Sad-berk ne demek? | Sad-berk anlamı nedir? | Sad-berk

Sad-berk anlamı nedir?

Sad-berk ne demek?

Sad-berk anlamı nedir?

Sad-berk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sad berk

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sad = yüz, berk yaprak). Yüz yapraklı, katmerli. Gül-i sadberk = Bir çeşit gül.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). büyükelçi, sefir; büyük yetki sahibi siyasi delege; büyük bir davanın temsilci veya savunucusu. ambassador plenipotentiary büyükelçi. ambassadress (i). sefire. ambassador'ial (s). büyükelçi ile ilgili, sefareti ilgilendiren. ambassador -at

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(croton elutheria): Antil adalarında yetişen “liquidamber/sığla ağacı” denilen ağacın kabuğudur. Kabukların dışı kahverengiye yakın gri; içi ise sarıdır. Yandığı zaman hoş bir koku verir. Kullanıldığı yerler: Dizanteri ve ishali keser. Hazım bozukluklarını giderir. Kansızlıkta faydalıdır. Anne sütünü artırır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik). Çoban düdüğü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Çiçekleri asılmış insana benzeyen ve köklerinden sahlep çıkarılan sahlepgillerden bir bitki (Lorogiosum).

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam ay, sağlam kişilik. 2.Şimşek, ay’ın şimşek gibi parlaklığı. 3.Yaprak, ay yaprağı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). Şimşek (elektrik mânâsına dahi getirilip Iran ve Hint’ te telgrafa «TAr-ı berki» derler).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaprak, varak. Berk-i gül: Gül yaprağı. Gül-i sadberk = Bir nevi gül. Berk ü bâr = Yaprak ve meyve. Bîberk ü neva = Elde, avuçta yok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Pek katı, sert. 2. Sağlam, metin, muhkem, e. Pek, sağlam olarak. («Pek» sözü bunun hafifletilmişi olsa gerektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard. solid. firm. strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into a mess when he should have known better.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A fool, especially one who got himself into the mess when he should have known better. a stupid person who is easy to take advantage of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [برق] şimşek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Sağlam, kuvvetli. 2.Katı, sert. Şiddetli. 3.Hızlı. 4.Orman. 3.Arı, şimşek, yaprak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Selçuklu Sultanı. (Öl. 1104). Melikşah’ın oğlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Kuzey Afrika’da eski bir şehir. - Kadın ve erkek adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Şakıma, parıldama. 2.Kıvırcık tüylü kuzu postu kürkü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, bozulmaz, yemin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. Farsça ber = istilâ edatı ve karar). Kararlı, kararlaşmış, yerleşmiş, devamlı, dâim: Şimdiki hâlinde berkarâr olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [برقرار] yerinde duran, karar eden. berkarâr olmak devam etmek, kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berk).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kama. 2.Altınordu hükümdarı. Cengiz Han’ın torunu ve Cuci’nin 3.oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - güçlü el.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fiz. berkelyum, bir radyoaktif unsur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aktinitlerden, atom ağırlığı 244 olan radyoaktif bir eleman. Bk senbolü ile gösterilir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بزکمال] en iyi şekilde, mükemmel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam güçlü kuvvetli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.) . Pekişmek, katılaşmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Katılaştırmak, takviye ve tahkim etmek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü soydan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Peklik, katılık, sertlik.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam, kişilikli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü tanınan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Berksan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soğuk ve keskin su.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlam, güçlü tanınmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü, sağlam kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Safran. 2. Kan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haçlı seferi; din uğruna yapılan savaş, cihat; kampanya, hararetli mücadele; (f). bu gibi bir mücadeleye katılmak, the Crusades Haçlı Seferleri. crusader (i). Haçlı Seferlerine katılan asker; bir reform veya başka davanın hararetli taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = gönül, şâd = mesrur). Gönlü sevinçli. Ar. mesrûrül-kalb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلشاد] gönlü şen. dilşâd etmek gönlünü şenlendirmek, mutlu etmek. dilşâd olmak gönlü şenlenmek, mutlu olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü hoş, sevilmiş.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mahzur, aleyhte olan durum, dezavantaj, zarar, ziyan. at a disadvantage (diğerlerine nispetle) daha zayıf bir durumda olmak, dezavantajlı olmak. be to somebodys disadvantage bir kimsenin zararına olmak. disadvantaged (s). normal sayılan menfaatlerde

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). menfaatine halel getirmek, yararına olmamak, zarar vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). mahzurlu, zararlı; müsait olmayan, elverişsiz. disadvantageously (z). aleyhine olarak, zararına olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (z). halk oyunlarında bir dans figürü; (z). sırt sırta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bunu kesin hatta yaklaşık olarak bilmek bile zor, çünkü evrim teorisi daha tam açıklığa kavuşmuş değil. İnsanı ne zamandan başlayarak insan nüfusuna dahil etmek gerekiyor hususu üzerinde bir fikir birliğine varılabilmiş değil.

Maymunlar gibi ellerini ayak gibi kullandığı zamanlardan mı, iki ayağı üzerine kalkmayı başardığı zamandan beri mi, yoksa toplumsal yapıda belli bir üretim yapabildiği, yani diğer canlılardan ayrı olarak içgüdüleri yerine aklını kullanmaya başladığı zamandan beri mi insanı “insan” saymak gerekiyor belli değil.

Tabii ilk insanlar da on binlerce yıl yiyecek bulma ve yaşama kaygılarından nüfus sayımına vakit ayıramadılar. Tahmini olarak bu sayının 60 milyar ile 110 milyar arasında olduğu sanılıyor. Kesin sayı vermeyi seven araştırmacılar ise dünyada 200 bin yıldan bu yana 70 milyar insanın doğup öldüğünü söylüyorlar. İu anda dünya nüfusunun 6 milyarı geçtiği hesaba katılırsa şu fani dünyadan gelip geçmiş insanların neredeyse yüzde 10’u hala aramızda.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cesed). Cesetler. (bk.) Ceset.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجساد] cesetler. 2.bedenler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. rasad). Rasadlar, gözlemler, (bk.) Rasad.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.f.i.) (Erkek İsmi) - Sevinçli, mutlu erkek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Oldukça mutlu, daha saadetli. 2.Çok hayırlı. – Türk dil kurallarına göre “d/t” olarak kullanılır. Esad b. Zürare: Sahabedendir. Künyesi Ebu Umame’dir. Akabe bey’atmdan önce müslüman oldu. 1.2.ve 3.Akabe bey’atlarında hazır bulundu. Medine’ye İslamı ilk tebliğ eden sahabidir. Hicretin II. yılında Şevval ayında (Bedir öncesi) vefat elti.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir binanın yüzü, cephe, dış görünüş, yalancı görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kan alan cerrah, kan alıcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاد] hacamat yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فجر صادق] tan ağartısı, şafak sökmesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(FECR-İ SADIK) (i. F. A.). Tan yerinde gün doğmadan belirip, gün doğuncaya kadar süren aydınlık, gerçek ten, hakikî fecir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fesat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فساد] fesat, bozukluk. 2.kötülük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. fesâd = karışıklık, F. Amihten = karıştırmak). Fesâd çıkaran, karıştıran, ikilik yaratan: FesâdAmîz birtakım sözlerle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ A. fesâd = karışıklık, F. engîhten = koparmak). Fesat koparan, ortalığı karıştıran.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) -Pırlanta gibi kıymetli ve neşeli. Gevherşad’. Baysungur’un annesi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kayma; buzlu dağ eteğinde kayma; dans ederken bir yana kayılarak yapılan figür; f. kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). GUI yaprağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Gül yaprağı. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشاده رو] güleç, güleryüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). 1. Ekin biçme: Köylüler, şimdi hasatla meşguldürler. 2. Ekin biçimi vakti, orak mevsimi: Hasatta ödemek üzere borç aldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasudluk, hasedcilik, çekememek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسادت] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hassat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حصاد] orakçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zırh yelek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsid). Haset edenler, kıskananlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesâd»dan masdar) (c. ifsâdât). 1. Bozma, halel verme, berbâd etme: Yediğim ham meyve midemi ifsâd etti. Kanı ifsâd olunmuş. 2. Fesâda uğratma, fitne ve kargaşalık verme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ افساد] bozma. 2.bozgunculuk yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bozmak, fesada sürüklemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İktisat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اقتصاد] tutum. 2.ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İla) (i. A.). İktisada alt, Fr. Economique.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economic. economical. pertaining to economics. amalgamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادی] ekonomik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.). İktisat ilmi veya iktisada alt şeyler, ekonomi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیات] ekonomi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقتصادیون] iktisatçılar, ekonomistler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesâd» dan masdar). Bozulma, fesada uğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Topluluk karşısında kendi veya başkasının eseri olan bir manzumeyi okuma.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rüşd»den masdar) (c, irşâdât). 1. Doğru yolu gösterme, doğru yola sevk, Osm. gafletten ikaz: Bu sözle beni irşâd ettiniz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارشاد] hidayete erdirme, doğru yolu gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Hazırlama. 2.Hazır olma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Doğru yolu gösterme uyarma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

hidayete erdirmek, doğru yolu göstermek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın irşadı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’d» dan masdar). Mesut etme, uğur ve saadet verme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yüceltme, yükseltme. 2.Kutlu kalma.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.İsad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kasada vazifeli şahıs, kasayı yöneten adam, kasa memuru.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کساد] sürümsüz, kesat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sürümsüzlük, revaçsızlık, satılmama, geçmeme: Ticarette çok kesat var. 2. Revaçsızlık, azlık, kıtlık, yokluk, az bulunma, Ar. nedret, kaht: Tahıl kesâdı vardır; para üesâdı var.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

moral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Eski Türklerde yiğit, alp.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Açma, Ar. feth: Kapıyı küşâd etti. 2. Yeni yapılan resmî bir yapının ilk defa olarak -açılması, Ar. iftitâh: Yeni lisenin küşâdı. Hastahanenin resm-i küşâdı. 3. Yayın çekilip atılması: Yaya küşâd vermek. 4. Oyun tarzı: Tavlada Osmanlı, frenk küşâdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (mûsiki). Uvertür.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Açılış, açma. 2.Fetih, fethetme. 3.Açılış merasimi, küşad resmi. 4.Yayın gerilip bırakılması. 5.Musikide uvertür. 6.Bir cins tavla oyunu. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Açık, Ar. meftûh: Onun kapısı daima küşâdedir. 2. Ferah, şen, sevimli. Küşâde-dil, küşâde-hâtır = Gönlü ferah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Küşad). 2.Açık. 3.Ferah.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutbay).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ کشاد] açma. 2.açılma, açılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

açılış yapmak, açmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. mâ = bağlama edadı, sadak = «sıdk» dan geçmiş zaman). Doğru olan, uygun: Falân söze mâsadak olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مقصد] amaç.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan im.), (c. marâsıd). 1. Gözetip beklemeye mahsus yer. 2. Yıldızlara ve gökyüzüne bakmaya mahsus Aletleri koymaya mahsus yüksek yapı, rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Masat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ia. A.) (cerrahî). Kan almada kullanılan cerrah neşteri ve zenbereğiMİFTAH

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rasad»dan ia) (c. merâsıd). Gökyüzüne ve yıldızlara bakmaya mahsus Alet, teleskop.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرصاد] gözlemevi, gözlem yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kaza, belâ, talihsizlik, felâket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış öğüt veya bilgi vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan masdar). İki kişi arasında sâdıkane davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» dan imef.) (c. musaddaka). Gerçeklendirilmiş, tasdik olunmuş, doğru olduğu resmî bir makam tarafından yazılı şekilde tasdik edilmiş: Musaddak bir mukavele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sıdk» dan if.) (mü. musaddıka). Bir sözün yahut bir işin veya yazılmış bir şeyin doğru ve sahih olduğunu ispat ve tasdik eden.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gerçekliğini ve geçerliliğini resmi yazı ile bildiren. Tasdik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûf» tan masdar). Rastgelme, birlikte bulunma, tesadüf etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadmeden masdar) (c. müsâdemât). t. Çarpışma, tokuşma, çatma, vuruşma. 2. İki düşman birliğin ansızın karşı karşıya gelmesiyle olan küçük çarpışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûr»dan masdar) (c. müsaderât). 1. Tanzimat’tan önce, suçlunun mallarının hazineye alınması. 2. Yasak bir şeyin resmen zabtı: Kaçak eşya müsâdere olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annexation. confiscation. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment execution. confiscation. seizure. forfeiture. detention charges. impoundage impounding. levy of distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «Südûf» tan if.) (mü. müsâdife). 1. Rasgele birlikte bulunan, rast gelen: Dün yolda ona müsâdif oldum. 2. Takvimce meşhur bir olayın geçtiği (gün) («mütesâdif» dememeli).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادف] rastlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadv» dan if.). Bir işe girişen, teşebbüs eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan» if.). Başa geçip oturan, başta kurulan, Osm. tasaddur eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Türkler’in yaptığı bir Arapça kelimedir). Tesadüf eden, rastgelen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadme» den if.) (mü. mütesâdime). Çarpışan, tokuşan, birbirine vuran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصادمه] çarpışma. 2.çatışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادره] mal varlığına el koyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mal varlığına el konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mal varlığına el koymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادف] rastlar, rastlayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متصادف] rastlayan, tesadüf eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F). Şâd olmayan, kederli. Dil-i nâ-şâd = Kederli gönül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sal volatile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Amonyak tuzu denilen, tuzlu ve yakıcı beyaz bir madde. Nişadır ruhu = Amonyak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nişâdırıyye) (kimya). Nişadıra (amonyaka) ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Nişadır.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Özü güçlü kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarampol, parmaklık, çit; savunmada kullanılan siper kazığı; çoğ. kayalık uçurum; f. etrafına kazıklar dikerek çit çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رصد] gözlem. 2.gözetleme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.gözlem yapmak. 2.gözetlemek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gözetip beklemeye mahsus yer. 2. Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rasathane.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [رصدخانه] gözlemevi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rasadiyye). Rasada ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رصدی] gözlemle ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «rasad» dan imüb.). Râsıd, astronomik rasad yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رصاد] gözlemci, gözlem yapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Doğru yolu bulup girme, hak yolunda yürüme. 2. Sultan Reşad adına basılan altın: Reşâd altını.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Doğru yolda, hak yolda yürüme. 2.Sultan Reşad; Osmanlı son dönem padişahlarındandır. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlı protokolünde şeyhlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رسم کشاد] açılış töreni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yanağını, yüzüne süren, yüzünü sürmüş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arap harflerinde kalın s harfi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. F.). Yüz, 100, Ar. mâe. Sadbâr = Yüz kere. Sad-pâre = Yüz parça, parça parça. Sad-çendân = Yüz o kadar. Sadhezâr = Yüz bin

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sedd»den if.). 1. Şeddeden, kapayan, engel olan. (I. A. tıp). 2. «Aksu» denilen göz perdesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SA’D) (i. A.). 1. Bahtiyarlık, kutluluk, uğur. 2. Uğur getiren şey, müneccimlere göre uğur sayılan şey. Sâd-ı Ekber = Müşteri (Jüpiter) gezegeni. Sâd-ı Asgar = Zühre (Venüs) gezegeni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinçli: Şâd olmak; gönlü şâd olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [صد] yüz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاد] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kederli, üzgün, mahzun, gamlı; hazin, acınacak, esef edilecek; keder verici, kasvetli; bedbaht; hayırsız, yetersiz; çok kötü. sad sack A.B.D., (argo) miskin. sadly z. kederle, hüzünle. sadness i. keder, hüzün, üzüntü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kutlu, uğurlu. İyilik, kuvvetlilik. Ashab isimlerinden, Sa’d b. Ebi Vakkas. Aşere-i Mübeşşere (Cennetle müjdelenmiş olanlar) dandır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevindirmek, mutlu etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sevinmek, mutlu olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sad = yüz, berk yaprak). Yüz yapraklı, katmerli. Gül-i sadberk = Bir çeşit gül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Uykusu tatlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) HAlinden memnun olan, sevinçli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinçli, memnun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Yüz ayaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (sad = yüz, pâre = parça). Yüz parça, parça parça. Dll-l sad-pir = mec. Parça parça olmuş gönül.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدا] ses.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Ses, yankı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ses. 2. Dağa veya diğer bir şeye çarpıp geri dönen ses, aks sadâ, yankı: Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş (BAkî).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Suya kanmış, sulu.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Suya kanmış, sulu, taze.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Suya kanmışlık, sulu olma, tazelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okluk, ok torbası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quiver (for arrows. quiver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Ok koymaya yarayan meşin torba. 2.Sabah yeli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sadakaet). Tanrı rızâsı için fakirlere verilen şey. Sadaka-i fıtr = Fıtra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. charity. handout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benefaction. charity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alms. benevolence. charity. dole. eleemosynary gifts. handout. tip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sıdk’dan. Ar. terkiplerde: sadâka). 1. Sâdıklık, dostluk, sevgi, vefâ. 2. İyiliği görülen veya çok büyük bir insana, efendiye içten bağlılık ve itaat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

adherence. allegiance. credit. faith. fidelity. loyalty. faithfulness. constancy. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allegiance. fidelity. loyalty. devotion. constancy. faith. fealty. troth. trustworthiness. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صداقت] bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) Dostluk, içten bağlılık, doğruluk, vefalılık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. devoted. faithfulness. religious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfulness. loyalty. devotion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithless. disloyal. unfaithful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyal. unfaithful. faithless. perfidious. untrue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infidelity. disloyalty. unfaithfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. unfaithfulness. infidelity. infraction of faith. insinuation of infidelity. perfidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit ipekli kumaş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinçli: Şâdân olmak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادان] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Keyifli, neşeli, sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. “sadr”dan). Sadrda, başta bulunma, öne geçme, başkanlık. 2. Sedâret-i uzmâ, sadrâzam makamı, sadrâzamlrk, imparatorluk devrinde başbakanlık. Sadârete geçmek — Sadrâzam olmak. Sadâret müsteşarı, sadâret mektupçusu (özel kalem müdürü). 3. Rumeli ve Anadolu kadıaskerliği pâyesi ki, fiilen bu iki görevde bulunanlara «sadreyn efendiler» denir ve şeyhülislâmdan sonra gelirlerdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدارت] sadrazamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sadâret = başkanlık, Fars. penâh = sığınak). Sadrâzamlara verilen bir unvan ve saygı hitâbı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadârete ve sadrâzama ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صدارت پناه] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. seyyid). Seyyidler. (bk.) Seyyid.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادات] seyyitler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Yüz yapraklı, katmerli. 2.Katmerli bir gül türü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kederlendirmek, keyfini kaçırmak, neşesini kaçırmak; kederlenmek, neşesi kaçmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. eyer, semer; sele, bisiklette oturacak yer; sırtın alt kısmındaki et (koyun); coğr. bel, semer, boyun; semere benzer şey; f. semer vurmak, eyerlemek; yüklemek. saddle a person with a task birine zor bir iş yüklemek. saddle horse binek atı . sa

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sırtı çukur olan herhangi bir şey; sırtında semere benzer çizgileri olan kuş veya kelebek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hurç, heybe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haşa, eyer altına konan keçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saraçlık; saraciye; saraçhane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eyer kaltağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Musevilikte ahret ve ölümsüzlüğü yadsıyıp özdekçiliğe yönelen kimse, Saduki Saddu cean s. Sadukilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADE) (i. F.). 1. Karışmış olmayan, basit, düz. 2. Süssüz, gösterişsiz: Pek sade bir elbise. 3. İçine bir şey karışmamış, hâlis, sâf, temiz: Bu süt, bu yağ sadedir. 4. Gösterişsiz, tumturaksız, tantanasız, düz: Sade kıyafet, sade dil. 5. Şekersiz (kahve), peynir ve kıyma gibi harcı olmayan (börek) vesaire. 6. Doğru, hâlis: Sade adam, sade yürekli. 7. Sâf, bön: Zavallı pek sadedir. 8. Tek, katıksız: Sade suya pişmiş çorba. 9. Kat kat ve katmerlisi olmayan, bir katlı: Karanfilin katmerlisi de olur sadesi de. 10. (Türkçe) Yalnız, ancak: Sade ben geldim, o adam sade benim işim olsun diyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. pure. simple. mere. unmixed. stark. homely. homespun. unadorned. artless. austere. bald. bare. chaste. frugal. russet. rustic. severe. simplificative. sober. unsophisticated. merely. only. just. frugally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. austere. bald. black. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. plain. quiet. severe. simple. sober. stark. unmixed. pure. mere. unsweetened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. simple. unaffected. unpretentious. artless. bare. chaste. elegant. elementary. frugal. homely. rustic. single. spartan. stark. unobtrusive. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساده] basit. 2.yalın. 3.süssüz. 4.sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. sâde-dilân). 1. İçi temiz, hile bilmez insan. 2. Bön, saf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. sâderûyân). Yüzü tüysüz delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. only. simply. merely. exclusively. nothing but. but. nigh but. nothing else. purely. solely. itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. exclusively. just. mere. merely. only. simply. solely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merely. solely. only. just. entirely. simply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yakınlık, civar (Ar.’da asıl mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde kullanılmaz). 2. Kasit, niyet, teşebbüs: Uzun bir seyahat etmek sadedinde bulunuyor. 3. Madde, maksat, mânâ, mevzû: Sadetten ayrılmayalım, sadedin dışına çıkmayın, sadede, sadedimize dönelim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدد] konu, asıl mesele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saadeddin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساده دل] saf, temiz yürekli. 2.ebleh, bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Temiz yürekli. 2.Saf, bön.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساده دلانه] safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدف] sedef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. içinde inci bulunan kabuklu deniz böceğinin bir teki ve bir kabuğu. 2. (anatomi) Kulağın salyangoz şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sadefiyye) (paleaontolojl). Kabuklu deniz böceklerinden bir çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadelik, düzlük, süssüzlük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple / plain / unaffected. to become simpler / purer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth / to become simple / plain / unaffected. to simplify / to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ساده لوح] saf, temiz yürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sade olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. simpleness. plainness. homeliness. austerity. frugality. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. simpleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sadme’nin c.). 1. Çarpmalar, çatmalar. 2. mec. Ansızın başa gelenler. 3. Patlamalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمات] sadmeler, çarpmalar, darbeler. 2.musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saded.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main point under discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tesniye). Müneccimlere göre uğur sayılan Müşterî ile Zühre gezegenleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.“İki uğurlular”. 2.Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) gezegenleri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Hintli fakir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. «bat» dan). Ördek, ördek gibi: Badi badi yürümek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sevinç.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادی] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mutlulukla, uğurla ilgili, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevinç, mutluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıdk» tan if.) (c. asdika, sâdıkaat) (mü. sâdıka). 1. Doğru, sahih, gerçek, zıddî: kâzib. 2. Sadakatli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sadique). T. Sadizm sapıklığına uğramış kimse. 2. Bu şekildeki davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

loyal. faithful. obedient. devoted. true-blue. true-hearted. adhesive. constant. devout. stanch. staunch. trusty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constant. devoted. faithful. loyal. stalwart. staunch. steadfast. true. truehearted. trusty. unswerving. sincere. honest. veracious. staunch sadakatli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

devoted. faithful. loyal. true. honest and accurate. constant. sincere. staunch. thick and thin. truehearted. trusty. unfailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صادق] yürekten bağlı olan. 2.doğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Doğru gerçek hakiki, yalan olmayan, sahte olmayan. Sadakatli, samimi, bağlı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). Sadakatle, bağlılıkla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

faithfully. with loyalty. closely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادق القول] doğru sözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. sedilia) kilisede papazlara mahsus iskemle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sudûr» dan if.) (mü. sâdıra). Çıkan, meydana gelen: O adamdan böyle iş sâdır olmaz. Şeref-sâdır, şeref-sudûr = Şerefle sâdır olan (ekseriya hükümdar emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادر] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hayrette kalan, şaşıran.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.çıkmak, meydana gelmek. 2.imzadan çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sadır).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صادره] çıkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. iki ucu sivri ve sap çıkarılabilen eski bir çeşit ütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.’dan). Yüksek bir havuzun içine fıskiye hâlinde akıp oradan dökülen su ki ekseriya cami avlularında olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A.) (mü. sâdise). Altıncı Fars. şeşüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادس] altıncı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Altıncı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.). Altıncı olarak, altıncı derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سادسا] altıncısı, altıncı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sadizm. sadist i. sadist kimse. sadistic s. sadist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). Sadik (sadique) yerine kullanılan uydurulmuş kelime, (bk.) Sadik.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sadique

ruh b. elezer

1. Başkalarına acı çektirerek cinsel doyum sağlayan (kimse). 2. Başkalarına acı çektirmekten zevk duyan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malevolent. sadist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who obtains pleasure from inflicting pain or others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadist. sadistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

someone who obtains pleasure from inflicting pain or others.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. sadistçe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Memnunluk, sevinç, gönül ferahlığı. 2.Güzel sesle şarkı okuyan, şiir söyleyen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şantöz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Marquis de Sade’ın adından). Başkasına eziyet etmekten zevk duymak şeklinde kendisini gösteren sapıklık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. sadisme

ruh b. elezerlik

Başkalarına acı çektirme yoluyla cinsel doyum sağlama biçiminde kendini gösteren bir tür sapıklık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadism. sadism elezerlik. sadistlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sadism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok sevinçli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادمان] sevinçli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادمانی] sevinç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sademât). 1. Çarpma, vurma, çatma: Gemi sadmeye uğradı, rıhtıma şiddetli bir sadme ile çarptı. 2. mec. Ansızın başa gelen felâket: işini yoluna koymuş iken bir sadmeye uğradı. 3. (kimya) Patlama, (tıp) Sadme-i mün’akise, ■adrru-l mukabele = Bir tesirden sonra onun zıddına ortaya ;ıkan şiddetli tesir, Fr. contreeoup.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمه] çarpma, vurma, tokuşma. 2.musibet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gönlü memnun.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [صدپاره] yüz parça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدر] göğüs. 2.baş. 3.başköşe. 4.sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sudOr). 1. Göğüs: Sadrını madalyalarla süslemiş. IIlet-l sadr = Göğüs hastalığı. 2. Yürek, kalb, hatır: Sadra şifâ verecek bir haber, bir cevap yoktur. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yüksek yer: Sedra geçmek, sadırda kurulmuş (odanın baştarafında oturmaya mahsus olan «sedir bundan galattır. (bk.) Sedir). 4. Başbakan, en yüksek makamda bulunan. Sadr-ı Anadolu = Anadolu kazaskeri. Sadr-ı RÜm = Rumeli kazaskeri. 5. («sadrâzamı dan hafifletilmiş) Sadr-ı lâhık, sadr-ı sâbık (şimdiki sadrâzam, eski sedrâzam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anadolu kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اعظم] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rumeli kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADR-I AZAM) (i. F„ Ar. sadr = baş, Azam = en büyük). Osmanlı devletinde önceleri veztr-l Azam denen başvezir, başbakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. tas.). Anadolu ve Rumeli kazaskerleri: Sadreyn Efendiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sedriyye). Göğüse ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Göğüsle ilgili, göğse ait. 2.Anneye nisbetle çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadri).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [صدسال] yüzyıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Tanrının kullu, talihli kıldığı kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sevinçli, neşeli, memnun.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شادروان] şadırvan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gücüyle tanınmış, ün yapmış.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şeref; sâdır = sudûr eden, çıkan). Şerefle sudûr eden, çıkan («şeref-sânih» gibi padişah emirleri hakkında kullanılırdı).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

padişahın emriyle çıkmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kadınlara mahsus ve yan binilen eyer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şimşir ağacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شمشاد] şimşir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - 1.Şafak çizgisi. 2.Parlayan şimşek..

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Teşebbüs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصدی] girişme, başlama, el atma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

girişmek, başlamak, el atmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. tasaddukaat). Sadaka verme, sadaka olarak verme: Malını tasadduk etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadr» dan masdar). Başa geçme, en. başta oturma, öne ve ileriye geçme: Bu adam tasadduru çok sever, daima tasaddur etmek ister.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rast gelme, aramaksızın bulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fluky. flukey. coincidence. incidence. hap. fortuity. chance. encounter. accident. conjunction. contingency. happenstance. chance meeting. chance event. happening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincidence. chance event. accident. a chance meeting. an accidental encounter. chance. hazard. casual event. casus. conjunction. lottery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rastgele

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by coincidence. accidentally. haply. incidentally. fortuitously. by accident. casually. causelessly. in passing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidentally. incidentally. by chance. by coincidence. by accident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by chance. by accident. fortuitously. by coincidence. coincidentally. accidentally. by haphazard. by misadventure. peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Rastgeie olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. casual. chance. coincidental. concurrent. contingent. fortuitous. incidental. stray.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. coincidental. fortuitous. chance. casual. adventitious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadm» dan) (c. tesâdümât). Çarpışma, tokuşma (müsademe gibi).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصادف] rastlama. 2.rastlantı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlanmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

rastlamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفا] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادفی] rastlantı eseri, rastgele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تصادم] çarpışma, tokuşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çarpışmak, tokuşmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). Verem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. tuberculose

tıp verem

Herhangi bir organa ve en çok akciğerlere yerleşen Koh basilinin yol açtığı ateşli ve bulaşıcı bir hastalık.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white plague.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuberculosis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın kişilikli yiğit..

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eyerini çıkarmak; eyerden düşürmek, attan düşürmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şimşek gibi parlak akıllı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. illicit. lawless. unlawful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

illegal. unlawful. against the law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by