Sade ne demek? | Sade anlamı nedir? | Sade

Sade anlamı nedir?

Sade ne demek?

Sade anlamı nedir?

Sade | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sade

Türkçe Sözlük

(SADE) (i. F.). 1. Karışmış olmayan, basit, düz. 2. Süssüz, gösterişsiz: Pek sade bir elbise. 3. İçine bir şey karışmamış, hâlis, sâf, temiz: Bu süt, bu yağ sadedir. 4. Gösterişsiz, tumturaksız, tantanasız, düz: Sade kıyafet, sade dil. 5. Şekersiz (kahve), peynir ve kıyma gibi harcı olmayan (börek) vesaire. 6. Doğru, hâlis: Sade adam, sade yürekli. 7. Sâf, bön: Zavallı pek sadedir. 8. Tek, katıksız: Sade suya pişmiş çorba. 9. Kat kat ve katmerlisi olmayan, bir katlı: Karanfilin katmerlisi de olur sadesi de. 10. (Türkçe) Yalnız, ancak: Sade ben geldim, o adam sade benim işim olsun diyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. pure. simple. mere. unmixed. stark. homely. homespun. unadorned. artless. austere. bald. bare. chaste. frugal. russet. rustic. severe. simplificative. sober. unsophisticated. merely. only. just. frugally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artless. austere. bald. black. chaste. conservative. homely. literal. lowly. modest. plain. quiet. severe. simple. sober. stark. unmixed. pure. mere. unsweetened.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

plain. simple. unaffected. unpretentious. artless. bare. chaste. elegant. elementary. frugal. homely. rustic. single. spartan. stark. unobtrusive. unsophisticated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساده] basit. 2.yalın. 3.süssüz. 4.sadece.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). haçlı seferi; din uğruna yapılan savaş, cihat; kampanya, hararetli mücadele; (f). bu gibi bir mücadeleye katılmak, the Crusades Haçlı Seferleri. crusader (i). Haçlı Seferlerine katılan asker; bir reform veya başka davanın hararetli taraftarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir binanın yüzü, cephe, dış görünüş, yalancı görünüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kayma; buzlu dağ eteğinde kayma; dans ederken bir yana kayılarak yapılan figür; f. kaymak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشاده رو] güleç, güleryüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hasudluk, hasedcilik, çekememek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسادت] kıskançlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Evet doğrudur. Hatta bu konuda çok ileri gidilirse ölüme yol açabilecek zehirlenmeler bile olabilir. Fakat havuçtan zehirlenme olayı o kadar azdır ki, patatesin yeşillenmiş kısmının yaratabileceği zehirlenmenin yanında değerlendirmeye bile alınmaz.

Havuç, kökü yenilen otsu bir bitkidir. İlk olarak bundan 3 bin yıl kadar önce Orta Asya’da Afganistan dolaylarında yetiştirilmiş, buradan da Ortadoğu yoluyla dünyaya dağılmıştır. Aslı yol kenarlarında, kıraç yerlerde yetişen yabani havuçtur.

İlk havuçların renkleri turuncu değildi. Beyaz, pembe ve sarı idiler. Turuncu veya kırmızımsı havuçlar 1600’lü yıllarda Hollandalılar tarafından geliştirilmişlerdir. Günümüzde tüketilen havuçların hemen hemen tümü Hollanda kökenlidir. Beyaz ve sarı renkteki havuçlar yem olarak kullanılırlar.

Çok besleyicidir. Çiğ veya pişmiş olarak yenilebilir, içinde yüzde dokuz karbon hidrat ve karoten denilen boya maddesi bulunur. Bu boya maddesi, rengi sarı ve turuncu olan bütün meyve ve sebzelerde bulunur. Bunlar yenildiğinde vücudumuz, karoteni A-vitaminine çevirir. Bir adet havuç vücudumuzun günlük A-vitamini ihtiyacının yüzde 220’sini karşılar.

A pro-vitamini şeklinde havuçta bol miktarda bulunan karoten, sağlıklı büyümeye, derimizi ve saçlarımızı canlı tutmaya yarar, enfeksiyonlara karşı vücuda direnç kazandırır, ayrıca geceleyin iyi görmeye yaradığı da ileri sürülüyor. Kandaki hemoglobin miktarını arttırarak kanın tazelenmesini sağlar. Kaynatılarak içilen suyu ishale iyi gelir. Karoten sadece havuçta değil kavunda ve balkabağında da vardır.

Havuç çok miktarda yenildiğinde cildi turuncu renge çeviren de bu karoten denilen turuncu renkli boya maddeleri, yani pigmentlerdir. Aslında normal olarak yenildiğinde bir tesiri olmayan karoten çok miktarda yenilen havuç vasıtası ile aşırı alındığında cildin rengini de değiştirir ama bu geçicidir. Ancak ısrarla aşırı havuç yenilmesine devam edilirse ciddi sonuçları görülebilir.


Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.İsad).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Açık, Ar. meftûh: Onun kapısı daima küşâdedir. 2. Ferah, şen, sevimli. Küşâde-dil, küşâde-hâtır = Gönlü ferah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Küşad). 2.Açık. 3.Ferah.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûf» tan masdar). Rastgelme, birlikte bulunma, tesadüf etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sadmeden masdar) (c. müsâdemât). t. Çarpışma, tokuşma, çatma, vuruşma. 2. İki düşman birliğin ansızın karşı karşıya gelmesiyle olan küçük çarpışma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clash.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «südûr»dan masdar) (c. müsaderât). 1. Tanzimat’tan önce, suçlunun mallarının hazineye alınması. 2. Yasak bir şeyin resmen zabtı: Kaçak eşya müsâdere olunur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

annexation. confiscation. seizure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attachment execution. confiscation. seizure. forfeiture. detention charges. impoundage impounding. levy of distress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصادمه] çarpışma. 2.çatışma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصادره] mal varlığına el koyma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mal varlığına el konulmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

mal varlığına el koymak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şarampol, parmaklık, çit; savunmada kullanılan siper kazığı; çoğ. kayalık uçurum; f. etrafına kazıklar dikerek çit çevirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Osmanlı protokolünde şeyhlere verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Yanağını, yüzüne süren, yüzünü sürmüş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. sâde-dilân). 1. İçi temiz, hile bilmez insan. 2. Bön, saf adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. sâderûyân). Yüzü tüysüz delikanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

just. only. simply. merely. exclusively. nothing but. but. nigh but. nothing else. purely. solely. itself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alone. exclusively. just. mere. merely. only. simply. solely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

merely. solely. only. just. entirely. simply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Yakınlık, civar (Ar.’da asıl mânâsı olan bu mânâ ile dilimizde kullanılmaz). 2. Kasit, niyet, teşebbüs: Uzun bir seyahat etmek sadedinde bulunuyor. 3. Madde, maksat, mânâ, mevzû: Sadetten ayrılmayalım, sadedin dışına çıkmayın, sadede, sadedimize dönelim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدد] konu, asıl mesele.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saadeddin).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساده دل] saf, temiz yürekli. 2.ebleh, bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Temiz yürekli. 2.Saf, bön.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ساده دلانه] safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدف] sedef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. içinde inci bulunan kabuklu deniz böceğinin bir teki ve bir kabuğu. 2. (anatomi) Kulağın salyangoz şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sadefiyye) (paleaontolojl). Kabuklu deniz böceklerinden bir çeşit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sadelik, düzlük, süssüzlük.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Bir gül kadar sade, temiz ve güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become simple / plain / unaffected. to become simpler / purer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to simplify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause sth / to become simple / plain / unaffected. to simplify / to purify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ساده لوح] saf, temiz yürekli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sade olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. simpleness. plainness. homeliness. austerity. frugality. severity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. simpleness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simplicity. plainness. unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sadme’nin c.). 1. Çarpmalar, çatmalar. 2. mec. Ansızın başa gelenler. 3. Patlamalar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدمات] sadmeler, çarpmalar, darbeler. 2.musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Genç delikanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saded.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

main point under discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tesniye). Müneccimlere göre uğur sayılan Müşterî ile Zühre gezegenleri.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.“İki uğurlular”. 2.Venüs (Zühre) ile Jüpiter (Müşteri) gezegenleri. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by