Sah Rai ne demek? | Sah Rai anlamı nedir? | Sah Rai

Sah Rai anlamı nedir?

Sah Rai ne demek?

Sah Rai anlamı nedir?

Sah Rai | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sah rai

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sahrâiyye). Kıra veya çöle ait.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

ABD Temsilciler Meclisi’nin salonunun duvarlarında dünyaya ün salmış kanun koyucularından 23 tanesinin mermerden yapılmış kabartma portresi asılıdır. Bunlardan biri de ünlü heykeltraş Joseph Kiselewski tarafından yapılan Kanuni Sultan Süleyman portresidir.

Genel Bilgi by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şahid’in kulu. Görünen ve görünmeyen eşyanın hepsini görücü ve tasarruf edici olan ve her şeyi müşahade altında bulunduran Allah’ın kulu. - Şahid, Allah’ın isimlerindendir. (bkz.eş-Şahid).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). korkan, korkmuş. be afraid korkmak. be afraid of (-den) korkmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Kanuni Sultan Süleyman’ın büyük bir ağaç sevgisi vardı. Avrupa’ya yaptığı seferlerden birinde bir yeniçerinin bir armut ağacının dalını kırdığını görünce yeniçerinin kendi yayının kirişi ile bu ağaca asılmasını emretmişti.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (sâhir’in c.). Büyücüler, büyüleyiciler.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdarların en yücesi. Alişah Taceddin. (?-1324). İlhanlı veziri.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değer biçme, kıymet takdir etme, tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). değer biçmek, kıymet takdir etmek, keşfini yapmak; tahmin etmek. appraisement (i). değer biçme, kıymet takdir etme; tahmin appraiser (i). muhammin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arûs). Gelinler, (bk.) Arûs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. arîz). Arîzalar, (bk.) Arîza.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) Er - (bkz.Argun). Argunşah. (Nizameddin) Anadolu Selçuklu Sultanı Kılıç Aslan II’nın oğlu. Babası ülkeyi oğullan arasında pay edince, hissesine Amasya düşmüştü.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (huk). mahkeme huzuruna çağırıp cürüm isnat etmek, suçlamak, itham etmek; kusur bulmak. arraigning, arraignment (i)., (huk). mahkemede davayı resmen sanığa tebliğ etme; kusur veya kabahat yükleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Arslan gibi cesur ve yiğit şah, kral. Cesur komutan. Arslan Şah: Kirman Selçuklu hükümdarı (l 145). ,

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(Fr). aksine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Bu gün Ay yüzeyine dikilmiş tek bayrak ABD’ye ait. Aya ilk ayak basmanın yanında 1969-1972 yılları arasında 12 ABD’li astronot ay yüzeyinde dolaştılar, toplam 170 saat Ay’da kaldılar. Bu arada sağa sola kilometrelerce yürüyüş yaptılar. Dünyaya dönüşlerinde 400 kilogram kaya ve toprak örneği, 30 bin fotoğraf getirdiler.

Bütün bunlar az şey değil. Onca çalışma, emek, bilgi, para ve risk. Ay için sarf edilen ve katlanılan bunca şeye karşılık Ay’ın ABD’ye ait olması pek mantıksız gelmiyor. Niçin Ay’ı da bir eyaletleri ilan edip bayraklarına bir yıldız daha ilave etmediler? Aslında insanların çoğu tarafından, Neil Armstrong’un aya ilk ayak basığından ve oraya ABD bayrağını dikmesinden beri Ay’ın ABD malı ve toprağı olduğu sanılıyor. Ancak bu bayrak sembolik açıdan bir önem taşıyor ve şimdilik Ay kimseye ait değil.

Sovyet Rusya ile ABD’nin uzaya gitme yarışına başlamaları ile birlikle uzayı sahiplenme konusu da gündeme geldi. Sonunda 1968 yılında, yani Ay’a seyahatten bir yıl önce yapılan uluslararası bir anlaşma ile çözüme ulaşıldı. Ay’ın ve diğer gökcisimlerinin ve uzayın araşlırılması ve kullanılması konusunda belirli kurallar getirildi.

Bu anlaşmaya göre, uzay hiç bir şekilde ve hiç bir ulus tarafından sahiplenilemez. Tüm dünyanın malı olarak kabul edilen Antarktika gibi uzay ve Ay kimseye ait değil veya herkese ait. İsteyen gidebilir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(hi. müz. A.) (Ibrânîce’den) Dört büyük melekten, öldürmeye mamur olan melek. Ar. Melek-iil-nwvt = Ölüm meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the angel of death. the reaper. the grim reaper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

azrael. the angel of death. death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عزدائيل] Azrail.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.(bkz.Behram). 2.Gazne sultanı. 3.Kirman Selçukluları hükümdarı.. 4.Eyyubilerin büyük şairi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بنی اسرائيل] İsrailoğulları.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A. b = edat, el = harf-i tarif, müşahede = görme). Görerek, muayene ederek, gözleriyle görerek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. örmek, örgü şeklinde dokumak; kurdele veya bant ile tutturmak, bağlamak (saç); şerit veya sutaşı ile süslemek; i. örgü, saç örgüsü; şerit, sutaşı; kurdele, bant, şerit (saç için). braiding i. saç örgüsü; saç örgüsü şeklindeki motif veya süs.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f., den. yelken ipi, istinga ipi; f. istinga etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. körlerin parmaklarıyla dokunarak okumaları için kabartma harflerden meydana gelen bir baskı sistemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kafasını yarmak, beynini patlatmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beyin dimağ; çoğ. kavrayış, zeka, akıl, zihin, kafa. brain child k.dili fikri eser, buluş. brain fever beyin humması. brainpan i. kafatası. brainsick s. deli, akıl hastası. brainstorm i. ani ve şiddetli gelen cinnet krizi; k.dili ani gelen ilham. brain

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. eti veya sebzeyi yağda çevirdikten sonra kendi suyuyla yavaş yavaş pişirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kervansaray, büyük yolcu hanı veya otel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut CİBRİL (hi. İbrânîce’ den). Kerrûbiyân denilen büyük meleklerden biri olup, peygamberlere vahiy götürmeye memurdur, vahiy meleği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the archangel gabriel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy- ghost.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Peygamberlere vahiy getiren dört büyük melekten biri. 2.Cibril, İbranice Allahın kulu. 3.Az çok zorla olgunlaştırmak. Cebrail b. Öm(Erkek İsmi) Batı Karahanlı hükümdar (1099-1102).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ceride). Cerideler, gazeteler, (bk.) Ceride.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائد] gazeteler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cerime). Cerimeler, suçlar, (bk.) Cerime (sanıldığı gibi «cürm» ün cem’i değildir).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جرائم] suçlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Delhi, Türk-Hind İmparatorları’nın 13.’sû olup Şah Alem Bahadır’ın büyük oğludur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Cihan’ın şah’ı. - Kara-Koyunlu padişahlarından Timur’un ölümünden sonra kaybedilen yerleri geri almıştır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s).ince damarlı (ağaç).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kaba damarlı (ağaç); kaba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). zorlamak, mecbur etmek, mecbur tutmak, zorla yaptırmak; bağlamak, sınırlamak, tahdit etmek; menetmek; zaptetmek. constrained (s). zorlanmış; yapmacık, suni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sınırlama, tahdit; sıkıntı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). jet uçaklannın bazan yüksek irtifada uçarken arkalarında bıraktıkları beyaz çizgi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (tıb). hastalığın mutat tedavisini tatbik etmenin münasip olmadığına delalet etmek. contraindica'tioni , (tıb). kontraendikasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). saçma, acayip; kaçık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). damarları ters veya kırışık olan (tahta); ters, huysuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. darre). Bir kocaya ortak kadınlar, kumalar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

- (bkz.Demirhan).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). treni raydan çıkarmak. derailingswitch raydan çıkarmaya mahsus makas derailment (i). raydan çıkma (tren).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (ing). trenden inmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - XV. yy. yetişen en tanınmış İran edebiyatçısı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Gönül hükümdarı, şahı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). kötülemek, ayıplamak, kıymetini takdir etmemek; (i). kötüleme, ayıplama. dispraisingly (z). kötüleyerek, ayıplayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (huk). borç yüzünden bir kimsenin eşyasına el koymak veya hac- zetmek. distrainable (s). haczolunabilir. distrainor (i). haciz veya el koyan kimse. distraint (i). haciz veya el koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

travelling platform.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). Iağım veya hendek ile suyu akıtmak; bir yerin suyunu tamamıyle çekmek; kurutmak (bataklık), akaçlamak, drenaj yapmak; içip bitirmek, tüketmek; süzmek; (tıb). iltihaplı yaradan cerahati çekmek; süzülmek, suyu süzülmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). suyunu çekme veya akıtma; hendek, lağım, kanalizasyon, kanal, mecra; (tıb). iltihaplı yerden cerahat çeken tüp veya fitil. drainboard (i). yıkanmış bulaşıkların süzüldüğü oluklu kısım. drainpipe (i). suyu dışarıya akıtan boru, oluk. go down

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzülme, çekilme, akaçlama, drenaj; süzülen su, çekilen su; su mecraları; lağım ve kanalizasyon sistemi; suyu kurutulan arazi; (tıb). fitil veya tüple cerahat çekme. drainage basin akaçlama havzası; suyu bir nehir ve kolları tarafından çekilen

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). süzgeç, süzgü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Pâdişâhlara lâyık iri inci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). (fasîh’ten itaf). Daha veya pek fesâhatlı, enfasîh, en açık ve anlaşılır. Efsah-ı üdebâ-yı Arab = Arap ediplerinin en fasihi. Efsah-ül-kelâm = Açık, anlaşılır sözü, yazısı olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. kenarını tırtıl veya kabartmalarla süslemek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boyayı iyice emdirmek; iliğine geçirmek; odun gibi görünmesini sağlamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bağırsaklar, iç uzuvlar; iç, iç kıslmlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. trene bindirmek veya binmek; arkadan çekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. (m. erîke). Erîkeler, tahtlar, (bk.) Erîke.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Erim).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erkek şahin, kuş.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. sahîh’den itaf). Daha veya en doğru, en sağlam: Esah rivâyete göre.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

homeowner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

host. householder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseowner. homeowner. owner of a house. householder. house owner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

houseownership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). göz yorgunluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) AzrSil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir dilin doğru ve hatasız olarak, kolaylıkla söylenmesi ve yazılması. Sözün yanlış ve yabancı yahut pek seyrek kullanılan kelimelerden uzak olmasıyle beraber kaidelere de uygun olması: Fesâhatle söylemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. F.). Güzel, anlaşılır ve açık konuşan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kuş beyinli, budala, ahmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. feride). Tekler, nadirler, (bk.) Feride.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. firaun). (bk.) Firavun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فراعنه] firavunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. farîze). Şeriatta, mirastan ve vârislerin her birine düşen hisselerin miktar ve vasıflarından bahseden ilim: İyi ferâiz bilir. Eshab-ül-ferâiz = Mirasa dahil olanlar, verese, (bk.) Farîze.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ فرائض] farzlar. 2.ödevler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A., Farsça «ferkseng» ten Arapça’laşmış). Beş bin metrelik mesafe, üç millik mesafe: Günde beş fersah yol alıyor; buradan on fersah uzaktır. Fersah fersah = Bol bol, ziyade, pek çok: Akranından fersah fersah İleridir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Bir çeşit sansar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

league.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Fasâhat.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصاحت] fasihlik, dilde düzgünlük.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, duruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Ivory Coast.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). kolay kırılır; kolay bozulur; zayıf; zayıf ahlâklı, kolayca günah işleyebilir. frailly (z). kolay kırılabilir şekilde; zayıf ahlâklı olarak. frailty (i). zayıflık, manevi zaaf. human frailty kolayca günah işleyebilme eğilimi, beşer zafiyetleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kuru yemiş küfesi; bir küfelik kuru yemiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bilhassa Kraliçe 1. Elizabeth zamanında giyilen kırmalı yakalık; istihkâma konan uçları sivri kazıklar, şarampol.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. fasîh). Fasihler, güzel, düzgün ve açık konuşanlar, iyi söyleme kabiliyetinde olanlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [فصحا] fasih konuşanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غرائب] gariplikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). 1.Balçık şah. 2.Balçıkta yapıldığı için Hz.Adem’in lakabı. 3.Farsların masal kahramanı Keyyummers’in lakabı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) (gen. Holy Grail) son akşam yemeğinde Hazreti İsa'nın kullandığı farzolunan sahan veya kase .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (f.) tane, habbe, tohum, zerre; hububat; eczacı tartısında 0,065 gram; doku, ağaç ve taşın damarı, bu damarların düzen lenişi; mizaç, huy; (f.) tanelemek; ağaç damarlarını taklit edercesine boyamak, mermer taklidi boyamak; deriyi işlemek; sepilem

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kumlu, taneli, çekirdekli, damarlı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) grogren, gron, bir cins kumaş .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) parmaklık, korkuluk; siper demiri; (den.) puntel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i ). Kırda gül veyâ çiçek seyri için yapılan gezinti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). 1. Gül dalı. 2. Meşhur masaldaki Varaka›nın sevgilisi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Güllerin şahı. 2.Varaka’nın sevgilisi, masal kadın.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) korkunç .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) merdiven parmaklığı, tırabzan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe). Bir kimsenin geçineceği şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîbe). 1. Bâkireler. 2. Delinmemiş inciler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. harîfe). Ev için sonhabar hazırlıkları.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) kuş beyinli, kafasız .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

air space. airspace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). ibranilere veya ibraniceye ait. Hebraically (z). ibraniceye göre; ibranilere göre.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranice deyim; ibrani düşüncesi veya geleneği; Musa dini.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). ibranice bilgini; Musevi gelenek ve mezhebine bağlı kimse. Hebraistic (s). ibranilere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

4. Murat bedensel olarak olağanüstü güçlü bir adamdı. Çok iyi silah kullanır, iyi dövüşür, bir ok atışta kalkanı delerdi. Yanında bulunan silahtar Musa Paşa’yı zaman zaman sağ eliyle kuşağından yakalayarak havaya kaldırır, bir müddet dolaştırdıktan sonra tekrar yere indirirdi.

Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

juridical personality legal status. legal personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. ihtirâiyye). icat ve ihtiraa ait veya ihtira olunmuş: Efkâr-ı ihtirâiyye, tâbîrât-ı ihtirâiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

true believer. man of faith.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

signatory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fesh» den masdar). Bozulma, hükümsüz kalma, Osm. mefsûh ve münfesih olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Genişleme, bollaşma.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. kökleştirmek, yer etmek; ham iken boyamak, dokunmadan boyamak; s. kökleşmiş; ham iken boyanmış. ingrain carpet dokunmadan boyanmış halı. ingrained s. kökleşmiş, tam.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (ibrânîce’de Allah’ın kulu demektir). Hazret-i YAkub’un lakabı olup, onun on iki oğlundan gelen Ibrânîler’e bu münasebetle «Benî isrâil» denir.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) - Ya’kub peygamberin lakabı. Sonradan onun soyundan gelenler İsrailoğullan diye anılmışlardır. İsrailoğullan, Kur’an’da çok sık kullanılan bir isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Ülke

Coğrafi verileri

Konum: Orta Doğu’da, Akdeniz Sahilinde, Mısır ile Lübnan arasında yer alır.

Coğrafi konumu: 31 30 Kuzey enlemi, 34 45 Doğu boylamı.

Haritadaki konumu: Orta Doğu.

Yüzölçümü: 20,770 km².

Sınırları: toplam: 1,017 km.

sınır komşuları: Mısır 266 km, Gazze 51 km, Ürdün 238 km, Lübnan 79 km, Suriye 76 km, Batı Şeria 307 km.

Sahil şeridi: 273 km.

İklimi: Ilıman, güneyde sıcak ve kuru iklim tipi görülür.

Arazi yapısı: Güneyde Negev çölü, kıyıda alçak ovalar, orta kısımda dağlar yer alır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Ölü Deniz -408 m.

en yüksek noktası: Har Meron 1,208 m.

Doğal kaynakları: Kereste, potas, bakır, doğal gaz, fosfat kayalıklar, magnezyum bromid, kil, kum.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %15.45.

daimi ekinler: %3.88.

Diğer: %80.67 (2005 verileri).

Sulanan arazi: 1,940 km²(2003 verileri).

Doğal afetler: Sonbahar ve yaz ayları boyunca kum fırtınaları; kuraklıklar.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 6,352,117 (Temmuz 2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %1.18 (2006 verileri).

Mülteci oranı: 0 mülteci/1,000 nüfus (2006 tahmini).

Bebek ölüm oranı: 6.89 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 79.46 yıl.

Erkeklerde: 77.33 yıl.

Kadınlarda: 81.7 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 2.41 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

HIV/AIDS - hastalıklarına yakalanan yetişkin sayısı: %0.1 (2001 verileri).

HIV/AIDS - hastalığı olan insan sayısı: 3,000 (1999 verileri).

HIV/AIDS - hastalıklarından ölenlerin sayısı: 100 (2001 verileri).

Ulus: İsrailli.

Nüfusun etnik dağılımı: Yahudi %76.4 (İsrail doğumlu %67.1, Avrupa/Amerika doğumlu %22.6, Afrika doğumlu %5.9, Asya doğumlu %4.2), Yahudi olmayan %23.6 (çoğunlukla Arap) (2004).

Din: Musevi %76.4, Müslüman %16, Arap Hıristiyan %1.7, diğer Hıristiyan %0.4, Dürzi %1.6, diğer %3.9 (2004).

Diller: İbranice (resmi), Arapça (Arap azınlıklar tarafından kullanılır), İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri için veriler.

Toplam nüfusta: %95.4.

erkekler: %97.3.

kadınlar: %93.6 (2003 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi tam adı: İsrail Devleti.

kısa şekli : İsrail.

Yerel tam adı: Medinat Yisra’el.

yerel kısa şekli: Yisra’el.

ingilizce: Israel.

Yönetim biçimi: Parlamenter Cumhuriyet.

Başkent: Kudüs.

İdari bölümler: 6 bölge; Merkez, Haifa, Jerusalem, Kuzey, Güney, Tel Aviv.

Bağımsızlık günü: 14 Mayıs 1948.

Milli bayram: Bağımsızlık günü, 14 Mayıs (1948).

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: BSEC (Karadeniz Ekonomik İşbirliği), CCC (Gümrük İşbirliği Konseyi), CE (Avrupa Konseyi), CERN (Avrupa Nükleer Araştırma Teşkilatı), EBRD (Avrupa Yatırım ve Kalkınma Bankası), ECE (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu), FAO (Tarım ve Gıda Örgütü), IADB (Amerika Bölgesi Kalkınma Bankası), IAEA (Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı), IBRD (Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası), ICAO (Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü), ICC (Milletlerarası Ticaret Odası), ICFTU (Uluslararası Serbest Ticaret


Ülke by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Beni İsrâil kitaplarında hurafe kabilinden, mitoloji ile tarihin karışmasından doğmuş hikâyeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Bir nüshasını, suretini çıkarma, yazma: Bu kitabı istinsâh ediniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calm. self-possessed. composed. well- disposed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Erkek İsmi) 1.Güçlü, kuvvetli hükümdar, padişah. 2.Kadir ve şah kelimelerinden türetilmiş birlesik isimdir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iğneli karınca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Türk soyundan olan, Türkçe konuşan ve son zamanlara kadar Kırım’da oturan bir MÜsevî topluluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. karîne). Karineler, yakınlıklar, bk. kartne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قرائن] ipuçları, karineler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kerem).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kirman).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

continental shelf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) zehirli bir Asya yılanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Çocuklara Arız olan hastalık ki, kemiklerinin incelip, başlarının kalınlaşmasına ve dermansızlığa yol açar. Sıskalık, Fr. rachitisme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sosyoloji). İptidâİ cemiyetlerde asıl varlık olarak anneyi kabûl eden; ailenin çocuklarını ana klanına mal eden davranış.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Macellan Boğazı

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. Mushaf). Mushaflar, Kur’anlar. (bk.) Mushaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surveying. measuring.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساحه] ölçüm.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arazinin ilmi şekilde ölçülmesi, arsa, tarla, ev ve toprağı ölçmek: Arsayı mesaha edip dört parçaya taksim ettiler. 2. Arazi vesalrenin ölçülmesi ilmi, geometrinin bundan bahseden kısmı: Fenn-i mesâha pek lüzumlu bir ilimdir. 3. Bir arsa vesairenin ölçüsü, miktarı. Mesaha-i sathiyye = Yüzölçümü: filân vilâyetin mesaha-i sathiyyesl şu kadar kilometrekaredir. Mesâha zenciri = Araziyi ölçmede kullanılan yüz mıkyaslı zencir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meşhed). Meşhedler, şehit mezarları, (bk.) Meşhed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meşhûr). Meşhurlar, ünlüler, (bk.) Meşhur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهير] ünlüler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Arazi ölçen, mühendis.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساح] ölçümcü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. beynin orta kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. migren, yarım başağrısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Şahların güneşi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mitralyöz, makinalı tüfek. mitrailleur i. makinalı tüfek kullanan asker, mitralyözcü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tek ray, monoray; tek raylı demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. buzultaş, moren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rü’yet» ten if.) (mü. mürâiyye). Gösteriş için iyi bir şey yapan, ikiyüzlü, riyâkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypocritical. hyrocrite. devil dodger. double tongued.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gösteriş için İyilik yapan adamın hâli, riyâ, riyakârlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürâİce, riyâ ile.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvanlara özgü salgın hastalık; eski lânet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şibh, şebeh» den masdar). Benzeme, iki şey arasındaki benzeyiş: Bu iki adam, bu evler arasında ne kadar müşâbehet var.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصاحبه] konuşma, sohbet etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten masdar). İki veya fazla kişi arasında konuşma, sohbet etme: Akşamları birleşip musâhabe ederdik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhr»dan). Evlilik dolayısıyla olan akrabalık, Osm. karâbet-i sıhriyye: O iki aile arasında musâharet vardır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühud» dan imef.) (mü. müşâhede). Gözle görülen, müşahede olunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Müşahede.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühûd» dan masdar) (c. müşâhedât). 1. Gözle görme, açıkça görebilme: Askerimizin cesaretini müşâhede edenler hayran oldular. 2. (tasavvufta) Düşünce yolu ile lâhût Alemini görür gibi olma: Ehl-i hakikatin müşâhedesi. 3. (c.). Görülen şeyler, Osm. meşhûdât: Benim o mevzudaki müşâhedâtım bu yoldadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation gözlem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehl» den masdar). Her işte kolaylık, yumuşaklık gösterme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhhat» ten imef.) (mü. musahhaha). Tashih olunmuş, yanlışları düzeltilmiş, yanlışsız: Musahhah bir müsvedde.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصحح] düzeltilmiş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr» den imef.) (mü. musahhare). Teshîr olunmuş, zorla ele geçirilmiş, açılmış, fetholunmuş: Bütün o büyük ülkeleri musahhar eyledi, (bk.) Meshûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan imef. lef’İl). Şahıslandırılmış, cinsi ve nev’i anlaşılmış; şahıs şekline girmiş. Somut (uyd. k.), Fr. concrfcte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

concrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıhhat» ten if.) (mü. musahhiha). Düzelten, basılacak bir metnin dizgisini tashih eden: Bu matbaaya bir musahhih lâzım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musahhih işi ve sıfatı: O matbaada musahhihlik ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahn» den if.) (mü. müsahhine). Teshin eden, ısıtan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» dan if.) (mü. müşahhısa). 1. Seçebilen. 2. (tıb) Hastalığı iyi teşhis edebilen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sohbet» ten if.) (mü. musâhibe). t. Biriyle musâhebe eden, konuşan, arkadaş. 2. Eskiden büyük adamları eğlendiren nedîm. 3. Musâhib-i şehryârî = Padişah musâhibi. Padişahın yakın hizfnetinde bulunanlara verilen unvan ve görev.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مصاحب] arkadaş, sohbet arkadaşı. 2.padişahın özel işlerine bakan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Musâhib sıfat ve görevi, (bk.) Musâhib.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şühOd» tan İf.). Gözle gören, müşâhede eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

observer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik Arap şiir ve musikisinde bir şekil. Türk musikisinde Beste formuna karşılıktır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «Vİşâh» dan imef.) (mü. müveşşaha). 1. Süslenmiş, süslü, giyinip kuşanmış. 2. (edebiyat) Mısrâlarının birinci harfleri bir kelime teşkil eden şiir (akrostiş), (bk.) Muvaşşah.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مرائی] ikiyüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهدات] gözlemler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاهده] gözlem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

gözlemlenmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) kolaylık gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشخص] somut.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legitimate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) - Şah soyundan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Yeni dal. 2. Yeni bitmiş geyik boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sui generis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Yeni dal. 2.Yeni bilmiş geyik boynuzu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Parlak hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نسخ] nüshalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony DVD kaydedicinizdeki, sahnede ya da ses düzeyinde belirgin bir değişiklik olma zamanına göre bir bölümü otomatik olarak işaretleyen akıllı bir özelliktir. Bölümler kullanımı kolay bir grafik kullanıcı arayüzünde (GUI) görüntülenir ve böylece en sevdiğiniz sahneleri hızlıca bulabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

playground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stamping ground.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, atak, çabuk yapılı.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hayvan kervanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. sovereign. monarch. padishah. sov'ran.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan. ruler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) - Hükümdar.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

( PADŞAH ) (i. F.). Hükümdarlar hükümdarı, büyük hükümdar, hâkan, imparator.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişahça.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Pâdişâhla alâkalı. 2. Hükümdarlık: Fermân-ı pâdişâhî.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

“Anber” çok eskiden beri hükümdar hazinelerine giren, hükümdarlar arasında hediye olarak alınıp yollanan kıymetli bir hediyeydi. Osmanlı’da erkeklik gücünü artırıcı bir iksir olarak kullanılan bu madde belli miktarda ilaç olarak yendiği gibi, padişahlar tarafından anber kaplar, kadehler, tesbihler, pencere perdeleri ve hatta anberden yapılmış gömlekler olarak kullanılırdı.

Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Padişah unvan ve sıfatı veya devleti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پادشاه] padişah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پادشاهی] padişahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F. sosyoloji). Soyda temel olarak babayı alan cemiyetin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [پدرشاهی] ataerkil.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

patriarchy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; kelimelerle çizilen portre. portrait gallery resim sergisi. portrait painter portre ressamı. portrait bust, portrait statue portre heykel. pen portrait yazı ile yapılan tasvir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. portreci, portre ressamı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. resim, tasvir, portre; resim sanatı; tarif, tanımlama, tavsif.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D., Kan. büyük çayırlık, ağaçsız geniş kır. prairie chicken A.B.D. çayır tavuğu, zool. Tympanuchus. prairie dog A.B.D. çayır köpeği, zool. Cynomys ludovicianus. prairie schooner A.B.D. eski zamanda kırları geçmeye mahsus üstü kaput bezi ile ö

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. övmek, methetmek, sena etmek; hamdetmek, şükretmek; i. övgü, sena, medih, sitayiş; hamt, şükür.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. övülmeye değer, takdire layık. praiseworthily z. övülmeye layık bir şekilde, methe lâyık surette. praiseworthiness i. methe layık olma, değerlilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dört mısralı şiir, rubai, dörtlük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Bir hayvan sürüsünü güdüp otlatan, çoban, sığırtmaç, mec. 2. Bir cemiyetin başı, yönetici ve koruyucusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.), (mü. râiyye). «R» harfine ait. Kasîde-i RAiyye = «R» kafiyeli kasîde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Büyücü, gözbağcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) RAyic.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ra’d» den if.) (mü. râide). Gürleyen, gök gUrlemesi sesi çıkaran.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. akın, yağma, çapul, hücum; polis ve gümrük memurlan baskını; f. akın etmek, baskın yapmak. raider i. akıncı, baskıncı; eskiden ticaret gemilerine hücum için kullanılan silahlı ticaret gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gürleyen, gürüldeyen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Gürleyen bulut.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Acıması olan, merhametli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Raif).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «revk» ten) (mü. râika). Sade, sâf, hâlis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sade, saf, halis.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sade, saf, katışıksız.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sövüp saymak. rail at, rail against dil uzatmak, sözle sataşmak, sövüp saymak; dırlanmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tırabzan, merdiven parmaklık; demiryolu, ray; f. parmaklıkla çevirmek, tırabzan koymak; demiryolu ile taşımak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. su tavuğu. water rail su yelvesi, zool. Rallus aquaticus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tren garı; yapılmakta olan demiryolu hattının döşendiği en son nokta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. parmaklık; parmaklık gereçleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. şaka yollu alay; şakacılık, takılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

, railway i., f. demiryolu; f. demiryolu ile taşımak; A.B.D., k.dili ivedilikle geçirmek (mecliste tasarı). narrowgauge railroad dekovil hattı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., eski elbise, giysi, üst baş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i, f yağmur; çog tropikal üIkelerde yağmur mevsimi; f. yağmak, yağmur yağmak; yağmur gibi boşanmak; yağmur gibi yağdırmak. rain area, rain belt yağmur bölgesi. rain barrel yağmur fıçısı. rain check ertelenmiş maç için seyirciye verilen yeni bilet; ar

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gökkuşağı, yağmurkuşağı, ebemkuşağı, eleğimsağma, alkım rainbow. chaser hayal peşinde koşan kimse. rainbow trout çelikbaş alabalık, zool. Salma irideus.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmurluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur damlası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağış miktarı; sağanak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağmur geçmez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yağmur suyu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yağmurlu rainy day darda kalınan zaman, sıkıntılı zaman. raininess i. yağmur çokluğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «rîş» den) (mü. râişe). Rüşvet alanla veren arasında aracılık eden.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f kaldırmak, yükseltmek; ayağa kaldırmak; öldükten sonra tekrar diriltmek; bina etmek, inşa etmek; toplamak (para); besleyip üretmek, yetiştirmek, büyütmek; çıkarmak, meydana getirmek; uyandırmak, harekete getirmek; ses yükseltmek; canlandırmak, şevk

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kabartma; ahçı. mayalanmış.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kuru üzüm.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Fr. var olma nedeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RAY) (i. A.). 1. Otlama, hayvanların çayırda ot yemesi: O bayırlarda koyunlar raiy ediyorlardı. 2. Otlatma, gütme, hayvanları otlakta besleme; Çobanlar koyunlarını raây ediyorlar. 3. İtaat etme, teslim olma, reâyâ (tab’a) sıfatına geçme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çobanlığa ait, çobanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. reâyâ). 1. Sürü, otlatılan hayvan sürüsü, bir çobanın güttüğü hayvanlar. 2. Bir hükümdârın hüküm ve idaresine tâbî halk, devlet görevlileri dışında kalan bütün vatandaşlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [رعيت] halk, hükümdar tebası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) çalçene kimse, geveze kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.), from ile kendini zaptedip çekmek, bir şey yapmaktan çekinmek, kendini tutmak, sakınmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) şarkı nakaratı, nakarat nağmesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. tutmak, geri tutmak, zaptetmek, yasaklamak, sımrlamak. restrainable s. zaptedilebilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. menetme: tahdit, sınırlılık; tutukluluk: kendini tutma; sıkılma çekinme. restraint of trade ticareti kısıtlama veya narh koyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Çok mouse/ klavye kullanan veya çok yazı yazan insanlarda görülen hastalık. El ve bilekte sızı, uyuşma veya bu eylemlerin yapıldığı zamanlarda şiddetli ağrı başlıca semptomlarıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(SAHH) (i. A.). Bir şeyin doğru olduğunu belirtmek için yapılan işaret. Sah çekmek = Bir yazının doğru olduğunu bu işaretle belirtmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). 1. Dal, budak. 2. Geyik ve ona benzer hayvanlarn dallı boynuzu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.) (musiki). Türk musikisi’nde bir düzen ve bir ney çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Atın iki art ayağı üzerine kalkması: Şah kalkmak, şaha kalkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH) (i. F.) (c. Şâhân). 1. Sahip, mâlik. 2. İmparator, padişah. Bilhassa İran imparatoru. 3. Terkiplerde «baş, reis, birinci» mânâsını ifade eder: Şâh-râh = Büyük cadde; ŞAh-bâz = İri doğan; ŞAhsuvâr = Pek mahir binici; ŞAh-damar = büyük damar, 4. Satranç tuşlarından biri. Şâh-ı serdâr, şâh-ı velâyet = Hz. Ali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Society of Automotive Historians.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A localized mass of extravasatad blood that is 'relatively or completely confined beneath the arachnoid membrane. he.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

check. shah. king.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shah.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاخ] dal. 2.boynuz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاه] padişah. 2.ıran şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Hükümdar. - Birleşik isimlerde 1.ve 2.isim olarak da kullanılır: Şahbanu - Selimşah gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sahrâiyye). Kıra veya çöle ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir gazelin en güzel beyti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. İri inci tanesi. 2. Kenevir tohumu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Dallı, budaklı (ağaç). 2. Dallı boynuzu olan (geyik vesaire).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Hz. Alî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «Doğrusu: «şâh-merdâne» olsa gerektir). Büyük ve ağır çekiç ve tokmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şahlardan bahseden manzum kitap. 2. Firdevsî’nin eski İran hükümdarına dair yazdığı Farsça büyük manzum destân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Büyük cadde, Osm. tarîk-ı sultanî. Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Dallı budaklı ağaçlar. 2. Ağaçlık yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHA) (i. A.). Alan, açıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field. ground. range. pitch. tract. breadth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. course. court. field. ground. pitch. range. scope. zone. open space. domain. courtyard. region.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

area. field. sphere. sweep. region. zone. open space. open area. playing field. arena. acreage. yard. basin. bound. scope. playground compass. domain. ground. line. purview. range. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساخه] cömertlik, eliaçıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحه] alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞİHAB) (I. A.). 1. Alev, ateş parçası. 2. Akan yıldız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sâhib, sahâbî). «ashâb» ile aynı mânâdadır, (bk.) Sahip, ashâb, sahâbî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابه] Hz. Muhammed’in sohbetlerine katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Sahipler, sahip çıkanlar, tutanlar. 2.Asr-ı saadet döneminde yaşamış ve Hz.Muhammed’i görmüş mü’min kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin yıldızı. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkmak, himaye, müdafaa, benimseme, tutma.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Sahip çıkma. Koruma, arka olma, yardım etme.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ashâb, sahâbe). Peygamberimiz’in bizzat görüp konuştuğu çağdaşları, yakınları.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحابی] Hz. Muhammed’in sohbetlerini katılan müslüman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahâbiyyât). Peygamber’le görüşüp konuşan kadın.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin tanıklığı. Dinin belirtisi, işareti. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. insanın gördüğü ve bildiği bir işi mahkemede yeminle ifade etmesi, şahitlik. 2. İkrar, itiraf, bir işin sıhhat ve gereğine inanma. 3. Açık alâmet, delil. 4. Kelime-i Şehâdet: Şehâdet getirmek. 5. Hak yolunda can fedâ edip şehâd olma. 6. Gözle görülen şeyler. Şahadet parmağı = Şahâdet getirirken kaldırılan işaret parmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attesting. witnessing. testifying. attestation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شهادت] tanıklık, şahitlik. 2.şehadet getirme. 3.şehitlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). 1.Şahitlik etme, şahitlik, tanıklık, Kelime-i şehadet. 2.Açık, belirti. 3.Şehit olma, şehidlik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Diploma. 2. Bir mesleği yapabilmek için alınan evrak. 3. Hüsn-i hâl, iyi hal vesikası. 4. Bir muamelenin yapıldığını tasdik eden kayıt ve vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

certificate. diploma.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شهادت نامه] diploma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahhaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dealer in secondhand books. second-hand bookseller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seller of second hand books. bouquiniste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahîfe). Sahife.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحائف] sayfalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâkâr.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şişmanlık, topluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Yemek koymaya mahsus kap. 2. Bir sahan dolusu yemek: Bir sahan yahniyi tek başına yedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. Şâh’ın c.) Şahlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow frying-pan. copper food dish.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shallow cooking pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهان] şahlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahlar. 2.Oldukça büyük boylu, yırtıcı bir kuş. (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Mutlu, memnun.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâha ait: Fermân-ı şâhâne. 2. imparatorlara lâyık, en üstün güzellikte: Şâhâne bir kadın, bir saray, bir yat, bir yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous. fantastic. wonderful. magnificent. brave. corking. fantastical. far-out. keen. princely. wizard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majestic. regal. royal. tremendous. magnificent. superb. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imperial. splendid. superb. devastating. fantastic. glorious. kingly. majestic. regal. resplendent. royal. superduper. tremendous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهانه] şahlara yakışır. 2.şahlarla ilgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdarlara yakışacak kadar güzel, eksiksiz olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sıcaklık, isilik, kızgınlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Merdiven başında veya altındaki sed. 2. Merdivenin döndüğü yerde veya aşağıdan bir, iki basamak çıkıldıktan sonra bulunan geniş basamak. 3. Birkaç sahandan yapılmış: Beş sahanlık bir sofra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

landing of a flight of steps or stairs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahâb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Alev, ateş parçası. 2.Kayan yıldız, akan yıldız. 3.Cesur yürekli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحاری] çöller. 2.kırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Büyük Sahra.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. sahrâ). (bk.) Sahrâ.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, güzel cins at, atların şahı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cömertlik, elaçıklıfl’-

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genorosity. liberality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. sehâvet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - El açıklığı, cömertlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. sâhib, sahâbî, sahâbe ve ashâb ile aynı mânâdadır) (bk.) sâhib, sahâbi, ashâb, sahâbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şarap, içki (Arapça’da: kızıl).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صهبا] şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Al, kızıl. 2.Şarap, kırmızı şarap.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(hafifletilmişi ŞEHBAL) (i. F.). Kuş kanadının en uzun tüyleri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهبال] kanattaki en uzun tüy.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hükümdar eşi, şah hanımı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-BAZ) (i. F.). 1. İri bir cins beyaz doğan. 2. Yiğit ve şanlı adam, kahraman.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Beyaz ve iri doğan. 2.Yakışıklı. Yiğit, serdengeçti. 3.Kabadayı. 4.Cömert. 5.Büyük, gösterişli, güzel mükemmel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şehbender.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Konsolos.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Üstün nitelikli, saygın, yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.T. T.). Kalpten beyne kan taşıyan ve boynun iki yanından geçen büyük atardamar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - İri inci tanesi.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Dallı, budaklı ağaç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Sahara çölünün güneyinde, Senegal’den Moritanya, Mali, Yukarı Volta, Nijer, Nijerya, Çad, Sudan ve son yıllarda Etopya’yı da içeren araziyi içeren, yarı çöl yarı otlak bölge. 1960’lı yıllardan beri büyük nüfus artışı ve bölgeye su sağlamak için kuyu kazma girişimleri, bölgenin sosyal yapısını değiştirmiştir. Göçebe hayvancılık yapan toplumu, hayvan yetiştiren ve tarım yapan bir topluma dönüştürme çabası sonucunda aşırı otlatma ve büyük bölgelerin çölleşmesine yol açmıştır. Çölleşme kıtlığa yol açmıştır.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشاه] şahlar şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAhinşah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). En üstün, deha eseri olan sanat mahsulü. Bir zamanlar bu mânâda «şeh-kâr» kullanılmış, «şâheser» i, Fr. chef d’oeuvre’ü tercüme ederek, ilk defa Kemal Emin Bara kullanmıştır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

masterpiece. masterwork. magnificent. chef d'oeuvre. magnum opus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [شاه اثر] üstün nitelikli eser.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Değerli, üstün nitelikli. Kalıcı, değerli, üstün yapıt.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahaf» dan imüb.). Kitap alıp satan adam, kitapçı: Sahhaf dükkânı, sahaflar çarşısı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحاف] kitapçı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Hanım sultan. - Şah ve hanım kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehâ» dan smüş.) (mü. sahiyye). Cömert, iyiliksever, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâha ait. (şâhâne daha çok kullanılır). 2. Iran şâhına ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Şâhlık, hükümdarlık. 2. Nişasta ve yumurta ile yapılan bir çeşit helva. 3. Mermer denilen ince patiskanın makbul bir çeşidi, mermer-şâhî. 4. İran’ın bir küçük sikkesi. 5. Eski ftpların bir çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سخی] cömert, eliaçık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهی] şahlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah’a hükümdara mensup, şah ile ilgili. Şahlık hükümdarlık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sahip.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحب] sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen., b.h. Hindistan'da Avrupalılara verilen ünvan; efendi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). 1. Cihangir hükümdar. 2. Bir çeşit lâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب جمال] güzel yüzlü, güzel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

female owner. mistress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mistress. proprietress.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صاحبه] bayan sahip.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Sahip. Koruyan, gözeten. 2.Bir iş yapmış olan. 3.Herhangi bir niteliği olan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کمال] olgun insan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب کرامت] keramet sahibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب قران] muzaffer hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) 1.Her zaman basan, üstünlük kazanan hükümdar. 2.Ünlü bir çeşit lale.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صاحب نظر] görüş sahibi, deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. true.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

real. genuine. authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Güzel, dilber.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شاهد] tanık. 2.güzel. 3.sevgili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Bir yerde bulunan, bir şeyi gören ve gördüğü ve bildiği şeyler konusunda bilgi veren kimse, tanık. 2.Bir akdin yapılması sırasında taraflardan birinin yanında hazır bulunan. 3.Doğrulayan, isbat eden. 4.Hz.Muhammed’in sıfatlarından.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Mezara dikine dikilen ve üzerinde yazı ve çiçek bulunan mermerden baş ve ayak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. honestly. for real. real. honest. actually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. indeed. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İslam’ı seçmiş olan ve İslam’ın hak din olduğuna şahidlik eden.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sahâfet» ten smüş.) (mü. sahîfe). Gevşek, zayıf, hafif, boş: Akıllıca sahîftir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صحيفه] sayfa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: SâYFA) (i. A.) (c. sahâif). Kitap veya her türlü yazıl-ı kâğıdın bir yüzü, yaprağın yarısı: Yüz sahifeli kitap, kitabın otuz beşinci sahifesi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gül dalı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİH) (i. A. «sıhhat» tan smüş.) (mü. sahîha). 1. Gerçek, doğru, yalan olmayan, esaslı. 2. Sıhhatta olan, sağ. 3. Tam, sağlam, kusursuz, hâlis. 4. (Ar. gramerinde). Asıl harfleri arasında harfi illet yani elif, vav, ye bulunmayan: Fiil-i sahîh (sâlim de denilir). S. Gerçek, gerçekten, hakikaten: Sahih öyledir (Halk dilinde: sâhi).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authentic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

True. correct. accurate. real. genuine. sound. sure. reliable. really. truly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحيح] doğru. 2.gerçek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahiden, gerçekten, hakikaten.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Gerçek çıkmak: Falanın geleceği sahihleşti mi7 2. Tasdik olunmak, doğruluğu anlaşılmak: Dünkü haber sahihleşti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sahih hâle getirmek, gerçek yapmak. 2. Doğruluğunu araştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şâhika) («şehıyk» den if.). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. Şevâhık). Dağ tepesi, zirve.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summit. apex. climax. head. paroxysm. point of culmination.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاهقه] doruk.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Zirve, doruk, dağ tepesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİL) (i. A.) (c. sevâhll). Su ve deniz kenarı, kıyı, yalı. Sahil muhafızı = Sahili düşman taarruzu ve kaçakçılıktan koruyan görevli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

seaside. coastal. coast. shore. beach. seashore. seaboard. seaside. waterside. bank. littoral. sea coast. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. coast. seafront. seashore. seaside. shore. strand. bank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coast. shore. bank. coastal. sea front. seaboard. seaside. strand. waterside.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحل] kıyı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Deniz, nehir, göl kıyısı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoreline.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. sâhil = yalı, Fars. hâne = ev). Deniz kenarında yazlık mesken, yalı: Boğaziçi sâhil-hâneleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come true. to become a reality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ساحل خانه] yalı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suhûnet» ten smüş.) (mü. sahtne). Sıcak, ısı, kızgın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İstanbul şivesinde: şâhin, Anadolu’da: şahın) (i.). Doğan’a benzer bir kuş ki av avlamak için terbiye olunur. Şahin bakışlı = Azameti» bakan. Terazi şahini = Terazinin dili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawk. buzzard. falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

falcon. hawk. hobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهين] şahin.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kadın. 2.Sık. Katı, pek.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Büyük boylu, kanca gagalı, yırtıcı bir kuş.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü yiğit, cesur.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarayda av şahinlerini terbiye ve idare eden adam; şahinci-başı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şahin).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Şahin gibi güçlü, yiğit (Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Güçlü, yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Yiğit soydan gelen, güçlü, kahraman.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞAH, ŞAHENŞAH, ŞEHENŞEH, ŞEHİNŞEH veya ŞAHİNŞEH (i. F.). Şahlar şâhı, padişah, büyük imparator, hâkan, en büyük şâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şehinşahltk.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Çok yiğit, kahraman, şahin gibi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sohbet» ten if.) (c. ashab, sahâbe, sahb). Konuşulan, arkadaş. Peygamberimiz’le konuşabilen çağdaşları: Ashâb-ı Kirâm. Sahâbe-i Resûlu’llâh, Al ve sahbına salât ve selâm olsun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHİB) (i. A. «sahb» dan if.) (mü. sâhibe) (c. ashâb). Bir mal, mülk vs.’nin mâliki: Ev sahibi, bu koyunların sahibi kimdir? 2. Sahiplik sıfatı taşıyan. 3. Bir şeyi temsil eden: İmtiyaz sahibi. 4. Bir şeyi yapıp vücuda getiren. Fâil, müellif: Gülistân sahibi Şeyh SAdî. 5. Koruyan, himaye eden. Bir kimseye sahip çıkmak = Himaye etmek, tarafını tutmak. Sahip çıkmak = Sahibi olduğunu iddia etmek. Sihib-i hâne = Bir evin efendisi, ev sahibi. Sâhibe-i hâne = Evin hanımı. Söz sahibi = Nüfuzlu, sözü geçer. Tabiat sahibi = Zevk sahibi. Sâhib-kırân = Cihangir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endowed with. owner. possessor. holder. proprietor. lord. master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holder. lord. master. owner. possessor. patron. protector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owner. proprietor. proprietress. master. mistress. governer. holder. lord. possessor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bear. enjoy. hold. own. possess. retain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to own. to become the owner of. to acquire to get sb / sth under control. to do sth about sb / sth that is misbehaving. to have sexual intercourse with a virgin. get possession. have. hold. possess.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

owned. possessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sahip çıkma, himaye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

possessive. possessory. possession. ownership. mastership. dominion. title.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownership. possession. property.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

proprietorship. protection. patronage. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sahibi olmayan, kimsenin malı olmayan. 2. Koruyucusu, kimsesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forlorn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

derelict. disembodied. ownerless. unowned. unprotected. abandoned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ownerless. unclaimed. sth which has no owner. sth which is unclaimed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Kimsenin malı olmayan şeyin hâli. 2. Himayesizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sihr»den if.) (mü. sâhire). 1. Büyü eden, büyücü, sihirbâz. 2. mec. Aşırı güzelliği ile herkesi büyüleyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sehr» den if.) (mü. sâhire). Uykusuz, gece uyuyamayan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ ساحر] büyücü. 2.büyüleyici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gece uyumayan, uykusuz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Büyülercesine, büyüler gibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzü.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Geceleri uyumayan, uykusuz. 2.Büyücü, büyüleyici güzel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAHS) (i. A.) (c. eşhâs). 1. İnsanın görünen şekil ve sureti. 2. İnsanın varlığı, nefs, zât. 3. Kimse, ferd, kişi. (Saygı göstermek istenirse «zât» denilir) 4. (gramerde) Fiil ve zamirde geçen şekillerin herbiri. Şahs-ı sâlis = Davada üçüncü şahıs, iki tarafta olmıyan. Şahs-ı mânevi = Şahıs gibi hukuk ve görevleri olan kuruluş, cemiyet, şirket v.s.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. party. natural person. figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. person. self. individual kişi. kimsa. zat. person kişi. character kişi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person. individual. character. bod. individual person. lot. man. party. personality. self. soul.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şah ülkesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahâdet» den if) (c. ŞuhOd). 1. Gördüğü veya bildiği şeyleri mahkemede yerinde ifade ederek davanın isbatına yardımcı olan. 2. Tanrı’nın birliğine şahit olan Hz. Muhammed’in sıfatlarından biri. 3. Senet yerine geçecek derecede makbul ve muteber bir eserden getirilen misal: Şâhid-i Adil = Şehâdetinde asla şüphe olunmayan şahit. Yalan şâhid, şâhid-i zor = Yalan yere şâhitlik eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witness. evidence. attester.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

eyewitness. witness. eyewitness tanık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attestor. witness. attestant. authority. instrument of evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şahit olma. Ar. Şahâdet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

giving evidence. testimony. witnessing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

witnessing. testifying. being a witness. evidence. testimony.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unwitnessed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهکار] şaheser, başyapıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Baş eser, en güzel es(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. (at) Art ayakları üzerine kalkmak. 2. Birdenbire hiddet edip meydana atılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rear. to rear up. to fly into a passion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rear up. ramp. rear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) SAleb.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثعلب] sâlep.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. imparatorluk. 2. İran hükümdarlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. ŞuhOm.). İçyağı, etler arasında bulunan yağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir parça içyağı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) - Melekler kadar güzel, güzellikte lid(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drop hammer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ram. pile driver. steam hammer. beetle. battering ram.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beetle. pile driver. drop press. punch press. hammer. ram. drop block. tup. tilt-hammer. drop-hammer. monkey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. suhûn). 1. Ev avlusu, Arap usûlü evin ortasındaki açıklık. 2. Oyuk ve boş yer. 3. Orta, meydan, aralık. 4. Büyük kâse. 5. Sahne. (bk.) Sahne. Sahn-ı Semân = Kanunt’nin kurduğu sekiz medreseli (fakülteli) Süleymâniye Üniversitesi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحن] avlu. 2.boşluk. 3.sahne. 4.üstü kubbeli alan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hükümdarın manzum biyografilerini yazan şair vak’a-nüvis.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Çok nazlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Yun. Fr. scfene). Oyun oynanan, musiki çalınan, hüner gösterilen yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Klasik islâm devrinde emniyet müdürü, (bk.) Şıhne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scenic. stage. set. scene. setting. site. arena. boards.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

act. bandstand. boards. scene. stage. theatre. tiy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scene. stage. setting. the boards. dais.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cream.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شحنه] güvenlik görevlisi, polis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

performing arts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Ayarlanmış pozlama modu seçeneklerinden hızlı seçim yapılmasını sağlar. Seçilen alanda mükemmel sonuçlar elde etmek için diyafram açıklığı, deklanşör hızı ve renk dengesi gibi pozlama ayarları otomatik olarak ayarlanır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

play. stage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage. to put on (a play.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stage manage. to stage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Kadın İsmi) 1.Hükümdar kadın, hükümdar karısı. 2.Kadınların şahı, üstün nitelikli, değerli kadın.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(a.f.i.) (Kadın İsmi) 1.Kaynak, ışık kaynağı. 2.Münevv(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صخر] kaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sahârâ). 1. Kaya, büyük taş (Jeoloji). Kubbetu’s-Sahr» = Kudüs’teki kutsal Müslüman mâbedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sehârî). 1. Ova, kır. 2. Susuz ve bitkisiz geniş ova, çöl. Sahrâ topu = Seyyar top, muhasara topu. (coğrafya) Sahrây-ı Kebîr — Afrika’deki büyük çöl.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open country. desert. wilderness. field.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

desert. open country. wide plain. wide. barren and uninhabited area. waste. wilderness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صحرا] çöl. 2.kır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kır, ova, çöl.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

field gun.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهراه] anayol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Büyük işlek yol, ana yol, cadde. 2.Şaşırılması mümkün olmayan doğru ve açık yol.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Belki A. «şerha» dan). Ağzı açık yarık, Ar. şerha: şahram şahram çatlamış, yarılmış, açılmış.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صخره] kaya.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kaya. Kütle.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهرگ] atardamar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Beytü’l-Makdis’de Beni İsrail peygamberlerinin ibadet ettikleri meşhur kaya. Hz.Peygamber (s.a.s) Miraç gecesinde semaya buradan çıkmıştır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Yüce ruhlu, görkemli, üstün kişilikli kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخص] kişi, şahıs.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davada her iki tarafı da tutmayan, üçüncü şahıs.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاخسار] çalılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.). - Dallık, ağaçlık, koruluk. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Şahıs olarak, şahıs bakımından.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personally. in person. by sight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in person. personally. for my part. to sight only.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصا] bizzet, kendisi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. Şahsiyye). şahsa

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصی] kişisel.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Nurlu kişi, aydınlık kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ŞAHSİYYET) (i. A.). Bir insanın şahıs bakımından varlığı, kim olduğu hususu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personality. personage. individuality. it. somebody. someone. figure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

figure. personality. personality kişilik. personage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

personality. personal matters. private affairs. figure. person. personage. self-hood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شخصيت] kişilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

characterless. low. mean kişiliksiz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb who lacks a distinctive personality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Şahsa ait sözler veya işler, bir insanın yalnız şahsını ilgilendirmesi icab eden taraflarına yöneltilmiş sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şeh-süvâr.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İyi ata binen yiğit kimse.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاه سوار] usta binici.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Katı, sert, çetin. 2. Kuvvetli, metin. Pek çok, aşırı: Saht merhametsizdi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سخت] çok. 2.katı. 3.şiddetli. 4.güç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (saht = katı, dil = yürek). Katı yürekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (saht = pek, giriften = tutmak). Bir şeyi sıkıca tutan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yapma, uydurma, düzme, yalandan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fake. false. artificial. spurious. imitated. sham. counterfeit. bogus. apocryphal. bad. base. bastard. colorable. double-dealing. dud. duff. dummy. factitious. forged. fraudulent. hollow. make-believe. mannered. mock. phoney. phony. pinchbeck. pious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

affected. apparent. bogus. cardboard. counterfeit. deceitful. fake. mock. phoney. specious. spurious. strained. false. artificial. pnoney. phony. sham.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bogus. counterfeit. fake. false. forged. phony. spurious. feigned. pretended or affected. artificial. colourable. coloured. counterfeited. faked. falsified. fraudulent. hollow. imitated. insincere. mock. pseudo. queer. simulated. specious. suppositious. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساخته] yapay, yapma. 2.düzmece. 3.kalp, sahte.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâhte = yapma, Ar. vakar = ağırlık). Yalandan ve gösterişli bir vakar takınan, yalandan ağırbaşlılık gösteren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. falsification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sahtelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAHTE-KAR) (i. F.). Bir şeyin taklidini yapan, yalandan ve düzme şeyler meydana çıkaran, kalpazan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonest. fake. forger. impostor. phoney.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ ساخته کار] sahteci. 2.kalpazan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Taklitçilik, sahte şey yapma, kalpazanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dishonesty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forgery. fraud.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yapma ve düzme yahut taklit olan şeyin hâli: Bu malın sahteliği bellidir.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(şahterec): Şahteregiller familyasından; çok parçalı yapraklı, küçük, düzensiz, beyazımtırak veya pembe renkli çiçekleri olan otsu bir bitki cinsidir. 50 kadar türü vardır. En önemlisi tıbbi şahtere yurdumuzda yetişir. Tıbbi şahtere yol kenarlarında rastlanan 20-60 cm boyunda bir yıllık otsu bir bitkidid. Yaprakları mavimsi-yeşil; çiçekleri mor renklidir. Bitkinin içeriğinde tanen, şeker, fumarin ve fumar asidi vardır. Kullanıldığı yerler: Kanı temizler. Vücudu terleterek zararlı maddelerin atılmasını sağlar. Damar sertliğinde faydalıdır. Mide ağrısı ve mayasılda da şikayetleri giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Eskiden tıpta kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden küçük bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). I. Tabaklanmış olan cilâlı deri, bilhassa keçi derisi. 2. Sahiyandan yapılmış: Sahtiyan ayakkabı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. russia leather.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

morocco leather. morocco.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سختيان] işlenmiş cilalı deri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Katılık, sertlik. 2. Güçlük. 3. Sıkıntı, ıztırap, sefalet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Irmaklarda kullanılan kayıkla sal arası bir taşıt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ramazanda şafaktan önce yenen yemek

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykusuzluk, gece uyuyamama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ekmek fırını, ekmek tandırı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meal before dawn during ramazan. meal before dawn during ramadan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساحور] sahur.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Gece uyanıklığı, uykusuzluk. 2.Ay ağılı, hale. Dünya’nın Ay’a düşen, Ay tutulmasını meydana getiren gölgesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ayıklık, sarhoş olmayş-

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞEH-VAR) (i. F.). 1. Şâha lâyık ve yaraşır. 2. İri taneli ve Alâ cins inci: Dürr-I şehvâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ شاهوار] şah gibi. 2.büyük inci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şaha, hükümdara yakışacak surette. 2.İri ve iyi cins inci.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهزاده] şehzade.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Şehzade, şah oğlu, hükümdar çocuğu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(bk.) şehzâde.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(f.a.i.) (Erkek İsmi) - Saygıdeğer kimse. - Türk dil kuralına göre «d/t» olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. samurai, samurais) eski Japon derebeylik sisteminde ikinci derecede asilzade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Satranç oyununda Şah koruma altındadır. O sanki bir köşede korkudan sinmiş bir şekilde olanlara bakan, titrek adımlarla birer birer ilerleyen, arada sırada ‘hadi ne zaman rok yapacaksanız, yapın’ diye inleyen bir insan görünüşü verir. Halbuki vezir, satranç tahtasını oradan oraya dolaşarak, atlayarak, zıplayarak, rakibi yıpratarak, son derecede etkin bir şekilde hareket etmektedir.

Bu taşın bizdeki adı vezir (bakan gibi bir şey) olduğu için bu hareketlilik normal görülebilir ama Batı ülkelerinin bu taşa kraliçe anlamında ‘queen’ adını verdiklerini düşünürseniz ortaya tuhaf bir durum çıkar. Hele satrancın tarihinin 7. yüzyıldan öncesine gittiği göz önüne alınırsa, o zamanlar daima ordularının başında savaşa giden krallara, şahlara satrançta niçin böyle pasif bir rol verilmiştir, anlaşılmaz.

Satrancın ilk olarak 6. yüzyıl içinde Hindular tarafından oynanmaya başlanıldığı, daha doğrusu Hinduların ‘chaturunga’ (şaturanga) isimli oyunundan geliştiği ileri sürülüyor. ‘Chaturunga’ sözcüğü Sanskritce’de ‘dört kol’, ‘dört kollu ordu’ veya ‘dört silah’ anlamına gelmektedir.

O zamanki Hint ordusu dört bölümden oluşuyordu. Filler, savaş arabaları, süvariler ve piyade. Bugün bu dört kola, fil, kale, at ve piyon diyoruz. Avrupa savaşlarında fil kullanılmadığı için bu taşa piskopos (bishop) adı verilmiştir. Bizdeki at Arapçada süvari, Avrupa’da ise şövalye olarak adlandırılmıştır. Yani medeniyetler satranç terimlerinde kendilerine göre bazı değişiklikler yapmışlardır.

Şaturanga Hindistan’dan önce İran’a geçti ve geçerken ismi ‘şatrang’ oldu. Arap orduları onu 1000 yıl kadar önce, fethettikleri İspanya üzerinden Avrupa’ya getirdiler. Araplar oyuna ‘şatranj’ veya ‘al-şah-mat’ (şah ölü) ismini verdiler. Ancak şah oyunda hiçbir zaman ölmez, diğer taşlar gibi oyun tahtasının dışına çıkartılamaz. Vatanı olan karelerde kımıldayamaz hale gelince esir düşer. Satranç ismi Türkçeye Arapçadan girmiştir.

İlk oynanış şeklinde bugünkü hareket kabiliyetindeki bir vezir veya kraliçe yoktu. Gerçi şahın yanında Araplar tarafından akıllı adam diye isimlendirilen bir taş vardı ama hareket imkanı çok kısıtlıydı. Sadece bir kere o da çapraz olmak koşuluyla ilerleyebiliyordu.

Asırdan aşıra, ülkeden ülkeye satranç oyunu gittikçe gelişti ve bazı değişikliklere uğradı. Avrupa’ya ulaştığında vezirin ismi kraliçe oldu ama hareket imkanı hala kısıtlıydı. Bununla belki o yıllarda Avrupa’da yaşayan güçlü kraliçelerin, krallarının daima yanında olup onları kollamaları şeklinde sosyal bir bağlantı kurulabilir.

Bu şekli ile satranç oyunu çok yavaş oynanabildiğinden oyunu süratlendirmek için kraliçe (vezir) ve filin güçleri, yani hareket imkanları arttırıldı, etkinlik sahaları genişletildi. Bir başka kural değişikliği ile satranç tahtasının karşı kenarına varabilen bir piyonun kraliçe (vezir) olabilmesi imkanı tanındı.

Bu, çok çağdaş ve demokratik bir değişimdi. Taşların en güçsüzü ve alçak gönüllüsü piyade, işlerinde sebat eder ve başarı ile ilerlerse en güçlü taş olabiliyor, hatta karşı tarafın şahını mat ederek en son sözü söyleyebiliyordu. Avrupa’da gün geçtikçe gelişen demokrasi, yıkılan krallıklar satranca da yansıyordu. Şah artık örneği çok az kalmış, güçsüz monarşik hükümdarlar gibi köşesinden pek çıkamıyordu.

Gerçeği oyunda iken ikinci bir kraliçenin ortaya çıkması ise başlangıçta oyuncuların kafasını karıştırdı ama hangi şah bir yerine iki kraliçesinin olmasını istemez ki!


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشاه] büyük şah, şahlar şahı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

ŞEHİNŞEH, ŞEHENŞEH (bk.) ŞShinşâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Şahların şahı, en büyük hükümdar. 1.Daha çok unvan olarak verilir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. c.) (m. şeh-zâde). Şehzâdeler.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir ressamın çizdiği kendi portresi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yalnız arka tekerlekleri olan römork.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kervansaray; saray.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerife). Şerifler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîfe). Şerifler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeriha). Et dilimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîha). Et dilimleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. serîre). (bk.) Serîre.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سرائر] sırlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şerîta) (dilimizde olmadığı için «şart» ın cem’i olarak kullanılır). Şartlar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شرائط] koşullar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. burkmak, burkulmak; i. mafsalın burkularak incinmesi, burkulma. sprain fracture burkulma sonucunda bir kemik parçasıyle beraber veterin kemikten kopması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. doğru, müstakim, düz; namuslu, dürüst; k.dili. güvenilir, emin; düzenli, muntazam, tertipli; şaşmaz, fark gözetmez; halis, saf (içki); k.dili. sapık olmayan; müz. içten geldiği gibi söylenmiş, irticalen söylenmiş; i. doğru çizgi, düz hat; th

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., z. dosdoğru; i., dönemeçsiz koşu yolu; z. hemen, derhal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. cetvel tahtası, cetvel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f doğrultmak, düzeltmek, tesviye etmek; doğrulmak, düzelmek. straighten out düzeltmek, doğrusunu açıklamak veya öğrenmek. straighten up düzeltmek, toplamak; dik durmak; dürüst yola dönmek, ıslah olmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğru sözlü, dobra dobra söyleyen, dürüst, açık sözlü. straightforwardly z. açıkça, dürüst bir şekilde, dobra dobra. straightforwardness i. dürüstlük; açıklık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., k.dili. açık sözlü, çekinmesiz; gerçek, hakiki; sözünün eri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

z. derhal, hemen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nesil, soy, silsile, aile; hayvanlarda soy; bahç. ıslah edilmiş bitki cinsi; ırk veya millet özelliği; eser, iz; cüzt şey; ifade, tarz, usul; mizaç; nağme, makam; şiir parçası, şarkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. fazla gayret etmek; fazla germek, zorlamak, zorlayarak incitmek; burkmak, burkulmak; süzgeçten geçirmek, süzmek; zorlayarak eğmek veya şeklini bozmak; kendini zorlamak, çok uğraşmak; bağrına basmak; kucaklamak; i. germe, gerilme, zora gelme; aşır

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i süzgeç; geren kimse; gerici alet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. dar yer, geçit, boğaz; s., (eski) dar. straits i., (çoğ.) boğaz; zor durum. the Straits İstanbul ve Çanakkale Boğazları.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. daraltmak; sıkıntıya düşürmek. in straitened circumstances çok muhtaç vaziyette, büyük darlık içinde, fakir. strait jacket deli gömleği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ahlak ve davranış konusunda tutucu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hükümdar; başka memleket üzerinde hüküm süren devlet. suzerainty i. hükümdarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. kıç küpeştesi, morfidar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Az bulunur, ince şeyl(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. tarikat). Tartkatler. (bk.) Tarikat.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) savaş alanı veya savunmaya uygun yer; arazi, yer, arsa; özel bir maksada hizmet eden arazi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bilinmeyen yer, iç tarafları henüz keşfedilmemiş kıta.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şahs» tan). 1. Şahıs şekline girme, mücessem şekilde görünme, Ar. tecessüm. 2. Ayrılıp belirme, teşhis olunma, Osm. taayyün etme: Hastalık henüz teşahhus edemedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sahip çıkma, koruma ve muhafaza etme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تصاحب] sahip çıkma. 2.arkadaşlık etme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

claiming or pretending to be the owner of sth which does not rightfully bel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to claim or pretend to be the owner of sth which one does not rightfully po. to support and protect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. temisîh). Sürüngenler’den büyük bir yırtıcı hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alligator. crocodile. cayman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

crocodile. alligator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمساح] timsah.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Örneği timsah olan sürüngenler takımı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. avcı neferi, nişancı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sürüklemek, arkası sıra yerde sürüklemek; izlemek; geriden izlemek, geri kalmak; ayakla çiğneyerek yol yapmak; sürünmek; sürüklenmek; iz bırakmak, peşinde bırakmak; bitki gibi yerde uzamak; izleyerek avlamak; i. iz; peten, sürüklenen şey, kuyru

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yol açan kimse; öncü.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yerde surüklenen şey veya kimse; sürüngen sap, yerde uzanan fidan; diğer bir arabanın çektiği araba; römork; otomobilin çektiği ve içinde ev tertibatı olan araba; sin. gelecek programa ait filim parçası. fragman trailer court ev römorku park yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. fundagillerden pembe çiçekli her dem taze bir bitki, bot. Epigaea repens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. tren, katar; saf; refakatçiler, maiyet; yerde sürünen uzun etek; silsile, takım, sıra, düzenli durum; sıra halinde barut; hayvanı tuzağa çekmek için sıralanmış yem; f. alıştırmak, öğretmek, talim ettirmek; ehlileştirmek; dalları kazık veya duva

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. eskiden İngiltere'de bir çeşit talimli redif alayı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talimci, terbiye edici, antrenör; top nişancısı; talim uçağı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. talim, terbiye, tahsil; antrenman. training camp askeri veya spor talim kampı. training seat çocuk için eğitici oturak. training ship okul gemisi. go into training antrenman yapmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. demiryolu seferlerinin hesap birimi olan tren mili.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., k.dili dolaşmak, başıboş gezmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hususiyet, özellik; nad. dokunma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hain kimse, vatan haini. traitress. i hain kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. haince, hıyanet kabilinden traitorously z. hainlikle. traitorousness. i hainlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Sibirya'yı kateden demiryolu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. türbinle çalışıp fazla hız yapan tren.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Ukrayna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Ukraynalı, Ukraynaca, Rutenca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ifrat taraftarlarının prensipleri. ultraist i. müfrit.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ulu şahin.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. örgüsünü açmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zorlanmamış, serbest.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. zaptedilmemiş, denetsiz. frenlenmemiş, serbest; idaresiz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. azarlamak, yüzüne vurmak. upbraidingly z. azarlayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yukarı kaldırmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. evsâh). Kir, pas, pislik, murdarlık, Fars. çirk.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., Fr. gerçeğe benzeyiş, görünüşte doğruluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüyada veya hayalde görülünce sahibinin ölümüne işaret ettiği farz edilen hayalet, tayf.

İngilizce - Türkçe Sözlük by