Rod ne demek? | Rod anlamı nedir? | Rod

Rod anlamı nedir?

Rod ne demek?

Rod anlamı nedir?

Rod | Dream Meanings


İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çubuk, değnek; asa; falaka değneği; ceza; kudret, güç; beş metrelik uzunluk ölçüsü. connecting rod oto piston kolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

sığırkuyruğu, (bot) Verbascum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic. aerodynamics. streamlined.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aerodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaalanı, hava limanı; hangar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hareket halinde olan hava veya gaza ait. aerodynamics (i). aerodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). şehvet teskin edici (ilaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). cinsel arzu uyandıran; (i). cinsel arzu uyandıran ilaç veya gıda maddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), anat düz yüzlü eklem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).uçağın üst kısmında gökcisimlerini gözlemek için yuvarlak pencere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) yıldızların hareketleriyle ilgili bilim dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yan ürün, bir şey üretilirken onun yanı sıra elde edilen ve ikinci derecede önemli olan bir ürün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çürütmek, aşındırmak, yemek; çürümek, paslanmak, aşınmak, yenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). amaca zararı dokunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(den)., (s). ayaklar altında çiğnenmiş; mazlum, haksızlığa uğramış, mağdur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrod .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrodinamik .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Elektrot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrodynamcis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suyun tuzunun giderilmesinde kullanılan elektrokimyasal işlem.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

istihsal edilen şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) kemirmek, yemek; (jeol.) aşındırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Compositae familyasmdan uzun saplı bir sarı çiçek .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (biyol). hem erkek hem dişi cinsiyet organlan bulunan canlı veya bitki; (s). hünsa, erselik, ikicinslikli. hermaphrodit'ic (s). ikicinslikli, hünsa, erselik. hermaph'roditism (i). iki cinsiyet sahibi oluş, hünsalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabul edilmiş dini esaslara aykın olan. heterodoxy (i). kabul edilmiş doktrinlere muhalefet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., radyo gelen sinyali devamlı bir frekansa karıştıran (alıcı tipi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrodynamic (s. hydrodynamic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunanistan'da mabede bağlı köle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fiziğin hidrodinamik bahsi ile ilgili. hydrodynamics i. sıvıların durumunu inceleyen fizik kolu, hidrodinamik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs.) introduction, introductry.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) takdim etmek, tanıştırmak; ortaya çıkarmak, ortaya koymak, teklif etmek; tanıtmak; yeni bir bilgi getirmek; öğretmek, usulünü göstermek; içine sokmak; öne sürmek; başlamak, açmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) takdim, tanıştırma; tavsiye mektubu; kitap önsözü; başlangıç; giriş; ortaya getirilen veya konan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) önsöz veya tavsiye kabilinden; tanıtma maksadıyle yapılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışken, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonra da yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullanılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ ve şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildin Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırınına, giysilerinizden birini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırının içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacak ve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Diyelim ki, normal bir fırında bir keki pişiriyorsunuz. Kekler normal olarak 170-180 derecede pişirilirler. Ama siz fırını yanlışlıkla 250 dereceye ayarlarsanız, olacak olan, kekin daha içi ısınmamışkenn, dışının yanmasıdır. Normal bir fırında, ısı önce yemeğin piştiği kap sonrada yemeğin dışı ile temas eder ve oradan içine doğru yayılır. Fırının içinde ısınan kuru hava da, kekin içi hala nemli iken dışını kurutur ve kahverengi bir kabuğun oluşmasına yol açar.

Bir mikrodalga fırında kullnılan, yani yiyeceğin üzerine gönderilen mikrodalgalar 2.500 megahertz frekansındaki radyo dalgaları boyutunda olup, frekansları FM radyo bandı frekansının yaklaşık 20 mislidir.

Bu frekanstaki radyo dalgalarının ilginç bir özelliği vardır. Su, yağ, şeker tarafından çok rahat emilmelerine rağmen plastik, cam, seramik gibi malzemeler, nitrojen ve oksijen gibi gazlarca emilmezler ve tekrar gerisin geriye yansıtılırlar.

Sık sık mikrodalga fırınların, yiyeceği içinden dışına doğru ısıttığını duyarsınız. Bu doğru değildir. Dalgalar doğrudan yiyeceğin yağ ve su moleküllerini etkilerler. Yani yiyeceğin dışından başlayıp içine doğru ilerleyen veya tam tersi yönde bir ısınma söz konusu değildir. Su ve yağ molekülleri yiyeceğin her tarafına dağılmış olmaları sebebi ile, ısınma da aynı zamanda her yerde olur.

Tabii ki bazı sınırlamalar da vardır. Radyo dalgaları yiyeceğin daha kalın ve yoğun kısımlarından farklı şekilde direnç görerek geçtiklerinden, yiyecekte farklı sıcaklıkta noktalar oluşabilir.

Radyo frekansındaki bu mikrodalgalar, oksijen ve nitrojen tarafından emilmedikleri için, mikrodalga fırında bulunan ve çoğunlukla bu gazları içeren hava da, diğer fırınlardaki gibi sıcak olmayıp, oda sıcaklığındadır. Bu da ısınan hava tesiri ile yiyecekte, kızarmış bir kabuk oluşmasına mani olur.

Bir mikrodalga fırına, giysilerinizdenbirini koyarsanız, kumaş aniden ısınır ve içerdeki havayı da ısıtır. Kumaş yanmasa da normal bir fırında olacağı gibi kumaşın yüzeyinde kırışık bir kabuk oluşur.

Daha ilginci, bir mikrodalga fırını içine bir kahve fincanı içinde su koyarsanız, fincanın içindeki suyun ısısı, suyun kaynama noktasını geçtiği halde, suyun kaynamadığını, hava kabarcıklarının

çıkmadığını görürsünüz. Bu suyu fırından alır, içine bir kahve kaşığı sokar veya onu içinde kahve bulunan bir kaba dökerseniz, aniden kabarcıklarla kaynayacakve hatta taşacaktır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) güçIü avcı Nemrud; usta avcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) mahsul vermeyen, verimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. piyasaya göre fazla imal etmek. overproduction i. piyasayı etkileyecek kadar fazla imalât.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parody.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. edebi bir eserin gülünç şekilde taklidi hezel; beceriksizce taklit; müz. bir parçanın gülünç şekilde taklidi; f. gülünç bir taklit eseri yazmak. parodist i. hezel yazan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ded,- ding) i. dürtmek; üvendire ile dürtmek; tahrik etmek, kışkırtmak; i. üvendire ile dürtme; hatırlatıcı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. müsrif, savurgan tutumsuz; çok bol; i. müsrif kimse. prodigal son hayatı ciddiye almayan kimse, mirasyedi kimse. prodigally z. müsrifçe; cömertçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. israf; bolluk; eli açıklık, aşırı cömertlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok büyük, iri, kocaman; şaşılacak, müthiş. prodigiously z. çok büyük olarak; müthiş surette. prodigiousness i. büyüklük, irilik; harikuladelik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dahi; mucize, harika; olağanüstü şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ilk belirtiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. hastalığın ilk belirtisi, prodrom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mahsul, ürün, hasılat; zerzevat, sebze.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. meydana getirmek; vermek, mahsul vermek; göstermek, meydana koymak, ortaya çıkarmak; doğurmak; yapmak, üretmek, imal etmek; uzatmak; sonuç çıkarmak; sahneye koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. müstahsil, üretici, fabrikatör; hasıl eden kimse, meydana getiren kimse; sin. yapımcı, prodüktör; karbon monoksit gazının istihsal olunduğu ocak. producer goods hammadde, üretim maddeleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ürün, mahsul, hasılat; sonuç, netice; mat. çarpım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. imal, üretim, istihsal; ürün; eser; sahneye koyma; uzantı (çizgi); huk. ibraz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verimli, bereketli, mümbit; yaratıcı. productive of meydana getirici. productively z. verimli surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. verimlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. production

sin. ve TV yapım

Bir filmin çevrilmesi veya bir radyo, televizyon programının hazırlanması için gerekli çalışmaların tümü ve bu çalışmaların ürünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production yapım.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. productivité

üretkenlik

Verilen emeğe ve yapılan masrafa oranla üretilen miktar, ürün verme gücü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity üretkenlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

productivity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. producteur

1. sin. ve TV yapımcı,

2.tic. üretici

1. Bir filmin çevrilişiyle ilgili bütün yönetim işlerini üzerine alan, sermayesini veren kimse.

2.Üretimle uğraşan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer yapımcı. üretici.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

producer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., paleont. soyu tükenmiş uçan bir sürüngen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tüfek harbisi; top tomarı; çubuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kopya etmek, suret çıkarmak; tekrar meydana getirmek; yeniden hâsıl etmek; tekrar çıkarıp göstermek; biyol. doğurmak, yavrulamak, çoğalmak, üremek; aynını yetiştirmek, türetmek; tekrarlamak, yeniden temsil etmek; hatırlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üreme; tekrar hâsıl etme veya husule gelme; hayvan veya bitkilerin üremesi. reproductive s. yeniden hâsıl eden veya olan; zürriyet hâsıl etme kabilinden. reproductive organs üreme organları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. reproduction

çoğaltma

1. Aslına uygun olarak yapılan taklit.

2.Bir sanat eserinin kopyası veya taklidi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction. repro. replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

replica.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. denizcilik). Halatın dolap üzerine sarılıp teşkil ettiği yumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coil of rope. coil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circle; space for playing capoeira. vt: to attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rodage

alıştırma

Bir araç motorundan tam verim elde edilebilmesi için ilk dönemlerinde yüksek devirde düşük hızda çalıştırılması.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

running in. breaking in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. ride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kemirici, kemirgen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A round-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Round-up. an exhibition of cowboy skills an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rodeo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a display of skill in 'bronco busting' and roping that began in the 1870s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Freestyle Riding : A heel clicker with one hand holding the crossbar. an exhibition of cowboy skills. an enclosure for cattle that have been rounded up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seyirciler önünde kovboylann kendi hünerlerini gösterdikleri eğlenti; hayvanları küme halinde toplama veya sürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. kuru laf, boş yere övünme, büyük söz; s., nad. övüngen, kuru lafçı; f. büyuksöylemek,övünmek, atmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Rh senbolüyle gösterilen beyaz bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rhodium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reproduction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sanat ürününün, özellikle resmin çoğaltılması. Bu işlem genellikle basım yöntemleri kullanılarak yapılır. Bir sanat eserinin bu anlamda çoğaltılması ve röprodüksiyon sayılabilmesi için, özgün yapıtın gerçekte tek nüsha olarak yapılmış olması gerekir. Röprodüksiyonu kopyadan ayıran özellik, onun taklit olmayıp; yalnızca özgün yapıtın özgün tekniği dışında bir teknikle yeniden üretilmesidir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. yaşlı kimselerde görülen deri sertleşmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yavru morina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. stride.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. tread.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üretimin normalden veya gereğinden az olması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. verimsiz, kısır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zooloji). Kurbağagillerden vücutları uzunca, ayakları kısa olan ve çoğu suda yaşayan hayvanlar takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. deriyi kurutup kabuklaştıran bir hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by