Rot ne demek? | Rot anlamı nedir? | Rot

Rot anlamı nedir?

Rot ne demek?

Rot anlamı nedir?

Rot | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rot

Türkçe - İngilizce Sözlük

steering rod.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To undergo a process common to organic substances by which they lose the cohesion of their parts and pass through certain chemical changes, giving off usually in some stages of the process more or less offensive odors; to become decomposed by a natural pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Figuratively: To perish slowly; to decay; to die; to become corrupt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make putrid; to cause to be wholly or partially decomposed by natural processes; as, to rot vegetable fiber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To expose, as flax, to a process of maceration, etc., for the purpose of separating the fiber; to ret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Process of rotting; decay; putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disease or decay in fruits, leaves, or wood, supposed to be caused by minute fungi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Bitter rot, Black rot, etc., below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fatal distemper which attacks sheep and sometimes other animals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is due to the presence of a parasitic worm in the liver or gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See 1st Fluke, 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay usually accompanied by an offensive odor. decaying caused by bacterial or fungal action. unacceptable behavior. break down; 'The bodies decomposed in the heat'. waste away; 'Political prisoners are wasting away in many prisons all over the world'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The softening, discoloration and often disintegration of a succulent plant tissue as a result of fungal or bacterial infection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Recorded off transmission Radio Stations are required by law to record everything broadcast and submit it to the Radio Authority if a complaint is made.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wood that has come into contact with water or moisture and that consequentially swollen or decomposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Rot is the passage from the first life into the second life; it is a decaying of the natural, defensive hypermasculine strategies for avoiding painful experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

red , ruddy , commie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çürüme, bozulma; çürük; bitkileri çürüten bir hastalık, küf; koyunlarda parazitlerden ileri gelen çürüme hastalığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

t. çürümek, bozulmak; çürütmek, bozulmasına sebep olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (tıb). hava veya gazlarla tedavi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eskiden yara tedavisinde kullanılan bir reçine. Anzarot ağacı: Bu reçineyi veren ve sıcak ülkelerde yetişen bir ağaç (Penaea sarcocolla). 2. (mec.) Rakı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İn. arrowroot). Ufak çocuklara yedirilen besleyici bir cins nişasta ki, Amerika’da hasıl olan bir kökten çıkar.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Maranta nisastası, Arrow-root): Sıcak iklimlerde yetişen “Maranta” adlı kamıştan veya ona benzer başka bitkilerin köklerinden çıkarılan beyaz bir tozdur. Nişastadan daha incedir. Kokusu ve tadı yoktur. Kullanıldığı yerler: Çocuk maması yapımında kullanılır. Süt çocuklarına ve nekahat dönemindeki hastalara verilir. Hastalıklardan sonra görülen halsizlikleri giderir.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).özünerosçuluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. nişanlanmak, evleneceğine söz vermek. betrothal i. nişanlanma, nişanlama. betrothed i., s. nişanlı kimse; s. nişanlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. et veya balık suyu et suyuna çorba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. genelev, umumhane .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. erkek kardeş, birader; aynı cemiyette üye. brotherhood i. kardeşlik, birlik, beraberlik; bir kuruluş veya kuruma üye olanlar. brotherin-law i enişte; kayınbirader: bacanak. brotherliness i. kardeşçe oluş. brotherly s. erkek kardeşe özgü, ağabeyce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s)., (anat). karotis, boynun iki tarafında bulunan iki şahdamar; (s). bu şahdamarlara ait. carotid artery karotis arteri, şahdamar. carotid gland şahdamar guddesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havuç, (bot). Daucus carota.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). havuç renginde; kırmızı saçlı, kızıl saçlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). balmumu ile ilgili. cert (kıs). certificate, certified, certify.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Asya üIkelerine mahsus geyiğe benzer birkaç çeşit geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Yapraklı karayosunlarından bir bitki sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(pulmonaria officinalis): Nodangiller familyasından; 10-15 santimetre boyunda çok yıllık, otsu bir bitkidir. Çiçekleri; önceleri kırmızımtıraktır. Sonradan morumsu-maviye dönüşür. Gövdesi dik ve tüylüdür. İçeriğinde tanen, müsilaj, şekerler, reçine ve sabit yağ vardır. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler:Göğsü yumuşatır. Öksürüğü keser. Akciğer hastalıklarında faydalıdır. İdrar söktürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çatal, bir ağaçta dal ile gövdenin birleştiği yer; (anat). kasık; (terz). pantolon ağı; (den). puntal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ufak çengel; garip bir merak, tutku delilik. crotchety (s). ters, tuhaf, acayip, meraklı, deli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza). kroton yağı, kuvvetli bir çeşit müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yavaş koşma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(azakeyeri): Yılanyastığıgiller familyasından; akarsu kıyıları ve bataklıklarda yetişen 60-70 cm. boyunda bir otsu bitkidir. Meyveleri yeşilimsi renktedir. Çiçekleri, siyahımsı-erguvani renklidir. Tadı mayhoştur. Kullanıldığı yerler: İştahı açar, mide ve bağırsak gazlarını giderir. Mide ekşimesini geçirir. Mide ülserini iyileştirir. İdrar ve adet söktürür. Dişetlerini kuvvetlendirir. Ter söktürür, ateşi düşürür ve ağrıları dindirir. Kusturur, aksırtır. Sinirleri yatıştırır. Sarılık ve nikris tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrikle tedavi usulü, elektro terapi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. elektrik akımı geçirildiğinde kas veya sinirde meydana gelen değişiklik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., matb. elektrikle yapılmış klişe; f. bu şekilde klişe yapmak. electrotyping i. elektrikle klişe yapma; bu şekilde klişe ile basma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. fizik). Bir elektrolitin içindeki iki iletken çubuktan her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electrotechnics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. bağırsak ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) cinsel aşkla ilgili; cinsel arzu uyandıran; erosal, şehvani; (i.) âşıkane şiir; şehevî kimse. erotica (i.) şehvet uyandıran resimler ve kitaplar. eroticism (i.) erosallık, şehvetperestlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism , erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erotism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eroticism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (psik.) aşırı şehvetperestlik, erosallık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Eurobond)

İhracı yapan ülkenin kendi para birimi dışındaki bir döviz cinsinden ve uluslararası bir konsorsiyum aracılığı ile bir banka ve/veya sendikasyon tarafından birden fazla ülkede eşannlı olarak ihraç edien, genellikle hamiline kayıtlı tahvilerdir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (foto). ince demir levha üzerine çekilen fotoğraf ve bu şekilde fotoğraf çekme usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. Germ.). Dört tempolu bir çeşit dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxtrote.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). donma; ayaz, don, kırağı; soğuk davranış; argo başarısızlık, muvaffakıyetsizlik; (f). dondurmak, kırağı tutmak; şekerli bir karışımla kaplamak (pasta); donmak; buz tutmak. frost line toprağın azami buz tutma derinliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Otomatizm doğrultusunda çalışan Gerçeküstücü sanatçıların uyguladığı “sürtme” tekniği. Ernst tarafından geliştirilen bu teknikte ahşap, taş ya da dokuma gibi dokulu bir yüzey üstüne yerleştirilen kağıda siyah ya da renkli bir malzeme sürtülerek dokunun kâğıda, geçmesi sağlanır. Böyle elde edilen rastlantısal desenler, resimsel tasarımın temelini oluşturur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). köpük; boş laf, saçma; (f). köpürtmek; köpük püskürtmek; köpürmek, köpük bağlamak. frothy (s). köpüklü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

CD WALKMAN® için koşu gibi hareketli etkinliklerde sorunsuz kullanılmayı sağlayan anti-şok teknolojisi.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. İspanya'da eskiden uygulanan vidalı demir halka ile boğarak idam cezası; bu cezanın uygulanmasında kullanılan alet; soymak maksadıyle birinin boğazını sıkma; f. boğarak idam etmek; boğazını sıkarak soymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. mide ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grotesquely , ludicrous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) acayip, garip; kaba; (i.) soytarı. grotesquely (z.) acayip şekilde. grotesqueness (i.) acayiplik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) mağara; suni yeraltı odası .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hasır.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(saz): Hasırgiller familyasından; düz ince uzun, dayanıklı olan yaprakları; minder ve yastık gibi şeyleri doldurmaya, hasır örmeye yarayan bir sazdır. Bataklıklarda yetişir. Kullanıldığı yerler: Bağırsak solucanlarının düşürülmesinde yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hydrotherapy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hidroterapi, su tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıcak suya ait; sıcak suyun yeryüzü kabuğundaki cisimler üzerindeki etkisine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., bot. bitkilerin rutubete doğru veya tersine dönme eğilimi, suya doğrulum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kon. san. sonraki sözü öne alma usulu, takdim tehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. rahim ameliyatı; sezaryen ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. İ.). Gemilerde yolcuların hizmetine bakan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabin boy. steward (on a ship. cabin attendant. steward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cryptogamae): Damarlı çiçeksiz bitkilerdendir. 100 kadar çeşidi vardır. Kibritotları, atkuyrukları ve eğreltiotları bu familyadandır. Yol kenarlarında ve kumlu topraklarda yetişirler. Kullanıldığı yerler: Burun kanamasını keser. Kesiklerde ve çıbanda faydalıdır. Balla karıştırılıp yenecek olursa, nefes darlığını giderir. Yaraları iyileştirir. Kandaki şeker miktarını düşürür.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) karın yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgisayar ve görüntü düzenleme yazılımına gerek kalmadan yanlış pozlama ve diğer sık rastlanan görüntü sorunlarının telafisini sağlar.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskopla muayene için ince dilimler kesme aleti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mikroskopla muayene için ince dilimler kesme .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. böbrek taş ameliyatı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. sinir hastalığı tedavisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. nevrozlu, sinir hastalığı olan; k.dili evhamlı; sinirlere ait; nevrozlu kimse; fazla duygulu kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. nevralji tedavisi için yapılan sinir ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dolgun ve berrak sesli, gümrah ve ahenkli; tumturaklı (yazı veya söz).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. psikoloji). Kendi kendisine Aşık olma sapıklığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. gereğinden fazla korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. kulakaltı tükürük bezleri ile ilgili, bu bezlerin etrafında bulunan; i. kulakaltı tükürük bezleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. papağan; dudu kuşu; başkalarının söz ve davranışlarını düşünmeden taklit eden veya tekrarlayan kimse; f. papağan gibi tekrarlamak veya tekrarlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fotoğrafçılık işlemi ile yapılan klişe; bu klişeden çıkarılan resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir piyes veya hikâyede baş rolü oynayan kimse; kahraman; önayak olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. kimya). Pa senbolüyle gösterilen, radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. protamin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ses) gram. şart cümlesinin şart kısmı; klasik tiyatroda piyesin konusunu anlatan önsöz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dönek tabiatlı, her kalıba giren, çok yönlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. korumak, muhafaza etmek, saklamak, himaye etmek; ikt. yabancı mallara yüksek gümrük koymak suretiyle yerli malları korumak. protecting s. koruyan, himaye eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. koruma, muhafaza, himaye; sığınacak yer, korunacak yer, barınak; serbest seyahat vesikası; ikt. ithalat üzerine gümrük koyarak yerli malları koruma; A.B.D., (argo) rüşvetle elde edilen güvenlik. protectionism i. yüksek gümrük koymak suretiyle yerli

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. koruyucu, himaye edici; savunucu. protectively z. himaye edercesine. protectiveness i. himayecilik, himaye temayülü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hami olan kimse, koruyucu kimse; kral vekili. protectorship i. hamilik; kral vekilliği. protectress i. hami kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hamilik; bir hükümetin daha kuvvetli bir hükümet tarafından kontrol ve idaresi; başka devletin idaresinde bulunan devlet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinin himayesi altında olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tabii, azotlu madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A body now known as alkali albumin, but originally considered to be the basis of all albuminous substances, whence its name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemical analysis, the total nitrogenous material in vegetable or animal substances, obtained by multiplying the total nitrogen found by a factor, usually 6.25, assuming most proteids to contain approximately 16 per cent of nitrogen. any of a large gro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotide in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the body

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large biomolecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order Proteins are required for the structure, function, and regulation of cells, tissues, and organs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large, complex molecule composed of amino acids The sequence of the amino acids, and thus the function of the protein, is determined by the sequence of the base pairs in the gene that encodes it Proteins are essential to the structure, function, and reg

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nuceotides in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the body

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large complex molecule made up of one or more chains of amino acids Proteins perform a wide variety of activities in the cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotides in the gene coding for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the bod

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A complex biological molecule composed of a chain of units called amino acids Proteins have many different functions: structure; movement ; catalysis ; transport ; regulation of cellular processes ; and response to the stimuli The information for making p

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A polymer of amino acids linked via peptide bonds and which may be composed of two or more chains The uniqueness of individual proteins depends on the length and order of amino acids within the proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule made up of a sequence of amino acids Proteins are the most common organic molecule found in living organisms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of the group of large molecules that are composed of a linear sequence of amino acids Proteins account for more than 50 percent of the dry weight of most cells, and are involved in most cell processes Examples of proteins include enzymes, collagen in

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An important kind of molecule in the human body, consisting of a sequence of amino acids The shape of a protein depends on the number and sequence of amino acids that make it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large molecule composed of one or more chains of amino acids in a specific order; the order is determined by the base sequence of nucleotides in the gene that codes for the protein Proteins are required for the structure, function, and regulation of the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule composed of many amino acids There are many types of protein with a range of functions Proteins are important as enzymes Egg white is almost pure protein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Macromolecules consisting of long sequences of amino acids Protein is three-fourths of the dry weight of most cell matter and is involved in structures, hormones, enzymes, muscle contraction, immunologic response, and essential life functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the three main classes of food Proteins are made of amino acids, which are called the building blocks of the cells The cells need proteins to grow and to mend themselves Protein is found in many foods such as meat, fish, poultry, and eggs See also:

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Proteins are essential molecules in the body made up of many amino acids strung together DNA encodes the proteins and the cells can then turn the DNA into RNA and ultimately into proteins Clotting factors are one of many types of proteins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Molecules composed of amino acids Proteins constitute the enzymes and many of the structural components of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A macromolecule formed from a sequence of amino acids synthesized according to the genetic information coded by RNA Proteins are the fundamental functional and structural constituents of cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any of a group of complex organic macromolecules that contains carbon, hydrogen, oxygen, nitrogen, and usually sulfur, and composed of one or more chains of amino acids, and include many substances, such as enzymes, hormones, and antibodies, that are nece

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A molecule made up of a number of amino acids arranged in a specific order determined by the genetic code Proteins are essential for all life processes 2 Return to top.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Proteins are large molecules required for the structure, function, and regulation of the body's cells, tissues, and organs Each protein has unique functions Proteins are essential components of muscles, skin, bones and the body as a whole Protein is also

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound formed from a chain of amino acids Proteins are present in all living things, and are used for enzymes, hormones and other essential molecules.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What it's good for: Keeps the body running, made from different combinations of amino acids Where you get it: Meat, eggs, dairy products, beans, whole grains, and vegetables RDA: Between 46 and 63 g for adults. any of a large group of nitrogenous organic

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protein.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z., Lat. geçici olarak, muvakkaten, şimdiki zaman için.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. hazım sırasında proteinlerin parçalanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. hazım usaresinin tesiriyle proteinden meydana gelen bileşimlerden biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. birinci zamanın ikinci dizgesi, hayatın ilk belirdiği zaman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. protesto etmek; itiraz etmek; temin etmek, ciddi olarak taahhüt etmek, kuvvetle iddia etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto; itiraz, itiraz beyannamesi; den. sig. bir kazadan sonra gemi limana gelince bu kazadan hiç kimsenin mesul olmadığına dair kaptan tarafından verilen resmi takrir, prova di fortuna; bir vergiyi istemeyerek ödediğine dair mükellefin itirazı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. protestant). Protestanlık mezhebi mensubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evangelical. protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Katoliklikten ayrılmış, Papanın ruhânî reisliğini tanımayan Hıristiyan mezhebi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protestantism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. itiraz eden kimse; b.h. Protestan; s. itiraz eden; b.h. Protestanlara ait. Protestantism i. Protestanlık, Protestan mezhebi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protesto etme, itiraz; temin, teyit, doğrulama, taahhüt; itirazname.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. proteste). 1. (hukuk) Bir kimsenin, menfaati aleyhinde verilen kararı tanımadığını resmen beyan etmesi. 2. Böyle bir karara karşı verilen resmî beyanname: Protestosunu verdi. 3. Zamanında ödenmeyen bir poliçe veya senedin ödenmesi için alacaklının gönderdiği ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. remonstrance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest. protestation. protesting. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to protest against sth. to enter / to lodge / to raise a protest against sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., mit. istediği şekle girebilen eski bir deniz tanrısı; değişken adam, dönek tabiatlı kimse; k.h., tıb. şekil değiştiren bir cins bakteri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prothèse

1. tıp takma, 2. db. ön ses türemesi

1. Eksik bir organın yerini tutmak, bir organın sakatlığını örtmek amacıyla yapılan (organ veya parça). 2. Aslında kelimede bulunmayan bir ünlü veya ünsüzün ön seste belirmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis. prothesis. replacement. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

denture. prosthesis. artificial substitute for a missing part. dental prosthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nikâh şerefine yazılmış şiir, evliliği kutlayan şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., dilb. öntüreme, kelimenin başına bir ses veya hece ilavesi; Ortodoks kilisesinde Aşai Rabbaniyi hazırlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. baş katip; İstanbul Rum patriğinin baş katibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -raxes, - races) zool. böceklerde göğsün ön kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. kanda bulunan ve kanın pıhtılaşmasında etken olan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. tek hücreli hayvan veya bitki. protis'tan i., s. tek hücreli hayvan veya bitki; s. böyle hayvan veya bitkiye ait. protis'tic s. tek hücreli hayvan veya bitki ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) birinci, ilk, baş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. diplomatik işlerde kullanılan resmi usuller, teşrifat, protokol; zabıt varakası, tutanak, protokol; bir anlaşmaya ilâve edilen madde; f. protokol yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. jeoloji). Bir granit çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı. 2. Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. gentleman's agreement. ceremony. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., biyol. ilkel bir yapısı veya karakteri olan. pro'tomorph i. en ilkel veya en basit biçim veya yapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. kimya). Nötronla beraber atom çekirdeğini meydana getiren madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stable particle with positive charge equal to the negative charge of an electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles that makes up an atom The proton is found in the nucleus and has a positive electrical charge equal to the negative charge of an electron and a mass similar to that of a neutron: a hydrogen nucleus. a fundamental particle with a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The positively charged part of an atom The number of protons determines which element the particle is It is part of the nucleus More about protons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common subatomic particle found in the nucleus of every atom, often along with neutrons Made of two up quarks and one down quark, a proton has a positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is located in the nucleus of an atom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A subatomic, or elementary, particle with a single positive charge equal in magnitude to the charge of an ELECTRON and a mass of 1; very close to that of a NEUTRON; the nucleus of a HYDROGEN ATOM is composed of a single proton.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged elementary particle that forms the nucleus of the hydrogen atom and is a constituent particle of all nuclei.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is found in the nucleus of an atom and has a mass approximately 1836 times that of an electron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the elementary particles of nature The proton has a charge of 1 6 x 10-19 Coulombs and a mass of 1 67 x 10-27 kg, much higher than an electron The proton resides in the nucleus of an atom, sharing the space with neutrons, neutrally charged particle

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles of the atomic nucleus Its charge is as large as that of the electron, but positive See also: Electron, Neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sub-particle of an atom that contains a positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic particle in an atom's nucleus that has a positive electrical charge. a subatomic particle possessing positive charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the basic particles which makes up an atom The proton is found in the nucleus and has a positive electrical charge equivalent to the negative charge of an electron and a mass similar to that of a neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Protons are heavy nuclear particles carrying a positive electrical charge Along with neutrons, they are the principal components of atomic nuclei It has a mass of 1 67 x 10-24 grams, 1836 times the mass of an electron Protons are composed of two 'up' quar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle of an atom The charge and relatively large mass of protons account for the Bragg peak effect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A positively charged particle that is a constituent of an atom It has a mass similar to a neutron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Particle found in a nucleus with a positive charge Number of these gives atomic number Back to top Q.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subatomic particle with a positive charge that is nucleus of hydrogen atom. a positively charged particle in an atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particle of mass unity carrying a unit positive charge; it is identical physically with the nucleus of the ordinary hydrogen atom All atomic nuclei contain protons See Nucleus. a stable particle with positive charge equal to the negative charge of an el

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. proton.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yosun sporlarının çimlenmesinden meydana gelen iplik biçiminde organ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The primary growth from the spore of a moss, usually consisting of branching confervoid filaments, on any part of which stem and leaf buds may be developed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. prothonotary.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. protoplazma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaratılan ilk şey; asal hücre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı hücrenin asıl kısmını meydana getiren albüminli madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protoplasm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. prototype

1. ilk örnek, 2. model

1. Örneklik eden biçim veya nesne. 2. Tasarlanan ürünün tanıtım veya deneme amacıyla üretilen ilk örneği.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prototype. antetype.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. asıl nüsha, esas model, ilk örnek, prototip, ori- jinal. prototypal s. ilk örnekle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. protoksit, herhangi bir seride en az oksijeni olan oksit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. tek hücrelilere ait; i. tek hücreli hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uzatmak; küçük ölçekle kopyasını veya planını yapmak; anat., zool. öne doğru çıkmak, dışarıya uzatmak. protraction i. uzatma; ölçekle çizme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iletki; anat. uzatıcı kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çıkıntı yapmak, çıkarmak, pırtlamak, dışarı çıkmak, çıkıntı meydana getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çıkarılabilir, uzatılabilir, pırtlak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çıkarma veya çıkarılma; dışarı sürülen şey, çıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dışarıya çıkan veya çıkmış olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şiş, tümsek, dışarı fırlamış, yumru gibi, çıkık. protuberance, -cy i. tümsek, şiş, yumru, çıkıntı. protuberantly z. tümsek şeklinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. şişmek, dışarı uğramak, yumrulanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, -nical s. fişeklere veya fişekçiliğe ait. pyrotechnics i. fişekçilik; fişek eğlenceleri; ortalığı birbirine katan hareket. pyrotechnist i. eğlence fişekleri yapan usta. py'rotechny i. mihaniki işlerde ateş kullanma sanatı; fişek yapma sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyokim. vücutta ateş yapan mikrop zehiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Geminin seyir yolu. Rota vermek = Gemiye İstenen yöne gitmesi için yol vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

route. course. track. heading. sea lane. sea route. lane. rota. holding pattern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. path. route. seaway. tack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ecclesiastical court of Rome, called also Rota Romana, that takes cognizance of suits by appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It consists of twelve members.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A short-lived political club established in 1659 by J.Harrington to inculcate the democratic doctrine of election of the principal officers of the state by ballot, and the annual retirement of a portion of Parliament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of zither, played like a guitar, used in the Middle Ages in church music; written also rotta. a roster of names showing the order in which people should perform certain duties the supreme ecclesiastical tribunal for cases appealed to the Holy Se

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. route. course. road. path. direction. lane. tack. coil. air route. seaway. shipping lane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the supreme ecclesiastical tribunal for cases appealed to the Holy See from diocesan courts. a roster of names showing the order in which people should perform certain duties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng. vazife nöbeti; nöbet listesi; b.h. Papalık makamında yüksek dini mahkeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. retard

gecikme

Gecikmek işi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rotary kulüp üyesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. çark gibi dönen ekseni üzerinde dönen, dönel; i., çoğ. devir makinası. Rotary Club 1905'te Chicago'da kurulan milletlerarası sosyal bir dernek. rotary engine dönel devimli motor. rotary harrow döner tapan. rotary press rotatif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rotation

yer değiştirme

Bir birimde çalışan görevlilerin düzenli bir biçimde başka birimlere geçmesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. s.dömek, eksen üzerinde dönmek; vardiya değiştirerek çalışmak; döndürmek, devrettirmek; sıra ile çalıştırmak; sıra ile farklı ekinler yetiştirmek; s., bot. tekerlek şeklindeki, rotat. rotative, rotatory s. çark gibi dönen, dönel; çark şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Bobin haldeki kâğıda baskı yapan matbaa makinesi. 2. Karları emip püskürterek yol açan yol makinesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotary press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çark gibi dönme, eksen üzerinde devretme, deveran; sıra ile farklı ekinler ekme; devir sıra ile gelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dönen şey; (çoğ. -es) anat. bir uzvu döndüren kas.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. Reserve Officers' Training Corps. A.B.D. yüksek okullarda subay kursu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. belirli iş sırası, alışılmış hareket, âdet. by rote mekanik olarak, düşünmeden, ezberden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki köklerinden elde edilip böcek ilâçlarında kullanılan etkili bir bileşim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. düşük kalite viski.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağzının etrafındaki hareketli kirpiklerle suyu içeri çeken çok hücreli ve mikroskobik bir su hayvancığı, rotator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. döner şişi; pişmiş yemek dükkânı; müşterilerin seçtikleri yemeği pişirip veren lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. artal) Arap memleketlerinde ağırlık ölçü birimi (500 gr ile iki kilo arasında değişir).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., matb. tifdruk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. rotor

fiz. döneç

Dalgalı akımlı elektrik motor veya dinamolarında hareketli bölüm.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tail rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating part of a generator or motor. rotating mechanism consisting of an assembly of rotating airfoils; horizontal rotors on a helicopter or compressor rotors of a jet engine the rotating armature of a motor or generator the revolving bar of a distr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rotar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Half-disc of heavy metal, which is made to rotate inside the case of an automatic watch by the energy produced by the movements of the wearer's arm Its weight tends always to bring it back to the vertical position Demultiplied by a specially designed devi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of an automatic mechanical watch that winds the movement's mainspring It is a flat piece of metal, usually shaped like a semicircle, that swivels on a pivot with the motion of the wearer's arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rotating part of a generator which contains electromagnets Turning the rotor in the stator assembly causes electricity to be produced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of an automatic mechanical watch that winds the movement's mainspring It is a flat piece of metal, usually shaped like a semicircle, that swivels on a pivot with the motion of the wearer's arm A-Z Index : S Return to Top sapphire crystal: A cryst

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating element of a machine and, in the case of a compressor, is composed of the impeller and shaft, and may include shaft sleeves and a thrust balancing device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of a self-winding movement which pivots in conjunction with the movement of the wearer's wrist - thus winding the mainspring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rotating contact inside the distributor that routes electrical pulses from the coil to the spark plugs Also, the metal disc against which brake pads are forced to stop vehicle. 1) The blade and hub assembly of a wind generator 2) The disc part of a vehi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating or moving component of a motor, including the shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A component of a self-winding mechanical watch that winds the movement's mainspring The rotor swivels on a small pivot with the movement of the watch wearer's hand and arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots for cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating member of a machine, such as the armature of a motor. rotating member of a motor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots of cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating element of a machine and, in the case of a compressor is composed of the impeller and shaft, and may include shaft sleeves, and a thrust balancing device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating or sliding member of a latch which engages and restrains the latch to the striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a term used to designate the spinning center of an A C fan motor The same part of a D C motor is the armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part in a motor that turns Usually the inside shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The part of the fan's motor that turns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating part of a machine The rotor is surrounded by the stationary parts of the machine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotor is the part of the engine that receives the power impulse of the explosion and combustion of the fuel air mixture It supercedes the piston of old internal combustion engines Sometimes loosely called a 'rotary piston'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating component of an induction AC motor It is typically constructed of a laminated, cylindrical iron core with slots for cast-aluminum conductors Short-circuiting end rings complete the 'squirrel cage,' which rotates when the moving magnetic field

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The rotating assembly of a motor Usually includes a shaft, fan and rotor core. the rotating armature of a motor or generator. the revolving bar of a distributor. rotating mechanism consisting of an assembly of rotating airfoils; horizontal rotors on a hel

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rotor, döneç; helikopter pervanesi; gemide yelken hizmetini gören ve yerinde dönen dikili silindir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürük, bozuk, çürümüş; ahlâkça bozuk; k.dili berbat, çok kötü. rottenly z. çok kötü. rottenness i. çürüklük; kötülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ponza, süngertaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., İng, (argo) haylaz kimse, kötücül kimse, alçak kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yuvarlak, toparlak; dolgun ve kuvvetli (ses). rotundity, rotundness i. yuvarlaklık, toparlaklık; dolgunluk (ses).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. daire şeklinde kubbeli bina veya oda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. avamdan biri, köylü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çekilmiş fotoğraf filmi üzerinde sonradan fırça İle tashihler yapmak. 2. Herhangi bir eserde yapılan düzeltmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a retouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retouching. masking out. retouch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retoucher. person who does retouching.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retouched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., anat. göz akına ait; tıb. doku sertleşmesi olan, dokusu katılaşmış; i göz akı, sklera.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. scleritis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tia) bot. gerçek mantarlarda yedek gıda ile dolu katılaşmış emeç. sclerotial s. bu emeçle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. göz akını yarma ameliyatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ta) anat. torba derisi, skrotum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

üvey erkek kardeş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. huk. borçlunun senedi protesto etmesinden sonra kefilin ödemeyi kabul etmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. sinkrotron.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski zaman iskambil kâğıdı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kısma valfi, kelebek; f. boğmak, boğazını sıkmak; bastırmak; mak. kısmak. throttle valve istim kısma valfı; oto. kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. renksiz ve patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nitrat ile toluenden mürekkep kuvvetli bir patlayıcı madde, kıs. T.N.T.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.,(-ted, -ting) i. tırıs gitmek; koşmak; hızlı yürümek: i. tırıs: hızlı gidiş, koşuş: k.dili yabancı dil derslerinde gizli olarak kullanılan tercüme kitabı: çoğ. k.dili ishal. trot out k.dili göze girmek için bir şey göstermek. trot'ter i. tırıs gide

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadakat bağlılık: hakikat, doğruluk: nişanlanma. plight one's troth sadakat yemini etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Üzerine basılıp yol alınan iki tekerlekli çocuk oyuncağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Yaya kaldırımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. write.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., (eski) öfkeli, hiddetli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by