Rüşt ne demek? | Rüşt anlamı nedir? | Rüşt

Rüşt anlamı nedir?

Rüşt ne demek?

Rüşt anlamı nedir?

Rüşt | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: rust

Türkçe Sözlük

(bk.) Rüşd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

age of maturity. majority of a person. majority. man of estate. puberty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. pas; bot. pas hastalığı, bitkilerde mantar hastalığı; zehirli mantar; f. paslanmak; tembelleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (ekon). tröstlerin teşekkül etmesine karşı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrugation. crush.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyin düzgünlüğünü bozup muntazam olmayan bir surette kat kat ve kırmalı etmek; ütüsünü bozmak: Kâğıdı, kumaşı buruşturmak. 2. Hoşlanmama alâmeti olarak (yüzü) toplayıp kat kat etmek, abûsluk göstermek: Yüzünü buruşturdu. 3. (dilin) Toplanıp çekilmesini mucip olmak: Bu şurup dil buruşturuyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crease. wrinkle. wrinkle up. crumple. crumple up. corrugate. ruffle. cockle. crinkle. muss. pucker. pucker up. ruck. ruck up. ruckle. rumple. shrivel. shrivel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to crample. to wrinkle. to ruffle. to pucker. to contort. corrugate. crease. crinkle. crumple. crush. line. ruck. screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). ekmek kabuğu; pişmiş herhangi bir şeyin kabuğu; kabuk, dış tabaka; argo arsızlık; (f). kabukla kaplamak, kabuk tutturmak; kabuklanmak, kabuk bağlamak; crust of the earth yerkabuğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., zool eklembacaklılar kolundan kabuklular. crustacean (s)., (i). kabuklulara ait ; (i). kabuklular sınıfından bir hayvan. crustaceous (s). kabuklu; (zool). kabuklular sınıfına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kabuk gibi, kabuklu; aksi, huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). şüphe etmek, itimat etmemek, güvenmemek, emniyet etmemek, inanmamak; (i). şüphe, güvensizlik, emniyetsizlik, itimatsızlık. distrulltful (s). şüpheci, vesveseli, kuşkulu, başkalarına güveni olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

properly. as straight as a tie. straight and narrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sıhhati yerinde, sağ. Ar. sahîh, sâlim: Ten-dürüst = Bedeni sağ ve salim, mec. Güzel vücutlu, yakışıklı. 2. Doğru, hatasız, iyi: Dürüst bir kelime söyleyemez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Sert, katı, kaba: Dürüşt taş, kâğıt. 2. Dokunaklı, sert, ters: Dürüşt söz, cevap hareket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. straightforward. above-board. conscientious. right-minded. square. on the square. candid. christian. dinkum. direct. downright. fair. faithful. frank. guileless. incorruptible. jannock. just. level. moral. open. plain. regular. right. righteo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candid. conscientious. direct. fair. guileless. honest. incorruptible. just. moral. open. plain. respectable. right. righteous. simple. square. straight. truthful. unimpeachable. upright. virtuous. frank. straightforward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honest. straight forward. flawless. above-board. above board. candid. christian. conscientious. dinkum. down to earth. fair and square. god fearing. guileless. incorruptible. on the level. moral. of good moral character. right. righteous. rightful. on the

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Doğru, düzgün, sağlam. 2.Bütün, tam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fair play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğru ve hatasız okuyan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (ve daha dürüstü: dürüstlük). 1. Sıhhat, selâmet, sağlık. 2. Doğruluk, hatasızlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Katılık, kabalık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uprightness. honesty. probity. correctness. straightforwardness. fairness. righteousness. faithfulness. sincerity. squareness. conscientiousness. correctitude. directness. erectness. evenness. incorruptibility. incorruption. integrity. justice. recti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. character. equity. honesty. integrity. justice. principle. probity. propriety. rectitude. right. righteousness. truth. frankness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. üstüne katıca bir kabuk çekmek, kabuk bağlamak, sert bir tabaka teskil etmek, kabuk tutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. emniyet etmek, emanet etmek; tevdi etmek, havale etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Üstün erkek.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). işini bozmak, boşa çıkarmak, hayal kırıklığına uğratmak: amacına engel olmak. frustrated (s). boşuna didinmiş, hedefine ulaşamamış; sinirli. frustra'tion (i). aksiliğe çatma hissi, boşuna uğraşma; asabiyet. frus'trating (s). boşa çıkaran, engelleye

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. tums, ta) (i)., (geom). kesik koni veya piramit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. İki veya fazla adamın birbirlerini görmelerine vasıta olmak, mülâkat ettirmek, bir yere gelmelerine yardım veya müsaade etmek: Sizi seveceğiniz bir adamla görüştüreceğim. Bu mektepte talebeyi yabancılarla görüştürmezler. 2. Sohbet ve mükâleme veya müzakere ettirmek: Ben iki tarafı görüştüreyim de karalarını size bildiririm. .

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to arrange a meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bring about a meeting between (one person and another.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Görüşmeleri sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be brought together (for a meeting , discussion , interview.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. encrust.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üstüne kabuk bağlama; bağlanmış kabuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) entrust.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

select. elite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) hanımeline benzer bir bitki, (bot.) Viburnum tinus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. güvensizlik,itimatsızlık, şüphe; f. güvenmemek, hakkında şüphe etmek. mistrustful s. güvensiz, şüpheli, kuşkulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Doğru olmayan, eğri, yanlış, haksız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preliminary inquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zulüm ve cebirle yola getiren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Yu. mit. boylarını yatağına uydurmak için misafirlerinin kol ve bacaklarını çekip uzatan veya kırıp kısaltan efsanevi dev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köy, nahiye, çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kıyamet, mahşer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rustâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. (resâtik) (Farsça rûstâ’dan Arapça’laşmış). Köy, çiftlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Köye ve kıra ait, Fr. rustique.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yiğit, kahraman. İran’ın ünlü pehlivanı ve savaşçısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik. Üstünlük. Kuvvet.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. köye veya kıra ait; köylü; kaba, yontulmamış; kıra uygun, sade, basit; i. köyde yaşayan kimse; basit ve kaba kimse . rustically z. köylü gibi; kabaca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. bir süre köyde yaşamak; ceza olarak köye veya kıra göndermek; ing. (üniversiteden) geçici olarak uzaklaştırma cezası vermek; kaba işçilikle inşa etmek. rustication i. bir süre köyde oturma; ing. üniversiteden geçici olarak uzaklaştırılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. köylülük, köylü havatı: kabalık cahillik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Rustâyî, kıra ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rustic. russet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rüşdiye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hışırdamak; hışırdatmak; k.dili faaliyet göstermek, gayretle çalışmak; A.B.D., k.dili davar çalmak; i. hışırtı sesi. rustler i., A.B.D., k.dili davar veya at hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru yolda olan. Akıllı, ergin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s paslı, paslanmış; ham, tembelleşmiş. rustily z. paslanmış halde, paslı olarak. rustiness i. paslılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendine güvensizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Soruşturmak

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquisitional. inquisitorial. inquiries. investigation. questionnaire. inquiry. checkback. disquisition. enquiry. examination. hearing. inquest. inquisition. probe. quest. question. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquiry. inquest. inquiry. investigation. inguiry. research. questionnaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquiry. investigation. inquest. official investigation. ascertainment. canvass. examination. field investigation. inquiries. inquisition. preliminary inquiry. search. sifting. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of inquiry. committee of enquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquirer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inquirer. investigator. examiner. tester. inspector. scrutinizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öğrenilmek istenen şeyi birçok kişiye sorarak iz aramak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enquire. investigate. query. to make inquiries. to inquire about. to investigate. to inquire into. to ascretain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to inquire. to ask. to question. to query. to make inquiry. to take up / to institute / to pursue / to follow up / to conduct / to carr. to ask about. to ask questions. to put querries. to put a question to. to interpellate. ascertain. fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. iki şeyi birbirine dokundurmak: Ellerini, ayaklarını sürüştürüyordu. 2. Yavaş yavaş ovmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(TEN-DÜRÜST) (i. F„ ten = beden, dürüst = doğru, düzgün). Vücudu sağlam ve düzgün, sıhhat ve Afiyette bulunan, mec. Ölçülü, düzenli: Tendürüst adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tendürüstlük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (thrust) i. itmek, dürtmek, zorla kakarak sürmek; süngülemek, saplamak; lafı kesmek; i. dürtme, itme; hamle; bıçak sokma, süngüleme; mim. kemer veya kubbenin duvar üzerine tazyiki; mak. itme kuvveti. thrust at someone kılıçla hamlede bulunmak. thru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uzay gemisini yöneten idare roketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. itimat, güven, emniyet; tevekkül; ümit; güvenilen şahıs veya şey; emanet; kredi; mutemetlik; tröst; f. güvenmek itimat etmek emniyet etmek: güvenerek vermek, teslim etmek, emanet etmek: inanmak: tevekkül etmek; kredi vermek. trust company trös

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. k.dili tröstü bozmaya çalışan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Trusted™ Platform Modülü çipi, verilere yetkisiz erişimin engellenmesine yardımcı olan önemli güvenlik hizmetleri sağlar. Bu çip, donanım ve yazılım da dahil olmak üzere, platformun kendisini izleyebilir. Parolalar ve şifreleme anahtarları gibi büyük önem taşıyan veriler için tamamen güvenli bir saklama ortamı sağlar. Daha sonra, her bir makineye benzersiz bir kimlik atayarak, dahili akıllı kart işlevi görür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. vekil, mutemet, yeddiemin, mütevelli; f. mutemede mal teslim etmek. trusteeship i. vekillik; Birleşmiş Milletler adına bir bölgenin idaresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güvenen, itimat kabilinden, çabuk inanılır. trustfully z. güvenle. trustfulness i. güvençlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. itimada lâyık, güvenilir. trustworthiness i. güvenilirlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. güvenilir, sadık, emin; i. güvenilir kimse; güven uyandırdığından dolayı kendisine bazı özel haklar tanınan mahpus. trustily z. güvenilir surette. trustiness i. güvenilir hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. güvenilmez, itimada lâyık olmayan .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. yeryüzü kabuğunun kabarması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by