Roba ne demek? | Roba anlamı nedir? | Roba

Roba anlamı nedir?

Roba ne demek?

Roba anlamı nedir?

Roba | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: roba

Türkçe Sözlük

(i. İ. roba). Giyilecek şey, esvap, elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yoke. woman's dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrobat, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir akrobatın yaptığı hareketlerin biri veya hepsi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobatie

cambazlık

Cambazın işi veya mesleği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). El üzerinde denge hareketleri, tehlikeli sıçramalar yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobate

cambaz

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. acrobat cambaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat , equilibrist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (ikisi) aynıderecede muhtemel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ihtimal dahilinde olmayan, umulmayan. improbability i. ihtimal dahilinde olmayış improbably z. ihtimal olmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) soru işareti ile ünlem işaretinden icat edilmiş karışık bir işaret .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sepicilikte ve boya işlerinde kullanılan helile ağaç meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. olasıcılık, probabilizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. olasılık, ihtimal; muhtemel şey. in all probability her ihtimale göre. What are the probabilities? Tahminler nedir?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr.). Mutlak hakikati inkâr eden; gerçeğin ancak az veya çok ihtimaller arasında bulunabileceğini ileri süren doktrin.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. probabilisme

fel. olasıcılık

Bilginin ancak olasılık değeri olduğunu, kesin doğrunun bilinemeyeceğini, bilginin yalnız olasılığa erişebileceğini ileri süren teoriye dayalı kuşkucu öğreti.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. olasılı, muhtemel. It is more than probable... Büyük bir ihtimalle... probably z. belki de, galiba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. boğaza kaçan bir şeyi çıkarmaya mahsus cerrah mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. onaylama yetkisine ait; i. vasiyetnamenin resmen onaylanması; f. vasiyetnameyi resmen onaylatmak. probate court veraset mahkemesi. probate duty bir nevi veraset vergisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., huk. hafif bir suçtan dolayı gözaltına alınma; (memuru) deneme süresi; gözaltı; kanıtlama; huk. vasiyetnamenin onaylanması. probation officer hafif suçluyu gözaltında bulunduran memur. probational, probationary s. deneme ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gözaltında olan hafif suçlu; deneme devresinde olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. denemeye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. tövbesiz, günahkâr, sefil, melun; i. kötü yola sapmış kimse, ahlâkı bozuk kimse; f. ebedi ceza vermek (günahkâra); uygun görmemek, tensip etmemek; lânetlemek. reproba'tion i. lânetleme; tensip etmeme; melunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by