlü bir buhar patlamasıyla reaktörün içindeki su buharı 1.000 tonluk metal kapağı havaya uçurmuş, kalın beton duvarı delmiş ve çok zehirli radyoaktif bir buharın oluşmasına yol açan büyük bir hidrojen patlamasına yol açmıştır. Radyoaktif serpintiler Sovyetler Birliği’nin doğusu, doğu ve güney, batı ve kuzey Avrupa’da ciddi bir kirlenmeye yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

cesetlerin veya öIü kemiklerinin konulduğu mahzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). yayık, yayığa benzer herhangi bir alet; süt kabı; (f). tereyağı yapmak için sütü dövmek, çalkamak; devamlı olarak dövmek, karıştırmak. churning (i). çalkama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Bulgarca’dan). İki başı çalık dalyan veya zahire kayığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sarnıç, mahzen, su deposu; (anat). vücutta herhangi bir sıvının toplandığı kese.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda kullanılan bir çeşit kitara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). cithara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ezeli ve ebedi olarak bir arada bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ilgi, alâka; iş; endişe, tasa, kaygı, merak; şirket, ticarethane; (k).dili şey: (f). alâkadar etmek; ucu dokunmak; tesir etmek; ait olmak, ilgilendirmek, ilişiği olmak. concern oneself with karışmak, müdahale etmek.He is meddling in my concern

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilgili, alâkalı; endişeli, düşünceli. be concerned for veya about endişe duymak, merak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat ilgili olarak -e dair, hakkında.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik cemiyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şaşkınlık, hayret, korku, dehşet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ABD). mısır, (bot). Zea mays; tahıl tanesi; tane; (ing). buğday, hububat, tahıl. corn belt mısır yetiştiren bölge (ABD'nin orta eyaletleri). corn bread mısır ekmeği. corn drill mısır ekmeye mahsus makina. corn flour mısır unu; (ing). mısır nişas

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nasır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bıldırcın kılavuzu, (zool). Crex crex.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı. corncob pipe mısır koçanından yapılmış pipo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). kornea, gözdeki saydam tabaka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). salamura edilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). karaniya, (bot). Cornus cornel cherry kızılcık, (bot). Cornus. wild cornel kızıl çubuk, (bot). Cornus danguinea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzdan yapılmış, boynuz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. corner

bayi

Belli bir kuruluşun mallarını satma izni olan işletme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çıkmaza sokmak, bir köşeye kıstırmak; tekelcilik suretiyle piyasayı ele geçirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). temel taşı üzerinde binanın inşa edilme tarihi bulunan taş; bir şeyin dayandığı esas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çapraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet. cornettist (i). kornet çalan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mısırla beslenmiş besili, gürbüz; taşralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır tarlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). peygamber çiçeği, (bot). Centaurea cyanus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır koçanı kabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korniş; (mim). geniş silme. corn poppy gelincik çiçeği, (bot). Papaver rhoeas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır sapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mısır nişastası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Amalthea'nın boynuzu ; sanatçılar tarafından bolluk sembolü olarak kullanılan, içinden meyvalar taşan boynuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). boynuzlu, boynuz şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (argo). aşırı romantik, eskimiş, basmakalıp, klişe, adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (coğ -ni) eski Yunan ve Romalılarda trajedi aktörlerinin giydikleri sandalet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut JURNAL (i. Fr. journal). 1. Bir memurun gördüklerini, işittiklerini belirterek verdiği müzekkere, küçük lâyiha, rapor: Polis curnalı. 2. Gizli tahkikat üzerine verilen rapor: Curnal vermek. 3. Gazete.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şunu bunu curnal eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Curnalcının işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bıldırcın akını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sibernetik, kibernetik, ayarlama-yönleme bilgisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bitkilere, köklerini keserek zarar veren bir böcek (curtilla). 2. Arslanağzı denilen çiçeğe de denir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). yamamak, iğne ile örerek tamir etmek; (i). örülerek tamir olunmuş yer. darning egg örgü yumurtası. darning needle örgü iğnesi; (zool). Odonata familyasından uzun gövdeli sinek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). Iânet etmek; (i). Iânetleme, damn'ın hafifletilmiş şekli. Darn itl Hey mübarekl I don't give a darn. Bana vlz gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). delice otu, (bot). Lolium temulentum; karaçayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (anatomi, botanik). Ur. 2. (tıb) Verem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Eğlence İçin yapılan toplanma, cemiyet. 2. Düğün, cemiyet. 3. Davul ve zurna ila oynanılan Adi dans ve balo: Bir takım gemiciler ve kömürcüler gece yarısına kadar dernekte oynamışlar. Karga derneği = Aşağılık insanların toplanması. 4. Cemiyetler kanununa göre kurulmuş cemiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. club. society. union. corporation. institution. league. college. fellowship. fraternity. gild. guild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. club. corporation. fellowship. fraternity. guild. institution. league. society. union.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. club. society. fellowship. guild. league. organization. party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb) (mü. derniyye). Verem çıbanına mensup ve müteallik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). son, nihai.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Avusturya'da giyilen renkli bir etek; kuşaklı etek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ayırt etmek, tefrik etmek; sezmek, görmek, anlamak, farkına varmak, idrak etmek. discernible (s). fark edilebilir, görülebilir. discernibly (z). görülecek surette, aşikar olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). idrak eden, anlayan, zeki. discerningly (z). idrak ederek, anlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). idrak, akıl, muhakeme; görüş, seziş, basiret, feraset.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). günlük, yevmi, her günkü; gündüze ait, gündüz olan; (bot). günlük bir devir gösteren, gündüz açılıp gece kapanan, bir günlük (çiçek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bir cins kuş. Turna.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Arap'ların giydiği kukuleteli cüppe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İnci ışığı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). taş yığını halinde abide, mezar veya işaret noktası, kurgan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kazanmak, edinmek, hak etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ciddi; gerçek, hakiki; istekli; içten, samimi. in earnest ciddi olarak, samimiyetle, gerçekten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk.) pey, kaparo, avans, teminat. earnest money teminat akçesi, pey akçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kazanç, kâr; maaş, gelir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). insanoğlu; fani, dünyevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğusal, doğuda olan, doğudan gelen doğuya ait .Eastern Church Rum Ortodoks Kilisesi. Eastern Hemi sphere Doğu Yarımküresi. easterner (i). şarklı kimse, bir memleketin doğusunda oturan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

edirne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in northwestern Turkey; a Thracian town that was rebuilt and renamed by the Roman emperor Hadrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Adrianople.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a city in northwestern Turkey; a Thracian town that was rebuilt and renamed by the Roman emperor Hadrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(mim). binaların cephelerini süslemek için silmelerin yüzeyine süs olarak yapılan yumurta ve kargı seklinde kabartmalar, beyzi mimari süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük kızıl buğday, (bot). Triticum monococcum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. international

uluslararası

Çeşitli milletlerin arasında yapılan, milletlerin arasında çok yönlü ilişkilerle ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

international.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. internationalisme

uluslararasıcılık

Uluslararasındaki ilişkileri benimseme, uluslararasındaki ilişkilerden yana olma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yerde oturmaya mecbur edilen yahut gözaltına alınan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. interné

gözaltında olan

“Gözaltına almak” anlamındaki enterne etmek birleşik fiilinde geçer.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) deniz kartalı, (zool.) Haliaetus albicilla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. erânib). Tavşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارنب] tavşan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit başkomutan.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) ebedi ve ezeli, başı ve sonu olmayan; daimi, baki, ölümsüz; (i.), (b.h.) ebedi varlık, Tanrı, Allah. the Eternal City Roma the eternal triangle evli bir çift ile bunlardan birinin sevgilisi. eternally (z.) ebediyen, daima.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) edebiyet, ezel ve ebed, nihayetsizlik, sonsuzluk; ölümsüzlük; çok uzun bir zaman .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) ebedi kılmak, sonsuzluğa kavuşturmak, ebediyen uzatmak; şöhretini ebedileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Ethernet, standart yerel alan ağı (LAN) kurmak için kullanılır. 10 MB/s’ye varan veri transferi hızlarına ulaşılır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). çalıştığı kurumda geceleri yatmayan; (i). gündüzlü öğrenci: asistan veya stajyer doktor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). harici, dış, zahiri; gözle görülen, maddi; dıştan gelen arızi, yüzeysel; yabancı, ecnebi; (anat). vücudun dış kısmını ilgilendiren; (fels). dış dünyaya, algılanan dünyaya ait. externals (i). dışta veya yüzeyde kalan olaylar, durumlar, dış görün

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). maddileştirmek, haricileştirmek, cismanileştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Lat.) Cehenneme giden yol kolaydır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir çeşit kalın yünlü kumaş, bu kumaştan yapılmış palto.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). eğreltiotu gibi Filicineae sınıfından bitki. brake fern kuzgun otu, (bot). Pteris aquilina. maidenhair fern baldırıkara, (bot). Adiantum capillus Veneris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F ). 1. Gaflet, şaşkınlık. 2. Gafil, şaşkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Delil, hüccet, belge.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (müz). kornet gibi nefesli bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşınmış, yorulmuş, ayakları acımış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). önceden ikaz etmek, uyarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ümitsiz, meyus; terkedilmiş, metruk, sahipsiz, kimsesiz, ıssız. forlorn hope boş ümit; ümitsiz bir teşebbüs; fedailer takımı. forlornly (z). ümitsizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), evlilik dışı cinsel ilişkide bulunmak, zina etmek. fornication (i). evli olmayan kimseler arasındaki cinsel ilişki. fornicator (i). zina eden kimse, evli olmadığı bir kimse ile cinsel ilişkide bulunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kardeşlere ait; kardeş gibi, kardeşçe; kardeşlik cemiyetine ait. fraternally (z). kardeşçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kardeşlik; kardeşlik cemiyeti; dinsel veya toplumsal gaye ile kurulan birlik; erkek talebe kuruluşu; aynı sınıf veya meslekten olan erkekler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbiriyle kardeş gibi olmak, arkadaşlık etmek; düşmanla kardeş gibi samimi olmak. fraterniza'tion (i). arkadaşlık etme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hür doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i f ocak, kalorifer ocağı; azap yeri veya vakti; çok slcak yer; f ocakta kızdırmak

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f teçhiz etmek, malzemesini vermek; döşemek, tefriş etmek; salamak, tedarik etmek, vermek furnished s möb leli, döşeli furnishings i mefruşat, mobilya, eşya

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i eşya, mefruşat, mobil ya, malzeme; matb yazılar arasındaki boş lukları doldurmak için kullanılan madent parçalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. toplamak, biriktirmek; i. tahıl ambarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. grena, kıymetli bir kırmızı taş, Iâl taşı; Iâl taşı rengi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. donatmak, süslemek; bir servis tabağındaki yemeğin etrafını süslemek; huk. haczetmek; i. süsleme. garnishment i. süsleme; haciz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., huk. haczetmek, haciz koymak, hacze bağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. trimming. trimmings. garnishing. garniture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garnish. garniture. trimmings trimmings. trimming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. garnitür, süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bir şehir veya müstahkem mevkideki birliklerin tamamı. 2. Asker? birliklerin bulunduğu şehir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrison. garrison town. headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

garrison. garrison town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Endülüs’ün Gınâta (Granada) şehrine ait, Gırnâtalı: Gırnâta menşeli şarkı vs.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. eski zamanlarda kullanılan bir çeşit gitar; bak. cithara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secret society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) idare etmek, hükümet sürmek; terbiye etmek; hâkim olmak, elinde tutmak; çevirmek, kullanmak; yönetmek; gram almak, ile kullanılmak. governable (s.) idare olunabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yönetim, idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mürebbiye, çocuğa evde ders veren kadın, öğretmen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idari teşkilat, hükümet; yönetim, idare, hüküm; yönetme, hükümet sürme, idare etme; hükümet erkanı; memleket, devlet. government house (ing.) hükümet konağı. Government Issue A.B.D. devletin sağladığı levazım. government papers, government securi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) idare eden kimse; vali; (b.h.), A.B.D. eyalet reisi; argo patron, baba; (mak.) düzengeç . governor's council bir eyaletin idare heyeti. governor general (i.), (ing.) genel vali, governorship idarecilik valilik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) acemi veya toy kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) valiye ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Batı Avrupa’da, İngiliz kanalında adalar, Fransa’nın kuzeybatında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 49 28 Kuzey enlemi, 2 35 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 78 km².

Kara sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 50 km.

İklimi: Ilımandır. Kışları yumuşak, yazları serindir. Senenin yarısı hava bulutludur.

Arazi yapısı: Güneybatıda genellikle alçak tepeler yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Atlas Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Sark 114 m.

Doğal kaynakları: İşlenebilir arazi.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 65,409 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.26 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 3.82 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 4.65 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 80.42 yıl.

Erkeklerde: 77.41 yıl.

Kadınlarda: 83.53 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.39 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Guernseyli.

Nüfusun etnik dağılımı: İngiliz ve Norman - Fransız kökenliler.

Din: Anglikan, Roma Katolikleri, Presbiteryan, Baptist, Methodist.

Diller: İngilizce, Fransızca, Norman - Fransız lehçeleri.

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Guernsey Bölgesi.

kısa şekli : Guernsey.

Bağımsızlık durumu: İngiliz Krallığına bağlıdır.

Başkent: Saint Peter Port.

Bağımsızlık günü: yok (İngiltere’ye bağlıdır).

Milli bayram: Liberasyon Günü, 9 Mayıs (1945).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: yok.

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Finansal hizmetler - bankacılık, fon yönetimi, sigortacılık vb. Kanal Adaları ekonomik gelirinin yaklaşık %55’ni oluşturur.

GSYİH: Satınalma Gücü paritesi - 2.742 milyar $ (2005 verileri).

GSYİH - reel büyüme: %3 (2005 verileri).

GSYİH - sektörel bileşim: tarım: %3.

Endüstri: %10.

Hizmet: %87 (2001).

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2006 verileri).

İş gücü: 31,470 (Mart 2006).

İşsizlik oranı: %0.9 (2006 verileri).

Endüstri: Turizm, bankacılık.

Tarım ürünleri: Domates, sera çiçekleri, tatlı biber, patlıcan, meyveler, büyükbaş hayvanlar.

İthalat ürünleri: Domates, çiçek ve yeşil bitkiler, tatlı biber, patlıcan, diğer sebzeler.

İhracat ortakları: İngiltere.

İthalat ürünleri: Kömür, benzin, petrol, makine ve parçalar.

İthalat ortakları: İngiltere.

Para birimi: İngiliz Poundu (GBP); Guernsey pound.

Para birimi kodu: GBP.

Mali yıl: Takvim yılı.

İletişim Bilgileri

Kullanılan telefon hatları: 55,100 (2004).

Radyo yayın istasyonları: AM 1, FM 1, kısa dalga 0 (1998).

Televizyon yayını yapan istasyonlar: 1 (1997).

Internet kısaltması:.gg.

Internet kullanıcıları: 36,000 (2005).

Ulaşım ve Taşımacılık

Demiryolları: 0 km.

Su yolları: yok.

Limanları: Saint Peter Port, Saint Sampson.

Hava alanları: 2 (2006 verileri).


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Anglo Norman adalarından biri; bu adada yetiştirilen ve bol süt veren bir çeşit inek; (k.h.) örme kalın yün yelek veya ceket ,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kırlangıçbalığı, (zoot.) Trigla hirundo. armed gurnard dikenli öksüz balığı, (zool.) Peristedion cataphractum. fly ing gurnard uçan kırlangıç, (zool.) Dac tylopterus volitans. gray gurnard benekli kırlangıçbalıgı, (zool.) Trigla milvus. red gur

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

governor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Bodrum, Halikarnas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) güç kazanılmış, alın teriyle kazanılmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) koşum takımı; pilot bağı; (f.) beygirin takımını vurmak, hayvanı koşmak; çalışacak duruma getirmek. harness maker saraç. in harness iş başında .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خرنوب] keçi boynuzu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Keçiboynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carob. locust bean keçiboynuzu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Fasulye ve bakla şeklinde olan maruf siyah meyve. Keçiboynuzu. Harrub ağacı -Bu meyveyi veren ağaç ki, mutedil iklimlerin en sıcaklarında yetişir. Harrub şerbeti = Bu meyvenin kurusu kaynatılmakla yapılan şerbet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) geyik boynuzu; eski, ecza. amonyum karbonatı, nişadırkaymağı . salts of hartshorn eski nışadır. spirits of hartshorn eski amonyak gazı, nışadırruhu .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خطرناک] tehlikeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gönlü okşayan, hatırnaz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) alıç, (bot.) Crataegus oxyacantha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). mide ekşimesinden dolayı boğazda duyulan yanma hissi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıskançlık, kin, gizli husumet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). fıtık, kasık yarığı, kavlıç. hernial (s). fıtıklı, fıtığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, hibernaculum (i). hayvanın kış uykusuna yattığı in; tabiatın çiçek budakları üzerine koyduğu kışlık örtü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kışa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kış uykusuna yatmak, kış uykusuna girmek. hiberna'tion (i). kış uykusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). irlanda'ya ait; (i). irlandalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boynuz; boynuz şeklindeki herhangi bir sey; müz boru; eyer kaşı; klakson, korna. horn of plenty bolluk, bolluk sembolü. horns of a dilemma birinin seçilmesi icap eden iki müşkül şık, bak. dilemma. blow one's own horn böbürlenmek. draw in one's horns

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boynuz koymak, boynuz şekli vermek; tos vurmak. horn in argo bir işe burnunu sokmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gürgen, bot. Carpinus betulus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.tropikal Asya ve Afrika'da bulunan iri gagalı bir kuş, zool. Bucerotidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., min. hornblent, doğal aluminyum, kalsiyum, magnezyum ve demir silikatından meydana gelen koyu renkli bir amfibol çeşidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al. jeoloji). Tabiî alüminyum, kalsiyum, demir ve magnezyum silikatından ibaret bir amfibol çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden kullanılan ince ve şeffaf boynuzla kaplı levha şeklinde çocuk alfabesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuzlu; uçları boynuz gibi sivri olan. horned owl kulaklı orman baykuşu. horned pout boynuzlu bir çeşit tatlı su balığı. horned toad üstü boynuz gibi kemikli bir çeşit kertenkele. horned viper boynuzlu ve çok zehirli bir cins engerek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyük eşekarısı, zool. Vespa crabo. stir up a hornet's nest belâyıaramak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Gal eyaletine özgü klarnete benzer eski bir çalgı; eskiden gemicilere özgü oynak bir dans; bu dansa ait havalar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çakmaktaşına benzer bir taş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boynuz gibi; boynuzdan veya boynuza benzer bir maddeden yapılmış; boynuzlu; argo şehvetli. hornyhanded s. elleri nasırlanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHBAR-NAME) (i. F. hukuk). 1. Belirli olaylara dair bilgi olarak, ilgili olduğu yere verilen yazı. 2. Bir paranın ödenmesi veya diğer bir muamelenin yapılması lüzumuna dair bir resmî daireden gönderilen ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification. letter of advice. monition. garnishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written notice. notification. prompt note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اخبارنامه] bildiri kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tabii, yaradılıştan, doğuştan, fıtri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. ten renginde, pembemsi; kan kırmızısı; f. kızıla boyamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., f. vücut bulmuş, insan şekline girmiş, mücessem; ten renginde; f. vücut kazandırmak, canlandırmak, cisimlendirmek. a fiend in carnate mücessem şeytan, şeytanın ta kendisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. insan veya hayvan şeklinde vücut bulma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. seçilemez, tefrik edilemez, farkına varılmaz, ayırt edilemez. indiscernibly z. seçilemeyecek şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cehennemi, şeytani, cehenneme ait; iğrenç, melun. infernal machine suikast bombası. infernally z. şeytancasına; aşırı olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cehennem; cehennem gibi yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. intern

ön hekim

Staj yapmak üzere hastanelerde çalışan tıp fakültelerinin altıncı sınıf öğrencileri.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) enterne etmek; (bir gemiyi bir limanda) hapsetmek; harp zamanında kapamak, alıkoymak, göz altına almak; (i.) stajını yapan tıp öğrencisi; staj yapan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) içe ait, içinde bulunan, dahili, iç; içilir (ilaç); içten, deruni, bâtıni. internal combustion engine iç yakımlı makina. internal evidence bir şeyin kendisinde bulunan delil. internal medicine dahiliye. internal revenue devlet geliri. intern

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) milletlerarası, beynelmilel, uluslararası, enternasyonal. international code Mors alfabesi; (den.) uluslararası işaret sancakları sistemi. Inter national Date Line Büyük Okyanus'ta gün değiştirme hattı. international Iaw milletlerarası hukuk. In

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) milletler arasında birlik ruhu veya fikri, enter - nasyonalizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enternasyonalizm taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) milletlerarası kontrola sokmak, enternasyonal hale koymak, beynelmilel kılmak. internationalization (i.) milletlerarası bir hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (bak.) intern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) birbirini kırıp öIdüren; öIdürücü, mahvedici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enterne edilmiş kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. international networkten

bl. Genel Ağ

Bilgisayar ağlarının birbirine bağlanması sonucu ortaya çıkan, herhangi bir sınırlaması ve yöneticisi olmayan uluslararası bilgi iletişim ağı.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Internet, bilgi paylaşımı ve e-posta da dahil olmak üzere elektronik iletişim için dünya çapında kullanılan bir hizmettir. Veri genellikle telefon şebekesi üzerinde aktarılır. Kullanıcının, bir bilgisayara, modeme ve AOL gibi bir İnternet Servis Sağlayıcı üzerinden şebeke erişimine gereksinimi vardır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) dahiliye uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) enterne ediliş. internment camp enterne kampı, temerküz kampı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) boğum, bir sapın iki boğumu arasındaki kısım. internodal (s.) bu kısma ait .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. internship

ön hekimlik

Ön hekim olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) doktorluk stajı: staj devresi; staj bursu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Papa elçisi bulunmayan bir yabancı memlekete Vatikandan gönderilen siyasi memur; aracı, arabulucu. internuncial (s.) vücudun farklıl kılsılmlarını birbirine bağlayan (sinirler); Papa elçisi ile ilgili .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) yakılmış ceset külünü muhafaza içine koymak; gömmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) İskoçya'da bir şehir; kolsuz erkek cüppesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yabanî gülün meyvesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) içi oyulmuş ve bir tarafına insan çehresi şekili verilmiş kabaktan oyuncak fener; bataklık yerlerde görülen bir aydınlık, bataklık yalazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. günlük, muhtıra; den. seyir jurnalı; yevmiye defteri; gazete; mecmua; parlamentonun her günkü çalışmasının yazıldığı defter, meclis zabıt defteri; mak. milin yataklara oturan kısmı. journal bearing çarkın mil yatağı. journal box mil kovanı. keep a

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., aşağ. gazeteci üslubu, gazeteci ağzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetecilik, gazete yazarlığı; gazete ve mecmua yayını, basın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazeteci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng. journalise f. yevmiye defterine geçirmek; muhtıra defteri tutmak veya bu deftere kaydetmek; gazetecilik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yolculuk, gezi, seyahat sefer, yol; f. yolculuk etmek. take a journey yolculuk etmek. undertake a journey uzun bir yolculuğa hazırlanıp çıkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. usta işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir Hint mabudunun ismi; eskiden tekerleklerinin altına atılarak insanların kendilerini ezdirdiği bu mabudun heykeli; insanın kendisini körü körüne feda etmesini gerektiren inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr. journal) (denizcilik), fcvmiye defteri. Liman Jurnali = Gemi‘m limanda bulunduğu müddetçe hâdiselerin kaydolunduğu defter. Seyir jurnali = Sefer sırasındaki olayların kaydedildiği defter. bk. Curnal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Curnalcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop. denouncer. informer. common informer. whistler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. F. musiki). Türk musikisinde bir nefesli saz: Zurnanın pesti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «California» adından). Cf senbolü ile gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cumhurbaşkanının imzasıyle tamamlanan hükümet kararı. 2. Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanılarak alınan karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. bylaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. legal decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tel bükmekte kullanılan, uçları sivri koni şeklinde bir çeşit kıskaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kurûn). 1. Boynuz. 2. Boynuz şeklinde boru (eski musiki Aleti). 3. Yüz senelik zaman: Tarihin her yüz senesi, asır. 4. Zaman, devir, dehr, çağ asır: KurOn-ı sâlifede = Geçmiş zamanlarda. c. KurGn-ı Ulâ = İlkçağ. Ku-ron-ı Vustâ = Ortaçağ. Kurûn-ı Ahire = Yeniçağ. Karnen ba’de karn = Karından karna, devirden devre. tes. Karneyn = İki boynuz. Zül-Karneyn = İki boynuzlu: Büyük İskender’in Araplar’ca lakabıdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرن] boynuz. 2.yüzyıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Turpgillerden, etli çiçekleri sebze olarak yenen bir bitki (brassica deracea).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauliflower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(karnabit): Turpgillerden; vatanı Doğu Akdeniz bölgesi olan 2 yıllık otsu bir bitkidir. Yaprakları koyu yeşil, çiçekleri beyaz veya sarımtıraktır. Kış sebzelerindendir. Lahanaya benzer. Aslında, lahananın çiçek saplarının kısalıp etlenmesiyle lahanadan türemiştir. Yenen kısmı, henüz açmamış yoğun çiçek durumudur. Yurdumuzda; güzlük turfanda karnabahar, kışlık karnabahar ve mart karnabahar olmak üzere üç çeşidi vardır. Fosfor ve vitamin bakımından çok zengindir. Kullanıldığı yerler: Zihin yorgunluğunu giderir. Cinsel gücü arttırır. Sinirleri kuvvetlendirir. İdrar söktürür. Dalak hastalıklarına iyi gelir. Şeker hastalarına faydalıdır. Kalp hastalıklarında şikayetlerin azalmasında yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.) (ya Arapça kanabit yahut Rumca’dan). Lahanaya benzer bir cins sebze ki, karnabahar da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kart câriye, geçkince halayık, karavaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fransızca: carnaval). Hıristiyanlar’ın büyük perhizden önce, et kesiminde kıyafet değiştirerek yaptıkları şenlikler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival. carnaval. masquerader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnival mask.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Öğrencilere verilen ve her dersten aldıkları notları gösteren vesika. 2. Yapraklan koparılıp kullanılmak üzere hazırlanmış bilet defteri: Ekmek karnesi, vapur karnesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Torba şeklindeki bir balık ağı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

report. school report. pass degree. ration card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school report. report card. ration card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

report card. card used for an official purpose. ration coupon. ration book. carnet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İki boynuz. 2.Zülkarneyn: Kur’an-ı Kerim’de Kehf 83, 86, 94.ayetlerde adı geçen ve nebi mi, veli mi olduğunda tereddüt edilen zat. 3.Büyük İskend(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas retort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. carnassier

hay. b. etobur

Dişleri et yiyecek biçimde olan, omurgalı, memeli (hayvan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i.). Karnı yarılarak kıyma doldurulan patlıcan yemeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split aubergines with meat filling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dish made of eggplant stuffed with ground meat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Baklagillerden, dalları pek ince, çiçekleri sarı bir bitki. (Lat. genista luncea).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(genista luncea): Baklagiller familyasından; dik duran çalı halinde, her zaman yeşil olan odunsu bir bitki cinsidir. Genç sürüngenler, narin yapılıdır. Üzerinde çok sayıda yaprak bulunur veya yapraksızdır. Çiçekleri sarıdır. Kullanıldığı yerler: İdrar ve balgam söktürür. Hazmı kolaylaştırır. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardım eder. Mesane hastalıklarını tedavi eder. Romatizma ve nikriste de faydalıdır. Kabızlığı giderir. Kalp hastalıklarında da kullanılır.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [کدرناک] üzüntülü, kederli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerrenây.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tahıl tanesi; çekirdek içi; iç; öz, cevher, esas, ruh kernel(l)ed s. içli,özlü. kernelly s. içle dolu, içe benzer, iç ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Yun.

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cybernetics. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Halayık, cariye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bak. cater cornered .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i, Fr.). Tahta nefesli çalgılardan biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarinette. clarinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Klarnet çalan san’ atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarinetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarinetist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Klarnet çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça L.). Komlnform’dan önceki teşkilât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.), (musiki). 1. Çeşitleri olan bir nefesli çalgı. 2. Klakson.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horn. automobile / air / bulb horn. flare. trumpet. horn push. klaxon. tooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

anat. saydam tabaka

Gözün ön bölümünde bulunan, ışığı geçiren küresel zar.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İng. corner

sp. köşe atışı

Futbol, hentbol ve su topunda bir oyuncu, topu kendi kale çizgisi dışına çıkardığında karşı taraf lehine kale çizgisi ile yan çizgisinin kesiştiği noktadan verilen serbest vuruş hakkı.


Yabancı Kelime by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ayna. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. corniche). 1. Perdenin asılmasına mahsus, pencerenin üzerine takılan süslü tahta, maden avadanlık: Pencere kornişi, perde kornişi. 2. Asılacak bir levha, resim vesaire etrafına çevrilen oymalı ve süslü çerçeve: Şu resme güzel bir korniş geçirmeli. 3. Yapıların gerek taştan olan duvar, sütun vesair taraflarında ve gerek tahtadan olan tavan vesairesinde süs için boyuna uzanan oymalı çıkıntı: Saçağın altına, tavanın kenarına, sütunun başına genişçe bir korniş çekilse fena olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. curtain rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornice. moulding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gherkin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Korna çalan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Korniş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. corno = boynuz). 1. Av tüfeğine barut koymaya mahsus ağzı zenberekli kapakla kapalı barutluk. 2. Kalafatçıların belde taşıdıkları boynuzdan yapılmış yağdanlık. 3. Boru, nefesli bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamamlarda musluk altında, içinde su biriktirilen yuvarlak taş tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin of a bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble basin (under a tap in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekâr. 2. Aldanmaz, uyanık, zeyrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy. downy. feline. foxy. hard-boiled. heady. knowing. leery. politic. quirky. roguish. serpentine. sharp. shifty. slick. slim. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. astute. calculating. canny. crafty. cunning. foxy. knowing. politic. shrewd. slick. sly. smart. subtle. tricky. wily. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy. shrewd. cunning. artful. clever. crafty. cool customer. dodgy. leery. pettifogger. politic. shifty. sly. subtle. vulpine. wily. wisehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craftily. cunningly. foxily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekârlık. 2. Aldanmazlık, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Kurtpençesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yabanî gül ağacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rosehip. hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dog rose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rose hip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(fructus rosa canina): Yabangülünün, şeker, organik asit ve C vitamini bakımından zengin olan meyvesidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür, ishali keser.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) sarısalkım, (bot.) Laburnum anagyroides.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) fener, fanus; (mim.) hava ve ışık girmesi için binanın tepesine yapılan pencereli kuçuk kule. lantern fly renkli bir böcek, (zool.) Fulgora, Laternaria. lantern jawed (s.) çene kemigi ince ve uzun olan. bull'seye lantern ışığı tam öne aksettiren

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolu çevrilerek çalınan bir çeşit müzik sandığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurdy gurdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel organ. hurdy gurdy. music box. musical box. street organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hurdy gurdy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrel organ. hurdy gurdy. music box. musical box. street organ.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

organ grinder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (ed veya learnt) öğrenmek; işitmek; haber almak. learn by heart ezberden öğrenmek, ezberlemek. learn by rote tekrarlaya tekrarlaya ezberlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) alim, çok okumuş, bilgili, malumatlı, bilgisi geniş. learnedly (z.) derin bilgi ile, âlimane. learnedness (i.) bilginlik, bilgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ilim, bilgi, malumat; irfan; öğrenme, ilim kazanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) learn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kilise kürsüsü; toplantıda konuşmacının önündeki kürsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit tavuk, legorn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng.). Çok yumurtlayan bir tavuk cinsi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kireç ocakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sevgilisi tarafından bırakılmış, terkedilmiş; aşk hicranı çeken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aşağı tabakadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Luzern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. kaba yonca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

baldırıkara, bot. Adiantum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (i. macaroni). Hamurdan çeşitli şekillerde dökülmüş ve pilâv gibi pişirilen bir yiyecek. Düdük makarnası = İçi boş makarna.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pasta. macaroni.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

macaroni. spaghetti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Makarna yapan veya makarnayı çok yiyen (bazen alay maksadıyla İtalyanler için kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. jeoloji). Kil ile karışık kireçli toprak. Marn üzüm şırasının tortularını çöktürmek için kullanıldığından «pekmez toprağı» adıyla da anılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (İ. marinaio). 1. Gemici, deniz eri. 2. Yelken gemisi işlerinde mahir adam, Ar. mellâh. 3. Deniz eri kılığında, yakası açık ve devrik çocuk ve kadın esvabı takımı: Marnel giymiş.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. anneliğe ait, anneye yakışır; anne tarafından gelen. maternal aunt teyze. maternal grandmother anne anne. maternal uncle dayı. maternally z. anne gibi; anne tarafından.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. analık, annelik hali. maternity dress. hamile elbisesi maternity hospital doğumevi, doğum hastanesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Kedi sesini ifade eder.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Mircan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kötü idare etmek. misgovernment i. kötü idare.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İçinde yaşanılan zamana uygun, asrt.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. moderne

çağdaş

Bulunulan çağın anlayışına, şartlarına uygun olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern. new. advanced. contemporary. in the groove. groovy. hip. latterday. neoteric. streamlined. up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemporary. futuristic. modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the present time, or time not long past; late; not ancient or remote in past time; of recent period; as, modern days, ages, or time; modern authors; modern fashions; modern taste; modern practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

New and common; trite; commonplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person of modern times; opposed to ancient. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes a contemporary person characteristic of present-day art and music and literature and architecture used of a living language;

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a contemporary person. a typeface distinguished by regular shape and hairline serifs and heavy downstrokes. belonging to the modern era; since the Middle Ages; 'modern art'; 'modern furniture'; 'modern history'; 'totem poles are modern rather than prehist

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century, or contemporary music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music written in the 20th century or contempory music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design Sometimes known as International Style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Clean, architectural and streamlined 20th century furniture with roots in the German Bauhaus School of architecture and Scandinavian design.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Displaying design characteristics from the late eighteenth century, modern typefaces have an extreme variation between thick and thin strokes, narrow, straight-sided counters, a vertical curve stress; and straight, unbracketed serifs. for philosophical pu

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Academy's modern classes incorporate traditional Martha Graham technique with Alvin Ailey, Paul Taylor and Humphrey-Limon styles Other styles included in advanced levels of training.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also called 'modernist ' In the context of a postmodern vocabulary, the 'modern' does not mean 'contemporary ' In fact, the 'modern' or 'modernism' is seen as out-of-date The 'modern' is understood to have emerged during the 18th century Enlightenment whe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Dolls made that are less that 25 years old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Items released since the action figure relaunch in 1995. something which is up to date or fashionable made of new materials or designs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As mentioned in the above Collectible definition, dolls made within the last 25 years are considered to be modern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to recent times or the present.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In art, styles that are cut from the past.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in fashion , fashionable , fashionably , modern , modernistic , modernly , present-day , up-to-date.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çağdaş, yeni, asri, çağcıl, modern; i. çağcıl kimse, modern kimse. modernism i. çağcıllık, modernlik; yenilik. modernist i. yenilik taraftarı. moder'nity i. yenilik; çağcıllık. modernize f. modernleştirmek, yenileştirmek. modernness i. modernl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Üçlülere dayanan klasik armoni kaidelerine uymayan yeni armoni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. T.) (musiki). Klasik kontrpuan kaidelerine uymayan yeni kontrpuan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Ar. T.) (musiki). Klasik musiki kaidelerine uymayan yeni musiki akımları (batı san’at mukişinde).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who admires the moderns, or their ways and fashions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An advocate of the teaching of modern subjects, as modern languages, in preference to the ancient classics. an artist who makes a deliberate break with previous styles of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an artist who makes a deliberate break with previous styles. of or relating to modernism; 'modernist paintings'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisation

çağdaşlaşma

Çağdaşlaşmak işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To render modern; to adapt to modern person or things; to cause to conform to recent or present usage or taste. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make repairs or adjustments to; 'You should overhaul your car engine'. become technologically advanced; 'Many countries in Asia are now developing at a very fast pace'; 'Viet Nam is modernizing rapidly'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. modernisme

çağdaşlık

Çağdaş olma durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to modernize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

modernity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, ,siir sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. sabah, sabah vakti, seher; başlangıç, başlama; b.h. fecir tanrıçası; s. sabahleyin olan, sabaha mahsus. morning gown sabahlık, robdöşambr. morning performance matine, sinema veya tiyatronun gündüz seansı. morning sickness hamilelerde sabah bula

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gündüzsefası, kahkahaçiçeği, bot. Convolvulus purpureus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtta yinelenen çizgi ve renklerin her birine verilen addır. (1) Heykel yapımı için alçı ya da metal eriyiğini kalıba dökme işlemi. (2) Herhangi bir nesnenin alçı ya da balmumu ile kalıbının alınması işlemi. (3) Yukarıdaki işlerin sonucunda elde edilen kalıp.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. matem tutmak, yas tutmak; ağlamak, kederlenmek. mourner i. yaslı kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, yaslı; hazin, acıklı, dokunaklı. mourn fully z. kederle .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kederlenme, ağlama, ağıt, yas tutma; matem, yas; matem elbisesi; yas süresi. half mourning yas süresinin son kısmı; yas, matem elbisesi. in mourning matem elbisesi giymiş; yaslı. mourning dove bir çeşit kumru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Merdiven gibi dereceleri olan ve uçları içine alan, kubbe şeklinde olan: Felek-i mukarnes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yeni doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) geceye özgü; geceleyin olan; geceleyin çiçek açan; geceleri gezen veya yem arayan (hayvan). noctur nally (z.) gece, geceleyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (müz.) tatlı ve duygulu müzik parçası, geceye mahsus parça; resimde gece manzarası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Geceye ait, geceyi terennüm eden musiki parçası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuzeye ait; kuzeyde meydana gelen veya yaşayan, kuzeyli; kuzeyden gelen. northern lights güneşteki fırtınalar sonucu meydana gelen ve en çok kuzey kutup bölgesinde geceleri görülüp hareket eden renkli ışıklar. northerner (i.) kuzeyli kimse; (gen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Işıklı, aydınlık, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. hot tempered. like a bear with a sore head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Serçegillerden uzun gagalı bir kuş (calao).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok süslü, şatafatlı, gösterişli. ornately z. çok süslü bir şekilde. ornateness i. fazla süslülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. e.g. for example. such as.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for example. for instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for instance. for example. e.g.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ermenice’den). I. Numune, meşk, misal: Filân şeyi örnek tuttum, bu iş, bu adam size örnek olsun. 2. Bir şeye uyularak yapılan iş, benzer, misil: Tıpkı örneğini yapmış. 3. Bir büyük miktara misal olmak üzere gösterilen küçük miktar, nümune: Zahire örneği, kumaş örnekleri. 4. Cins, çeşit: Bu, ne örnek maldır, onun bizde birkaç örneği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exemplary. pattern. reference. representative. sample. example. sample. pattern. specimen. model. type. copy. exemplar. version. exemplification. guide. illustration. instance. lead. norm. object lesson. precedent. representative. sampling. trial. ty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. exemplary. illustration. instance. model. norm. parallel. pattern. piece. representative. sample. specimen. templet. type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. case. sample, example. model. like. equal. counterpart. prototype. form. template. mould. mold. archetype. design. pilot. copy. sample copy. epitome. exemplar. exemplification. exponent. set form. illustration. instance. norm. paradigm. pa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to take sb / sth as one's model. to pattern oneself after sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustration. exemplification. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustration. exemplification. sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sampling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sample. to give an example of sth. to illustrate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model. specimen. sth which used as a specimen or sample. demonstration model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sample. model. specimen. sth which used as a specimen or sample. demonstration model.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., A.B.D., leh. huysuz; inatçı; alçak, aşağılık; adi, bayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., zool. hayvanlar ilminin kuşlar bölümü, ornitoloji. ornitholog'ical s. kuşlar bilgisine ait, ornitolojik. ornithologist i. kuş uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. duckbill.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ornithologue

kuş bilimci

Kuş bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. ornithologie

kuş bilimi

Kuşları inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornitology. ornithology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ornitology. ornithology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ornithorynque

hay. b. gagalı memeli

Tek deliklilerin gagalı memeliler familyasından, vücudu yumuşak tüylerle kaplı, eti yenen, Avustralya ve Tasmanya ırmaklarında yaşayan bir memeli türü.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. overnight

ekon. gecelik

Bir gece içinde olan, gerçekleşen.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., s. gece esnasında, geceleyin, bir gece içinde, bir geceyi kapsayarak; dün gece; ani olarak, birdenbire; s. gece boyunca olan; bir gecelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. devirmek, altüst etmek, bozmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devirme, altüst etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ. zata mahsus eşya; teçhizat; huk. evli kadının şahsi malları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Orta Yunanistan'da dokuz güzel sanat tanrıçasının meskeni olan Parnas dağı. Parnassian s., i. Parnas dağına ait; i. Parnasyen şair, 19. yüzyıl ortalanna ait Fransız şiir ekollerinden birine mensup şair.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i atın ayağına bukağı takılan yer, bukağılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. babaya ait, babaya mahsus, babaya yakışır; baba tarafından olan; babadan kalma. paternally z. babaca, baba gibi, pederane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bir memleket, iş yeri, toplumu) pederane bir şekilde idare etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. paternalisme

fel. babacılık

Devletin türlü sınıflar üzerinde babalık ederek bu sınıflar arasında denge kurmaya çalışması işlemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. babalık sıfatı, bir çocuğun babası olma; baba tarafı; kaynak; yazı sahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Lat. Hazreti isanın öğrettiği Rabbin duası; tespih; tılsım olarak okunan herhangi bir dua.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örnek, numune, model, misal; kalıpla basılarak çıkarılan veya kalıp şeklinde olan model; şekillerin düzeni; şablon; A.B.D. bir elbiselik kumaş; kurşun saçmasının hedef üzerinde bıraktığı izler; f. bir örneği kopya etmek, modeline göre yapmak; şek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çekilmemiş biber, dövülmemiş biber, tane biber; önemsiz kimse veya şey. peppercorn rent huk., (eski) yalnız itibari mahiyeti olan kira bedeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zararlı, tehlikeli; kötü; öldürücü, mahvedici, habis, kinci. pernicious anemia tıb. anemi pernisyoz, sonucu genellikle kötü olan ağır bir çeşit kansızlık. perniciously z. zarar verici surette, tehlikeli olarak, öldürücü durumda. per niciousness i

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir nevi kıymetli ipek kumaş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پرنيان] işlemeli atlas.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gazetede çok fotoğraf kullanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. farekulağı, bot. Anagallis

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Meşe ağacı çalısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Pırnarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Meşe cinsinden çalı. Pırnar kömürü = Bu çalıdan yapılan kömür ki, en makbûlüdür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pırnar çalılığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fakirlik, yoksulluk, züğürtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patlamış mısır, cin mısırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic. porno. porn. pornography. porno. porn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornography. porn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

creative activity of no literary or artistic value other than to stimulate sexual desire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Açık saçık yazı ve resimler, bahnâme edebiyatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

porn. pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornography.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pornographic. x rated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pornografi. pornographic s. müstehcen, açık saçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. arka kapı; yan kapı; ufak kapı; s. arkadaki; yandaki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the late 20th-century tendency to distrust objectivity, authority, universality, and moral and ideological absolutes Postmodern artists tend to mix styles, cultures, techniques, and high and low forms of art. a view that social and cultural reality, as we

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In its most general sense, describes the blurring and breakdown of established canons , categories, distinctions, and boundaries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Previously, philosophy was a study seeking the truth Since the days of Plato we've been attempting to define the Universal Truths by which we can all agree and to determine how we can know these are Universal Truths In the Postmodern world, philosophy tak

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. postane müdürü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olağandışı; doğaüstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güney Amerika'ya mahsus çatal boynuzlu bir geyik,zool. Antilocapra americana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çavdar ekmeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ölçünün dörtte biri; İng. dört librelik (1,8 kg) ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. dört yapraklı ve on altı sayfalı forma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. dördüncü; dörtlü, dörtten ibaret: b.h., jeol. en son zamana ait; i. dörtlü takım; b.h. en son jeolojik zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört şey veya kişiden ibaret takım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. el değirmeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çabuk kızar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) yeniden doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. réincarnation

ruh göçü

Ruhun bir bedenden başka bir bedene geçerek varlığını sürdürdüğü inancı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reincarnation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tekrar bedenli olmak, yeni bedene girmek; yeni bedene sokmak (ruh).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruhun bir bedenden diğerine geçmesi, ruh sıçraması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geri dönmek, geri gelmek, geri gitmek, avdet etmek; eski sahibine dönmek; yanıtlamak, cevap vermek; mukabele etmek; geri getirmek; geri göndermek, iade etmek; ödemek; (kar) sağlamak, getirmek; (tenis) iade etmek (topu); resmen ilan etmek veya bild

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, geri dönüş, geri geliş, geri gidiş, avdet; geri getirme; geri gönderme, iade; eski haline dönüş; tekrar tutma, nüksetme; tekrar olma; kâr, kazanç, hasılât, faiz; resmi rapor; çoğ. istatistik cetveli. return address gönderenin adresi. return

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. mikroskop. microscop'ic(al) s. ancak mikroskopla görüle bilen, mikroskobik; çok ufak. microscop'ically z. mikroskobik şekilde; çok ufak miktarda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., (argo) herkese veya herşeye dönüp bakan kimse, meraklı kimse, mütecessis adam; f. tecessüsle bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Alm.) (musiki). Bir mâdeni nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Zambakgillerden tırmanıcı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarsaparilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(smilax): Zambakgiller familyasından; tırmanıcı ve dikenli gövdeli, yeşilimsi çiçekli, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları kalp şeklindedir. Çiçekleri şemsiye durumundadır. Kökünde tanen ve saponin bulunur. Birçok türü vardır. Yurdumuzda nemçe saparnası, Anadolu saparnası bulunur. Kullanıldığı yerler: Terletir. Kanı temizler. Cilt hastalıklarında faydalıdır. Frengide kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. «sahrinc» tan galat). 1. Yazın kullanılmak üzere yağmur sularının birikmesine mahsus yeraltı haznesi. 2. Gemide tatlı su koymak için saçtan hazne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cistern. reservoir. tank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cistern. tank. reservoir. vat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saturn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Rom. mit. Saturn, ziraat tanrısı; astr. Zühal, Saturn. Satur'nian s. bu tanrıya veya gezegene ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. veya tek) Satürn bayramı; aşırı derecede eğlence ve sefahat bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı, kasvetli; asık yüzlü, abus çehreli: eski, kim. kurşuna ait; tıb. kurşundan oluşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. bir çesit anahtarlı ve nefesli çalgı aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tepeden bakma, istihfaf, küçük görme, tahkir; hakir şey; f. küçümsemek, tahkir etmek, istihfaf etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hakaret dolu, tahkir eden, ağır scornfully z. istihfafla, tepeden bakarak. scornfulness i. küçümseme, istihfaf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ayırt etmek, tefrik etmek; tb. ifraz etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifraz edici gudde veya ilâç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özerklik muhtariyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yarım günlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ebedi baki daimi. sempiternity i. ebediyet, sonsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنامه] mektup başlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Baş okşayan, sevecen.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنگون] başaşağı, tepetakla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tepetakla olmak, başaşağı gelmek, yenilmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Baş ışık. İlk ışık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنوشت] yazgı, alın yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekecek, kerata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). satılmadan eskiyen (mal).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). shear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısa boynuzlu iri bir cins sığır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cybernétique

güdüm bilimi

Canlılarda ve makinelerde kontrol, iletişim ve işleyişi inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., çoğ., A.B.D. favori (saçlarda).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), istenilmemiş, beğenilmemiş olmasına aldırmadan dileğinde ayak direyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obtrusive. to annoy. worry. saucy. tiresome. importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exasperatingly importunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exasperating. importunity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sırnaşıklık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to persist exasperatingly in asking for sth. to importune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. pasaklı kadın; s. pasaklı, şapşal. slatternly s. pasaklı. slatternliness i. pasaklılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. İzmir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kalmak, geçici olarak kalmak, misafir olmak; i. konukluk, misafir olarak kalma. sojourner i. misafir, konuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güneysel, cenubi, güneyden gelen veya güneye ait. southern lights güney yarımkürede geceleri gökyüzünde görülen renkli ışıklar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Güneyli; A.B.D.'nin güneydoğu eyaletlerinden olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. en güneyde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kara pelin, bot. Artemisia abrotanum; kafuriye, bot. Artemisia arborea.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. uzay yoluyle taşınan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. tekme atıp defetmek, tekme ile kovmak; hakaretle reddetmek; i. hakaret edici davranış; nefretle reddetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sert, musamahasız, haşin, katı; şiddetli, kuvvetli. sternly z. sert bir şekilde. stern'ness i. sertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi veya sandal kıçı; bir şeyin arka kısmı, kıç. stern chaser kıç topu. stern sheets filika veya kayığın kıçaltı. by the stern den. kıçı biraz fazla suya batmış, kıç tarafından. from stem to stern den. baştan kıça kadar. stern'most s. en gerideki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göğüs kemiğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) göğüs, sternum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kıç bodoslaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göğüs kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aksırma. sternutative, sternutatory s. aksırtıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arkadan çarklı nehir gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ölü doğmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. inatçı, direngen, serkeş, dik başlı; sebatkâr, azimli; sert, çetin, müşkül. stubbornly z. inatla, ayak direyerek. stubbornness i. inatçılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stimy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water cistern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., man. ikincil önerme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ast, alt; i., ing., ask. astsubay; ast.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. birbiri arkasından gelen, ardıl, ardışık. subalterna'tion i. birbiri arkasından gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. aklını çelmek, kışkırtmak, ifsat etmek, ayartmak; huk. yalan yere yemin etmeye teşvik etmek. subornation i. yalancı tanıklığa teşvik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güneş yanığı; f. güneşten yanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. göksel, semavi; ilâhi; yüksek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. suyun üstünde yüzen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün insanlığı kapsayan, milletler üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğaüstü, tabiatüstü; harikulade, mucize kabilinden. supernaturalism i. doğaüstü olma; doğaüstü güce inanma. supernaturally z. doğaüstü kuvvetlere dayanarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. normal üstü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. fazla, zait; lüzumundan fazla; i. gerekli sayıdan fazla olan kimse; (tiyatro) önemsiz rollere çıkan oyuncu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سورنا] zurna.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturaliste

doğaüstücü

Doğaüstücülük yanlısı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. surnaturalisme

doğaüstücülük

Doğa yasalarıyla açıklanamayan olayların ve gerçeklerin varlığına inanmak gerektiğini ileri süren öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. swear. sworn brother bir kimseyle kardeş olmaya yemin etmiş kimse, kan kardeşi. sworn enemy ezeli düşman, can düşmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çadır, hayme; mesken; taşınabilen tapınak; tapmak; den. indirilen direğin Iskaçası; f. barınmak, barındırmak. tabernac'ular s. çadıra benzer. Feast of the Tabernacles kamış bayramı, gül bayramı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. konuşmaz, sessiz, suskun. tacitur'nity i. sessizlik, suskunluk. taciturnly z. sükutla, suskunlukla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dağda bulunan ufak göl.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ünlem), (A.B.D.), leh. lânet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. kirletmek, lekelemek; lekelenmek; donuklaştırmak, karartmak; kararmak, donuklaşmak; i. leke, kir; kararma, donuklaşma .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taverna, meyhane; han.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tavern. nightclub. drinking place with music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightclub. osteria. tavern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

isolated instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from head to foot. from top to bottom. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) üç rakamdan meydana gelen takım; üç numaranın birleşmesi neticesinde kazanılan piyango ikramiyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.)deniz kırlangıcı, balıkçın, (zool.) Sterna hirundo.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) üçIü, üçten meydana gelen; üçer üçer giden; (kim.) üç unsur veya atomdan oluşmuş; (mat.) tabanı üç olan (rakam sistemi); üç madenden oluşmuş (alaşım); (i.) bir arada alınan üç şey, üçIü grup.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) üçten meydana gelen; üçer üçer düzenlenmiş; (bot.) yaprakları üç kısımdan meydana gelen; yaprakları üçer üçer olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kalay ve kurşun alaşımı ile kaplamak. terne'plate (i.) kalay ve kurşun alaşımı ile kaplı demir veya çelik levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içdiken; üzüntü cefa; dikeni çok bitki; (eski) İngilizce'de th sesini gösteren harfin adıö thorn apple alıç bot. Crataegus azarolus; tatula, bot. Daturastra monium. thorn in the flesh baş belâsı. thorn'y s. dikenli; belâlı, cefalı sıkıntılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vatoz, kedibalığı, zool. Raia clavata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. üç köşeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. eskimiş, bayatlamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsan ve hayvanın el ve ayak parmaklarının ucundaki sert ve hissiz kısım. 2. At ve sığır gibi hayvanların ayakları ucundaki bir veya iki parça maddeye de denir. Etle tırnak = Hısım akraba. Tırnak iliştirmek, takmak, geçirmek = Yapışıp bırakmamak, elde etmeye çalışmak. Baştan tırnağa, tepeden tırnağa = Baştan ayağa. Tırnak pidesi = Üstünde basılmış tırnak izleri bulunan bir cins pide. Demir tırnağı = (denizcilik) Lengerin sivri ucu. Devetırnağı = Bir cins bitki. Tırnağı dibinde = Peşin, parayla. Tırnak sökmek = mec. Takat bırakmamak. Şeytantırnağı = Tırnağın yanından ayrılan deri parçacığı. Katırtırnağı = Bir cins bitki ve çiçeği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail. fingernail. claw. cam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fingernail. nail. toenail. claw. hoof. inverted commas. quotation marks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

finger nail. lug. strut. back stop. prong. trippet. extractor. pallet. point. hoof. dog. ungula. talon. tumbler. tab. cam. gab. cog. joggle. ear. knockout. knockup. finger. finger grip. quotation marks. claw. fingernail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tırnaklarda meydana gelen çatlakları tedavi etmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, gliserin, kolonya.

Hazırlanışı : Küçük bir şişeye 1 çorba kaşığı limon suyu, 1 çorba kaşığı gliserin ve 1 çorba kaşığı limon kolonyası konur. İyice çalkalanıp, tırnakların üstü ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Tırnak kenarlarında veya altında cerahat birikmesine, tırnak iltihabı denir. Nedeni, ufak kesikler veya sıyrıklar sonucu bakterilerin yerleşmesidir. İltihaplanan tırnağın kenarında kızarıklık görülür. Ağrı da vardır. Tedavi için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Maydanozlar, tırnağın üzerine konup, temiz bir bezle sarılır. Aynı işleme iltihap boşalıncaya kadar devam edilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quotation mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inverted comma. quotation marks. inverted commas. turned commas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nail scissors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickpocket. thief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tırmalamak. 2. Tırnaklarını geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scratch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to scratch. to claw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be scratched. to be clawed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Halk rasında bu olay, organizmanın vitamin eksikliğine bağlanır. Oysa tırnaklar üzerinde zaman zaman beyaz lekelerin oluşmasının kesinlikle patolojik bir rahatsızlıkla ilgisi yoktur. Bu olayın nedeni, tırnağın altında küçük bir hava boşluğunun oluşmasıdır. Bu hava boşluğu zaman içinde büyür ve yukarı doğru çıkar. Daha sonra da kendiliğinden kaybolur. Ancak bu hava boşluğundan kaynaklanan beyaz lekeleri anımsatan mantar oluşumu tamamen farklı bir şeydir. “Lökonik hastalığı” adı verilen bu durum, tipik bir deri mantarı rahatsızlığıdır ve genellikle tırnaklarında mantar olan kişilerle el sıkışması yoluyla geçer. Bu hastalık, ağızdan alınan bazı ilaçlarla tedavi edilir.

Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve kompozisyonlarındaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız derimize her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerlerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı kaşımak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilere tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0,5 - 0,6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2,5 - 3,0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır veya incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Hayvanlar pençelerini toprağı kazmada, savunmada ve saldırıda kullandıkları için bunların sivri oldukları, insanların tırnaklarının ise geçirdikleri evrim sonucunda düzleştiği ileri sürülüyor. Genel anlamda tırnaklarımız saçlarımızla ortak bir özellik gösterir. İkisinin de görülen kısımları ölü hücrelerden oluşmuştur ve komposizyonlardaki ana madde keratindir. Tırnaklarımız parmaklarımızı mekanik dış tehlikelere karşı korurlar. Özellikle el tırnaklarımız parmaklarımız için çok önemlidir. Onlar olmasaydı derimizin yumuşak tabakası ile eşyaları tutup kaldıramazdık.

El ve ayak tırnaklarımız, derimizin altındaki, tırnak diplerine çok yakın köklerinden çıkarlar. Burada tırnak çok inceleşir ve yarım ay şeklinde beyaz bir renk alır. Bu bölüm baş parmaklarda çok belirgindir, diğer parmaklarda çok olabilir de, olmayabilir de ama serçe parmağımızda pek görülmez. Kökteki hücreler ölü bir hücre olan keratin üretirler ve yeni hücreler üredikçe ölü tırnağı dışarı doğru iterler. Bu nedenle de aynen saçlarımız gibi tırnaklarımızı keserken de acı duymayız.

Tırnaklarımız deriye her iki yandan elastik fiberlerle bağlıdırlar. Bu sayede yanlardan bağlı oldukları halde uzadıkça rahatlıkla ilerler. Derideki yatakları ile irtibatı biten tırnaklar beyazlaşır ve kesilmeyi beklerler. Halbuki bu kısmın da küçük objeleri tutmak, bir tarafımızı karıştırmak, sivilce sıkmak gibi çok ciddi fonksiyonları vardır.

Elimizdeki tırnakların ayaktakilerle tek farkı, daha hızlı, yani haftada ortalama 0.5-0.6 milimetre hızla uzamalarıdır. Yani kesilmezlerse yılda 2.5-3.0 santimetre uzunluğa ulaşabilirler. Ayak tırnaklarının uzama hızı bunun dörtte biri kadardır.

En hızlı uzayan tırnak orta parmaktakidir. Buradan parmak ne kadar uzunsa, oradaki tırnak da o kadar hızlı uzar sonucunu çıkartabiliriz. Bütün tırnaklar sıcak havada soğuğa nazaran daha hızlı uzarlar. Tırnaklardaki uzama hızı yaş ilerledikçe yavaşlar. Çok ileri yaşlarda neredeyse yarı yarıya düşer. Bebeklerde de tırnak uzama hızı yetişkinlere göre daha yavaştır.

Dışarıdan çok basit bir yapıymış gibi görünen tırnaklarımız aslında çok karışık ve bugün bile tam olarak anlaşılamamış bir yapıya sahiptirler. Tırnak, daha doğrusu onu oluşturan kısım psikolojik değişmelere de duyarlıdır. Stresli zamanlarda, uzun süren yüksek ateşte, zararlı içkiler alındığında çatlarlar, lekeler oluşur, kalınlaşır ve incelirler, yani deforme olurlar. Bu özellikler tırnaklarımızı sağlık durumumuzu ortaya koyan önemli ipuçları haline getirir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unguiculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having nails. having claws. spiked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

which has nails. claws or hooves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tırnağa benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., bak. tear.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Yuvarlak şeyleri yontup işlemeye mahsus Alet: Tornadan çekmek. 2. Çıkrıkçılık. 3. Bakırcı ve dökmeci çarkı. 4. (denizcilik) Bir dilli makara. Torna tezgâhı = Torna işlerine mahsus tezgâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe. turning machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe. turn. turn bench. turning lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lathe operator. latheman. turner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent whirling wind; specifically , a tempest distinguished by a rapid whirling and slow progressive motion, usually accompaned with severe thunder, lightning, and torrents of rain, and commonly of short duration and small breadth; a small cyclone. a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a localized and violently destructive windstorm occurring over land characterized by a funnel-shaped cloud extending toward the ground. a purified and potent form of cocaine that is smoked rather than snorted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air in contact with and extending between a convective cloud and the surface of the earth It is the most destructive of all storm-scale atmospheric phenomena They can occur anywhere in the world given the right conditions, b

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air that is in contact with the ground Tornadoes usually develop from severe thunderstorms and can produce winds of 100 to 300 mph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Appears as a powerful, funnel-shaped wind current in the lower parts of the atmosphere with winds that twist upwards at high speeds - often spawning from severe thunderstorms The tornado usually emerges from the base of a cumulonimbus cloud It usually has

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent rotating column of air, in contact with the ground, pendant from a cumulonimbus cloud A tornado does not require the visible presence of a funnel cloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating narrow column of air in contact with the ground and extending from a thunderstorm base The tornado is most often found in the southwest quadrant of the storm, near the trailing edge of the cumulonimus cloud Tornadoes and funnel clouds

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A twisting, spinning funnel of low pressure air The most unpredictable weather event, tornadoes are created during powerful thunderstorms As a column of warm air rises, air rushes in at ground level and begins to spin If the storm gathers energy, a twisti

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Tornado is a violently rotating vortex of air in contact with a parent cloud and a land surface.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air, reaching down from a cumulonimbus cloud and touching the ground Generally observed as funnel-shaped, it is the most destructive of all storm-scale atmospheric phenomena They occur only in certain areas of the world and

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rapidly rotating column of air extending from a cumulonimbus cloud with a circulation that reaches the ground However, the visible portion might not extend all the way to the ground. intense, cloud-cored vortex extending from the base of a severe local

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violently rotating column of air, pendant from a cumulonimbus cloud, and nearly always observable as a funnel cloud or tuba On a local scale, it is the most destructive of all atmospheric phenomena Its vortex, commonly several hundred yards in diameter,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent rotating column of air, usually forming a pendant from a cumulonimbus cloud with the circulation reaching the ground It nearly always starts as a funnel cloud and may be accompanied by a loud roaring noise On a local scale, it is the most destru

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A vortex of rapidly moving air associated with some severe thunderstorms Winds within the tornado funnel may exceed 600 kilometers per hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A strong, rotating column of air extending from the base of a cumulonimbus cloud to the ground. a powerful column of winds spiraling around a center of low atmospheric pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rapidly rotating column of air which is attached to a thunderstorm and is in contact with the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent storm characterized by strong swirling winds and updrafts; tornadoes form when a strong cold front pushes under a warm, moist air mass over the land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating column of air ranging in width from a few yards to more than a mile and whirling at destructively high speeds, usually accompanied by a funnel-shaped downward extension of a cumulonimbus cloud. a column of air that is whirling very fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the TALC, a period of rapid growth in which most pragmatist buyers first adopt a product based in a new technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Whirling tubes of concentrated wind with very high speeds, attached to funnel-shaped clouds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A violent storm where various natural forces cause a strong circular wind that can reach over 300 miles per hour Like some natural disasters, they are unpredictable and unpreventable, and they cause indiscriminate damage, so they tend to not cause a dimin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A funnel extending from a towering cumulus touching the ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A small, very intense cyclonic storm with exceedingly high winds, most often produced along cold fronts in conjunction with severe thunderstorms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tornado.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -does, -dos) kasırga; hortum; şiddetli fırtına.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn (on a lathe. to lathe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be turned (on a lathe. to be lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turned on a lathe. lathed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Vida, yani burgulu çivileri çevirip sıkıştırmaya veya gevşetmeye mahsus ucu yassı demir Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver. turnscrew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screwdriver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). 1. Geminin geri geri gitmesi; bu maksatla pervanesini ters yönde çevirmesi. 2. mec. Ters yüz etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sternway. disavowal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reverse ! astern ! backward rotation. going backwards. making over by resewing it. reversing back motion. reverse motion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. turnuva; f. turnuvaya katılmak; mızrak oyununa katılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kan akıntısını durdurmak için kola veya bacağa sarılan sıkı sargı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden giyilen üç kenarı kalkık şapka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğuştan, hakiki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş devir, deveran; sapış, yön değiştirme, yönelme, istikameti çevirme; sapak, dönemeç; viraj; oyun sırası; korkutma, ödünü koparma; gezme, dolaşma; gidip gelme; muamele; sıra, nöbet; kabiliyet, yetenek, istidat; biçim; yön; tarz, nevi; k.dili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. döndürmek, çevirmek; devrettirmek, altüst etmek; torna tezgâhında biçim vermek; tersyüz etmek; burkmak; biçimini değiştirmek, bozmak, tahvil etmek, değiştirmek; kıvırmak; körletmek; uygulamak, faydalanmak; etmek yapmak; doğrultmak, tevcih etmek, yöne

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Balıkçıl ve leyleğe benzer büyük bir kuş, telli turna vs. Mısır turnası = Karaleylek. Turnabalığı = Deniz ve gölde yaşıyan bir cins balık. Turna gagası = Bir cins çiçek. Turna katarı = 1. Sürü ile gezenler hakkında kullanılır. 2. Buz üzerinde dört, beş kızağın arka arkaya konup kayılması. Turnakırı = Kül rengine çalar at tonu. Turna geçidi = Bahar fırtınası. Turnagözü = Berrak sarı. Turnayı gözünden vurmak = MakbûI bir şeyi elde etmek (alay yoluyla söylenir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane. crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yeniçeri ocağında doğancı gibi bir sınıf asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardunyagillerden, tohumlarının ucunda ince uzun bir uç bulunan bitki.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. liftin uskuru, germe donanımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönek adam, prensip değiştiren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. musluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. devrik (yaka).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir tiyatro veya musiki topluluğunun, bir solistin temsiller vermek üzere yer yer dolaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. the road.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tour. circuit. circular tour / trip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çeviren kimse, döndüren veya dönen şey; tornacı; bedeneğitimi uzmanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tornacılık; tornacı işi; tornacı dükkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastikhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Geçenleri sayacak tertibatı olan veya teker teker geçmeyi sağlayan döner kapılı geçit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stile. turnstile. tourniquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnpike. pay gate. tourniquet. turnstile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönüş, dönme; yoldan sapma veya çıkma; dönemeç, dönüş yeri. turning point dönüm noktası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şalgam, bot. Brassica rapa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. zindancı, gardiyan; s. anahtar teslim usuluyle yapılan. turn-key job tamamlayıp teslim etmek üzere kontrat yapılan iş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. döner düğme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir tekerlekli makara.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. katılanlar toplantı mevcudu; istasyonlarda yan hat; mahsul, ürün, verim; trafikte sapma; İng. grev; sapak; malzeme; at ve koşum takımları ile beraber araba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. devrilme; sermaye tedavülü, devir; sermaye ve bununla kazanılan meblâğ; meyvalı turta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçiş parası alınan yol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir sıvının asit ve alkali olduğunu anlamak için kullanılan boya.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kebapçı, döner çeviren kimse; eskiden ayak değirmenini çevirmekte kullanılan köpek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. turnike.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pikapta plağın altındaki döner tabla; demiryollarında vagonları bir hattan diğerine geçiren veya lokomotifin yönünü değiştiren döner platform, döner levha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. katlı; i. katlı kısım; (iskambil) yüzü çevrik kağıt; şans.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus. turnsole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

litmus paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Birkaç takımın katıldığı spor yarışması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. tourney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tournament. joust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. jimnastik kulübü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden Londra'da bir idam meydanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extremely modern; 'Dadism and ultramodern art'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fazla modern, ültramodern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. süslenmemiş, donatılmamış; asıl; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğmamış, henuz dünyaya gelmemiş; müstakbel, gelecek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yanmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alâkasızlık, ilgisizlik, kayıtsızlık, duygusuzluk; telâşsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. alâkasız, ilgisiz, kayıtsız, duygusuz. unconcern'edly z. ilgisizce. unconcern'edness i. ilgisizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., (edat), s. altına, altında; s. alt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyi beslenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayırt edilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s.çalışarak kazanılmamış; hak edilmemiş.unearned increment huk. kendi emeği ile kazanılmamış kıymet artışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. mobilyasız, döşenmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. idare edilemez, yönetilmez serkeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (beygirden) koşum takımını çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek boynuzlu at şeklinde hayali bir hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (learned veya learnt) öğrendiğini unutmak; aksini öğrenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. okuma yazma bilmeyen, tahsilsiz, cahil: bilgisiz; çalışarak öğrenilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. saçı kesilmemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lekelenmemiş, kararmamış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. cilâsız; süssüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukanya çevirmek veya çevrilmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yukanya dönme; iyileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ayaklı kavanoz veya vazo; kap; ceset külü koyacağı: semaver

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Antik Roma`da taş, pişmiş toprak ya da tunçtan yapılan vazoya benzer, kapaklı veya kapaksız kap.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geriye dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vernik, cila; yapmacık, yapma kibarlık; f. cilalamak, verniklemek; görünüşte süslemek, içyüzünü gizlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ana diline ait; yerli konuşma dilindeki; bölgesel; argoyla ilgili; yaygın; i. anadili; konuşulan dil, günlük dil; lehçe; deyim, argo; yaygın isim. vernacularism i. lehçe deyimi; şive; konuşulan dili kullanma. vernacularize f. yerlileştirmek. ve

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ilkbahara ait, ilkbaharda olan; gençliğe ait. vernal equinox ilkbahar noktası (21 Mart). vernal grass otlar arasında biten güzel kokulu bir ot bot. Anthoxanthum odoratum. vernally z. ilkbahar gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. tomurcuk içinde yaprakların dizilişi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verniye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Fırça ile sürülen cilâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer. stain. varnish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lacquer. varnish. glaze. lac. polisher. french polish. gloss. stain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to varnish. lacquer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kartopu, bot. Viburnum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kabalık, terbiyesizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. ikaz etmek, uyarmak, tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; huk. ihbar etmek, ihtar etmek; öğütlemek, tavsiye etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ihtar, uyarma, ikaz; ihbar; s. uyarıcı; ihbar eden. a week's warning bir haftalık vade. be a warning to someone birisine ibret olmak. give warning uyarmak, ikaz etmek, tehlikeyi haber vermek. take warning nasihat kabul etmek, ibret almak. warn

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. savaştan yıpranmış, savaş yorgunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yüzen; su yoluyle taşınan; su yoluyle bulaşan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sudan aşınmış, suda eskimiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hava etkisiyle bozulmuş veya aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. iyice eskimiş, çok giyilmiş; bayatlamış; lâyık, hak edilmiş, değimli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

gömlekli lamba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. batı, batısal; batıya ait; batıdan esen; i. batılı; kovboy romanı veya filmi. Western Church Batı Roma imparatorluğundaki kilise, Katolik kilisesi. westerner i. batılı. westernize f. batılılaştırmak. westernmost s. en batıdaki. West Indies Bat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. alıç, bot. Crataegus azarolus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kır, sahra; el değmemiş bölge; boşluk; şaşırtıcı kalabalık veya yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. rüzgârın taşıdığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruzgârdan meydana gelen deri kızarıklığı, rüzgâr yanığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., hane. iki ayaklı ve kuyruğu dikenli olan kanatlı ejderha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağaç tornacılığı. woodturner i. ağaç tornacısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wear; s. yıpranmış, zedelenmiş, aşınmış; çok giyilmiş; bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yııpranmış, aşımış, eskimiş; işi bitmiş, kullanılmaz hale gelmiş; bitkin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. wivern.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -na) anat. göğüs kemiğinin arka kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pamuk veya yün ipliği, bükülümüş iplik; k.dili. hikaye, masal, bilhassa gemici masalı; f., k.dili. masal anlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. boyanmış yün ipliğinden dokunmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hislenmek; müteessir olmak; sevgi beslemek. yearn for arzulamak, özlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. arzu, özlem. yearningly z. özlem çekerek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dün sabah.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (eski) dün gece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [زهرناک] zehirli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Altınla işlenmiş, yaldızlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kılıç gibi şeylerin üzerine kakma altınla yapılan işleme, süs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Zırnık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sıçanotu, arsenik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İki boynuzlu anlamında. 2.Kur’an-ı Kerim’de adı geçen şahıs. 3.Büyük İskend(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (F. sûrnâ’dan). 1. Keskin, acı bir ses çıkaran ve ekseriya davul ile beraber olarak üfleyerek çalınan maruf çalgı. 2. mec. münasebetsiz ve soğuk sözlerle çok gevezelik eden adamdan kinaye olur. Zil zurna = (argo) Çok sarhoş, kendini bilmez sarhoş. Davul zurna ile = Gürültülü, patırtılı bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrill pipe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zurna çalan çalgıcı: Zurnacı

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Zurna denilen çalgıyı çalan çalgıcı, Fars. sûrnâ-zen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Meşhur İskender’e verilmiş olan lakaptır; boynuzlu, iki boynuzlu.

Türkçe Sözlük by