Sadr-ı A’zam ne demek? | Sadr-ı A’zam anlamı nedir? | Sadr-ı A’zam

Sadr-ı A’zam anlamı nedir?

Sadr-ı A’zam ne demek?

Sadr-ı A’zam anlamı nedir?

Sadr-ı A’zam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sadr azam

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اعظم] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Azîm» den itaf.) (mü. uzma) (c. aâzım). Daha veya pek ve en büyük, Ar. ekber: Türk şairlerinin Azami. İmlm-ı Azam = Hanefî mezhebinin kurucusu olan Ebû-Hanîfe NÜmân bin SAbit. Sadr-ı Azam = Osmanlı devletinde başbakan, vezîr-i Azam, sadr-ı Alî.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - En büyük, daha büyük, ulu. İmam-ı Azam Ebu Hanife: Hanefi mezhebinin kurucusu. Büyük alim ve müctehid.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin ululuğu, emaneti. - Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Büyüklük, ululuk: Azamet-i İlâhîye = Tanrı’nın ululuğu. (Bu mânâ ile başlıca Tanrı hakkında kullanılır; insan hakkında kullanıldığı zaman aşağıdaki ikinci mânâya gelir): 2. Kibir, gurur, büyüklük taslama, bencillik: Bu adamın da azameti çekilir şey değildir. 3. Debdebe, tantana: Geçit resmi pek azametli oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tenacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. vanity. greatness. grandeur. majesty. magnificence. grandiosity. sublimity. pride. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandeur. majesty. greatness. arrogance. conceit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عظمت] büyüklük, ululuk. 2.çalım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Büyüklük, ululuk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Azamet taslayan, çalım satan, kurum satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

veya AZAMETLÜ (i.). 1. Büyük, ulu, celâl sahibi: Ey azametli Allahım. 2. Kibirli, kibirlenen, mağrur: Azametli adamdan kimse hoşlanmaz. 3. Tantanalı, debdebeli: Azametli bir alayla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stuck up.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

great. grand. arrogant. conceited.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). I. En yüksek, en büyük, en çok. 2. Maksimum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maximal. outside. greatest. maximum. utmost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

utmost. maximum. greatest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Atık oluşturmadan kaçınma, buna karşılık kaynaklardan gerçekleştirilen üretimin niceliğini ve niteliğini arttırma çalışmalarını içeren koruma önlemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Büyüklük hâli (matematik). Cebirde bir rakamın diğerinden büyük olması

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غير منتظم] düzgün olmayan, düzenli olmayan, düzensiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حد اعظمی] en çok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Mermilere karşı muhafazalı top yuvası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nizâm» dan if.) (mü. muntazama). 1. Sıralanmış, sıraya konmuş, bir düzüye olan: Muntazam ağaçlar. 2. Düzeninde olan, tertipli: Pek muntazam bir idare; o mektebin dersleri pek muntazamdır. Asâkir-i muntazama = Eskiden başıbozuk ve gönüllüler dışındaki asıl ordu. Gayrı muntazam = Düzensiz. Asikir-i gayrı muntazama = Başıbozuk asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular. formal. neat. in good order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regular. shipshape. steady. tidy. orderly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

neat. normal. regular. steady. uniform. orderly. even. methodical. disciplined. systematic. systematical. clear-cut. set. formal. arranged. always. coordinate. even running. settled production. tidy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظم] düzenli, düzgün, intizamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regularly. steadily. in an orderly way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [منتظما] düzenli olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan if.) (mü. mutazammıne). İçine alan: Bu tâbir o mânâyı da mutazammındır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متضمن] içeren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدر] göğüs. 2.baş. 3.başköşe. 4.sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sudOr). 1. Göğüs: Sadrını madalyalarla süslemiş. IIlet-l sadr = Göğüs hastalığı. 2. Yürek, kalb, hatır: Sadra şifâ verecek bir haber, bir cevap yoktur. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yüksek yer: Sedra geçmek, sadırda kurulmuş (odanın baştarafında oturmaya mahsus olan «sedir bundan galattır. (bk.) Sedir). 4. Başbakan, en yüksek makamda bulunan. Sadr-ı Anadolu = Anadolu kazaskeri. Sadr-ı RÜm = Rumeli kazaskeri. 5. («sadrâzamı dan hafifletilmiş) Sadr-ı lâhık, sadr-ı sâbık (şimdiki sadrâzam, eski sedrâzam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anadolu kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اعظم] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rumeli kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADR-I AZAM) (i. F„ Ar. sadr = baş, Azam = en büyük). Osmanlı devletinde önceleri veztr-l Azam denen başvezir, başbakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. tas.). Anadolu ve Rumeli kazaskerleri: Sadreyn Efendiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sedriyye). Göğüse ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Göğüsle ilgili, göğse ait. 2.Anneye nisbetle çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadri).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «zımn» dan masdar). İçinde bulundurma, başlıca şeyler arasında bir şeyi de içine alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

implication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تضمن] içinde bulundurma. 2.kefil olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

1.içinde bulundurmak. 2.kefil olmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). En büyük üstâd. Abdülhak HAmid Tarhan’a verilen unvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by