Rüh-nüvaz ne demek? | Rüh-nüvaz anlamı nedir? | Rüh-nüvaz

Rüh-nüvaz anlamı nedir?

Rüh-nüvaz ne demek?

Rüh-nüvaz anlamı nedir?

Rüh-nüvaz | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ruh nuvaz

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «rûhu okşayan») (musiki). Türk musikisinde «yegâh = re» perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güneş yanaklı (güzel).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tincture of opium. morphine. laudanum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Bayru).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Karagöz oyunundaki çok kısa adamın adı. Bundan kinaye olarak kısa boylu erkekler için kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (bende = kul, nuvâhten = okşamak). Kendi mensuplarını okşayıp taltif eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (çâker = kul, nüvâhten = okşamak). Kullarını okşayıp taltif eden (zerafet tâbiri olarak hitâb edilen şahsa söylenirdi). Nisbet beyan eden «çâker-nüvâzâne» ve «çâker-nüvâzî» sıfatları da yazı dilinde bazen kullanılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

childish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cürh). Yaralar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [داروخانه] eczane.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death certificate. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DER-UHDE) (I. F. der = edat, A uhde = söz verme, üzerine alma). Üstüne alma, yüklenme, bağlanma. Bu işi kendisi deruhte etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. f. dil = gönül, nüvâhten = okşamak). Gönül okşayan, hoşa giden, lâtif.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül okşarcasına, gönül okşayana yaraşır yolda hareket etme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

. - (bkz.Durualp).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. efrûhten fiilinden imef. Ekseriya terkiplerde bulunur). Şulelenmiş, parlamış, tutuşmuş: Dil-i efrûhte = Gönlü yanık. Şem’-i efrûhte = Yakılmış mum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(t. A.). Şen, sevinçli, şâd.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرخ] kutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Uğurlu, kutlu. 2.Mübarek. 3.Aydınlık insan. - (bkz.Mübarek).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Bahtı açık, tâlihl uğurlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Kutlu, hayırlı olan. 2. Uğurlu evlât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uğurluluk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Ferruha ait. 2.Uğurluluk, meymenet. 3.İranlı ünlü şair.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şen, sevinçli, şâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Satma, satış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فروخت] satış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Ar. garîb, Fars. nüvâhten = okşamak). Kimsesiz yabancıları koruyan, onlara yardım eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Türk musikisinde XV. asrın sonlarında Sultan Korkut’un icat ettiği bir çalgı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [غنجه رخسار] yanağı goncaya benzeyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül yanaklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cemaat, takım, bölük, kalabalık: Bir gürûh adamlar geçiyordu. Gürûh gürûh = Bölük bölük, Fars. fevc-Afevc.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. band. group. flock. mob.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. band. group. masses. crew. crowd. dirty lot. disorderly mob. heap. herd. horde. pack. rabble. troop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گل رخ] gül yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گروه] topluluk, zümre, bölük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حالت روحيه] ruhsal durum.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hâtır, Fars. nüvâhten = okşamak). Hatır okşayan, gönlü hoş eden, hatır sayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâle yanaklı, yanakları lâle gibi penbe olan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Lale yanaklı, yanağı lale gibi kırmızı olan. 2.Türk müziğinde mürekkeb bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ether aether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Lokmân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tarh»dan imef.) (mü. matrûha). 1. Atılmış, Fars. efkende. Tarh olunmuş, yüklfctllmlş

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cerh» den İmef.) (mü. mecrûha). 1. Yaralanmış, yaralı, gerek savaş ve kavgada, gerek kazada vücudunun bir tarafı yara olmuş: Harpte mecrûh oldu. O kazada beş kişi öldü ve on kişi mecrûh oldu. 2. Red ve ibtâl olunmuş yahut kendiliğinden bâtıl hâle gelmiş bulunan: Bu söz, bu dâvâ mecrûhtur. 3. (i. A. c. mecrûhîn). Yaralı adam: Mecrûhların nakline mahsus araba.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروح] yaralı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مجروحين] yaralılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEKRUH) (i. A. «kerh» den imef.) (mü. mekrûhe). 1. İğrenç, Ar. kerih, menfûr: Mekruh bir yer, bir iş. 2. (fıkıh) Şer’an harâm olmayıp ancak zaruret olmadığı zaman kaçınılması gerekli: At eti mekruhtur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مکروه] iğrenç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. iğrenç şeyler. 2. Şer’an yasak olmayıp ancak iyi de olmayan şeyler: Mekrûhât yemeye ne mecburiyet vardır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İğrençlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şerh» den imef.) (mü. meşrûha) (c. meşrûhât). 1. Şerh olunmuş, açıklanmış, tafsilâtlı, zor anlaşılır yerleri izah edilmiş. 2. Tafsilâtla söylenen, yukarıda mufassalan târif olunan: Mâdde-i meşrûha.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروح] açıklanmış, şerhedilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشروحات] açıklamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peppermint oil. mint camphor. peppermint camphor. menthol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sal volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RÜH) (I. A.) (c. ervâh). 1. İnsenda ve hayvanlardaki hayat maddesi, can: RÜhuna rahmet olsunI 2. Hareket, faaliyet, kuvvet: Bu adamda hiç ruh yoktur. 3. Tesir: Konuşmanızda biraz ruh verecek tâbirler kullanın. 4. Bitki vs.’den çıkarılan öz: Nane ruhu, Afyon ruhu, lokman ruhu, nişadır ruhu, tuzruhu. Rûhu’llah = Hazret-i İsa. Rûhu’l-Emîn, RÜhu’lKuds = Cebrlil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u kısa) (I. F.). Yanak. Gül-ruh = Gül yanaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Arap masallarında geçen pek büyük hayâlî kuş. 2. Satranç oyununda bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spirit. soul. astral body. esprit. aura. psyche. shade. ghost. essence. essential oil. genius. heartbeat. inner man. manes. pith. pith and marrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animation. cabbage. expression. extract. pith. shade. shadow. soul. spirit. zombie. essence. liveliness. vitality. ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

essence. ghost. psyche. soul. spirit. extract. concentrated solution. inner man. spunk. tincture. vitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روح] can, ruh.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخ] yanak, yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

physician of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transmigration. transmigration of the soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychopath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k A. F.). Ruhu okşayan, hoşa giden, ruh eğlendirici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RÜhnüvâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. «rûhu okşayan») (musiki). Türk musikisinde «yegâh = re» perdesinde kalan bir şed makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rûha kuvvet ve ferahlık veren, hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mermer taşı, Fars. seng-i hârâ.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رخام] mermer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Güzel kokan, güzel kokulu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rûhâniyye). 1. Güzel manzaralı ve havalı: Ruhânî bir yer. 2. Müslümanlık dışı dinlerde din adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethereal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritual. clerical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Ruhla ilgili. Gözle görülmeyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Rûhânîllk, ruhtan ibaret olanın hâil. 2. Ölmüş bir kimsenin ruhlar Alemindeki mânevi verlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rehâvt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. râhib). Rahipler. (bk.) Rahip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. râhlb). Râhipler, papazlar, (bk.) Rahib, ruhban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clergy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerics. clergy. priests. monks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهبان] papazlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body of clergy. priesthood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Rahiplik, keşişlik.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رهبانيت] ruhbanlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ruhiyat, psikoloji.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ruh ve can isimlerinden bileşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [روح افزا] cana can katan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in spirit. spiritually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritually. in spirit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repose , to rest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Yükselen ruh, yüksek ruh.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rûhlyye). Rûha ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychic. psychic. mental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. mental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ روحی] ruh ile ilgili. 2.ruhsal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ruhsal, ruhla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ruhu, özü. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Nurlu, aydınlık yüzlü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şen, neşeli, canlı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Psikoloji, ruh ilmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

( Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhi).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [روحيات] psikoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlandırmak, kuvvet ve tesirini arttırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Canlanmak, kuvvet ve tesiri artmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Canlı. 2. mec. Kuvvetli, tesirli.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Ruh okşayan. 2.Türk müziğinde bir makam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Psikolojinin sınırları dışında kalan telepati gibi hallerin bütünü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yanağını, yüzüne süren, yüzünü sürmüş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychologic. psychic. psychical. mental. spiritual. inner. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychic. spiritual. psychological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. mental. inward. psychic. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ruhla ilgili olan, ruhi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları


İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yanak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [رخسار] yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yanak. Yüz, çehre.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Yanak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhsar).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İzin, müsaade: Ruhsat almak, İstemek, vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concessionairy. permit. licence. warrant. certificate. permission. authorization. leave. certification. concession. imprimatur. logbook. pass. royalty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licence. permission. warrant. permit. license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorization. permission. licence. permit. charter. grant. franchise. concession. approval. approvement. warranty. warrant. certificate. certificate of approval. certification. leave. letter of approbation. licence license. privilege. to claim a privileg

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رخصت] izin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - İzin, müsaade. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat veren kâğıt, izin-nâme, i; vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ruhsatı olan, izinli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licenced. officially permitted or authorized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlicenced. officially unauthorized. nonlicensed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhişen).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soulless. spiritless. dull. inanimate. dead alive. impassive. stagnant. wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodless. deadpan. impassive. lifeless. soulless. stolid. toneless. inanimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spiritless. lacking in energy or vigor. insipid. flat. dead. lifeless. bloodless. inanimate. languid. soulless. toneless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inanimateness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzel, temiz, latif kimse, gül ruhlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Ruhinur).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Harizm’den gelip Anadolu’ya yerleşen Saruhanoğulları beyliğinin kurucusu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Fars. sebük = hafif, Ar. rûh = can). Ağır canlı olmayan, sohbeti hoş ve güzel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sarh’ın c.). Köşkler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerh). Şerhler, açıklamalar, (bk.) Şerh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شروح] şerhler, açılamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ferah» dan) Ferahlanma, içi açılma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. botanik). Bir nevi dağ turpu, kankurutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Canlı, ruhlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذی روح] canlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by