Sağ Salim ne demek? | Sağ Salim anlamı nedir? | Sağ Salim

Sağ Salim anlamı nedir?

Sağ Salim ne demek?

Sağ Salim anlamı nedir?

Sağ Salim | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sag salim

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

1 GB’ı aşkın hafıza alanı için 6 CD-R ve 1 CD-RW ile gelmektedir. CD-RW ile aynı diski 300’den fazla kez biçimlendirebilirsiniz. CD-R ile aynı yüksek kapasiteyi ve sorunsuz kamera/PC iletişimini sağlayan CD-RW biçimi, aynı CD’nin birden fazla kullanılması düşünü gerçeğe dönüştürüyor.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

1. Yerinden indirmek. 2. Yere vurmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarı mukabili, Osmanlıca, sâfil, tahtânî, zîrîn: Evin aşağı katı. 2. Eksik, noksan, dûn: Bunun kıymeti aşağıdır. 3. Alçak, dûn, bayağı, değersiz: Aşağı adam, aşağı mal, aşağı taraf, alt, mâdûn: Bu tarlanın aşağısı sulaktır. Alt, taht, zîr: Bir aşağı bir yukarı koşmak, aşağı inmek, aşağıda, aşağıdan aşağıya. Aşağı atmak = Yabana atmak. İtibar etmemek. Aşağı almak: = Düşürmek, yıkmak. Aşağı vurmak = Çıkartmak ve eksiltmek, düşürmek. Başaşağı = Tersine dönmüş. Aşağı düşmek = Sukut etmek, çıkartmak. Aşağı, yukarı = Takriben, az çok.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lower. inferior. lowly. minus. hedge. infra. down. below. lowly. infra-. hypo-. sub-. below.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. lowly. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downwards. lower. inferior. mean. common. the lower part. downtown. the space below. mediocre. menial. sub. subordinate. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

HiFi terminolojisinde aşağı dönüştürme genellikle Çoklu kanal karışımını alıp daha az kanal sayısıyla tekrar oynatmak anlamına gelir. Örneğin bir 5,1 karışımı, A/V amplifikatör kullanılarak stereoda tekrar oynatılabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

more or less.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

about. approximately. around. rough. roughly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

up and down. roughly. nearly. about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. under. down there. downstairs. hereinafter. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. downstairs. down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. down. downstairs. hereafter. hereunder. infra.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the following. the undermentioned. downstairs. lower. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

below. following. nether.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

following. low.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contempt. humiliation. insult. abasement. contemptuousness. disparagement. insolence. mortification. opprobrium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slight. snub.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insult. political invective. scorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. inmek, düşmek, tenezzül etmek. 2. Kıymet ve itibardan düşmek, bayağılaşmak: Bu gazete pek aşağıladı. Kadir ve itibardan düşürmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give smb. the wall. insult. humiliate. talk down. abase. belittle. pooh-pooh. scorn. take down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abase. affront. despise. insult. slight. snub. to run down. to snub. to despise. to degrade. to abase. to look down. to lower. to insult.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to degrade. to treat as inferior. to lower. belittle. humiliate. make a mockery of. scorn. kick in the teeth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Aşağı duruma düşürmek, indirmek, küçültmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contemptuous. derogatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derogatory. injurious. pejorative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aşağısı olan: Aşağılı yukarılı yer, ev.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adilik, aşağı olma hali. 2. Düşük evsaflı, Adi: Aşağılık adam, aşağılık mal. Aşağılık duygusu = Kendisini başkalarından aşağı görme hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low-down. unworthy. contemptible. base. abject. no class. dirty. groveling. grovelling. ignoble. ignominious. mean. no-good. petty. rascally. reptile. reptilian. scabby. scurvy. slavish. snotty. sordid. tinpot. unutterable. vile. wicked. wormy. lowne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abject. atrocious. base. contemptible. despicable. low. shabby. sordid. unsavoury. vile. baseness. lowness. meanness. mean. ignoble. dishonourable. shameful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

baseness. meanness. vulgarity. mean. ordinary. vulgar. banal. abject. bugger. cheap. contemptible. despicable. inferiority. low- down. mean individual. servile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feeling of inferiority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inferiority complex.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down. downstairs. low. over. downwards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downstairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). Güney Afrika'da kullanılan hafif bir mızrak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Eski Türklerde hekimlere verilen isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headlong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Upside down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

megrim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

headache.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolatory. condolence. sympathies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

condolence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

from top to bottom. from head to foot. throughead. up- and-down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downhill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

içinde çeşitli etler bulunan iri bir cins salam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. para basma ücreti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

zodiac.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(çadıruşağı): Maydanozgillerden; özsuyu hekimlikte kullanılan bir bitkidir. Böceklerin, gövdesine açtığı, deliklerden özsuyu sızar. Zamk gibi yapışkan olan bu maddeyle yakı yapılır. Kullanıldığı yerler: Kan ve lenf damarlarını genişletir. Ağrıları dindirir. Müzmin ve mikrobik hastalıkların tedavisinde kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

akdiken kabuğundan elde edilen müshil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsaj; göğse takılan çiçek buketi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seismic belt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). uyuşmamak, uymamak, uygun düşmemek; muvafık olmamak, anlaşamamak; bozuşmak, münakaşa etmek, tartışmak, atışmak; (gen). with ile bünyesine uygun gelmemek, yaramamak, dokunmak (yiyecek).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). nahoş, hoşa gitmeyen; kötü, huysuz, kavga eden, aksi, ters, sert. disagreeableness (i). uygunsuzluk, nahoşluk; terslik. disagreeably (s). terslikle, nahoş derecede.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ihtilaf, anlaşmazlık, ayrılık, tutmazlık, mübayenet, uyuşmazlık; çekişme, münakaşa, münazaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (tıb). ilâcın belirli miktarda verilmesi, dozaj, düzem, yaşa göre miktar tayini; kuvvet veya lezzet vermek için şaraba şeker, alkol v.b katılması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eleğimsağma (alâim-i semâ), gökkuşağı, yağmur kuşağı; alkım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Havada ince bulut ve buhar bulunduğu vakit güneş ışınlarının geçerken kırılmasıyle güneş ışığını teşkil eden renklerin ayrılmasından hasıl olan 7 renkli büyük halka ki, bazen tek ve bazen çift olur. Osm. kavs-i kuzah(Arapça zannıyle «alâim-i semâ» suretinde de yazılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tasavvur etmek, tahayyul etmek; zihninde canlandırmak, planlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Hakikaten, niçin erkeklerin tüm giysilerinde düğmeler sağda, ilikler solda iken kadın giysilerinde tam tersidir?

İşte, insanların daha çok sağ ellerini kullanmalarından dolayı yerleşen bir alışkanlık daha. Sağ elini kullanan bir insan için, sağdaki bir düğmeyi, soldaki bir iliğe geçirmek daha kolaydır. Bu nedenle de erkeklerin düğmeleri daima sağdadır.

Kadınların çoğunluğu da, daha çok sağ ellerini kullanmıyor mu?

Giysilerde düğmelerin kullanılmaya başlanıldığı ilk zamanlarda, düğmeler hem çabuk kırılabiliyordu, hem de herkesin alamayacağı kadar pahalı idi. Düğme alabilecek zengin kadınlar da, uzun elbiselerini ancak hizmetçilerinin yardımı ile giyebiliyorlardı.

Peki kadınların düğmeleri niçin solda?

Hizmetçiler ise hanımlarının karşısında, onların düğmelerini, sağ ellerini kullanarak daha rahat ve daha hızlı ilikleyebiliyorlardı (tabii erkeklerin de daha hızlı çözdüklerini söylemeye gerek yok). Bu neden(ler)le, terziler düğmeleri hizmetçinin sağına, hanımının ise soluna gelecek şekilde diker oldular. Günümüzde her kadın, kendi kendine giyinip soyunmasına rağmen nedendir bilinmez, bu adet değişmedi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(g kalın) (i. A. c.) (m. esgar). Esgarlar, en küçükler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ekspresle paket gönderme; bu iş için ödenen ücret.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow. bow. iris.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rainbow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Düşmekte olan yağmur damlacıklarında güneş ışınlarının kırılıp yansımasıyla gökyüzünde oluşan yedi renkli kemer biçimindeki görüntü alkı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Su damlası ve yakıcı güneş. İşte gökkuşağı bunlardan oluşur. Atalarımız gökkuşağından çok korkarlardı. Onu Tanrıların elçi-+lerinin geçmesi için yapılmış bir köprü olarak görüyorlardı. Yağmur ve güneş ile ilişkisi ilk olarak milattan önce 310 yıllarında Aristoteles tarafından ileri sürüldü. Günümüzde ise bir sır olmaktan çıktı.

Altından geçenin cinsiyetinin değişeceği veya yere değdiği noktada bir küp altın gömülü olduğu lafları sadece şakalarda kullanılıyor. Zaten gökyüzünde sabit bir gökkuşağı oluşmuyor. Herkesin bakış yönüne göre, gördüğü gökkuşağı farklı yerde oluyor. Gökkuşağının görüldüğü yere doğru gidilince görülebildiği sürece kişiye hep aynı mesafede kalıyor.

Gökyüzünde gökkuşağı gördüğünüz vakit biliniz ki, o yağmur damlalarından oluşmaktadır ama güneş kesinlikle arkanızdadır. Güneşin paralel ışınları başınızın üstünden geçerek yağmur damlalarına çarparlar. Yağmur damlaları burada ışığı renklerine ayıracak bir prizma görevi görürler.

Sarı gibi görünmesine rağmen güneş ışığı aslında beyazdır ve bütün renkler onun içindedir. Yağmur damlasının içine girince kırmızı, turuncu, sarı, yeşil, mavi, lacivert ve mor renklere ayrışır. Mor renk çemberin içinde kırmızı ise en dışındadır.

Yağmur damlası çocukken oynadığımız misket veya bilye gibi küresel saydam bir şekildedir. Güneş ışığı bu kendi tarafındaki yüzeyinden doğrudan içine girer. İçinde renklere ayrıdır ve kürenin arka duvarına vurarak gerisin geriye yansır. Işığın damlanın ön yüzünden değil de arka yüzünden yansımasının nedeni içbükey, dışbükey mercek özelliklerindendir.

Ayrışmış renkler, içbükey arka yüzden çeşitli açılarda yansımaları sonucu gözümüze sırayla dizili renklerden oluşmuş bir bant şeklinde görünüyorlar. Gökkuşağını görebilmek için Güneş, biz ve yağmur damlaları, muhakkak belirli bir açıda dizilmek zorundayız. Ama daha önemlisi milyonlarca yağmur damlasından yansıyan ışınların gözümüze geliş açıları mutlaka aynı olmalıdır ki biz gökkuşağını görebilelim.

Yağmur damlalarından yansıyan ışınların gözümüzde odaklaşabilmeleri için bir daire şeklinde dizilmiş olmaları gerekir. Aslında o bölgedeki bütün yağmur damlaları gelen ışığı renklere ayrıştırarak yansıtırlar ama sadece bir yarım daire içinde olan yağmur damlalarından yansıyanlar gözümüze odaklaşırlar.

Biz de sadece o yağmur damlalarından gözümüze gelen renklerine ayrılmış ışınları görebildiğimizden gökkuşağını da yarım daire şeklinde görürüz. Bazen bir uçaktan veya yüksek bir dağdan baktığımızda gökkuşağını tam daire şeklinde görmemiz de mümkün olabilmektedir.

Güneş ne kadar yüksekse gökkuşağı dairesi de o kadar aşağı iner. Bunun içindir ki yedi renkli gökkuşağını sabah ve akşam yağışlarından sonra daha çok görürüz.

Genellikle fark edilmez ama gökkuşağı daima içice iki halkadan oluşur. İkinci kuşak pek dikkat çekmez. Bir ikinci zayıf kuşağın daha bulunmasının nedeni bazı güneş ışıklarının su damlasının iç yüzeyine bir kez değil iki kez çarpmalarıdır, Böylece parlaklıklarını yitiren ışıklardan oluşan ikinci gökkuşağı zar zor görülür. Birinci kuşakta kırmızı renk şeridin en dışında iken ikinci kuşakta en içtedir. Diğer renklerin sıralamaları da terstir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir kiraz türü (prunus mahaleb) kokulu kiraz da denir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). (Kalıba dökme mânâsiyle çok kullanılıyorsa da, Arapça’da «bir şeye, bir şekil ve hususî bir görüş verme» mânâsına gelen «sûg» dan bozmadır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanları kaşıyıp tozlarını gidermeye mahsus saçtan dişli Alet: At kaşağısı, al kaşağıyı gir ahıra. 2. insanın sırtını kendi kendine kaşıması için ağaçtan yapılmış, uzun saplı ve bir ucunda levhası olan dişli bir Alet. Kavga kaşağısı = Kavga bahanesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back-scratcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

currycomb. back scratcher. card.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Kaşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to curry. to groom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Serçegillerden, gagası oldukça geniş, bir kuş ki, hayvan sürülerinin etrafında uçuşan böcekleri avlamakla geçinir (caprimulgus).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swift.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kök sakız, (bot.) Taraxacum koksaghyz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. masaj, ovma, ovuşturma; f. masaj yapmak, ovmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). İzin müsaade: Bu işte mesâğ-ı şer’İ vardır, yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. meşgale). Meşgaleler, uğraşmalar, (bk.) Meşgale.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاغل] uğraşlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. haber, mesaj; resmi bildiri; peygamberin halka bildirdiği haber.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yanlış kullanılış; fena muamele.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

SMS ile aynı alt yapıya sahip ancak SMS’e göre daha çok veri gönderimini sağlayan (melodi-resim-kısa video vb) bir sistemdir.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(bk.) Küçük Mücenneb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savg» dan imef.). Yasak olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sagyr» den imef.) (mü. musaggara). Tasgıyr edilmiş, ism-i tasgıyr hâline konmuş (isim).

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

İncebağırsağın 25 santimetre kadar olan ilk bölümüne onikiparmak bağırsağı denir. C harfi görünümündedir. Onikiparmak bağırsağında meydana gelen ülsere tıp dilinde duodenum ülseri denir. Tedavi eidlmeyen gastrit, fazla asit, sinir bozukluğu, düzensiz hayat, gürültü, fazla miktarda sigara, çay, kahve ve alkol kullanmak, safra kesesi veya karaciğer yetersizliği, kalp hastalıkları, hormon dengesizliği, dengeli bir şekilde beslenememe, çok sıcak veya çok soğuk yiyecekler, haddinden fazla et, hamur işleri veya baharatlı yiyecekler ve bazı ilaçlar; onikiparmak bağırsağında ülserin meydana gelmesine yardımcı olur. Hasta, mide ekşimesi ve ağzına ekşi su gelmesinden şikayet eder. Ayrıca dili paslı, rengi solgundur, baş dönmesi ve fazla terleme de görülür. Midesinin üstüne basılınca, ağrı hisseder. Yemeklerden sonra da göğse doğru yayılan bir ağrı belirir. Bu belirtiler, ilk bahar ve sonbahar aylarında daha da artar. Tedavi için yapılacak ilk iş, hastalığı doğuran nedenleri ortadan kaldırmak, yemekleri az, fakat sık sık yemek, istirahat etmek ve üzüntüden uzak yaşamaya gayret etmektir. Ayrıca aşağıdaki reçeteler de uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Limon suyu, bal.

Hazırlanışı : Bir çay bardağı sıcak suya 3 çorba kaşığı limon suyu ve 1 tatlı kaşığı süzme bal konur. İyice karıştırıldıktan sonra içilir. Aynı işlem günde 3 kere tekrarlanır.


Sağlık Bilgisi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. geçme, gitme; yol, tarik; boğaz, geçit; pasaj; yolculuk, seyahat; geçiş hakkı, müruriye; koridor, dehliz; bent, parça, paragraf, fıkra; bir tasarının kabul edilip yürürlüğe girmesi; bağırsakların işlemesi. passage money navlun, yol parası. passage w

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. geleceği bildiren belirti; önsezi; f. olacağı önceden söylemek veya göstermek; kehanet etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İlk olarak eski Mısırlılar, güneşin her gün düzenli bir hareketle doğup, belirli zamanlarda gökyüzünün aynı noktalarında bulunup, battığını gözlemlediler ve bunun bir günü zaman parçalarına ayırmada kullanılabileceğini keşfettiler.

Böylece güneşin bu hareketinden yararlanarak ilk güneş saatini yaptılar. Bu saat, meydanlık bir yere yüksek bir taş koymak ve güneşin hareketi sırasında, bu taşın gölgesini takip etmekten ibaretti.

Mısır, konumu itibari ile kuzey yarım kürede fakat ekvatora da yakın bir ülke olduğundan, güneş doğduğunda, gölge hemen tam batıda oluşuyor, güneş yükseldikçe gölge kuzeye, yani sağa doğru hareket ederek, güneş batışında doğu yönüne ulaşıyordu. Yani gölge bugünkü tüm saatlerin akrep ve yelkovanında olduğu gibi soldan sağa doğru dönüyordu.

Daha sonraları, pendulumlu, pilli saatlerde de yön değişmedi, hatta sağa doğru dönüşler ‘saat yönüne dönüş’ diye adlandırılır oldu.

Avustralya gibi ekvatorun güneyindeki ülkelerde, güneş doğarken taşın gölgesi güneye düşer ve güneş yükseldikçe sola doğru dönüş yapar. İlk saat orada keşfedilseydi, bugün akrep ve yelkovan ters yönde dönüyor olabilirdi.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Solun karşısını işaret eden yön ki, insanın daha kolay kullandığı el ve koluna karşılıktır: Sağ kol, sağ ayak, sağ göz. 2. insanın sağ tarafına düşen veya ruhsuz bir cismin sağ tarafında bulunan: Sağ taraf, binanın sağ yanı, ordunun sağ kolu. 3. Sağ taraf, sağ cihet, sağ kol, sağa sapmak, köyü sağda bırakarak gitmek, sağını solunu bilmez, sağı soldan farketmek. 4. Uğur: Sağa rasgelmek. Sağ kol = Ordunun sağ kanadı. Sağ kolağalığı = Eskiden kıdemli yüzbaşı. Sağlam ayakkabı = Emniyet ve itimada değer. Sağlam ayakkabı değildir = Güvenilecek adam değildir. Sağı, solu yok = Doğru, fakat sert ve tabiatı anlaşılmaz insan. Sağına, soluna bakmamak = Dikkat etmemek, yürüyüp geçmek. Sağını, solunu saymamak = Hatır saymamak. Sağ tarafından kalkmak = İşi yolunda gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Diri, canlı: Babanız sağ mıdır? Sağ kalırsak, sağ olun, benim san’atım sağ olsun. Siz sağ olun, başınız sağ olsun = Taziye tâbiri. 2. Sıhhat ve Afiyette bulunan. 3. Sağlam, metin, kuvvetli: Sağ kazık. 4. Korkusuz, emin: Sağ vasıta. 5. Sâfî, hâlis, karışık olmayan. Sağ yağ = Zeytinyağı ile içyağı olmayan yağ. Sağ akça = Karışık, mağşuş olmayan sikke, zıddı: Çürük akça. Baş sağolsun’a gitmek = TAziyeye gitmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right. right-wing. right-hand. dexter. offside. alive. living. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living. right.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) i. eğilmek, bükülmek, çökmek, bel vermek; sarkmak; yavaş yavaş düşmek (kıymet); den. rüzgâr altına sürüklenmek; i. çöküntü, eğilme, bel verme; sarkma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right wing. left wing , right wing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

right hand man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ta.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) iskandinav hikâye veya masalı; destan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. arif, akıllı, zeki, ferasetli, sezgin, anlayışlı sagaciousness i. akıllılık, zekâ, ariflik, bilgelik sagaciously z. ariflikle, akıllıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ariflik, akıllılık, zeka.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp) (mü. şagafiyye). Yürek zarına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A. c.) (m. sagîre). (bk.) Sagîre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi). Yüreği içine alan zar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cure. treatment. therapy. cure tedavi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bazı kızılderili kabilelerinde reis.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hızlı uçan, uzun dar kanatlı küçük kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağnak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drench. shower. heavy shower. rainfall. downpour. squall. down pour. flurry. hail. soak. soaker. spate. spatter. torrent. waterspout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cloudburst. downfall. downpour. flurry. shower. spate. spatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

downpour. shower. cloudburst. thunderstorm. cloud burst. rainfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçki bardağı, kadeh. Sâgar-ı zerrin — Altın kadeh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساغر] kadeh, içki kadehi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hekim, doktor.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Politikada muhafazakâr olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rightist. right-wing. flush right. right winger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a rightist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Düğünde güveyin sağında giden şahıs: Filân adam benim sağdıcım idi. 2. Gelinin sağında giden kılavuz kadın, yenge. 3. Hıristlyanlar’da vaftiz olan çocuğu tutan ve adını koyan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man. best man.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

best man. paranymph.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağdıç sıfatı ve vazifesi: Evlendiğiniz vakit size kim sağdıçlık etti?

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işini yaptırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (y. k.). Doğruyu yanlıştan ayırma hususiyeti, Osm. akl-ı selîm.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foresight. forethought. reason. sense. farsightedness. horse sense. judgement. lucidity. lucidness. mother wit. nous. prudence. common sense. good sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discretion. reason. common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common sense. good sense. gumption. nous. prevision. savvy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonsensical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

businesslike. discreet. having common sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who has common sense. responsible. right minded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaçayı. garden sage adaçayı, bot. Salvia officinalis. scarlet sage ateş çiçeği. wood sage, wild sage yabanı adaçayı, bot. Salvia sylvestris.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. hikmet sahibi, ağırbaşlı; akıllı; i. bilge, hikmet sahibi kimse; yaşını başını almış akıllı adam, filozof. sagely z. bilgece, hakimane, dirayetle. sageness i. bilgelik, hikmet sahibi oluş, dirayetlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. A.B.D'ne mahsus bir çeşit kokulu çalı, bot. Artemisia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. seramikte kullanılan ateşe dayanıklı toprak veya bu topraktan yapılan kap; f. böyle bir kapta ısıtmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuş tersi, kuş gübresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga ile) (i. A.). 1. Meşgul eden. 2. Meşgul olmayı icab ettiren. 3. İşgal eden, tutan. 4. Bir mülkte oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağmak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be milked. to be taken from a beehive. to be unreveled / unwound. to ravel. to fray. to uncoil itself. to be swindled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağma, sağmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağılır, sütü alınır, sütlü, sağmal: Sağımlı koyunlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Emel, istek, amaç, düşünce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1, işitmez, kulağı duymaz. 2. içi dolu olunca vurulunca ses çıkarmayan ve çınlamayan: Sağır davul. 3. İçi görünmeyen, kapalı: Sağır oda, pencere, kapı. 4. Az veya boğuk ve sönük ses çıkaran, sessiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ga İle) (i. A.) (mü. sagîre) (cem’i: sigâr «ga» ile). 1. Küçük, ufak. Sagîr ve kebîr = Büyük, küçük. Sıgâr ve kibar = Büyüklerle küçükler, insanlar. 2. Bulûğa ermemiş ve vasîye muhtaç çocuk: Uç sagîr çocuk bıraktı. Sagîr-i mümeyyiz = Kendini bilecek yaşta çocuk. Sagîr-i gayr-ı mümeyyiz .= Kendini bilmeyecek yaşta çocuk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. muted. as deaf as a doorpost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. giving no sound. dull. indistinct. deaf person.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf. blind. blank. oral teacher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صغير] küçük. 2.küçük çocuk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deaf mute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind wall. dead wall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind door. false door.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blind window.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (c. Şâgirdân). 1. ilim veya san’at, tahsilde bulunan talebe, öğrenci. 2. Bir işi öğrenmek üzere bir üstâda bağlı bulunan genç çırak, yamak: Marangoz, çilingir şâgirdl.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگرد] öğrenci. 2.çırak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاگردان] öğrenciler. 2.çıraklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şakirtlik, çıraklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (c. sagâir «ga» ile). Küçük günah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow deaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kulağın işitmemesi, kulak sakatlığı.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Sonradan meydana gelen sağırlıkları doğuran nedenler çeşitlidir. Mesela; dış, orta veya içkulak bozuklukları, beyin hastalıkları veya histeri, geçici sağırlığa neden olabilir. Gerçek nedeni bulmak doktorun işidir. Geçici sağırlıkların tedavisinde aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Pelin, su.

Hazırlanışı : İki bardak suya 2 tutam pelin konur. 20 dakika kaynatıldıktan sonra temiz bir şişeye süzülür. Her 2 kulağa günde 3 kere ikişer damla damlatılır.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deafness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAgird.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâgirt ve talebe hal ve sıfatı. 2. Çıraklık, yamaklık. 3. Acemilik, tecrübesizlik. 4. Çırak hakkı ve ücreti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Silah.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. oka benzer, ok şeklinde, oka ait; anat. sagital, oksal, sehmi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., astr. Nişancı takımyıldızı; Yay burcu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., bot., zool. ok başı seklinde, temren biçiminde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cog.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Hastalığı ve sakatlığı olmayan: Sağlam adam. 2. Her tarafı doğru ve kusursuz, kırık ve bozuk olmayan, bütün, tam: Sağlam sandalya, sağlam saat. 3. Doğru, gerçek, sahih: Sağlam söz, sağlam haber. 4. Güvenilebilir, emin: Sağlam bir adamla göndermeli. 5. Metin, müstahkem, kuvvetli: Sağlam bina, sağlam kale. 6. Dayanıklı, metanetli, çürük ve gevşek olmayan: Sağlam vücut, sağlam toprak, sağlam ağaç, sağlam iş. 7. Sıhhata yarar, dokunmaz: Garantiye almak, sağlam hava. Sağlam kazığa bağlamak = Temin etmek, (denizcilik) Sağlam rüzgâr = Değişmeyen ve daima aynı şiddette esen rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe. whole. hard. firm. fast. strong. healthy. able-bodied. good. secure. secured. valid. sure. gilt-edged. bankable. bouncing. calculable. cast-iron. consolidated. flat-footed. foolproof. foursquare. dyed in grain. granite. granitic. hale. h.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fast. firm. foolproof. good. hardwearing. immaculate. lasting. resolute. right. roadworthy. robust. rugged. safe. secure. solid. sound. stable. stalwart. staunch. steady. steely. stout. strong. sturdy. substantial. sure. unflinching. unshakeable. healthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. solid. strong. sound. secure. well-built. well-made. in good condition. undamaged. trustworthy. reliable. dependable. trustable. cover paper. established. everlasting. fit. four square. good. good health. hardy. hearty. hot and strong. hunky. rig

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Hasta veya sakat olmayan. Kolayca hasara uğramayan, bozulmayan, dayanıklı. 2.Doğru, gerçek, sahih. 3.Güvenilir, emin. 4.Mutlaka, muhakkak, herhalde.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hard currency. sound money. hard / sound currency. sound / strong currency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sağlamak işi. 2. (matematik). Bir hesabın doğruluğunu kontrol için yapılan muamele, Ar. mîzân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

providing. provision. supply. accommodation. proof. enlistment. obtainment. procuration. procuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provision. verification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. providing. procuring. securing. gaining. achieving. bringing sth about. proof (used to check a computation. proof. provision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvet vermek: İşinizi sağlamalısınız. 2. Temin etmek, ilerisi için korku ve tehlike bırakmamak: Çocuklarının geçimini kendisi ölmeden sağlamak istiyor. 3. Tahkim etmek: istihkâmları bir kat daha sağlamak icap ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

provide. ensure. supply. find. accommodate. accommodate smb. with. maintain. make. arm. assure. carry. cater. cater for. come in. derive. extract. fend for. fix. fix up. furnish. get out of. implement. keep. lay in. lay on. obtain. procure. provide w. adm

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to provide. to procure. to secure to get. to find. to gain. to obtain. to achieve. to win. to bring sth about. to ensure. to guarantee. buy. elicit. furnish. to procure labour. make. make for. purvey. rustle up. satisfy. secure. send. supply. tell. warran

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

over confidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who avoids risky ventures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Sağlam).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sağlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle gelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrenchment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidation. fortification. reinforcement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sağlam hâle getirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consolidate. make firm. secure. solidify. cement. consolidation. make fast. fasten down. firm. harden. reinforce. stabilize. strengthen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assure. consolidate. secure. solidify. stabilize. strengthen. to strengthen. to reinforce. to consolidate. to fortify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to strengthen. to reinforce. to put sth on a sound footing. to fortify. to tighten. to secure. to consolidate. brace. entrench. firm. lanyard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fastness. solidity. stability. soundness. health. firmness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

solidity. soundness. strength. fastness. maintainability. staying power. stability. substance. validity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kuvvetlendirilmek: İşiniz sağlandı. 2. Temin olunmak, ilerisi için korku ve tehlike bırakılmamak: Çocuklarının geçimi sağlandı. 3. Tahkim olunmak: O istihkâmlar sağlandı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be provided. to be procured. to be found. to be gained. to be obtained. to be secured. to be achieved. to be won. to be brought about. to be ensured. to be guaranteed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağ tarafı olan. Sağlı sollu = 1. Sağ ve sol tarafı olan: Bu çarşı sağlı sollu filân adamındır (sağda ve soldaki dükkânlar beraber olarak). Bu menekşeler sağlı solludur. 2. Sağ ve sol iki eliyle de çalışabilen. Ar. zü’l-yemîneyn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on both sides of sth / sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayat, yaşayış, ömür. 2. Sıhhat, Afiyet. Sağlıcakla = Ömür ve sıhhatle (dua).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insanitary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deleterious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(1.). 1. Dirilik, hayat: Bana sizin sağlığınız lâzım. 2. Hastalık ve sakatlığı olmama, sıhhat, Afiyet: Vücut sağlığı. Sağlığa yüztutmak — İyileşmeye başlamak. Üstünüze sağlık = Allah sizi esirgesin I Başsağlığı = Hayat. Başınız sağolsun = Siz sağolun (tâziye tâbiri). Sağlığınıza = Sıhhatınıza, sıhhatiniz için (içki içerken söylenen temenni tâbirlerinden) Eline, elinize sağlık = Aferin, (beğenme ve övme tâbiri). İyilik, sağlık olsun = Fayda görünüz (iyi dua). Üstüme iyilik sağlık = Şaşma tâbiri: (AA) üstüme iyilik sağlık!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğru haber, bilgi. (bk.) Salık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. health. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health. sanitary. sanitarian. curative. hygienic. soundness. well-being. sense of well-being. welfare. fitness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

good health. condition. fitness. physical health. weal. welfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygiene.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

government health official.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary service.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

checkup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanitary control.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

board of health. medical board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

officer of health. health officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health centre / center.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

medical examination. sanitary inspection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

village clinic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

health insurance. health insurance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cottage hospital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıhhat ve Afiyeti yerinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. in good health. well. sound. fit. bonny. bouncing. florid. healthful. husky. right. ruddy. salubrious. salutary. sanative. sanatory. whole. wholesome. in good nick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bonny. fine. fit. fresh. hale. healthy. hygienic. lusty. right. salubrious. sanitary. sound. wholesome. in good health. reliable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy. in good health. salubrious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy way of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. health. pertaining to health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rundown.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bad. frail. insanitary. poor. sallow. unhealthy. unsound. ill. unreliable. wrong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sickly. ailing sb who has poor health. unreliable. untrustworthy. poor. unfit. unhealthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağmak işi. (bk.) Sağmak. Eleğim sağma = Galat olarak caiâim-i semâ» dediğimiz gökkuşağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Memeyi parmak uçları ile sıkıp sütünü almak: Koyunları sağdınız mı? İneği sağmak hayli zordur. 2. mec. Kandırıp soymak: Adamı saf bulup sağdılar. 3. Arı kovanından (balı) almak: Bal sağmak. 4. Bulut yağmur gçstermek: Bulutlar sağıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to milk. to run off. to unreel. to wind off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to milk (an animal. fleece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölünün iyiliklerini sayarak ağlayıp yas tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağılabilen, sütü alınabilen, sütlü: Beş tane sağmal ineği vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milch cow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who is continually being milked dry by swindlers. milch cow. milker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Sağlıklı kimse. Eksiksiz, kusursuz, güvenilir kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Birdenbire ve çok bol yağıp geçen yağmur: Bir sağnak geldi. 2. mec. Birdenbire gelen şiddetli zarar ve ziyan: Bir sağnağa uğradı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sagu

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثغر] sınır, hudut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Hayvanın beliyle kuyruğu arasındaki dolgun ve yuvarlakça tarafı: Bu atın sağrısı güzel, atın sağrısına binmek. 2. Hayvanın sağrı yerinden çıkan kalın deri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölünün iyiliklerini anarak ağlama, mersiye. Sağu sağmak — Mersiye okumak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sago.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölülere ücretle ağlayan erkek veya kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygın, kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Alaca kargaya benzeyen ve ondan küçükçe siyahlı beyazlı bir kuş ki, testere ile tahta yarar gibi sürekli garip bir ötmesi ve sıçrayarak yürümesi vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magpie.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «selm, silm»den if.) (mü. sâlime). 1. Hasta, sakat olmayan, sağ, sağlam. 2. Ayıp, kusur ve noksanı olmayan. 3. Korku ve endişesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. safe. secure. intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuelan master terrorist raised by a Marxist-Leninist father; trained and worked with many terrorist groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سالم] sağ, esenlik içinde. 2.sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2.Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3.Korkusuz, endişesiz, emin. 4.Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Salim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağ ve sağlam olarak. 2. Emniyetle, emin olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safely. safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالما] sağ salim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. in perfect health. as sound as bell. sound. copper-bottomed. iron. knockabout. as large as life. rude. fit as a fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well and sound. very strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron constitution. as hard as nails. in the best / pink of health. sound health. sound as a bell / dollar. sound in wind and limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit yeşilimsi katı İsviçre peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i.. sucuk, sosis. sausage balloon sucuk şeklinde balon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

curfew. curfew order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تماشاگاه] seyir yeri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top down.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head foremost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (musiki). Türk musikisinde 5 zamanlı bir küçük usul.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kullanış, kullanma; muamele; örf ve adet, adet, usul. correct usage doğru kullanış, yerinde kullanma. customary usage adet. hard usage, rough usage aralıksız kullanma, kötü kullanış. contrary to the best usage en uygun kullanıma aykırı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk halk şiiir ve musikisinde bir form.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yüz, surat, çehre, sima; görünüş. visaged s. yüzlü, çehreli; görünüşlü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Nizam, kanun. 2. Menetme, yasaklama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Nizam, kanun. 2. Yapılmaması gereken şey, Ar. men’, nehy, zecr, memnûiyyet. 3. Kanun ve nizamla men’ olunmuş. Yasak savan = Geçici şey.

Türkçe Sözlük by