Saf ne demek? | Saf anlamı nedir? | Saf

Saf anlamı nedir?

Saf ne demek?

Saf anlamı nedir?

Saf | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: saf

Türkçe Sözlük

(SAFF) (i. A.) (c. sufûf) (Türkçe’de tek «f» ile de söylenir). 1. Sıra, dizi: Bir saf teşkil etmek, bir saf üzere dizilmek, safdan çıkmak. 2. (askerlik). Bir sıraya dizilmiş asker: Birinci, ikinci saf. Saf-beste Sıra üzere dizilmiş. Saff-ı camlat = CAmide namaza duran cemaatin teşkil ettiği sıraların herbiri. Saff-ı harb = Muharebede bir sıraya dizilen asker. Saf saf = Sıra sıra. Saff-ı net! = Oda, çadır gibi yerlerde, ayakkabıların çıkarılıp bırakıldığı en aşağı sıra, yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAF) (i. A. «safvet, safi» dan if.). 1. Temiz, halis, bir şeyle karışık olmayan, berrak: Saf su, saf yürek, saf hava. 2. Kolay aldanan, derin düşünmeyen, sade: Saf adamdır, yüreği şeftir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure. unadulterated. unmixed. absolute. all. fine. genuine. refined. distilled. simple. naive. ingenuous. innocent. deceivable. harmless. simple-hearted. simple-minded. unsuspicious. artless. candid. clean. clear. credulous. dewy-eyed. elemental. ele.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous. absolute. array. artless. clear. confiding. fond. green. guileless. gull. gullible. ingenuous. innocent. line. lineup. naive. pure. rank. simple. simpleminded. trustful. unadulterated. virgin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. clean. fine. guileless. gullible. line. pure. row. sheer. unadulterated. ingenuous. credulous. refined. neat. purified. clarified. genuine. full. unblended. net. unblemished. white. sterling. spotless. rank. array. artless. chaste. element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scrapie associated fibrils These are the fine structures, seen under the electron microscope that are only found in brains of TSEs It has been suggested that they are the infective agents themselves, as infectivity can be filtered out with a filter small

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scrapie associated fibrils These are the fine structures, seen under the electron microscope that are only found in brains of TSEs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spouse Acceptance Factor The amount of time married scientists are allowed to spend away from home, in the office, at the lab, talking about physics at social events, going to the South Pole, attending conferences, etc , before the spouse says 'ENOUGH!!!!

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scrapie Associated Fibrils.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sub-chief of Bum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Server Application Function An API for server software See also NSAPI.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Authorization Facility An MVS interface invoked by CICS to communicate with an external security manager, such as RACF.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of American Foresters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Store and Forward A technique where transactions are captured and stored in a bucket for later transmission to a remote system Typically used where transaction involve connecting to remote machines and the delay of doing this should be defferred until con

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

School Advisory Forum SAC: School Advisory Committee.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Abbreviation for Subantarctic Front.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Authorization Facility An MVS facility for routing authorization requests to RACF or equivalent system security packages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صاف] temiz, arı, halis. 2.açık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صف] sıra.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Hazret-i Süleyman’ın vezirinin isminden gelir). Vezir. Benzetme suretiyle bazı terkiplere de girer: Vezîr-i Asaf-tedbîr gibi ki, bu takdirde isim mânâsını muhafaza eder.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آصف] vezir. Hz. Süleyman’ın veziri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vezir. 2.Erdem, ileri görüşlülük, yönetimde başarı. Hz.Süleyman’ın ünlü veziri. Süleyman (a.s.)’ın en çok güvendiği kişiydi. Neml suresinde anlatılanlar Asaf üzerine yorumlandı. Daha sonra padişahın vezirlerine Asaf unvanı verildi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vezire mensup ve müteallik veya lâyık olan: Huzûr-ı Alî-i Asafânelerine = Osmanlı devrinde vezirler için kullanılan tâbirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). şeytantersi, çadıruşağı otu, kötü kokulu bir sinir ilâcı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. asafîye). Vezire ait. Emr-i Asâfî = Vezir emri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. usfur). Usfurlar. (bk.) usfur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی انصاف] insafsız.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Konuşmak süreliyle, konuşarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «çâder-i şeb» den olduğu sanılır). 1. Yatağa serilen ve yorgana kaplanan bezden örtü: Yatak çarşafı, yorgan çarşafı. 2. Kadınların örtündükleri dış giyecek: İpek çarşaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sheet. bedclothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bed sheet. garment covering a woman from head to foot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstanbul’da, yetim ve öksüzler için kurulmuş yatılı okul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönlü şen, rahat, dertsiz.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sevgisini azaltmak, soğutmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sevgisi azalmış, soğumuş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). inkar etmek, kabullenmemek; (huk). reddetmek, cerhetmek, nakzetmek; (i). inkar, ret, iptal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). (huk). orman kanununun kapsamı dışında bırakmak, ormanları tahrip etmek, ormansız bırakmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. esfel). Esfeller, en alçaklar, (bk.) Esfel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Halkın en aşağı, en bayağı tabakası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hindistan’ da paryalar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vasf). Vasıflar, sıfatlar, (bk.) Vasıf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualities nitelikler. vasıflar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

qualities. characteristics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اوصاف] vasıflar, özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Atılan okun havada çıkardığı ses, fış sesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breaking distance. length of brake path. stopping distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eskiden: GECESAFA) (i. botanik). İkiçeneklilerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitki (mirabilis ialapa).

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu, projektör lensleriyle projektörün üzerine yansıttığı ekranın merkezi arasındaki mesafedir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahkaha çiçeğinin başka bir adı (convolvulus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sağlam rey, doğru mütalaa, doğru fikir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Hükümde sağlamlık, kuvvet ve olgunluk. 2.Görüş sağlamlığı.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات غير صافيه] brüt gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حاصلات صافيه] net gelir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turmeric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Fars. hoş = iyi, Ab = su). Bol su ve şekerle pişmiş kuru yemiş ki, soğuk olarak yemek sonunda buna mahsus geniş kaşıkla içilir: Erik, vişne hoşafı, hoşaf kaşığı, kâsesi. Hoşafın yağı kesilmek = Bozulmak, bir cevap bulamamak, mahcûb olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compote. stewed fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stewed fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوشاب] hoşaf, komposto.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûf» tan masdar). 1. (ay) Tutulma, Osm. husûfa uğrama, münhasif olma. 2. mec. Daha güzel, daha parlak ve şanlı bir şey veya şahsın yanında ikinci planda kalıp itibarı azalma: O asırda İbni Sina’nın bulunduğu bir yerde diğer Alimlerin inhisafı tabiî idi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انخساف] ay tutulması. 2.gelişimini yitirmek, parlaklığını kaybetmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «küsûf» tan masdar). 1. Kırılma, Osm. şikeste olma: Dökme demirden mamul şeylerin inkisara kabiliyetleri fazladır. 2. Kalb kırılma, gücenme, Osm. hâtır-mânde olma: O adamın bana inkisara hi; hakkı yoktur. 3. Beddua: Bir anne, çocuğuna hiçbir vakit yürekten inkisâr etmez (bu ü;üncü mânâ Arapça’da yoktur). 4. (fizik) Işınların boşluktan havaya ve havadan suya geçerken yön değiştirmesi kaidesi, Fransızca: rifraction.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. inkişâfât). 1. Meydana çıkma, açılma, Osm. zâhir ve Aşikâr olma. 2. Bir hal veya mânevi sırrın görünmesi. Ar. tecellî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

development. growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ انکشاف] ortaya çıkma. 2.gelişim, gelişme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gelişmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Adalet ve doğrulukla davranış, birinin aleyhinde olan bir işte aşırı hareketlerde bulunmama, vicdana uygun hareket etme, itidalli hareket. İnsafa gelmek = Haksızlık etmekten vazgeçmek, merhamet etmek, zulümden vazgeçmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairness. reason. mercy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

justice tempered by mercy. fairness. reason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انصاف] acıma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Haktan, doğruluktan ayrılmayan, pek ileri varmayıp merhamet eden, insaflı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İnsaflı bir kimseye yakışacak şekilde: Insaf-kârâne hareket. 2. İnsafla, adalet ve merhametle: Insaf-kârâne hareket etmeli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsafı olan, vicdanlı, merhametli: İnsaflı adam, insaflı davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

square. just. fair. equitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equitable. just. fair. conscientious. fair and square.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İnsaflı bir şekilde, biraz vicdanlı ve merhametli: İçlerinde yalnız o insaflıcadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conscientiousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haksızlık eden, vicdansız, tamahkâr ve merhametsiz: Ne insafsız adamdır ol

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extortionate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inhumane. ruthless. unfeeling. unmerciful. merciless. cruel. unfair. unjust. unreasonable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruel. unfair. ferocious. harsh. inequitable. merciless. relentless. ruthless. truculent. unconscionable. wrongful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), insafsız bir şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pitilessly. unjustly. cruelly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vicdansızlık, merhametsizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cruelty. mercilessness. unfairness. inequity. injustice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir isteği, dileği yerine getirme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «keşf» ten masdar) (c. istikşâfât). 1. Keşif ve tahkik etmeye çalışma, bir şeyin teferruatını ortaya çıkarma. 2. (askerlik) Düşman ordusunu veya kuruluş durumunu anlamaya çalışma: Askerî istikşâfât, istîkşâf-ı taarruzî, istikşâf-ı Adî, istikşâf haritası; istikşâf kolu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [استکشاف] keşif çalışması yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hakkını tamâmen alma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar) (c. İtisâfât). Doğru yoldan sapma, yolsuzluk, hakkaniyetsizlik: İddia olunan itisâfâtın aslı yoktur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اعتساف] yolsuzluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan masdar). Vasıflanma: İyi ahlâk ile ittisâf etmek (muttasıf olmak tâbiri daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sıklık, tokluk: Kumaşın kesâfeti. 2. Kalınlık, yoğunluk, sıklık: Ağacın kesâfeti. 3. Şeffaflığın zıddı: Kâğıdın kesâfeti; bulutların kesâfeti. 4. Koyuluk: Bir sıvının kesâfeti. 5. mec. Kabalık, Osm. cismânîlik, akıl, zekâ ve duygu kabalığı: Bu adamın aklındaki kesâfet. 6. (coğrafya) Kesâfet-i nüfus = Nüfus yoğunluğu, Fr. densitâ (de population).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Üşenme, tenbellik, gevşeklik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density. thickness. concentration. consistency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ کثافت] yoğunluk. 2.çokluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tkeşf» ten imüb.). 1. Mübalâğa ile keşfeden, gizli bir şeyi meydana çıkaran, keşif sahibi: Amerika keşşâfı; kendisi sanayi sahasında keşşâftır. 2. Gizli mânâ ve sırları açığa çıkaran (Bu mânâ ile Zemahşeri’nin meşhur tefsirine unvan olmuştur). 3. (askerlik) Askerin önünde gidip arazi ve düşmanı keşif ve muayene eden subay veya birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eavesdropper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MASAFF) (i. A. «saff» dan İm.) (c. massâf). Sıra sıra dizilen yer, asker şeflerinin dizildiği savaş meydanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAFE) (i. A.) (c. mesâfât). İki yer arasındaki uzaklık: Bursa ile Konya arasındaki mesafe ne kadardır? Aramızda hayli mesafe vardı. Kat’-ı mesafe etmek = Yol alıp yaklaşmak, yakın olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. space. interval. breadth. journey. margin. remove. shoot. span. way. ways.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distance. interval. pitch. space. range. way. travel. march. journey. mileage. lag. intercept. cast. extent. fetch. flight. ground. length.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسافه] uzaklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: MÜSAFERET) (i. A. «sefer»den masdar). 1. Yolculuk, seyahat. 2. Misafirlik, konukluk: Uç gün misâferette kaldık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAFİR) (i. A. «sefer» den if.) (c. müsâfirîn). 1. Sefer ve seyahat eden, yolcu, gezgin, seyyah: Denizlerdeki Müslüman misafirler için dua etmek (Arapça’da asıl olan bu mânâ ile dilimizde az kullanılmış, değişik mânâlar almıştır). 2. Konuk: Anadolu köylerinin misafir kabûlüne mahsus odaları vardır; misafir kabûl eder misiniz? 3. Ziyaret için veya konuşmak için birinin evine giden, ev halkından olmayıp dışardan geçici olarak gelen: Odada bir misafirim var; ben misafir değilim ev halkındanım; misafir yatağı. 4. Göze Arız olan leke: Gözönünde misafir çıktı. Misafir olmak = Konmak, Osm. mihmân olmak: Uç gün bize misafir oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. company. visitor. caller. lodger. sojourner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company. guest. visitor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guest. visitor. company. lodger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yolcuların dinlenmesine mahsus bina.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Misafir sever.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

small. village house built to accomodate travelers. house of accommodation. house of call. guest house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Konukluk, mihmanlık, başkasının evine konan yolcu ve yabancının hâli: Misafirlik bir gece, iki gece olur. 2. Ziyarete gidiş, ziyaret, gezme: Misafirliğe gittiler; gece misafirliğini hiç sevmem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a guest. visit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable. hospitable konuksever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality. cheer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality konukseverlik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hospitality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» tan masdar). Esit iki kısma bölme, yarı yarıya paylaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yarı yarıya: Şu bir küfe üzümü münâsafaten alalım.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(mürrisafi): Burseraceae familyasından; çeşitli balsam ağaçlarından elde edilen reçine sakızıdır. Güzel kokusu vardır. İlkçağlardan beri kullanılır. Kokusu kuvvetli, tadı acıdır. Kullanıldığı yerler: Spazmları giderir. Uyarıcıdır. Aybaşı tutukluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safaha» dan masdar). El ele tutuşma, selâm ve sevgi maksadıyla birine el uzatma, el sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصافحه] tokalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tokalaşmak, el sıkışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet» den masdar). Samimî ve saf sevgi: Aramızda musâfât vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet» ten imef.) (mü. musaffât). Tasfiye olunmuş, saf hâle getirilmiş: Mâ-ı musaffâ, musaffâ şeker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسافر] yolcu. 2.konuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.), insafsız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

density of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sağlamlık, dayanıklılık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pure blood. thoroughbred. pure blooded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sâf = sade, Fars. derûn = iç). Kolay inanan, bön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. slf = sade, Fars. dil = yürek). Yüreği sade, hile bilmeyen, bön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. saf = sıra, Fars. şikesten = kırmak). Düşman askerlerini, saflarını kıran, galip.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. saf = sıra, Fars. zeden = vurmak). Düşman askerinin saflarına vuran, cesur, galip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صفا] saflık. 2.gönül rahatlığı, gönlün şen olması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2.Eğlence. 3.Saflık, berraklık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. safi = rahat, Fars. bahştden = bağışlamak). Rahat ve huzur veren, rahatlandıran, eğlendiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Safllanmış, safi bulmuş, neşeli, memnun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صفابخش] gönüle rahatlık veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Safhalar, devreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phases. stages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفحات] aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. safiha). Safihalar, levhalar, (bk.) Safiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Arapça’da gurûbdan sonraki alaca karanlık ve ufukta görülen kızıllık mânâsında iken dilimizde güneş doğmadan önceki alaca karanlık ve galat olarak fecir mânâsına gelir: Şafak sökmek = Sabah açılmak, tan atmak; Şafak vakti = Erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfak). Acıma, sevme, esirgeme, acıyarak ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. aurora. daylight. first light. sunglow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. aurora. daylight. first light. sunglow. cockcrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. first light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفق] güneşin doğacağı sıradaki aydınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güneş doğmadan az önce ufukta beliren aydınlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafağa bulaşmış, şafak renginde, şafak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafak renkli, kızıl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i) (Erkek İsmi) - Şafak renkli, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şafak aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Nasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Swahili word for journey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yellow Dutch liqueur flavored with exotic fruits, such as mango, papaya, and wild limes It is twenty percent alcohol by volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A journey of any kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adventure trip, typically in Africa, using off-road vehicles and tent-like accommodations for the purpose of viewing and photographing wildlife. an overland journey by hunters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bilhassa Afrika'da) safari, av partisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صف بسته] sıralanmış, sıra olmuş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Saf bağlanmış, sıra sıra dizilmiş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fondly. naively.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAFF-DER) (i. F, Ar. saf = sıra, Fars. deriden = yarmak). Düşman askerinin saflarını yarıp geçen yiğit, cesur, behâdır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صفدر] düşman saflarını yaran, savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Düşman saflarını yaran, yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yiğitçe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ صاف درون] saf, yüreği temiz. 2.ebleh, bön.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاف درونانه] safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credulous. gullible. ready to believe. muf. wide eyed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ صاف دل] yüreği temiz. 2.saf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Sadelikle, sadedllce, bönlükle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ صاف دلانه] yürek temizliği ile. 2.safça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) 1.yürek temizliği. 2.saflık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. emniyette, emin ellerde, selâmette, salim; kurtulmuş; emin, sağlam; emniyetli, mahfuz; korkusuz; güvenilir; tehlikesiz; beysbol oyundışı edilmeden kaleye yetişmiş olan; i. kasa; teldolap. safe and sound sağ salim, sapasağlam. a safe bet el de bir

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. özellikle düşman memleketinde seyahat edenlere verilen seyahat tezkeresi veya himaye belgesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kasa hırsızı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. koruma, himaye; koruyucu şey; ihtiyat tedbiri; muhafız; f. muhafaza etmek, korumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. saklama, himaye, saklanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. karanlık odada kullanılan koyu kırmel ışık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hicrt yılın ikinci ayı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) l. Hicri takvimde ikinci ay, sef(Erkek İsmi) 2.Temiz yürekli, dürüst kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. emniyet, güven, asayiş, selâmet, korkusuzluk; s. emniyeti sağlayan. safety belt emniyet kemeri. safety catch kabza emniyet mandalı. safety glass dağılmaz cam. safety lamp madenci lambası. safety lock emniyet kilidi. safety match kibrit, özel bi

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. A.) (c. safeviyyln). Şah İsmail’le beraber İran’da saltanat sürmeye başlayan bir Türk hanedanı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Safı adındaki kimsenin soyundan olan, Fars hükümdarı Şah İsmail’in soyu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hi. A.). Safevî tarikat veya hanedanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صف] sıra, dizi, saf.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Safvet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity of heart.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saflık, temizlik, arılık, (bkz.Safvet).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aspur, yalancı safran, papaganyemi, bot. Carthamus tincoıtorius; bu çiçeklerin tohumundan yapılan bir ilaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. safran, bot. Crocus sativus; bu çiçeğin boya maddesi veya ilaç olarak kullanılan tohumlan; s. safran renkli, koyu portakal renkli. mountain saffron mahmurçiçeği, itboğan, bot. Colchicum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yüz çevirme, bakmama, af: Af ve safhetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. safahlt). 1. Yüz, bir şeyin düz yüzü. 2. Yazılmış ve yazılabilir sahife. 3. ince ve geniş cisim, levha, yufka şey: ince safhalara yarılması kolay bir taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phase. stage. stage evre. phase faz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phase. stage. plate. board. leaf. sheet. angle. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صفحه] aşama. 2.düz olan yüz. 3.sayfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet» ten smüş.) (mü. safiyye). Slfi, halis, temiz (slfi daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet, safi» dan İf.) (mü. slfiyye) (aslında slf İle aynı mlnldadır). 1. Hâlis, temiz: Bu su pek şifidir. 2. Bir şeyle karışmış olmayan, pürüzü giderilmiş, sırf: Slfi yağ, slft süt. 3. Masraflar çıktıktan sonra kalan kir: Vlridlt-ı slfiyye. (denizcilik) Slft tonaj = Teknenin yük ve yolcu alan kısmının ağırlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. cşifâ» dan if.) (mü. şâfiyye). 1. Şifâ veren, İyi eden. 2. Kanaat veren, kâfî: Şâfî bir cevap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şefaat eden, birinin affı için araya giren («şefî» daha çok kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refined. pure. unadulterated. clear. limpid. net. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صافی] temiz, arı, halis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شافع] şefaatçi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar) (Erkek İsmi) 1.Katışıksız, katıksız, halis, temiz. 2.Yalnız, sadece, sırf. 3.Kesintilerden sonra kalan kısım, net.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Suçlunun bağışlanması için araya girip yalvaran kimse. 2.İyileştiren, şifa veren. 3.İnandırıcı, inandıran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Gül gibi, katıksız, saf, duru, temiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gökyüzü. 2.Yassı ve düz halde bulunan şey.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. saflih). 1. Yassı ve düz yüz, safha, levha. 2. Levha hlllnde maden, sac.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yassı düz ve geniş yüz, levha. Levha halinde bulunan maden, saç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. safthlyye) (anatomi, botanik). Yufka, levha hâlinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (rhü. Şâfiiyye). İmam ŞAfiî’nin meshebinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sefl»den if.) (mü. sâfile). Aşağı bulunan, alçak, sefil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سافل] aşağı, aşağıda.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı, çok naz eden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok nurlu, çok aydınlık, temiz kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan). Gök yakut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Islık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapphire. sapphire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapphire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sapphire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفير] ıslık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) - Mavi renkli, değerli bir süs taşı, göktaşı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.İnce güzel ses. 2.Islık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. safîriyye). Islık sesine benzer.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Katışıksız, katıksız, halis, temiz. Saflık, halislik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şafi).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Saflık, temizlik, masumluk.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dini temiz, dini pak.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Temiz yürekli. 2.Hz.Âdem’in lakabı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Saflık. 2. Bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become pure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

distillation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to purify. to refine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fine down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sadedillik, bönlük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. trueness. innocence. ingenuousness. naivety. credulity. chastity. gullibility. naivete. refinement. simple-mindedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. simplicity. gullibility. pureness. innocence. artlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purity. naiveté. credulity. gullibility. clarity. neatness. cleanness. fineness. netness. chastity. innocence. refinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Geminin alt anbarına konulan ağırlık. Doğrusu sabura, (bk.) Sabura. 2. mec. Bir işe yaramayan insan (yarı argo).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall. ballast. choler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ballast. bile. gall. gall öd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bile. gall. ballast (of a ship. ballast. lastage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صفره] öd. 2.sarı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gall bladder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Safra kesesi taşlarının neden olduğu bir çeşit iltihaplanmadır. Tıp dilinde kolesistit denir. İki çeşidi vardır.

- Müzmin safra kesesi iltihabı :

Safra kesesi büzülür, gereği gibi çalışamaz hale gelir. Hastanın karnında, özellikle yemeklerden sonra gaz ve gerginlik vardır. Ayrıca; sağ taraftan başlayıp, kaburgaların altına kadar yayılan geçici bir ağrı ve sarılık nöbetleri de görülür. Tıp dilinde kronik kolestit denir. Bu hastalık genellikle 40 yaşını geçmiş şişman kadınlarda görülür.

- Akut Safra Kesesi İltihabı :

Bilhassa, safra yollarına yerleşmiş taşın neden olduğu bir hastalıktır. Tıp dilinde akut kolestit denir. Hastada karnın sağ üst kısmına gelen ani, şiddetli ve çabuk gelişen, sırta, hatta sağ omuzun ucuna kadar yayılan ağrı vardır. Ateş artar, kusma ve bulantı görülür. Her iki çeşit safra kesesi iltihabında da; vakit kaybetmeden doktora başvurmak gerekir. Ameliyat gerekebilir. Ameliyat gerekmeyen durumlarda veya safra kesesi iltihaplanmasını önlemek ve safra akımını kolaylaştırmak amacıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Maydanoz, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 2 tutam maydanoz konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 2 kere birer çay bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Sağlık Bilgisi

Safra koyulaşması sonucu meydana gelen taşlara halk arasında safra taşı, tıp dilinde ise kolelitiasis denir. Yapılarında kolestrin bulunur. Bazı safra taşları, rahatsızlık vermez. Bazıları da safra kanalını tıkar. Çok şiddetli, batıcı bir ağrı, bulantı ve kusma yapar. Hasta yerinde duramaz olur. Bu olayların hepsine birden safra kesesi krizi denir. Düşmeyen veya alınmayan safra taşları, safra kesesinin iltihaplanmasına da neden olur. Safra taşlarının neden olduğu rahatsızlıkları gidermek için doktor müdahalesi gerekir. Ancak, ameliyat gerekmediği hallerde aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Gliserin, su.

Hazırlanışı : Bir su bardağı suya 1 kahve kaşığı gliserin karıştırılıp içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (L. asfar). (bk.) Asfar. Od. Safra bulanmak = Baş dönmek, kusmak istemek. Safrası galip = Ekseriya başı dönen (insan).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

going in ballast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baharat olarak kullanılan bir bitki. (bk.) Zafran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saffron.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saffron. crocus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(zaferan): Süsengiller familyasından; yurdumuzda da yetiştirilen, 10-15 cm boyunda, çok yıllık otsu bir bitkidir. Etli, yuvarlak, kaidesi yassı, 4 cm kadar çapında, üstü esmer renkli ve zarımsı pullarla kaplı, alt tarafında da kök parçaları bulunan bir soğanı vardır. Yaprakları uzun ve koyu yeşildir. Çiçekleri mor renklidir. Sonbahar mevsiminde yapraklardan önce açar. Meyvesi kapsül şeklindedir ve sonbahar aylarında meydana gelir. İçeriğinde; şekerler, organik asitler, krosin ve uçucu yağ vardır. Tepeciklerinden elde edilen toz; renk, tat ve koku verici olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Sinirleri uyarır. Aybaşı gecikmelerinde faydalıdır. Rahim hareketlerini arttırır. İştah açar. Sinir zayıflığını giderir. Öksürük, bronşit ve astımda faydalıdır. Fazla miktarda kullanılmamalıdır. Hamilelerin de kesinlikle kullanmaması gerekir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. safrâviyye). Öde ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفصاف] söğüt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (Yunanca’dan). Aldatıcı ve yalancı şeylerle gerçeği ortaya çıkarmak iddiasında bulunma: Birtakım safsatalarla beni kandırmaya çalışıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fallacious. sophistry. sophism. nonsense. casuistry. fallacy. flubdub. jesuitry. quiddity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophism. sophistry. false reasoning. sophisty. nonsense. fallacy. casuistry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sophistry. casuistry. fallacy. pettifoggery. sophism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفسطه] doğru olmadığı halde doğru gibi gösterilen düşünce veya söz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casuist. sophist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صف شکاف] düşman saflarını yaran savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاف شکن] düşman saflarını yaran savaşçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). 1. Makinenin hareketiyle mihveri çevresinde dönüp pervaneyi çalıştıran demir mil. 2. Bir makinenin devriyle meydana gelen kuvveti nakle vasıta olan ve üzerine dişil çarklar ve tekerlekler bağlanan demir mil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft. axle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shaft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bal koymakta kullanılan ufak tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saflık, iç temizliği.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفوت] saflık, temizlik, arılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Saflık, temizlik, paklık, arılık, halislik.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hz.Muhammed (s.a.s)’in isimlerinden.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - (bkz, Safder).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Alm. Fr.) (musiki). XIX. asırda yapılan bir mâdeni nefesli çalgı

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sax.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saxophone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(bois de sassafra): Defnegiller familyasından bir ağaçtır. Biri Amerika’da diğeri de Çin’de olmak üzere iki türü vardır. Köklerinden, lavantacılıkta kullanılan sagrol esansı elde edilir. Kurutularak toz haline getirilen yaprakları baharat olarak kullanılır. Kullanıldığı yerler: Sassafrasın kökleri terletici olarak kullanılır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da yetişen ufak bir ağaç, bot. Sassafras albidum; bu ağacın kökünden çıkanlıp ilaç yapımında veya yemeklerde kullanılan bir yağ.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. emniyetsiz, tehlikeli, gu venilmez

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

kıs. United States Air Force.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasf» dan). Vasıf ve tarif eden, vasıfların sayarak anlatan veya medheden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصاف] öven, anlatan, tavsif eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Niteliklerini bildirerek anlatan ya da öven. Vassaf el-Hazrat. İranlı tarihçi, yazar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. lütfetmek, ihsan etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by