şah-name, şeh-name ne demek? | şah-name, şeh-name anlamı nedir? | şah-name, şeh-name

şah-name, şeh-name anlamı nedir?

şah-name, şeh-name ne demek?

şah-name, şeh-name anlamı nedir?

şah-name, şeh-name | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sah name seh name

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open city. open town. unenclosed // unenclosed town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i).,modernleşme, asrileşme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (ing). Lakap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عهدنامه] ahitname, antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Muahede kâğıdı, bir muahedenin şartlarını havi olarak kaleme alınıp iki tarafça imza edilen resmî kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treaty / pact in writing. convention. pact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Seherleyin, seher vakti, gün doğmadan evvel.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Er - (bkz.Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ünlem, (Al). Allaha ısmarladlk; güle güle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Melek gibi, melek görünüşlü kadın.

İsimler ve Anlamları by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Açık saçık yazı ve resimleri havi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital başkent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

capital of a country. capital. chief town. principal town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Behram). 2.Gazne sultanı. 3.Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4.Eyyubilerin büyük şairi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup başlığı. 2. Fihrist. 3. Zarfın üzerine yazılan adres.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Beyannâme, bildirge (uyd k.).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

manifesto. declaration. affidavit. bill. proclamation. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter. proclamation. declaration. manifest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

statement. declaration. written statement. manifest. declaration form. proclamation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [بيان نامه] bildirge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, el = harf-i tarif, müşahede = görme). Görerek, muayene ederek, gözleriyle görerek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropolis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

metropole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). yüzeyden sertleştirilmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. celb = davet, F. nâme = mektup, kâğıt). Birini mahkemeye davet için yazılan tezkere: Celbnâme yazıldı; bir celb-nâme aldım.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [جلب نامه] çağırı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(CELBNAME) (i.). Celp kâğıdı, (bk.) Celb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summons. written citation. capias ad respondendum. letter of convocation. process. subpoena. writ of subpoena.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Çengiler (oyuncu kadınlar) için yazılan şiir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (A. cevâb = karşılık, F. nâme = mektup). Cevâbı bildiren mektup, cevap yolunda yazılan mektup: Mektubumun cevâb-nâmesi geldi, cevâb-nâme-l Alînizi aldım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Delhi, Türk-Hind İmparatorları’nın 13.’sû olup Şah Alem Bahadır’ın büyük oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cihan’ın şah’ı. - Kara-Koyunlu padişahlarından Timur’un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şahâdetnâme, diploma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönül hükümdarı, şahı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Dede Korkut hikayelerinde, çocuğu olmadığı için hor görülen sonra da Boğaç Han adında yiğit bir oğula sahip olan kahramanın adı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişâhlara lâyık iri inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). (fasîh’ten itaf). Daha veya pek fesâhatlı, enfasîh, en açık ve anlaşılır. Efsah-ı üdebâ-yı Arab = Arap ediplerinin en fasihi. Efsah-ül-kelâm = Açık, anlaşılır sözü, yazısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EHLİYET-NAME) (i. A. F.). Ehliyeti belirten vesika, şöförlük vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. emr-nâme). Bir emri içine alan resmî yazı ki, üstten asta yazılır: Emir-nâme-i nezâret-penâhî = NAzırlığın (bakanlığın) emri. Emir-nâme-i sâmî = Sadâret makamından yazılan yazı. Nezâket icabı hususî mektuplara da emirname denilirdi: Emirname-i Alîlerini aldım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mandate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [امرنامه] ferman, emir belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. emay, mine; emay gibi şey; diş minesi; emay işi. enamelware i. emay işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-led, -ling) minelemek, mine ile kaplamak; değişik renklerle süslemek; parlaklık vermek. enamelling i. mine işi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek şahin, kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. sahîh’den itaf). Daha veya en doğru, en sağlam: Esah rivâyete göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eskisehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meerschaum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseowner. homeowner. owner of a house. householder. house owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [فاحشه خانه] genelev.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Fal kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [فالنامه] fal kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir dilin doğru ve hatasız olarak, kolaylıkla söylenmesi ve yazılması. Sözün yanlış ve yabancı yahut pek seyrek kullanılan kelimelerden uzak olmasıyle beraber kaidelere de uygun olması: Fesâhatle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «ferkseng» ten Arapça’laşmış). Beş bin metrelik mesafe, üç millik mesafe: Günde beş fersah yol alıyor; buradan on fersah uzaktır. Fersah fersah = Bol bol, ziyade, pek çok: Akranından fersah fersah İleridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fasâhat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاحت] fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, duruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. feth = zafer, F. nâme = risale, mektup). 1. Bir memleketin fethi veya bir zafer sonunda neşrolunan galibiyet fermanı. 2. Bir fetih ve zafer hakkında yazılan kaside ve manzume, zafer-nâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ivory Coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). birinci isim, küçük isim, şahıs ismi, vaftiz ismi. forenamed (s). yukarıda ismi geçen, mezkur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasihler, güzel, düzgün ve açık konuşanlar, iyi söyleme kabiliyetinde olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصحا] fasih konuşanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasîhler, açık konuşanlar, (bk.) Fasih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Esnaf teşkilâtı ile bunların uymaları icab eden usul ve kaidelerden bahseden eser.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Balçık şah. 2.Balçıkta yapıldığı için Hz.Adem’in lakabı. 3.Farsların masal kahramanı Keyyummers’in lakabı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kaz çobanı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kırda gül veyâ çiçek seyri için yapılan gezinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül dalı. 2. Meşhur masaldaki Varaka›nın sevgilisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Sevgiliye yazılan mektup, kaside.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güllerin şahı. 2.Varaka’nın sevgilisi, masal kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Geçiş tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüyâ kitabı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خواب نامه] rüya tabiri kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F. edebiyat). Ayrılık vesilesiyle yazılan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Bir ödemenin üçüncü bir şahsa veya münasebeti bulunan bir daireye verildiğini gösteren yazılı emir: Aydın vilâyeti için bir havale-nâme aldı; banka, havale-nâmeyi kabûl etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şehir ahalisinden olan, memleketli: Bir hemşeri gelmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fellow townsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [ هم شهری] hemşeri. 2.yurttaş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. at kılı; at kılından dokunmuş kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. ev halkı, aile; s. eve ait; evcil. household word her gün kullanılan kelime. householder i. aile reisi, evsahibi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juridical personality legal status. legal personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mahkeme ve heyetin hüküm ve kararını hâvî vesika, hükmü hâvi kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquittance. certificate of release.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ابرانامه] aklanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden yüksek medrese ve meşk (yazı) talebesine hocaları tarafından verilen diploma, izinnâme, şehadetnâme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

madrasa diploma. practicing certificate. professional licence license.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اجازت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Savcının, iddialarını topladığı ve soruşturma sonunda mahkemede okuduğu yazı, savcının görüşü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indictment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. indictment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İHBAR-NAME) (i. F. hukuk). 1. Belirli olaylara dair bilgi olarak, ilgili olduğu yere verilen yazı. 2. Bir paranın ödenmesi veya diğer bir muamelenin yapılması lüzumuna dair bir resmî daireden gönderilen ihtarname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification. letter of advice. monition. garnishment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

notice. notification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written notice. notification. prompt note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اخبارنامه] bildiri kağıdı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) (ed). İltifat mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official warning. protest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). İçinde resmî veya hususî İlân olan kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true believer. man of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» den masdar). Bozulma, hükümsüz kalma, Osm. mefsûh ve münfesih olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Genişleme, bollaşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir istek ve rica için bir makama sunulan damgalı ve pullu kâğıt, arzuhal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

petition. formally written petition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [استدعانامه] dilekçe.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir memurun görevinden alınmasını istemek maksadıyla verdiği resmî kâğıt: İstîfâ-nâmesini sundu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of resignation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir nüshasını, suretini çıkarma, yazma: Bu kitabı istinsâh ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Sanığın, sorulan suallerle verdiği cevapları içine alan zabıt: Istintak-nâmeyi mühürledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir rica ve niyaz için yazılan mektup veya sunulan dilekçe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin ithâf edildiğine dâir yazılan yazı, Fr. d6dicace.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hukuk). Bir cinayetten sanık olup tevkif olunan adama o cinayetin isnâdı hakkında adliye tarafından verilen resmî kâğıt ki, onunla mahkemeye teslim olunup muhakemesine başlanır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accusation. allegation. indictment. bill of indictment. articles of impeachment. criminal charge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. self-possessed. composed. well- disposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Bir ülkeye tâyin olunan elçiye, devleti tarafından verilen mektup ki, elçi, onu gittiği devletin başkanına sunarak elçi tanınır: Yeni Fransa büyükelçisi İtimâd-nâmesini takdîm etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [اعتمادنامه] güven mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عتق نامه] âzâdlık belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Prospectus)

Sermaye piyasası araçlarının ihracında ya da halka arzında ortaklıklarca halkı şirket ve hisse senetleri konularında bilgilendirmek amacıyla düzenlenmesi gereken belgedir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat ve mezuniyet alan bir kimseye verilen yazı, izin kâğıdı, icâzet-nâme, ruhsat-nâme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree law.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir mevzu hakkında devletçe uyulacak maddeleri, bir kanunu hâvî kitap, broşür vs.: Ticaret kanun-nâmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

code. digest of the laws regulating a particular subject. rule book. statute book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (doğrusu «kâr-nümâ = iş gösteren» olsa gerektir). Esnaf kalfalarından usta çıkıp kendi başına çalışmak üzere icâzet isteyenlerin, imtihan için yapıp sundukları iş örneği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cumhurbaşkanının imzasıyle tamamlanan hükümet kararı. 2. Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanılarak alınan karar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. bylaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. legal decision.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decree. governmental decree or decision. statutory order / decree. decree-law rule of law. order in Council. governmental decision signed by the Council of Ministers and / or President. presidential decree. emergency enactment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. kavi = söz, Fars. nâme = yazılı şey). Üzerine bir mukavele ve anlaşma yazılmış ve imzalanmış kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kefâlet senedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guaranty. bond. surety bond. bail bond. deed of suretyship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kirman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

kirsehir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kıyafet ilminden (fizyonomiden) behseden kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Çocuklara Arız olan hastalık ki, kemiklerinin incelip, başlarının kalınlaşmasına ve dermansızlığa yol açar. Sıskalık, Fr. rachitisme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [لاشه خوار] leş yiyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sosyoloji). İptidâİ cemiyetlerde asıl varlık olarak anneyi kabûl eden; ailenin çocuklarını ana klanına mal eden davranış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Mushaf). Mushaflar, Kur’anlar. (bk.) Mushaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler. 2. Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir. 3. Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arazi ölçen, mühendis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساح] ölçümcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Şahların güneşi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimizin mîrâcı hakkında yazılmış kasîde ve şiir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f.yanlış isim vermek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fare deliği; çok ufak delik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Daha doğrusu: Ahdnâme. (bk.) Ahidnâme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [معاهده نامه] antlaşma metni.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

written defense. defendant's plea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dostça mektup: Muhabbet-nâmenizl aldım (büyükten küçüğe yazılan mektup için kullanılırdı). 2. Aşk mektubu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dil öğrenmek için karşılıklı iki dilden konuşma örnekleri veren kitap: Fransızca Türkçe bir mükâleme-nâme (eskimiştir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mukavele senedi: Mukavele-nâmesini gösterdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. written agreement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مقاوله نامه] sözleşme metni.)

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh, şebeh» den masdar). Benzeme, iki şey arasındaki benzeyiş: Bu iki adam, bu evler arasında ne kadar müşâbehet var.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhr»dan). Evlilik dolayısıyla olan akrabalık, Osm. karâbet-i sıhriyye: O iki aile arasında musâharet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühud» dan imef.) (mü. müşâhede). Gözle görülen, müşahede olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühûd» dan masdar) (c. müşâhedât). 1. Gözle görme, açıkça görebilme: Askerimizin cesaretini müşâhede edenler hayran oldular. 2. (tasavvufta) Düşünce yolu ile lâhût Alemini görür gibi olma: Ehl-i hakikatin müşâhedesi. 3. (c.). Görülen şeyler, Osm. meşhûdât: Benim o mevzudaki müşâhedâtım bu yoldadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation gözlem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehl» den masdar). Her işte kolaylık, yumuşaklık gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhhat» ten imef.) (mü. musahhaha). Tashih olunmuş, yanlışları düzeltilmiş, yanlışsız: Musahhah bir müsvedde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصحح] düzeltilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den imef.) (mü. musahhare). Teshîr olunmuş, zorla ele geçirilmiş, açılmış, fetholunmuş: Bütün o büyük ülkeleri musahhar eyledi, (bk.) Meshûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan imef. lef’İl). Şahıslandırılmış, cinsi ve nev’i anlaşılmış; şahıs şekline girmiş. Somut (uyd. k.), Fr. concrfcte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhhat» ten if.) (mü. musahhiha). Düzelten, basılacak bir metnin dizgisini tashih eden: Bu matbaaya bir musahhih lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musahhih işi ve sıfatı: O matbaada musahhihlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahn» den if.) (mü. müsahhine). Teshin eden, ısıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» dan if.) (mü. müşahhısa). 1. Seçebilen. 2. (tıb) Hastalığı iyi teşhis edebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) (mü. musâhibe). t. Biriyle musâhebe eden, konuşan, arkadaş. 2. Eskiden büyük adamları eğlendiren nedîm. 3. Musâhib-i şehryârî = Padişah musâhibi. Padişahın yakın hizfnetinde bulunanlara verilen unvan ve görev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصاحب] arkadaş, sohbet arkadaşı. 2.padişahın özel işlerine bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musâhib sıfat ve görevi, (bk.) Musâhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühOd» tan İf.). Gözle gören, müşâhede eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deed of consent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik Arap şiir ve musikisinde bir şekil. Türk musikisinde Beste formuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Vİşâh» dan imef.) (mü. müveşşaha). 1. Süslenmiş, süslü, giyinip kuşanmış. 2. (edebiyat) Mısrâlarının birinci harfleri bir kelime teşkil eden şiir (akrostiş), (bk.) Muvaşşah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهدات] gözlemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهده] gözlem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) kolaylık gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشخص] somut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimlendirilebilir; şöhrete lâyık, unutulmaz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Mektup: Bir nâme yazdı. 2. Aşk mektubu: Nâme yazmaya mahsus süslü kâğıt. Nâme-i hümâyûn = Osmanlı padişahı tarafından bir hükümdara yazılan mektup. Diğer isimlere katılarak o ismin mânâsına ait kitap, risale veya yazı mânâsına gelir: Emir-nâme, beyannâme, târif-nâme, tâlim-nâme, telgraf-nâme, sâl-nâme, şâh-nâme, şehâdet-nâme, sulh-nâme, ahid-nâme, muhabbet-nâme vs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The title by which any person or thing is known or designated; a distinctive specific appellation, whether of an individual or a class.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A descriptive or qualifying appellation given to a person or thing, on account of a character or acts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Reputed character; reputation, good or bad; estimation; fame; especially, illustrious character or fame; honorable estimation; distinction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Those of a certain name; a race; a family.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A person, an individual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To give a distinctive name or appellation to; to entitle; to denominate; to style; to call.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mention by name; to utter or publish the name of; to refer to by distinctive title; to mention.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name or specifically for any purpose; to nominate; to specify; to appoint; as, to name a day for the wedding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To designate by name, as the Speaker does by way of reprimand. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law' a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. document. diploma. declaration or permit (used in compounds only. missive. music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a language unit by which a person or thing is known; 'his name really is George Washington'; 'those are two names for the same thing'. by the sanction or authority of; 'halt in the name of the law'. a person's reputation; 'he wanted to protect his good na

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

PCDATA providing the name of the MathML element.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the stock or fund.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A slash-separated list of components that uniquely identifies an element of an HDF5 file A name begins that begins with a slash is an absolute name which is accessed beginning with the root group of the file; all other names are relative names and the ass

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the request as specified by the user, using the qsub -r option.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Java expression that refers to a particular object or value Examples include variables, parameters, fields, class names, and interface names Every name has an associated type Within its scope, the name is generally bound to a value See the chapter on Th

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

What a coaster is called, in order to distinquish it from others While some parks are very creative with this, others tennd to use the same name over, or even worse just use the name 'coaster' or 'roller coaster'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The name of the function.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Name is an attribute in an HTML element that provides a unique identifier for the element However, in recent versions of HTML, the name attribute has been deprecated in favor of the 'id' attribute in most cases.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A word consisting solely of letters, numbers, and underscores, and beginning with a letter or underscore Names are used as shell variable and function names Also referred to as an identifier. hostname - This is a required parameter used in PPP authenticat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the real name of the member This is viewed from the member profile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A name is a construct that stands for an entity: it is said that the name denotes the entity, and that the entity is the meaning of the name See also declaration, prefix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A given page presents a subject named with a single word or short phrase, such as 'Frog,' 'Lichen,' 'Pools and Riffles,' or 'The Water Cycle ' Page naming must be simple for two reasons: to be useful for basic vocabulary building exercises, and to allow s

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Type of English Query minor entity that indicates how its associated major entity is identified in questions and statements, for example, 'book' refers to the major entity Books table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A set of identifying attributes purported to describe an entity of a certain type.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The driver's full name in the format of last name, first name, initial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The self articulation of reality entering the world of human consciousness, as Namu- amida-butsu Also referred to as the Name in six letters or six syllables.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The logical class name as given in the NOAO Image Data Structure Definitions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

name.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ نامه] mektup. 2.kitap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., s. ad, isim; nam, şöhret, ün; ünvan; kızgınlık belirten hitap şekli; şöhretli kimse; dış görünüş; Tanrının kutsal ismi; f. ad koymak, isim vermek, ismiyle çağırmak; ismini vermek; belirtmek; tayin etmek; memur etmek; s. ismi olan; A.B.D., k.dil

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Sevgiliye ve aşka ait yazılmış mektup. Mektup. Kitap, dergi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mektup götüren. Kebûter-İ nâme-ber — Mektup götürmeye alıştırılmış güvercin, posta güvercini.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili kendine paye vermek için şöhretli isimlerden bahsetme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir hükümdardan diğer bir hükümdara nâme götürmeye memur görevli.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامفهوم] anlaşılmaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz, adsız, adı belli olmayan; adı konmamış; tanımlanamayan; bahsedilmeye layık olmayan; gayri meşru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. yani şöyle ki.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نامرد] alçak, aşağılık, namert.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. insaniyetsiz. 2. Korkak, aiçak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cowardly. despicable. vile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

low. base. contemptible. despicable. craven. dastardly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) NAmerdî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامرئی] görülmeyen, görülmez.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. adaş, aynı adı olan kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامسبوق] olmamış, geçmemiş, cereyan etmemiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absent without leave. absent. absentee. missing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامأمول] umulmayan, beklenmedik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şah soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni dal. 2. Yeni bitmiş geyik boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu.

İsimler ve Anlamları by

Yabancı Kelime

İng. nickname

takma ad

Kendi adından başka eğreti alınan ad.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. lakap, takma ad; f. lakap takmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (musiki). Türk musikisinde tîz sekizlideki bir perdenin adı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tüzük. Nizâmnâme-i dahilî = iç tüzük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations or statutes of an organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [نظام نامه] tüzük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) burun aşağı uçmaya veya hareket etmeye çalışan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Parlak hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسخ] nüshalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ziynet, süs. ornamen'tal s. süs kabilinden. ornamentally z. süs olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. süslemek, donatmak. ornamenta'tion i. süs, ziynet; süsleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD kaydedicinizdeki, sahnede ya da ses düzeyinde belirgin bir değişiklik olma zamanına göre bir bölümü otomatik olarak işaretleyen akıllı bir özelliktir. Bölümler kullanımı kolay bir grafik kullanıcı arayüzünde (GUI) görüntülenir ve böylece en sevdiğiniz sahneleri hızlıca bulabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. sovereign. monarch. padishah. sov'ran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( PADŞAH ) (i. F.). Hükümdarlar hükümdarı, büyük hükümdar, hâkan, imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pâdişâhla alâkalı. 2. Hükümdarlık: Fermân-ı pâdişâhî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişah unvan ve sıfatı veya devleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پادشاه] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پادشاهی] padişahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. bütün Amerika devletlerine veya haklarına mahsus veya ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. sosyoloji). Soyda temel olarak babayı alan cemiyetin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدرشاهی] ataerkil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). İçinde nasihatler olan kitap, broşür vesaire: Pendnâme-i Attâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پندنامه] öğüt kitabı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [راهنامه] yol haritası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رشحات] sızıntılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ruhsat veren kâğıt, izin-nâme, i; vesikası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (rOz = gün, nâme = yazılmış şey). 1. Gündelik masrafların veya olayların kaydedildiği defter. 2. Her günkü olayları yayınlayan gazete, gündelik gazete. 3. Takvim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHH) (i. A.). Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret. Sah çekmek = Bir yazının doğru olduğunu bu işaretle belirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Dal, budak. 2. Geyik ve ona benzer hayvanlarn dallı boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk musikisi’nde bir düzen ve bir ney çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Atın iki art ayağı üzerine kalkması: Şah kalkmak, şaha kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH) (i. F.) (c. Şâhân). 1. Sahip, mâlik. 2. İmparator, padişah. Bilhassa İran imparatoru. 3. Terkiplerde «baş, reis, birinci» mânâsını ifade eder: Şâh-râh = Büyük cadde; ŞAh-bâz = İri doğan; ŞAhsuvâr = Pek mahir binici; ŞAh-damar = büyük damar, 4. Satranç tuşlarından biri. Şâh-ı serdâr, şâh-ı velâyet = Hz. Ali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of Automotive Historians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A localized mass of extravasatad blood that is 'relatively or completely confined beneath the arachnoid membrane. he.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. shah. king.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاخ] dal. 2.boynuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاه] padişah. 2.ıran şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hükümdar. - Birleşik isimlerde 1.ve 2.isim olarak da kullanılır: Şahbanu - Selimşah gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sahrâiyye). Kıra veya çöle ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gazelin en güzel beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İri inci tanesi. 2. Kenevir tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dallı, budaklı (ağaç). 2. Dallı boynuzu olan (geyik vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hz. Alî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Doğrusu: «şâh-merdâne» olsa gerektir). Büyük ve ağır çekiç ve tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHA) (i. A.). Alan, açıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. ground. range. pitch. tract. breadth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. course. court. field. ground. pitch. range. scope. zone. open space. domain. courtyard. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. field. sphere. sweep. region. zone. open space. open area. playing field. arena. acreage. yard. basin. bound. scope. playground compass. domain. ground. line. purview. range. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساخه] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحه] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİHAB) (I. A.). 1. Alev, ateş parçası. 2. Akan yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhib, sahâbî). «ashâb» ile aynı mânâdadır, (bk.) Sahip, ashâb, sahâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2.Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz.Muhammed’i görmüş mü’min kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkmak, himaye, müdafaa, benimseme, tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb, sahâbe). Peygamberimiz’in bizzat görüp konuştuğu çağdaşları, yakınları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahâbiyyât). Peygamber’le görüşüp konuşan kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. insanın gördüğü ve bildiği bir işi mahkemede yeminle ifade etmesi, şahitlik. 2. İkrar, itiraf, bir işin sıhhat ve gereğine inanma. 3. Açık alâmet, delil. 4. Kelime-i Şehâdet: Şehâdet getirmek. 5. Hak yolunda can fedâ edip şehâd olma. 6. Gözle görülen şeyler. Şahadet parmağı = Şahâdet getirirken kaldırılan işaret parmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attesting. witnessing. testifying. attestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهادت] tanıklık, şahitlik. 2.şehadet getirme. 3.şehitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Şahitlik etme, şahitlik, tanıklık, Kelime-i şehadet. 2.Açık, belirti. 3.Şehit olma, şehidlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer in secondhand books. second-hand bookseller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of second hand books. bouquiniste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahîfe). Sahife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحائف] sayfalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şişmanlık, topluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemek koymaya mahsus kap. 2. Bir sahan dolusu yemek: Bir sahan yahniyi tek başına yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Şâh’ın c.) Şahlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow frying-pan. copper food dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow cooking pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهان] şahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahlar. 2.Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş. (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, memnun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâha ait: Fermân-ı şâhâne. 2. imparatorlara lâyık, en üstün güzellikte: Şâhâne bir kadın, bir saray, bir yat, bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. wonderful. magnificent. brave. corking. fantastical. far-out. keen. princely. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. regal. royal. tremendous. magnificent. superb. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. splendid. superb. devastating. fantastic. glorious. kingly. majestic. regal. resplendent. royal. superduper. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهانه] şahlara yakışır. 2.şahlarla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merdiven başında veya altındaki sed. 2. Merdivenin döndüğü yerde veya aşağıdan bir, iki basamak çıkıldıktan sonra bulunan geniş basamak. 3. Birkaç sahandan yapılmış: Beş sahanlık bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of a flight of steps or stairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş parçası. 2.Kayan yıldız, akan yıldız. 3.Cesur yürekli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحاری] çöller. 2.kırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Sahra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahrâ). (bk.) Sahrâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, güzel cins at, atların şahı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklıfl’-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genorosity. liberality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâvet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El açıklığı, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. sâhib, sahâbî, sahâbe ve ashâb ile aynı mânâdadır) (bk.) sâhib, sahâbi, ashâb, sahâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarap, içki (Arapça’da: kızıl).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صهبا] şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Al, kızıl. 2.Şarap, kırmızı şarap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hafifletilmişi ŞEHBAL) (i. F.). Kuş kanadının en uzun tüyleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهبال] kanattaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdar eşi, şah hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-BAZ) (i. F.). 1. İri bir cins beyaz doğan. 2. Yiğit ve şanlı adam, kahraman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Beyaz ve iri doğan. 2.Yakışıklı. Yiğit, serdengeçti. 3.Kabadayı. 4.Cömert. 5.Büyük, gösterişli, güzel mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şehbender.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Konsolos.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Üstün nitelikli, saygın, yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.T. T.). Kalpten beyne kan taşıyan ve boynun iki yanından geçen büyük atardamar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İri inci tanesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dallı, budaklı ağaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Sahara çölünün güneyinde, Senegal’den Moritanya, Mali, Yukarı Volta, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan ve son yıllarda Etopya’yı da içeren araziyi içeren, yarı çöl yarı otlak bölge. 1960’lı yıllardan beri büyük nüfus artışı ve bölgeye su sağlamak için kuyu kazma girişimleri, bölgenin sosyal yapısını değiştirmiştir. Göçebe hayvancılık yapan toplumu, hayvan yetiştiren ve tarım yapan bir topluma dönüştürme çabası sonucunda aşırı otlatma ve büyük bölgelerin çölleşmesine yol açmıştır. Çölleşme kıtlığa yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشاه] şahlar şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhinşah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En üstün, deha eseri olan sanat mahsulü. Bir zamanlar bu mânâda «şeh-kâr» kullanılmış, «şâheser» i, Fr. chef d’oeuvre’ü tercüme ederek, ilk defa Kemal Emin Bara kullanmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. masterwork. magnificent. chef d'oeuvre. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شاه اثر] üstün nitelikli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahaf» dan imüb.). Kitap alıp satan adam, kitapçı: Sahhaf dükkânı, sahaflar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحاف] kitapçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hanım sultan. - Şah ve hanım kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehâ» dan smüş.) (mü. sahiyye). Cömert, iyiliksever, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâha ait. (şâhâne daha çok kullanılır). 2. Iran şâhına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâhlık, hükümdarlık. 2. Nişasta ve yumurta ile yapılan bir çeşit helva. 3. Mermer denilen ince patiskanın makbul bir çeşidi, mermer-şâhî. 4. İran’ın bir küçük sikkesi. 5. Eski ftpların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخی] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهی] şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah’a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحب] sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., b.h. Hindistan'da Avrupalılara verilen ünvan; efendi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cihangir hükümdar. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب جمال] güzel yüzlü, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female owner. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. proprietress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحبه] bayan sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sahip. Koruyan, gözeten. 2.Bir iş yapmış olan. 3.Herhangi bir niteliği olan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کمال] olgun insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کرامت] keramet sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب قران] muzaffer hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) 1.Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2.Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب نظر] görüş sahibi, deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شاهد] tanık. 2.güzel. 3.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse, tanık. 2.Bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. 3.Doğrulayan, isbat eden. 4.Hz.Muhammed’in sıfatlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermerden baş ve ayak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. honestly. for real. real. honest. actually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. indeed. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahâfet» ten smüş.) (mü. sahîfe). Gevşek, zayıf, hafif, boş: Akıllıca sahîftir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحيفه] sayfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: SâYFA) (i. A.) (c. sahâif). Kitap veya her türlü yazıl-ı kâğıdın bir yüzü, yaprağın yarısı: Yüz sahifeli kitap, kitabın otuz beşinci sahifesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül dalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİH) (i. A. «sıhhat» tan smüş.) (mü. sahîha). 1. Gerçek, doğru, yalan olmayan, esaslı. 2. Sıhhatta olan, sağ. 3. Tam, sağlam, kusursuz, hâlis. 4. (Ar. gramerinde). Asıl harfleri arasında harfi illet yani elif, vav, ye bulunmayan: Fiil-i sahîh (sâlim de denilir). S. Gerçek, gerçekten, hakikaten: Sahih öyledir (Halk dilinde: sâhi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True. correct. accurate. real. genuine. sound. sure. reliable. really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحيح] doğru. 2.gerçek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahiden, gerçekten, hakikaten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerçek çıkmak: Falanın geleceği sahihleşti mi7 2. Tasdik olunmak, doğruluğu anlaşılmak: Dünkü haber sahihleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sahih hâle getirmek, gerçek yapmak. 2. Doğruluğunu araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şâhika) («şehıyk» den if.). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Şevâhık). Dağ tepesi, zirve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summit. apex. climax. head. paroxysm. point of culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاهقه] doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zirve, doruk, dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİL) (i. A.) (c. sevâhll). Su ve deniz kenarı, kıyı, yalı. Sahil muhafızı = Sahili düşman taarruzu ve kaçakçılıktan koruyan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaside. coastal. coast. shore. beach. seashore. seaboard. seaside. waterside. bank. littoral. sea coast. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. coast. seafront. seashore. seaside. shore. strand. bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast. shore. bank. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحل] kıyı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Deniz, nehir, göl kıyısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoreline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sâhil = yalı, Fars. hâne = ev). Deniz kenarında yazlık mesken, yalı: Boğaziçi sâhil-hâneleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ساحل خانه] yalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suhûnet» ten smüş.) (mü. sahtne). Sıcak, ısı, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: şâhin, Anadolu’da: şahın) (i.). Doğan’a benzer bir kuş ki av avlamak için terbiye olunur. Şahin bakışlı = Azameti» bakan. Terazi şahini = Terazinin dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. buzzard. falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk. hobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهين] şahin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kadın. 2.Sık. Katı, pek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda av şahinlerini terbiye ve idare eden adam; şahinci-başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, yiğit (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞAH, ŞAHENŞAH, ŞEHENŞEH, ŞEHİNŞEH veya ŞAHİNŞEH (i. F.). Şahlar şâhı, padişah, büyük imparator, hâkan, en büyük şâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şehinşahltk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sohbet» ten if.) (c. ashab, sahâbe, sahb). Konuşulan, arkadaş. Peygamberimiz’le konuşabilen çağdaşları: Ashâb-ı Kirâm. Sahâbe-i Resûlu’llâh, Al ve sahbına salât ve selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sahb» dan if.) (mü. sâhibe) (c. ashâb). Bir mal, mülk vs.’nin mâliki: Ev sahibi, bu koyunların sahibi kimdir? 2. Sahiplik sıfatı taşıyan. 3. Bir şeyi temsil eden: İmtiyaz sahibi. 4. Bir şeyi yapıp vücuda getiren. Fâil, müellif: Gülistân sahibi Şeyh SAdî. 5. Koruyan, himaye eden. Bir kimseye sahip çıkmak = Himaye etmek, tarafını tutmak. Sahip çıkmak = Sahibi olduğunu iddia etmek. Sihib-i hâne = Bir evin efendisi, ev sahibi. Sâhibe-i hâne = Evin hanımı. Söz sahibi = Nüfuzlu, sözü geçer. Tabiat sahibi = Zevk sahibi. Sâhib-kırân = Cihangir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endowed with. owner. possessor. holder. proprietor. lord. master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. lord. master. owner. possessor. patron. protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner. proprietor. proprietress. master. mistress. governer. holder. lord. possessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. enjoy. hold. own. possess. retain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to own. to become the owner of. to acquire to get sb / sth under control. to do sth about sb / sth that is misbehaving. to have sexual intercourse with a virgin. get possession. have. hold. possess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owned. possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahip çıkma, himaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessive. possessory. possession. ownership. mastership. dominion. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership. possession. property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietorship. protection. patronage. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahibi olmayan, kimsenin malı olmayan. 2. Koruyucusu, kimsesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. disembodied. ownerless. unowned. unprotected. abandoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownerless. unclaimed. sth which has no owner. sth which is unclaimed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kimsenin malı olmayan şeyin hâli. 2. Himayesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr»den if.) (mü. sâhire). 1. Büyü eden, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Aşırı güzelliği ile herkesi büyüleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehr» den if.) (mü. sâhire). Uykusuz, gece uyuyamayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساحر] büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gece uyumayan, uykusuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyülercesine, büyüler gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Geceleri uyumayan, uykusuz. 2.Büyücü, büyüleyici güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAHS) (i. A.) (c. eşhâs). 1. İnsanın görünen şekil ve sureti. 2. İnsanın varlığı, nefs, zât. 3. Kimse, ferd, kişi. (Saygı göstermek istenirse «zât» denilir) 4. (gramerde) Fiil ve zamirde geçen şekillerin herbiri. Şahs-ı sâlis = Davada üçüncü şahıs, iki tarafta olmıyan. Şahs-ı mânevi = Şahıs gibi hukuk ve görevleri olan kuruluş, cemiyet, şirket v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. party. natural person. figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. person. self. individual kişi. kimsa. zat. person kişi. character kişi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. character. bod. individual person. lot. man. party. personality. self. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah ülkesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahâdet» den if) (c. ŞuhOd). 1. Gördüğü veya bildiği şeyleri mahkemede yerinde ifade ederek davanın isbatına yardımcı olan. 2. Tanrı’nın birliğine şahit olan Hz. Muhammed’in sıfatlarından biri. 3. Senet yerine geçecek derecede makbul ve muteber bir eserden getirilen misal: Şâhid-i Adil = Şehâdetinde asla şüphe olunmayan şahit. Yalan şâhid, şâhid-i zor = Yalan yere şâhitlik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness. witness. eyewitness tanık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestor. witness. attestant. authority. instrument of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şahit olma. Ar. Şahâdet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving evidence. testimony. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witnessing. testifying. being a witness. evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwitnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهکار] şaheser, başyapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Baş eser, en güzel es(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Art ayakları üzerine kalkmak. 2. Birdenbire hiddet edip meydana atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear. to rear up. to fly into a passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rear up. ramp. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SAleb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثعلب] sâlep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorluk. 2. İran hükümdarlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ŞuhOm.). İçyağı, etler arasında bulunan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parça içyağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Melekler kadar güzel, güzellikte lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. pile driver. steam hammer. beetle. battering ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beetle. pile driver. drop press. punch press. hammer. ram. drop block. tup. tilt-hammer. drop-hammer. monkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. suhûn). 1. Ev avlusu, Arap usûlü evin ortasındaki açıklık. 2. Oyuk ve boş yer. 3. Orta, meydan, aralık. 4. Büyük kâse. 5. Sahne. (bk.) Sahne. Sahn-ı Semân = Kanunt’nin kurduğu sekiz medreseli (fakülteli) Süleymâniye Üniversitesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحن] avlu. 2.boşluk. 3.sahne. 4.üstü kubbeli alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Yun. Fr. scfene). Oyun oynanan, musiki çalınan, hüner gösterilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik islâm devrinde emniyet müdürü, (bk.) Şıhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenic. stage. set. scene. setting. site. arena. boards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. bandstand. boards. scene. stage. theatre. tiy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scene. stage. setting. the boards. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شحنه] güvenlik görevlisi, polis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ayarlanmış pozlama modu seçeneklerinden hızlı seçim yapılmasını sağlar. Seçilen alanda mükemmel sonuçlar elde etmek için diyafram açıklığı, deklanşör hızı ve renk dengesi gibi pozlama ayarları otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. stage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage. to put on (a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage manage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Hükümdar kadın, hükümdar karısı. 2.Kadınların şahı, üstün nitelikli, değerli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Kaynak, ışık kaynağı. 2.Münevv(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صخر] kaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahârâ). 1. Kaya, büyük taş (Jeoloji). Kubbetu’s-Sahr» = Kudüs’teki kutsal Müslüman mâbedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehârî). 1. Ova, kır. 2. Susuz ve bitkisiz geniş ova, çöl. Sahrâ topu = Seyyar top, muhasara topu. (coğrafya) Sahrây-ı Kebîr — Afrika’deki büyük çöl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open country. desert. wilderness. field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. open country. wide plain. wide. barren and uninhabited area. waste. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحرا] çöl. 2.kır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kır, ova, çöl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهراه] anayol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2.Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Belki A. «şerha» dan). Ağzı açık yarık, Ar. şerha: şahram şahram çatlamış, yarılmış, açılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صخره] kaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaya. Kütle.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهرگ] atardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beytü’l-Makdis’de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz.Peygamber (s.a.s) Miraç gecesinde semaya buradan çıkmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخص] kişi, şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davada her iki tarafı da tutmayan, üçüncü şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاخسار] çalılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dallık, ağaçlık, koruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Şahıs olarak, şahıs bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. in person. by sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in person. personally. for my part. to sight only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصا] bizzet, kendisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şahsiyye). şahsa

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصی] kişisel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu kişi, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAHSİYYET) (i. A.). Bir insanın şahıs bakımından varlığı, kim olduğu hususu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personality. personage. individuality. it. somebody. someone. figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure. personality. personality kişilik. personage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personality. personal matters. private affairs. figure. person. personage. self-hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصيت] kişilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterless. low. mean kişiliksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şahsa ait sözler veya işler, bir insanın yalnız şahsını ilgilendirmesi icab eden taraflarına yöneltilmiş sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeh-süvâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi ata binen yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاه سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Katı, sert, çetin. 2. Kuvvetli, metin. Pek çok, aşırı: Saht merhametsizdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سخت] çok. 2.katı. 3.şiddetli. 4.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (saht = katı, dil = yürek). Katı yürekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (saht = pek, giriften = tutmak). Bir şeyi sıkıca tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yapma, uydurma, düzme, yalandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fake. false. artificial. spurious. imitated. sham. counterfeit. bogus. apocryphal. bad. base. bastard. colorable. double-dealing. dud. duff. dummy. factitious. forged. fraudulent. hollow. make-believe. mannered. mock. phoney. phony. pinchbeck. pious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. apparent. bogus. cardboard. counterfeit. deceitful. fake. mock. phoney. specious. spurious. strained. false. artificial. pnoney. phony. sham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogus. counterfeit. fake. false. forged. phony. spurious. feigned. pretended or affected. artificial. colourable. coloured. counterfeited. faked. falsified. fraudulent. hollow. imitated. insincere. mock. pseudo. queer. simulated. specious. suppositious. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساخته] yapay, yapma. 2.düzmece. 3.kalp, sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâhte = yapma, Ar. vakar = ağırlık). Yalandan ve gösterişli bir vakar takınan, yalandan ağırbaşlılık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sahtelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHTE-KAR) (i. F.). Bir şeyin taklidini yapan, yalandan ve düzme şeyler meydana çıkaran, kalpazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest. fake. forger. impostor. phoney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساخته کار] sahteci. 2.kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taklitçilik, sahte şey yapma, kalpazanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. fraud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma ve düzme yahut taklit olan şeyin hâli: Bu malın sahteliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(şahterec): Şahteregiller familyasından; çok parçalı yapraklı, küçük, düzensiz, beyazımtırak veya pembe renkli çiçekleri olan otsu bir bitki cinsidir. 50 kadar türü vardır. En önemlisi tıbbi şahtere yurdumuzda yetişir. Tıbbi şahtere yol kenarlarında rastlanan 20-60 cm boyunda bir yıllık otsu bir bitkidid. Yaprakları mavimsi-yeşil; çiçekleri mor renklidir. Bitkinin içeriğinde tanen, şeker, fumarin ve fumar asidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Vücudu terleterek zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Damar sertliğinde faydalıdır. Mide ağrısı ve mayasılda da şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden tıpta kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden küçük bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tabaklanmış olan cilâlı deri, bilhassa keçi derisi. 2. Sahiyandan yapılmış: Sahtiyan ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. russia leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. morocco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سختيان] işlenmiş cilalı deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Katılık, sertlik. 2. Güçlük. 3. Sıkıntı, ıztırap, sefalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irmaklarda kullanılan kayıkla sal arası bir taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ramazanda şafaktan önce yenen yemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykusuzluk, gece uyuyamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekmek fırını, ekmek tandırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal before dawn during ramazan. meal before dawn during ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحور] sahur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2.Ay ağılı, hale. Dünya’nın Ay’a düşen, Ay tutulmasını meydana getiren gölgesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayıklık, sarhoş olmayş-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-VAR) (i. F.). 1. Şâha lâyık ve yaraşır. 2. İri taneli ve Alâ cins inci: Dürr-I şehvâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهوار] şah gibi. 2.büyük inci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2.İri ve iyi cins inci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهزاده] şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) şehzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Saygıdeğer kimse. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. F.). (edebiyat) SAkîye hitâben yazılan, onu, içki meclisini öven uzun manzume ki, kasîde, mesnevi, terci, terkîb vs. şeklinde olabilir: NefTnin sâkî-nâme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, nâme = kitap). Bir senelik takvimi ve hâdiseleri gösteren ve her sene çıkan kitap, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالنامه] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Şartlı anlaşma metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specification. list of conditions. contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

specifications. articles and conditions. specifications. document listing the terms of a contract. specification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شرط نامه] şart mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Satranç oyununda Şah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak 6. yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

Şaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan aşıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüllüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. Şah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Geceden sabaha kadar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞSh.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شه] şah, padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhbâz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-bâl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-beyt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhname.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-per.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAh-râh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAH-SÜVAR) (i. F.). Atlılar başı, pek mahir ve şanlı binici.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAhvâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eshiye) (anatomi). Beyin zarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklığı. Ar. semâhat, sehâvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخا] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شها] ey şah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sehavet, kerem, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Cömert, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehâib). Bulut, Fars. ebr. mec. T. Karanlık. 2. Uçuşan çekirge gibi şeyler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحاب] bulut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Bulut. 2.Karanlık. 3.Bulut gibi uçan böcekl(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحاب آلود] bulutlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (sondaki e teklik gösterir). Tek bulut.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Tek bulut.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.), (bk.) Şahadet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهادت] tanıklık. 2.şehitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - (bkz.Şahadet).

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma, mezuniyet belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akıl noksanlığı, akılsızlık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سخاکار] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Evrenin hükümdarı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Zekâ ile beraber cesaret ve şecâat. Şehîmet-penâh, zât-ı Sll-i şehlmet-penthtleri: Osmanlılar’ın İran şahı hakkında kullandıkları tâbirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهامت] yiğitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Zeka ve akılla birlikte olan yiğitlik, cesaret.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Zekâ ve şecâati olan. Iran ŞAhı’na verilen unvandır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklığı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخاوت] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömertlik, (bkz.Sahavet).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (müz. Eşheb). (bk.) Eşheb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kır, akçıl. 2.Haleb şehri.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبال] kanattaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kuş kanadının en uzun tüyü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolos; başşehbender — başkonsolos. Şehbender vekili = Konsolos muavini (bk. Şâhbender).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر] konsolos.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Konsolosluk bina ve makamı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهبندر خانه] konsolosluk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Konsolosluk, konsolos sıfatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Gümeç balı. 2. Bal.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهد] bal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bal şerbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde: şehtâne). 1. Kenevir tohumu; yaban şeh-dânesi. 2. İri taneli ve makbûl inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. şehd = bal, F. kâm = damak). Damağında lezzet kalmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشاه] büyük şah, şahlar şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. eshâr). Sabahleyin, tan yerinin ağarmaya başladığı vakit. Alesseher (ale’s-saher) = Sabah sabah, erkenden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıb). Gece uyuyamamak hastalığı, uykusuzluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

early morning. twilight. aurora.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daybreak. time just before dawn. early morning. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

daybreak. dawn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sabahın gün doğmadan önceki zamanı, tan ağartısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. seher = sabah, Fars. gâh, geh = vakit). Sabah vakti, sabah vaktinde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. seher = sabah, Fars. hâsten = kalkmak). Sabahları erken kalkan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرگاه] seher vakti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سحرخيز] seher vakti kalkan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. seheriyye). Sabahla alâkalı, sabaha ait. Miirg-ı seheri = Sabah kuşu, bülbül.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şehvet). Şehvetler. (bk.) Şehvet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şehvetle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

carnal. libidinous. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den İmüb.) (mü. sehhâre). 1. Mübalağa ile büyü yapan, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Sihre benzer bir kuvvetle kendine çeken.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سحار] büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kuvvetle kendine çeken, büyüleyici.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Çok güzel, büyüleyici kadın.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A «sehâ»dan smüş.) (müsehiyye). Cömert, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سهی] fidan gibi. 3.düz, doğru.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهيد] şehit.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Allah yolunda canını feda eden müslüman, İslam uğruna ölen müslüman, şehadet mertebesine erişen kimse. 2.Fikri, inancı, ülkesi uğruna ölenler için de teşmilen kullanılmaktadır. Vatan şehidi. 3.Erkek ve kadın adı olarak kullanılır. Ayrıca isimlerde ek yapılabilir. Şehidcan, Şehidnur, Şehidhan. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A.) 1. Nefesi içeriye alarak seslenmek, hıçkırık. 2. tıp: Nefes alma, zıddı: zefîr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قد] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [سهی قامت] servi boylu, düzgün boylu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

share. portion. treasury bond. government bond.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهيم] pay sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Akıllı ve kurnaz yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şehim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞEH, ŞEHENŞEH (bk.) ŞShinşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1.Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR) (i. F.). Büyük belde, büyük kasaba. Bugünkü anlayışa göre nüfusu 20.000’i geçen meskûn yer; İstanbul şehri; Şehr-i Bağdâd. Şehr-emâneti = İstanbul belediyesinin eski adı. Şehr-emîni = Eskiden İstanbul belediye başkanı. Şehiroğlanı = İstanbullu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(L A., »şöhret» den smüş.). Şöhret kazanmış, meşhur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

urban. city. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. town. town kent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

city. community. place. town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهير] ünlü, meşhur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

town centre. city center. centre of the town. city centre. centre center of the town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Mimarlığın, yeni mahalleler, şehirler kurmak veye eskileri düzenlemekle alâkalı kısmı. Şehircilik mütehassısı = Bu işte ihtisas sahibi olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

interurban. intercity. long-distance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

long-distance. intercity. interurban. inter city. overland.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şehir ahalisinden olan, zıddı: taşralı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHİD) (i. A. «şehâdet» ten smüş.) (c. şühedâ). Din uğrunda cenini fedâ eden, savaşta ölen Müslüman (Müslüman olmayanlar için kullanılması kesin şekilde yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martyr. casualty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

martyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Muslim who had died for Islam or who has died while serving the Turkish sta. martyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sehv.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHİYY) (i. A., «şehvet» den smüş.) (mü. Şehiyye). Arzu olunacak, iştiha veren, şehvetli, şehvet uyandıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A ). Dövme, ezme, kırma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hıçkırık, keskin çığlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolay, Fars. Asân. Sehl-i mümtenî = (edebiyat) Kolay ve sade göründüğü hâlde bulunup söylenmesi ve taklidi zor olan söz.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهل] kolay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kolay, sade. Sahabe isimlerindendir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (müz. «eşhel»). 1. Koyu mavi, elâ. 2. Şaşı, yan bakan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهلا] hafif şaşı. 2.ela gözlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Koyu mavi ela göz. 2.Hafif, tatlı şaşı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - 1.Yumuşak. 2.Kolay. 3.Taze, körpe. Habeşistan’a hicret eden kadın sahabelerden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolaylıkla. Ehlen ve sehlen = Hoşgeldiniz, safa geldiniz.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Leventlerin şahı, boylu poslu, canlı, yakışıklı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sihâm, eshâm). 1. Ok, yayla atılan ucu sivri demirli kamış (bu mânâ ile birinci cem’i kullanılır). 2. Hisse, pay, Ar. nasîb, Fars. behre. 3. Devlet tarafından ikraz olunan paraya mukabil alınan resmi senet (bu mânâ ile ikinci cem’i kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Korku, dehşet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهم] pay. 2.ok.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهم] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Korkunç, dehşetli, müthiş.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمگين] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سهمناک] korkunç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah, hükümdar soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhnameci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «nazlı şûh, güzel») (musiki). Türk musikisinde bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Türk musikisinde mürekkep bir makam ve perde. 2.Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde ttz sekizlide bir perde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. T.) (musiki). Türk musikisinde bûselik beşlisi ile kalan bir mürekkep makam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., A. şehd = bal, Fars. Ab = su). Bal şerbeti. (bk.) Şehd-Abe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee table. stand. tripod. horse. stillage. trestle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stand. trestle. tripod. coffee table. easel. gallows. three-legged stool or table.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coffee table. trestle. tripod. easel. gallows. gantry. carriage. horsejack. horse cradle. sawbuck. sawhorse. lifting jack. jacktable. derrick. rack. block. buck mount.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Satıcıların üstüne tablayı oturtmak üzere kullandıkları üç ayaklı masa. 2. Uç ayaklı küçük iskemle. 3. Darağacı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهپر] kuş kanadındaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kuş kanadının en uzun tüyü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şuhûr). 1. Yeni ay, hilâldir. 2. Tahrir ayı. Şehri ramazan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهر] ay.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(Pehlevî>F.) [شهر] kent, şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., şehr = şehir, Arâsten = tutmak). Şehri süsleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Hükümdara yakışacak şekilde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hükümdara ait, şâhâne. •

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Geceleri uyanık duran.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Şehri süsleyen, şehre süs veren. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهر آشوب] şehir karıştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-AYİN) (i. F„ şehr = şehir, Ayin = tören). Şehrin donatılmasıyle yapılan umumî eğlence, şenlik, donanma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Kendi kendine yaşayan, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic. urban.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediyesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) 1.belediye. 2.belediye başkanlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden İstanbul belediye başkanı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.-T.) belediye başkanı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şehir ahalisinden, bir şehirde doğup büyümüş, köylü ve taşralı olmayan. 2. İstanbullu. 3. Nâzik, zarif, hareketlerinde kabalık eseri olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. şehriyye). Aya ait olan, ayda bir olan, aylık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهری] şehirli, kentli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Şehirli. 2.Nazik, terbiyeli. 3.Aya ait, aylık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEHR-YAR) (i. F.). Hükümdâr, şâh, imparator.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehrin büyüğü, ileri geleni.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Türk müziğinin en eski makamlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük şehir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهرستان] kent, büyük şehir.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Padişah, hükümdar. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâriyye» den galattır). Çorbalık makarna, (bk.) ŞAriyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

noodle. vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli. noodle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Büyük çay, nehir.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریار] hükümdar, şah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهریاری] hükümdarlık, şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهسوار] binici, usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-DANE) (I. F. şeh-dâne’den galat), (bk.) Şeh-dâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Söz, lâkırdı, Ar. kelâm, nutuk. (bk.) Suhan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlış, hata, Ar. galat. Sehv-i kalem = Dalgınlıkla yanlış yazma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهو] yanılgı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (mü. şehvâniyye). Şehvete ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهوانی] şehvetle ilgili. 2.şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شهوات] şehvetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yanlışlıkla, yanılarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سهوا] yanlışlıkla.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (c. şehevât). 1. Cin»! arzu. 2. Çok şiddetli ve mâkul olmayan istek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. lust. sexual desire. lech. eroticism. lustfulness. carnality. concupiscence. desire. flesh. salacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appetite. concupiscence. lust. sensuality. sexual desire. sexual appetite. concupiscence kösnü.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lust. concupiscence. desire. salacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهوت] aşırı cinsel istek. 2.aşırı istek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

libidinous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lascivious. lewd.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

licentious. lascivous. libidinous. lustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. şehvet, Fars. engîhten = kopmak). Şehveti artıran, şehvetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. şehvet, Fars. peresten = tapınmak). Şehvete tapan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهوت انگيز] şehvet verici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. hot. sensual. lascivious. concupiscent. fleshly. prurient. randy. salacious. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hot. lascivious. licentious. lustful. lusty. randy. raunchy. sensual. voluptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lustful. horny. hot. hot- blooded. lascivous. passionate. raunchy. salacious. steamy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهوت پرست] şehvet düşkünü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Yanlışlar, yanlışlıklar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سهویات] yanlışlıklar. 2.yanılgılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-ZADE) yahut ŞAH-ZADE (i. F. şeh = hükümdar; zâden — doğmak) (c. şehzâde-gân). 1. Hükümdar oğlu. 2. Osmanoğulları’nın erkek üyeleri: Şehzâde Ertuğrul Efendi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزاده] şah çocuğu, şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeh-zâde). Şehzâdeler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهزادگان] şehzadeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - (bkz.Şahzat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. ser = baş, nâme = mektup). 1. Mektup, risâle ve kitap vesaire başında yazılan yazı. 2. Serlevha, başlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. (=.). Hudut muhafızı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سرنامه] mektup başlığı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir seyyahın gezdiği yerlere ve seyahatte görüp geçirdiği şeylere dair yazdığı kitap: Evliyâ Çelebt’nin Seyâhat-NAme’sl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travel book. travels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şikâyet mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ شکایت نامه] şikayet mektubu. 2.şikayeti konu alan yapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şecere kitabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) Eski tıpta müshil olarak kullanılan bir madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

senna.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(cassia): Baklagiller familyasından; bütün sıcak bölgelerde yetişen, sarı çiçekli otsu veya ağaçsı bir bitkidir. 400’den fazla türü vardır. Çiçekleri, yapraklarının dibinden çıkar. Uzun salkım şeklindedirler. Meyvesi, baklaya benzer. Basık silindirimsi, odunsu ve sert kabukludur. Kullanıldığı yerler: Kuvvetli müshildir. Kolit ve spastik kabızlıkta kullanılmaz. Bulantı ve kusma yapabilir. Sütlü kahveyle içilmesi daha kolaydır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i F.) (A. sulh = barış, F. nâme = yazılmış kâğıt). İki taraf arasında kararlaştırılan sulhun şartlarını gösteren yazı, muâhede metni.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). (edebiyat) Düğün, ziyafet, şenlik gibi şeyleri tasvir için yazılan manzum veya mensur eser.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. soyadı; aile ismi; lakap; f. soyadı koymak; soyadı ile tanınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affidavit. bond. letter of commitment. covenant. written contract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affirmative covenant. letter of undertaking. written engagement. vesting deed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعهد نامه] taahhüt belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rüya tâbirlerine dair kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Beğenilen bir işe karşı verilen yazılı kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testimonial. certificate of merit. letter of appreciation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate / letter of commendation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تقدیرنامه] başarı belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [طلاق نامه] boşanma belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çeşitli savaş manevralarını, malzemenin nasıl kullanılacağını her sınıfın vazife ve davranışlarını belirten kaideleri hâvi kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Yönetmelik. (bk.) TAlim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations yönetmelik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

regulations book. regulations. rules. by-laws. guide. instruction manual. instruction sheet. letter of instruction. standing rules. regulatory statute.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yukarıda târif olunan tandırın altında pinekleyen tenbellerden birinin okuyup veya söyleyip diğerlerinin dinledikleri masal, 2mec. Asılsız fasılsız şey, saçma sapan söz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Bir şeyin yapılışını, kullanılışını anlatan yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

information kit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Tasdik bildiren vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestation. certificate. certification. certificate which formally attests sth. certificate of attendance (given to a student who has attended , but not gr. acknowledgement. school leaving certificate. instrument of ratification. instrument of signature.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Birini takdim eden ve hakkında iltimas isteyen mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Teselli ve tâziye için yazılan mektup, teselli mektubu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعليمات نامه] yönetmelik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تعزیت نامه] başsağlığı mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F ). Tebrik yazısı, kutlama yazısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تبریک نامه] kutlama yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

technical specifications.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermicelli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamamlanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. Şüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 488 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan New York ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Türkiye’deki telefon şehir kodları listesine bakarsanız, birbirine komşu şehirlerin kodlarının çok farklı, kod numaraları yakın olan şehirlerin ise birbirlerinden çok uzak olduklarını görürsünüz.

Bunun nedeni, kod sisteminin tuşlu telefonlar yaygınlaşmadan önce kadranlı telefonlara göre kurulmuş olmasıdır.

Kadranlı telefonlarda 9’u çevirmek için, hizasındaki deliğe parmağınızı sokup, sonuna kadar kadranı çevirmeniz ve bırakmanız gerekiyordu. Kadran da otomatik olarak geri dönerek eski konumuna geliyor ve bir tek numara çevirme işlemi tamalanıyordu.

Bu işlemde 1’i çevirmek 9’u çevirmekten, 212’yi çevirmek 989’u çevirmekten çok daha kısa bir sürede gerçekleşiyor ve santraller daha az meşgul oluyorlardı. İüphesiz bugünkü tuşlu telefonlar çok hızlı çalıştıklarından, numaraları aramak bakımından bir zaman farkı yok.

Bu nedenle, 212 gibi kısa süre tutan kod numaraları ülkenin en büyük, en çok telefon kullanılan şehirlerine verilmiştir. Örneğin, NewYork ve İstanbul’un kod numaraları aynı, yani 212 iken, Chicago ve Ankara’nın da 312’dir.

Bu sisteme göre bugün Türkiye’de üçüncü en kısa kod 222 ile Eskişehir iken, en uzun süren kod ise 448 ile Batman’dır.

Zamanla şehirler çok büyüyünce, onları kısımlara göre bölüp, yeni kod numaraları vermek ihtiyacı doğdu. Yeniler eskilerle karışmasın diye farklı numaralar verildi. Örneğin kodu 212 olan NewYork ikiye bölününce, ikinci kısma 718 kodu verildi. Bizde ise buna pek dikkat edilmedi, ben 212 mi Avrupa yakasıydı, yoksa 216 mı, hala karıştırırım.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Telgrafla gelen haberin yazılı olduğu kâğıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

letter of conveyance. a bill of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan). 1. Şahıs şekline girme, mücessem şekilde görünme, Ar. tecessüm. 2. Ayrılıp belirme, teşhis olunma, Osm. taayyün etme: Hastalık henüz teşahhus edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkma, koruma ve muhafaza etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصاحب] sahip çıkma. 2.arkadaşlık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claiming or pretending to be the owner of sth which does not rightfully bel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to claim or pretend to be the owner of sth which one does not rightfully po. to support and protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şehâdet» ten). Namazda «ettahiyyât» duasını okuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. temisîh). Sürüngenler’den büyük bir yırtıcı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alligator. crocodile. cayman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمساح] timsah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örneği timsah olan sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yarışma, turnuva; ortaçağda mızrak oyunu; turnuva oyunları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu şahin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

general power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. isimsiz; adı geçmeyen, bahsedilmeyen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chronicle. annals.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Vakfiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

charter of a wagf. deed of trust. act of foundation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F,). Bir kimsenin vasiyetini gösteren tasdikli vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

testament. will.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وصيت نامه] vasiyet mektubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Birinin vekil tayin olunduğuna dair, vekil eden tarafından verilen senet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

power. proxy. power of attorney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proxy. power of attorney. proxy statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [وکالت نامه] vekillik belgesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax return.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâh). Kir, pas, pislik, murdarlık, Fars. çirk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. zabt = kayıt, Fars. nâme = yazılı şey). Bir meclis veya mahkemenin veya sorgu hâkimi gibi bir memurun müzakere ve ifâdeleri yazarak tanzim ettiği resmî kâğıt, tutanak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minutes of a meeting. minute book. written proceedings of a legislative assembly. court record. transcript. police record.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضبط نامه] tutanak, zabıt yazısı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by