Safa, Sefa ne demek? | Safa, Sefa anlamı nedir? | Safa, Sefa

Safa, Sefa anlamı nedir?

Safa, Sefa ne demek?

Safa, Sefa anlamı nedir?

Safa, Sefa | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: safa sefa

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Vezire mensup ve müteallik veya lâyık olan: Huzûr-ı Alî-i Asafânelerine = Osmanlı devrinde vezirler için kullanılan tâbirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileşikgillerden, çiçekleri güzel sarı renkli bir bitki (Calendula arvensis).

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(gecesefası): Bileşikgillerden çiçekleri güzel, sarı renkli bir bitkidir. Kullanıldığı yerler: İdrar söktürür. Terletir. Aybaşı kanını söktürür ve aybaşı kanamalarının normal olmasını sağlar. İştah arttırır. Nikris ve sıracada da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Kısakafalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İstanbul’da, yetim ve öksüzler için kurulmuş yatılı okul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönlü şen, rahat, dertsiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Uzun kafalı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. dolichocéphale

anat. uzun kafalı

Başı dar, kafatasının uzunluğu genişliğinden fazla olan (kimse).


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(e.). Vâ esefâi Eyvah, yazık: Vâ esefâ ki, artık düzeltilmesi mümkün değildir!

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسفا] vah vah, eyvahlar olsun, yazık!

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(eskiden: GECESAFA) (i. botanik). İkiçeneklilerden, süs bitkisi olarak yetiştirilen bir bitki (mirabilis ialapa).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kahkaha çiçeğinin başka bir adı (convolvulus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Gelişme kusuru sonunda kafatası ve beyni küçük olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «nısf» tan masdar). Esit iki kısma bölme, yarı yarıya paylaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Yarı yarıya: Şu bir küfe üzümü münâsafaten alalım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safaha» dan masdar). El ele tutuşma, selâm ve sevgi maksadıyla birine el uzatma, el sıkma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصافحه] tokalaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

tokalaşmak, el sıkışmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «safvet» den masdar). Samimî ve saf sevgi: Aramızda musâfât vardır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صفا] saflık. 2.gönül rahatlığı, gönlün şen olması.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Üzüntü ve kederden uzak olma, endişesizlik, rahat huzur, iç ferahlığı. 2.Eğlence. 3.Saflık, berraklık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

şenlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Slftlik, berraklık. 2. Endişesizlik, rahat, huzur, eğlence: Safi sürmek, zevk ve saflsına bakmak. Safi geldiniz (doğrusu: safi getirdiniz) = Hoşgeldlniz. Safi bulduk = Hoşbulduk. Safly-ı hatırla = Memnuniyet ve sevinçle. Gecesaftsı = Gece açılıp gündüz kapanan bir cins çiçek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. safi = rahat, Fars. bahştden = bağışlamak). Rahat ve huzur veren, rahatlandıran, eğlendiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Safllanmış, safi bulmuş, neşeli, memnun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صفابخش] gönüle rahatlık veren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.). Safhalar, devreler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phases. stages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صفحات] aşamalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. safiha). Safihalar, levhalar, (bk.) Safiha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Arapça’da gurûbdan sonraki alaca karanlık ve ufukta görülen kızıllık mânâsında iken dilimizde güneş doğmadan önceki alaca karanlık ve galat olarak fecir mânâsına gelir: Şafak sökmek = Sabah açılmak, tan atmak; Şafak vakti = Erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfak). Acıma, sevme, esirgeme, acıyarak ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. aurora. daylight. first light. sunglow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. aurora. daylight. first light. sunglow. cockcrow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawn. daybreak. break of day. first light.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفق] güneşin doğacağı sıradaki aydınlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güneş doğmadan az önce ufukta beliren aydınlık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafağa bulaşmış, şafak renginde, şafak gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Şafak renkli, kızıl.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i) (Erkek İsmi) - Şafak renkli, kızıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şafak aydınlığı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Nasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safari.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Swahili word for journey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Yellow Dutch liqueur flavored with exotic fruits, such as mango, papaya, and wild limes It is twenty percent alcohol by volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A journey of any kind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An adventure trip, typically in Africa, using off-road vehicles and tent-like accommodations for the purpose of viewing and photographing wildlife. an overland journey by hunters.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (bilhassa Afrika'da) safari, av partisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Safâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enjoyment. pleasure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pleasure. delight. life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gönül rahatlığı, rahatlık, kaygısız ve sakin olma. 2.Eğlence, zevk, neşe.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin, Allah ile kul arasınadaki aracılığı, dinin şefaati. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bir suçlu veya muhtacın affı için üçüncü bir şahsa yapılan aracılık ve rica.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفاعت] af için aracılık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Birinin suçunun bağışlanması ya da dileğinin yerine getirilmesi için o kimseyle başkası arasında yapılan aracılık, dua. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şefaat eden, Ar. şefî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intercessor. friendly arbitrator. interceder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şefaatle ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفافت] saydamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

debauch. debauchery. dissipation. dissolytenesss. reckless extravagance with money. profligacy. squandering. depravation. libertinism. orgy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفاحت] sefihlik, zevk ve eğlence düşkünlüğü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sonunu düşünmeyerek lüzumsuz yere malını israf etme. 2. Zevk ve eğlenceye düşkünlük, süs, zevk ve eğlence yolunda isrâf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sefine). Gemiler. (bk.) Sefîne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفائن] gemiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eşfâk). Şefkat, acıyarak, ve esirgeyerek sevme. (bk.) Şefkat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شفقت] şefkat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Şefkat, acıyarak ve esirgeyerek sevme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Alçaklık, aşağılık, hakirlik. 2. Son derece sıkıntılı yaşama, fakirlik ve ihtiyaçtan çekilen sıkıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. poverty. dog's life. wretchedness. beggary. calamity. sordidness. squalidity. squalidness. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gutter. misery. poverty. the gutter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

misery. wretchedness. extreme poverty. baseness. vileness. abjection. pinch of poverty. squalor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفالت] sefillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Elçilik, elçi vazifesi: Sefâretle Avrupa’ya gitmişti. 2. Bir yabancı devlet nezdinde bulunan sefirin unvanı, sıfatı ve yeri, elçilik: Paris sefâreti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ambassadorship. embassy. legation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. ambassadorship. envoyship. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سفارت] elçilik, büyükelçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

embassy. legation. building housing the residence and office of an ambassador or envoy. embassy building.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سفارت خانه] elçilik binası, elçilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir sefir ile maiyyeti heyetinin makamı ve resmî dairesi, elçilik: Londra’da Türk Sefarethanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Seyir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. zoolloji). Barsaklarda parazit olarak yaşayan bir kurt.

Türkçe Sözlük by