Rub ne demek? | Rub anlamı nedir? | Rub

Rub anlamı nedir?

Rub ne demek?

Rub anlamı nedir?

Rub | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rub

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Dörtte bir, bir şeyin dört kısmından bir kısmı, Fars. çeyrek. Rubi meskûn = Arz’ın kara parçalarının, kıt’aların toplamı, denizler dışında kalan kısmı. 2. Kuruşun dörtte biri. ). Yarım arşınındörtte biri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ربع] çeyrek, dörtte bir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürtme, sürtünme; ovma, ovalama; güçlük, engel; sinirlendirici şey; pürüz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-bed, -bing) ovmak, ovalamak; sürtmek: sürtünerek tahriş etmek; sürtüşmek; ovup cilâlamak; sürmek; sürtünmek. rub away aşındırmak, yemek; aşınmak. rub down masaj yapmak. rub in ovarak yedirmek (yağ). rub it in (argo) yüzüne vurmak. rub off, rub o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). («Ahen» demir, «rübûden» kapmak). Demiri kapan, mıknatıs.

Türkçe Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Karayipler’de Karayip Denizinde bir ada Venezuela’nın kuzeyinde yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 12 30 Kuzey enlemi 69 58 Batı boylamı.

Harita konumu: Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: toplam: 193 km².

Kara: 193 km².

Su: 0 km².

Sınırlar komşuları: 0 km.

Kıyı uzunluğu: 68.5 km.

İklimi: tropikal deniz.

Arazi yapısı: Sınırlı bitki örtüsüne sahip düz tepelikli bir araziye sahiptir.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Karayip Denizi 0 m; en yüksek noktası: Jamanota Dağı 188 m.

Toprakları: tarıma elverişli: %10.53.

Otlaklar: %0.

ormanlar: %0.

Diğer: %90 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 0.01 km².

Doğal afetler: Tropikal fırtınalar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 71891 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaşlar: %19.5 (erkek 7175; kadın 6849).

15-64 yaşlar: %68.2 (erkek 23894; kadın 25140).

65 yaşlar ve üzeri: %12.3 (erkek 3616; kadın 5217) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %0.44 (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlar: 1.05 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.05 erkek/kadın.

15-64 yaşlarında: 0.95 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.69 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 0.93 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 5.79 ölüm/1000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ulus: Arubalı.

Nüfusun etnik dağılımı: Karayip yerlileri ile beyazların karışımı %80.

Dinler: Roma Katolikleri %82 Protestanlar %8 Hinduistler Müslümanlar Museviler.

Diller: Flemenkçe (resmi) Papiamento (İspanyol Portekiz Hollanda İngiliz lehçesi) İngilizce (yaygın) İspanyolca.

Okur yazar oranı: Toplam nüfus: %97.

Yönetimi

Ülke ismi: Aruba.

Bağımlılık durumu: Hollanda Krallığına bağlıdır.

Yönetim biçimi: parlamenter demokrasi.

Başkent: Oranjestad.

Bağımsızlık günü: yok (Hollanda’ya bağlıdır).

Milli bayram: Bayrak günü 18 Mart.

Anayasa: 1 Ocak 1986.

Hukuk sistemi: Hollanda Medeni hukuku ve İngiliz Genel hukuku temel alınmıştır.

Üye olduğu kuruluşlar: Caricom (Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı) ECLAC (Birleşmiş Milletler Latin Amerika ve Karayipler Komisyonu) Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı) IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi) UNESCO (Eğitim-Bilim ve Kültür Örgütü) WCL (Dünya Emek Konfederasyonu) WToO (Dünya Turizm Örgütü).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Turizm Aruba ekonomisinin başlıca desteğidir. Offshore bankacılık ve petrol arıtımı da önemli sektörlerdendir.

Enflasyon oranı (tüketici fiyatlarında): %3.4 (2005 verileri).

İş gücü: 41500 (2004 verileri).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: Genellikle işgücü otel ve restoranlarda toptan - perakende ticarette ve petrol arıtım işlerinde yoğunlaşmıştır.

İşsizlik oranı: %6.9 (2005 verileri).

Endüstri: turizm gemi taşımacılığı petrol arıtımı.

Elektrik üretimi: 770 milyon kWh (2003).

Elektrik üretimi için kaynaklar: Fosil yakıtlar: %100.

Hidro: %0.

Nükleer: %0.

Diğer: %0 (2003).

Elektrik tüketimi: 716.1 milyon kWh (2003).

Elektrik ihracatı: 0 kWh (2003).

Elektrik ithalatı: 0 kWh (2003).

Tarım ürünleri: aloe; çiftli


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

lal yakut, açık pembe yakut.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pressure group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bûse, öpücük toplayan, kapan, alan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül kapan, gönül kapıcı güzel, sevgili, dilber.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönül alan, sevgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) CArC.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge, (bk.) çâr-rûb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü. Eskiden Mekke’de KAbe’yi, Medine’de Peygamber’in türbesini süpürme işi mühim ve şerefli bir vazife ve rütbe sayılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürücü, çöpçü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -s, -bim). melek, kanatlı çocuk başı olarak resmedilen melek: masum ve güzel yüzlü insan; nur topu gibi çocuk. cheru'bic (s). melek gibi. cheru'bically (z). melek gibi olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Bedduâlar, fenâ sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, rübûden = kapmak). Gönül kapan, gönül alan, herkesi kendisine bağlayıp Aşık eden, dilber, güzel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Gönül kapan, gönül alan. 2.Tahminen 2 asırlık bir makam.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (bed, bing) sopayla dövmek, dayak atmak; üstesinden gelmek. drubbing (i). dayak, kötek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. darb). Darblar, vuruşlar, (bk.) Darb. Durûb-i-emsâl = Darb-ı meseller, atasözleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضروب امثال] atasözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kırmızı, kızaran, kızarmış

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) tırtıl, sürfe, kurt; bıkıp usanmadan çalışan kimse; argo yiyecek. grubby (s.) kirli, pis, düzensiz; kurtlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (bed, bing) toprağı kazmak, eşelemek; adi işlerle uğraşmak; monoton bir işte calışmak; argo yemek yemek, yedirmek; yeri kazıp ağaç köklerini çıkarmak; kökünden sökmek; sürfesini çıkarmak .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Londra'da eskiden fakir yazarların oturduğu semt; piyasa yazarları. grubstreet (s.) piyasa yazarlarına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.), A.B.D., (k.dili) bir maden arayıcısına maden ocağını bulmak için ödünç verilen ve karşılığı ileride fazlasıyla geri alınacak para; (k.dili) yeni bir teşebbüse yapılan yardım; (f.) böyle bir yardımda bulunmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (bir gök cismi) Batı cihetinde ufkun altına geçip görünmez olma, batma, ufûl: Güneş, Ay, Merih, Süreyyâ gurûb etti. 2. mec. Batma, geçme, alçalma, yok olma, zeval bulma, zail olma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غروب] batış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Guruba ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Süpürge.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خاکروب] süpürge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Fasulye ve bakla şeklinde olan maruf siyah meyve. Keçiboynuzu. Harrub ağacı -Bu meyveyi veren ağaç ki, mutedil iklimlerin en sıcaklarında yetişir. Harrub şerbeti = Bu meyvenin kurusu kaynatılmakla yapılan şerbet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harb). Harpler, savaşlar, (bk.) Harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aklı kapılmış, aklı başından gitmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blood group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kehribar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerrûbiyûn) (F. c. kerrûbiyân). Büyük melek, melek-i mukarreb, dört büyük melekten her biri: Bezm-i kerrûbiyân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kerrûbi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کروبی] büyük melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bridgehead. foothold. start. beginning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. matematik). Çarpılan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. matematik). Çarpan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مضروب] dövülen. 2.çarpılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “darb” dan İmef.) (mü. mazrûbe). 1. Darb’olunan, dövülen, vurulan: Dârıb ile madrûbu (döven ile dövüleni) tevkif ettiler. 2. Basılmış, damgalanmış, dövülmüş: İstanbul’da madrûb eski bir sikke. 3. (matematik) Çarpmada kullanılan iki sayının birincisi. Diğerine madrûb-i fîh denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. meşrûbât). İçilecek şey, şurup vesaire: Mekûlât ve meşrûbât (yiyecek ve içecekler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İçecekler, şerbet cinsinden içecek şeyler, (bk.) Meşrûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. beverage. drink. potable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beverage. squash. soft drinks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft drink. soft drinks. beverages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروبات] içilecek şeyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. davul sesi; buna benzer gürültü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) («rübûden» fiilinden mastar ismi, birleşik sıfat teşkîline girer). Kapan, kapıcı. Dil-rübt = Gönül kapan, pek güzel ve dilber. Keh-rübâ, geh-rübâ = Seman kapan, kıl ve çöpleri çeken değerli sarı taş. Ahen-rübâ = Demiri çeken, mıknatıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rebâb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روباه] tilki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tilki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rubâiyye) (c. rubâiyyât). 1. (Arapça’da). Cezrinde 4 herf bulunan masdar. 2. Dört mısrâlı yani iki beyitten mürekkep ve hususî rubâl vezinleri ile yazılmış kıt’a ki, Iran ve Türk şiirinde çok kullenılır: Bir rubâİ söyledi. Ömer Hayyâm’ın rubâileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rubâİ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رباعيات] rubailer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rubai, dörtlük. The Rubaiyat Ömer Hayyam'ın bir şiiri ve onun Fitzgerald tarafından yapılmış İngilizce çevirisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. süs taşı olarak kullanılan parlak kırmızı bir kuvars.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., müz. bir notanın başka bir nota yerine uzatıldığını gösteren; i. bu şekilde uzatma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (iskambil) bir tarafın üç oyundan ikisini kazandığı parti; berabere kalınca kazananı tayin için oynanılan oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kauçuk, lastik; silgi; lastik (ayakkabı); ovan kimse veya alet; masajcı; natır, tellâk; f. lastik kaplamak. rubber boot şoson, lastik çizme. rubber cement kauçuktan yapılan yapıştırıcı. rubber check A.B.D., (argo) karşılıksız banka çeki. rubber

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lastik kaplamak; kumaşı sugeçirmez hale koymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., A.B.D., (argo) herkese veya herşeye dönüp bakan kimse, meraklı kimse, mütecessis adam; f. tecessüsle bakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili düşünmeden onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çerçöp, süprüntü, döküntü; saçma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. moloz taşı; moloz, yapı döküntüsü. rubbly s. moloz gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.,( argo) çiftçi, köylü, taşralı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. kızartıcı, deriyi kızartan; i. tıb. deriyi kabartmadan kızartan ilâç. rubefaction i. kı- zartma, kırmızılaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RÜbâh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روبه] tilki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızamıkçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. kızamık; kızamıkçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [روبرو] yüzyüze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızılık, kızartı. rubescents kızartıcı; kızarmaya yüz tutmuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski İtalya'yı Galya'dan ayıran ırmak. cross the Rubicon dönülmeyecek bir karar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, al; çabuk kızaran (yüz). rubicun'dity i. kırmızılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. rubidyum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. L. kimya). Rb senbolüyle gösterilen bir eleman.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. pas renkli, kahverengimsi kırmızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı perdah tozu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kırmızı, yakut renkli, lal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça). Rus para birimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rouble. ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The unit of monetary value in Russia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is divided into 100 copecks, and in the gold coin of the realm is worth about 77 cents.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The silver ruble is a coin worth about 60 cents. the basic unit of money in Russia the basic unit of money in Tajikistan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ruble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Basic currency unit for the Russian monetary system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ruble.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eski kitaplarda kırmızı harflerle basılan kısım, ayırıcı niteliği olan kırmızı harfler; kanun tasarısı başlığı; dua kitabında veya herhangi bir dini kitapta bölüm başı; bölüm başlığı; bölüm; kırmızı renk. rubricate f. kırmızı renkle yazmak; bölümleme

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Efendilik, mâllklik. 2. Tanrılık, Ar. ulûhiyyet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. yakut, lâl; saatlerde kullanılan ufak yakut parçası; yakut rengi, lâl; kırmızı şarap; İng. 5 1/2 puntolu harf; s. yakuta benzer, kırmızı, lâl, al. ruby glass koyu kırmızı cam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Türkçe halk dilinde: rubye). Eski altının çeyreği ki, takriben on kuruş kıymetinde bir sikke idi. Hindistan’da bir gümüş sikkeye de bu ad verilmiştir. Rub’iyye çiçeği = Öküzgözü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Osman Beyin kardeşi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. ovalamak, fırçalamak, yıkamak;( A.B.D.), (argo) iptal etmek; i. ovalama, fırçalama, temizleme. scrub brush tahta fırçası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. çalılık, fundalık, maki; bodur ağaçlı orman; kısa kıllı fırça; bodur insan veya hayvan ve bitki; (spor) birinci takıma alınmayan oyuncu. scrub oak yermeşesi, kurtluca, bot. Teucritum. scrub team ikinci takım; ikinci derecede oyuncuların oynatıl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fırçalayıcı; gaz temizleyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. fırça gibi sert; bodur, çelimsiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalı, bodur ağaç, funda.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şurup, şarap; meyva likörü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çalılık, fundalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çalı gibi; çalılık. shrubbiness (i). çalı gibi olma; çalılarla kaplı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞURÜB) (i. A.). 1. Meyva vesaire suyu ile şekerden yapılmış koyu ve tatlı sıvı: Vişne, gül, menekşe şurubu, şurup takımı 2. Tatlı bir su ile karışık ilâç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شروب] şurup.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Araplaşma, arap kılığına girme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kurb» dan). Yaklaşma, yanaşma, vakti yakın olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: TECRİBE) (i. A. «cerb» masdar). Deneme, sınama. Tecrübe etmek = Denemek. Tecrübe-i kalemiyye = Kalem denemesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. knowledge. experimentation. tentative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. probation. shy. trial. test. experiment. experiment deney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experience. experiment. experimentation. proof. test. testing. trial. direct observation of or participation in events. tryout. try. rehearsal. empirical. tentative. cut and try. trying. probation. proving. attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. old. sophisticated. handsome. practised. versed. versed in. vet. veteran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. experienced deneyimli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experienced. worldly wise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fledgling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. inexperienced deneyimsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperienced. callow. jackaroo. naive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inexperience. lack of experience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tecrübeye dayanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

experimental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(a uzun) (i. A. «kurb» dan). Birbirine yaklaşma, birbirine yakın gelme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تقارب] yakınlaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Elbise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. kimya). Kurşun.

Türkçe Sözlük by