Sadr-ı Rüm ne demek? | Sadr-ı Rüm anlamı nedir? | Sadr-ı Rüm

Sadr-ı Rüm anlamı nedir?

Sadr-ı Rüm ne demek?

Sadr-ı Rüm anlamı nedir?

Sadr-ı Rüm | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sadr rum

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rumeli kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open session. open sitting. panel. discussion. debate. hearing in public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bir tehlikeyi veya haberi bildiren işaret veya tertibat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). aşı, antiserum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (anat). oyuk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Brokerage House)

Sermaye piyasası faaliyetinde bulunmak üzere Sermaye Piyasası Kurulu tarafından aracılık yetkisi verilmiş anonim ortaklıklardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (bot). yılanyastığı, danaayağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). altın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint session.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Yeraltında kemerli büyük mahzen ki kiler veya zindan gibi kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. cellarage. halicarnassus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement. cellar. subterranean vault. dungeon. cellerage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. gösteriş1i fakat değersiz; sahte, taklit; i. şatafatlı fakat değersiz olan şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. İbranice). Tavşankulağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) («burmak» tan). Burma, kıvırıp yarma. (e.). Kıvırıp koparmayı belirtir: Burum burum koparmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) 1. Bürüme, katlama, katlayış. 2. Bürülmüş, katlanmış şey: Bir bürüm kaymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koza gibi yumaklanmış şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ham iplikten dokunmuş bez: Bürümcük çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gauze. crepe. gossamer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crimped fabric. crêpe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tulle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Acele, baştan savma, ehemmiyet vermeksizin çabuk bitiriverme. 2. Başı örtülü, kapalı, izahat ve tafsilât vermeksizin toptan ifade.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sarmak, Osm. leffetmek: Başını bir tül ile bürüdü. 2. Etrafını almak, çevirmek, ihâta etmek, kaplamak: Ortalığı sis bürüdü. Duman gözlerimi bürüdü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cover up. to wrap. to enfold. to invade. overrun with weeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra, -brums) üstü işlemeli kollu şamdan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, Ar. râbî. (bk.) Çehârüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dördüncü, (bk.) ÇArüm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -trums, -tra) merkez, orta; (anat). omurgalılarda gövde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). (çoğ -bra)., (anat). asıl beyin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak kiri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Potansiyel olarak tehlikeli atık maddelerin çevreye boşaltılmasının asgariye indirilmesi ya da önlenmesi amacıyla kaynakların yönetimi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Kirleticiler ile ilgili tüm kanun ve yönetmelikleri uygulamak ile görevli Amerikan federal kuruluşu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). küçük horoz; büyüklük taslamaya özenen kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). memeli hayvanların doğumdan sonraki ilk sütü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). cevabı kelime oyununa dayanan bir çeşit bilmece.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Toplanıp gelme: Balık cörümü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school of fish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). kırıntı, ekmek kırıntısı; parça, zerre; ekmek içi; (A.B.D), argo değersiz kimse; (f). ufalamak; kırıntılarla süslemek (yemek); sofradan kırıntıları toplamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). harap olmak, çökmek; parçalanmak; ufalamak, ufalanmak. crumbly (s). kolaylıkla ufalanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (A.B.D)., argo pis, köhne, bakımsız, adi, kötü, ikinci kalite; (ing)., argo tombul, balık etinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekmek kadayıfına benzer kızarmış bir hamur tatlısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). buruşturmak, buruşmak, örselemek, örselenmek; çökmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

CİRM, CÜRM, CÜRÜM (i. A.) (c. ecrim) (cürm şeklinde okunması galattır). 1. Ruhsuz cisim: Ecrâm-ı felekiyye, ecrlm-ı semâviyye = Gökteki seyyare ve yıldızlar. 2. Büyüklük, hacim: Cirmi ne kadardır?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (bunun cem’i yerine «cerime» nin cem’i olan «cerâim» kullanılıyor). 1. Kabahat, günah, suç: Benim cürmüm ne idi ki, bu kadar çekiyorum? 2. (hukuk). Ceza kanununun emrettiğini yapmamak ve yasakladığını yapmak suretiyle edilen hareket ki, suçun ağırlığı derecesine göre cinayet, cünhâ ve kabahate bölünür.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crime. offense. felony. misdemeanor. criminal offence. criminal offence offense. public offence. tortious act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. dry-rot. putrefaction. decomposition. corruption. rottenness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corrosion. decay. putrefaction. rot. corruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decay. corrosion. putrefaction. rot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Enzimlerin etkisiyle organik dönüşmesini ifade etmekte kullanılan, atık su arıtımıyla ilgili terim. Örnek: Lağım çamurunun anaerobik çürütülmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaş yerde durmaktan lifleri bozulup tutmaz olmak ve yu muşayıp kokmak. Osm. tefessüh etmek: Bu meyveler çürüdü, bu direkler çürümüş. 2 Berelenmek, morarmak, zedelenmek: Vücu du yer yer çürümüş. 3. Müdafaaya c memek, işe yaramaz hale gelmek: Bizim dâvâmız çürüdü. 4. Sıkıntılı bir yerde çok durmaktan bitmek ve harap olmak: Hapishanede çürüdü. 5. itibardan düşmek. 6 Tahsil ve geri alınması imkânsız olmak batmak: O adama verdiğimiz para çürüdü

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rot. decay. spoil. go bad. become unsound. decompose. canker. decline. fester. go off. languish. molder. moulder. perish. putrefy. sphacelate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bruise. corrode. decay. decompose. languish. moulder. perish. putrefy. rot. spoil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to decay. to rot. to putrify. to go bad. to be refuted. to be bruised. decompose. go to the bad or dogs. molder. molder away. perish. putrefy. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

addled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

putrefaction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decayed. rotten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). edebe uygun olma, terbiyeli olma, rabıtalı olma; münasip surette hareket.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caries.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). okyanusun rüzgârların hafif ve sakin olduğu ekvatora yakın kısımları; iş ve sanat gibi çevrelerde durgunluk, sükunet; kasvet, keder, bezginlik, sıktntı. be in the doldrums canı çok sıkkın olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). davul, trampet, dümbelek, darbuka; davul sesi veya ona benzer ses; (anat). timpan boşluğu, davul boşluğu (orta kulağın bir parçası); (mim). alın; (mak). gömlek, silindir. drumbeat (i). davul sesi. drumhead (i). davul derisi. drumhead court-martia

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (med, ming) davul çalmak; sert bir yüzeye ritmik bir şekilde parmaklarla vurmak; davul sesi çıkarmak; davulla tempo tutmak; davul sesi ile bir araya toplamak, çağırmak; devamlı tekrar ederek aklına sokmak; kanat veya ayaklarıyla davul sesi çıkarm

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (zool). Sciaenidae familyasından davul sesi çıkaran bir çeşit balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (jeol) buzul birikintilerinden meydana gelmiş dar uzun yığın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).davulcu, trampetçi; ABD gezgin satıcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaziyet, hal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Katlama, katlanma, devşirme, büklüm. 2. Kumaş vesairenin katlama yeri, katlandığı yerdeki çizgi: Dürümii bozulmamış = Katlama yerleri belli, daha yeni, çok kullanılmamış. 3. Bir kere katlanmak miktarı, lüle: Bir dürüm kaymak. Dürüm dürüm = Büklüm büklüm. 4. İçine peynir konup dürülmüş yufka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condition. situation. state. circumstance. case. position. status. attitude. score. occasion. state of affairs. ball game. conjuncture. context. estate. event. fact. fettle. footing. instance. lay. lie. pass. plight. posture. repair. set. set-up. sha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capacity. case. circumstance. condition. footing. occasion. order. point. position. situation. state. status. things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

state. condition. situation. circumstances. status.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheat with hard dark-colored kernels high in gluten and used for bread and pasta; grown especially in southern Russia, North Africa, and northern central North America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

roll. fold. pleat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). unundan makarna yapılan bir cins buğday (bot.) Triticum durum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kulak zarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

educational institution. educational establishment / institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. eskiden bulunan doğal bir çeşit altın ve gümüş alaşımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. Lazer pikap, bir darbe ya da titreşim sonucunda yerinden oynarsa, bu belleğe yazılı veriler, sesin kesilmesini önler. Yeni Sony CD tepsili cihazlarda bulunan gelişmiş G-PROTECTION™ teknolojisi, yalnızca 0,5 saniye içinde lazerin yeniden odaklanmasını sağlarken “alpha GEL®” sönümleyici düşük frekanslı titreşimleri emmektedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgı, musiki Aleti.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrument

1. müz. çalgı, 2. tic. mali belge

1. Müzik aleti, çalgı aleti. 2. Kredi açılışını göstermek için çıkarılan ve ikrazcı bankaya finansman yenilemesi yapmayı sağlayan senet.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument. musical instrument. ax. axe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument çalgı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrument.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumental

müz. sözsüz

Sözleri olmaksızın çalınan (müzik).


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

instrumental music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. instrumentalisme

fel. araççılık

Düşünme biçimlerinin, kuramların, mantık ve ahlak biçimlerinin yalnızca hayatın değişik şartlarına uyma araçları olduğunu savunan dünya görüşü.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. musiki). Çalgıları inceleyen musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Diskten okunan CD verileri, geçici bir tampon bellekte tutulur ve sürekli buradan okunur. CD verisinin sonraki 10 saniyesi her zaman kayıtlıdır. Bir darbe ya da titreşim sonucunda veri akışı kesilirse, veriler hafızadan okunarak ses sinyalinin kesintisiz verilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. L. tarih). Eski Romalılar zamanında, umuma mahsus işleri konuşmak için halkın toplandığı meydan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

toplu tartışma

Dinleyici durumunda olanların da söz alabildikleri belli bir konu üzerinde düzenlenmiş toplantı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A market place or public place in Rome, where causes were judicially tried, and orations delivered to the people.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A tribunal; a court; an assembly empowered to hear and decide causes. a public facility to meet for open discussion a public meeting or assembly for open discussion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a public meeting or assembly for open discussion. a public facility to meet for open discussion. a place of assembly for the people in ancient Greece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An online discussion group or newsgroup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A discussion area within an ezboard community A community may have one or more forums A forum may have one or more topics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum is an online discussion group Forums can be newsgroups, or they can be Web-based The Sympatico discussion forums are Web-based forums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A message area on CompuServe or Delphi, equivalent to an echo of FidoNet, a newsgroup on Usenet or a conference on CIX.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Web based interface where people can post messages and converse with others on the spectrum of topics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A feature of online services and bulletin boards that allows subscribers to post messages for others to read, and to reply to messages posted by other users. 1 A public place or marketplace in an ancient Roman city 2 A public meeting place, radio or TV pr

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A script on a website with a submission form that allows visitors to post messages on your website for others to read These messages are usually sorted within discussion categories, or topics, chosen by the host, or possibly the visitor A forum is also ca

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A discussion group for a specific subject.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum is an online discussion group Forums can be newsgroups, or they can be Web-based.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The equivalent or term used by newsgroups a place where you can post or leave email messages. The place where a legal decision is made The court or locale wherein causes are judicially tried.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A forum in WebCT is a group This group can be either closed or open Forums are often used for peer editing groups, for survey questions, or for group or class projects Collaborative work may be done in a forum, sending and receiving messages and sharing w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A public place to discuss subjects online.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Message boards and chat rooms where people can talk to eachother online to express their interests and opinions There are rules that apply Web Production House does not allow forums on its servers, nor does it offer technical support for forums on other s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An online area focusing on a particular topic; the new-age forum on CompuServe has bulletin boards, a chat room and a library. an assembly for discussing questions of foreign interests.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Function when individuals interested in joining a fraternity at Mercer are able to meet with members of all the organizations and learn more about them. a message area on CompuServe or Delphi, equivalent to an echo of FidoNet, a newsgroup on Usenet or a c

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Another name for a discussion group.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Archived discussion forums relative to any topic accessible via web browser. is a special interest group devoted to a single topic and exists on many general purpose gateways such as AOL or Compuserve Newsgroups and mailing lists serve similar functions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forum , panel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). eski Romada pazar yeri veya meydan; forum; mahkeme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). buğday türünden, bugday veya diğer tahıllara benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, furmenty furmety (i)., (ing). bulgur sütlacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). acayip kılıklı ve huysuz kadın, rüküş. frumpish, frumpy (s). böyle bir kadını andıran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(çoğ. -cra) (i)., (mak). dayanak noktası, dayanma noktası, manivela mesnedi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Manyetik yataklar üzerine takılmış tweeter diyaframı ve devre sonrası (downstream) akustik lens içeren bir hoparlör tasarımı.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فرومایه] aşağılık, alçak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed session. secret session. meeting in private. closed-down meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görme, görüş. Ar. rü’yet, müşâhede. Yüz görümü = Güveyinin gelinin yüzünü açıp gördüğü zaman vermesi Adet olan mücevher gibi bir hediye: Yüz görümü takmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karıya nisbetle kocanın kız kardeşi: Gelin, görümceleriyle iyi geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sister-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show oneself. appear. to seem. husband's sister. wife's sister-in-law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

husband's sister. sister-in-law of the wife.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Güveyinin geline taktığı yüz görümü hediyesi.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) iliğin madeni kenarı; (den.) ipten yapılan simit halkası, çevirme kasa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), (i.) söylenmek, şikâyet etmek; (i.) homurdanma, halinden şikâyet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) grommet .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (k.dili) asık yüzlülük, suratsızlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) aksiligi tutmuş, hırçınlığı üstünde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hamur kıvamında

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

doughy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.), (i.) deli, patavatsız; (i.) delidolu kimse .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

weather situation. weather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

3B hız sensörü ani hareketleri algılar ve HDD kafasını derhal kilitler. HDD darbeye karşı koruma sistemi, dizüstü bilgisayarın düşmesini veya çarpmasını algılayan donanım ve yazılımın bir birleşimidir.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. can sıkıcı, yeknesak, yavan; i. can sıkıcı kimse; monoton herhangi bir şey; boş ve sıkıcı söz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. edebe aykırı hareket; ertem ve yönteme aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. alet; vasıta; enstrüman, müzik aleti, çalgı, saz; belge; belgit, senet; f., huk. senet yazmak. instrument panel kontrol tablosu. on instruments aletler vasıtasıyle uçak idare edilerek. percussion instrument davul ve zil gibi vurularak çalınan

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). İsmin bir hali. ismi vasıta bildiren halidir. Instrumentel ekleri, ile, -lela’dır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yararlı, tesirli, etkili; yardımcı, aracı olan; bir alete ait; müz. enstrümantal. instrumentalist i. çalgı çalan kimse. instrumentally z. yararlı bir şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. vasıta, araç; vasıta olma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. etkili eylem için mantıki düşünce gerektiğini ileri süren bir tür faydacılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir müzik parçasının çeşitli seslerini çalgılara taksim etme, enstrümantasyon; aletler takımı; alet kullanma; aletli iş görme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. involucres, involucra) (bot.) Iifafe, bürüm, bileşik çiçeklerin sapları altında bulunup bir daire teşkil eden ufak yapraklar. involucral (s.) böyle ufak yaprakları olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Biribirine takılmış kat kat halat veya zincir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public body.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

closed / executive session. within closed doors. closed-door hearing. hearing in camera / chambers. private sitting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altı bakır veya pirinç, kazan şeklindeki büyük orkestra davulu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Telif hakkı içerikli çalışmaların, yasadışı kopyalanmasını korumak için DVD’lerde bulunan bir sistemdir. Telif hakkının korunması için görüntü sinyallerine analog kopyalama koruması eklenmişse, analog resim çıkışı düzgün biçimde kaydedilemez.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Korumak işi. Ar. himaye, vikaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Doğal ve insanların oluşturduğu çevre kaynaklarının (madenIer, su, ormanlar, balık yatakları, vahşi yaşam vb.) tükenme ve israfa karşı ve aynı zamanda güzelliğinin bozulmaması amacıyla korunması, yönetimi ve akılcı kullanımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protective. protection. defending. guarding. keeping. preservation. conservation. escort. guard. bodyguard. lifeguard. covering. aegis. asylum. conservancy. convoy. custody. defense. favor. favour. indemnity. maintenance. patronage. retention. safegu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. conservation. guard. keeping. patronage. preservation. protection. safeguard. safekeeping. saving. security. shadow. trust. ward. bodyguard. defence. prevention. prophylaxis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

preservation. protection. defense. asylum. auspices. conservancy. conservation. custodial care. guard. keeping. patronage. preserving. safeguard. safeguarding. safekeeping. shield. vindication. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Toprağı rüzgar erozyonundan korumak için dikilen ağaçlar ve çalılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protectionism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Beklemek, saklamak: Köyün otlağını ve ormanını korumak lâzımgelir. 2. Yeterlik, yetme, vefa etmek, idare, Osm. tekabbül eylemek: Bu iş masrafını korumaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

encourage. protect. preserve. guard. defend. spare. cover. keep. save. secure. buffer. cocoon. conserve. convoy. embosom. embower. escort. fence. keep guard. indemnify. maintain. patronize. safeguard. screen. shade. shelter. shield. sponsor. vindicat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charm. conserve. defend. deliver. guard. harbour. insulate. keep. maintain. perpetuate. preserve. protect. reserve. save. secure. shelter. shield. sponsor. to protect. to save. to defend. to guard. to watch over. to preserve. to conserve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protect. to protect. to guard. to preserve. to shield. to watch over. to defend. back. conserve. cover. maintain. maintain a patent. patronize. safeguard. save. screen. secure. shade. shelter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tamamen kötürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad condition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damaged condition. mire. plight. predicament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İhtiyarlıktan veya inme vesair bir Arızadan dolayı ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen, oturan, sakat: Kötürüm bir ihtiyar; otura otura kötürüm olacak. Köskötürüm = Büsbütün kötürüm, hiç yerinden kalkamaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crippled. paralyzed in the legs. paralyzed. cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayağa kalkamayan veya yürüyemeyen ihtiyar veya inmelinin hâli ve sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a cripple.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bina, tesis: Bu çadırın, bu çardağın, bu köşkün kurumu. 2. Yaradılış, hilkat: Dünyanın, göklerin kurumu, dünyanın kurumundan beri. 3. Tertip, şekil: O kurumda. 4. Kibir: Onun kurumundan geçilmez. S. Çadır, ordu vesaire yeri. Karakurum = Cengiz Han’ın taht şehri. 6. Bugün «cemiyet» mânâsıyla da kullanılmaktadır: Türk Tarih Kurumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ocak ve boru isi: Ocak kurumu, kurum renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desiccation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yaşlığı ve ıslaklığı geçip kuru olmak: Çamur kurudu, çamaşır daha kurumadı. 2. (bitki) Kökten nem çekmeyerek hayatı son bulmak: Bu çınar kurudu. 3. Arıklanmak, zayıf ve lâğar olmak. 4. Organlardan biri felce uğrayıp hareketten kalmak: Eli, ayağı kurudu. Bu mânâ ile beddua ve inkisar için kullanılır: Elin, ayağın, dilin kurusun! Kanı kurumak = Azap çekmek. Kökü kurumak = Nesil ve soyu kalmamak, tamamen ortadan kalkmak. Mürekkebi kurumadı = Daha pek yeni, hemen olmuş: Aldığınız emrin daha mürekkebi kurumadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drain. dry. wither. to dry. to dry up. to run dry. to wither. to become thin and weak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to dry. to get dry. to die. to get thin. desiccate. wither.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - topluluk, sürü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kurum, kibir satmak. 2. Kurum tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become an association. to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to institutionalize. to turn sth into an institution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kibirli, azametli, tavır ve hâli cakalı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sooty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Muhabbet tellâlı, kaltaban (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kurumu olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. tra, trums) (eski) Roma'da beş senede bir yapılan nufus sayımı; bu zamanda yapılan genel arınma; beşsenelik müddet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHRÜM) (i. A. «hırmân» dan imef.) (mü. mahrûme). 1. Nasipsiz, hissesi ve payı olmayan: Servetten, terbiyeden mahrum bir adam. istediğini alamıyan, eli boş kalan: Onu da mahrum bırakmayın: Kapısından bir dilencinin mahrum döndüğünü istemezdi. Dede mahrûm = Babası, büyükbabasından önce öldüğünden büyükbabasının mirasına konamayan torun (eski hukukta).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deprived. destitute. unprovided. bankrupt in. devoid of. shorn. shorn of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deprived. destitute. devoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

destitute. deprived. bereft. devoid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محروم] yoksun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoksun bırakmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

yoksun kalmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MAHRÜMİYYET) (i. A.). Nasipsizlik: Terbiyeden mahrumiyet çok kötü bir şeydir; o, kimsenin mahrumiyetine razı değildir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deprivation. privation. destitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

privation. deprivation. destitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bereavement. deprivation. being bereft of. destitution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محروميت] yoksunluk, mahrumluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mor rengine çalar, mor rengine benzer.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kocakarı ilâcı; dertlere çare olarak birinin ortaya attığı fikir; her derde deva.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), briç kozsuz oyun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (kuyu) Çökmek, bir çukur hâlinde kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disaster.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (aslı örgümek’ten örgümcek). 1. Bir böcek 2. Örümcek ağı: Şu örümcekleri almalı. Örümcek ağı = Bu hayvanın sinek tuzağı olmak üzere yaptığı ince zar. Şsytar.örümceği = Tarlalarda ve bahçelerde bir ağaçtan bir ağaca uzanan uzun ve ince örümcek ağı, ipi. Orümcekkuşu = Bir cins küçük kuş. Denizörümceği = Bir cins deniz hayvancığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spider. spinner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spider. cobweb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spider. cobweb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spider web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cobweb. gossamer. web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meshes of a spider's web.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Örümcekler günümüz teknolojisinin bile çözemediği inanılmaz canlılardır. Örümcek ağının çok özel nitelikleri olan sağlamlık ve esneklik bugüne kadar taklit edilemedi. Aynı çaptaki bir çelik telden iki kat daha güçlü olan bu doku ne kadar çekilirse çekilsin orjinal durumuna dönecek kadar esnektir.

Örümcek ağları kendine yüksek hızla çarpan nesneleri yırtılmadan esneyerek frenler. Tekrar gerisin geriye yaylanmadığından nesne ters yöne fırlamaz, yapışır kalır. Örümcek ağının esneme kapasitesi bugün yapay olarak üretilmiş en iyi telin neredeyse dört katıdır.

Bu maddeyi yapay olarak elde etmeyi hala başaramayan bilim insanlarının örümcek çiftliği kurup, örümcekleri sağarak, ipliklerini aldıklarını biliyor muydunuz? Yaklaşık 2.5 santimetre boyundaki bu örümceklerden günde hayvan başına 320 metre (yaklaşık 3-5 gram) iplik elde ediliyor ve bu iplikler ABD ordusuna kurşun geçirmez yelek yapmada kullanılıyor.

Dünyada 34 bin örümcek cinsi tepit edilmiştir. Yani her cins örümcek farklı özellikler taşır. Örümceklerin hepsinde zehir bezleri vardır, ama karadul örümceği, kahverengi örümcek gibi çok az türü insana zarar verebilir. Dünyanın en büyük örümceği ise Güney Amerika’nın kuzey kısmında yaşayan “Goliath Trantula” isimli dev örümcektir. Erkeğinin bacağının boyu 25 santimetreyi bulur. Kurbağaları, kertenkeleleri, fareleri ve hatta küçük yılanları yakalayıp yiyecek kadar güçlüdür.

Örümcekler, diğer böceklerden farklı olarak sekiz bacağa ve sekiz göze sahiptirler. Büyüme safhasında bir bacak kırılırsa yerine yenisi gelebilir. Vücutları iki parça olup arka kısmındaki bezlerden ağ üretimi başlar, buradaki çok ince deliklerden sıvı ve damlalar halinde verilen ağ malzemesi dışarı çıkar çıkmaz donar.

Örümcek ağının her tarafı yapıştırıcı değildir. Kurban ağa yakalanınca yapışkan kısmı bildiklerinden kendileri de ağa yakalanmadan onun yanına kadar giderler. Örümcek ağını amacına göre farklı şekillerde örer. Ağdaki ipliklerin de cinsleri yerlerine göre farklıdır. Yumurtaların sarmalanması için ürettiği yumuşak iplik onu aynı zamanda bir uçurtma gibi uçurabilir. Ağın ana yapısı, dairesel kısımları, avı yakalayacak kısmı için elastikiyetleri ve sağlamlıkları farklı ipler üretir.

Örümceklerin birçok türünde erkeğine göre 4 – 5 kat büyük olan dişinin çiftleştikten sonra erkeğini yediği doğrudur. Ancak bu erkeklerin bir gecelik zevk uğruna katlandıkları bir sonuç değil, kendi nesillerini devam ettirebilmek, kendi evlatlarını üretebilmek için kendilerini dişiye kurban etmeleridir.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher bird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Örümcek ağlarıyle ve toz, toprakla dolmak, süpürülmemiş olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Bir eklembacaklılar takımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Örümcek bağlamış. Örümcekli kafa = mec. Eskimiş düşüncelere saplanmış zihniyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(y. k.) (i.). 1. Celse. bk. Celse. 2. Oturmak işi, ikamet. Açık oturum = Bir meselenin karşılıklı görüşülüp, enine boyuna münakaşa edilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sessional. sitting. session. hearing. meeting. seance. conclave. court. diet. forum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. hearing. session. sitting. residence. residing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

session. sitting. hearing. banc. meeting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendini önemli veya yüksek gören memurlara verilen takma ve güldürücü ad.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. mızrap, çalgıç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. eşeklerin köprüsü; geom. Öklid'in ikizkenar üçgenin tabanındaki iki açının birbirine eşit olduğunu kabul eden teoremi; acemilere uy gulanan test.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pirekapan, bot. Pyrethrum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. dört ayağı el şeklinde olan; dört elli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir meclis veya kurulda işin yürütülebilmesi için bulunması gereken üyelerin sayısı, nisap, yetersayı; seçkin kimselerden meydana gelmiş kurul.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat., huk. eski halin iadesi, eski hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. rostra, rostrums) hatiplik kürsüsü, platform; eski Roma'da kıvrık veya gaga gibi pruva; zool., bot. gaga şeklindeki uzuv, rostrum. rostriform s. kıvrık veya gaga şeklindeki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Romalı. 2. Anadolu, Türkiye: Sultân-ı Iklîm-i RÜm olan Yıldırım BAyezîd. 3. Vaktiyle merkezi Sivas olan Osmanlı eyaleti: RÜm beylerbeyliği. 4. Türkiye’de yaşayan Rum azınlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek of turkish citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of intoxicating liquor distilled from cane juice, or from the scummings of the boiled juice, or from treacle or molasses, or from the lees of former distillations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Also, sometimes used colloquially as a generic or a collective name for intoxicating liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Old-fashioned; queer; odd; as, a rum idea; a rum fellow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A queer or odd person or thing; a country parson. distilled from fermented molasses.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek who hold Turkish citizenship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distilled from fermented molasses. a card game based on collecting sets and sequences; the winner is the first to meld all their cards. beyond or deviating from the usual or expected; 'a curious hybrid accent'; 'her speech has a funny twang'; 'they have s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A spirit produced from the fermented juices of sugar cane, sugar can syrup, sugar cane molasses or other sugar cane by-products It is traditionally produced in the Caribbean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spirit produced from the fermented juices of sugar cane, sugar cane syrup, sugar cane molasses, molasses, or other sugar cane byproducts Many light-bodied rums are distilled in areas like Puerto Rico and Hawaii Most heavy-bodied rums are produced in Jamai

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slightly sweet liquor distilled from fermented sugar-cane juice or molasses Most of the world's rum is produced in the Caribbean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is a sweet spirit It is clear, amber or dark brown produced in Jamaica, Cuba and other Caribbean countries Sugar cane is harvested, chopped and ground to extract the juice Water is added to the remaining mulch and it is ground once again to extract the ma

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Made by distilling the fermented juice of sugar cane, cane syrup and molasses at 190 proof It is bottled and sold at 80 proof Aged in uncharred barrels, it picks up very little color Caramel is added to create dark rums Most rums are a blend of several ki

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rum is distilled from sugar cane, and is usually produced in tropical countries, particularly the Caribbean There are light rums, which are clear in colour and light in flavour and dark rums, which are heavier and sweeter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ranger Uranium Mine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up , rum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rom; içki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., İng., (argo) tuhaf, acayip, antika.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Rum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

2. Sultan Mehmet İstanbul’u kuşattığı zaman donanması boğazı geçerken donanmanın üzerine Galata’daki şimdiki Yer Altı Camii’nin bulunduğu yerden, Saray Burnu’ndan ve Kız Kulesi’nden “Rum Ateşi” denilen özel bir karışımdan yapılmış, çok zor sönen ateş yağdırılmıştı. Fetih gerçekleştirilip İstanbul alındıktan sonra padişahların tahta çıkışlarında ve bayramlarda Kız Kulesi’ne yerleştirilen toplar bu kez şenlik için ateşlenmeye başladı.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Romanya. Rumanian i., s. Romanyalı, Romen; Romence; s. Romen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Portekizce). Güney Amerika menşeli oynak bir dans.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a ballroom dance based on the Cuban folk dance a rhythmic syncopated Cuban folk dance in duple time syncopated music in duple time for dancing the rumba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Informal 'get-together' combining African drumming and Spanish or African vocal traditions with improvised dancing and singing Rumba also refers to the rhythms played at these gatherings Those rhythms are played on three congas and / or cajon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A rhythmic Cuban dance, in 8/8 time, that became popular in ballrooms across Europe and the U S from the 1930s.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Rumba was originally a marriage dance Many of its movements and actions which seem to have an erotic meaning are merely depictions of simple farm tasks The shoeing of the mare, the climbing of a rope, the courtship of the rooster and the hen, etc It w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most of what Americans call rumbas were forms of son which swept Cuba in the 1920s The Cuban rumba was a secular drum form with many variants, including the guaguanco and the columbia, though modern musicians tend to regard all these as separate Its desce

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of cuban origin, popular in the 1930's, a couple's dance in a moderately fast quadruple meter. syncopated music in duple time for dancing the rumba. a rhythmic syncopated Cuban folk dance in duple time. a ballroom dance based on the Cuban fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rumba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rumba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i.gürlemek,gümbürdemek;gurlamak,gurulda- mak;(taşı) yuvarlanan fıçıya koyup parlatmak; i. gümbürtü, gürültü, gürleme; guruldama, gurultu; paytonun arkasındaki oturma yeri, bagaj yeri; şaft üzerinde yuvarlanan fıçı; A.B.D., (argo) dalaş, maraza. r

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Rumlar’ın konuştukları Yunanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

greek. romaic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Greek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RÜM-ELİ) (hi.). Osmanlı imparatorluğunun Tuna’ya kadar olan Avrupa arazisine verilen umumî isim. Rumeli Beylarbeyiliği = Merkezi Sofya ve bazan Manastır olan pek geniş Osmanlı eyaleti. Rumeli Türküleri = Türk halk musikisinin Balkanlar’da teşekkül etmiş dalının türkü şeklindeki klasik ürünleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

european turkey. rumelia. rumelian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumelia (that part of the Ottoman Empire which was in Europe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Rumelian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Romanyalı, (bk.) Romen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of ruminants; the paunch; the fardingbag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illust. below. The cud of a ruminant. the first compartment of the stomach of a ruminant; here food is collected and returned to the mouth as cud for chewing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first and largest of the four stomachs of ruminant animals in which initial digestion occurs by anaerobic fermentation by bacteria and protozoa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First stomach.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The large first compartment of the stomach of certain animals in which cellulose is broken down by the action of bacteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Is the section of the bovine stomach where the first round of digestion takes place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of a ruminant animal Ruminant animals are grazing animals such as sheep and cattle When these animals digest food in their stomach without oxygen they produce methane emissions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The first stomach of a ruminant animal Ruminant animals are grazing animals such as sheep and cattle When these animals digest food in their stomach without oxygen they produce methane emissions. the first compartment of the stomach of a ruminant; here fo

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. rumina) zool. işkembe; gevişgetirenlerin çiğnediği şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Romence.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Romanian language. in Romanian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. rimâh). Mızrak, kargı, süngü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rumhiyye) (botanik). Mızrak gibi sivri ve keskin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Rûmîye). 1. Anadolulu, Türkiyeli: Mevlânâ Celâleddin RÜmî. 2. Rum, Türkiye’de yaşayan Yunanlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

julian calendar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. geviş getiren; gevişgetirenlere özgü; düşünceli; i. geviş getiren hayvan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. geviş getirmek; düşünceye dalmak. rumina'tion i. geviş getirme; derin düşünme. ruminative s. derin düşünceye dalmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. altüst edip aramak; dikkatle araştırmak; i. araştırma, altüst ederek arama. rummage out araştırarak bulmak. rummage sale yoksulların yararına ufak tefek eşya satışı; elde kalan malların satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Nar meyvesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. rümmâniye). Nar çiçeği renginde, (botanik) Fasilet rümmâniye = Nargiller.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. büyücek içki bardağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit iskambil oyunu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şayia, havadis, söylenti; dedikodu; f. yaymak, dile vermek, dedikodu çıkarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan kıçı, but; bakıye, geri kalan parça. rump roast kasap. but. rump session bir toplantının dağılmasından sonra çoğunluğun olmadığı gayri resmi devamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. buruşturmak; örselemek; karmakarışık etmek; i. buruşmuş şey; kırışık, buruşukluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili gürültü, şamata; kavga, çekişme. rumpus room evde oyun salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. içki kaçakçısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

key. nickname.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. abbreviation. initial. cipher. sign. symbol simge. remiz. pseudonym.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sign. symbol. pseudonym. alias. hint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رموز] işaretler, semboller.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. remz). Remzler, senboller. (bk.) Remz.

Türkçe Sözlük by

Rüya

Çağımızın ilmî izahına göre düş ya da rüya “Uyku sırasında canlı, çarpıcı görsel ve işitsel varsanılarla (halüsinasyon) ortaya çıkan yaşantı”, “Bir kimsenin uyku sırasında zihninden geçen hayal dizisi, düş” şeklinde tanımlanmaktadır. Aslında rüya, insanlık tarihi ile beraber var olan ve yaşanan bir vakıadır. Fakat hâlâ hangi şartlarda meydana gelmektedir ve hangi zihnî unsurlar rüya görmede etkilidir gibi modern ilmin dahi izah edemediği pek çok soru mevcudiyetini korumaktadır. 19.yüzyılda Freud ve onu takip eden Jung4’ın ilmî açıdan kendilerine göre açıkladıkları rüya anlayışları vardır; ancak, bugün için eski etkisini kaybetmiştir. Yalnız ilimde değil felsefede de rüya konusu ele alınmıştır. 19.asrın büyük filozoflarından Bergson, rüya hakkında konunun çapraşıklığına işaret ettikten sonra yol açtığı meseleleri psikoloji, fizyoloji ve metafizik ilimlerin problem alanları ile ilişkilendirir. Çağdaş ilim ise, rüyaların gizli dili üzerinde doğrudan durmaz. Ancak biz, tarih içindeki pek çok dinî inanışlarda rüya konusu hakkında ayrı bir görüş olduğu için, gizli dil meselesine rüyaları da dâhil ediyoruz. Rüya yorumları mevsime, mekâna, şahıslara, görene ve görülene göre değişik şekillerde yorumlanırlar. Dünkü toplumumuzda, okur-yazarlar, âlimler ve salih kişiler, cahil kişilerden daha farklı görülürlerdi. Tarikat ehlinin durumu ise bir mürşidin eğitiminde oldukları için başka türlü ele alınırdı. Görülen rüyalarda karşılaşılan hayaller buna göre değerlendirilirdi. Denilebilir ki dış dünya ve dış dünyadaki bütün varlıklar (eşya, taş, kaya, bıçak, kılıç vs.), insanlar (canlı-cansız, ölü-diri, önemli şahsiyetler, veliler, kutsal kişiler) her biri rüyanın, rüyayı görenin şahsiyetine, ilmi ve sosyal seviyesine göre ayrı şekilde anlamlandırılıp tabir edilirlerdi. Büyük Rüya Tabirleri sitesinde birçok güvenilir kaynaklardan görülebilir, anlamlandırılabilir, anlatılabilir rüyalar ve tabirleri bulunmaktadır. Rüya Yorumları sitesinde birçok güvenilir kaynaklardan görülebilir, anlamlandırılabilir, anlatılabilir rüyalar ve tabirleri bulunmaktadır.


Rüya by

Rüya

Rüya tabiri, rüya türlerinden yalnızca “amaçlı rüyalar” ya da diğer adıyla “haberci rüyalar” grubuna giren, bir mesaj taşıyan rüyalardaki sembolizmi çözme çalışmasına verilen addır. Metapsişik araştırmalar ve rüya laboratuvarlarında sürdürülen araştırmalar, rüyaların bir kısmının psikofizyolojik nedenlerden kaynaklandığını ortaya koymuştur ki, “alelade rüyalar” da denilen bu rüyalar hiçbir mesaj taşımadıklarından yorumlanmayı da gerektirmez. Dolayısıyla, metapsişik araştırmacılara göre, rüyasındaki sembolizmi çözmek isteyen kişinin öncelikle o rüyasının haberci (amaçlı) bir rüya mı olduğunu, yoksa psikofizyolojik kaynaklı bir rüya mı olduğunu çözmesi gerekmektedir. Bu da her iki rüya grubunun arasındaki temel farklar hakkında bilgilenmekle ve deneyimle olanaklıdır. Büyük Rüya Tabirleri sitesinde birçok güvenilir kaynaklardan görülebilir, anlamlandırılabilir, anlatılabilir rüyalar ve tabirleri bulunmaktadır.

Rüya by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., anat. kuyruksokumu kemiği, sakrum, sağrı kemiği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صدر] göğüs. 2.baş. 3.başköşe. 4.sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. sudOr). 1. Göğüs: Sadrını madalyalarla süslemiş. IIlet-l sadr = Göğüs hastalığı. 2. Yürek, kalb, hatır: Sadra şifâ verecek bir haber, bir cevap yoktur. 3. Her şeyin önü, başı, ilerisi, en yüksek yer: Sedra geçmek, sadırda kurulmuş (odanın baştarafında oturmaya mahsus olan «sedir bundan galattır. (bk.) Sedir). 4. Başbakan, en yüksek makamda bulunan. Sadr-ı Anadolu = Anadolu kazaskeri. Sadr-ı RÜm = Rumeli kazaskeri. 5. («sadrâzamı dan hafifletilmiş) Sadr-ı lâhık, sadr-ı sâbık (şimdiki sadrâzam, eski sedrâzam).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sadrâzam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Anadolu kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اعظم] sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صدر اسبق] eski sadrazam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Rumeli kazaskeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

işe yaramak, rahatlatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SADR-I AZAM) (i. F„ Ar. sadr = baş, Azam = en büyük). Osmanlı devletinde önceleri veztr-l Azam denen başvezir, başbakan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand vizier.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin önderi, başı, ileri kişisi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. tas.). Anadolu ve Rumeli kazaskerleri: Sadreyn Efendiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. sedriyye). Göğüse ait.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Göğüsle ilgili, göğse ait. 2.Anneye nisbetle çocuk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sadri).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. en mukaddes yer; inziva yeri, hususi hücre; harim.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. çarpışma; futbol topunu ilerletmek için hücum, saldırış; f., spor hücum etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

İng., bak. scrimmage

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili çok güzel, harikulade, şahane, enfes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. tra) (tıb.) nekroza uğramış kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L.). Kanın, pıhtılaşmasından sonra kalan sıvı kısmı. Serum fizyolojik = Belirli bir terkiple tuzlu veya şekerli damıtık su.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sera. serum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The watery portion of certain animal fluids, as blood, milk, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A thin watery fluid, containing more or less albumin, secreted by the serous membranes of the body, such as the pericardium and peritoneum. watery fluid of the blood that resembles plasma but contains fibrinogen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The clear liquid that separates from the blood when it is allowed to clot This fluid retains any antibodies that were present in the whole blood. the fluid, non-cellular portion of blood that remains after coagulation; lymphatic fluid. a clear fluid that

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The clear portion of any body fluid Blood serum is the clear liquid that separates from blood upon clotting. the fluid component of blood after the cells are removed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The clear, fluid portion of blood lacking both blood cells and fibrinogen It is the fluid remaining after coagulation of plasma, the noncellular liquid faction of blood. the clear or slightly yellowish liquid that remains after the plasma portion is allow

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Serum is the fluid portion of the blood ; it is essentially similar in composition to plasma but lacks fibrinogen and other substances that are used in the coagulation process. is the clear, slightly yellow fluid which separates from blood when it clots I

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The liquid portion of blood with the red and white blood cells removed Often used for measurement of chemical substances in the body. the clear portion of blood. a blood component that separates from blood cells.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The liquid portion of the blood after it clots The blood is collected in sterile tubes without an anticoagulant and allowed to clot The liquid portion or serum is removed after the clot forms Most chemical tests are performed using serum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fluid obtained on upon separating clotted, whole blood into its solid and liquid components. the clear, straw-coloured, liquid portion of the plasma that does not contain fibrinogen or blood cells, and remains fluid after clotting of blood. the fluid port

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Blood from which cells and fibrin have been removed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The liquid part of blood that makes up about half its volume Serum differs from plasma in that the blood sample has clotted A centrifuge is used in the laboratory to separate serum from cells after blood has clotted. fluid portion of blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Part of the blood containing antibodies. 1) The clear portion of any body fluid; the clear fluid moistening serous membranes 2) Blood serum; the clear liquid that separates from blood on clotting The cell-free portion of the blood from which the fibrinoge

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (çoğ. s, ra) serom.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -cra) suret, hayal; hafif benzeyiş, taklit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limited liability. limited liability / responsibility.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unlimited liability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -trums, -tra) (eski). den. Mısır'da ibadet esnasında kullanılan ve ortasından geçirilmiş madeni çubuklar sarsılınca ses çıkaran saplı kasnak şeklinde bir çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. responsibility sorumluluk. mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to suck. to slurp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mes’ul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsible. accountable. answerable. liable. amenable. blameworthy. in charge of. ex cathedra. managing. rep. curator. keeper. keeper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. amenable. answerable. liable. responsible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountable. liable. responsible. amenable. answerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). Mes’Üiiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

responsibility. liability. blame. accountability. baby. buck. burden. charge. control. custody. encumbrance. engagement. load. office. onus. pidgin. place. trust.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blame. buck. care. charge. commitment. duty. guilt. liability. onus. responsibility. trust. duty mesuliyet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. flighty. feckless. unaccountable. trigger-happy. derelict. unamenable. undutiful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carefree. feckless. irresponsible. irresponsibility. feckless mesuliyetsiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsible. errant. feckless. nonliable. unaccountable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. flightiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility mesuliyetsizlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

irresponsibility. nonliability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -tra) tayf spectrum. analysis tayf analizlenmesi. solar spectrum güneş tayfı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İng. spectrum

çeşitlilik

Çeşidi çok olma durumu.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) i. yaylı sazı tıngırdatmak; i. yaylı sazı tıngırdatma; tellere vurarak çalma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. mae) tıb. sıraca illeti; tıb. guatr, guşa; bot. yastık biçimindeki şişkinlik. strumous s., tıb. sıraca veya guatr nevinden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fahişe, orospu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Konutların, sanayinin ve tarımın tükettiği su miktarının azaltılmasına yönelik programlar ve yöntemler. Uygulama örnekleri genellikle yüzeysel akışın yeniden kullanılması, rezervuarlardaki buharlaşmanın azaltılması ve yeniden işlenmiş suyun endüstriyel amaçlarla kullanılması gibi alanlarda görülür. Çifte boru tesisatı sisteminin, gelecek yıllarda, suyun yeniden işlenme yüzdesinin artması sonucunu doğurması beklenmektedir.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

İki yüksek frekanslı sürücü birimi kullanarak konuşma ve bas frekansları geliştiren bir hoparlör sistemi. Bu sistem, mükemmel stereo ses üretimini sağlamaktadır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Subscribe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inertia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir malın sürülmesi, revâç, itibar: Bu sene bu malın sürümü vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mânayı kuvvetlendirmek için sürünmek fiilinden önce art arda kullanılır: Sürüm sürüm sürünüyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. offtake.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. demand. sale revaç. circulation tedavül. rapid sale. great demand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

version. demand. sale. sales combine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (bk.) Sürüm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kaldırmaksızın yerden çekerek götürmek, sürüklemek: Terliklerini sürüyordu. 2. Beraber götürmek, taşımak. Ayağını sürümek -Geciktirmek. İpini sürümek = Haydutluk etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to drag (along the ground. drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü, satışı çok olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is in demand. which sells well. vendible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sürümü olmayan, az satılan mal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which is not in demand which is hard to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. huysuzluk nöbeti, aksilik, terslik fly. into a tantrum. hiddetten ter ter tepinmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Karma karışık, dağınık, perakende, perişan: Zülf-i târmâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Halk arasında vereme yakalanma mânâsında kullanılıyorsa da yanlıştır.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-med, -ming) i. (çalgı) tıngırdatmak; patırdatmak, el ile patırtı yapmak; monoton bir söylenişle tekrarlamak; i. çalgı tıngırtısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. (-med, -ming) iplik saçağı; bez kesildikten sonra tezgâhta kalan iplik uçları; f. saçak yapmak veya takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yaratılış. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yırtıcı bir kuş türü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (şiir) boru; boru sesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koz; k.dili iyi adam: f. koz oynamak: koz oynayarak almak. trump card koz. trump up uydurmak, icat etmek. play one,s trump card kozunu oynamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gösterişli fakat değersiz şey, kıymetsiz süs; saçma: hile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., müz. boru, çalgı borusu; borazan; boru sesi; f. boru çalarak ilân etmek; ilan etmek, yaymak; boru gibi ses çıkarmak. trumpet call boru sesi ile çağırma. trumpet creeper borulu hanımeli, bot. Campsis radicans. a flourish of trumpets boru sesleri

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. boru çalan kimse, borazan; ilan eden kimse, tellâl. trumpeter swan borazan kuşu, zool. Psophidae.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek sarp ve dik yer, yar, yarlı yer: Uçurumdan düşmek, yuvarlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cliff. gap. precipice. abyss. abysm. bluff. chasm. crag. gulf. scarp. steep.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. chasm. cliff. gulf. precipice. rift. abyss.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bluff. cliff. gulf. precipice. scarp. trough.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok (yer): Uçurumlu yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uçurum ve yarları çok: Uçurumluk yer (uçurumları çok yer).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir defa üfürülen nefes veya hava: Bir üfürüm tütün (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Rum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Köpeğin durduğu yerde bağırması, uluma, havlama, Ar. av’ave.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (köpek) Durduğu yerde bağırmak, ulumak, havlamak: İt ürür, kervan göçer (yürür).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yowl. to howl. to bay. to yowl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. değişik nüshalardan derlenmiş (eser). variorum edition değişik nüshalardaki farkları dipnotta veren baskı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

16:9 TV kabini içindeki Super Spectrum Sound hoparlör konsepti ve hoparlör yerleşimi, etkileyici bir stereo ses elde edilmesini sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İyi sayyma. 2. Tefsir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. commentary. construction. exegesis. exercise. explanation. explication. gloss. interpretation. observation. paraphrase. reading. remark. rendering. rendition. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. commentary. gloss. interpretation. reading. version.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exegesis. explanation. interpretation. meaning. paraphrase. reading. rendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentator. interpreter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commentator. expositor. glossarist. interpreter. performer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explication. exposition. hermeneutics. interpretation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. construction. exposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comment. commentate. construe. decipher. explicate. expound. gloss. interpret. paraphrase. read. render.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

construe. read. to comment on. to interpret. to construe. interpret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interpret.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

walk. walking. pace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

marching. walking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Ayakları kullanarak hareket etmek, adım adım ilerlemek: Bu at iyi yürür, günde bir, iki saat yürümek sıhhate faydalıdır. 2. Harekete muktedir olmak, adım atma kuvvetine sahip olmak: Bu çocuk yürüyor mu? Bazı çocuklar geç yürürler. 3. Yayan gitmek: Siz binin, biz yürüyeceğiz. 4. Yol almak, süratle gitmek: Biraz yürüyelim. 5. Hareket etmek, işlemek, Osm. cevelân etmek: Ağaçlara su, damarlara kan yürümek. 6. İlerlemek, ileri gitmek, terakki etmek: İş yürüyor, dersler yürümüyor. 7. Şiddetle hücum etmek, akın etmek: Türk ordusu düşman üzerine yürüdü. 8. Azarlamak, çıkışmak. 9. (argo) Ölmek, vefat etmek: O da yürümüş. Alıp yürümek = Mesleğinde hızla ilerlemek. Üzerine yürümek = Tehdit etmek. Yol yürümek = Yol almak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stir one's stumps. ankle. have a walk. hike. pace. step. step up. toddle. tread. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

move. proceed. walk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gang. go about. leg it. move. pace. step. to stir one's stumps. tread. walk. work out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by