Sabit Kur ne demek? | Sabit Kur anlamı nedir? | Sabit Kur

Sabit Kur anlamı nedir?

Sabit Kur ne demek?

Sabit Kur anlamı nedir?

Sabit Kur | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sabit kur

Türkçe - İngilizce Sözlük

established / fixed rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pisliklerin aktığı yol ve delik, lâğım çukuru.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Emrine uyan, yasaklarından sakınan kullarını seven ve çok ikramda bulunan Allah’ın kulu. - Şekür, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Türk musikisinde dügâh (lâ) perdesinde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public acknowledgement of thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treefrog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ağaçları delerek içlerinde yaşayan bir cins kurt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin, yoğunluğu öbür kısımlarınkinden çok olan iç kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Isırır, kudurmuş, azgın: Kelb-i akûr = Kudurmuş, azgın köpek. (kuduz mânâsiyle kullanılması yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عقور] azgın, kudurmuş, saldırgan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عقورانه] kudurmuşçasına.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hep, bütün, herkes.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shrovetide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Intermediary (Institution))

Sermaye piyasası faaliyetlerinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu’nca yetkili kılınmış bankalar ve aracı kurumlardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğri, bir yandan öbür yana geçen, hamaylı. Arkurı adam = Ters adam. Arkurıdan gelmek = Kötü muamele etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cestode.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cabinet. council of ministers. the Council of Ministers. council of Ministers cabinet. administration. cabinet council. governing commission. ministerial council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Mevsiminden evvel yetişen meyve, turfanda.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk çadırlarının çevresindeki kanatlan örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm eni olan kuşak.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi.). Türkler’in Kıpçak koluna mensup bir soy. Başkurtlar Ural dağları bölgesinde yaşar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ural dağlan bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy. Asıl ismi Başkırt’tır. Ural dağlannın güneyinde yerleşiktirler

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. A. F.) Türk musikisinde Kürdîli bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Baykoca).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kenlore.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

science fiction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Göktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru fazla olan bozuk satıhlar için kullanılır: Yol pek çakır çukurdu, içimiz dışımıza çıktı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifeguard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambulance. lifesaver. lifeguard. meat waggon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mountain / snow shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life-boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cork jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life jacket.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cross rate. cross-rate. cross exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current exchange rate. current rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dimple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

luckily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fortunately. happily. thankfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (deveyi) Diz üstüne düşürmek, ıhlamak. 2. Vurup oturtmak. kakıp yerleştirmek. 3. İndirmek: Başına yumruk çökertmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oyulmuş, Ar. muka’ar, derin, amîk: Çukur bostan, çukur ova, çukur göz. 1. Oyulmuş yer, delik, hufre: Çukur kazmak, çukur doldurmak, ağaç dikmek için çukur açmak. 2. Derin kazılmış yer, kuyu. Fars. çâh: Çukur kazıyor. 3. Mezar, kabir: Bir ayağı çukurda = Ölümü yaklaşmış, çok ihtiyarlamış 4. Bedenin bazı yerlerinde bulunan ufak çökük yer: Çene çukuru = ÇAh-ı zenahdân, çenenin altındaki çukur. Göz çukuru = Çeşm-hâne. Yanak çukuru = Bazı kimselerde gülerken yanakta beliren çukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deep-set. sunk. hollow. concave. hole. hollow. dip. cavity. scoop. pit. dimple. excavation. fosse. gully. gully drain. gutter. indent. sink. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

burrow. cavity. concave. crater. dent. depression. fold. hollow. pit. socket. sunken. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cavity. dent. hollow. pit hole. depression. bore. bowl. dip. fold. pit. pocket. scoop. trench.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çukura batmak, derinleşmek, çökmek: Gözleri çukurlanmış, çukurlaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bk.) Çukurlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dented. to become bowl-shaped.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Derinleştirmek, ‘daha derin kazmak: Havuzu biraz daha çukurlatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çukuru olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oyukluk, çöküklük: Gözlerinin çukurluğu. 2. Derinlik, Ar. umk: Bu arsanın çukurluğu kıymetini azaltıyor. 3. Çukurları ve hufreleri çok yer: Orada bir çukurluk vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

floating exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supervisory board. auditing commission. control / supervisory committee / board. board of supervisors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

censor board. auditing / control commission. auditing commission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea wolf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde iktiyoz denen bu hastalıkta deri, kuru, pul pul ve bazen de çatlak görünümdedir. Merak edilecek bir durum yoktur. Sık sık sıcak banyo yapmak şikayetlerin çoğunu geçirir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acı bademyağı

Hazırlanışı : Yatmadan önce, vücut acı bademyağı ile iyice ovulur. Sabahleyin ılık su ile banyo yapılıp iyice kurulanır.


Sağlık Bilgisi by

Teknolojik Terim

DCI, LCD projektörler için tamamen titreşimsiz bir ekran görüntüsü oluşturur.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. T. F). Türk musikisinde bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court of discipline. disciplinary committee / board. board / court of discipline. disciplinary board / court.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speech. oration. harangue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(DOKURCİN) (i.). 1. Do kuzar yani on sekiz taşla oynanılan dama gibi bir oyun, üçleme de denir. 2. Buğday demetleri yığını, çeç. 3. Gelin çeyizi kafesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exchange rate. foreign exchange rate. rate of exchange. level of exchange. foreign exchange quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. coğrafya) (y. k.). Yer küresini düz bir satıh üzerinde gösteren harita. Osm. küre-i musattaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effective rate. actual quotation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écurie

ahırdaş

Aynı at sahibine veya at ortaklığı bulunan kişilere ait olan, aynı koşuya katılan atlar.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Y. T. felsefe). Filozof Epikür tarafından kurulan ve talebeleri tarafından geliştirilen doktrin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ses taklidi). Art arda kullanılarak kaynamayı ifade eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

boiling up. bubbling noisily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hızla ve ses çıkararak kaynamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bubble noisily. to boil up. seethe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general shareholders'assembly. general meeting. plenary meeting. General Assembly. General Meeting. plenary committee. house floor. full assembly. plenary assembly. plenary session. full session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general staff. horse guards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etiquette.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rules of good forms. rules of etiquette. canons of conduct. code of conduct. manners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kurutulmuş penbe gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dirty pink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Atmosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürdî’li Hicâzkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (eskiden dervişler). Hep bir ağızdan yüksek sesle zikretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hüseynî Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Hüsn-i kuruntu şeklinde alay maksadıyle mahsus yapılmış terkip) (i. T.). Bir durumu saflıkla kendi tarafına yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wishful thinking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin yüzünü kaplayan ışık tabakası, fotosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Bir cins kara kök ki, reçeli olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Hemoptizi denilen kan tükürmek, önemli bir hastalığın habercisidir. Akciğer kanseri, verem, bronşit, mitral darlığı veya zatürreeden şüphelenilir. Ancak dişeti kanaması gibi pek önemli olmayan bir durumda olabilir. Bu nedenle, hastanın sırtına bir yastık konup, oturtulur. Vakit kaybetmeden doktor çağrılır. Ayrıca tedaviye yardımcı olmak amacıyla aşağıdaki reçeteler de kullanılabilir.

Tedavi için gerekli malzeme : Nane, sirke, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı kaynak suya 1 kahve kaşığı kuru nane konur. 10 dakika bekletildikten sonra süzülür. Suyuna bir kahve kaşığı saf sirke ilave edilip, içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Adamotu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bookworm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spinster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tabby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Müsabaka, yarışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

competition. contest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit engelli binicilik müsabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça kükürd’den). S senbolü ile gösterilen 32,06 atom ağırlığında bir eleman. Tıpta ve sanayide kullanılır. Kükürt çiçeği = Saf halde olanı.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: S

Atom Numarası: 16

Kütle Numarası: 32,065

Yoğunluk: 2,07 g/cm3

Erime Sıcaklığı:115,21 °C

Kaynama Sıcaklığı:444,72 °C

Genellikle yanardağların ve sıcak su kaynaklarının yakınlarında bulunur.

Barut ve sülfürik asit yapımında, kuru meyvelerde mikrop öldürücü olarak kullanılır.

Canlılar için önemli bir elementtir.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphur. sulfur. brimstone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphur. sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfur. brimstone. sulphur sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İşlem görmemiş kömür, doğal gaz gibi fosil yakıtlarının içerdiği kükürdün yanması sonucunda ortaya çıkan zehirli gaz. Yakılan her yüz ton kömür ve kokun ortaya üç ton kükürt dioksit çıkardığı bilinmektedir. Metallerde paslanmaya neden olmasının yanı sıra, solunum sistemine de zarar verir. Asit yağmurunun baş suçlusu kükürt dioksittir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusting with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dust with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dusted with sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kükürdü olan, kükürtle yapılmış: Kükürtlü su; kükürdü olan maden suyu: Bursa’nın kükürtlüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulphurous. sulfurous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sulfurous. containing sulfur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Uyku basmak, gevşemek, uykudan sersem olmak, sızmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çok kuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bone-dry. bone dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski Türkçe’de kuşak ve bağ mânâsına gelip, uçkur (aslı içkur), dizkur, tabkur (tabur) bundan türemiştir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. cour). 1. Saray, krallık sarayı teşkilât ve Adâbı. 2. Flört, hafif flört, hanımlara karşı nezaket gösterisi: Kur yapmak.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cours

düzey

Bir kursun basamaklarından her biri.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. class. rate of exchance. rate. courtship. flirt. suit. wooing. attention. court. flirtation. par. pass. rush. addresses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courtship. courting. wooing. rate of exchange. course. wooing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rate of exchange. course of studies. courting. wooing. court. rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A course of treatment Also known as cure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A planned course of treatment or supervised series of spa treatments over a period of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Key User Requirements. to produce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A course of treatment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treatment , cure , regime , regimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کور] kör.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. flirt. woo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. flirt with. get off with sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. lot. drawing of lots. conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing of lots. lot cast or drawn. conscription based on a drawing of lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

koran. qur'an. alcoran. builder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Alcoran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Koran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

koran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. kariye). Kariyeler, köyler, bk. Kariye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

draw. lot. drawing of lots. conscription.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing of lots. lot cast or drawn. conscription based on a drawing of lots. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a river in western Asia; rises in northeast Turkey and flows to the Caspian Sea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قراء] köyler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Cesur. 2.Çelik. 3.Toprak içinde bulunan büyük taş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscript.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kubbeli türbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Un, şeker, süt yahut badem vesaire ile yapılan yuvarlak veya üçgen çörekçik: Bademli, sütlü kurabiye. Kurabiye gibi ufak ve yuvarlak: Kurabiye karpuz, kurabiye saat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cookie. cooky. biscuit. shortcake. shortbread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bun. cookie. shortbread.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruyup zayıflamış veya eskiyip yıpranmış, işe yaramaz, bitmiş: Kurada beygir, kılıç, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuru, yağmursuz, rutubetsiz, Ar. yâbis: Kurak hava, kurak yıl: Bu sene hava pek kurak gidiyor. Kuraklık, yağmursuzluk. Ar. yubûset: Bu sene kuraktan korkuluyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. arid. thirsty. rainless. droughty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. rainless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kurak yerden hoşlanan: Kurakçıl bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuruluk, yağmursuzluk, rutubetsizlik. Ar. yubûset: Bu kuraklık bir müddet daha devam ederse ekinler yanacak. 2. Yağmursuzluktan ileri gelen kıtlık: Hindistan’da kuraklık olduğu söyleniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Belirsiz zamanlarda meydana gelen ve canlıların (özellikle bitkilerin) yaşamını tehlikeye düşürecek veya onları zarara uğratacak kadar azalmış bulunan su kıtlığıdır. Bu tanımlamadan anlaşılacağı üzere, belirli bir iklimin karakteristiği olarak belirli mevsimlerde su kıtlığı ” kuraklık” değildir. Herhangi bir yılın, herhangi bir mevsiminde meydana gelen alışılmışın dışındaki su noksanlığıdır. ( Trockenheit/drought, dryness )

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought. dryness. dry. aridness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Kaide.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. law. regulation. statute. code. disposition. precept.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. constitution. fundamental. law. order. rubric. rule. statute. rule kaide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rule. convention. regulation. law. maxim. order. ordinance. policy. principle. statute. system.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Davranışlara ya da bir sanata bir bilime yön veren ilkel(Erkek İsmi) 2.Araç. 3.Silah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exceptional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breach / violation of the rules / regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

normative. who sticks strictly to the rules. formalistic. prescriptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formalism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth a rule.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Kaideye uygun. 2. (gramer). Belli bir kaideye göre yapılmış, kıyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which conforms to a rule regular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Kaidesi olmayan, 2. (gramer). Kaide dışı, gayri kıyasî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irregular. sth which does not conform to a rule irregular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anomie. anomy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k ). Nazariye, teori.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theory. theorem. hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation. theory. theory teori. nazariye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theory. hypothesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theorist. theoritician.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preferring to think in theoritical rather than practical terms.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. theoretic. abstract. academic. academical. doctrinaire. hypothetic. hypothetical. notional. pure. speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. pure. speculative. theoretic. theoretical. doctrinaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koyu al donunda (at).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Güney Amerika yerlilerinin dilinden). Yerlilerin ok uçlarına sürdüğü çok tesirli bir zehir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Makasla kesilen şeyden çıkan parçalar, kesinti, kırkıntı, kırpıntı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قراضه] kırıntı, döküntü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yakınlık, yakın bulunma: Kurb-ı Mevlâ = Tanrı’ya yakınlık. Kurbünde = Yakınında, yanında: Çeşmenin kurbünde bir ağeç vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرب] yakınlık. 2.yakın.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küçük bir hayvan ki, ekseriya tatlı suda ve bataklıklarda yaşar ve sıcak havalarda hep birden bağırışarak hayli gürültü ederler. Ağaç kurbağası, karakurbağa = Bu hayvanın çeşitlerinden. Kurbağaotu = Bir cins bitki. Kurbağa balığı = Tırakonya çeşidi. Kurbağataşı = Bir cins taş. Kurbağa tulumba = Bir cins tulumba. Kuyruklu kurbağa = Kurbağa yavrusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

batrachhian. frog. paddock. batrachhian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

frogman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kurbağa, kurbağa yavrusu. 2. (tıp) Dil altında çıkan şiş. Pencere kurbağacığı = Çerçeveyi tutup kaldırmaya mahsus demir veya pirinçten gömme yuva.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrench. adjustable spanner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji) (y. k.). Ayaksızlar, kuyruksuzlar ve ürodelleri içine alan omurgalılar sınıfı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik), (y. k.). Birçeneklilerden, çeşitli tatlı su ve deniz bitkilerini toplayan bir familya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(KURBAN) (i. A.) (c. karâbîn). 1. Tanrı yolunda kesilen ve Allah’a yaklaşma vesilesi sayılan, koyun ve başka eti yenen hayvan: Kurban kesmek. 2. mec. Bir uğura feda olma: Kurbanın olayım, size kurban olsun. Kurban bayramı = En büyük Müslüman dinî bayramı, Ar. lyd-i adhâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial. sacrifice. offering. victim. sufferer. fall guy. fatality. holocaust. martyr. oblation. patsy. peace offering. prey. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offering. sacrifice. victim. sacrificial animal. muslim festival of sacrificies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrifice. sacrificial animal. victim of an accident or disaster. offering. victim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Allah’ın rızasını kazanmaya vesile olan şey. 2.Eti. fakire parasız olarak dağıtılmak niyetiyle farz, vacib, ve sünnet olarak kesilen hayvan. 3.Bir gaye uğruna feda olma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Feast of the Sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrifice. victimize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sacrifice to. immolate. sacrifice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurban olmak üzere kesilmeye lâyık veya mahsus: Kurbanlık koyunlar, mec. Kurbanlık koyun = Yumuşak huylu ve sessiz adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial. to be sacrificed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sacrificial animal. sacrificial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

little suspecting the disaster that awaits him.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) kırbaç; (f.) kırbaçlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in Arapça «kurb» masdarından yaptıkları bir kelimedir). Yakınlık, yakın olma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.İri, güçlü, sarsılmaz boğa. Kuvvetli iri yapılı boğa. Selçuklu komutanı ve Musul emirinin adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kaşıma, tahriş. 2. Karıştırma, azdırma, tahrik (eskimiştir). Kurca çıbanı = Kaşıyıp karıştırmaktan azan çıban.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaşımak, tahriş etmek. 2. Ellemek, karıştırma; ötesine berisine dokunmak: Onu çok kurcalamayın. 3. Azdırmak, tahrik etmek: Çıbanı kurcalamak, kurcalaştırmak iyi değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irritate. tamper with. tamper. drag up. go round. monkey. monkey with. poke. poke up. rake up. warm up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiddle. scratch. tamper. to tamper with. to monkey with. to meddle with. to toy with. to fiddle with. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to rake sth up. to talk about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to try to jimmy or pry open. to scratch. to rub. to irritate. to go into. to dwell on (a matter. fiddle about with sth. monkey about with sth. tamper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be tampered with. to be monkeyed with. to be irritated or scratched. to be gone into. to be dwelt upon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurcalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurchatovium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Dayanıklı ve yiğit adam.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle bellerine bir demir kemer bağlayan zırhlı asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kürt.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Kürt. Kurdish (s.), (i.) Kürt; Kürtçe. Kurdistan (i.) Kürdistan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Halatın geçmesi için gemi ve sandallarda teknenin kenarına tutturulmuş açık ağız biçimindeki madenî parçalar. 2. Doğramanın birbirine geçen dişleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Diş çöpü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpick. pick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pick. toothpick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toothpick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Damarlı çiçeksizlerden bir bitki cinsi (lycopodium).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon. tape. braid. riband. snood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ribbon. braid. fillet. tape. topknot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Daha çok atlarda görülen serpme kan çıbanı. 2. İnsanda etlerin fiske fiske kızarmasından ibaret hastalık.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Tıp dilinde Ürtiker denilen kurdeşen, bir çeşit alerjidir. Ciltte aniden başlayan ve birkaç saat süren dayanılmaz kaşıntılarla kendini gösterir. Ciltte görülen küçük, kırmızı kabarcıklar, bir süre sonra şişebilir. Bu belirtiler, bazen çok kısa zamanda geçer, bazen de uzun süre devam eder. Nedeni, böcek veya arı sokması, bozuk yiyecekler, bazı yiyecekler, bazı ilaçlar veya aşırı derecede heyecanlamadır. Tedaviye geçmeden önce hastalığı doğuran nedeni bulmak gerekir, ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Ayıkulağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç ayıkulağı konur. 10 dakika kaynatıldıktan sonra süzülüp, kaşınan yere sürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. urticaria. nettlerash. hives.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rash. nettle rash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nettle rash. urticaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (musiki). Türk musikisinin 13 basit makamından biri. Lâ (dügâh) perdesinde kalır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit beşliden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde basit makamların teşkiline yarıyan 6 çeşit dörtlüden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. T.) (musiki). Türk musikisinde bir perde, orta sekizlinin si bemolü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). 1. Kürd ülkeleri: Kürdistan dağları. 2. iran’ın Ardelân eyaletinin eski adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bir makam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. T.)

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirterek ve yerli yerine koydurarak ayakta durdurmak, bütününü teşkil ettirmek, tesis ettirmek: Çadır, fabrika, köşk kurdurmak. 2. Zenberekle işleyen saat veya diğer bir makinenin zenbereğini sıkıştırıp işleyecek hâle getirtmek: Saati, oyuncağı kurdurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kürât) (çift r ile söylemek yanlıştır). 1. Yuvarlak şey, top. 2. (matematik, geometride). Yüzünün her noktası merkezden eşit uzaklıkta bulunan cisim, küre dilimi. Küre-i Arz = 1. Küre şeklinde olan yer, yani dünya. 2. Dünyanın dış yüzeyini göstermek üzere üstü yazılı sun’İ top, mücessem harita. Küre-i Semâ = Göğün bütününü, yıldız, burç vesairenin yerlerini gösteren sun’İ top.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Madenci ocağı, toprak ocak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ball. globe. orb. sphere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe. sphere. the earth. the world. ball of soil. orb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوره] kuyumcu ocağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yerde bulunan toprak, kum, gübre ve kar gibi şeyleri küremeye yani kazıyıp toplamaya mahsus demir veya tahtadan yassı veya uzun saplı bir Alet ki, sapıyla ileriye itilerek kullanılır. Kazma kürek = Kazma ile onun kazdığı toprağı toplayıp atmaya mahsus demir kürek. Harman küreği = Tahılları savurmaya mahsus tahta kürek. Ekmekçi, fırıncı küreği = 1. Ekmeği fırının içine koyup çıkarmaya mahsus pek uzun saplı tahta kürek. 2. Ateşten kor ve kül çıkarmaya mahsus sapı ile beraber tek parçalı küçük demir Alet. Maşa kürek = Ateş küreği. Mutfak küreği = Daha büyüğü. 3. Kayık, sandal ve vaktiyle küçük gemileri de yürütmeye mahsus ucu yassı ve sapı yuvarlakça kalın tahta Alet ki, teknenin kenarına tutturulur; her biri veya her çifti bir kayıkçı tarafından kullanılır: Kayık küreği, kayıkçı küreği. Kürek çekmek = Kürek kullanarak kayık yürütmek. 4. Vaktiyle beylik gemilerde kürek çekmek hizmeti ki, cinayet suçlularına verilen bir ceza idi. Akıntıya kürek çekmek = Boşuna yorulmak. Kürekkemiği = Omuzun arka tarafındaki yassı kemik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade. oar. shovel. paddle. baker's peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oar. shovel. paddle. baker's peel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

row.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to row a boat. to row. pull a boat. scull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scapula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blade bone. scapegrace. shoulder blade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kürek yapan ve satan adam. 2. Bir kayık veya sandalda kürek çeken kayıkçı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarsman. oarswoman. rower.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rower. oarsman. oarman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oarmanship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Küreği olan: Bir, iki, beş çifte küreği olan sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shovel up. to clear away with a shovel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kerîm). Kerîmler, cömertler, bk. Kerîm.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kerim, asil, necip, iyiliksever, hayır sahibi cömert, eli açık kimsel(Erkek İsmi) 2.Ulular, büyükl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to clear away with a shovel. to shovel up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f ). Yerde bulunan toprak vesaireyi kürekle sürüp temizlemek: Bahçeyi, ahırı küremek. Toprağı, gübreyi küremek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. karin). Osmanlı sarayında mâbeynci: İkinci, üçüncü kurenâ. bk. Karin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı sarayında mâbeyncilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde eski bir nefesli çalgı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. spheric. globular. globose. orbicular. round. conglobate. sphaero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spherical. global. globular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globalization. globalisation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. kureviyye). Köye ait, köylü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küre» den imen.) (mü. küreviyye). Küre şeklinde, yuvarlak, müdevver, küre ile alâkalı, küreye alt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Peygamberimizin de mensûb olduğu Mekkeli Arap kabilesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Peygamberin soyu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A. «Kureyş» den imen.) (mü. Kureşiyye). Kureyş kabilesine ait, bu kabileden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Küreyveler. bk. Küreyve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. küreyvât) (küre’nin ism-i tasgıyri) (anatomi). Küçücük top ve yumru şey, Fr. globule: Küreyve-i beyzâ (alyuvar) kureyve-i hamrâ (kırmızı yuvar).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (kurmak’tan). Hisar, kale.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cairn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek zayıf ve kuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruntu, vehim, şüphe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiction. fantasy. phantasy. editing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fiction. montage. winding key. clock key. watch stem. winding up. installation. mounting. editing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculation. clock key. knob for winding a watch. winder. watch key. act of winding. mounting. installation. abstract thought. assembly and editing. construct.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) Yiğit, yürekli han.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [کوری] körlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Elçilik postasını götürmek üzere yola çıkarılan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Curie adından). Aktinitlerden, yapma olarak meydana getirilen, Cm senbolüyle gösterilen radyoaktif bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Gurk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tüyleri yumuşak hayvanların derisiyle beraber tüylerinin bütünü. 2. Tüyleri yumuşak ve güzel bazı hayvanların hususî surette terbiye edilmiş derisi ki, sıcak tutmak için elbisenin içine veya süs için dışına kaplanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sütleğengillerden bir bitki, Hint fıstığı (Lat. latropha).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furrier. fur- dresser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

furriery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Kürkü olan, kürk kaplanmış: Kürklü palto. 2. Kürk kaplı bir giyecek giyen: Kürklü bir ihtiyar gördüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit dolama, etyaran, domuzburnu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurulur Alet, silâh, tuzak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurmak işi. bk. Kurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

building. construction. erecting. installation. installment. constitution. contrivance. erection. establishment. forming. foundation. hatcher. hatching. instalment. institution. promotion. winding-up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

erection. establishment. foundation. institution. mounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

establishment. prefabricated. crank. erection. fixing. foundation. founding. installation. institution. mounting. organizing. setting up. wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Parçalardan mürekkep bir şeyin parçalarını bir yere getirip birleştirmek, çatmak: Çadır, çardak, köşk kurmak. 2. Yerleştirmek, ikame etmek, tertip etmek, hazırlamak: Ordu kurmak, sofra kurmak, kazanları kurmuşlar, tuzak kurmuşlar. 3. Osm. akd ve teşkil eylemek, toplamak: Meclis, meşveret, dîvân kurmak. 4. Saat vesair zenberekli Aletlerin zenbereğini toplamak, germek: Bu saati kurdunuz mu? 5. Olmaya koymak, gereğini hazırlayıp olmak üzere oturtmak: Turşu, reçel kurmak. 6. Zihnine koymak, devamlı düşünmek, kendince karar vermek, hayal etmek: Başkan olmayı kurmuş, artık o seyahati kurmuş, vazgeçmesi mümkün değildir. Bağdaş kurmak = Dizleri kırıp baldırları çapraz koyarak oturmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line up. set. set up. constitute. build. build up. construct. establish. erect. organize. found. wind up. base. cock. cog. conspire. fix up. form. frame. ground. install. institute. lay. pitch. plant. promote. put. put together. ruminate. start. time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. build. conceive. constitute. construct. contrive. devise. establish. fabricate. found. install. institute. locate. mount. organize. predicate. project. propose. relocate. set. to set up. to establish. to organize. to found. to mount. to assemble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

install. set up. to wind. to set up. to assemble. to put together. to set. to pitch. to cock. to set. to prepare a mixture and set it aside to pickle or ferment. to establish. to found. to form. to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yüksek aşamalı, nitelikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Ordunun savaşa hazırlanmasında ve savaş sırasındaki sevk ve idaresi için hususî olarak yetiştirilmiş subay, Osm. erkân-ı harb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a general staff officer. the general staff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

duties of a staff officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hamamlarda musluk altında, içinde su biriktirilen yuvarlak taş tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basin of a bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marble basin (under a tap in a Turkish bath.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekâr. 2. Aldanmaz, uyanık, zeyrek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. shrewd. astute. tricky. artful. crafty. arch. cagey. calculating. canny. cattish. catty. cute. designing. dodgy. downy. feline. foxy. hard-boiled. heady. knowing. leery. politic. quirky. roguish. serpentine. sharp. shifty. slick. slim. sly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artful. astute. calculating. canny. crafty. cunning. foxy. knowing. politic. shrewd. slick. sly. smart. subtle. tricky. wily. sharp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foxy. shrewd. cunning. artful. clever. crafty. cool customer. dodgy. leery. pettifogger. politic. shifty. sly. subtle. vulpine. wily. wisehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craftily. cunningly. foxily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

machiavellian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hilekârlık. 2. Aldanmazlık, uyanıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

astuteness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craft. cunning. guile. ruse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cunning. foxiness. cunning action. shrewdness. devilment. guile. mastermind. slyness. subterfuge. subtlety. wiliness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Çürük diş üzerine geçirilen madenî kaplama. 2. Bazı Avrupa devletlerinde para birimi. 3. Taç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaari). Kaarîler, okuyucular, okuyanlar, bk. Karî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قراء] Kur’ân okuyucular.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. kerârîs). El ile yazılan kitabın sekiz sahifeden ibaret olan beher forması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tazelik. Kurretü’l-ayn = Göz aydınlığı, sevinç

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) Tazelik, parlaklık. - Mısır valiliği yapmış bir zatın adıdır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Her çeşit dairevî şey, teker: Kurs-ı Hurşîd, kurs-ı nân (güneş, ekmek tekeri). 2. Odanın havasını güzel kokutmak için ateşe konup yakılan pul şeklinde öd vs. birleşiği: Kurs yakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Belli bir konu üzerinde yapılan kısa süreli ders, çalışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

course. series of lessons. course of lectures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

price , quotation , rate , course , line , class , exchange rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرص] yuvarlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde yiğit, alp.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuşların birinci midesi, katı, taşlık: Kuş, kursağında taneleri sindirir. 3. Umumiyetle mide: Kursağına habbe girmemiş. Kursağı boş = mec. Aç. 4. Sucuk doldurmak ve düdük yapmak gibi işlerde kullanılan ince barsak kurusu: Düdüğün kursağı patladı. 5. Kursak gibi ince deri: Kursak def. mec. Kursağım patladı = Çok bağırdım, söyledim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuşak, kuşanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

craw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. craw. maw. stomach. diaphragm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gerdanında uru olan, urlu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kuşanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜRSİ) (i. A.) (c. kerâsî). 1. Oturulacak yüksekçe yer: Camilerde vâızın ve medreselerde müderrisin oturduğu yer; birkaç basamakla çıkılırdı. 2. Taht, Ar. serîr, erîke. 3. Makam, vazife: tedris, hitabet, kürsüsü. 4. Arş’ın altında olduğuna inanılan gökyüzü tabakası. 5. Merkez: Kürsî-i hükümet: Başkent. 6. Kaide, ayaklık: Bu direğin kürsüsü çok sağlam. 7. Üniversitelerde müstakil bir ders teşkil eden branş: Türk Tarihi Kürsüsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desk. chair. professorial chair. professorship. pulpit. stand. bench. dais. green table. rostrum. tribune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chair. lectern. platform. pulpit. rostrum. podium. professorship chair. stand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rostrum. chair. pulpit. podium. teacher's desk. cushion. dais. platform. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam, iyi ve oturaklı: Kürsülü yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pb senbolü ile gösterilen, yoğunluğu 11,3 olan yumuşak bir eleman. 2. Tüfek ve tabanca ile atılan mermi ki, kurşundan dökülür. Kurşun madeninden yapılmış: Kurşun boru, kurşun tahta, kurşun damga. Kurşun atmak = 1. Silâh boşaltmak: Oradan geçerken haydutlar bize kurşun attılar. 2. Çarpışmada bulunmak, düşmanlık etmek: Birbirlerine kurşun atıyorlar. 3. Nişana vurmak: Kurşun atmaya çıkmışlar. 4. mec. Hırsla istemek. Kurşun tavası = Kurşun eritecek küçük demir tava. Kurşun çıkaracak, sökecek = Tüfek ve tabancadan kurşunu çıkaracak burgu, horozayağı. Kurşun dökmek = Kurşun eritip hastanın üstünde su ile dolu bir kâseye dökerek gûyâ nazarın tesirini bozmak. Kurşuna dizmek = Askerî idam cezasını icra etmek, bir takım askere kurşun attırarak mahkûmu öldürtmek. Kurşun sirkesi = Kurşun asidi. Şeytan (ın) kulağına kurşun = Gıbtaya değer bir hâl söylenirken «münafık kulağına gitmesin» mânâsında kullanılan tâbir. Kurşuntuzu = Kimyada bir tuz. Kurşunkalem = Dışarısı tahta ve içerisi grafit kuru kalem ki, kâğıda sürülünce siyah çizgi bırakarak yazar. Boyalı kurşunkalem ™ Bu kalemin siyahtan başka renklerde yazanı, Kurşun gibi = Pek ağır. Kurşun merhemi = Bir çeşit cıvalı merhem.

Türkçe Sözlük by

ELEMENTLER

Simgesi: Pb

Atom Numarası: 82

Kütle Numarası: 207,2

Yoğunluk: 11,34 g/cm3

Erime Sıcaklığı: 327,46 °C

Kaynama Sıcaklığı: 1749 °C

Mavi-beyaz renkli, çok yumuşak, çürümeye karşı çok dayanıklı bir metaldir.

Radyoaktif maddeleri depolamak için ve radyoaktif ışınıma karşı kalkan olarak kullanılır.


ELEMENTLER by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plumbic. bullet. lead. projectile. saturn. plumbo-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bullet. round. lead. sinker. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lead. bullet. lead seal. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pencil. lead pencil. black lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lividity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kurşun döken ve satan adam. 2. Hastalara kurşun döken: Kurşuncu kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşun renginde, açık kül renginde, sincâbî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaden. dull grey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grey. gray. leaden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplamak, kurşunla örtmek. 2. Kurşunla damgalamak: Gümrükte bazı malları kurşunlarlar. 3. Kurşunla vurmak: Dün gece bir adamı kurşunlamışlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover sth with lead. to lead with a lead seal. to shoot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurşunla kaplanmak, örtülmek. 2. Kurşunla damgalanmak. 3. Kurşunla vurulmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be covered with lead. to be sealed with a lead seal. to be shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurşunla örtülmüş: Kurşunlu cami, hamam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaded. leady. plumbiferous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

containing lead. sealed with a lead seal. lead-covered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without lead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unleaded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tanınmış yırtıcı hayvan ki, köpeğe benzer; pek kuvvetlidir, koyun vesair evcil hayvanlara musallat olur. 2. Kurt postundan yapılmış kürk. Kurtağzı = Çekmece, sandık vs. tahtalarının birleşip köşe teşkil ettikleri yerde birbirine geçmek üzere yapılan doğrama. Kurtayağı = Bir cins bitki, Osm. kibrît-i nebâtî. Eski kurt = Her çeşit hileyi bilen kurnaz ve tecrübeli adam. Kurtbağrı (daha doğrusu kurtbaharı) = Beyaz çiçek açan bir küçük ağaç. Kurtboğan = Bir bitki. Kurt pençesi, kurttırnağı = Kan otu çeşitleri. Kurthelvası = Ar. baklatü’l-gazâl denilen bitki. Kurt kapanı = 1. Kurdu tutmak için üstü çalı çırpı ile örtülü çukur. 2.. Pehlivan oyunlarından biri. Kurtkulağı = Bir cins bitki. Kurt gidişi = Bir çeşit aksak yürüyüş. Kurt masalı = Birini oyalamak için söylenen söz. Kurt masalı okumak = Boş sözle aldatıp vakit kazanmak. Kurtmantarı = İçi boş bir çeşit mantar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayaksız ve sürünerek hareket eden küçük hayvan ki, çeşitleri vardır, Ar. dûd. Ağaç, peynir, et, yer kurdu, ipek kurdu. Bazı ayaklı böceklere de bu ad verilir. Kurdeşen = Ekseri atlarda olan serpme kan çıbanı (kurt eşen de denilir). Kurt vurmak = (Kereste) yeşillenip mantarlanmak. Kurtyeniği = 1. Tahtalardaki kurt yuvası yeri. 2. mec. Şüphe çeken hâl: Bu işte bir kurtyeniği olmasın. 3. mec. Özür, ayıp, kusur, mahzur. Kurtyemez ağaç = Katelpe ağacı. İçinde kurt yok = Bir işe hevesli olmayan, koşup çalışmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KÜRD) (hi. A.) (c. Ekrâd). Yakın Doğu kavimlerinden biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gadgety. hard-boiled. wolf. worm. caterpillar. borer. cestode. cestoid. gnawing. hand. helminth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggot. wolf. worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wolf. grub. hard boiled. maggot. worm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurdish. kurd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kurd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kurdish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuses that don't hold water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dovetail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. tıp). 1. Hasta dokuları kazıyarak alma işi, kazıma. 2. Dölyatağının içini kazıyıp cenîni alma ameliyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abortion. curettage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curetting. curettage. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curettage. curetting. abortion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage Fee)

Aracı kuruluşların, aracı olarak Borsada gerçekleştirdikleri işlemler karşılığında menkul kıymetlerin işlem fiyatlarıyla hesaplanan tutarı üzerinden müşterilerinden aldıkları komisyondur.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikeden uzaklaştıran, Osm. tahlîs eden. Cankurtaran = Denize düşüp boğulmak tehlikesinde bulunanları kurtaran veya bu işle resmen görevli adam. Cankurtaran demir = Tehlike hâlinde atılmak üzere gemide yedek bulunan ağır demir. Cankurtaran simidi = İcabında tutunup boğulmamak üzere gemilerde bulunan mantarlı halka. Cankurtaran sandalı, flikası = Gemilerde ve tahlisiye idarelerinde yanları mantarlı olarak batmaz bir surette yapılmış sandal. Cankurtaran otomobili = ilk yardıma muhtaç hastaları taşıyan otomobil, ambülans.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kurtulmasını sağlayan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saving. life-saver. savior. saviour. saver. rescuer. a card up one's sleeve. liberator. messiah. redeemer. salvor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

messiah. salvation. saver. saving. saviour. savior. breakdown lorry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverer. wrecker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kurtarmak işine mevzu teşkil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be saved. to be rescued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sea-rescue. wrecking. rescue. redemption. saving. salvage. salvation. deliverance. extrication. liberation. recovery. relief. save.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverance. redemption. relief. rescue. salvation. saving. recovery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recovery. rescue. rescue operation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue vehicle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rescue ship. relief ship. salvage-ship. rescue vessel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Birini tehlikeden çıkarmak, selâmete eriştirmek, Osm. tahlîs eylemek: Denize düşeni kurtardılar, doktor hastayı kurtardı; herkes canını kurtarmağa çalışıyordu. 2. Verilmiş ve rehin bırakılmış bir şeyi o kayıttan çıkarmak: Evimi rehinden kurtarmak İsterim, borcumun bir miktarını verip bir senedi kurtarmalıyım. 3. Cezadan veya mesuliyetten uzaklaştırmak. 4. Sarfedilecek bir parayı sarfetmemek yolunu bulmak, kazanmak: Aramızda pazarlık ederek uyuşabilirsek komisyoncuya vereceğimiz parayı kurtarmış oluruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

save. set free. deliver. redeem. rescue. salve. salvage. recover. free. help. absolve. bail. bail out. bring off. bring through. clean up. clear. disabuse. disabuse of. disembarrass. disembody. disengage. extricate. get smb. out of a jam. keep from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disengage. extricate. free. purge. reclaim. rescue. save. to save. to rescue. to deliver. to redeem. to bring sb through. to get sb off. to be acceptable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recover. to deliver. to rescue from. to save. to redeem sth pawned. to recover one's losses in a game.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(Lycopode): Kibritotunun en çok görülen şeklidir. Boyu 1 m kadardır. Sporlu başaklarından kurtayağı tozu denilen ve hekimlikte kullanılan sarı bir toz elde edilir. Kullanıldığı yerler: Karaciğer ve safra kesesi hastalıklarında faydalıdır. Ağrıları dindirir. Romatizmada şikayetleri giderir. Böbrek ve safra kesesi taşlarının düşürülmesine yardımcı olur.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Zeytingillerden çiçekleri salkım durumunda olan bir süs bitkisi (ligustrum vulgare).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurtbaharı): Zeytingiller familyasından kış aylarında yaprağını döken veya her zaman yeşil olan odunsu bir bitkidir. Yurdumuzda adi kurtbağrı yetişir. 4-5 m boyunda bir çalıdır. Çiçekleri beyazdır. Meyveleri parlak siyah renkte olup, üzümsüdür. Bütün orman bölgelerinde yetişir. Kullanıldığı yerler: Çiçekleri cilt kurumasında faydalıdır. Meyveleri kullanılmamalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Boğanotunun bir cinsi (aconitum napellus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Kürt dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurdish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the Kurdish language.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Bazı böceklerin yumurtadan çıktıktan sonra geçirdikleri safha içindeki biçimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

larva. maggot. grub. va.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maggot. nymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Borsa tellâlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güreşte bir oyun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çürütüp kurt tutturmak, kurt peydâ ettirmek:

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Çürüyüp kurt tutmak, kurt peydâ etmek: Et, peynir kurtlanmış. 2. mec. Kurtlar yiyip rahatsız edermiş gibi, sabırsız, huzursuz olmak, telâş göstermek, sabırsızlık ve telâş etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurt tutmuş: Kurtlu et, peynir, yemiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grubby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wormy. fidgety.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yer palamudu ve sarımsak otu da denilen bir cins bitki, Osm. haşîşe-i bûkalemûn. Beyaz kurtluca, saçaklı kurtluca = Bunun çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini oyalamak için ileri sürülen yersiz özürler, sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Karabuğdaygillerden, çiçekleri salkım şeklinde hekimlikçe önemli bir bitki (Lat. bistorta bistorta).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(kurttırnağı): Gülgiller familyasından beşparmakotu adlı bitkinin salkım çiçekli, sapı ve kökü bol taneli, çok yıllık bir türüdür. Yaprakları kullanılır. Kullanıldığı yerler: İshali keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Kurtpençesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tehlikeden uzaklaşma, Osm. halâs, selâmet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. disposal. help. riddance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Bir tehlike veya bir sıkıntıdan uzaklaşmak, hastalıktan sıyrılmak: Üç kişi o hastalığa tutuldu; ikisi kurtuldu, kendisi bir iftlrâ ile tevkif olunduysa da kurtuldu. 2. Selâmete çıkmak: Hele kurtulduk, kurtulduğuna teşekkür etmeli. 3. Bağını koparıp kaçmak: Bir at kurtulmuş; zincirden kurtulmuş gibi; mahbuslar hapishaneden kurtulmuş. 4. Bağlandığı yerden çıkmak, fırlayıp ayrılmak: Tahtanın biri kurtulmuş. Elinden kurtulmak = Ele geçmemek, geçmişken sıyrılmak: Onun elinden kimse kurtulmaz. Elimden kurtulamazsınız = Elbette elime geçersiniz. İpten kazıktan kurtulmuş — Sabıkalı, cânî, kötü adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make a bonfire of. get clear of. break oneself of a habit. be saved. be freed. get out of. get away. smooth away. shake off. break away. break loose. defecate. discard. disengage. dispose of. ditch. elude. evade. extricate oneself. escape. free onese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

avoid. cheat. disengage. elude. liquidate. to be rescued. to be saved. to escape. to get rid of sb/sth. to dispose of sb/sth. to elude. to dodge. to get off. to recover. to be finished.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be rescued. to be saved. to escape. to give birth. to slip out of. to fall out of. to get loose. to break loose from a restraining rope. to be rid of. to break free from. burst. get out. set aside. survive. win loose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ransom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir tehlikeden uzaklaşma, Ar. halâs, rehâ, necât, selâmet: O hastalıktan kurtuluş yoktur. 2. Kaçma, firar, boşanma. 3. Kaçmak, kurtulmak sebep ve yolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

escape. out. release. deliverance. salvation. let-out. liberation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deliverance. escape. release. relief. rescue. salvation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvation. liberation. release. escape. deliverance. delivery. rescue. riddance. safety. survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kurtulmak fiili, kurtulma. 2.Tehlike, sıkıntı, zorluk veya esaretten, istiladan kurtulmuş olma hali, halas, necat, reha, selamet. 3.İstanbul’da bir semt adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yük hayvanlarına vurulan iri ve hantal semer. 2. Rüzgârın yaptığı kar yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gizli tutulmak istenilen şüpheli bir hâl, bir kusur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yaşın zıddı, rutubeti çekilmiş, Ar. yâbis, Fars. huşk: Kuru ağaç, kuru ot, kuru çamur. 2. Yağmur yağmayan, susuz: Kuru ova, kuru arazi. 3. Arık, zayıf, etsiz: Kupkuru bir adam. 4. Döşenmemiş, çıplak, açık: Kuru tahta, kuru yer. 5. Sade, katıksız: Kuru ekmek. 6. Başka bir mevsimde yenmek üzere güneşte kurutulmuş: Kuru meyve, kuru balık, kuru üzüm. 7. Sıvı salgısı olmayan. Kuru öksürük = Balgamsız. 8. Kar ve yağmuru olmayan: Kuru hava, kurusoğuk. 9. Kurşunu olmayan, kurşunsuz: Kurusıkı. 10. Boş, asılsız, nâfile, tesirsiz ve sebepsiz: Kuru söz, kuru lâf, kuru gösteriş, kuru patırdı. 11. Harçsız: Kuru duvar. Kuru başına = Yalnız, Fars. bî-kes. (denizcilik) Kuru havuz = Gemilerin tamiri ve temizlenmesi için sokuldukları havuz ki, gemi girdikten sonra suyu tulumba İle alınıp gemi kızakta kalır. Kuruda kalmak — Cezirde gemi oturmak. Kuruda = Yerde, karada, (denizcilik) Kuru direk = Fırtınalı havada yelkensiz olarak rüzgârın şevkine tâbî olmak. Tuzu kuru = İşi sağlam, şüphe götürür hâli olmayan. Kurukuruya = Boşuboşuna, büsbütün nafile. Kurukahve = Pişirilmemiş, kavrulmuş kahve tozu. Kuru keçik = Uyuz hastalığı. Gülkurusu = Gül kurusunun rengi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yalnız kullanılmayıp tahta kelimesiyle beraber geçer. Tahtakurusu = Tahta kehlesi, tahta biti de denilen pis kokulu böcek: Bu evin tahtakuruları çoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. drying. dried. arid. sapless. scarious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arid. dry. dusty. dried. dead. withered. skinny. thin. bare. unfurnished. empty. vain. dry. dried. arid. skinny.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

100 kurus equal 1 lira a progressive disease of the central nervous system marked by increasing lack of coordination and advancing to paralysis and death within a year of the appearance of symptoms; thought to have been transmitted by cannibalistic consum

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry. dead. emaciated. bare. empty. vain. arid. gaunt. hungry. jejune. scholastic. unwatered. weedy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A disease found in the Fore tribe in New Guinea, and due to the eating of human infected tissue by members of a tribe In general the women ate brain tissue rather than the men and so it was the women and children that died relatively rapidly of the diseas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A TSE found only in the Fore tribe in New Guinea most likely related to ritualistic cannabalism carried out amoung members of the tribe Transmissibility of the disease has been established through the work of Gadjusek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A human transmissible spongiform encephalopathy, found in the Fore people in New Guinea New cases are now extremely rare, after being at a high frequency just a few decades ago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A human TSE once found in New Guinea, transmitted when people handled and ate the brains of dead relatives. is a prion disease that is virtually extinct It was originally described in members of a tribe of the New Guinea known to practice endocannibalism

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A noted legendary hero of India, the contests of whose descendants form the subject of two Indian epics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spongiform encephalopathy found in the Fore people of Papua New Guinea and linked to ritualistic cannibalism prior to the 1950's.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kurukuru A straight type of greenstone pendant - - See 'F' in Figure 62, in the page under the heading Types - click on Types in the top panel. a progressive, fatal brain disease, spread by cannibalism, confined to the Papua New Guinea Eastern Highlands a

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prune.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haricot bean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deadman's skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crowd of idle onlookers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried apricot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fodder. hay. rick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry battery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cleaning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olamayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’h yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz veya kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada ‘perkloroetilen’ veya kısaca ‘perk’ diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu ‘perk’ isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapalı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulması ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine ‘sadece kuru temizleme’ şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda oldukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elle yıkanabilirler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Giysilerinizi evde çamaşır makinesinde yıkarken kirleri çözen madde sudur. Ancak örneğin yünlü kumaşlarda olduğu gibi, birçok kumaş türünde su etkili olmayabilir.

Kuru temizlemede suyun yerine bir petrol ürünü kullanılır. İnsanlarda ıslaklık, suyla temas anlamında algılandığından bu işleme kuru temizleme denilmektedir. Aslında olay kuru ortamda yapılmamaktadır.

Joly Belin adında bir Fransız, kazara giysisinin üzerine kerosen dökmüş ve bunun giysisinin üzerindeki lekeyi temizlediğini hayretle görmüştü. Bu işin üzerine giderek 1840’lı yıllarda Paris’te ilk kuru temizleme işletmesini açmıştı.

Başlangıçta kuru temizlemede çözücü madde olarak gaz ve kerosen kullanılıyordu. Günümüzde ise hemen hemen tüm dünyada “perkloroetilen” veya kısaca “perk” diye tanımlanan bir çözücü kullanılmaktadır.

Elbiseler, kuru temizleyicide su yerine bu çözücü ile yıkanır. Çözücü buharlaşmasın, havayı kirletmesin ve tekrar kullanılabilsin diye her seferinde bir yerde toplanır. Bu şekilde temizlenen giysiler, ütülenince yeni gibi dururlar.

Kuru temizleme yapılan giysileri eve getirdiğinizde, beraberinde baş ağrısı ve mide bulantısı riskini de getirdiğinizi unutmayın. Kuru temizlemede kullanılan bu “perk” isimli madde çok toksik olup, vücudumuzun önemli organları ve sinir sistemimiz üzerinde zararlı etkileri vardır.

Havada milyonda yüz partikül olunca zararlı etkileri görülmeye başlanılan bu çözücünün oranının, kuru temizleme yapılmış bir giysinin, kapaşı bir arabaya konulup, on beş dakika tutulmsı ile milyonda 350’ye ulaştığı tespit edilmiştir.

İster inanın, ister inanmayın birçok kumaş türü kuru temizleme gerektirmez. Kuru temizlemenin tek avantajı kumaşların çekmelerine ve şekillerini kaybetmelerine yol açmamasıdır.

Üretici firmaların, giysilerin etiketlerine “sadece kuru temizleme” şeklinde ikaz yazmalarının ana sebebi, garanti süresince geri almak zorunda odukları giysileri, çekme ve deformasyon tehlikesinden korumak içindir. Özellikle ipek ve suni ipekten yapılmış giysiler güvenli bir şekilde elde yıkanabilirler.,


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry-cleaners.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currant. mincemeat. raisin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dried fruit. edible nuts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry cargo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry farming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir işin kurulmasına önayak olan kimse, Ar. bânî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constituent. constitutive. founder. builder. foundress. creator. constituent. erector. father. floater. framer. incorporator. promoter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. promoter. founder. promoter. organizer. founding. establishing. constituent. organizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

founder. founding. erector. framer. house. incorporator. institutor. organizer. promoter. promoting. raiser.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Founder’s Shares)

Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK. Madde: 402) verdiği yetkiye dayanarak Anonim Şirketlerin kuruluşunda veya sermaye artırımında, kuruculara ya da önemli hizmeti geçenlere, şirket kârının bir kısmına iştirak hakkı temin etmek üzere nama yazılı olarak çıkartılan bedelsiz hisse senetleridir. Kurucu hisse senetleri, belli bir sermaye payını temsil etmediği gibi, şirketin yönetimine katılma hakkını da vermez.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Koruk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

skull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

totenkopf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (uyd. k.). Hey’et, komisyon.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. committee. council. commission. assembly. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

body. commission. corps. mission. committee. board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board. committee. commission. council. central commission. central committee. corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yaş ve ıslak bir şeyi silip kuru etmek, silmek. Yıkandıktan sonra saçınızı iyice kurulanmalısınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to wipe dry. mop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kendi vücudunun ıslaklığını gidermek, silinmek: Banyodan çıkınca iyice kurulanmak şarttır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Guruldamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kurulma iş ve tarzı. 2. Kendini beğenme, kibirli vaziyet, övünme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Tesis olunmak: Çadır, çardak, bina kuruldu. 2. Toplanmak: Meclis, dîvân, mahkeme, düğün kuruldu. 3. (saat veya diğer bir makine) işleyecek surette zenbereği sıkıştırılmak: Bu saat kuruldu mu? Kaç saatte bir kurulur? 4. Azametli ve kibirli bir tarzla geçip oturmak: Yukarıya geçip kurulmak ne kadar ayıptır. 5. Kibir göstermek, övünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be built. be founded. be set up. settle down. install oneself. ensconce oneself. squat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nestle. to be founded. to be established. to be wound. to be set. to settle down. to set oneself. to ensconce oneself. to posture. to swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be founded. to be established. to be wound. to be set. to show off. to swagger. to sit back comfortably in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «kurulmak» tan). Meclis, şûrâ, encümen, dîvân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

congress. general assembly. council.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general assembly. general meeting of a political party. deliberative assembly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set up. established. formed. wound up. cocked. ready to fire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the established order. the established regime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kuru olan şeyin hâli, rutubet ve ıslaklık yokluğu, Ar. yubûset: Havanın kuruluğu. 2. Arıklık, lâğarlık, zayıflık: Kuru bir adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. aridity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aridity. dryness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryness. thinness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kurulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

promotional. establishment. foundation. institution. institute. being set-up. set-up. body. concern. enterprise. organ. shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corporation. establishment. foundation. institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

installation. enterprise. establishment. institution. founding. organization. structure. construction. disposition. incorporation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bina, tesis: Bu çadırın, bu çardağın, bu köşkün kurumu. 2. Yaradılış, hilkat: Dünyanın, göklerin kurumu, dünyanın kurumundan beri. 3. Tertip, şekil: O kurumda. 4. Kibir: Onun kurumundan geçilmez. S. Çadır, ordu vesaire yeri. Karakurum = Cengiz Han’ın taht şehri. 6. Bugün «cemiyet» mânâsıyla da kullanılmaktadır: Türk Tarih Kurumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ocak ve boru isi: Ocak kurumu, kurum renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaşlığı ve ıslaklığı geçip kuru olmak: Çamur kurudu, çamaşır daha kurumadı. 2. (bitki) Kökten nem çekmeyerek hayatı son bulmak: Bu çınar kurudu. 3. Arıklanmak, zayıf ve lâğar olmak. 4. Organlardan biri felce uğrayıp hareketten kalmak: Eli, ayağı kurudu. Bu mânâ ile beddua ve inkisar için kullanılır: Elin, ayağın, dilin kurusun! Kanı kurumak = Azap çekmek. Kökü kurumak = Nesil ve soyu kalmamak, tamamen ortadan kalkmak. Mürekkebi kurumadı = Daha pek yeni, hemen olmuş: Aldığınız emrin daha mürekkebi kurumadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. dry. wither. to dry. to dry up. to run dry. to wither. to become thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to get dry. to die. to get thin. desiccate. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - topluluk, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurum, kibir satmak. 2. Kurum tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become an association. to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibirli, azametli, tavır ve hâli cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet tellâlı, kaltaban (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. karn). 1. Boynuzlar. 2. Yüz senelik zaman, tarihin her yüz senesi, asır. 3. Umumiyetle zaman, devir, Ar. dehr, ahd, asır. Kurûn-ı sâlifede = Geçmiş zamanlarda. KurOn-ı Ülâ = ilkçağ (M.Ö. 4.000-M.S. 476). Kurûn-ı VÜstâ = Ortaçağ (M.S. 47Ö-1453). Kurûn-ı Ahire = M.S. 1453. Karneyn = İki boynuz. Zü’l-Karneyn = İki boynuzlu; İskender’e verilen lakap. bk. Karn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ قرون] yüzyıllar. 2.çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [قرون قدیمه] eski çağlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرون اولی] ilkçağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرون وسطی] ortaçağ.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aslı olmadığı halde zihinde kurulan şey, hulyâ, hayal, vehim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vagary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. delusion. fancy. illusion. imagination. qualm. vision. strange fancy. imagination evham. vesvese.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehension. worry. anxiety. groundless fear. delusion. fancy. fantasy. hallucination. illusion. imagination. phantasm. stew. vision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruntusu olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. full of imaginary fears. neurotic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apprehensive. anxious. vapo u rous. visionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (guruş: Almanca groschen yahut LAtince grossi’den). Türk lirasının yüzde biri. Osmanlı devrinde bir altının yüzde biri ki, 40 para’ya ayrılırdı. Daha önceleri ise ortalama yarım altın değerinde bir para idi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kurush. piastre. piaster. kurus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kuruş. piaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. blank cartridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuruşa çevirmek, paraya çevirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to itemize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şu kadar kuruş değerinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Süt kurusu, durup koyulaşmış süt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

make dry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hayvanlarda tehlikeli bir hastalık ki, burunlarında kemik hâsıl eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurutmak işi. bk. Kurutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying. dehydration. desiccation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying. desiccation. seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blotter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru hâle getirmek, ıslaklığı giderilmek: Güneş bir günde yerleri kuruttu. Üzüm kurutmak, bataklık kurutmak. Kanını kurutmak = Eziyet vermek, cefa etmek. Kökünü kurutmak = Tamamen yok etmek, iz eser bırakmamak. Yakıp kurutmak = Kasıp kavurmak, tahrip etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dry up. dry. dehydrate. air. bake. cure. deplete. desiccate. drain. exhaust. parch. scorch. sear. season. shrivel. torrefy. weather. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dehydrate. drain. dry. scorch. wither. to dry. to drain. to wither. to desiccate. to dehumidify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to blot. to cause to die. to desiccate. blight. dehydrate. drain. season. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clothes dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dryer. drying. drier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying agent. siccative. clothes drier. dehumidifier. drier dryer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuru hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be dried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. messenger. carrier. post. summoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

courier. diplomatic courier. dispatch carrier. errand goer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Talih denemek ve rastgele, kazanmak veya kaybetmek üzere atılan zar ve çekilen kapalı pusla vs.: Kur’a çekmek. 2. Eskiden askerlik sırasında bulunanların yani yirmi yaşını dolduran gençlerin asker olmak için birkaç yıl sıra ile çektikleri kapalı kâğıt ki, içi beyaz olursa o yıl alınmaz ve «k» harfi yazılı olursa askere alınırdı. Kur’a neferâtı, efradı = Kur’a ile alınıp asker olmaya sevkedilen erler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرعه] kur’a, ad çekme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kur’a çektiren subay ve heyet: Kur’acı, kur’acılar geldi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kırâat» ten). Kuran sözcüğü Arapça’da QRE (kare’e/okudu) sözcüğünün sülasi (üç harfli kelime kökü sistemine göre) mastarıdır. “Anlam vermek” veya “anlayarak okumak”, anlamlarını ifade eder. İslâm’ın kutsal kitabının özel adı olan Kuran kelimesi, 58 âyette geçer. Ayrıca “kur’an” “okunan, okuyuş, okuma” “ekli, katlı, derli” anlamında özel ad olmayarak 12 ayette (Yusuf Suresi 12/2, Rad Suresi 13/31, İsra Suresi 17/106, Taha Suresi 20/113, Zümer Suresi 39/28, Fussilet Suresi 41/3,44; Şura Suresi 42/7, Zuhruf Suresi 43/3, Cin Suresi 72/1, Kıyame Suresi 75/17,18) geçer. Kur’ân veya Kur’ân-ı Kerîm, (Arapça : القرآن) İslam aleminde İslam peygamberi Muhammed’e (S.A.V.) , ayetleri Allah tarafından Cebrail aracılığıyla vahiyler şeklinde gönderildiğine inanılan kutsal kitap. İlk olarak 7. yüzyılda kitap haline getirilmiştir. Kuran ayrıca Furkan, Kelamullah, Kitabullah gibi isimlerle de anılır. Fatiha Sûresi ile başlayıp, Nas Sûresi ile sona erer. Okunuşunun kutsal olduğuna inanılarak, ilave işaretlemeler ve özel okunuşu tecvid ile birlikte nesilden nesile aktarılmıştır. Peygamberimiz’e nâzil olan, sıra bakımından dördüncü sayılan semâvî kitap. Mushaf-ı Şerif, Fürkan-ı Kerîm. Hâfız-ı Kur’an = Kurân-ı Kerîm’i ezberden bilen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ar. Kur’an, Fars. hânden = okumak). Kur’an-ı Kerîm okuyan. Eskiden henüz bu tahsil seviyesinde bulunan küçük çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Kur’aniyye). Kur’an-ı Kerîm’e ait: Ayât-ı Kur’aniyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Konutların pis su depolama tankı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cesspool. sinkhole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Fr. manucure). El tırnaklarının astetik bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikriden) (Arapça’da yoktur. Ziya Gökalp tarafından yapılmış bir kelimedir). Ülkü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوره] ülkü, ideal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ülkü, ideal.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفکوروی] ülkü ile ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Güneşe en yakın gezegen, Utârit.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fran.) (Erkek İsmi) - Güneşe en yakın gezegen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den İmef.) (mü. meşkûre). Şükrü yerine getirilen, teşekküre lâyık, teşekkür olunacak: Meşkûr hizmetleri inkâr edilemez.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشکور] övülen, beğenilen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beğenilmiş, övülmüş. Teşekkür edilmeye değer olan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Meşkur).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr» den imef.) (mü. mezkûre). Zikrolunmuş, anılmış, zikri ve bahsi geçmiş, dediğimiz, dediğiniz: Kitâb-i mezkûr, keyfiyyet-i mezkûre (eskiden yalnız resmî yazılarda kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مذکور] zikredilen, belirtilen, adı geçen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsü ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Mürekkep püskürtmeli, bir görüntü yaratmak için küçük bir diyafram açıklığından mürekkep damlalarının optik bir diskte belirtilen bir konuma doğrudan püskürtüldüğü, etkisiz bir nokta grafikli baskı teknolojisidir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(I. F. A.) (musiki). Türk musikisinde kürdî dörtlüsünde kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Esasında en kolay üretim biçimi kare kesitli kurşun kalemdir ama yazarken elde tutulması pek kolay değildin Yuvarlak kalemlerin elde tutulması kolaydır ama üretimi pahalıdır. Altıgen kesitli kalemler ise orta yoldur. Yuvarlak kesitli kalemler kadar kullanılması kolay ve üretimi daha ucuzdur.

Sekiz yuvarlak kurşunkalem için harcanan ağaçtan, dokuz altıgen kesitli kalem yapılabilir ve üretim safhası bir kademe daha kısadır.

Tabii ki, alıcılar için üretim maliyetlerinin pek önemi yoktur. Altıgen kesitli kurşunkalemlerin öbürlerine göre hala on bir kat daha fazla tercih edilmelerinin sebebi, belki de konulduğu masada yuvarlanıp, aşağıya düşmemeleridir.

Kurşunkalemlerin dışının sarıya boyanarak satışı 1854 yılma dayanır. Ancak 1890 yılma kadar bu rengi kullanmak çok önemsenecek bir faktör değildi.

1890 yılında Avusturya’da L&C Hardtmuth Co. isimli şirket öyle bir kurşun kalem üretti ki, diğer üreticiler de bu kaliteyi yakalamak zorunda kaldılar.

Bu kurşunkaleme meşhur Hindistan elması olan ‘Koh-I-Moor’ adı verilmişti ve altın sarısına boyanmıştı. Ayrıca içindeki siyah renkli kurşun ucuyla birlikte Avusturya-Macaristan imparatorluğunun bayrağını oluşturuyordu.

Bu kurşunkalem o kadar beğenildi ve o kadar başarılı oldu ki, sarı renk kurşunkalemdeki kalitenin bir simgesi olarak kaldı. Diğer kurşunkalem üreticileri de bu başarıdan pay alabilmek için ürünlerini piyasaya sarı renkte sürmeye başladılar. Bugün hala piyasada olan dört kurşunkalemden üçü san renktedir.

Kurşunkalemlerin içinde kesinlikle kurşun yoktur. Ana madde olarak kullanılan grafit 40 değişik malzeme ile karıştırılarak, yüksek sıcaklıkta çok ince çubuklar haline gelene kadar preslenir. Zaten kurşun çok zehirli bir elementtir. Kurşunkalem denilmesinin sebebi 16. yüzyılda grafiti bulan İngiliz bilimcinin onu bir çeşit kurşun elementi sanmasıdır. Ancak 200 yıl sonra grafitin bir çeşit karbon olduğu anlaşıldı.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Okumak bilen: Okur, yazar adamdır. 2. Oten, terennüm eden: Okur kuş (bu mânâsı eskimiştir)

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reader. reading public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) Okuması yazması olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

literacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Kablolu yayın şebekenizde bu özellik varsa, TV’niz tüm kanal göstergeleri ve etiketleriyle birlikte otomatik olarak ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Sadece ülkeyi seçerek, VCR’ın tamamen ayarlı ve programı hale getiren otomatik kurulum işlevi.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kurt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. racetrack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

racecourse. golfcourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Ayak tırnakları bakımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pedicurist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perisher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Üfleyerek püskürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Suyun damlaları . gibi dağınık: Püskürme ben; püskürme dallı kumaş. 2. Bol yığılmış, kırmalı ve düşük. Püskürme şalvar = Kırmalı paçaları ayağın üzerine düşen. 3. Havada patlayıp dağılan: Püskürme fişek. 4. Püskürülen şey, patlayıp yayılma: Yanardağ püskürmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eruption. spraying sth from one's mouth. eruption. blowing. splatter. pulverizing. sprinkling. ejection. effusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızla üfliyerek bir şeyin üzerine su yağdırmak: Su püskürmek. 2. Şiddetle havaya sıçratıp dağıtmak: Vezüv dağı küller, ateşler püskürüyordu. 3. Zorla geri atılma: Düşman püskürdü. 4. Su püfler gibi şiddetle gülmek. 5. (çay) Fışkırmak, köpürmek. Ateş püskürmek = mec. Çok kızgın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spray sth from one's mouth. to spew out. to erupt. jet. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray. atomizer. aerosol. spray can. spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repulse. spraying. injection. repelling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spraying. dusting. sprewing out injection. blowing. blasting. sprinkling. atomization. repulsion. belch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pulverization. spray. spray on. spout. atomize. vaporize. belch. repulse. repel. beat off. dash. pulverize. squirt. vomit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

belch. spray. to spray. to belch. to repulse. to repel. to fight sb/sth off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spray. to spray. to dust. to spew out. to spume forth lava. to repulse. to drive back an attacker. to blow. to blast. to inject. to sprinkle. to atomize. to jet. to repel. to spatter. sparge. fence out. fight off. rush. spout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yanardağın ağzından çıkan çeşitli maddeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lava. aerosol. spray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

repelling. repellent. atomizer. spreader. sprinkler. sprayer. spray. injector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sprayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sprayed. to be dusted. to be driven back.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yanardağın püskürdüğü madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

effusive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to redeem. to redeem a pawn. to take out of pawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi) (y. k.). Güneşin ışıkküresini kaplayan tabaka, kromosfer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sabl-Zemzeme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seblt, sübût» tan if.) (mü. slblte) (c. sevlblt). 1. Yerinde duran, hareket etmeyen, yeril: Değirmenin alt taşı sâblttir, ben fikrimde slbittim. 2. Gerçekleşmiş, ispatlanmış, müsbet, muhakkak, zan ve vehim üzerine kurulmayan: Bu gerçek, İlmen sâbit oldu. 3. Gökyüzünde hareket etmez gibi görünen yıldız: Nücüm-l slbite (slbit yıldızlar). Slbit-kadem = Sebatlı, dönek olmayan: Verdiği sözde slbit-kadem kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed. constant. stationary. set. settled. immobile. immovable. permanent. stable. firm. attached. changeless. entrenched. established. fast. flat. flat-footed. immutable. indelible. invariable. irremovable. put. real. rigid. staid. standing. staring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fast. firm. fixed. immobile. immovable. immutable. indelible. invariant. set. settled. stable. stationary. steady. static. fast. established. definite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. fixed. stable. stationary. indelible. proven. established. localized permanent. deep seated. entrenched. fixed assets. immobile. immovable. immutable. irremovable. sedentary. settled. standing. steadfast. steady. substanti.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ثابت] kanıtlanmış. 2.yerinde duran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Değişmeyen, kımıldamayan. 2.Kanıtlanmış, anlaşılmış.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Bir CD çalar ve tümleşik bir sabit diskten (40 GB) oluşan ses sistemi. ATRAC teknolojisinde yapılan geliştirmeler (örn., ATRAC3) sayesinde sabit disk artık 500 CD’ye karşılık gelen 600 saate varan sürelerde müzik saklayabilmektedir. “M-Crew for HDD” yazılımı, müzik dosyalarının PC ya da USB arayüzüyle kolayca işlenmesine olanak tanımaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

296 saat müzik ya da yaklaşık 4000 parça alabilen tümleşik 16 GB sabit diske sahip bir radyolu CD olan yeni MEX-1HD’i tanımlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixed idea / opinion. a bee in one's bonnet. fixed idea. fixed opinion. mad point. monomania. set opinion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hidebound. intransigent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Fixed Income Securities)

Alacaklılık hakkı sağlayan, belirli bir meblağı temsil eden, dönemsel gelir getiren, misli nitelikte seri halinde çıkarılan, ibareleri aynı olan ve yatırım aracı olarak kullanılan borçlanma senetleridir. İhraç eden kuruluşların niteliğine göre kamu ve özel sektör menkul kıymetleri olarak ikiye ayrılırlar. Sabit getirili menkul kıymetler vade sonuna kadar elde tutulmaları halinde belirli bir getiriyi garanti eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

established / fixed rate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Oynatma sırasında diskin motoru CD’yle birlikte hareket eder; lazer sabittir.

Teknolojik Terim by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hareket etmeyen yıldız, gezegen olmayan yıldız. 2.Matematik formülünde değeri değişmeyen miktar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stabilize. to become stable. to become fixed. firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

steady.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

firm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consistence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constancy. immutability. unchangeableness. stable equilibrium. stabilization. fixity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of health. medical board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. Yunanca’dan). 1. Mısır’da yaşayan bir cins kertenkele, kum kertenkelesi. 2. Bu hayvanın derisine benzer güzel bir cins tülbent ki, sargı olur.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Depository Institution (Custodian))

Müşterisi adına menkul kıymetleri saklamaya yetkili kurum ve kuruluşlardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

industrial establishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selection committee. jury. electoral college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şükreden, şükredici. Allah’ın isimlerinden, (bkz.Abdüşşekûr).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok şükreden, şükredici, değer bilen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stray bullet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of inquiry. committee of enquiry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞÜKR) (i. A.). T. Görülen iyiliğe karşı minnettarlık, teşekkür: Allah’a şükretmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks. gratitude. glorification. halleluiah. hallelujah. hosanna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanksgiving.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gratitude. thankfulness. praise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Yeryüzünün denizlerden meydana gelen kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Burunda biriken sümüğü şiddetli bir nefes vererek çıkarmak: Küçük çocuklar sümkürmeği bilmezler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow one's note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sungur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

driving course.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tabur’un aslıdır ki, eski Türkçe’de dört yandan dizilip istihkâm şeklini almış ve araları zencirle bağlanmış arabalardır, (bk.) Tabur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arbitration tribunal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Oturulan veya yatıları yerlerde üreyerek insan kanıyle beslenen, pis kokulu yassı ve küçük bir böcek (cimex).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug. chinch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug. bug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bedbug.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). «Takır» kelimesinin belirttiği gürültünün daha ağırını taklid ve tasvir eder: Takur tukur, takur tukur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. jeoloji). Yer küresinin merkez çekirdeğinin etrafını kuşatan katı küre.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tay - kurt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fikriden) (c. tefekkürât). Düşünme, derin düşünce, fikir edinme, zihin yorma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemplation. meditation. thinking. though. consideration. reflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

review committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Tekfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nekr» den masdar). Kendini bildirmeme, Osm. tebdil gezme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şükr» den) (c. teşekkürât). Şükretme, bir iyiliğe karşı şükredip minnettarlık gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appreciation. thanks. thank-you. thank. acknowledgement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acknowledgment. appreciation. thanks. thankyou. gratitude. thanking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanking. expressing one's gratitude to sb. acknowledgement. thanks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to thank sb. render thanks. thank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zikr.den) (c. tezekkürât). 1. Hatıra, akla getirme: Geçmişi tezekkür etti. 2. Birkaç kişi toplanıp bir iş için konuşma, görüşme, müzakere: Bu işi tezekkür ettiler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türk erkek adlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Dokurcan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. ses taklidi). Tokurtu çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Suyun içinden çıkan havanın meydana getirdiği ses.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvanı geri geri yürütmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expectoration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ağızdan tükrük veya balgam atmak: Çok tükürüyor musunuz? 2. Ağızdan bir şey çıkarıp etmak: Hurmayı yiyip çekirdeğini tükürdü. Kan tükürmek = I. Tükürürken kan çıkarmak, tükrükle kan gelmek. 2. mec. Çok zahmet ve acı çekmek. Tükürdüğünü yalamak — Ettiği vaitten dönmek, verdiği sözü geri almak. Yüze tükürmek = Şiddetle azarlamak ve hakaret etmek. Aşağı tükürsem sakalım, yukarı tükürsem bıyığım = Ne yapacağını, taraflara nasıl davranacağını bilememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spit. spit out. expectorate. spit at smb. spit on smb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to spit on / out. to expectorate on. to spit out. spit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salivary. saliva. spittle. spit. gob. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spit. sputum. spittle. saliva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spittoon. cuspidor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Ağızdan tükürülen şey, balgam veya Adi ağız suyu: Tükürük hokkası. 2. Ağızdan çıkan su, ağız suyu: Ağzımda tükürük kalmadı, ağzımın tükürüğü kurudu. Ağızda tükürük kurumak — Çok söylemek ve yine dinletememek. Tükürüğü yutmak = imrenmek. Tükürükotu = Bir cins bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tükürükle ıslatmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wet with saliva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moisten with spittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. botanik). Zambakgillerden portakal renkli bir süs bitkisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tüm - kurt.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Tunç kurt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Atı geri bastırmak, geriye çekilmeye mecbur etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Düşmanın hücumunu defetmek, püskürtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Geriye, gerisin geriye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («kur» eski Türkçe’de «kuşek» demektir ve aslında içkur’dur). Eski tarzda şalvar veya dona geçirilip belde bağlanan ince kuşak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawstring for trousers or a bag. waistband. belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçkurla bağlanan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Eski tarzda şalvar ve donun yukarı ucunda uçkur geçirmeye mahsus oluk. 2. Kese ve torbanın ağzını bağlayacak kaytan ve bağın geçmesine mahsus oluk. 3. Uçkur geçirmeye mahsus ucunda kaytandan halkası bulunan deynekçik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Pervane, vapur pervanesi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. screw

pervane

Döndüğünde bir mekanizmayı işleten bir eksene dikey olarak bağlanmış, iki veya ikiden çok kanattan yapılmış alet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

screw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İng. screu). Civata ve somunlardaki yiv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of conciliation. conciliation committee. conciliation board. mediation board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ام القرا] Mekke.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(u uzun) (i. A. «vakar» dan). Ağırbaşlı, vakarlı, temkinli: Pek vakur bir adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graceful. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solemn. grave. dignified. solemn ağırbaşlı. onurlu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dignified. grave. sedate. proud. reserved. solemn. staid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وقور] ağırbaşlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ağırbaşlı, temkinli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırbaşlılıkla, temkinle: Vakurâne hareket, vakurâne baktı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وقورانه] ağırbaşlılıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mink coat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Esmer, güçlü, kuvvetli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). 1. Üzerinde yaşadığımız küre, Osm. küre-i arz. 2. Üzerine dünyanın haritası çizilmiş olan küre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clay. sphere. terra. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

earth. terrestrial globe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Altıkardeş takım yıldızı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. zeker), (bk.) Zeker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ذکور] erkekler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by