Roma ne demek? | Roma anlamı nedir? | Roma

Roma anlamı nedir?

Roma ne demek?

Roma anlamı nedir?

Roma | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: roma

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman. rome. the eternal city.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rome. roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a member of a nomadic people originating in northern India and now living on all continents. capital and largest city of Italy; on the Tiber; seat of the Roman Catholic Church; formerly the capital of the Roman Republic and the Roman Empire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

İt. aroma

hoş koku

Bitki özlerinden veya yağlarından elde edilen koku.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The quality or principle of plants or other substances which constitutes their fragrance; agreeable odor; as, the aroma of coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: The fine diffusive quality of intellectual power; flavor; as, the subtile aroma of genius. a distinctive odor that is pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any property detected by the olfactory system. a distinctive odor that is pleasant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strictly speaking, aroma can't be separated from acidity and flavor Acidy coffees smell acidy, and richly flavored coffees smell richly flavored Nevertheless, certain high, fleeting notes are reflected most clearly in the nose of a coffee, as some tasters

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of a wine, especially young wines.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The intensity and character of the aroma can be assessed with nearly any descriptive adjective Usually refers to the particular smell of the grape variety The word 'bouquet' is usually restricted to describing the aroma of a cellar-aged bottled wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The intensity and character of the aroma can be assessed with nearly any descriptive adjective Usually refers to the particular smell of the grape variety The word 'bouquet' is usually restricted to describing the aroma of a cellar-aged bottled wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as fruit, flavour or bouquet, the aromas are the smells given off by the wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fragrance of brewed coffee The smell of coffee grounds is referred to as the Bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also known as the nose, the odor of the brewed leaf and the resulting liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This refers to the smell of brewed coffee It is a sensation linked closely to flavor Some key words relating to aroma are faint, delicate, moderate, strong and pungent Some of the more subtle nuances are 'floral' or 'winy' characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of the gasses released from brewed coffee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Refers to the odor of the prepared coffee beverage It may be lacking, faint, delicate, moderate, strong, or fragrant and distinctive as to character.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Odors in the wine that originate from the grape alone These varietal fragrances can change during fermentation and aging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A cheese's smell or odour which can vary from lightly aromatic to ferociously overpowering Note that while most strong smelling cheese will also be strong tasting, this does not apply to all Limburger is a case in point The American cheeses Brick and Lied

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

All-purpose word for the smell of a wine, which may vary in type and in strength Aroma is used in the general sense and is usually positive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Much is spoken of the quality and intensity of dried hop aroma These are strong varietal characteristics There appears to be a general relationship between the type and heaviness of a hop aroma and the flavor and aromatic properties of beer. The smell tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I'm stepping on some toes here Aroma is the overall smell of the wine due to natural fruits, fermentation and aging Traditionally this has not been the case but in this case tradition is screwy!! See Bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Perception resulting from stimulating the olfactory receptors; in a broader sense, the term is sometimes used to refer to the combination of sensations resulting from stimulation of the nasal cavity See also 'odor ' [ASTM E253-97]. fragran flavor of brewe

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of the grape variety that carries over into the wine It is most perceptible in Concord and Muscat grapes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term loosely used to describe the smell of wine, specifically it refers to the smells that derive from grapes and from fermentation Now it more commonly means the wine's total smell, including changes that resulted from oak ageing or that occurred in th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Aroma is a sensation which is difficult to separate from flavor Without our sense of smell, our only taste sensations would be: sweet, sour, salty, and bitter The aroma contributes to the flavors we discern on our palates Subtle nuances, such as 'floral'

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of the wine, more or less inter-changable with Bouquet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term loosely used to describe the smell of wine, specifically it refers to the smells that derive from grapes Now it more commonly means the wine's total smell, including changes that resulted from oak aging or that occurred in the bottle--good or bad '

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smell of a young wine which may later develop into a mature bouquet in fine wines Asti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aroma , flavor , flavour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). koku, güzel koku, rayiha.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromathérapie

koku tedavisi

Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, baharat gibi kokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromatique

hoş kokulu

Hoş kokusu olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kokulandırmak, baharat kokusu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., kim. bromat asidinin tuzu; f. bromin ile karıştırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). el falı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renk berraklığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). renkler ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renklerle ilgili; (müz). kromatik, seslerin yarımşar ton ara ile birbirlerini takip etmeleri ile ilgili. choromatic scale (müz). kromatik gam. choromatically (z). kromatik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatografi, renkli fotoğraf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kromatofor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). iki renkli; (tıb). esas renklerin yalnız ikisini görebilen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikli mıknatıs. electromagnet'ic s. elektromanyetik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİK (i. Y. fizik). Elektromanyetizması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic. electromagnetics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electromagnetic force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

ELEKTROMAGNETİZMA (i. Y. fizik). Elektrik akımının kendi civarında manyetik bir alan meydana getirmesi vasfı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kıkırdaklı ur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). lifli tümör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photo romance. photo love story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

photonovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), Greko-Romen hususiyeti olan; (güz.) (san.) Yunan tesiri altında kalmış Roma sanatı; spor grekoromen .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Romatizma, iyi tedavi edilmeyecek olursa; kalbin içindeki kapakçıklara yerleşir. Bu kapakçıklardan; en fazla mitral kapakçık etkilenir ve daralıp, sertleşir, büzülür. Daha çok kadınlarda görülen kalp romatizması sonucu ortaya çıkan hastalığa mitral darlığı veya mitral stenoz denir. Hastada nefes darlığı, kuru öksürük, sık sık soğuk alma, morarma, el ve ayaklarda üşüme ve yorgunluk görülür. Tedavinin ilk şartı üzülmemek, her gün bir öncekki günden daha iyi olduğuna inanmak ve doktorun tavsiyelerine uymaktır. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Çilek

Hazırlanışı : Yemek aralarında 100’er gram çilek yenir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromium-plating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. botanik). Hücre plazmasında bulunan ve taşıdığı boyaya göre kloroplast veya lökoplast adını alan unsur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.) (musiki). Yarım seslerin biribirini takip ettiği dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtında “renkli” anlamında niteleyici olarak kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Hücre çekirdeğinin, lininin aksine, boya alan önemli bir kısmı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) otomatik tertibatlı umumi çamaşırhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tek renkli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ölülerle haberleşerek fala bakma; sihirbazlık, büyücülük. necromancer i. büyücü, sihirbaz. necroman'tic s. büyücülük yapan; büyü kabilin- den; şaşılacak, harikulade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüya vasıtasıyle falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., foto. bütün renklere hassas olan (filim)

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detective story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., tıb. ilk belirtiye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., fiz. sıcaklık ve mıknatısın birleşik tesirinden meydana gelen veya bu tesire ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateşe bakma suretiyle falcılık. pyromantic s. bu çeşit falcılığa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasten yangın çıkarma deliliği, piromani, pyromaniac i. piroman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comic strip. strip cartoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. şimdiki Yunanistan'a veya Yunan diline ait; i. Yunanca, Rumca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). 1. Roma şehrinde doğan veya yaşayan. 2. Roma imparatorluğu ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman. Roman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çok uzun hikâye. 2. Roma dili ve kültürü ve bu tarzla ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel. fiction. rom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to Rome, or the Roman people; like or characteristic of Rome, the Roman people, or things done by Romans; as, Roman fortitude; a Roman aqueduct; Roman art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or pertaining to the Roman Catholic religion; professing that religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upright; erect; said of the letters or kind of type ordinarily used, as distinguished from Italic characters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Expressed in letters, not in figures, as I., IV., i., iv., etc.; said of numerals, as distinguished from the Arabic numerals, 1, 4, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A native, or permanent resident, of Rome; a citizen of Rome, or one upon whom certain rights and privileges of a Roman citizen were conferred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roman type, letters, or print, collectively; in distinction from Italics. a typeface used in ancient Roman inscriptions a resident of modern Rome an inhabitant of the ancient Roman Empire of or relating to or characteristic of Rome ; 'Roman architecture';

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiction. novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a resident of modern Rome. an inhabitant of the ancient Roman Empire. a typeface used in ancient Roman inscriptions. relating to or characteristic of people of Rome; 'Roman virtues'; 'his Roman bearing in adversity'; 'a Roman nose'. of or relating to or c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Commonly refers to the upright version of a face within a font family, as compared to the italic version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A type face or type style in which the characters are upright Compare italic and oblique.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

CITIZEN OF ROMAN EMPIRE Rome was the seat of world power Rome had conquered the known world at the time of Christ A Roman citizen had rights in any of its conquered providences For example, a roman citizen had rights in Judea because it was a providence o

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unmodified version of a typeface, with no bold or italics applied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright, normal-weight typeface, whether serif or sans-serif, oldstyle or modern. the opposite of italic; also used as opposite of boldface, but not at GTS.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Term used to describe letters written in an upright style, as differentiated from an Italic style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An upright letter, as opposed to a sloped, or italic, letter The term also describes a style of type based upon Italian manuscript hands of the fifteenth century.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Noun A citizen of the Ancient Roman Empire, or of such Also a citizen of modern Rome, or of such. type term.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Latin alphabet Also used to describe any plain, upright letter Back to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Referring to a font; upright and perpendicular to the baseline to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AD 43 - c 410. indicating a three-suiter;.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A typeface, widely used in printing It is characterised by the presence of serifs on the letters, and by the vertical lines being slightly thicker than the horizontal lines. type which is not italic or bold, e g like this.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Roma'ya veya Romalılara ait; Roma mimarisine ait; gen. k.h. Latin harflerine ait; i. Romalı; gen. k.h. Latin harfleri; çoğ. Kitabı Mukaddeste Resul Pavlus'un Romalılara yazılmış mektubu. Roman candle havan maytabı. Roman Catholic Katolik. Roman

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. gerçek kişi veya yerlerin uydurma isimlerle gösterildiği roman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. aşk macerası; romantik aşk; romantiklik; çekicilik, cazibe; maceraperestlik; aşk destanı; macera romanı; ortaçağla ilgili şövalyelik efsanesi; martaval; müz. romans; f. macera romanı yazmak; romantik hikâye söylemek veya yazmak, hayali düşünceler

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Latince kökenli (İtalyanca, İspanyolca, Fransızca gibi).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Roman yazarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist. novel-writer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novelist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

novel writing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Roman gibi olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. ortaçağ Roman mimari üslubuna ait, Roman; i. Roman mimari tarzı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who adheres to Romanism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a New Testament book containing an exposition of the doctrines of Saint Paul; written in AD 58.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir aşk ilişkisiyle ilgili; romantik; romana benzer, hayali. romantically z. romantik olarak. romanticism i. romantizm. romanticist i. ro- mantik kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Klasik kaidelerden kurtulmuş, daha çok duyguya önem veren san’at akımına mensup. 2. Bu karakterde olan eser, insan vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. poetic. poetical. escapist. dreamy. starry-eyed. romanesque. romantic. romanticist. poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic. romanticist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Batı musikisinde klasik devreyi tâkib eden ekol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Neoklasik Türk musikisi, Hacı Arif Bey ekolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). XVIII. yüzyıl sonunda başlayan ve hislere fazlaca yer veren edebiyat çığırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. romance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism. the romantic movement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. Çingene; Çingene dili; s. Çingenelere ait; Çingeneceye ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Balkanların kuzeydoğusunda bir Latin ülkesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumanian. roumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romania. romanian. rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Roumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. of Rumania.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güneydoğu Avrupa’da, Karadeniz kıyısında, Bulgaristan ile Ukrayna arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 46 00 Kuzey enlemi, 25 00 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Avrupa.

Yüzölçümü: 237,500 km².

Sınırları: toplam: 2,508 km.

sınır komşuları: Bulgaristan 608 km, Macaristan 443 km, Moldova 450 km, Yugoslavya 476 km, Ukrayna (kuzey) 362 km, Ukrayna (doğu) 169 km.

Sahil şeridi: 225 km.

İklimi: Ilıman.

Arazi yapısı: Orta kısımda yer alan Transilvanya Havzası, Moldova Ovasından Karpat Dağları ile ayrılır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karadeniz 0 m.

en yüksek noktası: Moldoveanu 2,544 m.

Doğal kaynakları: petrol, kereste, doğal gaz, kömür, tuz, demir, işlenebilir arazi, hidro enerji.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %41.

daimi ekinler: %3.

Otlaklar: %21.

Ormanlık arazi: %29.

Diğer: %6 (1993 verileri).

Sulanan arazi: 31,020 km² (1993 verileri).

Doğal afetler: Depremler, heyelanlar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 22,364,022 (Temmuz 2001 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.21 (2001 verileri).

Mülteci oranı: -0.6 mülteci/1,000 nüfus (2001 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 19.36 ölüm/1,000 doğan bebek (2001 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 70.16 yıl.

Erkeklerde: 66.36 yıl.

Kadınlarda: 74.19 yıl (2001 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 1.35 çocuk/1 kadın (2001 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.02 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 7,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 350 (1999 verileri).

Ulus: Romen.

Nüfusun etnik dağılımı: Romen %89.5, Macar %7.1, Roma 1%.8, Alman %0.5, Ukraynalı %0.3, diğer %0.8 (1992).

Din: Romanya Ortodoksları %70, Roma Katolikleri %3, Diğer Katolikler %3, Protestanlar %6, inançsız %18.

Diller: Romence, Macarca, Almanca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %97.

erkekler: %98.

kadınlar: %95 (1992 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Romanya.

Yönetim biçimi: Çok Partili Cumhuriyet.

Başkent: Bükreş.

İdari bölümler: 40 bölge ve 1 belediye; Alba, Arad, Arges, Bacau, Bihor, Bistrita-Nasaud, Botosani, Braila, Brasov, Bucuresti, Buzau, Calarasi, Caras-Severin, Cluj, Constanta, Covasna, Dimbovita, Dolj, Galati, Gorj, Giurgiu, Harghita, Hunedoara, Ialomita, Iasi, Maramures, Mehedinti, Mures, Neamt, Olt, Prahova, Salaj, Satu Mare, Sibiu, Suceava, Teleorman, Timis, Tulcea, Vaslui, Vilcea, Vrancea.

Bağımsızlık günü: 1881 (Türkiye’den).

Milli bayram: Birleşme Günü (Romanya ile Transilvanya’nın), 1 Aralık (1918).

Anayasa: 8 Aralık 1991.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ACCT, AG (Avustralya Grubu), BIS (Uluslararası İmar Bankası), BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CEI (Orta Avrupa Girişimi), EAPC (Avrupa - Atlantik Ortaklık Konseyi), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), Avrupa Birliği, FAO (Tarım ve Gıda Örgütü),


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumanian. Rumanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y. tıp). Bazı oynak yerlerin şişlp kızarmasıyle kendini gösteren bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Umumiyetle eklem, kas ve sinir sistemini etkileyen hastalıklara romatizma denir. Romatizma ağrıları, vücudun her tarafında görülebilir. Halk arasında, romatizma ağrılarına yel denir. Şişmanlık, hormon dengesizliği, karaciğer yetersizliği, beslenme dengesizliği, mide ve bağırsak bozuklukları, çürük dişler, sinüzit, bademcik iltihapları ve yaşlılık romatizmayı hazırlayan nedenlerin başında gelir. Ayrıca, soğuk ve rutubet de çok önemli rol oynar. Romatizmalı yerlerde ağrı, yanma veya üşütme ve şişlikler görülür. Ağrı bazen dayanılmaz dereceye varır. Hareket etmekte de güçlük çekilir. Tedavi edilmezse, kalp kapağı hastalığı veya bir başka hastalığa neden olur. 3 çeşit romatizma vardır:

- Akut eklem romatizması.

- Romatoid artrit.

- Dejeneratif romatizma.

Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 3 tane kabukları soyulmamış elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatic. rheumatical. rheumatism. rheumatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rheumatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sertleşmiş doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ., -mata) anat. stroma, temel doku.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

historcal novel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by