Rüyada At Görmek ne demek? | Rüyada At Görmek anlamı nedir? | Rüyada At Görmek

Rüyada At Görmek anlamı nedir?

Rüyada At Görmek ne demek?

Rüyada At Görmek anlamı nedir?

Rüyada At Görmek | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: ruyada at gormek

Rüya

Rüyada at görmek murada nailiyet ile tâbir olunur... Ata binmeye ehil olmayan biri, rüyada ata bindiğini görse, bu onun için izzet ve makama, yüksek derecelere delâlet eder... Rüyada At Görmek ile ilgili tüm bilgilere BÜYÜK RÜYA TABİRLERİ sitesinden ulaşabilirsiniz.

Rüya by

Finansal Terim

(A Type Mutual Fund/Investment Trust)

Fon içtüzüklerinde / esas sözleşmelerinde asgari sınırları belirtilmek kaydıyla, portföy değerinin en az % 25’ini devamlı olarak mevzuata göre özelleştirme kapsamına alınan kamu iktisadi teşebbüsleri dahil Türkiye’de kurulmuş ortaklıkların hisse senetlerine yatırmış fonlar/ ortaklıklar A tipi fon/ortaklık olarak adlandırılır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) آب آتشين ateşli su; 2.kırmızı şarap; 3.gözyaşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آب خرابات] (meyhane suyu) şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Ab-ı hayat v.s. (bk.) Ab.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) azaltmak, indirmek; kısmen yahut tamamıyla kesmek; azalmak, eksilmek, hafiflemek, çekilmek; hükmü kalmamak abatement (i) azaltma, azaltılma, azalış, tenzil; kesilmiş yahut indirilmiş meblâğ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) tepe penceresi; panjur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i),(Fr) mezbaha, salhane, kasaplık hayvanların kesildiği yer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) kısaltmak, özetlemek, ihtisar etmek abbrevia'tion(i). kısaltma, remiz, bir veya birtakım kelimeleri gösteren harf veya harfler; özetleme, ihtisar; kısaltılmış yazı, özet; (müz) bir takım notaları gösteren remiz yahut işaret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) -(den) çekilmek, -(den) vazgeçmek, feragat etmek: resmen bırakmak veya feragat etmek ; (özellikle hükümdarlıktan)tacını ve tahtını terk etmek abdica'tion (i) tacını ve tahtını terk etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert olan Allah’ın kulu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen Allah’ın kulu. - el-Latif; Allah’ın isimlerindendi. (bkz.Latif).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hata, dalâlet, doğru yoldan ayrılma, inhiraf; yan delilik, akıl hastalığı; sapıklık; (astr) sapınç, sapma; adese veya ayna sisteminde bütün ışınların bir noktaya toplanamaması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آبدات] anıtlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water of life bengisu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.’den) (gramer). Bir isim hali, ismin uzaklaşma hali, ismin mekân, yer bildiren bir hail: Çarşıdan geldim misalinde çarşı kelimesi ablatif haline girmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ablatif

db. çıkma durumu

Ad soylu bir sözün taşıdığı kavramda çıkış bildiren, -dan / -den, - tan / -ten ekleri ile kurulan durum.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(tlb). bedenden (ur, uzuv) alma; (jeol). (taşların) zamanla aşınması; uzay sürtünme ısısının zarar vermeden dağıtılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i), (s). Latince isimlerde ablatif, ismin -(den) hali; (s) -den halinde olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir balık ağı çeşidi. Uzunluğu 150, genişliği 4-10 kulaç kadardır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) inkâr etmek, reddetmek, feragat etmek abnega'tion (i) inkâr, feragat, mahrumiyete katlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) son derece iğrenç kabul etmek, istikrah etmek, nefret etmek abomina'tion (i) iğrenme, istikrah, nefret; iğrenç veya menfur şey; kötülüğe sebep olan herhangi bir şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek; kaldırmak, bir tarafa koymak abroga'tion (i). ilga, iptal, yetkisini kullanarak feshetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). 1. Acâyip şeyler. 2. Anormal varatılmış mahlûklar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hızlandırmak, süratlendirmek , tacil etmek, hızlanmak, sürat kazanmak accelera'tion (i). hızlandırma, tacil etme, süratin artması accelerator (i)., oto gaz pedalı; (fiz). siklotron veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). üzerine basarak okumak; önemle belirtmek accentua'tion (i). aksan koyma, vurgulama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kabul; anlam, mana.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). alkışlama, alkış, bravo'' deme; açık oylamada lehte oy verme by acclamation oy birliği ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir yerin iklimine alıştırmak acclimatiza'tion (i). bir yerin havasına alışma veya alıştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirine uygun hale getirmek; telif etmek, uzlaştırmak; bir başkasının işini görmek; sağlamak, temin etmek; yerleştirmek, yer tedarik etmek accommodate oneself uymak, intibak etmek accommodate oneself to circumstances ayağını yorganına g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uyma, intibak; birinin işini görmeye razı olma, Iütufkarlık; düzen; yerleşme; telif etme, uzlaştırma ; ödünç, istikraz. accommodations (i). yatacak yer, konfor, rahatı sağlayan şartlar accommodation train (ABD). birçok istasyonda duran yolc

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir kültürün başka bir kültürden aldığı tesir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yığmak; toplamak , biriktirmek; birikmek, çoğalmak, yığılmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yığma, biriktirme, toplama; toplanma, yığılma; biriktirilmiş veya toplanmış şeyler; biriktirilip sermayeye eklenen faiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). toplayıcı, biriktirici; toplanmış, birikmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). toplayıcı şey veya kimse; su gücünü toplayan cihaz; (ing). akümülatör, akü .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğru, sahi, tam; ince accurately (z). doğru olarak, kusursuz bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak). accuracy. ac.curs.ed (s). lanetlenmiş, melun,meşum, nefret uyandıran, menfur.accursedly (z). meşum olarak, uğursuzca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). acılaştırmak; sinirlendirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir nevi sentetik kumaş, rayon; asetik asit tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). renksiz; renkleri tabii haliyle gösteren; (müz). perdesi değişmeyen; akromatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Tıb). renk körlüğü, akromatopsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bitter and sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mayhoş etmek, biraz ekşitmek. acidulous (s) mayhoş, eksice.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open-air theater. open-air theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open heart surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akrobat, cambaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cambazlık, akrobasi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). faal hale getirmek, harekete geçirmek; (fiz). radyoaktif hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). faal hale getirme; lâğım sularının hava ve bakterilerle temas ettirilmesi sonucunda temiz su haline getirilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Microsoft’un haberleri, e-postaları ve ajanda güncellemelerini gerçek zamanlı olarak algılanabilmesini sağlayan programı.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kuvveden fiile çıkarmak , harekete getirmek; olumlu bir şekilde etkilemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sivri; iğneli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). açmak; (s). ucu uzun ve sivri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] kaslar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Çoğunlukla, şiddetli soğuk algınlıklarından sonra görülen ve hareket etmenin zorlaşmasına neden olan bir çeşit romatizmadır. Tıp dilinde Myalgia, Fibrozit denir. Korunmak için terli çamaşırları, en kısa zamanda değiştirmek ve üşütmemek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Elma, Su

Hazırlanışı : 4 Bardak suya, kabukları soyulmamış 3 elma doğranır. 15 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Yemeklerden sonra birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygunluk, imtizaç , intibak, tatbik, uyma; (edeb). adaptasyon, uyarlama; ışık değişikliklerine gözü alıştırma işlemi; uydurulma, şekil değişmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عادات] âdetler, alışkanlıklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabbit. cony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini nezretmeğe sevk ve icbar etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). uygun, ehven, elverişli, kifayetli, yeterli.adequately (z). layıkıyle adequateness (i). yeterlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sıcaklık ışınlarını geçirmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hüküm ve karar vermek adjudica'tion (i). hüküm ve karar verme; hüküm. adjudicator (i). hüküm ve karar veren kimse, hakem.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

judiciary recess. vacation. vacations. judicial holiday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetim, idare, hükümet nezaret; başkan ve yardımcıları , idareciler; bakanlar kurulu, vekiller heyeti ; yemin ettirme; ilaç verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yönetimle ilgili, idari.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yönetmen, idareci, mudur, mütevelli; (huk). vasi, vekil, mirası idare eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Adriya Denizi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaltaklanmak, tabasbus etmek. adula'tion (i). mübalağalı bir şekilde methetme, aşırı övgü, tabasbus, yaltaklanma adulatory (s). aşırı övgü niteliğinde olan, yaltaklanma mahiyetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (s). karıştırmak, safiyetini bozmak; (s). karışık, mahlut adultera'tion (i). karıştırma, karıştırılmış olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ima etmek, anıştırmak ; gölgelemek. adumbra'tion (i). ima, kinaye; gölgeleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalefet belirten , karşı fikri ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). savunan kimse, müdafi kimse, taraftar. devil's advocate tartışma olsun diye zayıf tarafı savunan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). savunmak, müdafaa etmek, sahip çıkmak, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). içine hava karıştırmak; havalandırmak, havayla temas ettirmek aerator (i) havalandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava aldırma, havalandırma ; havayla temas ettirerek temizleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilotun uçakla havada yaptığı marifet gösterileri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havada sabit durabilen balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hava kanunları ilmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Odaklama Aydınlatıcı, zayıf aydınlatma koşullarında fotoğraf makinesinin otomatik odaklama işlemini gerçekleştirebilmesi için yeterli aydınlatma sağlamak için kullanılan, düşük güçte bir kırmızı ışık kaynağıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daze. flummox. stun. to take to town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f). Şaşkınlığa düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Afet). Afetler, felâketler, belâlar; Afât-ı semâviyye = Gökten gelen Afetler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آفات] afetler, belalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gürültü, patırtı etmek, kıyameti koparmak. 2. Istemiyerek mühim bir sırrı ifşa etmek, ağızdan kaçırmak. 3. Ağzını bozmak, söğüp saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «Afet» ten). Sabrını tüketmek, kararsız etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yapmacık, taklit; naz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (i). yakın ilişki kurmak, sıkı münasebette bulunmak; evlât edinmek; (huk). baba tanımak; aslını ve soyunu tayin etmek; (i). bağlı şirket. affiliate wrth iltihak etmek, katılmak; üye olmak. affilia'tion (i). yakın ilişki, sıkı münasebet; ev

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tasvip, tasdik; müspet ifade; (huk). yemin yerine geçen söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). olumlu, müspet, tasdik edilen; (i). müspet iddia; tartışmada olumlu tezi savunanları tutan taraf; olumlu cevap a decided affirmative kuvvetli ve olumlu karar. in the affirmative ispat ve tasdik anlamında, olumlu, müspet. The affirma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilham; vahiy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). yüzmekte; su dolmuş; su basmış; havada. Rumors are afloat. Ortalıkta şayialar dolaşıyor. The firm is afloat. şirket masrafım çIkarıyor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kötü sonuç; yan tesir; çayır biçildikten sonra biten otlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). akik taşı; bilye; (matb). 5 1/2 puntoluk harf agateware (i). renkli emay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türkçe «ağa» sözünün Arapça çokluğu. Ağalar.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Kazanım Kontrolü, elle ayarlama gerektirmeden en iyi kayıt seviyesini belirleyen bir elektronik işlevdir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ajan provokatör) bir kimse veya grubu suç işlemeye teşvik edip sonradan cezalandıran gizli ajan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f), (i). toplamak, bir araya getirmek, yığmak;(i). toplama; (jeol). volkanik parçaların bir araya toplanması. agglomera'tion (i). toplama; yığın; bir araya toplanmış şeyler.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ağırlaştırmak, kötüleştirmek , şiddetlendirmek; (k). dili kızdırmak, darıltmak; tahriş etmek; abartmak, mübalâğa etmek. aggrava,tion (i). kızdırma, darıltma: şiddetlendirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). toplamak, bir araya getirmek, cem etmek. aggrega'tion (i). toplanma , bir araya gelme; hepsi, bütünü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). mecmu, toplam, yekün, küme; kum, çakıl; (s). bütün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağırlığını arttırmak, daha ağır etmek: Yükümü ağırlatmayın. 2. İkram ve izâz ettirmek, kabûl ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Weighted Average Price)

Bir sonraki seansa ait baz fiyatın hesaplanmasına esas teşkil eden hisse senedinin miktar ağırlıklı ve küsüratsız fiyatıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i İ. musiki). Bir parçanın coşkun ve canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sung or played in a restless, hurried, and spasmodic manner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated; with excitement. Excited, fast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In an agitated, exited or restless style [back].

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Agitated Restless and wild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hurried, agitated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). (z)., (it)., (muz). acele ve heyecanlı tarzda çalınan veya söylenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unpleasant atmosphere in a community / family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اغلاط] hatalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tragic. causing to cry / to weep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Birini canını acıtarak ağlamaya mecbur etmek, ağlamasına sebep olmak: Çocuğu ağlatmayın! Çok tesir etmek. Anasını ağlatmak = Çok eziyet etmek, çok ıstırap vermek, sömürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw tears from smb. make cry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb cry. to reduce sb to tears.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make weep / cry. to cause to whimper / whine. to touch deeply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). baba tarafından akraba, akraba. agna'tion (i). yalnız erkek tarafından akrabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخوات] kızkardeşler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عهد عتيق] Tevrat, Zebur ve Mezâmir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. F. A.). Tevrat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آهنگ اصوات] ses uyumu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاقيات] ahlak bilgisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Ahlâk ilmine ait bahis ve mütalaalar: Ahlâkıyyatla uğraşan bilginlerdendir. (Ahlâkî ve ahlâkıyyât kelimeleri Arapça’da yoktur, galattır, Osmanlılar’ca yapılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Gülgillerden bir ağaç ve bu ağacın armuda benzeyen meyvasi. Kendi kendine yetişen bu ağaca armut aşılanır. Yaban armudu (Piraster). 2. Kaba, yol yordam bilmeyen kimse: Adam ahlatın biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wild pear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط] salgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(Yaban armudu, Piraster, Pirus elaegrifolia, Wild pear-tree, Poirier sauvage): Gülgillerden, kendi kendine yetişen ve üzerine armut aşılanan bir ağaçtır. Yemişi iyice olgunlaştıktan sonra yenir. Kullanıldığı yerler: Meyveleri ishal keser. Zehirli hayvan sokmalarında, filizi ezilip yaraya sürülür.

Şifalı Bitki by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخلاط اربعه] dört özsuyu kan, salya, safra, dalak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. uht.). Kızkardeşler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اخياط] iplikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Belirli sürelerde bir derneğe ödenmesi taahhüt edilen para.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. subscription. dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

revenues. benefice. income. remuneration. contribution. subscription. quota. dues. share. allowance. agency fee. capital fee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عائدات] gelirler, aidat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

family life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. agitateur

körükleyici

Körükleme işini yapan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rabble rouser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقبات] yokuşlar. 2.tehlikeli anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(k kalın okunur) (i. A.). Akar’ın çoğ. akarlar, akaretler. Gelir sağlayan mallar ve yapılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقرات] kazanç sağlayan mülkler, akarlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğit erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Akbatu).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. L.’den) (gramer). Bir isim hali, ismin yapma ifade eden hali, ismin geçişli bir fiilin tesirinde olduğunu gösteren hali: Camı kırdı veya cam kırdı misallerinde «cam» akküzatif halindedir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advisable. conceivable. legitimate. plausible. possible. rational. sane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conformable to reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Akıl ile keşif ve tahkik ve sırf müsbet esastan ibaret olan maddeler ve hususlar: Aklîyât ile nakliyât arasında her vaKit uygunluk olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). El üzerinde denge hareketleri, tehlikeli sıçramalar yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. acrobate

cambaz

Yerde ve tel, at, bisiklet, ip vb. üzerinde dengeye dayanan, tehlikeli, heyecan verici gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat. acrobat cambaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobat , equilibrist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acrobatics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Renk körlüğü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. achromatopsi

tıp renk körlüğü

Bütün renkleri veya birkaç rengi, özellikle kırmızı ile yeşili birbirinden ayırt etmeye engel olan görme bozukluğu.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(f.). Akşama erdirmek, akşama kadar oyalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. ahzüita’dan). Alış veriş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Topal etmek mec. noksan bırakmak, bitirmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to hamper. to paralyse. to delay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hinder. to impede. to arrest. to interrupt. to throw cold water on. to retard. to slacken. to delay. to hold back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. fizik). Elektrik enerjisini depo eden cihaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. storage battery akü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accumulator. battery. secondary battery. storage battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. accusatif

db. belirtme durumu

Yüklemi geçişli bir fiil olan cümlede fiilin doğrudan etkilediği, -ı/ -i, -u/ -ü ekini almış ad.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kuvvet). Kuvvetler. (bk.) Kuvvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [علامات] işaretler, alametler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Alet), Aletler, (bk.) Alet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آلات] aletler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Derisinde benekler olan tay.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Son asırda yanlış olarak «Türk Musikisi» yerine kullanılan tâbir, italyanca alla turca’dan gelir ki, «Türk tarzında» demektir ve Batı Musikisi’nde mehter musikimize benzetilmek istenen eserler için kullanılmıştır. Mızıkay-ı Hümâyûn’a gelen İtalyan müzisyenler tarafından musikimize verilmiş addır.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. alla turca

Doğuluca

Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the ottoman/turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish style.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turkish music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

system of timekeeping according to which the clock is set at 12 : 00 at sun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

squat toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yumuşak ve beyaz bir çeşit mermer, kaymak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

albatross.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pek iri bir cins deniz kuşu, albatros.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). indirmek, azaltmak, alçaklaştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. iğfal eden, (Ar muğfil, Fars. firîbende). 2. Yalan söyleyen, yalancı. Ahmak aldatan (ıslatan) = İnce İnce yağıp çok ıslatan yağmur. Çoban aldatan = Alaca tavuk dahi denilen bir cins kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İğfal eden, muğfil, hilekâr. 2. Yalan söyleyen, yalancı, aldatan. 3. Dış görünüşü emniyet verip insanın itimadını celbeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. deceitful. deceptive. specious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deceptive. misleading. baffling. candied. catching bargain. catchy. colourable. deceitful. deceiver. delusive. dishonest. fallacious. funny. hollow. illusory. specious. two dime. will- of-the-wisp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be deceived. be cheated. be taken in. be done.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

had.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be deceived / duped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. deceit. cheat. chicanery. dupery. eyewash. have-on. illusion. imposition. infidelity. inveiglement. mystification. shave. spoof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheat. deception. delusion. infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adult. bad faith. bait. cheat. circumvention. deception. defraudation. gammon. imposition. inveiglement. leg pulling. lie. victimization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aldatmak maksadıyle yapılan oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch. trick. feint. legerdemain. shiftiness. sleight. sleight-of-hand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hoax. trick. catch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deception. trick. con. funny business. hockey pokey. hype. jookerie. sell. stich up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hile ve hud’a ile kandırmak, iğfal etmek. 2. Oyun etmek, dolandırmak. 3. Yalan söylemek, aslı olmayan şeyi olmuş ve doğru gibi göstermek. 4. Sözünde durmamak, vaat ve taahhüdünü tutmamak. (eski Türkçe’de ve Çağatayca da «aldamak» fiili vardır. Bizce terkedilmiştir, yerini bu kelime tutmuştur).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell smb. a packet. sell smb. a pup. take for a ride. cheat. delude. two-time. be unfaithful. deceive. defraud. fake. feint. bamboozle. bilk. cuckold. do down. double-cross. play smb. false. finagle. fox. gammon. gull. gyp. have. hocus. hoodwink. hor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beguile. cheat. deceive. defraud. delude. dupe. fool. fox. hoodwink. kid. sell. to mislead. to cheat. to deceive. to fool. to swindle. to defraud. to delude. to trick. to hoodwink. to beguile. to fox. to dupe. to take sb in. to be unfaithful. to cuckold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to mislead. to cheat. to dupe. to deceive. to be unfaithful. bamboozle. beguile. burn. cajole. carve up. chisel. cozen. defraud. delude. diddle. double cross. fob off sb off. fool. fox. to lead sb up the garden path. have. have sb. hoax. hoodwink. humbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Derecelerine göre, sırasıyle. (bk.) Alâ: Alâ-merâtibihim.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). şansa bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implements. paraphernal property. tools and tackle. toolings , furniture and fixtures. tooling and implements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alphabetical catalogue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). diğerine feragat ve temlik etmek, ferağ etmek; soğutmak, vazgeçirmek (aşk). aliena,tion (i). aşktan vazgeçirme , soğutma; diğerine feragat ve temlik etme; dini müesseselere ait mülkü ellere verme; akli dengesizlik. alienator (i). diğerine f

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beslenme, besleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase price. buying price. buying rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iddia, söz; (huk). dava takriri; özür, bahane, mazeret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hafifletmek, yatıştırmak , teskin etmek. allevia'tion (i). hafifleme; teselli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Amerika timsahı. alligator pear perse ağacı veya meyvası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir satır veya cümlecikte aynı sesi tekrar etmek. allitera'tion (i). bir cümlecikte aynı sesi tekrar etme. alliterative (s): aynı sesin tekrar edildiği par,ca veya cümleciğe ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). tahsis etmek, yerini tayin etmek. alloca'tion (i). tahsis etme, yerini tayin etme, tahsisat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). zıt tedavi usulüne ait. al,lopath, allop'athist (i). bu usulü uygulayan doktor. allopathically (z). bu usule göre. allop'athy (i). zıt tedavi usulü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bir kimsenin tahsil gördüğu okul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Alsas'a ait; (i). Alsas'lı; iri bir çeşit Alsas çoban köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the floor below. first / ground floor. lower floor. lower story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kavga etmek, atışmak , şiddetli münakaşa etmek. alterca'tion (i). kavga, çekişme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). münavebe ile birbirini takip etmek veya ettirmek; bir sıra takip etmek, birbiri ardına gelmek. alternating current (elek). dalgalı akım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). karşılıklı, almaşık, münavebeli; (bot). karşılıklı olmayan, almaşık ;(i). icabında başkasının yerini alabilen kimse, vekil. alternately (z). münavebe ile, sıra ile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alternatif

1. seçenek, 2. almaşık, 3. fiz. dalgalı

1. Birinin yerine seçilebilecek bir başka yol, yöntem. 2. Almaşlı olarak işleyen. 3. Belli dalga boylarını alabilen.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternate. alternating. alternative. alternative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. alternate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternative. disjunctive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). münavebe, birbirinin yerini alma; birbirini takip etme; değişim , tahavvül.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). iki şıktan birini seçme imkanını gösteren, diğer, başka,(i). şık, iki şeyden biri, çare, iki şıktan biri . I had no alternative. Başka çarem kalmamıştı. Yapacak başka bir şey yoktu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dalgalı elektrik akımı veren dinamo.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generator. alternator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dalgalı elektrik akımı veren üreteç, alternatör.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Enuresis denir. Altına ve yatağına işeyen çocuklar; genellikle anne ve babasından yeteri kadar sevgi ve ilgi görmeyen çocuklardır. Hastalık, belli bir nedenden kaynaklanmıyorsa; yapılacak iş, çocuğa ihtiyacı olan sevgiyi vermektir; ancak altını ıslatmak, herhangi bir böbrek rahatsızlığı veya şeker hastalığından da kaynaklanabilir. Bu nedenle doktora gitmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : Süzme bal

Hazırlanışı : Hergün, en az iki tatlı kaşığı süzme bal yedirilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). Rovelver (rövolver) denilen mükerrer ateşli, altı mermi alan tabanca.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). cıva ile başka bir madeni birbirine karıştırmak: karıştırmak; karışmak, bileşmek. amalgama'tion (i). cıva ile bir madeni birbirine karıştırma; karışma; millet, firma, ırk veya ailelerin karışması; halita, karışım, alaşım, imtizaçtan hasıl o

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatör, meraklı, hevesli kimse; spor amatör sporcu. amateur'ish (s). acemi veya amatör işi gibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). aşka eğilimli; aşkla ilgili. amativeness (i). aşk eğilimi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amonyum nitrattan yapılmış patlayıcı bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir işi para kazanma gayesiyle değil, zevk için yapan kimse: Radyo amatörü, fotoğraf amatörü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amateur

özengen

Bir işi para kazanmak için değil, yalnız zevki için yapan, hevesli, meraklı (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. hobbyist. dabbler. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateur. dilettante.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish. unprofessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amateurish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). âşıkane; ateşli, şehvetle ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gezmek, yürümek. ambulant (s) seyyar, gezici; (tıb). vücudun bir tarafından başka tarafına geçen; (tıb). hastayı yatırmaya lüzum göstermeyen. ambula'tion (i). gezme, gezinme, gezicilik. am'bulatory (i)., (s)., (mim). gezilecek yer; (s). g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). biraz ıslah etmek, iyileştirmek, düzeltmek; iyileşmek,; düzelmek, biraz ıslah olmak. ameliora'tion (i). iyileşme, düzelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «ameliye» bu mânâ ile lisanımızda kullanılmaz). Bir fen ve ilmin icraat ve tatbikat ciheti: Ameliyat-ı cerrahiye, ameliyat-ı kimyeviye, ameliyat görülmedikçe kimyadan bir şey anlaşılmaz. Tıp fakültelerinde talebelerin tahsillerini tamamlamaları, mahir profesörlerin nezaretinde büyük hastahanelerde ameliyat görmelerine bağlıdır. Dilimizde fiil gibi de kullanılır: Filan operatör dün pek büyük bir ameliyat yaptı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical. operating. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operation. surgery. operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surgical operation. performance. practice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عمليات] işlemler, uygulamalar. 2.ameliyat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Hastaların ameliyat edildiği oda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. theater. theatre. operating theater. operating theatre. surgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theatre. operating theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

operating room. operating theater. operating theatre. operating theater theatre.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has undergone a surgical operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Anfiteatr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common good. public benefit. public interest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ampere hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. A. fizik). Bir amper şiddetinde akım geçiren bir iletkenden bir saat içinde geçen elektriğin miktarı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -tre (i). amfiteatr, amfiteatr Seklinde herhangi bir şey; spor sahası, arena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amplifikasyon , ses hacmini artırma; genişletme, büyütme ; (kon). (san). tafsilâtlı izahat; ilâve; abartma, mübalâğa; görülen noktayı büyütme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. amplificateur

fiz. yükselteç

Alçak veya yüksek frekanslı akımların yararlı etkilerini artırmaya yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amplifier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir uzvunu kaybetmiş olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Kaseti otomatik olarak geçerli parçanın ya da bir sonraki parçanın başlangıcına getiren, tek dokunmalı bir kontroldür.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). badem gibi, bademe ait yahut bademden yapılmış; (i)., (tıb). badem sütü. amygdal'ic (s). bademden yapılmış. amygdalic acid badem asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آنات] anlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). anatomy.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aforoz, Lânetleme (özellikle katoliklerde) ; aforoz edilmiş veya lânetlenmiş kimse; yasak edilmiş şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

anathematize (ing). (-tise) (f). afaroz etmek, lanetlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Anadolu. Anatolian (i)., (s). Anadolulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). 1. Hayvan, bitki ve insanların yapısını ve organlarının birbiriyle olan ilgisini inceleyen ilim, teşrih. 2. Vücut yapısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). anatomik, anatomi ile ilgili. anatomically (z). anatomik olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who is skilled in the art of anatomy, or dissection. an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an expert in anatomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). teşrih,ci, anatomi bilgini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(-ing). -mise (f). teşrih etmek, açımlamak, dikkatle tahlil veya tetkik etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., anatomi, hayvan (özellikle insan) yapısı, teşrih; teşrih edilecek şey; iskelet; inceden inceye tetkik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Oturulacak yerleri kademe kademe yükselen büyük yapı. 2. Kademeli şekilde yükselen arazi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). ingiliz kilisesine mensup olup Katolikliğe meyleden (kimse).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefes darlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayat vermek, hayatiyet kazandırmak, ihya etmek, canlandırmak Şevklendirmek. animate (s). canlı; neşeli, hayat dolu. animated cartoon canlı resimlerden ibaret kısa filim, miki filmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık, hayatiyet şevk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. musiki). Notada işaretli pasajın canlı çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (müz). canlı olarak, animato.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. animateur

canlandırıcı

Otel, tatil köyü vb. turistik yerlerde konukları eğlendirmek için çeşitli oyunlar, gösteriler yapan kimse.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). canlılık veren, canlandıran , hayatiyet veren şey veya kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

redolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remind of. be evocative of. evoke. bring to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evoke. recapture. to evoke. to remember sb of hatırlatmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

remind. suggest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration. narrative. short story. story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration. story. short story. narrative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narrator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bildirilmek, zihne yatırılmak: Bu iş bana böyle anlatılmadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be told. to be explained.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner of telling. expression. strain. verbalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression. narration. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

/ adj.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Anlatış tarzı, ifham, tefhim, ifade: Anlatışa göre fetvâ verilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manner of telling. way of describing. recital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration. recital. recitation. relation. speech.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

narration. recital. rehearsal. telling. explaining. commentary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explanation. narration. depiction. explication. indication. relation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (muzari: Anlatır). 1. İfham, tefhim etmek, anlayacak surette ifade etmek: Bu adama maksadımı anlatmağa çalışıyorum. 2. Öğretmek, tâlim, ders vermek: Ders anlatıyor. 3. Açıkça söylemiyerek remiz ve imâ ile ifade etmek: Ben yarın gelmeyeceğimi anlatır gibi oldum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be enunciative of. tell. describe. explain. express. report. put smth. across. communicate. explicate. narrate. recount. show forth. unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

describe. elucidate. express. narrate. recite. recount. rehearse. relate. report. tell. weave. word. to tell. to express. to narrate. to relate. to recount. to explain. to expound. to describe. to commentate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to explain. to tell. to relate. communicate. define. denote. depict. explicate. express. illuminate. illustrate. narrate. recoup. render. report. represent. show. utter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Vasıtayla anlatmak, birine bir başkasının aracılığı ile bir şeyi malûm ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ilhak (arazi); mülhak arazi; (huk). müsadere.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). imha etmek yok etmek; bozmak; iptal etmek, feshetmek. annihilable (s). imha edilebilir, fesh ve iptal edilebilir. annihila'tion (i). imha, yok etme; iptal; tüketme; fena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). şerh etmek, haşiyeler ilâve etmek, notlarla izah etmek. annota'tion (i). not, şerh annotator (i). müfessir, notlar ilâve eden, yorumlayan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). halkalı, halkalardan meydana gelmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). halka Sekli, halka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). ilan etmek, tebliğ etmek, bildirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). haber, tebliğ etme, bildirme, ilân; (bh). Cebrail vasıtasıyla Hazreti Meryem'e ulaştırılan haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). astımı teskin eden, antiazmatik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Myrmccophaga cinsinden karınca yiyen bir takım hayvanlardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). bir mektuba veya senede geçmiş bir tarih atmak; daha evvel gelmek, takaddüm etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). doğumdan evvel olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin Blu-ray Disc ortamındaki güçlü performanslı sert muhafazası sayesinde, son derece düşük elektrostatik şarj bulunur, bu da statik enerji üretilmesini ve toz çekmesini zorlaştırır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beklemek, ummak; önceden tahmin etmek sezinlemek, geleceği görmek; önce davranmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). güvenle bekleme ; önceden yapma; evvelden farketme, sezinleme; evvelden yaşama; (müz). sonra çalmacak notalann birkaçmln evvelden çalmması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ilerde vaki olacak hali içine alan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Demokrasiye, halk idaresine aykırı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (fiz). zıt zerrelerden oluşmuş madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). millet veya milletçiliğe karşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tabiatça zıt olan,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nefret, tiksinme, istikrah, karşıt duygu, antipati, tabiat zıtlığı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Zıt duygu, ısınamazlık, soğukluk, sevişmezlik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathie

1. sevimsizlik, soğukluk, iticilik, 2. ruh b. karşıt duygu

1. Sevimsiz olma durumu. 2. Sevimsiz olma durumu. 3. İtici olma durumu. 4. ruh b. Bazı kişilere veya varlıklara karşı duyulan ve belirli bir sebebe dayanmayan hoşnutsuzluk durumu.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Soğuk, sevimsiz. ANTİPİRİN (Yunanca: Ateşe karşı, tıp). Sıtmayı kesmeye ve asabî ağrıları teskine yarayan bir ilâç, beyaz bir toz.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. antipathique

sevimsiz, itici, soğuk

1. Hoşa gitmeyen. 2. Soğuk, benimsenilmeyen, sevimsiz, sevilmeyen, beğenilmeyen. 3. Sevimsiz veya yersiz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

antipathetic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). eskitmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok eski; modası geçmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عنعنات] gelenekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., duygusuz, hissiz, Iâkayt, kayıtsız, ilgisiz; soğuk, cansız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). duygusuzluk, duyumsamazlık , hissizlik, kayıtsızlık; soğukluk, cansızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sapmasız (mercek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırmak. apocopate (s). son harfi veya sesi kaldırılmış (kelime). apocope (i). kelime sonundan bir veya birkaç harfi kaldırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (s). din değiştiren kimse; siyasi parti veya inancını değiştiren kimse; s din değiştiren, mürtet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). irtidat etmek, dininden dönmek; fikir veya prensiplerinde değişiklik yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havarilik makamı ve görevi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takım, aletler, cihaz, makine, levazım, aygıt; politik bir örgütün bir kısmı. apparatus criticus (Lat). edebi çalışmalarda kullanılan kitaplar vb; bir eserin derkenarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. ihtiraslı). Musikide bu kelime ile işaret edilen pasajın böyle çalınacağını gösterir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (huk). davaların yeniden görülmesine ait.appellate court temyiz mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ad, isim, nam, lakap, unvan, mahlas; isimlendirme, ad verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). cins isim; lakap, mahlâs, unvan; (s). cins isme ait; tanımlayıcı, tavsif edici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uygulama, tatbik; ilâç, merhem; itina, özen, dikkat; istida, dilekçe , müracaat, başvurma, talep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aplikator.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (it)., (müz). adi notanın yanına ilâve edilen ufak nota,.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). paha biçmek, kıymet takdir etmek, değerlemek; kadrini bilmek, kıymet bilmek; fiyatı yükseltmek, değerlendirmek ; ayırt etmek, tefrik etmek; fiyatı yükselmek , kıymeti artmak, değerlenmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). takdir, değerlendirme , kıymet bilme; tenkit, özellikle lehte tenkit; (tic). kıymet artışı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kıymet bilen, takdir ettiğini gösteren, takdirkar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). resmen tasvip etmek, onaylamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenme, tensip , tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). almak, kendine mal etmek; tahsis etmek, ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). münasip, uygun, yerinde; mahsus, has. appropriately (z). uygun bir şekilde. appropriateness (i) uygunluk , yerinde oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahsisat; ayırma, tahsis etme; mal etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yaklaşık olarak, takribi, tahmini, yakın. approximately (z). yaklaşık olarak, tahminen, takriben.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). yaklaşmak, yaklaştırmak, yakın olmak, yakına gelmek, yakına getirmek. approxima'tion (i). tahmin; yaklaşma, yakın olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). güneşte ısınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). suda yaşar; suya ait,

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (güz). (san). bakır levhaları kezzap ile özel bir şekilde işleyip suluboya resim gibi resim yapma metodu; bu şekilde yapılmış resim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Arabiyyet). (bk.) Arabiyyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Mekke-i Mükerreme yakınında olup, hacıların arafe günü durdukları yerdir ki, bu duruş haccın icaplarındandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Palestinian statesman who is chairman of the Palestine Liberation Organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Arasını açmak, aralık etmek, seyrekleştirmek, dağıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth opened slightly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Ağrı Dağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «arsa» başka mânâya gelir). Kıyamette haşr ü neşr olunacağımız meydan. Mahşer meydanı: Arasâtta hasenât ve seyyiâtımız muvazene olunacaktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Talep ettirmek. 2. Bilvasıta aramak, teftiş ve tecessüs ettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb long for. to cause to search. to make sb search/look for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth sought. to fail to replace to one's satisfaction. send for.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) 1. Talep veya teftiş ve tecessüs ettirmek. 2. Selefinden beter olup onu arzu ettirmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hakem sıfatıyla dinleyip karar vermek; karar vermek; hakem kararıyla halletmek.arbitra'tion (i). hakem kararıyla halletme. arbitration court (huk) hakem mahkemesi. arbitrator (i). hakem, iki taraf arasındaki bir meselede kesin karar verebil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). maden veya fosillerde bulunan ağaç gibi şekil; (anat). dallanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kavisli, bükümlü, eğri. arcua-tion (i). eğme, eğrilik, kavis: (mim). kemerli inşaat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Etsiz ve lagar etmek, zayıflatmak.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aristokrat; asilzade, kibar kimse, hâkim sınıftan biri; aristokrasi taraftarı. aristocrat'ic (s). aristokrasiye ait, asil, çok kibar. aristocrat'ically (z). aristokratça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Sınıf farkı güden ülkelerde asîl sayılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. aristocratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocrat. blue blood. silk stocking. upper- crust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aristocracy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Arkadan aydınlatmalı bir ekranda, sıvı kristal veya farklı türde bir elektronik ekranın arka kısmında bir ışık kaynağı (genellikle LED) bulunur. Sony WALKMAN® serimizde kullanılan bu ekran, özellikle parlak günışığında ekranın daha kolay okunmasını sağlar. Arkadan aydınlatmalı ekran teknolojisi sayesinde, dışarıda ve hareket halindeyken de ekran yazılarını kolayca okuyabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. i. armatöre, denizcilik). 1. Geminin direk, seren ve yelken gibi teçhizatını yapan adam. 2. Gemide halat iliştirmeye mahsus ağaç veya demir kol: Armatör çeliği. 3. Gemi sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shipowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ship owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the operation of a shipping line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. L. fizik). 1. Kuvvet akımını toplu bir hale koymak için mıknatısın kutupları arasına yerleştirilen demir parçası. 2. Kondansatörlerdeki iki iletken yüzeyden her biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Donanım. Musikide notanın her satır başına konan diyez ve bemollerin toplamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armature. condenser plate. fitting. fitter out. fittings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).zırh; hayvan ve bitkilerde zırh; (elek). armatür, mıknatısın iki kutbu arasına yerleştirilen demir parçası; bobin endüvisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromathérapie

koku tedavisi

Çeşitli doğal kokulu maddelerle yapılan tedavi yöntemi.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). güzel kokulu, rayihalı, baharat gibi kokan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aromatique

hoş kokulu

Hoş kokusu olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aromatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). kokulandırmak, baharat kokusu vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).iddia etmek, haksız yere iddia etmek veya benimsemek; bir diğerinin üzerine atmak. arroga'tion (i), haksız iddia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). arsenik asidinden bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) mafsal ile birletirmek ; mafsallarla bitişmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mafsallı; düzenli bir şekilde birbirine bağlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). açıkça beyan etmek, ifade etmek; telaffuz etmek, söylemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). düşüncelerini rahatça ifade edebilen; konuşkan. articulately (z). açıkça ifade ederek, kolay anlaşılır bir şekilde. articulateness (i) açıkça ifade etme kabiliyeti, belagat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mafsal, eklem, oynak yeri; bitiştirme; telâffuz; telâffuz şekli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesini unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlanırdı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer Öbür uca doğru seyahate devam ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13.000 kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Eğer dünyanın merkezinden geçen ve öbür tarafa açılan bir kuyu kazabilseydik ve de bu kuyunun ağzından içeri atlasaydık ne olurdu?

Kesin olan bir şey var ki, dünyanın merkezine ulaştığımızda, erimiş magma içinde eriyip yok olacaktık. Biz yine de magmayı ve hava sürtünmesibi unutup, bu boş kuyuda yapacağımız yolculuk nasıl olurdu, ona bakalım.

Dünyanın merkezine ulaştığımızda ağırlığımız sıfırlandı. İnsanı dünyanın merkezine çeken yer çekimi bu noktada her yönde aynı olduğundan, ağırlığımız sıfır olur, ama ilk hızla merkezi geçer öbür uca doğrun seyahate devame ederdik.

Kuyudan atladığımızda süratimiz gittikçe artar, merkezi geçtikten sonra gittikçe yavaşlamaya başlar, kuyunun öbür ucunda, yani başladığımız noktadan yaklaşık 13 bin kilometre sonra hızımız sıfırlanır, kuyunun kenarına iyi tutunamazsak, gerisin geriye düşer ve bu hareket kuyunun iki ucu arasında sonsuza kadar devam ederdi.

Ama unutmayalım ki, başlangıçta hava sürtünmesini hesaba katmadığımızı söylemiştik. Sürtünme nedeni ile her seferinde merkezden daha az uzaklaşır ve sonunda merkezde hareketsiz kalırdık. Siz, siz olun, her gördüğünüz kuyunun içine atlamayın!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yer ilmi, jeoloji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı duruma düşürmek, indirmek, küçültmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive / permanent appointment. definitive appointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski eserler, eski binalar (tarihî değeri olmalıdır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ajer) (matematik). Onluklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acetate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Asyalı; (s). Asya kıtasına veya halkına ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thundercloud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glum. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulky. surly. down faced. glum. saturnine. sullen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çiçek ve aşısı olan başka hastalıklara karşı aşı vurdurmak, bilvasıta aşılamak: Çocukları aşılattım. 2. Ağaca aşı vurdurmak: Badem ağacına kaysı acılattım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let vaccinate. to make inoculate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik). Ölçü birimlerinin bölündüğü eşit parçalardan her biri: Litrenin askatları desilitre, santilitre ve mililitredir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

military police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Suda ve lağım suyunda bulunan, yaklaşık 1 mikron büyüklüğünde veya daha büyük olmakla birlikte, sözgelimi kum tanesinden daha küçük katıları ifade etmek için kullanılan terim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşılama yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mezzanine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mezzanine. entresol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). boğmak, oksijensiz bırakmak; boğulmak.asphyxia'tion (i). oksijen yokluğundan boğulmaya sebep olma, boğulma, nefes kesilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). h sesi ve ''h harfi; h', gibi ses çIkarma; (f). h sesiyle telâffuz etmek; (s). ''h sesiyle telâffuz olunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). arzu, istek, iştiyak; yüksek bir gaye edinme; teneffüs etme, nefes alıp verme; (gram). h harfini telâffuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Hava emme cihazı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. aspirateur

fiz. emmeç

1. Havadaki duman, is, koku vb. yabancı maddeleri emerek dışarı atan aygıt. 2. Kendisine bağlanan bir kabın içindeki gazı seyreltmeye veya sıkıştırmaya yarayan, içinden bir sıvı geçirilerek çalıştırılan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aspirator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extractor. exhaust fan. suction fan. extractor fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suction device. aspirator. exhaust fan. suction fan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aspiratör, emici alet; (tıb). emerek vücuttan sıvıları çeken alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) suikast yapmak, alçakçasına adam öldürmek (özellikle siyasi kişileri);bir kimsenin şöhretini mahvetmek assassina'tion i suikast, adam öIdürme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). beyan ve iddia etmek, katiyetle bildirmek. assevera'tion (i). iddia, soyleme, beyan, söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). randevu, gizli aşk randevusu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). benzetmek, uydurmak , tesbih etmek, bagdaştırmak; özumsemek , hazmetmek, emmek assimila'tion (i). benzeyis, tesbih; benzesme, temsil; hazım, emme, ozumseme, asimilasyon assim'ilative (s). benzeten, teşbih eden; hazmedici, özümseyici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f)., (s). arkadaş, dost; serik, ortak; uye,aza; (f). arkadaşlık etmek; ortak etmek, birleştirmek; benzetmek, yakıştırmak, aralannda iliski kurmak; ortakllk kurmak, ,serik olmak;(s). arkadas olan, ortak çıkar ve ilişkileri olan; tam üyelik h

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Assosiated Press haber ajansı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kurum, cemiyet; arkadaşlık, birlik; şirket association football (ing). futbol. association of ideas çagrışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). birliğe ait. associative faculty çağrışım yeteneği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., fiz. tesirsiz denkligi olan; sabit olmayan, belirli bir yeri veya yönu olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yıldız şeklinde yansıtan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., tıb. astigmatizm. astigmat'ic (s). astigmatik astigmometer (s). astigmatın derecesini olçmeye mahsus alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astigmatism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Göz yuvarlağı çaplarının düzensiz olması sonucu ortaya çıkan bir çeşit göz bozukluğudur. Hasta; noktaları bir çizgi halinde görür. Çoğunlukla doğuştandır. Miyopluk veya hipermetroplukla beraber de görülebilir. Bazı astigmatlar, baş ağrılarından da şikayet ederler. Tedavi için doktorun vereceği gözlüğü kullanmak gerekir.

Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). agızsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uzay aracmda yön tayin etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gökcisimlerine tapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fancy price. exorbitant price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آسوده خاطر] gönlü rahat, huzurlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. savt, savtlar, sesler), (bk.) Savt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (isim demek olan «ad» dan ayırmak için (t) si (d) ile değiştirilmez). 1. Binek, koşu ve yük için kullanılan mâruf uysal hayvan, beygir, Ar. feres; Fars. esb: Binek atı, koşu atı, yarış atı, Arap atı. 2. Bu hayvanın enememiş erkeği, iğdiş ve kısrak mukabili. At oğlanı, uşağı = Arabacı ve seyis yamağı, ispir. At oynatmak = Hüner göstermek. At pazarı = At vesair hayvanların alınıp satıldığı çarşı, yer. At balığı = Afrika’nın büyük nehirlerinde yüzen büyük hayvan ki, Yunanca’ da (Hipopotam) yani ırmak atı denilir. Balıkla benzerliği yoktur. Suaygırı denir. At sülüğü = Sülüğün işe yaramaz cinsi. At sineği = Hayvanlara yapışan sinek. At kafası = Ahmaklık, beyinsizlik. At kafalı = ahmak, beyinsiz. Atkulağı = Marula benzer bir bitki. Atkuyruğu = Bir cins bitki ki, Arapça’da emsuh derler. Atkestanesi = iri ve yenmez bir cins kestane, ki ağacı süs için bahçelerde ve yollarda dikilip, beyaz ve penbe çiçeklisi olur. Çağatayca «ad» yerine de «at» kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equine. horse. hack. steed. gee. gee-gee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. horsy. nag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Primarily, this word expresses the relations of presence, nearness in place or time, or direction toward; as, at the ninth hour; at the house; to aim at a mark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is less definite than in or on; at the house may be in or near the house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

From this original import are derived all the various uses of at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A relation of proximity to, or of presence in or on, something; as, at the door; at your shop; at home; at school; at hand; at sea and on land.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The relation of some state or condition; as, at war; at peace; at ease; at your service; at fault; at liberty; at risk; at disadvantage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The relation of some employment or action; occupied with; as, at engraving; at husbandry; at play; at work; at meat ; except at puns.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The relations of time, age, or order; as, at ten o'clock; at twenty-one; at once; at first.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The relations of source, occasion, reason, consequence, or effect; as, at the sight; at this news; merry at anything; at this declaration; at his command; to demand, require, receive, deserve, endure at your hands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Relation of direction toward an object or end; as, look at it; to point at one; to aim at a mark; to throw, strike, shoot, wink, mock, laugh at any one. 100 at equal 1 kip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse. nag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a highly unstable radioactive element ; a decay product of uranium and thorium. 100 at equal 1 kip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for AT Attachment, a disk drive implementation that integrates the controller on the disk drive itself There are several versions of ATA, all developed by the Small Form Factor Committee ATA: Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Modem control language for asynchronous dial-up modems designed by Hayes Micro- computer Products. queue, examine or delete jobs for later execution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology IBM's first 286-based PC, introduced in 1984 It was the most advanced machine in the PC line and featured a new keyboard, 1 2MB floppy and 16-bit data bus AT-class machines run considerably faster than XTs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any IBM or compatible computer that contains an 80286 processor and 16-bit bus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Accommodation Services, we use certain terms to describe our accommodation types, facilities and procedures To avoid misunderstandings, in particular if you are from overseas or other Universities where accommodation provision may differ, we recommend you

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology The IBM successor to the PC/XT with a 80286 CPU and 16-bit bus slots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assistive Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced trainer-- single or twin engine The AT 6 is an advanced trainer--shown in the photo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Analog Access Trunk Expressed as AT-2, AT-4, or AT-8 to correspond to 2-, 4-, and 8-port gateways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A period of active duty for training of 12 or 14 days each year, required of members as part of a Ready Reserve assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Traffic. in the position of IT - neuter pronoun RE - a tone of the scale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The model name of the second-generation, 80286-based IBM computer Many aspects of the AT, such as the BIOS, CMOS, and expansion bus, have become de facto standards in the PC industry The physical organization of the components on the motherboard is called

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strain at a gnat Greek, di-aulizo, to strain off Here 'at' is an error, probably in the first instance typographical, for 'out ' 'Out' is given in the Bible of 1603, and has been restored by the Revisers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Traffic Division.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The form factor used by most PC motherboards prior to 1998 The original motherboard for the PC-AT measured 12'x13' Baby AT motherboards are a little smaller, usually 8 5'x13'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strain at a gnat Greek, di-aulizo, to strain off Here 'at' is an error, probably in the first instance typographical, for 'out ' 'Out' is given in the Bible of 1603, and has been restored by the Revisers. antitank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Access table; may be used in a business model or system model to define access rights to databases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Assistive Technology. assistive technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Auxiliary Telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ات] çoğul eki-ler,-lar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

edat tarafında, -de, -da; -e, -a; üzere, halinde; başına, her birine, beherine; nezdinde ; yanında, evinde; ile meşgul; hususunda at all hiç, hiç bir suretle at and from den. sig. gerek limarda ve gerekse yolda(sigorta) at best nihayet, olsa olsa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blinkers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buckeye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse chesnut. horse chestnut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(hindkestanesi): Atkestanegiller familyasından; süs olarak yetiştirilen iri bir gölge ağacıdır. Nisan-Temmuz aylarında çiçek açar. Meyveleri kestaneye benzer. İçinde nişasta, saponin ve yağ vardır. Kullanıldığı yerler: Kabuklarından yapılan ilaçlar ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Tohumları ise romatizma ve mafsal ağrılarını giderir. Varis flebit ve basur memelerinin tedavisinde ve deri çatlaklarını gidermekte kullanılır.

Şifalı Bitki by

Şifalı Bitki

(zemberekotu): Atkuyruğugillerden; kök sapı ömürlü olan, nemli yerlerde yetişen bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar tutukluğunu giderir. İdrarı artırır. Böbrek taşlarının düşürülmesinde yardımcı olur. İdrar torbasındaki iltihabı giderir. Kan işemeyi keser. Albümin miktarını düşürür. Zatülcenp ve karaciğer hastalıklarının tedavisinde kullanılır. Nikris ve romatizmanın şikayetlerini giderir. Tavsiye edilen miktardan fazla kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hippodrome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadfly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). atomic weight.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). samimi ev toplantısı, kabul günü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Baba, Ar. vâlid, Fars. peder. 2. Yaşlı ve muhterem adam. Atabey = Beybaba (bk.) Atabey). Kayın ata = Kayınpeder, eşlerden beherine nisbetle diğerinin babası, (c.) atalar = Abâ ve ecdât, eslâf. Atalar sözü — Darb-ı mesel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Verme, veriş. 2. Bağışlama, vergi, atiyye, ihsan: O zâtın atâsı çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestor. father. elder. forbear. ataturk. forebear. forefather. forerunner. predecessor. progenitor. sire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ancestor. forefather. predecessor. father.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

father. ancestor. elder. forebear. forefather. foregoer. gee. parent. patriarch. predecessor. progenitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment Also known as IDE ATA defines the physical, electrical, transport, and command protocols for the internal attachment of storage devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment A popular 16-bit interface standard that extends the ISA bus of the IBM PC-AT to attach peripherals; it has evolved through over 5 generations; the original ATA is better known as IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Transport Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment A disk drive implementation that integrates the controller on the drive itself There are several versions of ATA, all developed by the Small Form Factor Committee: ATA: Also known as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology Attachment; a disk drive interface standard for IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A standard for storage devices that lets them be treated as if they were hard drives on the system Any ATA compatible media can be read by any ATA device.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association of America. 'Advanced Technology Attachment' - The common disk drive interface technology that puts the drive controller right on the drive itself There are a number of ATA versions, from the original a k a IDE) to the 33MBps ATA

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airline Transportation Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

For the PC, what are the differences between MFM, RLL, IDE, EIDE, ATA, ESDI, and SCSI hard drives?.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association. The specification, formulated in the 1980s by a consortium of hardware and software manufacturers, that defines the IDE drive interface AT refers to the IBM PC/AT personal computer and its bus architecture IDE drives are sometim

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment Interface for hard drives. , in the US, is a national credential conferred by Accreditation Council for Accountancy and Taxation to professionals who handle sophisticated tax planning issues, including ownership of closely held businesses, q

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Short for AT Attachment, a disk drive implementation that integrates the controller on the disk drive itself ATA: Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface and PIO modes 0, 1 and 2 ATA-2: Supports faster PIO modes and multiwor

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Airline Transportation Assication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Advanced Technology Attachment An interface standard generally used for data storage devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Known also as IDE, supports one or two hard drives, a 16-bit interface and PIO modes 0, 1 and 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Air Transport Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Telemedicine Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ARCnet Trade Association.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AT Attachment - also known as IDE.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطاء] bağış, ihsan, bahşiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Baba. 2.Soyun geçmişte yaşamış ferdi. 3.Vermiş, veriş. Bağışlama, ihsan. 4.Yesevi tarikatında mürşid. Ata b. Ebi Rabah: Fıkıh alimi (Mekke 733). Ebu Meysere b. Ebu Hüseyin el-Fikri’nin azatlı kölesiydi. Birçok hadis rivayet etmiştir.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Kasetin hızlı ileri/geri sarılması ya da CD/MiniDisc değişimleri sırasında otomatik olarak radyoya geçmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Diğer birçok alışkanlıkta olduğu gibi, bunun da sebebi, insanların çoğunun sağ ellerini kullanıyor olmalarıdır. Asırlar önce, daha çok sağ ellerini kullanan insanlar, kılıçlarını kolay çekebilmeleri için, kılıçlarını kınlarında, sol taraflarında taşıyorlardı.

Ata binerken, sol dizin altına kadar inen bu uzun kılıçla ata sağdan binmek, yani sağ ayağı üzengiye koyup, sol ayağı atın üzerine atarak binmek kılıç nedeni ile zor oluyordu.

Soldan, sol ayağı üzengi üzerine koyup, sağ ayağı atın üzerine atarak binince kılıç sorun yaratmıyordu. Özellikle savaşa giden ordularda disiplin nedeni ile bir örnek hareket edilmesi gerektiğinden, solaklar da ata soldan binmek zorunda kalıyorlardı.

Artık biniciler kılıç taşımıyorlarsa da, ata soldan binmek günümüze kadar uzanan bir gelenek haline geldi.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطا بخش] bahşiş veren, ihsanda bulunan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atabey

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Selçuklu devletinde şehzadelerin terbiyesiyle vazifeli şahıs. 2.Lala. Devlet idaresinde yetki taşıyan naip.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Devlet yönetiminde bir san. Lala.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Selçuklular devrinde şehzadelere mürebbilik eden şahıs, lala.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). kinin gibi bir ilâç, atebri n.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavism. throwback.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal. patriarchal pederşahi. patriarkal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atıf). Atıflar, (bk.) Atıf.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» dan). Düşünmeksizin her işe atılıp sokulan, mülâhazasız, düşüncesiz, yiğit, hiddetli, savruk, mec. Yiğit, cesur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. reckless. confident. gutsy. daring. pushing. pushful. dapper. dashing. heady. mettled. mettlesome. militant. spunky. venturous. attack. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. bold. reckless. audacious. forward. impulsive. militant. nervy. venturesome.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -1.Düşünmeksizin her işe sokulan adam. 2.İleri atılan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeksizin her işe atılıp karışan adamın hal ve sıfatı, mülâhazasızlık, savrukluk, cür’et, mec. Yiğitlik, cesaret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

temerity. rashness. recklessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. intrepidity. forwardness. recklessness. impulse. mettle. temetry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). Ünlü, namlı, şöhretli. Atalay Mahmut, Türk güreşçi. Balkan, Avrupa, Dünya ve Meksika Olimpiyatları şampiyonu oldu (1968).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.), işsizlik, boş durma, battal ve muattal olma: insana atâlet yakışmaz. (Tıp) atâlet-havâs: Duymamış, duygusuzluk (fr. dysesthösie).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. lethargy. laziness tembellik. unemployment işsizlik. inertia süredurum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia. idleness. inaction. lethargy. stagnancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطالت] durgunluk. 2.tembellik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ata lıal ve sıfatı: Babalık, pederlik, Ar. ubııvvot.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. placement. posting. assignation. assignment. co-optation. commission. creation. designation. installation. installment. instalment. institution. investiture. investment. nomination. preferment. cooptation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointment. designation. assignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assignment. appointment. nomination. constitution. posting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head, or more specifically, top of the head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head, or more specifically, top of head. the crown, the head, but not generally the face and ears. head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.).Bir kimseyi bir işe vermek, tavin etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. post. accredit. advance. assign. co-opt. commission. constitute. coopt. create. depute. deputize. designate. elect. install. institute. nominate. prefer. station.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. create. designate. name. nominate. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assign. to appoint. to nominate. commission. constitute. coopt. create. institute. make.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hetman, or chief of the Cossacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Kazak reisi, hetman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.“Ata”). 1.Ata kişi, başkan, önd(Erkek İsmi) 2.Don kazaklarının önderlerine verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(uvd. k.) Tayin edilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed tayin olmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be appointed. to be nominated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appointed. nominated. designated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sakinleştirici, yatıştırıcı, huzur verici.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataraksiya; huzur, sukun, rahat oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. anatomi). Kanın kalpten vücudun her tarafına gitmesine yarayan damar. Büyük atardamar: Kalpten çıkıp akciğerden başka vücudun her yanına dal salan ve kalça atardamarlarına ayrılarak sona eren kalın atardamar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery. arterial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Maker of early computers such as the Atari 400 and 800, which brought computers home for low prices, and later the Atari ST, which again earned attention for power at a low price, but also at a low quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move that threatens to capture an enemy pair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atari is an arrangement of stones where there is only one more move until a capture In the middle of the board, for example, if your stone is surrounded on three of the four sides by opposing stones, your stone is in atari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A move which occupies the second last liberty of an enemy stone or group, thus threatening to capture it.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. attache

tutturgaç

Kâğıtları birbirine tutturmak için kullanılan telden yapılmış araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip. paper clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطش] susuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atşân’ın c. Susuzlar, susamışlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. attachö). Elçiliklerde görevli memur; ataşemiliter = Elçiliklerdeki askerî ataşe. Ataşenaval = Elçiliklerdeki askerî deniz ataşesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quality or office of anattaché.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proverb. adage. saying. byword. gnome. rede. saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adage. aphorism. byword. proverb. saw. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

byword. dictum. proverb. saying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ata).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherent of Atatürk's policy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kemalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birleşik isim. - Allah’ın bağışladığı, hediye ettiği, ihsanı, lütfü. Ataullah Efendi. (Arapzade). Osmanlı Şeyhülislamı (1719-1785) Şam, Mekke, İstanbul kadılıklarında bulundu.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). eski atalarla ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atavistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (c. atvel). 1. Uzun boylular. 2. Seçkinler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atacılık, atavizm, eski nesillerin bir özelliginin birkaç kuşak sonra tekrar belirmesi. atavis'tic (s). atalara ait, ataç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. felsefe). Atacılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atavisme

ant. atacılık

Uzaklarda bulunan ve birçok kuşaktan beri görünmeyen birtakım özelliklerin yeni bir kuşakta birden ortaya çıkması, ataya çekme.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). beden faaliyetlerinde düzensizlik, adalelerin koordinasyon bozuklugu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Bilinen, tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. atiye), (bk.) Atiye-

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطایا] bağışlar, ihsanlar, bahşişler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tabak), (bk.) Tabak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kemikli balıklar sınıfından, uzun boylu, büyük başlı, eti yenir bir tatlı su balığı (Silurus glanis).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horse breeder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atçıların işi; at koşuları, at sergileri gibi çalışmalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeding race horses. horsemanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the preterit of Eat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The goddess of mischievous folly; also, in later poets, the goddess of vengeance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As an ending of participles or participial adjectives it is equivalent to - ed; as, situate or situated; animate or animated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As the ending of a verb, it means to make, to cause, to act, etc.; as, to propitiate ; to animate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As a noun suffix, it marks the agent; as, curate, delegate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It also sometimes marks the office or dignity; as, tribunate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In chemistry it is used to denote the salts formed from those acids whose names end -ic ; as, sulphate from sulphuric acid, nitrate from nitric acid, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is also used in the case of certain basic salts. goddess of criminal rashness and its punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goddess of criminal rashness and its punishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ATM Terminating Equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated test equipment used to perform electrical testing of integrated circuits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Test Equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Test Equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Test Equipment; computer controlled equipment used in the production testing of packaged ICs Test voltage sequences are applied and responses compared to data on file or to a known-to-be-good IC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Striking To strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym: Automatic Test Equipment Also known simply as 'the tester' Computer driven hardware designed to test integrated circuits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automatic Test Equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Association of Teacher Educators. a pinpoint strike; a smash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Automated Test Equipment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strike, hit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Common Japanese abbreviation for atari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Equipment that automatically tests populated circuit boards and can be used to program Lattice ISP devices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Japanese term for 'smashing'. pinpoint strike, smash. blow, strike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. eat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Yunan fikrine göre insanı kör edip cinayete sürükleyen kuvvet. -ate sonek -miş: desolate terkedilmiş; ile: caudate kuyruklu; etken fiil: enumerate saymak; sonuç: mandate emir; kim oksijenli tuz: chlorate klorat. At easel! ask. emir R

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Atebe’nin c. 1. Eşikler, basamaklar. 2. Iranlılar’ın mukaddes ziyâretgâhı. 3. Eşiği öpülen mukaddes yerler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتبات] eşikler. 2.şiîlerin ziyaret yerleri Necef, Kerbela, Kâzımiye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. atebât). 1. Basamak, kademe, paye. 2. Eşik, Asitân: Atabe-i felek-mertebe-i cenâb-ı pâdişâhîye: Padişah katına. 3. Eşiği öpülen yüksek makam, ziyaret yeri: Atabât-ı aliyyeyi ziyaret etmek. (Atabât başlıca Necef, Kerbelâ, KAzımiye cihetlerindeki kutsal yerlere denir, bilhassa Şİİler’ce ziyaret edilir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتبه] eşik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıtma tedavisinde kininin yerini tutan sarı renkli bir ilâcın adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bazan: Atah). Bunama, ihtiyarlıktan alıklaşma, bunaklık: Ateh getirmek = Bunamak: Kendisine ateh gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عته] bunama. ateh getirmek bunamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. athéiste

fel. tanrıtanımaz

Tanrı’nın varlığını inkâr eden.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. atheistic. atheist. disbeliever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheist. atheistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. athéisme

fel. tanrıtanımazlık

Tanrı’nın varlığını inkâr eden öğreti.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atheism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (Fr) imalâthane, atölye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Zanaat sahiplerinin veya sanatçıların çalıştıkları işyeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(it)., (müz). evvelki tempoya dönüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) zamanla ilişkisi olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. aslı Süryânîce olup, Farsça’sı «Azer» ve Türkçe’si «od» dur). 1. Odun vesairenin yanmasından hasıl olan hal ve madde, od, nâr. 2. Hararet, kızgınlık: Ateş bastı; sıtmanın ateşi inmedi. 3. Gazap, hiddet, şiddet. 4. Hayvanın çevik, hareketli ve pek canlı ve oynak olması. Ateşli silâhların birden boşanması: Nöbet ateşi; ateş talimi. 6. Yangın, Ar. harik. Ateş almak = Tutuşmak; birdenbire hiddetlenmek. Ateş etmek = Tüfek veya tabanca boşaltmak. Ateş bahasına = Pek pahalı. Ateş püskürmek = Fazla öfkelenmek. Ateş kayığı = Yangın için tulumbayı taşımıya mahsus büyük kayık ve o şekil ve büyüklükte kayık. Ateş vermek = Yakmak, tutuşturmak. Ateşe vermek = Yakmak, ihraç etmek, bir işe fesat karıştırmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Vücut sıcaklığının yükselmesine ateş denir. Vücut sıcaklığı bedenin her yerinde aynı değildir. Örneğin; termometre ağıza konulduğunda görülen ısı, koltuk altına konulduğunda gösterdiği ısıdan 0,5 derece daha düşüktür. Diğer taraftan, vücut ısısı gün boyunca da 0,5 derece oynar. Sabahın erken saatlerinde ısı düşük, akşam saatlerinde yüksektir. Vücut ısısı 36,2 - 37,5 arasında ise normaldir. Ateşle birlikte; üşütme, titreme, baş ağrısı, bunalma, huzursuzluk, vücut kırgınlığı, iştahsızlık, kabızlık, sayıklama, havale veya koyu renkli idrar çıkarmada görülebilir. Ateşin nedeni, genellikle soğuk algınlığı, grip, bademcik iltihabı, boğaz ağrısı, bronşit, sinüzit, kulak iltihabı, bağırsak iltihabı veya böbrek hastalıklarından biri olabilir. Bu nedenle tedaviden önce nedeni tespit etmek gerekir.

Tedavi için gerekli malzeme : 1- Yoğurt, su. 2- Arpa

Hazırlanışı : 1- Hastanın göğsüne ve sırtına yoğurt sürülür. Kuruduktan sonra ılık su ile ıslatılmış bir bezle silinir. Ayrıca ayran içirilir. 2- Bir avuç arpa, bir litre suda kabukları ayrılıncaya kadar kaynatılır. Limon sıkılır, tadlandırılır. Yudum yudum içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. blaze. heat. fever. temperature. mettle. pyro-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. blaze. fever. fire. flame. glow. gunfire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. temperature. fever. zeal. heat. passion. blaze. flush. glow. pounding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش] ateş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sardine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glowworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

glow worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Yaz gecelerinin karanlığında otların arasında veya havada uçarken parıldayan, yanıp sönerek sarı-yeşil bir ışık veren bir böceği görmüşsünüzdür. Yanına yaklaşıldığında ışığını söndüren, gece karanlığında izini kaybettiren bu böceğin ismi ateş böceğidir.

Aslında bu böceğin verdiği ışığın ateşle de sıcaklıkla da bir ilgisi yoktur. Bunun bilimsel adı ‘soğuk ışık’tır ki günümüz teknolojisi bu ışığı henüz yapay olarak üretmeyi başaramamıştır. Bilim insanları dünyada milyonlarca yıldır mevcut olan bu tabiat teknolojisinin önce çalışma mekanizmasını çözmek sonra da taklit ederek insanlık hizmetine sunabilmek için çalışmalarına hız vermişlerdir.

Kısa bir zaman öncesine kadar sürtünme veya ısı olmadan ışık elde etmenin imkansız olduğuna inanılıyordu. Nasıl ki normal bir ampul kendisine verilen enerjinin yüzde 4’ünü, florasan ampul ise yüzde 10’unu ışığa dönüştürebiliyor, geri kalanını ısı olarak yayıyorsa, ateş böceğinde de benzer bir durum olduğunu sanan bilim insanları, böceğin bu iş için kullandığı enerjinin tamamını ışığa dönüştürebildiğini tespit edince hayrete düştüler. Gelelim ateşböceğinin ışık üretme mekanizmasına... Aslında ateş böceklerinin ışık verme reaksiyonları o kadar hızlıdır ki bu fonksiyonun kademelerini incelemek hemen hemen imkansızdır. Yani ışık üretim mekanizması hakkındaki bilgiler hala teoride kalmaktadırlar. Kesin olarak bilinen bunun moleküler seviyede kimyasal bir işlem olduğu, bazı moleküllerin ayrışarak daha yüksek enerjili hale geçebildikleri ve bu fazla enerjiyi ışığa dönüştiirebildikleridir.

Ateş böceğinin karın bölgesindeki ışık organında bulunan guddelerden, ışık elde elmede rol alan iki ana kimyasal madde üretilmekledir. Bunlardan birincisinin kimyasal yapısı aydınlatılmış ve yapay olarak elde edilmiştir. İkincisinin ise yapısındaki gizem çözülmesine rağmen sentetik olarak üretilmesi hala mümkün olamamıştır.

Ateş böceklerinde üretilen iki kimyasalın birleşiminin de ışık vermeye tam olarak yetmediği, böceğin ışık bölgesine yakın solunum organının ışık verme anında burayı oksijenle beslemesi gerektiği tespit edilmiştir. Bilinmeyen bir başka ayrımı ise bu ışığı hangi şalterin açıp kapadığıdır.

Bu gizemli böceklerin 2 bin çeşidi olup erkekleri uçabilirken dişileri kanatsızdırlar. Erkekler dişileri aramak için geceleri uçarlar ve ışıklarını birbirleri ile iletişim kurmak için kullanırlar. En iyi ışık verimini gelişmiş dişiler verir. Ateş böcekleri geceleri 3 saat süreyle ışık verebilirler.

Genellikle ısırarak zehirledikleri salyangozları yedikleri için kireçli toprakların olduğu nemli bölgelerde daha çok görünürler. Parlamayı sağlayan kimyasal maddeler sayesinde, kazara onu yiyen bir düşmanı kusmak zorunda kalır ve bir daha başka ateş böceği yemeye teşebbüs etmez.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fire. discharge. let out. pop. shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Hasta olduğumuzda vücudumuzun ısısı genellikle koltuk altına sıkıştırılan bir termometre ile ölçülür. Bu, en hijyenik yoldur. Aynı termometre defalarca kullanılabilir, kişiden kişiye hastalık taşıma riski pek yoktur.

Ciddi durumlarda vücudun iç ısısının çok hassas ölçülmesi gerekebilir. Bu durumda termometrenin yerleştirileceği iki yer vardır. Ağzımızda dilin altı ve rektum. Böyle pek de pratik olmayan yerlerden ölçüm alınmasının nedeni buraların vücudun hakiki iç ısısının en doğruya yakın ölçülebileceği yerler olmalarındandır. Koltuk altları nispeten havaya açıktırlar ve buradan yapılan ölçüm hakiki iç ısıya göre daha düşük değer verir.

Ağızdan alınan ölçümlerde termometre dilin üstüne değil de altına konulur çünkü ölçümden az önce alınmış bir içecek dilin üstünde olması gerekenden daha farklı bir değer görülmesine sebep olabilir; bütün öğrencilerin bildiği tebeşir tozu yutma numarası gibi.

Ancak termometreyi dilin altına koyunca iş değişir. Bu bölgede ve rektumda kan damarları çok olduğundan dış etkenler ölçüm sonucunu etkileyemezler. Buralardan vücut iç ısısı hem çok süratli hem de en sağlıklı şekilde ölçülebilir.

Ayrıca dilin üstünün çok hassas olması, bu bölgenin solunum ve yeme kanallarına açık olması buraya konulan termometrenin insanda rahatsızlık hissi yaratmasına sebep olur.

Uluslararası sivil havacılık kurallarına göre uçaklara civalı termometre alınmadığını ve kesinlikle yasak olduğunu biliyor muydunuz? Sebep uçağın malzemesinin çoğunlukla alüminyum olması. Çok az miktarda civa, çok miktarda alüminyumu tahrip edebilir. Tek istisna bir kap içinde olması şartıyla insanların ateşini ölçmede kullanılan küçük termometrelerdir.

Peki, bir termometre ne kadar küçük olabilir? Bugüne kadar yapılan en küçük termometre bir mikron kalınlığındadır, yani bir insan saçının kalınlığının ellide biri. Dr. Frederich Sachs bu termometreyi canlı tek hücrelilerin ısılarını ölçmek için yapmıştı.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firebrick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire brick. refractory brick. stone brick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-bârîden). Ateş yağdıran, pek şiddetli veya hararetli: Ah-ı Ateş-bâr: Ateş saçan Ah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-bâhten). Ateşle oynayan hokkabaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş görmüş, ateşten geçmiş, mec. Büyük ıztırap ve tecrübe geçirmiş adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş tutuşturan, ateş yakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-feşân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). (Farsça’da fiili: Ateş-engîhten). Ateş veren, pek şiddetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renkli, kırmızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Farsça’da fiili: Ateşfeşânden). Ateş saçan, ateş püsküren: Köh-i Afeş-feşân = Yanar dağ, volkan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) Ateş-efrûz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-ged). Zerdüştîlerin ateş yakdıkları mâbed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. F.). Ateşli, hararetli, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan; mec. Çok öfkeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Ateş-pâre). Ateş parçası, kıvılcım, şerare, mec. Pek şiddetli ve bahadır adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş saçan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş peresten = Ateşe tapmak. Ateşe tapan, Zerdüştî, Gebr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşpereslik, ateşe tapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, kızıl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dokunaklı, hatır kıracak şekilde söz söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Ateş gibi hararetli. 2. Ateş gibi yakıcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşi çok olan yer, çok yakıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilinden ateşler püskürür gibi fevkalâde tesirli ve şiddetli söz veya şiir söyleyen, ateş dilli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sardalya balığı, daha çok konservesi yapılır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش بار] ateş yağdıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشباز] fişekçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kınkanatlılardan, karanlıkta vakit vakit parlayan maruf böcek. (Campyris noctiluca).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapurda kazanın ateşini yakıp idare etmeye memur adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoker. fireman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vapur ateşçisinin sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشدان] mangal. 2.ocak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش دم] acı sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire resistant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire door. fireproof. ovenproof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش افروز] ateş yakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فام] ateş rengi. 2.kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش فشان] ateş saçan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگاه] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشگده] ateşkede, ateşperest tapınağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گيره] maşa. 2.çıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش گون] ateş rengi, kırmızı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş yanan yer, ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateş renginde, açık kızıl = Cehennem zebânisi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشی] ateşli. 2.öfkeli, kızgın. 3.acı, dokunaklı. 4.cehennemlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ateşten yapılmış gibi pek kızgın ve hararetli, mec. şiddetli, hiddetli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتشين] ateşli. 2.hararetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. c.). Cehennemlik olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش کار] külhancı, ateşçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armistice. truce. cease-fire. armistice mütareke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cease-fire. armistice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignition. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firing. setting on fire. arson. gunning. ignition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tutuşturmak: Ocağı ateşlemek. Cephaneliği ateşlemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fire. to fire. to set fire. to set on fire. to ignite. to provoke. to inflame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set fire to. to ignite. to kindle. to commit arson. to fire. pull on the trigger. touch off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş vermek, tutuşturmak. 1. Ziyade kızdırmak. 2. Fesadı şiddetlendirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set on fire. to provoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ateş almak, tutuşmak. 1. Çok kızmak, pür-hiddet olmak. 2. Şiddet kesbetmek, azmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be fired. to be ignited. to run a temperature. to get angry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

striker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hararetli, kızgın. 2. Çok sür’atli, çevik, hareketli ve canlı (At vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. burning. passionate. ardent. fevered. feverish. armed. enthusiastic. aglow. eager. febrile. fervent. fierce. flamboyant. flaming. gut. hectic. het up. hot. impassioned. mettled. mettlesome. perfervid. racy. red-hot. skittish. sulphurous. sultr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ablaze. ardent. fervent. feverish. fiery. heated. hot. impassioned. intense. passionate. quick. spirited. hot-blooded. torrid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiery. having fire. ardent. passionate. fervent. flaming. feverish. fierce. gallant. hot- blooded. igneous. impassioned. vehement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firearm. firearms. shooting iron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateş yanan yer, külhan. 2. Ateş taşımaya mahsus kap. 3. Ateşe yarar: Ateşlik odun. 4. Cehennem ateşine lâyık: Ateşlik adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fireplace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fieriness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ardour. mettle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [آتش مزاج] sert mizaçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پاره] kıvılcım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آتش پرست] ateşe tapan, ateşperest.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ateşe tapma, ateşe tapanların hal ve sıfatı ve mezhebi, eski Iranlılar’ın Zerdüşt tarafından kurulmuş dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ordeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطف] eğme. 2.bağlaç. 3.çevirme,yöneltme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birinin adına, birine yükliyerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

referring to. considering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

with reference to. referring to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطفا] atıfta bulunarak, atfetmek yöneltmek, vermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. ascribe. impute. accredit. refer. direct. arrogate. inscribe. set down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribute. to attribute. to ascribe to. to refer to. to impute to. to accredit with.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to impute. to attribute. to ascribe. cast. father on / upon. lay to. put on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. atfiyye). Arap harflerinde kelime ve cümlelerin atıf harfi denilen harflerden biri vasıtasiyle birbirine bağlanmaları hususuna mensup ve müteallik: Hurûf-ı atfiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). At, eşek ve zehirleri içine alan tekparmaklı memeliler familyası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Allahın varlığını inkâr; Allahsızlık. atheist (i). Tanrının varlıgını kabul etmeyen kimse, ateist. atheistic, -al (s). Allahsız.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tar). asil kimse; kral naibi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). Atena.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., fen ve edebiyat kulübü; genel kitaplık, okuma odası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atina şehri.athenian (s).,(i).atinalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

( i)., (tıp)damarlar ın tıkanması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hevesli; istekli; eski susam ış, susuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

athlete;athlete;athletics.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlet, sporcu, pehlivan. athlete's foot madura ayağı, (tıb). mantar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). atletik, atletlere ait. athletically (z). atletik bir şekilde.athleticism (i).atletizim sporculuk.athletics (i ). atletizm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (z). çarpan; (z). çarparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat çapraz; aykırı, tersine, karşı; edat bir taraftan karşı tarafa; karşı, zıt. athwartship (z)., (den), alabandadan alabandaya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Atiyye). 1. Gelecek olan, önde bulunan, müstakbel, mâzî ve hal mukabili: Zamân-ı atîde = Gelecek zamanda. Eyyâm-ı Stîye = Gelecek günler. 2. Önde, yukarıda yazılı bulunan: Ber vech-i Ati: Atîyyüz-zikr, Atiyyül-beyân = Alt tarafta zikir ve beyân olunan. Gelecek zaman, istikbal: Atîde zuhûr edecek hâdiseler; Atiden bahsetmek; Atisi karanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artillery target intelligence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In-Win Plextor Western Digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any Time Interrogation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی] gelecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

iMac’ın yeni grafik kartı.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). İyi silâh atan, nişan alıp vurmada mahir, nişancı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

braggart. four-flusher. projectile. marksman. good shoot. shooter. thrower. brag. braggart. pistol. swaggerer. swashbuckler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good shot. marksman. eliminator. launcher. line shooter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship. boastfulness. braggardism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marksmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) ilerideki, aşağıdaki, gelecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Eğme, çevirme, meylettirme, imale, tevcih: Nazar atfetmek. 2. Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hamletme, isnat: Kendi yaptığı işi, söylediği sözü bana atfetmek istiyor; doktorlar halk sağlığının bu hâlini, havanın bozukluğuna atfediyorlar. 3. Bir kelime veya cümlenin önündeki kelime veya cümlenin hükmüne tâbi olmak şartiyle ona bağlanması: Bu ismi, bu cümleyi hangi isme, hangi cümleye atfedeceğiz? (Affolunan isim veya cümleye «mâtuf» ve diğerine «mâtuf-ı aleyh» denir). Harf-ı atıf, harf-i Atıf, hurOf-ı Atıfe = Atıf gösteren bağlama kelimeleri: Ve, dahi, ya, yahut, yoksa gibi. Atf-ı tefsir = Çok yakın mânâda olup sırf tasdik ve kuvvetlendirmek için «v» harfiyle benzeyenine atfolunan kelime: Ahz-ü girift, hüzn-ü keder gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atıf» dan if.) (mü. Atıfe). 1. Yüzünü çeviren, meyleden, mâil, müteveccih. 2. Birine teveccühü, meyil ve muhabbeti olan, lutuf ve teveccühle bakan. 3. iki kelime veya cümleyi bağlıyan (kelime): Harf-i Atıf (harf-i atıf); vav-ı Atıfe; hurûf-ı Atıfe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ascription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attribution. ascribing. reference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاطف] şefkatli. 2.meyleden. 3.bağlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Çevirme, meylettirme, imale. 2.Yükletme, birinin işi veya sözü olduğunu iddia etme, hami, isnad. 3.Yüzünü çeviren, meyleden, mail, müteveccih. 4.Merhamet sahibi, şefkatli, acıyan. 5.Beğenen. Atıf Efendi (Mehmet Kuyucaklı. (-İst. 1847). Osmanlı matematik bilgini. Şam ve İstanbul kadılıklarında bulundu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Atıf).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. avâtıf). Teveccüh, meyil, iyi zan, merhamet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاطفت] şefkat gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Birine iyi niyet ve sevgi ile yönelme, teveccüh, meyi. 2.Karşılık beklemeden gösterilen sevgi, ihsan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F) [عاطفتکار] şefkat gösteren, gözeten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Yeniden kullanmak amacıyla atık maddelerin toplanması ve işleme tabi tutulması; kağıdın, camın, alüminyumun ve plastiğin yeniden işlenmesi gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atk» dan if.). 1. Azat olmuş, azatlı, itâk olunmuş (köle), müz. 2. Eski, kadîm. («Atik» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çabuk davranan, çevik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i.A. «atık»dan smüş.) mü. atîka) (c. uteka). 1. Eski, kadîm, beyt-i atîk-ı kâbe-i şerife. Ahd-I atîk = Tevrât. Atîk, Sahâbelerin en eskisi olan Ebû Bekr’in lâkabıdır. 2. Azatlı, azat olmuş (köle). Asâr-ı atika = Eski zamanlardan kalan san’at eserleri: Asâr-ı atîka ilmi; Asâr-ı atîka müzesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Çevrede başkalaşmaya yol açacak miktarda çevreye boşaltılan, sıvı, katı, gaz ya da radyoaktif istenmeyen her tür madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste. waste. waste product. faecal matter. contaminant. fallout. fall-out. contamination. faeces. refuse. rejectamenta. rejection. throw-out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small churn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. lissom. nimble. nippy. swift. alert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agile. alert. nippy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيق] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sırtın üst kısmı. 2.Berrak, saf, karışmamış, kıymetli. 3.Eski, kadim, kühen, dirin. 4.Azatlı, hür. 5.Güzel genç kız. 6.Çok hareketli, çevik, hızlı hareket eden. 7.Asil. 8.Hz.Ebubekir’in lakabı. Peygamber (s.a.s)’in “Sen ateşten kurtulmuş kimsesin” müjdesine kavuşmuş olmasından ötürü bu lakapla anıldığı söylenir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Atığın toprak katmanları arasına gömülmesinden ibaret, katı atık tasfiyesinin en yaygın yöntemi; Atıkların gömüldüğü çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waste water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقه] eski, antik. 2.asil. 3.özgür.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Atik). Atike: Kureyş kabilesinden Zeyd b. Amr’ın kızıdır. Hicretten önce İslamiyeti kabul etmiştir. Medine’ye hicret edenler arasındadır. Hz.Ebubekir’in oğlu ile evlenmiştir. Abdullah, Taif te şehid olunca Hz.Ömer’le O şehid edilince Zübeyr b. el-Avvam ile, o da şehid edilince Hz.Hüseyin ile evlendi. Ve Hz.Hüseyin de şehid olunca şehid zevcesi olarak anıldı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عتيقيات] arkeoloji.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «a’tıl» dan if.) (mü. Atıla). 1. İşsiz, işlemez, boş durur, muattal, battal. 2. Tenbel. 3. Tesirsiz, hükümsüz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unemployed. inert. inactive. unproductive. fecal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inactive. inert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inactive. inert. dormant. idle. idle facilities. stagnant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عاطل] yararsız. 2.tembel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Girişken ol, ilerlemek için çaba göst(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ünlü, namlı, şöhretli. 2.Atilla’dan sonra tahta geçen ünlü hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Güçlük ve tehlikeden yılmayarak kendisini daima ileriye atan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. audacious. bold. brittle. dashing. impetuous. impulsive. reckless. plucky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bold. audacious. hardy. reckless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Karşısına çıkabilecek engellerden ve tehlikelerden korkmadan her zaman ileriye atılan. 2.Karşı çıkan, çekinmesi olmayan, cüretkar. 3.Hevesli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

venturesomeness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. recklessness. pluckiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boldness. audacity. pluck. hardiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enterprise. leap. advance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leap. dash. lunge. development. progress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. thrust. leap. dash. onset. attack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılmak fiili, atılma, (bk.) atılmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Büyük, ünlü. 2.Babacık. 3.Savaşçı, fatih. 4.Hun Türklerinin büyük imparatoru (400-453).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atılmak fiili, atılış, (bk.) atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dismission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. expulsion. push.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being thrown / discharged. élan. attack. thrust. assault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bırakmak: Bu kâğıt ne için buraya atılmış? 2. itibardan düşmek, nazar-ı itibare alınmamak: Atılacak adam değildir. 3. İleriye varmak, kızgınlıkla müdahale etmek. 4. Tahta gibi çarpılıp bükülmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rush. dash. make a dash. take a step. adventure. burst. dart. embark. embark upon. fling. fly. hurl oneself. launch out into. leap. walk the plank. plunge. rip into. shoot ahead. stand out. stand out against. start in. throw on. throw oneself into. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charge. court. pounce. to be thrown. to be discarded. to be dismissed. to get the sack kovulmak. to rush. to dash. to attack saldırmak. hücum etmek. to break in on. to burst in upon. to begin. to go into girişmek. başlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thrown / discharged. to be cast. to assail. to attack. to be discarded. to be fired. to be dismissed. to be sacked. to be cast away. dash. drive at. fling. fly out at sb. get thrown out. leap. to engage in a lob of business. lunge. plunge. shoot. ta

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (s). eğilmiş olarak, yan yatmış bir şekilde; hücuma geçme pozisyonunda; (s). eğilmiş, yan yatmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ateşli silâhların boşaltılması, atılması, Fars. endaht. 2. Kurşun menzili, kurşunun yetiştiği mesafe. 3. Silâhın bir defa atılması için lâzım gelen barut vesaire: Bir atım barut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throw carded. throwing. casting (off. pitch. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

one who cards cotton / wool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Silâh atmaya yetecek miktar: Üç atımlık barut. İki atımlık saçma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for rounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sızlayan, titreyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtr» dan if.) (mü.Atıra). Güzel kokulu, güzel kokusu olan: Ezhâr-ı Atıra = Güzel kokulu çiçekler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). T. Atmak fiili ve tarzı, atma (bk.) atmak. 2. Nişancılık. 3. Övünmek maksadiyle söylenmiş fâhiş yalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting. beat. throw. firing. shooting. shot. burst. chuck. fling. gunshot. inning. innings. pistol shot. projection. put. shoot. shy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. fling. gunfire. gunshot. shoot. shot. shy. throw. throwing. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throwing. casting. discharging. swaggering. inventing. exaggeration. shooting. pitching. pulsation. pitch. round. shoot. shot. throw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shooting gallery. range.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quarrel. bust up. cross talk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vuruşmak, taş ve silâhla birbirine vurmak. 2. Birbirine söverek kavga etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

argue. bicker. quarrel. wrangle. to quarrel. to bicker. to argue. to squabble. to have a row. to have a tiff. to have words.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to quarrel. to try to make up with. altercate. bicker. spar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut ATIŞDIRMAK. 1. Sövüp saymak, birinin kabahatlerini sayarak suçlamak ve serzeniş etmek. 2. Acele ile yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stoke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bolt down. to gobble. to drizzle. to mizzle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to gobble. to begin to rain or snow slowly. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتيه] gelecek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Bağış, bahşiş, ihsan. Hediye. 2.Gelecek, istikbal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Önde, gelecekte ileride: Atiyen beyân olunacağı üzere.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتيا] gelecekte. 2.aşağıda görüleceği gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی البيان] aşağıda açıklanacak olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آتی الذکر] aşağıda zikredilecek olan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطيات] bağışlar, ihsanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. atâyâ). Vergi, bahşiş, ihsan: Atıyye-i seniye = Padişah ihsânı: Muharrem atıyyesi = Muharrem ayında verilen atıyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطيهء سنيه] padişah tarafından verilen hediye.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden iri bir gölge ağacı ve bunun kestaneye benzeyen yemişi. Atkestanesi, atkestaneslgiller familyasındandır. Hint kestanesi de denir (Aesculus hippocastanum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası örneği atkestane‘ si ağacıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» tan). 1. Dokumada üste gelen mekikle atılan argaç teli. 2. Ekin demetlerini yükseğe atmaya mahsus büyük yaba. 3. Omuza veya arkaya atılan şal vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. shawl. weft. shoe-buckle. wrap. wrapper. kerchief. muffler. stock. stole. tippet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

muffler. scarf. shawl. strap. weft. winnow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shawl. woof. pitchfork. shoestrap. lintel. weft yarn. filling. scarf. throw. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Mekikle atkıyı atarak dokumak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Atılmış. Kumaş dokumada kullanılan tabir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nemli yerlerde çok yetişen ve ilâç olarak kullanılan bir bitki. Atkuyruğugillerdendir (Hippuris vulgaris). 2. Genç kızların, saçlarını başlarının arkasına toplayıp soktukları at kuyruğuna benzer biçim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mare's-tail. ponytail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki familyası. Örneği atkuyruğudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlayış, (bk.) Atlamak. Atlamataşı = Çamurlu yolun bir tarafından diğer tarafına geçmek için konmuş taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. vault. spring. skipping. omitting. omission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a jump. skipping. by-pass. jumping off. jumping. leap. spring. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

springboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stepping stone. ground bridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. «at» dan). 1. At gibi kalkıp fırlamak, sıçramak. 2. Fışkırmak. 3. Geçmek, üstünden geçip bırakmak: Okurken iki satır atladı. 4. Aşmak, öteye geçmek: Şu dağı atlasak. Adım atlamak = Kuvvet yettiği kadar adım açarak sıçramak. 5. Bir engeli fırlayarak aşmak: Duvardan atlamak. Hendekten atlamak 6. Vakit kaybetmeden binivermek: Arabaya atlayıp geldim. 7. Yanılmak, aldanmak. Atladı gitti Genç Osman. Gazete falan haberi atlamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jump. leap. skip. omit. dive. elide. grasp at. hop. hop on. leave out. miss out. snatch at. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. leap. omit. overlook. skip. to jump. to spring. to leap. to hop. to leave out. to omit. to skip. to fuck. to bang. to make. to lay. to score. to leap at. to jump at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bypass. jump. omit. skip. to jump. to miss. to catch. to omit. to slip. to leave out. to have intercourse with. gambol. get over. leap. surmount. vault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çocukların atlama oyunu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata bin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f. «at» tan). Birine at kazandırmak, atlı etmek, ata bindirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Derenin ötesine geçmek için suyun içine konan atlamataşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. At gibi kalkmak, şahlanmak. 2. At edinmek, atlı olmak, ata binmek. 3. Geçirilmek, ununtulmak: Bu yazıdan bir satır atlanmıştır. Atlanan atlanana = Kaçan kaçana.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (çoğ).(mim). erkek heykel şeklindeki sütunlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (s). Atlas Okyanusu; (s). Atlas Okyanusu ile ilgili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski zamanlarda Cebelitar ık'ın batısında var oldugu ve sonradan zelzeleden battığı söylenen efsanevi bir ada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mir’At.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

‘Olaylara at gözlüğü ile bakmak’ ifadesi bir kişinin bir olaya tek bir açıdan baktığını, ona etken olan diğer olayları veya faktörleri göremediğini veya görmek istemediğini anlatmak için kullanılır.

Aslında atlar için takılan gözlük, şekil olarak bile gözlüğe benzemez, onların görüş kapasitelerini arttırmak için değil aksine azaltmak için takılır.

Atın evcilleştirilmesi, insanın dostu olarak en ağır işlerde yardımcı olması, binek hayvanı olarak daha uzak yerlere ulaşmasını sağlaması, savaşlarda ölüme beraber gitmesi o kadar eskilere dayanır ki bildiğimiz atın yabani soyu hakkında hiçbir bilgi yoktur. Bugün steplerde yaşlı bir aygırın önderliğinde sürüler halinde yaşayan ve yabani olarak nitelendirilen atların evcil atlardan türeme oldukları herkes tarafından kabul edilir.

Canlıların gözlerinin algılayıp beyine bildirdikleri üç ana husus vardır: Biçim, renk ve mesafe. Özellikle avcı olmayan otobur hayvanlar için tehlikeyi uzaktan sezip, iyi bir mesafe tahmini yaparak kaçabilmek çok önemlidir.

Atlar her iki yandaki gözleri sayesinde hem Önlerini hem de arkalarını görme yeteneğine sahiptirler. Ne var ki gözleri birbirlerinden çok uzaktadırlar. Bu da at için cisimlerin mesafelerini tespit bakımından büyük bir zafiyet yaratır.

At arkasından ya da yandan yaklaşan tehlikeyi görür ama tehlikenin ne kadar yakın veya uzakta olduğunu kavrayamaz. Nesneleri neredeyse iki misli büyük gören at tehlikeyi olduğundan daha yakındaymış gibi algılar. Bu nedenle de sürekli endişe içindedir.

Yarış atlarına koşu sırasında yandaki hemcinslerinden ürkmemeleri için yan taraflarını görmelerini engelleyecek gözlükler konulurken at arabalarını çekenlere sadece önlerini görmeleri, diğer yönlerde olan hareketlerden etkilenmemeleri için gözlük takılır. Yani at gözlüğü ile bakmak insan için olumlu bir davranış değildir ama atlar için durum farklıdır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Tüysüz ve parlak demek olan «tals»dan). Yüzü ipek ve tersi pamuk maruf bir cins kumaş, atlas, dîbâ. (Astronomi). Felek-i atlas = Astrolojide bütün felekleri çevirdiğine inanılan felek. (Coğrafya). Harita mecmuası, bütün arzın haritalarını sırasiyle toplayan kitap veya botanik, zooloji, geometri gibi bir fennin şekiller mecmuası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atlas. satin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who sustains a great burden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first vertebra of the neck, articulating immediately with the skull, thus sustaining the globe of the head, whence the name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of maps in a volume A volume of plates illustrating any subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A work in which subjects are exhibited in a tabular from or arrangement; as, an historical atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large, square folio, resembling a volume of maps; called also atlas folio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A drawing paper of large size.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See under Paper, n.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rich kind of satin manufactured in India. a figure of a man used as a supporting column the 1st cervical vertebra a collection of maps in book form a Titan who was forced by Zeus to bear the sky on his shoulders.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satin. atlas. mapbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a Titan who was forced by Zeus to bear the sky on his shoulders. a collection of maps in book form. the 1st cervical vertebra. a figure of a man used as a supporting column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An early liquid-fueled rocket, used by US astronauts and still in use for unmanned launches Because of its lightweight construction it uses no staging, but only drops two of its engines. a collection of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps and geographic tables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps An atlas of the United States has maps of all 50 states and the U S territories.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, plates, engravings, tables, etc with or without descriptive letterpress It may be an independent publication or it may have been issued to accompany one or more volumes of text. the result of a comprehensive survey of a large geographica

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An atlas is a package of maps coverring some part of the world, suitable for use in an application For instance an atlas might have maps of Scotland with more detailed coverage of major cities. a computer-controlled instrument which measures the Staple Le

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, plates, engravings, tables, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A collection of maps in book or loose-leaf form, with a standard design, organized around a coherent theme For example, a world atlas, a national atlas, or an historical atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Volume of maps, plates, engravings, tables, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps, which sometimes includes economic, political and/or geographic information.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps, illustrations, informative tables, charts, or textual materials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A volume of maps with or without descriptive text.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound collection of maps that may include charts, illustrations, tables, and detailed explanations of features on the maps A detailed atlas or map created about the time your ancestors lived in an area can be very helpful in determining where they lived

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A bound volume of maps, charts, plates or tables illustrating any subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of two huge particle detectors being built for use in experiments at the LHC.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Finest woven silk, the best quality of jacquard with the folklore that an entire yard of atlas can be strung through a small ring to show how fine the weave is Expensive and very exclusive and is mostly used for very formal or bridal wear and in collector

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A book of maps Healey Library's atlas collection is located on the library's 4th floor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

first vertebra , atlas.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطلس] atlas kumaş. 2.büyük harita, dünya haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mit). göklere destek olduğu söylenen bir yarı-tanrı. Atlas Mountains Atlas Dağları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atlas (harita kitabı).;(tıb). boyun fıkra kemiklerinin birincisi, atlas, birinci omur; bir çeşit ipekli kumaş, atlas; buyük boy kâğıt.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Üstü ipek, altı pamuk kumaş, diba. 2.Düz, havasız, tüysüz. 3.Büyük harita. 4.Atlas okyanusu. 5.Kuzey Afrika’da Fas, Cezayir’i geçerek Tunus Körfezi’ne kadar uzanan sıradağlara verilen ad.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlasçiçeğigillerden bir bitki. Yaprakları yayvan ve dikenli olan atlas çiçeği, güzel ve parlak çiçekler açar. Pek çok çeşidi vardır. Kaktüs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Bu familya bitkileri sıcak ve kurak ülkelerde yetişir, gövde ve yaprakları etli ve dikenlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Atlatılmak. Tehlike atlatıldı. Adam atlatıldı. Deve hendekten atlatıldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be avoided. to be put off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evasion. omission. riddance. making sb jump. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

1. Birini atlatmaya ve sıçramaya sevk ve icbar etmek. 2. Geçirmek, aşırmak, savmak: Bir hastalığı, bir belâyı atlatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the slip. beat smb. to it. overcome. put off. get over. come through. bypass. circumvent. dish. dodge. escape. jump. let down. outwit. parry. pull through. shake. skip. slip. stall off. take. throw off. tide over. turn. ward off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breeze. cheat. circumvent. dodge. escape. fend. to make jump. to leap sth over sth. to recover from. to overcome. to escape. to elude. to avoid. to weather. to doge. to throw sth/sb off. to get rid of. to cheat. to evade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb jump. to have a narrow escape from. to overcome. to put off sb with empty promises. circumvent. come through. dodge. escape. fob off. send sb to the right about. shake. shed. shirk. to get through. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atlamak fiili, atlama, (bk.) atlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Atletizmle meşgul olan şahıs. 2. Vücudu iyi gelişmiş kimse. Atlet fanilası: Onü, arkası ve omuz yerleri hayli açık, erkek fanilası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. runner. singlet. sleeveless undershirt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete. undershirt. vest. undershirt. west.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athlete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atlet veya atletizmle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çeviklik, atiklik, kuvvet gibi beden kabiliyetlerini geliştirmeye yarayan ve koşu, atlama, ağırlık kaldırma ve atma gibi, tek başına yapılan beden çalışmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athleticism. athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

athletism. athletics. track.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını Öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşularında, pistin köşelerinde koşucular hafif içe meylederek koştukları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece yüzde 5’i, kadınların ise yüzde 3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Sağ elini kullanan insanlar, ayakla yapılan hareketlerde de, sağ bacaklarını öncelikle kullanırlar. Bu nedenle de sağ bacakları daha güçlüdür.

Sola kavis çizerek koştuklarında, sağ ayak dışarıda kalır. Özellikle kısa mesafe koşullarında, pistin köşelerinde koşucular haifif içe meylederek koştuları için sağ ayağa daha çok yük biner ve koşucu bu kuvvetli ayağı ile sola doğru daha rahat koşar.

İnsanların çoğu sağ ellerini kullanırlar. Erkeklerin sadece %5’i, kadınların ise %3’ü solaktır. Çoğunluğun rahatı düşünüldüğü için de atletler pistte saat yönünün aksi yönde koşarlar. Tabii bu durumda ve özellikle 400 metre koşularında solakların şansı biraz azalmış oluyor.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

yahut ATLU (i.). Ata binmiş, Fars. süvar, Ar. fâris. Atlıkarınca = Karıncanın bir büyük cinsi. Atlıkarınca = Çocukların binmesine mahsus tahtadan tekerlekli at.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equestrian. horseman. rider. mounted. horse-drawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

horseman. rider. mounted. riding on horseback. equestrian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cockhorse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ata binmiş süvari. - Birleşik isim. Atlıhan: Alınca Hanın oğlu. Tatar’ın kutsal göbek soyundan sekizinci kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yere dikilmiş bir direğin etrafında döndürülen bir meydan oyuncağı. Bu oyuncağın dönen kısmına, gerçek taşıtların (otomobil, motosiklet vs. gibi) minyatür şekilleri yahut hayvan biçimli (daha çok at) araçlar asılıdır. Çocuklar, bazen büyükler de bunlara binerek eğlenirler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carousel. roundabout. merry-go-round. carouselle. whirlgig.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merry-go-round. carousel. merry go round. turnabout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs).atmosphere, atmospheric.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Atmak fiili, atış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

throwing. projectile. throwing. throw. shoot. chuck. cast. ejectment. banishment. bragging. elimination. postpone. fling. heave. heaving. hurl. inset. ouster. pelt. shy. volley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast. discharge. elimination. expulsion. fling. projection. throw. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the act of throwing / expelling / boosting. crosspiece. blasting. blow-up. ballistic. elimination. warp. expulsion. ejection. pulsation. rejection. launching. dropping. sling. bowing. trimming. surge. shunt. pitching. heave. casting. shooting. get.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The soul which is considered immortal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Inner Reality , , Soul, but also: body, spirit, senses End of the I-illusion; Self-remembrance in unity with Krishna Atma: 'the Sun of Suns, the Effulgence of Effulgences; it is the Supreme Light, the Swayamjyothi, the Self-effulgent' Atma: Unconquerable,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Universal spirit The divine Monad The seventh principle, so-called in the septenary constitution of man. another name for the Soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The spiritual principle. soul, an integral part of Brahma present in all.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Self. the self ;soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Atma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «atmak» fan). Alıştırılarak kuşlara saldırtılan bir cins yırtıcı kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sparrow hawk. goshawk. hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. sparrow hawk. slingshot sapan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bir şeyi elden bırakıp az çok fırlatmak: Elindeki taşı attı. 2. İçeriden dışarıya çıkarıp bırakmak, defetmek: Evden attılar; sokağa attılar; üstünden attı. 3. Bırakmak, terketmek: Babasını bir köşeye atmış. 4. Açmak, sermek, üste almak, örtmek: Omuzuma bir şal attım; Bu gece bir yorgan daha atmalı. 5. Düşürmek, gidermek, kaybetmek: Rengini, tüyünü, esvabını attı. 6. Saçmak, serpmek, dağıtmak: Tohum atmak. 7. Dövmek, kovmak, koymak: Anbara zahire atmak; kışlık kömürü atmak. 8. Vurmak, yapıştırmak: Tokat atmak; çifte atmak. 9. Uzatmak, sunmak: El atmak. 10. Boşatmak, teşhir etmek: Tüfek, top, tabanca atmak. 11. Geciktirmek: Sonraya, yarına attı. 12. Atıf ve isnat etmek, yükletmek: Kabahati falana attılar. 13. Düşürmek, yatırmak: Yere attılar. 14. Esassız söz söylemek, yalan söylemek. 15. Öğünmek, asılsız şeylerle iftihar etmek. 16. Vurmak, oynamak: Nabzı atıyor. 17. Açılmak, sökmek: Şafak, tan atmak. 18. Boşanmak, ateş almak: Bu tüfek atmıyor. 19. Bir şeyin kenarı kırılıp çentilmek. 20. Solmak, uçmak: Benzi attı. Atıp tutmak = Asılsız şeyler söyliyerek öğünmek. Adım atmak = Yürümek. Beniz atmak = Sararmak, solmak. Pamuk atmak = Hallaç yayla pamuğu kabartmak. Perendeden atmak = Kandırmak. Pösteki atmak = Rezil etmek. Temel atmak = Esasını ortaya koymak. Can atmak = Çok arzu etmek, pek fazla istemek. Çene atmak = Can çekişmek, komaya girmek. Harf, söz atmak = 1. Dolayısiyle târiz etmek. 2. Takılmak, çapkınlık etmek. Taş atmak = İtiraz etmek, aleyhinde bulunmak. Topu atmak = İflâs etmek. Tıpayı atmak = Çok hiddetlenip kızmak. Kaş atmak = İşaret etmek. Kaşık atmak = Hırsla ve çok yemek. Kapağı atmak = Savuşup kurtulmak. Göz atmak = Tamah ve gıbta etmek. Gövdeye atmak = Yemek. Lâf atmak = Gevezelik etmek, lüzumsuz yere çok söylemek. Nâra atmak = Bağırmak. Yabana atmak İtibar etmemek, saymamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw the longbow. throw. throw away. throw into. eject. give a kick. tell lies. cashier. cast. cast away. cast off. catapult. chuck. chuck away. chuck out. dart. dash. deliver. discharge. doff. drop. elbow out. elbow smb. out. eliminate. fabricate. f.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axe. bung. cast. chuck. cut. dart. discard. discharge. eliminate. expel. impute. project. reject. remove. scrap. shed. shoot. shy. sling. throw. toss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (Hindu dininde) can, ruh, nefes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Uydurma» mânâsında kullanılan yakıştırma bir kelime.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lie. story. big talk false. made up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liar. mendacious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seed. sperm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).atmometre, buhar ölçer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Yeryüzünü çepeçevre kuşatan 100 km. kalınlığında, çeşitli gazlardan ( %79 azot, %21 oksijen) meydana gelen gaz tabakası, havaküre. Başka gök cisimlerini kuşatan gaz tabakalarına da atmosfer denir: Merih’in atmosferi olduğu bilinmektedir. 2. Basınç birimi 0°’de 76 sm. yükseklikteki bir civa sütununun 1 sm. karelik alan üzerine yaptığı basınca 1 atmosfer denir. Bu basınç 1,033 kilogramdır. Deniz seviyesinden yükseldikçe basınç azalır. 3. Bir yerdeki mânevî hava.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. aura. aureola. aureole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience. atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmosphere. ambience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Sanat yapıtının izleyici üzerinde bıraktığı etkiyi, nedeni olduğu ruh hâlini anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric pressure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belli bir yerin havasındaki yoğunlaşmış toz parçacıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Temelde insan faaliyetlerinin sonucu olarak, doğrudan doğruya atmosfere verilen ya da atmosferde kimyasal tepkimeler sonucu oluşan gaz ve partikül maddelerin yol açtığı kirlilik oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Atmosferle ilgili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atmospheric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havaküre, atmosfer; çevre, muhit; (fiz). havaküre (basınç birimi). atmospher'ic, -al (s). havaya ait, atmosferik. atmospher'ics (i).,(çoğ). radyoda parazit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. «tanab» kullanılmamıştır). Çadır ipleri, bağları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطناب] ipler. 2.çadır ipleri. 3.ağaç kökleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mercan iskeletlerinin birikmesiyle meydana gelmiş olan halka biçiminde ve ortasında bir göl bulunan adacık; mercan adası. Bu adalar bazen insanların yerleşmesine imkân verecek derecede büyük olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atoll.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atol, mercanada.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Tarihsel Gelişim Tarih Öncesi çağlarda (Prehistorya) zanaatçıların nasıl örgütlendiklerine ilişkin kesin bulgular olamamakla birlikte, el sanatları kapsamındaki ürünlerin, önceleri aile işliklerinde üretildiği ama daha zor işlenen metalin (maden sanatı) kullanılmaya başlanmasıyla aile dışı bir örgütlemeye gidildiği varsayılabilir. Eski Mısır` da ya da Mezopotamya` da önemli yapıların inşasında; da yapı ustalarıyla işçilerin belli bir hiyerarşi içinde çalıştıkları düşünülmektedir. Atölyelere ilişkin ilk arkeolojik bulgular, Tel-el Amarna` nın (Mısır) MÖ yaklaşık 1375` te kuruluşu sırasında kent dolaylarında ustalar için kurulan yaşama ve çalışma alanlarının varlığıdır. Aynı dönemde günlük kullanım eşyası genellikle evlerde ve aile reisinin denetimi altında üretilirken; özel yapım teknikleri gerektiren metal eşya, çoğu kez gezgin ustalar tarafından ve geçici kurulan atölyelerde yapılmıştır. Yunanistan`da Antik Çağda üretilen seramiklerin üstün niteliği, bu kapların geçici değil yerleşik atölyelerde üretildiğini kanıtlamaktadır. Bu dönemde babadan oğula geçen aile ilişkileri giderek ortadan kalkmış, özellikle ünlü ressamların açtığı özel atölyeler yaygınlaşmaya başlamıştır. Büyük yapı projeleriyse genellikle yapı alanında toplanan ustalarla sürdürülmüştür. Kuşaklar boyu zanaatçı yetiştiren Roma dönemi atölyeleri, bir süre sonra, bir anlamda seri üretime geçmiş, dönemin beğenisini yansıtan farklı üsluplara bağlı olarak çalışmışlardır. İlk heykel atölyeleri de yine Roma Döneminde açılmıştır. Ortaçağ boyunca atölyeler, Loncalarla birlikte hem üretim hem de eğitim merkezleri olmuş, saray manastır ya da kentler tarafından desteklenmiş ve korunmuşlardır. Bu tür büyük atölyelerde ya az sayıda müşteri için üstün nitelikli küçük eşya üretilmiş ya da yapımı uzun yıllar süren katedraller gibi büyük yapı projeleri yürütülmüştür. Ismarlayanlarla projeyi yürütenler arasında kurulan yakın ilişki sonucunda yeni yapım sistemleri denenebilmiş, Romanesk ve Gotik gibi birçok üslup bu atölyelerdeki denemelerin de etkisiyle biçim bulmuştur. XIII. yy.ın sonlarında atölyeler bir yandan projeler üretirken bir yandan da bunları gerçekleştirmek için gerekli ustaları da bulmaya başlamıştır. Çoğu gezgin olan ustalar, atölyenin başıyla birlikte kent kent dolaşırlardı. Üslupların bir bölgeden öbür bölgeye yayılmasında bu gezici atölyelerin önemli katkısı olmuştur. XIV. yy.da sanatçıların yaşam öykülerinin yazımına geçilmesiyle birlikte atölyelere ilişkin bilgiler de kesinlik kazanmaya başlamıştır. Atölyelerdeki usta, yardımcı ve çırak düzeni de yasalarla belirlenmişti. Usta hem atölyenin başıydı hem de yanında çalışanların eğitiminden sorumluydu. Çıraklık 13-14 yaşında başlar, beş- altı yıllık bir eğitimle sona ererdi. Bu süreyi izleyen üç- dört yıllık ikinci çalışma döneminden sonra zanaatçı artık usta sayılır ve dilerse kendi atölyesini açabilirdi. Eğitim işlevini XV. yy. boyunca ve XVI. yy.ın başlarında sürdüren atölyeler, XVI. yy. içinde akademilerin ortaya çıkmaya başlamasıyla yalnız üretime yönelmiştir.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. atelier

işlik

Zanaatçıların veya resim, heykel sanatlarıyla uğraşanların çalıştığı yer.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atelier. studio. workshop. workplace. machine shop. works. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

workshop. factory. factory plant. studio flat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.) (fizik ve kimya). Bir elemanın bütün hususiyetlerini taşıyan en küçük parçası. Atom ağırlığı = Atomların birim olarak kabul edilen bir atomun ağırlığına nisbeten tayin edilen ağırlıkları. Atom bombası = Atom çekirdeklerinin parçalanmasıyle serbest kalan enerjiden faydalanarak yapılan bomba. Atom çağı = Atomun kontrollü olarak parçalanması tarihinden itibaren başladığı kabul edilen çağ. (İlk kontrollü nükleer parçalanma 2 aralık 1942’de Chicago Üniversitesinde başarılmıştır). Atom denizaltısı, yahut gemisi = Atom reaktörünün sağladığı enerjiyle çalışan denizaltı yahut gemi. Atom enerjisi = Atom çekirdeğinin serbest bıraktığı enerji. Bu enerjinin büyüklüğü Einstein’ ın madde enerji eşitliğini belirten E = mc2 formülü ile belirtilir. Atom pili yahut atom reaktörü = Atom çekirdeğinin parçalanmasından meydana gelen enerjinin patlamaya meydan vermeden kontrollü olarak kullanılmasını sağlayan cihaz. Atom saati = Atom veya molekül titreşimlerinin birim olarak kullanılmasıyla yapılan saat. Bu saatlerin 1270 yılda ancak bir saniye hata yapacağı sanılmaktadır. Atom sayısı = Bir atomdaki proton ve elektron sayısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ultimate indivisible particle of matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An ultimate particle of matter not necessarily indivisible; a molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A constituent particle of matter, or a molecule supposed to be made up of subordinate particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of matter that can enter into combination; one of the elementary constituents of a molecule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything extremely small; a particle; a whit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To reduce to atoms. a tiny piece of anything the smallest component of an element having the chemical properties of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom. particle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the smallest component of an element having the chemical properties of the element. a tiny piece of anything.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that can exist either alone or in combination Composed of an electron cloud and a central nucleus. the smallest particles of an element that can exist either alone or in combination, considered a source of vast potentia

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle into which a chemical element can be divided and still retain the properties characteristic of the element; consists of a central core or nucleus composed of PROTONs and NEUTRONs, encircled by one or more ELECTRONs that move around t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of an element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that retains any of the properties of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic unit of matter It is the smallest particle of an element that still has the characteristics of that element Every atom has a positively charged central nucleus, surround by a number of negatively charged electrons More about atoms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest part of an element that has all the properties of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The basic building block of all matter The smallest particle of an element that has the same properties as the element It consists of a central core called the nucleus that is made up of protons and neutrons Electrons revolve in orbits in the region surro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of an element It consists of a nucleus containing one or more protons , surrounded by an equal number of electrons. the smallest indivisible unit of matter that retains the properties of an element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A building block of matter, the smallest particle that has the chemical characteristics of a particular chemical element It contains a nucleus of protons and neutrons surrounded by a cloud of electrons.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that can take part in a chemical reaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that can exist either alone or in combination with similar particles of the same element or a different element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest component of an element having all the properties of the element 2.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A particle of matter indivisible by chemical means It is the fundamental building block of molecules It consists of a positively charged nucleus and orbiting electrons The number of electrons is the same as the number of protons in the nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element having the chemical properties of that element; the fundamental building block of matter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle that retains all the chemical properties of a given element. the smallest particle of an element which can exist alone or enter into a chemical combination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that cannot be divided or broken up by chemical means It consists of a central core of protons and neutrons called the nucleus Electrons revolve in orbits in the region surrounding the nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that cannot be divided or broken up by chemical means It consists of a central core of protons and neutrons, called the nucleus Electrons revolve in orbits in the region surrounding the nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of matter into which an element can be resolved by chemical means; retains the same chemical properties as the original element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest unit of a chemical element that can still retain the properties of that element Atoms combine to form molecules, and they themselves contain several kinds of smaller particles An atom has a dense central core consisting of positively charged

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle that makes up all matter and yet retains the chemical properties of the element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The smallest particle of an element that still retains the characteristics of that element Every atom consists of a positively charged central nucleus, which carries nearly all the mass of the atom, surrounded by a number of negatively charged electrons,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom , atomy , corpuscle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atom, zerre, cevher; çok küçük miktar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atom bomb. atomic bomb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic age. nuclear age.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic nucleus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Nükleer tepkime sırasında serbest kalan enerji. Nükleer enerji

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic energy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe). Kâinatın, atomların rastgele birleşmesi neticesinde meydana geldiğini kabul eden felsefe sistemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nuclear reactor. pile. atomic pile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s) atomik, atomal: çok küçük atomic bomb atom bombası. atomic energy atom enerjisi. atomic heat (kim). atomal ısı. atomic number (fiz). atomal sayı. atomic weight atomal ağırlık. atomics (i). nükleer fizik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atomic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir sıvı karışımındaki metal miktarlarını saptayan analiz yöntemi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atomculuk. atomist (i). atomculuğu kabul eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ing).-ise (f).atomlara ayırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(fr.). Belirli makamlar dışında dizilerle eser veren yeni batı musikisi akımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterized by avoidance of traditional Western tonality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atonal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal center, or in which all pitches carry equal importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that lacks a tonal centre, or in which all pitches carry equal importance. a commonly misused term which refers to music having no perceived tonal center This perception is often due to the uneducated ears of the listener Twelve-tone and serial musi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Music that has no well-defined tonal center; it often also implies the lack of chords or other traditional harmonic structures. the absence of a tonal center. 1 What most songs sound like on a first sight-reading 2 Music that looks better than it sounds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Not having a key. describes a piece or passage of music which is in no discernible key.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (müz). atonal, ton ve makam temeline dayanmayan (beste). atonal'ity (i)., (müz).atonalite.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). telâfi etmek, (bir suç, kabahat v.b.'ni) affettirecek harekette bulunmak, kefaret etmek. atonement (i). kefaret, tazminat , özür dileme, tarziye.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). dermansız takatsız, zayıf; gram. aksansız; vurgusuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). zafiyet, dermansızlık, kuvvetsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., edat, (s). üstte, üstünde, üzerine, üzerinde; (s). üstündeki. -ator sonek -ici: narrator hikâyeci. -atory sonek netice veren, netice olan: mandatory zorunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).(ar). ( s). kara sevdalı, hüzünlü, melankolik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir ve bu sayede 64 mm’lik diske 80 dakikalık yüksek kaliteli stereo ses kaydedilmesine olanak sağlanır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu, Sony’nin daha fazla depolama ve MP3’ten daha iyi ses kalitesi sunan benzersiz ses sıkıştırma teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sony ATRAC sıkıştırma sistemini kullanarak, 30 müzik CD’sine eşit bir alana sahip ATRAC CD oluşturabilirsiniz. Tek bir CD-R/-RW üzerinde sakladığınız müziğinizi uyumlu bir CD çalarda çalabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC DSP-Type R, ATRAC 4.5’a yapılan bir geliştirmedir. Müzik verilerini yeniden analiz eder ve güç algılanan, gereksiz veri biti ayırmalarını arar; sonuçta bit ayrımlarını iyileştirir ve kaynak sinyal reprodüksiyonunu geliştirir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3, ATRAC biçimine kıyasla iki kat daha fazla veri sıkıştırması sağladığından, yüksek verimli ses depolaması ve Internet kullanımı için çok daha uygundur.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

ATRAC (Uyarlamalı Dönüşüm Akustik Kodlama-Adaptive Transform Acoustic Coding), MiniDisc’lerde kullanılmak üzere Sony tarafından geliştirilmiş bir veri sıkıştırma işlemidir. Yalnızca insan kulağı tarafından algılanabilecek ses bileşenleri kaydedilir; böylece ses verisi daha verimli biçimde kaydedilir. ATRAC3plus, daha hassas bilgiler elde etmek için ses sinyallerini daha uzun süreler analiz eder ve çok çeşitli ses sinyalleri için en iyi veri ayırımını sağlayan bir algoritma kullanır. Sonuçta, orijinal ses kaynağının 1/20’si gibi yüksek sıkıştırma seviyelerinde yüksek kaliteli ses elde edilir.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. attraction

eğlendiri

Gazino, bar vb. yerlerde müşterileri oyalamak, eğlendirmek amacıyla yapılan ilgi çekici gösteri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show. big draw. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). titreyen, korkan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). tırnağı denizin dibinden az yükselmiş (çapa).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (mim). eski Roma evlerinde avlu veya giriş yeri; Orta Çağ'da kilisenin etrafı sütunlarla çevrili avlusu; anat. atriyum, kalpteki kulakçıklardan biri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). çok fena, pek çirkin, iğrenç, menfur; gaddar, zalim, kalpsiz atrociously (z). zalimlikle, gaddarcasına; korkunç bir şekilde. atrociousness (i). zulüm gaddarlık, iğrençlik, menfur oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). gaddarlık, kütülük şenaat , canavarlık. atrocities (i).(çoğ). mezalirn.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). üç kişilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). gıdasızlıktan zayıflama, bedenin zayıflayıp kuruması; dumur,atrofi körelme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Güzelavrat (belladonna) otundan çıkarılan bir ilâçtır. Hekimlikte kullanılır, zehirlidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

atropine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). atropin, güzelavrato1undan çıkarılan ve hekimlikte kullanılan zehirli bir madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susuzluk, susama, hararet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطس] hapşırma, aksırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطش] susuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atş»dan smüş.). Susuz, susayan, teşne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطشان] susuz, susamış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Susuz, susamış, teşne.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aksırma, ansırma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطسه] hapşırık, aksırık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs.attention, for the attention of dikkatine; attorney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

ATT (Susturucu) anahtarıyla, alım hassasiyetini azaltabilirsiniz. Radyo, zayıf sinyalleri atlayacak ve yalnızca güçlü sinyallerde duracaktır. ATT kontrolü yalnızca düğme açık konumdaysa devrededir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Yumuşak huylu. Sertlik yanlısı olmayan. Uyumlu. Attab b. Esid. Sahabeden. Mekke valiliği yapmıştır. Rasulullah tarafından atanmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). takmak, raptetmek, iliştirmek, tutturmak; bitiştirmek, bağlamak; (huk). haczetmek , müsadere etmek; maiyete tayin etmek; vermek, hamletmek, isnat etmek; sevdirmek attached (s). bağlı, merbut, ilgili; ilişik; tutkun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ataşe attache case genellikle deriden yapılan, dik dörtgen ve menteşeli evrak koyacağı, çanta. naval attache deniz atasesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bağlılık, merbutiyet; ilgi, alaka; sevgi, muhabbet, dostluk; (huk). zapt ve müsadere, haciz; zapt ve müsadere ilamı; ek parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). hücum etmek, saldırmak, vurmak, basmak, tecavüz etmek; laf atmak, aleyhinde söylemek; işe koyulmak; tutmak, isabet etmek; (i). saldırı, hücum; (tıb) yakalanma , tutulma, nöbet; birbirinin aleyhinde söyleme; işe koyulma; (müz). bir nota

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). varmak, ulaşmak, ermek, erişmek, vâsıl olmak, yetişmek; kazanmak, bulmak, kespetmek. attainable (s). ulaşılabilir, erişilebilir, kazanılabilir, ele geçirilebilir, istihsali mümkün.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). idam hükmü verilmesi veya kanun dışı ilân edilmesi hallerinde bir kimsenin bütün vatandaşlık haklarını kaybetmesi; eski leke, şerefsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).hüner, marifet; elde etme, erişme, edinme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). (huk). idam hükmü verilmesi üzerine bir kimsenin vatandaşlık haklarını kaldırmak; lekelemek, rezil etmek; (i). Ieke, ayıp; medeni hakların kaldırılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off horse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ıtır» dan imüb.). 1. Güzel kokulu ruhlar ve yağlar vesaire satan adam. Güzel kokular taeiri. (Fr. parfumeur). 2. İlâç ve ecza vesaire satan adam. (Fr. droguiste). 3. Mahalle aralarında bazı baharatla iğne, iplik ve saire satan dükkâncı. Halk ağzında: Aktar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطار] attar, baharatçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ıtır attar of roses gülyağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Güzel kokulu bitki özleri, yağlan vb. satan, güzel koku ticareti yapan kimse. 2.İlaç maddeleri vb. şeyler satan adam. 3.Mahalle aralarında bazı baharatlar ile iğne, iplik vb. satan dükkan sahibi. Attar: Meşhur İranlı şair.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عطاری] attarlık. 2.attar dükkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güzel koku, ecza veya baharat satan adamın işi ve ticareti. Attarlık ediyor. (Halk arasında: Aktarlık).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). mülayimleştirmek, yumu şatmak, sertligini gidermek;(içine bir şey katarak) ısıyı ayarlamak veya düzenli bir hale koymak; adapte etmek, uydurmak, intibakını sağ1amak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kalkışmak, yeltenmek , teşebbüş etmek; çalışmak, gayret etmek, denemek, tecrübe etmek; hayatına kastetmek, suikast teşebbüsünde bulunmak; (i). teşebbüs, yeltenme, kalkışma; deneme, tecrübe attempt on one's life suikast teşebbüsü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (toplantıya) iştirak etmek, katılmak; kulak vermek, laf dinlemek; bakmak, mukayyet olmak; eşlik etmek, refakat etmek, maiyetinde bulunmak; hazır bulunmak; beklemek ; on ile hazır bulunmak; to ile bakmak, üzerine almak; ilgilenmek; meşgul olma

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). devam, gitme; refakat; hazır bulunanlar, maiyet. dance in attendance on üzerine titremek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hizmetçi, hizmetkar; refakat eden kimse, eşlik eden kimse; beraberinde olan şey; bir kimsenin maiyetinde çalışan memur; netice, akıbet

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) dikkat, ihtimam, üzerine titreme, meşgul olma; teveccuh, iltifat,nezaket; (çoğ). aşığın sevgilisine gösterdiği ilgi. Attention I Hazır ol I attention span (psik). bir kimsenin konu degiştirmeden aynı şeye dikkat edebildiği müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). dikkatli, hizmete hazır; kibar, ince, nazik attentively (z). dikkatle, hizmete hazır olarak; nezaketle attentiveness (i). dikkat; nezaket, incelik

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hafifletici, sulandırıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ince, zayıf, azalmış, dar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inceltmek, hafifletmek , azaltmak, daraltmak, zayıflatmak; değerini düşürmek attenua'tion (i). inceltme, zayıflatma, azaltma; incelme, daraltmak, azalma, zayıflama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f).,( i). resmen ve açıkça söylemek, iddia etmek; şahadet etmek, tasdik etmek, ispat etmek, delil göstermek, beyan etmek; (i). şahadet, tasdik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i) şahadet, tasdik; yemin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tavan arası; tavan arasındaki oda veya odalar; (mim). klasik mimari tarzda cephe üzerindeki kat veya süslu duvar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i ).Atinalı; ince, doğru; sade; (i ).Atina lehçesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Atik Yunanca'sına has dil özelliği; güzel ve ince ibare; Atinalılara baglılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f) süslu veya gösterişli elbise , esvap, kıyafet, kisve; (f). giydirmek, donatmak attirement (i). giyim kuşam, esvap; tezyinat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb thrown / expelled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tutum, davranış, tavır; vaziyet alış; (hav). dünya ve ufka göre meyil (s).tutumla tutumla ilgili, vaziyete ait. attitudinize (f). tavır takınmak, vaziyet almak, çalım satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). başkasının kiracısı olmaya razı olmak; devretmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). vekil, dava vekili attorney at law avukat attorney general devletin en yüksek hukuk memuru (adalet bakanı gibi) ; başsavcı, baş müddeiumumi power of attorney vekâlet, temsil yetkisi; vekaletname attorneyship (i). vekâlet, avukatlık

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çekmek, cezbetmek attractile (s). çekici, cazip attractive (s). cazibeli, cazip, ,cekici, alımlı. attractively (z). güzel, alımlı surette attractiveness (i). çekicilik, cazibe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). çekicilik, cezbetme kabiliyeti attractable (s). cezbedilir, cezbedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cazibe, çekici oluş, alımlılık; buyüleyici şey; eglence programı, atraksiyon; (fiz). çekim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kis).attribute, attributive.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) vermek, yüklemek, isnat etmek, atfetmek, hamletmek. attributable (s). isnat olunabilir, atfolunabilir. attribu'tion (i). isnat, verme, hamletme, atfetme; sıfat, nitelik; ozellik, hassa; yetki, salâhiyet attributive (s). verici, hamledici; (g

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sıfat, nitelik, vasıf; (man). yüklem, mahmul; (gram). yüklem; sıfat veya benzeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sürtünmeyle aşınmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sürtüşme, yıpranma, aşınma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). akort etmek; ahenk kazandırmak, uyum sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). attorney.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(kıs). Attorney General.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «atıf» dan imüb.). Pek esirgeyici, çok merhametli ve şefkatli: Rabb-ı atûf = Pek esirgeyici Tanrı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Birine sevgisi olan, sevgi duyan. Allah’a karşı sevgi duyan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûf kelimesinden Osmanlıca’da yapılan, Arapça’da olmayan isim: Esirgeyicilik, şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عطوفت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, merhamet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Atûfet, şefkat sahibi. Son devir Osmanlı protokolünde bâlâ rütbesi sahipleri ile vezir müşir rütbesi taşımıyan dâmâd’lara verilen unvandı. Devletlû atûfetlû: Serasker (harbiye nâzırı, savunma bakanı) ile dâmâd olan müşir ve vezirlere verilen unvandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Esirgeyici ve pek merhametli olan kimseye ve atûfetlû resmî lakabını taşıyan kişilere mensup ve müteallik mânâsiyle yazışmalarda kullanılır tâbirdir: Cânib-i Alî-i atûfîlerine, zat-ı Alî-i atûfîleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tavîl»den itaf.) (mü. tûlâ). Daha veya pek uzun Cenab-ı Hak atvel-i ömür ile muammer eylesin = Tanrı pek uzun ömürle yaşatsıhl

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., eski ikiye ayrılarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). heyecanlı; cıvıltılı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel, pek güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). tipik olmayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اطعمه] taamlar, yiyecekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ograten.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

terbiye edilmeden hazırlanmış yemek; çıplak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). altln renginde, yaldlzlı; parlak, mükemmel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kulaklı veya kulak gibi kısımları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). stetoskop ile dinlemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). stetoskop ile dinleme; dinleme, kulak verme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uğur getireceğine inanılan törenlerle açmak, açış töreni yapmak, başlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). doğru olduğunu ispat etmek, sıhhatini tevsik etmek. authentica'tion (i). doğru olduğunu ispatlama , sıhhatini tevsik etme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). izin, ruhsat, cevaz; tensip, uygun görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). diktator, müstebit kimse, otokrat.autocratic (s). müstebit. autocratically (z). müstebit bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yaradılıştan bir hastalığa karşı bağışıklığı olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudundan alınan bir madde ile aşılanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,(tıb). kendi vücudunda hâsıl olan zehirli maddeden zehirlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD içinde otomatik tertibatla yemek verilen lokanta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). otomatikleştirmek, makineleştirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). kendiliğinden hareket eden, otomatik; (i). otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik tertibat. automatically (z). otomatik olarak, otomatikman.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). makinelerin veya bir fabrikanın otomatik tertibatla idare edilmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). otomatik oluş; isteğe baglı olmadan yapılan hareket; (psik)., (fels). otomatizm, özdevim, munsakiyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kendiliğinden hareket eden şey; isteğe bağ1ı olmadan veya mihaniki surette hareket eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalıga ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). sebepsiz gibi görünen hastalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). hava basıncı ile kendiliğinden hareket eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (kim). havada oksitlenme; ikinci bir maddenin de bulunmasıyla oksitlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Hindu mitolojisinde bir tanrının insan veya hayvan şeklinde yeryüzüne inmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Atıfet). Atıfetler, lutuflar. (bk.) Atıfet.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uçak kullanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). havacılık, tayyarecilik; uçuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pilot, tayyareci, havacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). uçak kullanma tekniği , pilotluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Otomatik Ses Seviyesi Sınırlandırma sistemi, kulaklık ses seviyesinin çok yükselmesini engelleyerek işitme bozukluklarını ve yakındaki kişilerin rahatsız olmasını engeller.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). amatörce meşgale, iş, meşguliyet, hobi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın, karı. Avrat pazarı = Eskiden cariyelerin satıldığı pazar, (bk.) Avret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. cow. wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

woman. wife. cow. dame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عورات] kadınlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. avocat). Mahkemede ücret karşılığı taraflardan birinin savunmasını ve davasını üzerine alan hukukçu, mec. Müdafaaya muktedir, çeneli, cerbezeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lawyer. attorney. advocate. barrister. attorney at low. counselor. counsel. solicitor. pleader. mouthpiece. counsellor-at-law. counselor-at-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocate. attorney. barrister. counsel. counsellor. lawyer. practitioner. solicitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attorney. barrister. attorney at law. advocate. lawyer. solicitor. articled clerk. public attorney. champion. counsel. counsel l or. defender. law agent. pleader. solicitor at law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Avukatın hal ve sıfat ve sanatı, mec. Cerbeze.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advocacy. attorneyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the profession of law. the practice of law. the work of a lawyer. advocacy. attorneyship. barristership. law business. legal profession. solicitorship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(z)., (den). rüzgâr üstüne, rüzgâr üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Çıkış sinyalinin hassas biçimde ayarlanmasını sağlar. Sinyal seviyesinin diğer cihazlarla eşleştirilmesi için sıklıkla kullanılır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Ayet) Ayetler, (bk.) Ayet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آیات] ayetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Gecenin ayazına bırakıp üşütmek, ayazda bekletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illustrative. informative. illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illuminating. enlightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be illuminated. to be enlightened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. enlightenment. clarification. edification. elucidation. irradiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illumination. lighting. clarification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarification. illumination. stage lighting. clearing. enlightenment. lightening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). 1. Bir yeri ışıklı hale getirmek. 2. Bir meseleyi anlaşılmasını kolaylaştıracak şekilde izah etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let daylight into smth. illuminate. light up. brighten. set light to. lighten. dissolve. clear. clear up. solve. charge. civilize. clue. elicit. elucidate. enlighten. enucleate. flash. flash on. illume. illumine. irradiate. light. post. rake up. shi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clarify. elucidate. enlighten. illuminate. irradiate. lighten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to illumine. to illuminate. to clarify. to enlighten. brighten. bring round light. clue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ay yüzlü kadın. Ay ve hatun kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) (galatı: ayıklatmak). Tefrik Ve temyiz ve intihap ettirmek, seçtirmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) – Hayatın gözü, hayat pınarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

goods. property. belongings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. ayn). Kullanılmaya veya harcanmaya elverişli olup taşınabilen ve para eden şeyler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

genellikle kahverengi ile karışık beyaz renkte bir çeşit iskoçya sığırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Başı dinç, gönlü hoş olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A). Hayattan kurtulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sert söz söyletmek: Ben evlâdımı kimseye azarlatmam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azâd).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

liberation. enfranchisement. dismissal. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipation. setting free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emancipation. liberation. setting free. dismissal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dismiss. to set free. affranchise. affranchisement. emancipate. enfranchise. liberate. release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be set free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Azat edilmiş, (bk.) azâd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Azadlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

freedom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عضلات] adaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönlü kırılmış, hatırı kırılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur işi bir tatlı çeşidi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bakalorya; mezuniyet törenlerinde yapılan dini ayin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iskambil kâgıdı ile oynanan bir Fransız kumarı, bakara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (bot). çileğe benzeyen etli ve çekirdeksiz meyva gibi; böyle meyva veren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küstahlık; küstahça karşılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

şöförün hareketlerine müdahale eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). birbirini yağlamak back-scratcher (i). sırt kaşıyıcısı; yagcılık yapan kimse. back-scratching (i). birbirini yağlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). bir set vasltaslyle geri çevrilen su; dümen suyu, gemi pervanesinin geriye attlğı su; durgun su; durgunluk , ilgisizlik; (f)., (den). siya etmek, tersine kürek çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Badanalatmak, badana ettirmek: evi hangi badanacıya badanalattınız?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şekerli yer elması. 2. Düztaban.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). önemsiz şey; bilardoya benzer bir oyun; çoğunlukla piyano için bestelenmiş kısa ve hafif parça.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahraman, batır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Cesur yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Bağdat şehri; Irak'ın başşehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bagdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baghdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baghdad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İrak’ın başkenti olan tarihsel kent. Bağdat Hatun: (XIV. yy.) Emir Coban’ın güzelliğiyle ünlü kızı. İlhanlılar devletinin son hükümdarı Ebu Said Bahadır Han ile evlenmiştir. Bahadır Han’ın ölümünden sorumlu tutularak Arpa Han tarafından öldürüldü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

1. Bahşiş ve hediye verdirmek. 2. Affettirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get sb pardoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Rabt ve bend ettirmek: Denkleri bağlattınız mı?

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sth tied / connected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. bahârat) (Arapça’ da sarı papatya mânâsına olup, dilimizdeki mânâsı şöyledir): Tarçın ve karanfil gibi güzel kokulu ve ısıtıcı tohumlar ki, bazı yiyecek ve içeceklere karıştırılır: Arablar yemeklere çok baharat korlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. seasoning. spicery. spice. condiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condiment. seasoning. spice. spices.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spices. mull. season. spice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spice-seller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

high- tasted. seasoned. spicy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unseasoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بحر محيط اطلسی] Atlas Okyanusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legumes. pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse. pulses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üstün, asil kanlı. Değerli soy mensubu. Balahatun: Şeyh Edebali’nin kızı ve Osman beyin karısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake lining.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A West Indian sapotaceous tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The bully tree ; also, its milky juice , which when dried constitutes an elastic gum called chicle, or chicle gum. a hard-wooded tropical tree yielding balata gum and heavy red timber when dried yields a hard substance used e.g. in golf balls.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brake lining. facing. liming. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rubber like material used for making soft golf ball covers Example: Balata covered golf balls yield a high spin rate and lots of feel, but don't offer much durability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Narural or synthetic compound used to make the cover for top-standard golf balls Its soft, elastic qualities produce a high spin rate and it is favoured by tournament players. rubber like material used for making the outermost layer of a golf ball softer

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Balaban).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بامضبطه] tutanak ile.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash dispenser. cashomat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

automated teller machine. automated teller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barrage. umbrella barrage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. I.). 1. Yukarısı geniş keçe başlık, gemici başlığı. Yeniçeriler de giyerdi: Bostancı, haseki baratası. 2. Bir cins horoz ibiği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ). Kaptanın veya tayfaların gemi sahibine, armatöre veya sigorta ortaklığına bilerek yaptıkları ziyankârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca «perapetto»). Kale korkuluğu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., zool., (bot). kıllı sakallı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ecza. barbiturat, uyku hapı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir yolu kapamak üzere, ele geçen her türlü eşyadan faydalanılarak meydana getirilen engel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

barricade. enclosure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). baratarya, kaptan veya mürettebat tarafından gemiye veya eşyaya kasten yapılan zarar veya kaza; sık sık kavga veya hukuki ihtilâflara sebebiyet verme suçu, dava veya kavgaları teşvik itiyadı; kilise veya devlet dairelerinde bir mevkii satma v

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

press attaché. press secretary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discard. dispose. ditch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to throw overboard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Bir dairedeki kâtiplerin başı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misprint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

typographical mistake. printing error. error of the press.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Initial Margin)

Vadeli işlem sözleşmesinde uzun veya kısa pozisyonalan yatırımcının pozisyon açarken yatırması gereken teminattır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

initiation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starting. putting in action. initiation. send off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Başlatmak: Orağı bitirdiler, bugün harmana başlatacağım. Coğrafya dersine başlattım. 2. (Çocuğu) mektebe vermek: Çocuğu mektebe başlattı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. start. give a start. open the ball. commence. get going. induct. initiate. institute. launch. lead away. lead off. open. set off. stir up. trigger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begin. initialize. initiate. instigate. originate. start. to start. to initiate. to instigate. to trigger. to cause. to cause to swear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

start. initiate. launch. to start. to put in action. lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eski yazarlarımız «Bit pazarı» tabirini kullanmaktan iğrendikleri için, kamusu arayarak Arapça’da bu kelimeyi bulmuşlarsa da, bunun mânâsı «zayıf, ahmak, sarhoş olup, münasebet almadığı gibi, biraz münasebet alan «betât» kelimesi de o kadar nadirdir ki, bizim bit pazarına kadar düşmesi umulamaz. Bunun için bu uydurma kelimeyi lügat kitaplarımızdan çıkarıp, söylediğimiz gibi «Bitpazarı» yazmaktan çekinmemeliyiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A large stick; a club; specifically, a piece of wood with one end thicker or broader than the other, used in playing baseball, cricket, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shale or bituminous shale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sheet of cotton used for filling quilts or comfortables; batting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A part of a brick with one whole end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To strike or hit with a bat or a pole; to cudgel; to beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To use a bat, as in a game of baseball.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One of the Cheiroptera, an order of flying mammals, in which the wings are formed by a membrane stretched between the elongated fingers, legs, and tail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common bats are small and insectivorous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Cheiroptera and Vampire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Tical, n., 1.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To bate or flutter, as a hawk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To wink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In badminton, tennis, and similar games, a racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke; a sharp blow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A stroke of work.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rate of motion; speed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spree; a jollification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Manner; rate; condition; state of health. a turn batting; 'he was at bat when it happened'; 'he got 4 hits in 4 at-bats' nocturnal mouselike mammal with forelimbs modified to form membranous wings and anatomical adaptations for echolocation by which they

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nocturnal mouselike mammal with forelimbs modified to form membranous wings and anatomical adaptations for echolocation by which they navigate. a turn batting; 'he was at bat when it happened'; 'he got 4 hits in 4 at-bats'. a small racket with a long hand

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Filename extension for a batch file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A file with this extension is most likely a batch file for either CP/M or MS-DOS and is not likely to work on a different platform than the one for which it was originally written It should be simple ASCII however, so it might be possible to figure out wh

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Techniques BAT Standards are used to judge the performance of industrial processes and to provide a target for improvement plans They are gathered in a BAT Reference Document.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fluffy layer which is composed of interlaced and matted strands of fibrous material used for filling or insulating articles such as mattresses or comforters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Extension which indicates the file is a batch file.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Many people in Europe use the term 'bat' to refer to kiln shelves Thus 'bat wash' is kiln wash However in North America, 'bat' most often refers to wood, plastic, or plaster disks which are used on the potters wheel A bat is held in place by pins, an inte

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Best Available Techniques BP/RAC: Blue Plan Regional Activity Centre BUR: Bureau. a creature of the night, which uses sound rather than light to find their way, their basic message is when you cannot 'see', 'listen' for direction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bay Area Theatre CAT: Chicago Area Theatre Chicago Showcase CORST: Council on Resident Stock Theatres COST: Council on Stock Theatres Guest: Guest Artist HAT: Hollywood Area Theatre LA 99-Seat Plan LOA: Letter of Agreement LORT: League of Resident Theatre

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bandwidth Allocation Technology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Baths Advanced Trainer, a small kayak with round ends and designed for use in swimming pools Used as the mount for Canoe [sic] Polo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Beam Auto Tracker A feedback mechanism used to compensate electronically for outboard antenna misalignment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Goddess with the form of a cow, from the Middle Kingdom on merged with Hathor. the only mammal that can fly, known for its use of echolocation to move and hunt in the dark.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A flat disk that sits on the wheel Used for heavy pieces that would be difficult to separate from the wheel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Brilliant Anti-armor Technology BAT is an artillery-delivered anti-armor submunition that uses acoustic and infrared sensors to detect targets.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A common name for the racket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The cylindrical equipment piece players use when hitting All Major League Baseball bats are wooden; most are 34-40 inches long and weigh 31-40 ounces On non-major league levels, most hitters use aluminum bats, which provide more power than wooden bats.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sound heard when a flying mammal flies overhead and excretes on one's head.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is an Artificial Aid that a Rider may use to backup the Natural Aids of Seat and legs Its purpose is to encourage reluctant or lazy horses to move forward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Batch bestand - List of commands, necessary to run a program or application, for example the autoexec bat In this file the computer find the configuration for the soundcard, drivers for the cd-rom and more.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

begged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., spor. beysbol, kriket vb oyunlarda topa vurmak için kullanllan sopa; pingpong ve tenis raketi; tokmak, değnek. go on a bat bütün gece kafayı çekmek. go to bat for yardımına koşmak, müdafaa etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). spor. beysbol sopası veya diğer bir değnekle vurmak; beysbol v.b. oyunlarda sopa ile vurma sırası gelince oynamak; kırpmak (göz). bat around (argo) dolaşmak, gezmek; münakaşa etmek, tartışmak. without battin