Sağ Kol ne demek? | Sağ Kol anlamı nedir? | Sağ Kol

Sağ Kol anlamı nedir?

Sağ Kol ne demek?

Sağ Kol anlamı nedir?

Sağ Kol | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sag kol

Türkçe - İngilizce Sözlük

right hand man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek. 2. Yere vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A ). Şarap veya mayalanmış başka şekerli sıvıların damıtılmasından elde edilen yanıcı, sıvı madde, ispirto, küul.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcohol. aqua vitae. fortifier. spirits.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcohol. hard stuff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkolizme tutulmuş kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. alcoholic. habitual drinker. alcohol addict. dipsomaniac. problem drinker. sponge. toper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. habitual drunkard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alkollü içkilerin devamlı ve çok kullanılmasından ileri gelen hastalık belirtileri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. intoxicating. containing alcohol. strong. spirituous. intoxicated. spiked. stiff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. spirituous. intoxicated. drunk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alcoholic. containing alcohol. drunk. spirituous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. alcoolmètre

kim. alkolölçer

1. Sıvılardaki alkol oranını ölçmeye yarayan cihaz. 2. İçilen alkol miktarını ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

soft. non-alcoholic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim, fark etmez bu kokuyu tam olarak giderenleyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile giderilebilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılması ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40((75XO,7)=0.76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40( (60x0,6)= 1.1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testinden ağza atılacak bir şekerle veya sakızla kurtulmak mümkün değildir. Alkol aldığımızda veya sarımsak, soğan benzeri keskin kokulu yiyecekleri yediğimizde nefesimiz kokar. İstediğimiz kadar ağzımızı yıkayalım, dişlerimizi fırçalayalım, şeker yiyelim veya sakız çiğneyelim fark etmez, bu kokuyu tam olarak gideremeyiz.

Bu kokuların nedenleri ağza veya boğaza bulaşan alkol, ağızda dişlerin arasında kalan yiyecekler değildir. Onlar ağzın yıkanması ile gideribilir. Bu kokular mideden de gelmez, çünkü yiyecek gitmediği zamanlarda yemek borusunun ucu hep kapalıdır. Tüm bu alkol ve kokulu yiyeceklerin molekülleri midedeki hazım sırasında mide duvarından geçerek kana karışır. Böylece akciğerlere ulaşarak nefesle beraber çevreye yayılırlar.

Trafik denetlemelerinde yapılan alkol testlerinde, nefesteki dolayısıyla kandaki alkol miktarı ölçülür. Cihaza üflemeyle dışarı verilen havanın 2.000 santimetreküpü kanda bulunan alkol miktarını gösterir. Bu oran, alınan alkol miktarının kişinin ağırlığına bölünmesi ve erkeklerde 0.7, kadınlarda ise 0.6 katsayısının çarpılamsı ile hesaplanabilir.

Bu katsayılar arasındaki farkın nedeni, aynı vücut ölçüleri ve yağ oaranlarına sahip bir kadın ve erkek üzerinde yapılan deneylerde, her ne kadar alkolün yüzde 20’si midede, yüzde 80’i ince bağırsaklarda kana karışsa da, kadınlarda alkolün midede daha az parçalanarak kana karışım oranının yüzde 30 daha fazla olması, kadınların daha çabuk sarhoş olmaları ve sarhoşluğun daha uzun sürmesinin gözlemlenmesidir.

Bir kadeh sek rakı veya iki bardak şarap kanda 40 gram alkol bulunması anlamına gelir. Böyle bir doz 75 kilo ağırlığındaki erkekte 40(75*0,7)=0,76 gr/litre sonucunu verir ki, trafikteki yasal limiti aşar.

Bu miktarda alkolü 60 kilo ağırlığındaki bir kadın aldığında suçlu olur, çünkü hesaba göre kanında 40(60*0,6)=1,1 gr/litre alkol çıkar.

İnsanlarda bir litre kandaki alkol oranı 0,5 gramı geçtikten sonra refleksler yavaşlar, sürücü bilincine hakim olamaz. Bu da ciddi kazalara yol açar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarı mukabili, Osmanlıca, sâfil, tahtânî, zîrîn: Evin aşağı katı. 2. Eksik, noksan, dûn: Bunun kıymeti aşağıdır. 3. Alçak, dûn, bayağı, değersiz: Aşağı adam, aşağı mal, aşağı taraf, alt, mâdûn: Bu tarlanın aşağısı sulaktır. Alt, taht, zîr: Bir aşağı bir yukarı koşmak, aşağı inmek, aşağıda, aşağıdan aşağıya. Aşağı atmak = Yabana atmak. İtibar etmemek. Aşağı almak: = Düşürmek, yıkmak. Aşağı vurmak = Çıkartmak ve eksiltmek, düşürmek. Başaşağı = Tersine dönmüş. Aşağı düşmek = Sukut etmek, çıkartmak. Aşağı, yukarı = Takriben, az çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. inferior. lowly. minus. hedge. infra. down. below. lowly. infra-. hypo-. sub-. below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. lowly. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downwards. lower. inferior. mean. common. the lower part. downtown. the space below. mediocre. menial. sub. subordinate. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. under. down there. downstairs. hereinafter. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. downstairs. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. downstairs. hereafter. hereunder. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the following. the undermentioned. downstairs. lower. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. following. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. humiliation. insult. abasement. contemptuousness. disparagement. insolence. mortification. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. political invective. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inmek, düşmek, tenezzül etmek. 2. Kıymet ve itibardan düşmek, bayağılaşmak: Bu gazete pek aşağıladı. Kadir ve itibardan düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the wall. insult. humiliate. talk down. abase. belittle. pooh-pooh. scorn. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. affront. despise. insult. slight. snub. to run down. to snub. to despise. to degrade. to abase. to look down. to lower. to insult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degrade. to treat as inferior. to lower. belittle. humiliate. make a mockery of. scorn. kick in the teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı duruma düşürmek, indirmek, küçültmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptuous. derogatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derogatory. injurious. pejorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağısı olan: Aşağılı yukarılı yer, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adilik, aşağı olma hali. 2. Düşük evsaflı, Adi: Aşağılık adam, aşağılık mal. Aşağılık duygusu = Kendisini başkalarından aşağı görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-down. unworthy. contemptible. base. abject. no class. dirty. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. mean. no-good. petty. rascally. reptile. reptilian. scabby. scurvy. slavish. snotty. sordid. tinpot. unutterable. vile. wicked. wormy. lowne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. atrocious. base. contemptible. despicable. low. shabby. sordid. unsavoury. vile. baseness. lowness. meanness. mean. ignoble. dishonourable. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness. meanness. vulgarity. mean. ordinary. vulgar. banal. abject. bugger. cheap. contemptible. despicable. inferiority. low- down. mean individual. servile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downstairs. low. over. downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da kullanılan hafif bir mızrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upside down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolatory. condolence. sympathies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fifth column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para basma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

broccoli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Meksika yerlilerinin dilinden). Sütlü veya sütsüz olarak kakaodan yapılan maruf yiyecek, çikolata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

choc. chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate. confectionery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chocolate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (f). karısı tarafından aldatılmış erkek , informal boynuzlu erkek; (f). (kocayı)aldatmak , informal boynuz taktırmak. cuckoldry (i). boynuz taktırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Duvarlara üst üste yapıştırılmış afiş ya da benzerlerinden koparılan parçalarla yapılmış bir tür kolaj. İlk kez 1950 lerde Alman sanatçı Wolf Vostell (1932) bu türde çalışmalar yapmış, ayrıca Fransa`da afişçiler de bu tekniği uygulamıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Boyunun kolların, göğüs ve sırtın bir kısmını açık bırakan kadın elbisesi. 2. Açık saçık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. décolleté

1. açık giyim, 2. açık giyimli

1. Kadın giyiminin kolları, göğsü veya sırtı açıkta bırakan biçimi. 2. Göreneğe aykırı derecede çıplak.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-neck. lownecked. decollete. revealing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. décolleté. low-cut dress. décolleté dress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-cut. low-necked. decolleté. low necked.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyuşmamak, uymamak, uygun düşmemek; muvafık olmamak, anlaşamamak; bozuşmak, münakaşa etmek, tartışmak, atışmak; (gen). with ile bünyesine uygun gelmemek, yaramamak, dokunmak (yiyecek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nahoş, hoşa gitmeyen; kötü, huysuz, kavga eden, aksi, ters, sert. disagreeableness (i). uygunsuzluk, nahoşluk; terslik. disagreeably (s). terslikle, nahoş derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtilaf, anlaşmazlık, ayrılık, tutmazlık, mübayenet, uyuşmazlık; çekişme, münakaşa, münazaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileri de onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten ‘aspartame’ denilen tatlandırıcı, şekerden 200 kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yazan yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekinmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Tabii evinizdeki teneke kutu kolaları suya atıp, yüzme bilip bilmediklerini test etmek gibi bir merakınız yoksa bilemezsiniz. Suya atılan bir teneke kutu diyet kola batmaz ama aynı hacim ve ebattaki normal kola batar. Bunun doğruluğunu ABD’deki kola üreticilerinin yetkilileride onaylamışlardır. Peki diyet kola yüzmeyi nasıl öğrendi?

Her iki kolayı da suya koyduğunuzda (attığınızda değil) diyet kola yüzeye doğru çıkar ama, klasik kola da taş gibi dibe oturmaz. Yüzeye çıkayım mı, çıkmayayım mı dercesine salınır durur.

Üreticilerin bu durumu, diyet kolalarda kullanılan suni tatlandırıcıların yoğunluklarının şekere göre daha az olması ve bu nedenle de bir kutuda daha az miktarda kullanılmaları şeklinde izah ediyorlar. Gerçekten “aspartame” denilen tatlandırıcı, şekerden 2 yüz kez daha tatlıdır. Yani bir kolayı tatlandırmak için 10 çay kaşığı şeker koymanız gerekiyorsa, aynı tatlılığı bir çay kaşığının yirmide biri kadar suni tatlandırıcı katarak verebilirsiniz.

Aslında diyet kola ve kutunun yapıldığı alüminyumun yoğunlukları ayrı ayrı sudan fazladır ama kutunun içindeki hava ve gaz kabarcıkları, onun ortalama yoğunluğunu, suyun yoğunluğunun biraz altına indirir. Arşimet’e göre ortalama yoğunluğu sudan az olan her şey yüzebilir.

Bu arada biradan da bahsetmeden geçemeyeceğiz. Evinizdeki aynı hacimdeki teneke kutu biraları suya koyun, hepsinin farklı derinliklerde kaldıklarını göreceksiniz. Bunun nedeni suyun kaldırma gücünden ziyade tüketici yasalarıdır. Kutunun kenarında yazan hacim miktarı yasal olarak en az olanıdır. Doldurma sistemindeki hassasiyet pek iyi değilse, daha çok dolanlar daha ağır olabilirler.

Kutu biralar eğer üzerlerinde yasal minimum miktar kadar doldurulurlarsa, içlerindeki hava ve karbondioksit sayesinde yüzebilirler. Ancak üreticiler, yasadan çekilmeleri nedeni ile, biraları minimumdan değil de, biraz fazla doldurmayı tercih ettiklerinden kutuların çoğunluğu suda dibe gider.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ilâcın belirli miktarda verilmesi, dozaj, düzem, yaşa göre miktar tayini; kuvvet veya lezzet vermek için şaraba şeker, alkol v.b katılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleğimsağma (alâim-i semâ), gökkuşağı, yağmur kuşağı; alkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. écholalie

ruh b. yankılı konuşma

Başka birinin kullandığı söz veya cümleleri anlamsız olarak yankı gibi tekrarlama.


Yabancı Kelime by

Teknolojik Terim

Ekolayzer, özel müzik dinleme keyfi ses çıkışını etkiler.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. biyoloji). Canlı varlıklarla çevreleri arasındaki münasebetleri araştıran biyoloji kolu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Organizmaların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkileri inceleyen bilim dalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological çevresel. çevrebilimsel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ecological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

İnsan, hayvan, bitki gibi tüm canlıların bulundukları ortamda yaşamsal faaliyetlerini sürdürmek için gerekli olan şartlar bütünü ve bu şartların da birbiri ile ilintili olmasıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir türün yaşamını sürdürmesi için gerekli tüm koşulları sağlayan ekolojik yaşama ortamındaki yeri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havada ince bulut ve buhar bulunduğu vakit güneş ışınlarının geçerken kırılmasıyle güneş ışığını teşkil eden renklerin ayrılmasından hasıl olan 7 renkli büyük halka ki, bazen tek ve bazen çift olur. Osm. kavs-i kuzah(Arapça zannıyle «alâim-i semâ» suretinde de yazılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, tahayyul etmek; zihninde canlandırmak, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethyl alcohol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pharmacology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Hekimlikte kullanılan bir sıvı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. bow. iris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Teknolojik Terim

Grafik ekolayzer, önceden tanımlanmış farklı frekans aralıklarının özelliklerini etkiler. Bu değerler ayrı ayrı ya da farklı stiller için önceden belirlenmiş değerler seçilerek ayarlanabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kiraz türü (prunus mahaleb) kokulu kiraz da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advance post. outsentry. outstation. patrol. outflying picket. advanced post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bireylerin ve insan topluluklarının kendi çevreleriyle olan ilişkisini inceleyen ekoloji dalı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar. Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarım kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Artık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Özel bir durum veya farklı olmak düşüncesi yoksa insanların çoğunluğu saatlerini sol bileklerine takarlar. İlk anda insanların çoğunun sağ ellerini kullanmaları, bu kolun daha hareketli olması dolayısıyla saatin bir yerlere çarpıp zarar görme olasılığının da daha yüksek olması nedeniyle sol bileğe takılmasının tercih edildiği düşünülebilir.

Bu düşünce şüphesiz doğrudur. Sağ ellerini kullanan insanların, sağ kol düğmelerini iliklerken ne kadar zorlandıkları malumdur. Peki sol ellerini daha çok kullanan solaklar da niçin saatlerini yine sol bileklerine takıyorlar?

Saatin ilk kullanılma yıllarında insanlar çoğunlukla cep saati kullanıyorlardı. Bu saatlerin kurma düğmesi sağda ‘3’ rakamının yanındaydı. Sık sık kurulması gereken bu saatleri cepten çıkartıp sol elle kurmak (hangi el daha baskın olursa olsun) çok zordu. İnsanlar bu saatleri zaten yeleklerinin sol tarafında bulunan ceplerinden sol elleri ile çıkarıp bakmaya ve sağ elleri ile kurmaya alıştılar.

Daha sonra kol saatleri de yaygınlaşıp kurma yerleri yine ‘3’ rakamının yanında olunca bunlar da sol kola takılır oldu. Zaten sağ ellerini kullananlar bu elleri meşgulken ister cep ister kol saati olsun saate sol kollarını kullanarak bakmayı tercih ediyorlardı.

Her iki taraf da durumdan memnun olduklarından, saat üreticilerine kurma yeri solda olan bir saat üretmeleri için piyasadan bir talep hiç bir zaman gelmedi. Arlık pilli, güneş enerjili veya hareketle kendi kendine kurulan saatler kullanılıyor ve kurmalı saatler neredeyse tarihe karıştıysa da insanlar saatlerini sol bileklerine takmaya devam ediyorlar.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

business line. branch of business.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Kalıba dökme mânâsiyle çok kullanılıyorsa da, Arapça’da «bir şeye, bir şekil ve hususî bir görüş verme» mânâsına gelen «sûg» dan bozmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (y. k). Bir ışık kaynağının muayyen uzaklıkta meydana getirdiği aydınlığı ölçmeye yarayan Alet, fotometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exposure meter. photometer. light meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. L. Y. Fr.). 1. Aristo’ nun eserlerinden alınarak kilise anlayışına tatbik edilen ve Ortaçağ’da okutulan felsefe. 2. Bu felsefe ile ilgili olan. 3. mec. Görenekçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. gynécologie

tıp kadın hastalıkları

Kadın cinsel organlarını ve bunlarla ilgili hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynaecology. gynecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecology. gynaecology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gynecologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolestrol, kanda, sinirlerde, beyinde, karaciğerde, dalakta, böbrek üstü bezlerinde ve safrada bulunan, yağ yapısında, kristal gibi beyaz görünümde bir maddedir. Görevi dokulardaki su dengesini sağlamak, alyuvarları zehirlere karşı korumak, sinir dokularının dayanıklığını sağlamak ve deri altında, dışarıdan gelecek mikroplara karşı koruyuculuk yapmaktır. 100 gram kanda; 180-230 miligram kolestrol bulunur. Bu miktar normaldir. 230 miligram kolestrol miktarı, kanda kolestrolün yükselmiş olduğuna işarettir. Tedavi edilmezse; damarsertliği, beyin ve kalpteki ince damarların tıkanmasına neden olur. Meydana Gelişi : Böbrek üstü bezleri, husyeler, yumurtalıklar bünyenin ihtiyacı olan kolestrolü imal ederler. Ayrıca hayvansal yağlar, süt, yumurta ve bitkisel hormonlarla da kolestrol alınır. Kanda, kolestrolün yükseldiğini anlamak için bir seri test yapmak gerekir. Ayrıca, hastanın cildinde oluşan sarı lekeler, göz altlarında beliren siyah halkalar, göz akında görülen sarı lekecikler, genel yorgunluk, iştahsızlık, hazımsızlık, baş dönmesi, baş ağrısı, görme zayıflığı, ağız acılığı, nefes ve ter kokusu kolestrolün yükselmiş olduğuna işaret olabilir. Tedavi maksadıyla aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Mısır püskülü, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya, 1 tutam (20 gram) mısır püskülü konur. 30 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere, birer su bardağı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i.). (Asıl Türkçe’de kol askeri mânâsına gelmekle, siyah asker yani gece askeri veya askerin siyah yani gecelik kolu ve bölüğü demektir). 1. Asayişi muhafaza için gece gezen asker birliği. 2. Nöbetçi asker. 3. Ordunun muhafazası için münasip noktalarda bekletilen asker. 4. Belirli yerlerdeki polis merkezi. Istinad karakolu, ileri karakol, devir karakolu, küçük karakol, nizam karakolu, (denizcilik) Karakol gemisi = Denizde muhafızlık vazifesi yapan gemi veya sandal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

post. station. police station. patrol. outpost devriye.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police station. central police station. gendarme station. any official force upholding public order. patrol. police headquarters. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast-guard ship. patrol vessel. guard boat. patrol boat. picket boat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line of patrol stations along an international border.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Polis karakolu. Karakol binası (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Karakola düşmesi gereken. Karakolluk olmak = Karakola düşmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have to be taken to the police station. to be liable to be arrested.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanları kaşıyıp tozlarını gidermeye mahsus saçtan dişli Alet: At kaşağısı, al kaşağıyı gir ahıra. 2. insanın sırtını kendi kendine kaşıması için ağaçtan yapılmış, uzun saplı ve bir ucunda levhası olan dişli bir Alet. Kavga kaşağısı = Kavga bahanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back-scratcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back scratcher. card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Boyun atkısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scarf. neckerchief.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man's scarf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçegillerden, gagası oldukça geniş, bir kuş ki, hayvan sürülerinin etrafında uçuşan böcekleri avlamakla geçinir (caprimulgus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reconnaissance column. scouting patrol. scout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1. R.). İpek kozası. Kokolya mevtimi = Nisan başları. Kokolya fırtınası = Bu mevsimde olan fırtına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Falcı Çingene kadını.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kök sakız, (bot.) Taraxacum koksaghyz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. İnsanın omuz başından parmakları ucuna kadar uzanan organı, Ar. zirâ. Farı. bâzû: Kollarını sıvadı, kollarını açtı. 2. Atın ön ayağı: Atın lağ kolu ağrıyor. 3. Giyeceğin kola gelen, kolu saran kısmı: Bu ceketin kolları dar. 4. Gömlek yeninin ucu yerinde iğreti, kolalı keten bezi: Yaka, kol (yakalık ve kolluk da denir). 5. Ağa; dalı, Ar. gusn, Fars. şâh: Çınar ağacı her tarafa kol atmış, kol, kanat uzatmış. 6. Şube, dal, bölük, taraf, kısım: Tuna, denize döküldüğü yerin yakınlarında birka; kola ayrılır. Alpler bir;ok kollara bölünür. Avcılar üç kola ayrıldı. 7. Bir ordunun bölündüğü kısımlar, kanat, Osm. cenâh: Sağ kol = Meymene, sağ kanat. Sol kol = Meysere, sol kanat. İleri kol = Pİşdâr, öncü. Geri kol = dümdâr. art;ı. 8. Muhafaza veya teftiş için ayrılıp gezdirilen askeri birlik: Kol gezmek, kola ;ıkmak. 9. Bir heyetin bölündüğü dal ve zümrelerin her biri: Halvetî tarîkatinin HAlidî, Sünbülî kolu. 10. Oyuncu vs. takımı: Zuhûrî kolu, kol oyunu. 11. Bir şeyi kapamak veya bir şeye dayanmak üzere kol şeklinde uzanan ağa;, demir vs.: Kapı kolu. 12. Bazı Alet ve edevâtın sapı, tutulacak veya ;evrilecek parçası: Dikiş makinesinin kolu. 13. (denizcilik) Bir halatın kalınlığını teşkil eden iplerin her biri: U; dört koldan mürekkep halet. Kol atmak = Dallanıp budaklanmak, (at) Kolunu atmak = On kemiği ;ıkmak. Kollarını açmak = Kucaklamaya hazırlanmak, memnuniyetle kabûl etmek. Kola almak = Taltif etmek. Kolağası = Osmanlı devrinde kıdemli yüzbaşı ki, daha da eskiden sağ ve sol kolağası diye ikiye bölünürdü. Kolordu = Bir devlet askerinin bölündüğü en büyük birliklerden biri, ordudan kü;üktür. Kolvurmak = Bir aşağı, bir yukarı gezmek. Kol uzatmak = Dallanmak. Kolu uzun = Kudretli, hükmü geçer. (denizcilik) Kol bastırmak = İki halatı dikerek eklemek. Kol bağlamak = Serbest bırakmamak, hareketine engel olmak. Kol burmak, bükmek = Galip gelip kahretmek. Terazi kolu = Terazinin tutulan veya asılan yerinden itibaren iki tarafının her biri. Kolu çıkmak = Bir kaza ve çarpma ile kol kemiği omuzda veya dirsekteki oynak yerinden ayrılmak: Kolu çıkmış, kolunu çıkarmış. Kola çıkmak = Asayişi temin için askerlerle gezmek. Kol demiri = 1. Kapı üzerine çekilen demir. 2. Bir çeşit kundakçı Aleti. Karakol = 1. Gece gezen devriye asker. 2. Şehrin belirli yerlerindeki zâbıta binaları, karakolhane, merkez. Kol kanat = El, ayak. Kolu, kanadı kırık = Harekete muktedir olmayan. Kol, kanat kalmamak = Çok yorulmak veya dayak yemek. Kol, kanat kırılmak = Ümitsizliğe düşüp bir şey yapamamak. Kol gibi = Kol kalınlığında, bol su. Kol gezmek = Kola çıkmak. Kol kesmek = Kuvvet, iktidar ve harekete güç bırakmamak. Keşif kolu = Düşman askerini ve araziyi keşifle görevli birlik. Kol nizâmı = Saf itibariyle olmayıp, önden geriye doğru uzanan asker tertibi. Hücum kolu = Hücum için ayrılmış askerî birlik. Kolu yetişir = Eli işlere yatkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

branch. arm. foreleg. sleeve. handle. stick. branch. subsection. crank. embranchment. flipper. limb. offset. ramification. rod. rounds. tappet. wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm. branch. crank. department. handle. limb. rounds. section. tappet. tributary. subdivisionarm. sleeve. foreleg. flipper. bar. lever. club. team. gang. troupe. patrol. column.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist band.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. wristband.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bar. bolt. crossbar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm bone.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arm-in-arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wrist watch. wristwatch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). 1. Çamaşırları kolalamakta kullanılan bir nişasta çeşidi. 2. Yapıştırma işlerinde (kâğıt veya bez) kullanılan kaynatılmış nişasta bulamacı. 3. Kolalama: Bu gömleğin kolası iyi oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Sudan dilinden) (botanik). Kolagillerden hekimlikte kullanılan bir bitki (cola acuminata).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coke. soda. starch. stiffening. cola.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paste. starch. coke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Same as Cola, Cola nut. tree bearing large brown nuts containing e.g. caffeine; source of cola extract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starch. laundry starch. cola. paste. pasting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Kola nuts are widely traded and consumed in West Africa - the Grassfields variety was much sought after by Hausa traders. kola. tree bearing large brown nuts containing e g caffeine; source of cola extract. a Chadic language spoken south of Lake Chad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(bak.) cola.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cola nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Çapul ve hırsızlık niyetiyle gezip dolaşma: O tarafları kolaçan ettiler, kolaçana çıktılar. 2. Gezip dolaşma; etrafı kolaçan etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scouting. reconnoitering. a look-see.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çamaşır kolası yapan, kolacılık yapan kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who starches and irons clothes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolacı işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden orduda, yüzbaşı ile binbaşı arasında yer alan iki rütbenin adı, kıdemli yüzbaşı. Sağ kolağası; sol kolağası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Ayrı taçyapraklı iki;eneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collage

kesyap

Kumaş, tahta vb. malzemelerle yapılan, kâğıt veya kartona yapıştırılan resim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Dadacılarca yaratılmış bir resim tekniği. Elde mevcut her türlü basılı, çizili ya da fotografik malzemenin, bir yüzey üzerine yeni bir kompozisyon oluşturacak düzende yapıştırılmasıyla elde edilir. Böylelikle kendileri sanatsal nitelikte olmayan çeşitli malzemeler, yalnızca yeni bir kompozisyon oluşturmak için kullanılmaları sayesinde bir sanat yapıtı meydana getirirler. Bu durumda sanatsal üretim süreci, sadece bir kompoze etme etkinliğine indirgenmiş olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ön ayağı sakat (deve) (koiuk da denir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireyi kolaya batırıp ütülemek: Bu hizmetçi gömlekleri pek güzel kolalıyor. 2. Kola veya tutkal İle yapıştırmak: Şu kâğıdı bir mukavva üzerine kolalayınız; kaplamayı tahta üzerine kolalarlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to starch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kola ile yapıştırılmak. 2. Kolaya batırılıp ütülenmek, kola edilmek: Bu gömlekler iyi kolalanmıyor, zor kolalanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gömlek vesaireye kola yaptırmak: Gömlekleri kime kolalatıyorsunuz? 2. Kola ile yapıştırtmak: Şu defteri kolalatmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kolaya batırılıp ütülenmiş: Kolalı gömlek. 2. Nişasta kolasıyle veya tutkal ile yapıştırılmış: Kolalı doğrama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

starchy. starched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Enli örme kuşak, yassı ip. 2. Hayvanın eyer ve semerini üstüne bağlamak üzere belinin altından geçirilerek bağlanan örme veya kayış bağ: Eyerin kolanını sıkmak, gevşetmek. 3. Salıncak ipi. 4. Çadır kenarına dikilen enli ve kalın şerit. Kolan vurmak = Salıncakta ayak üstü karşılıklı sallanmak. Kolan yeri = Atın belinin ortası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stout band or binding. girth. cinch. bellyband. binding used to support the springs of an upholstered chair or couch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsiz, zor ve güç olmayan. Ar. sehl, Fars. Asân: Kolay iş; kolay ders; yeni metotla okuma öğrenmek pek kolaydır. Kolay gel» = I; başında bulunanlara selâm ve duâ tâbiridir; kolaylıkla, Osm. suhûletle, Asân olarak: Bu suretle çocuklar pek kolay okumaya alışırlar. 2. Kolaylık, Osm. suhûlet: Kolayını bulmak; onun kolayı vardır. 3. Çâre, tedbir: Bir kolayına bakmalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. smooth. unlaboured. effortless. uncomplicated. ready. open-and-shut. cushy. downhill. facile. flowing. straightforward. sweet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cheap. cushy. downhill. easy. elementary. facile. ready. soft. easy way of doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easy. simple. easily. effortless. facile. jammy. smooth. straight up and down. walk in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ürünle birlikte verilen Picture Motion Browser yazılımı, fotoğraf koleksiyonunuza göz atmanıza ve koleksiyonunuzu yönetmenize yardımcı olur. Fotoğraflarınızı e-posta ile arkadaşlarınıza ve ailenize gönderebilir veya İnternet’teki paylaşım sitelerine kolaylıkla yükleyebilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

VCR’ı kurmanın ve ayarlamanın inanılmaz kullanıcı dostu bir yöntemidir. Talimatlar ekranda gösterilir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Taşınabilir radyolarda istasyonların kaydedilmesini sağlayan basitleştirilmiş bir yöntemdir. İstasyonlar, kayıt işleminin tamamlandığını belirtilen bir bip sesi duyulana kadar hafıza düğmesine basılarak hafızaya alınır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brittle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delicate. fragile. frail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Senkronizasyonun video kamera tarafından sağlandığı Kolay Kaset kopyalama işlevi. Başlık ekleme ve kaydedicinin kızılötesi sinyalle kumanda edilmesi de mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Oldukça kolay, pek zahmetli olmayan, Osm. suhûletle: Kolayca öğrendi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lightly. easily. smoothly. readily. with ease. facilely. hands down. light. swimmingly. well. easy as winking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy. readily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). Pek fazla kolaylıkla: Kolaycacık öğrenilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quite easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolayca, zahmetsizce.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. teshil etmek. 2. Sonuna yaklaştırmak: Bu işi kolayladım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to finish most of a job. to finish the hardest part of a job.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolaylatmak, Osm. teshil etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Kolay hâle gelmek, Osm. kesb-i suhûlet etmek, Asân olmak. 2. Sonuna, bitmeye yaklaşmak: İş kolaylandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay olmak, Osm. sehl ve Asân olmak: Yeni usûl ile öğretim hayli kolaylaştı. Sona yaklaştı. 2. Sona yaklaşmak, tamamlanmasına az bir şey kalmak: Yazdığınız kitap kolaylaştı mı? Yapı kolaylaşmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. to get easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be finished. to be over.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

facilitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kolay hâle getirmek, Osm. sehl ve Asân etmek, teshil eylemek, güçlüklerini keldırmak: Tahsili kolaylatmak, kolaylaştırmak için öğrenimde yeni usuller icat olunmuştur. 2. Tamamlanmasına yaklaştırmak, sonuna yaklaştımak: Nakşı, yazıyı, kirişmayı kolaylatmışınız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pave the way for. smooth the way. make a dent in. make easy. ease. facilitate. be helpful. catalyze. expedite. further. pave the way. remit. short-circuit. simplify. smooth. streamline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expedite. facilitate. simplify. smooth. to facilitate. to expedite. to make easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to facilitate. to ease. to make simpler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kolay hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Zahmetsizlik, Ar. suhûlet, Fars. Asânî: Bu işte kolaylık vardır. 2. Çâre, tedbir, vasıta: Kolaylığını bulmalı; bir kolaylık düşünmeli. 3. Vakit ve müsaadesi, sıkıntı zıddı, para bakımından rahatlık: Bugünlerde yolaylığım yoktur. Kolaylıkla = 1. Suhûletle, zahmetsizce: Yazıyı kolaylıkla öğrendi. 2. Lüzumlu vasıta ile: Kitapları kendine mehsus bir kolaylıkla ciltliyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenience. ease. facility. easiness. simplicity. airiness. straightforwardness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accommodation. ease. facility. simplicity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

labo r saving device. means or wherewithal to do sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. with ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily. easy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kola başkanlık eden kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bileğe takılan yünden örme eldiven.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mitten. mitt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Buğday tanesinin biçimini değiştiren ve ununu bozan bir hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bekçi, gardiyan, Fars. dîde-bân: Gümrük kolcusu. 2. Hizmetçilere iş bulup yerleştiren kâhya, erkek veya kadın: Kolcuya hizmetçi ısmarlamak (bu mânâsıyle eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watchman. guard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bekçilik, gardiyanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaş, yardımcı, yardak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Arkadaşlık, iş arkadaşlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kul, Fars. çâker, bende, gulâm (tevâzû ve saygı mübalâğası olarak) Köleniz, köleleri = Kulunuz, bendeniz, ben. («köle-zâde» demeyip «bende-zâde» denilir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servile. slave. bondsman. drudge. serf. bond slave. bondman. bondslave. chattel. chattel slave. contraband. helot. mameluke. man friday. minion. thrall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

servant. slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slave. chattel. helot. manciple. servant. thrall. vassal. villein.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enslave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. cholédoque

anat. öd kanalı

Karaciğer ve öd kesesi kanallarının birleşmesinden oluşan, safrayı bağırsağa veren kanal.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Lise derecesinde okul: Polis koleji.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

college. private high school.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a high school giving special attention to the teaching of a foreign languag. college.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolej öğrencisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Eğlence, öğretim veya kazanç maksadıyla toplanıp tasnif edilmiş, aynı cinsten eşya, para koleksiyonu, düğme koleksiyonu, pul koleksiyonu.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collection

derlem

Öğrenme, yarar sağlama veya zevk amacıyla bir araya getirilmiş ve özelliklerine göre sınıflara ayrılmış nesnelerin bütünü.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collection. set.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a collection (of objects. collection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector. gatherer. gleaner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). iş birlikli, ortaklaşa. Kolaktif şirket, ortaklık = Bütün ortakların tam ve sınırsız olarak mesul olduğu şirket.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collective. joint.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general partnership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

company with unlimited liability. unlimited company. general partnership. unlimited company.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectiviste

top. b. ortaklaşacı

Ortaklaşacılık yanlısı olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. sosyoloji). İmalât vasatlarını mahalli, millî veya bütün dünya ile alâkalı derecelerde halkın menfaaline sunmayı gaye edinen ekonomik sistem.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. collectivisme

top. b. ortaklaşacılık

Üretim araçlarından kişisel sahipliği kaldırıp ortak kullanmayı ve toplum içinde her türlü harekette ortak davranışı savunan öğreti.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. collecteur

fiz. toplaç

Elektrik dinamolarında, hareketli bölümün üzerindeki iletken devrelerde oluşan akımı toplayıp tek bir devreye veren araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector toplaç.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

collector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn into a slave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Köle haline getirmek; bir kimseyi köle imiş gibi her türlü hürriyetten mahrum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sb into a slave. mancipate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulluk, bendelik, Ar. ubûdiyyet, Fars. bendegî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bondage. serfdom. servitude. slavery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slavery. bondage. helotry. servitude. thrall. vassalage. villeinage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle kölelerden tertip olunan bir sınıf asker, Ar. memlûk, c. memâlîk: Mısır Kölemenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Y. «safra» mânâsındaki bir kelimeden, tıp). Meşhur bir salgın hastalık ki, Hindistan’dan yayılmıştır: Kolera zühûr etmek; koleraya tutulmak; kolera mikrobu.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kolera vibriyonu denilen mikropların meydana getirdiği en tehlikeli bulaşıcı hastalıklardan biridir. Daha ziyade, su, kanalizasyon ve tuvalet durumu elverişli olmayan çevrelerde görülür.

Kolera mikrobu içme sularına karışan sularla yayılıp, salgın haline gelir. Ayrıca hastaların dışkısı, kusmuğu ile bulaşır. Kolera mikrobu bulaşmış yiyecek maddeleri de hastalığın yayılmasına neden olur.

Korunmak için, meyve ve sebze bahçeleri hiç bir zaman lağım suları ile sulanmamalıdır. Lağım sularının, içme sularına karışması engellenmelidir. Yiyecek ve içecekler sinek, böcek ve fare giremeyecek yerlerde saklanmalıdır. Yemeklerden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra eller mutlaka sabunlu suyla yıkanmalıdır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholera.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koleraya tutulmuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cholesterol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Posta paketi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel. package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parcel or package (sent by post. package. packed parcel. parcel package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Birçok çeşidi olan ve gerekli vasatı bulunca insanlarda çeşitli hastalıklara sebep olan bir bakteri cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hummer , hummingbird.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic. colonic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colic , gripe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colitis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gripes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) Sovyetler Birliğinde ortak çiftlik, kolhoz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Araştırmak, yoklamak, sormak, hâtırını sormak. 2. Sahip çıkmak, korumak, himaye etmek, kayırmak: Onu falan zât kolluyor. 3. Beklemek, gözlemek: Fırsat, vakit gözetmek (en fazla bu üçüncü mânâ ile kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

watch. to watch. to search. to protect. to look after.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to watch for. to look out for. to be on alert for. to protect. to look after. to scan. to observe carefully. watch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kollamak işine mevzu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, sıvı ya da katılardan kirleticileri ayırıp toplayan kirlilik denetleme aygıtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Büyüklüğü 10-1000 angstrom arasında değişen, bir başka maddede asılı, çok küçük parçacıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kolları yani yenleri olan giyecek: Kollu fanila.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armed. having an arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having sleeves.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gömlek yenlerinin uçlarına takılan iğreti kolalı kolçak çifti: Yakalık kolluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oversleeve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cuff. armband. armlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armband. armlet. cuff. sleevelet. armament badge. oversleeve. police.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police force. gendarmerie force.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Vaktiyle karakol subayı. 2. Yeniçeri ocağında bir subay.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Tıbda ve fotoğrafçılıkta kullanılan bir mayi ki, sürüldüğü şeyin üzerinde deri gibi bir tabaka teşkil eder.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Jelatin hususiyetinde olan ve suda dağılmışının zarlardan geçmemesiyle billûrsulardan ayırt edilen maddelerin genel adı.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Lat.

konuşu

Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı.


Yabancı Kelime by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Amerika’nın güneyinde, Karayip Denizi kıyısında, Panama ve Venezuela arasında ve Kuzey Pasifik Okyanusu kıyısında, Ekvator ve Panama arasında yer almaktadır.

Coğrafi konumu: 4 00 Kuzey enlemi, 72 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler.

Yüzölçümü: 1,138,910 km².

Sınırları: toplam: 6,309 km.

sınır komşuları: Brezilya 1,644 km, Ekvator 590 km, Panama 225 km, Peru 1,800 km, Venezuela 2,050 km.

Sahil şeridi: 3,208 km (Karayip Denizi 1,760 km, Kuzey Pasifik Okyanusu 1,448 km).

İklimi: Kıyı bölgelerinde ve doğu ovalarında tropikal iklim, dağlık bölgelerde daha soğuk iklim hakimdir.

Arazi yapısı: Kıyı boyunca düz ovalar, orta kısımlarda dağlar, Andlar ve doğuda yatık ovalar yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Pico Cristobal Colon 5,775 m.

Doğal kaynakları: petrol, doğal gaz, kömür, demir, nikel, altın, bakır, değerli taş, hidro güç.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar %2.01.

Sürekli ekinler: %1.37.

Diğer: %96.62 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 9,000 km² (2003 verileri).

Doğal afetler: Dağlar volkanik özellik taşımaktadırlar; arada sırada depremler, periyodik kuraklıklar görülebilir.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 43,593,035 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %30.3 (erkek 6,683,079; kadın 6,528,563).

15-64 yaş: %64.5 (erkek 13,689,384; kadın 14,416,439).

65 yaş ve üzeri: %5.2 (erkek 996,022; kadın 1,279,548) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.46 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -0.3 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 20.35 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 71.99 yıl.

Erkek: 68.15 yıl.

Kadın: 75.96 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.54 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.7 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 190,000 (2003 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 3,600 (2003 verileri).

Ulus: Kolombiyalı.

Nüfusun etnik dağılımı: melez %58, beyaz %20, siyah %4, siyahlarla Amerika yerlilerinin karışımı %3, Amerika yerlileri %1, diğer %14.

Din: Roma Katolikleri %90.

Diller: İspanyolca.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %92.5.

erkekler: %92.4.

kadınlar: %92.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: Kolombiya Cumhuriyeti.

kısa şekli : Kolombiya.

Yerel tam adı: Republica de Colombia.

yerel kısa şekli: Colombia.

Yönetim biçimi: Başkanlık Tipi Cumhuriyet.

Başkent: Bogota.

İdari bölümler: 32 bölüm ve 1 başkent bölgesi; Amazonas, Antioquia, Arauca, Atlantico, Bolivar, Boyaca, Caldas, Caqueta, Casanare, Cauca, Cesar, Choco, Cordoba, Cundinamarca, Guainia, Guaviare, Huila, La Guajira, Magdalena, Meta, Narino, Norte de Santander, Putumayo, Quindio, Risaralda, San Andres y Providencia, Distrito Capital de Santa Fe de Bogota, Santander, Sucre, Tolima, Valle del C


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i ince) (i. Colombie’ nın adından) (kimya). Niyobyum.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). 1. Ana direğin kapele payından destemorasına kadar olan kısmı. 2. Eski tahta sava; gemilerinin baş ve kıç lumbarlarına konulan uzun bir cins top, Fr. couleuvrine.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). 1. Sütun. 2. Matbaacılıkta, dizilen yazı sütunu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

column. colon. post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. speaker. column. loudspeaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon. column. riser. conduit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I ince) (i. Fr.). 1. Müstemleke, sömürge. 2. Kendi memleketlerini bırakıp bir başka memlekette yerleşenler topluluğu: Afrika’deki Fenike kolonisi. 3. Bir ülkedeki ecnebiler topluluğu: İstanbul’daki Fransız kolonisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. Cologne’dan). Hafif kokulu tuvalet ispirtosu, ilk defa Almanya’nın Kolonya şehrinde yapılmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cologne. eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eau de cologne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colonialiste

sömürgeci

Sömürgesi olan, sömürge elde etmek amacında olan kimse veya ülke.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. colonialisme

sömürgecilik

Genellikle bir devletin başka ulusları, devletleri, toplulukları, siyasal ve ekonomik egemenliği altına alarak yayılması veya yayılmayı istemesi.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik). Ekseriya üç tümen ve başka tamamlayıcı birliklerden meydana gelen askert birlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

corps. army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

army corps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). Bir cins küçük uskumru balığı, kolyozun küçüğü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir rengin nelerden meydana geldiğini bulmaya yarayan Alet.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimètre

fiz. renkölçer

Bir sıvının renk derecesini ölçmeye yarayan araç.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Renk ölçümü.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. colorimétrie

fiz. renk ölçme

Sıvı, dağıtıcı yüzey, canlı vb.nin renklilik derecesini ölçme.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brachiopods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torso. trunk. sleeveless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

without arm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Kolun göğüsün yanıyla omuz altında teşkil ettiği açıklık: Koltuğunda bir çıban çıkmış. 2. Kenar, köşe, tenha ve kuytu yer: Orası bir koltuktur. 3. Sokak köşelerinde dükkân vesaire şubesi: Koltuk bakkal (ı); koltuk meyhane (si). 4. Tellâl ve eskici dükkânı (bu son üç mânâsı eskimiştir). 5. Kol dayanacak yerler) yani İki yandan kanarları olan büyük sandalye, koltuklu sandalye. 6. Pohpoh, yüze kaşı övme: Koltuğu sever; koltuğa gelir. 7. övünme. Koltuk altına almak = Himayeye almak. Koltuk altı = Koltuğun içi, oyuğu. Koltuk deyneği = Ayakta duramayan kimselerin kullandığı, koltuğa koyup dayanacak yeri olan deynek. (denizcilik) Koltuk halatı = Gemiyi rıhtıma sokmak için baş ve kı; tarafından verilen palamar. (İstihkâm) Koltuk zaviyesi = İstihkâmın köşe tabyası. Koltuk resmi = Eskiden zifaf günü güveyin, gelinin koltuğuna girip kadınların ortasından geçerek odasına çıkarması töreni. Koltuk kabarmak = Övünmek, çok memnun olmak. Koltuğa girmek = Birini ve bilhassa güveyi, gelini koltuğundan tutup yürütmek veya bir yere çıkarmak. Koltuk vermek = Yüzüne karşı öğmek, Osm. müdâhane eylemek. Koltuğa vermek = Gelini, koltuğuna girmek üzere güveye takdim etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seat. armchair. chair. stall. elbow chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armchair. seat. easy chair. armpit. flattery. stalls. support. protection. official position. chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattery. armchair. seat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

axilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crutch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit. underarm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

armpit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). I. Kullanılmış şeyler satan ve satın alan kimse. 2. Ayakta içki veren meyhaneci. 1. Yüze karşı öven dalkavuk, Ar. müdâhln.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

maker or seller of armchairs. flatterer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Koltuklamak işi. 2. Yaranmak maksadıyla söylenen övücü söz, kompliman, pohpohlama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Koltuğuna girmek, kolundan tutmak. 2. Yüze karşı övmek, dalkavukluk yapmak, komplimanda bulunmak, Osm. müdâhene eylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to trick sth under one's arm. to flatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Kol dayanacak yeri olan: Koltuklu sandalye = Sadece «koltuk» denilen kenarlı büyük sandalye, kürsü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Koltuk yapmakta kullanılan kumaş vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Elbiselerin koltuk altına içten dikilen parça, subra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Fr.). Gerdanlık, Ar. tavk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bead. necklace. chain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

necklace. charm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Uskumruya benzer ve ondan daha büyük bir balık; küçüğüne koloridye denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chub mackerel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Almanca: colza). yağı çıkarılan bir çeşit yabani lahana tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rape.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pek kolay.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologue

sözlük bilimci

Sözlük bilimi uzmanı.


Yabancı Kelime by

Yabancı Kelime

Fr. lexicologie

sözlük bilimi

Sözlük yazma ve hazırlama işiyle uğraşan bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. masaj, ovma, ovuşturma; f. masaj yapmak, ovmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Karasevda.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

despondency. melancholy. melancholia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

melancholia. melancholy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İzin müsaade: Bu işte mesâğ-ı şer’İ vardır, yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. meşgale). Meşgaleler, uğraşmalar, (bk.) Meşgale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاغل] uğraşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber, mesaj; resmi bildiri; peygamberin halka bildirdiği haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. mycologie

mantar bilimi

Mantarların yapılarını, yaşayışlarını ve yol açtıkları hastalıkları inceleyen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış kullanılış; fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük Mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savg» dan imef.). Yasak olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sagyr» den imef.) (mü. musaggara). Tasgıyr edilmiş, ism-i tasgıyr hâline konmuş (isim).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologue

müzik bilimci

Müzik bilimi alanında araştırmalar yapan bilgin veya uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Musiki ilmi.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. musicologie

müzik bilimi

Müzik konularını, bilimsel yöntemlerle inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

radius.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oncology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parapsychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

1930’lu yılların başında ABD’nin Duke Üniversitesi’nde J. B. Rhine ve eşi L. Rhine tarafından yürütülen çalışmalarda, psişik çalışmaları belirtmek için Almanca “parapsychologie” terimini kullanmışlardır. Normal dışı, farklı psikoloji anlamına gelmektedir.

Bu yıllarda telepati, telekinezi ve durugörü çalışmalarının yoğun olduğu duyu dışı algılamalar görülmektedir. Duyu dışı algılamaları, geçmişi, şimdiki zamanı ve geleceği algılama diye önce üçe ayırmışlardır. Duyu dışı algılamalarında kimi insanların daha başarılı olduğu bilinmektedir. Psişik güç denen bu olgu, doğuştan tüm bireylerde varolmakla beraber, aynı seviyede olmamakta ve çalışmalarla ilerletilebilmektedir.

Trans haline geçilerek farklı boyutlara gidilebilmesi, bir haritanın üzerinde yapılan çalışmayla karada su bulma yöntemine kadar birçok farklı konu, parapsikolojiye dahil olabilmektedir. Parapsikoloji konusunda birçok kitap yazılmış ve ayrıca Türkiye de dahil olmak üzere birçok ülkede seminerler düzenlenmiştir.

Somut dünyadan çok farklı bir konu olan parapsikoloji, yapılamayacağı yapmak, imkansızı imkanlı hale getirmek gibi farklı bir konu olduğundan büyük ilgi görmektedir.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçme, gitme; yol, tarik; boğaz, geçit; pasaj; yolculuk, seyahat; geçiş hakkı, müruriye; koridor, dehliz; bent, parça, paragraf, fıkra; bir tasarının kabul edilip yürürlüğe girmesi; bağırsakların işlemesi. passage money navlun, yol parası. passage w

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sert, sağlam, dayanıklı ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piccolo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

police department.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cop shop. nick. precinct. station house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. geleceği bildiren belirti; önsezi; f. olacağı önceden söylemek veya göstermek; kehanet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y.). 1. Diplomatlar arasında yapılan ön anlaşma zaptı. 2. Devlet erkânı veya devletler arasındaki münasebetlerde, resmî törenlerde, her türlü siyasî temaslarda uyulan kaideler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. ceremony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

protocol. gentleman's agreement. ceremony. minutes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh bilgini.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologue

ruh bilimci

Ruh bilimi ile uğraşan uzman.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist ruhbilimci. psychologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychologist. shrink.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruh ilmi, ruhiyat.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologie

ruh bilimi

Duyum, heyecan, düşünme vb. olguları ve bunların yasalarını inceleyen bilim.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology. psychology ruhbilim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychology. behaviouralism.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). 1. Psikolojiyle alâkalı. 2. Hoşa giden, iyi karşılanan, ruhu okşayan.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologique

1. ruh bilimsel, 2. ruhsal

1. Ruh bilimi ile ilgili olan. 2. Ruhla ilgili olan.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychologic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychological ruhbilimsel. ruhsal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr.). Ruhiyatçılık.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. psychologisme

ruh bilimcilik

Ruh bilimiyle uğraşma.


Yabancı Kelime by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Toplanan mahsulün tamamı: Geçen yılki buğday rekoltesi, bc yılkinden düşüktü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crop. harvest. yield.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ernte. ertrag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Solun karşısını işaret eden yön ki, insanın daha kolay kullandığı el ve koluna karşılıktır: Sağ kol, sağ ayak, sağ göz. 2. insanın sağ tarafına düşen veya ruhsuz bir cismin sağ tarafında bulunan: Sağ taraf, binanın sağ yanı, ordunun sağ kolu. 3. Sağ taraf, sağ cihet, sağ kol, sağa sapmak, köyü sağda bırakarak gitmek, sağını solunu bilmez, sağı soldan farketmek. 4. Uğur: Sağa rasgelmek. Sağ kol = Ordunun sağ kanadı. Sağ kolağalığı = Eskiden kıdemli yüzbaşı. Sağlam ayakkabı = Emniyet ve itimada değer. Sağlam ayakkabı değildir = Güvenilecek adam değildir. Sağı, solu yok = Doğru, fakat sert ve tabiatı anlaşılmaz insan. Sağına, soluna bakmamak = Dikkat etmemek, yürüyüp geçmek. Sağını, solunu saymamak = Hatır saymamak. Sağ tarafından kalkmak = İşi yolunda gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diri, canlı: Babanız sağ mıdır? Sağ kalırsak, sağ olun, benim san’atım sağ olsun. Siz sağ olun, başınız sağ olsun = Taziye tâbiri. 2. Sıhhat ve Afiyette bulunan. 3. Sağlam, metin, kuvvetli: Sağ kazık. 4. Korkusuz, emin: Sağ vasıta. 5. Sâfî, hâlis, karışık olmayan. Sağ yağ = Zeytinyağı ile içyağı olmayan yağ. Sağ akça = Karışık, mağşuş olmayan sikke, zıddı: Çürük akça. Baş sağolsun’a gitmek = TAziyeye gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. right-wing. right-hand. dexter. offside. alive. living. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i. eğilmek, bükülmek, çökmek, bel vermek; sarkmak; yavaş yavaş düşmek (kıymet); den. rüzgâr altına sürüklenmek; i. çöküntü, eğilme, bel verme; sarkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right wing. left wing , right wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right hand man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) iskandinav hikâye veya masalı; destan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arif, akıllı, zeki, ferasetli, sezgin, anlayışlı sagaciousness i. akıllılık, zekâ, ariflik, bilgelik sagaciously z. ariflikle, akıllıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ariflik, akıllılık, zeka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. şagafiyye). Yürek zarına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. sagîre). (bk.) Sagîre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Yüreği içine alan zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. cure tedavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudburst. downfall. downpour. flurry. shower. spate. spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downpour. shower. cloudburst. thunderstorm. cloud burst. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçki bardağı, kadeh. Sâgar-ı zerrin — Altın kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساغر] kadeh, içki kadehi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Politikada muhafazakâr olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightist. right-wing. flush right. right winger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a rightist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düğünde güveyin sağında giden şahıs: Filân adam benim sağdıcım idi. 2. Gelinin sağında giden kılavuz kadın, yenge. 3. Hıristlyanlar’da vaftiz olan çocuğu tutan ve adını koyan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man. best man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man. paranymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağdıç sıfatı ve vazifesi: Evlendiğiniz vakit size kim sağdıçlık etti?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Doğruyu yanlıştan ayırma hususiyeti, Osm. akl-ı selîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foresight. forethought. reason. sense. farsightedness. horse sense. judgement. lucidity. lucidness. mother wit. nous. prudence. common sense. good sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretion. reason. common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense. good sense. gumption. nous. prevision. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonsensical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. discreet. having common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has common sense. responsible. right minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaçayı. garden sage adaçayı, bot. Salvia officinalis. scarlet sage ateş çiçeği. wood sage, wild sage yabanı adaçayı, bot. Salvia sylvestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hikmet sahibi, ağırbaşlı; akıllı; i. bilge, hikmet sahibi kimse; yaşını başını almış akıllı adam, filozof. sagely z. bilgece, hakimane, dirayetle. sageness i. bilgelik, hikmet sahibi oluş, dirayetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D'ne mahsus bir çeşit kokulu çalı, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. seramikte kullanılan ateşe dayanıklı toprak veya bu topraktan yapılan kap; f. böyle bir kapta ısıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş tersi, kuş gübresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A.). 1. Meşgul eden. 2. Meşgul olmayı icab ettiren. 3. İşgal eden, tutan. 4. Bir mülkte oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be milked. to be taken from a beehive. to be unreveled / unwound. to ravel. to fray. to uncoil itself. to be swindled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağma, sağmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağılır, sütü alınır, sütlü, sağmal: Sağımlı koyunlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emel, istek, amaç, düşünce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, işitmez, kulağı duymaz. 2. içi dolu olunca vurulunca ses çıkarmayan ve çınlamayan: Sağır davul. 3. İçi görünmeyen, kapalı: Sağır oda, pencere, kapı. 4. Az veya boğuk ve sönük ses çıkaran, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga İle) (i. A.) (mü. sagîre) (cem’i: sigâr «ga» ile). 1. Küçük, ufak. Sagîr ve kebîr = Büyük, küçük. Sıgâr ve kibar = Büyüklerle küçükler, insanlar. 2. Bulûğa ermemiş ve vasîye muhtaç çocuk: Uç sagîr çocuk bıraktı. Sagîr-i mümeyyiz = Kendini bilecek yaşta çocuk. Sagîr-i gayr-ı mümeyyiz .= Kendini bilmeyecek yaşta çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. muted. as deaf as a doorpost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. giving no sound. dull. indistinct. deaf person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. blind. blank. oral teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صغير] küçük. 2.küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind wall. dead wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind door. false door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. Şâgirdân). 1. ilim veya san’at, tahsilde bulunan talebe, öğrenci. 2. Bir işi öğrenmek üzere bir üstâda bağlı bulunan genç çırak, yamak: Marangoz, çilingir şâgirdl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگردان] öğrenciler. 2.çıraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şakirtlik, çıraklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sagâir «ga» ile). Küçük günah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow deaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağın işitmemesi, kulak sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir. Geçici sağırlıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pelin, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 2 tutam pelin konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Her 2 kulağa günde 3 kere ikişer damla damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâgirt ve talebe hal ve sıfatı. 2. Çıraklık, yamaklık. 3. Acemilik, tecrübesizlik. 4. Çırak hakkı ve ücreti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Silah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oka benzer, ok şeklinde, oka ait; anat. sagital, oksal, sehmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Nişancı takımyıldızı; Yay burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. ok başı seklinde, temren biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hastalığı ve sakatlığı olmayan: Sağlam adam. 2. Her tarafı doğru ve kusursuz, kırık ve bozuk olmayan, bütün, tam: Sağlam sandalya, sağlam saat. 3. Doğru, gerçek, sahih: Sağlam söz, sağlam haber. 4. Güvenilebilir, emin: Sağlam bir adamla göndermeli. 5. Metin, müstahkem, kuvvetli: Sağlam bina, sağlam kale. 6. Dayanıklı, metanetli, çürük ve gevşek olmayan: Sağlam vücut, sağlam toprak, sağlam ağaç, sağlam iş. 7. Sıhhata yarar, dokunmaz: Garantiye almak, sağlam hava. Sağlam kazığa bağlamak = Temin etmek, (denizcilik) Sağlam rüzgâr = Değişmeyen ve daima aynı şiddette esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe. whole. hard. firm. fast. strong. healthy. able-bodied. good. secure. secured. valid. sure. gilt-edged. bankable. bouncing. calculable. cast-iron. consolidated. flat-footed. foolproof. foursquare. dyed in grain. granite. granitic. hale. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. firm. foolproof. good. hardwearing. immaculate. lasting. resolute. right. roadworthy. robust. rugged. safe. secure. solid. sound. stable. stalwart. staunch. steady. steely. stout. strong. sturdy. substantial. sure. unflinching. unshakeable. healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. solid. strong. sound. secure. well-built. well-made. in good condition. undamaged. trustworthy. reliable. dependable. trustable. cover paper. established. everlasting. fit. four square. good. good health. hardy. hearty. hot and strong. hunky. rig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2.Doğru, gerçek, sahih. 3.Güvenilir, emin. 4.Mutlaka, muhakkak, herhalde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard currency. sound money. hard / sound currency. sound / strong currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sağlamak işi. 2. (matematik). Bir hesabın doğruluğunu kontrol için yapılan muamele, Ar. mîzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

providing. provision. supply. accommodation. proof. enlistment. obtainment. procuration. procuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. providing. procuring. securing. gaining. achieving. bringing sth about. proof (used to check a computation. proof. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvet vermek: İşinizi sağlamalısınız. 2. Temin etmek, ilerisi için korku ve tehlike bırakmamak: Çocuklarının geçimini kendisi ölmeden sağlamak istiyor. 3. Tahkim etmek: istihkâmları bir kat daha sağlamak icap ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w. adm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to procure. to secure to get. to find. to gain. to obtain. to achieve. to win. to bring sth about. to ensure. to guarantee. buy. elicit. furnish. to procure labour. make. make for. purvey. rustle up. satisfy. secure. send. supply. tell. warran

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who avoids risky ventures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağlam).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation. fortification. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness. solidity. stability. soundness. health. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. soundness. strength. fastness. maintainability. staying power. stability. substance. validity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvetlendirilmek: İşiniz sağlandı. 2. Temin olunmak, ilerisi için korku ve tehlike bırakılmamak: Çocuklarının geçimi sağlandı. 3. Tahkim olunmak: O istihkâmlar sağlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be provided. to be procured. to be found. to be gained. to be obtained. to be secured. to be achieved. to be won. to be brought about. to be ensured. to be guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağ tarafı olan. Sağlı sollu = 1. Sağ ve sol tarafı olan: Bu çarşı sağlı sollu filân adamındır (sağda ve soldaki dükkânlar beraber olarak). Bu menekşeler sağlı solludur. 2. Sağ ve sol iki eliyle de çalışabilen. Ar. zü’l-yemîneyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on both sides of sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayat, yaşayış, ömür. 2. Sıhhat, Afiyet. Sağlıcakla = Ömür ve sıhhatle (dua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deleterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Dirilik, hayat: Bana sizin sağlığınız lâzım. 2. Hastalık ve sakatlığı olmama, sıhhat, Afiyet: Vücut sağlığı. Sağlığa yüztutmak — İyileşmeye başlamak. Üstünüze sağlık = Allah sizi esirgesin I Başsağlığı = Hayat. Başınız sağolsun = Siz sağolun (tâziye tâbiri). Sağlığınıza = Sıhhatınıza, sıhhatiniz için (içki içerken söylenen temenni tâbirlerinden) Eline, elinize sağlık = Aferin, (beğenme ve övme tâbiri). İyilik, sağlık olsun = Fayda görünüz (iyi dua). Üstüme iyilik sağlık = Şaşma tâbiri: (AA) üstüme iyilik sağlık!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğru haber, bilgi. (bk.) Salık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. health. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good health. condition. fitness. physical health. weal. welfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of health. medical board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer of health. health officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health centre / center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical examination. sanitary inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cottage hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıhhat ve Afiyeti yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. in good health. well. sound. fit. bonny. bouncing. florid. healthful. husky. right. ruddy. salubrious. salutary. sanative. sanatory. whole. wholesome. in good nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonny. fine. fit. fresh. hale. healthy. hygienic. lusty. right. salubrious. sanitary. sound. wholesome. in good health. reliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. in good health. salubrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy way of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. health. pertaining to health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. frail. insanitary. poor. sallow. unhealthy. unsound. ill. unreliable. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing sb who has poor health. unreliable. untrustworthy. poor. unfit. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağmak işi. (bk.) Sağmak. Eleğim sağma = Galat olarak caiâim-i semâ» dediğimiz gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Memeyi parmak uçları ile sıkıp sütünü almak: Koyunları sağdınız mı? İneği sağmak hayli zordur. 2. mec. Kandırıp soymak: Adamı saf bulup sağdılar. 3. Arı kovanından (balı) almak: Bal sağmak. 4. Bulut yağmur gçstermek: Bulutlar sağıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to milk. to run off. to unreel. to wind off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to milk (an animal. fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölünün iyiliklerini sayarak ağlayıp yas tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağılabilen, sütü alınabilen, sütlü: Beş tane sağmal ineği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milch cow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is continually being milked dry by swindlers. milch cow. milker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Birdenbire ve çok bol yağıp geçen yağmur: Bir sağnak geldi. 2. mec. Birdenbire gelen şiddetli zarar ve ziyan: Bir sağnağa uğradı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sagu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثغر] sınır, hudut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanın beliyle kuyruğu arasındaki dolgun ve yuvarlakça tarafı: Bu atın sağrısı güzel, atın sağrısına binmek. 2. Hayvanın sağrı yerinden çıkan kalın deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölünün iyiliklerini anarak ağlama, mersiye. Sağu sağmak — Mersiye okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölülere ücretle ağlayan erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Marmara sahillerinde işleyen, başı kıçı bir, hafif bir çeşit tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Eski kaval topu ile atılan demir üstüvane içine istif olmuş ufak tanelerden mürekkep eski bir mermi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Alaca kargaya benzeyen ve ondan küçükçe siyahlı beyazlı bir kuş ki, testere ile tahta yarar gibi sürekli garip bir ötmesi ve sıçrayarak yürümesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. in perfect health. as sound as bell. sound. copper-bottomed. iron. knockabout. as large as life. rude. fit as a fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well and sound. very strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron constitution. as hard as nails. in the best / pink of health. sound health. sound as a bell / dollar. sound in wind and limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit yeşilimsi katı İsviçre peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. sucuk, sosis. sausage balloon sucuk şeklinde balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fizik) (uyd. k.). Termometre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

border commission. frontier post.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scholastic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew. curfew order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wheel chair.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toxicology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Güçlü kuvvetli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 5 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Türk ol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr.). Türkoloji bilgini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcologist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. Fr ). Türk dili, edebiyatı ve tarihi ilimlerinin ortak adı, Türklük bilgisi, Ar. Türkiyyât.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. turcologie

Türklük bilimi

Türk dili, tarihi, edebiyatı ve halk bilimi araştırmalarını konu edinen bilim dalı.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Turcology.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanış, kullanma; muamele; örf ve adet, adet, usul. correct usage doğru kullanış, yerinde kullanma. customary usage adet. hard usage, rough usage aralıksız kullanma, kötü kullanış. contrary to the best usage en uygun kullanıma aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Video parametrelerinin ayarlanması için üç önceden belirlenmiş video ayarının yanı sıra bir ek değişken ayar bulunmaktadır.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüz, surat, çehre, sima; görünüş. visaged s. yüzlü, çehreli; görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gearstick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gear / gearshift lever. gearshift. gear lever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Nizam, kanun. 2. Menetme, yasaklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, kanun. 2. Yapılmaması gereken şey, Ar. men’, nehy, zecr, memnûiyyet. 3. Kanun ve nizamla men’ olunmuş. Yasak savan = Geçici şey.

Türkçe Sözlük by