Sabah-cah ne demek? | Sabah-cah anlamı nedir? | Sabah-cah

Sabah-cah anlamı nedir?

Sabah-cah ne demek?

Sabah-cah anlamı nedir?

Sabah-cah | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sabah cah

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Aca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Sabahleyin, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. Alî = yüksek F. câh = mansıb). Büyük mesnet ve mansıpta bulunan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عالی جاه] yüksek dereceli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «gâh»dan). 1. Mansıb, makam, itibar: Cenvcth = Cemşit kadar. 1. Hürmet: Be-cth-ı Seyld-il-Mürselin = Peygamberimizin hürmetine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Kuyu, Ar. bi’r. 2. Çukur, yeraltı zindanı. Çâh-ı nisyana atmak = Unutmak. Çâh-ı YÜsuf = Hazret-i Yusuf’un, kardeşleri tarafından atıldığı kuyu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاه] makam, mevki.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چاه] kuyu. 2.çukur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den). Cehd eden, çalışan, savaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهد] çalışıp çabalayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - (Erkek İsmi) - Cehdeden, elinden geldiği kadar çalışan. Bu kelime Kur’an-ı Kerim’de “cihad et”. “Allah yolunda savaşa çık” anlamında kullanılmıştır. - Dil kuralında “d/t” olarak kullanılmaktadır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Kadın İsmi) - (bkz.Cahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir demet kağıt; muhtıra, rapor.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den) (mü. cahihiie) (c. cühelâ, cihâi, cehele). 1. Bilmeyen, bilmez, nâdân, bî haber: Cahil adam. 2. Okumamış, ilimden mahrum, ümmt: Şu çocuğu okutun cahil bırakmayın. 2. Genç, tecrübesiz, acemi: O, cahil bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. unlettered. unlearned. benighted. nescient. rude. unenlightened. unilluminated. uninformed. unknowing. unread. untutored. yahoo. ignoramus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uneducated. ignorant. illiterate. inexperienced. clueless. philistine. pig. raw recruit. uncultured. unenlightened. unlearned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جاهل] bilgisiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Cahile yakışır, cehaletle vaki olan: Gayret-i cahilin = Cahillikle, cahilcesine: Pek cahilâne hareket etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جاهلانه] cahilce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhile mensup ve mütealik: Gayret-i cShlIiyye. 2. (hi.) İslâm’dan evvelki küfür ve dalâlet devrine müteallik: Şuariy-ı Cihiliyye = CAhiliyye devri (Arap) şairleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Câhillik. Ar. cehl, Fars. nâdânî: Câhiliyyet alâmetidir. Arabistan tarihinde İslâm’dan evvelki devir ve hal, halkın putperestlikte bulundukları zaman: Zamân-ı CAhiliyet’te, Câhiliyyet şâirleri (yalnız Araplar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.). 1. Bilmezlik, n«danlık: Cahillik affolunmaz bir kusurdur. 2. İlimden mahrumiyet, okumamış adamın hali. 3. Gençlik, acemilik, tecrübesizlik: Câhilin eseri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorantness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. inexperience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ignorance. illiteracy. nescience.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to act foolishly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cehennem. (T.) Tamu: N4r-ı cahim = Cehennem ateşi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gözü pek, yürekli, cesur kimse. 2.Patlak gözlü. Daha çok lakap olarak kullanılmıştır. - Cahiz b. Ebu Osman, Basra Mutezile kelamcılarının ileri gelenlerinden. Bir köle olduğu halde ilimde ilerlemiş ve devrinin ünlü simalarından olmuştur.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., ABD, argo ortaklık. in cahoots ortak olarak, ortaklık halinde. go cahoots ortaklık kurmak, ortak olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on yüzlü şekil. decahedral (s). on yüzlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (geom). on iki yüzlü şekil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tıka basa dolu, ağzına kadar, dopdolu.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Horozun sabah erkenden, gün doğarken ötmesinin, insanları uyandırma arzusu ile bir ilgisi yoktur. Onlar kendileri için öterler.

Aslında horozlar gün boyu öterler ama gün ağarırken ötmeleri daha kuvvetli, daha canlıdır. Ortalık da iyice sessiz olunca çok uzaklardan bile duyulabilir. Horozların ötüş tempoları öğleden sonra saat 3’e doğru düşer. Horozların ötmeye başlamaları tam şafak vakti veya çok az öncedir.

Gerek doğan Güneş’in ışığının etkisini gerekse yine aynı zamanda ötmeye başlayan diğer kuşların seslerinin etkilerini ölçmek amacıyla horozlar ışık ve ses geçirmez bir bölmeye konulmuşlar ama yine aynı saatte ötmeye başladıkları görülmüştür. Buradan da sabah sabah ötmenin horozun biyolojik saatinde ayarlanmış olduğu anlaşılıyor.

Sabah Güneş doğarken ötmek sadece horozlara mahsus değildir. Kulağa en çok horozun sesinin gelmesi, onun sesinin diğerlerinden daha güçlü olmasındandır.

Kuşların büyük çoğunluğu da aynı saatlerde dallarda koro halinde ve kuvvetlice öterler. Gün boyu kuşlardan duyabileceğiniz en büyük ses hacmi bu saatlere rastlar.

Bu sabah ötüşünün nedeni kuşun kendi hakimiyeti altındaki alanı belirtmesidir. Horoz da her ne kadar uçamasa da bir kuş türü olduğundan onun da sabah ötüş nedeni aynidir. ‘Her horoz kendi çöplüğünde öter’ ifadesi bu bakımdan çok doğrudur. Öterek o gün boyu kendi alanı içinde olan kümesin ve tavukların yanına kimsenin özellikle diğer horozların yaklaşmamasını ikaz eder.

Gerek horozun gerekse diğer kuşların gün içinde ötmelerinin nedeni ise farklıdır. Bu ötüşler, yiyeceği, tehlikeyi haber veren, diğerlerinin gözden kaybolmamaları için ‘ben buradayım’ mesajını veren, zaman zaman da aşkını ifade eden iletişim ötüşleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illiterate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abysmal / blatant / crass / profound / total ignorance. ignoramus. dense ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den masdar). 1. Çalışma, uğraşma, nefsi yenmek için gayret: insen mücâhede ile yüksek derecelere erişir. 2. Tenrı yolunda harb etme, cihâd, gazâ (bu mânâ İle «cihâd» daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehd» den if.) (c. mücâhidin). 1. Gayret eden, çok çalışan, nefsini yenebilen. 2. Cihâd eden, din uğruna ve Tanrı yolunda savaşan: Mücâhidîn-i islâm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Cihad eden, din düşmanlarıyla savaşan. Savaşan, uğraşan, savaşçı. 2.Gayret eden, çok çalışan. 3.Tasavvufta nefsine karşı gelerek kendini terbiye eden ve böylece manevi makamlara erişen kimse, derviş. - Türk dil kurallarına göre d/t olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Din savaşçısı, İslam askeri.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

combatant. fighter. champion of islam. fighter for islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fighter for the Islamic faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rüchân»dan imef.) (mü. müreccaha). Ötekilerden daha fazla beğenilip, sunulan, tercih olunan, İleri, önde: Yolculukta otomobil trene müreccahtır, trenden müreccahtır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den if.). Cahilliğini bilmeyen veya bildiğini bilmez gibi gözüken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bilmezliğe gelerek, tecâhül ederek: Mütecahilâne cevap verdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرجح] tercih sebebi, tercih edilir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İsteğine ulaşma. Kurtulma. İhtiyaçlarını temin edebilmek.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نيم جاهلی] yarıcahil, yarı cahilî.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Aydınlık sabah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Elli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SABAH) (I. A.). Gündüzün başı: Sabah oldu, sabah namazı, sabah yemeği, sabah dersi. Sabah akşam = Her sabah ve her akşam belirli ve kesiksiz şekilde. Akşama, sabaha = Akşam olmazsa sabah olacak, pek yakındır: Yolcumuz akşama sabaha gelir. Sabah olmak = Gündüz açılmak, şafak atmak. Sabah atmak, gacayi sabah atmak = Sabaha kader uyuyamamak, geceyi uykusuz geçirmek. Sabaha çıkmak = Sabaha yetişmek. Sabahlar hayrolsun, sebâh-ı şerifiniz hayrola = Oğla vaktine kadar kullanılan selim tâbiri. 1. Sabah vakti: Sabah erken kalkar. 2. Bugünün sabahı, bu sabah: Sabah gelirim, sabah gelin. Sabahları = Sabahleyin, sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning. matutinal. a.m. in the morning. morning. ante meridiem. morrow. morn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morn. morning. in the morning. forenoon. dawn. daybreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a region of Malaysia in northeastern Borneo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morning. in the morning. forenoon. matutinal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a region of Malaysia in northeastern Borneo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Gündüzün ilk saatleri, günün başlangıcı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brekker. petit déjeuner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Sabah vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin güzelliği. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Güzellik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güzellik, letafet.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nöbeti sabaha kadar olan veya sabaha rastlayan kimse. 1. Uyumadan sabahı eden kimse. 3. Öğleden önce ve sonra olmak üzere İki öğretim yapan okullarda öğleden önce okula giden öğrenci. Sabahçı kahvesi = Sabaha kadar açık kalan kahve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who works on a morning shift. person who stays awake all night. early- bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the early hours of the morning. at an unearthly hour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sabaha, kadar uyuyamamak, bütün gece uykususz kalıp sabahı bulmak: Oyunda sabahlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sit up all night. pass the whole night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay awake all night. to keep an all-night vigil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the mornings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sb to stay awake / to sit up / to work all night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sabah vakti, sabah erkenden: Sabahleyin biraz kahvaltı ederim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning. early.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the morning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her sabah olan. Sabahlı akşamlı = Har sabah, her akşam olan veya tekrarlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yataktan kalkınca eğreti olarak giyilen üstlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. deshabille. housecoat. morning gown. robe. gown. neglige. negligee. peignoir. wrapper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. housecoat. bathrobe. robe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing gown. dress- gown. morning gown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sabah ışığı, aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) -Yumuşak huyluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cehl» den masdar) 1. Bilmez gibi görünme, yalandan bilmezliğe gelme. 2. (edebiyat) Tecâhül-i Arif = Bilinen şeyi edebî bir nükte ile bilmez gibi gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feigning ignorance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تجاهل] bilmezlikten gelme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [والاجاه] yüksek mevki sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yüceliği, onuru. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Güzellik, güzel yüz. 2. İtibar, haysiyet, çan ve şeref.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاهت] yüz güzelliği.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Güzel yüzlülük, gösterişlilik, güzel yüz. 2.Saygınlık, onur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Güzel yüzlü, güzel, yakışıklı. 2. İtibar ve haysiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vech» den). Yüz yüze gelme, yüzleşme, Ar. muvâcehe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüz yüze, yüzüne karşı, Ar. muvâceheten, gıyâben mukabili: Vicâhen muhakeme oldular, vicâhen söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

face-to-face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاها] yüzleşerek, yüzüne karşı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (m. vlcâhiyye) (hukuk). Yüz yüze olan, gıyâben olmayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وجاهی] yüzyüze.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by