Sa’i Olmak ne demek? | Sa’i Olmak anlamı nedir? | Sa’i Olmak

Sa’i Olmak anlamı nedir?

Sa’i Olmak ne demek?

Sa’i Olmak anlamı nedir?

Sa’i Olmak | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sai

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

çalışmak, gayret etmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıç direk yelkenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aşîret). Aşîretler, oymaklar, (bk.) Aşîret.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) saldırmak, üzerine atılmak, üzerine varmak, hücum etmek, hamle etmek; tecavüz etmek, dil uzatmak assailable (s). tecavüz edilebilir. assailant (i). saldırgan kimse, mütecaviz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. basiret). Ba siretler, ibretli görünüşler, deliller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göze hoş görünmesi için çeşitli metotlarla fazla büyümesi engellenmiş ağaç; bu çeşit ağaç büyütme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çalışma yeri. 2. Atölye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دسائس] hileler, oyunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üşâbe). Karışıklıklar,cins bozuklukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eş’em). En şomlar, en uğursuzlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gışâiyye). Zar çeşidinden olan: Mâdde-i gışâiyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşuni renkte tezyini resim usulü (bilhassa cam üzerine).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. haslet). Hasletler. (bk.) Haslet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصائل] hasletler, tabiatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsiyyet). Hâsiyetler. (bk.) HAsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasîse). Hasîseler, noksanlıklar, kusurlar, kötü huylar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصائص] nitelikler, özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ferdin hem erkek, hem dişi olması. Bitkilerde de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayıma alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائی] sayım ile ilgili, istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihsâ). İstatistik, Fr. statistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيات] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيه] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. inşâiyye). 1. Bina veya gemi imaliyle alâkalı, yapıya ait: 2. Mensur olarak ve bir edebiyatçıya yakışır şekilde meramını anlatmak, bk. İnşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnşaatla yani yapı ile uğraşan heyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırmalı yelken, hasır yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. mayistra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MESAİ) (i. A. c.). Çalışmalar, çabalamalar: İyi mesai yaptı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعی] çalışma, çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «suûbet» ten; müfredi yoktur). Güçlükler, zor İşler, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصائب] musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musa'ya ait, Musa,dan kalma. Mosaic law Musa Seriatı, Tevrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mozaik; çeşitli parçalardan meydana gelen edebieser; s. mozaik gibi, mozaikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâb» dan if.) (mü. münşaibe). Kollara ayrılmış, dallanmış: Eskişehir’de demir yol hattı ikiye münşaib olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAİD) (i. A. «suOd» dan if.) (mü. müs8ide). 1. Yardım eden, yardımda bulunan. 2. Müsaade eden. Nâ-müsâid, gayrı müsâid = Bir iş! müşkül hâle koyan, zorlaştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. permitting. favorable. opportune. propitious. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. convenient. favourable. available uygun. elverişli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. favorable. favo u rable. friendly. genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şa’b» dan İf.) (mü. müteşâibe). Dallara ve kollara ayrılmış, Osm. teşâub etmiş, çatallı, dallı, budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâr» dan if.) (mü. müteşâirre). Kıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şi’r» den if.). Şairlik taslayan, şairlik satmak isteyen, sahte şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعد] uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشاعر] şair geçinen, şair müsveddesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامساعد] uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. nasîhat). Nasihatler, öğütler, (bk.) Nasihat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. neşîde). Neşîdeler, şiirler, şarkılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadın hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın hastalıkları mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı; adi, bayağı; şiir güzelliğinden mahrum, şairane olmayan; nesir kurallarına uygun, düzyazı kabilinden. prosaically z. sönük bir şekilde, alelade olarak. prosaicness i. adilik; düzyazı kurallarına uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süsler, süs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. risâle). Risaleler. (bk.) Risâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسائل] risaleler. 2.dergiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sây» den if.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, sâyeden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen haberci, ulak, tatar, Ar. berîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savâb»dan if.) (mü. sâibe). t. Doğru hedefe varan. 2. Hata etmeyen, doğru, meksada uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائب] isabetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen. - Türk dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevb» den If. mü.) (c. Şebâib). Leke, noksan, eksiklik, kusur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شائبه] leke, kötü iz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائبی] yıldıza tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolun-dirsek ile el arasındaki kısmı, bilek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çıkıcı, çıkan, yükselen, (musiki) Çıkıcı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’d»dan smüş.) (mü. saide) (c. suadâ). 1. Bahtiyar, uğurlu, mübârek, mes’ud: Bayramınız sâİd olsun. 2. Tanrı katında makbûl ve Ahıreti mamur olan: Cenâb-ı Hak saidler zümresine kata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Güney (Yukarı) Mısır’da bir eyalet ve şehir ki, «Asyût» da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساعد] kol, bilek ile dirsek arası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. say.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Said).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saygon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sevk» den if.) (mü. sâika). Götüren, sevkeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (ŞAİKA) (i. A.). Şevkli, hevesli, istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. incentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causa. cause. incentive. motive. impetus. impulse. inducement. spur. stimulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائق] sevk eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevk eden, götüren. Süren sürücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstekli, hevesli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevk» den if. mü.) Sevkeden sebep, icepettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. savâık). Yıldırım. Sâika isabet etmek = Yıldırım düşmek. Siper-i sâika, dâfi’s-ıâika = Yıldırım düşmesinin önünü alan Alet, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. inventive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائقه] yıldırım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Saik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İstekli, hevesli, şevkli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. F.). İstekli, şevkli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suâl» den if.) (mü. sâi le). 1. Soran, sual eden. 2. Dilenen, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seyelân» dan if.) (mü. sâile). Akan, cereyân eden, Ar. câri, mâyî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائل] dilenci. 2.soran. 3.akan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yelken; yelkene benzer herhangi bir şey; yel değirmeni yelpazesi; yelkenli gemi; topluluk ismi yelkenli gemiler; deniz yolculuğu; f. gemi ile yola çıkmak; yelkenle seyretmek; gemi ile gitmek; gemi gibi su üstünde yüzmek; havada uçmak; gemi kul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelken bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi. a fast sailer süratli yelken gemisi. a good sailer fazla sallamayan gemi. a heavy sailer çok sarsan gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç balığına benzer ve sırtında büyuk kanadı olan balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi ile yolculuk; gemicilik; den. kalkış saati. sailing boat yelkenli gemi. sailing orders sefer talimatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akan şeylerin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilencilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici; düz tepeli ve dar kenarlı hasır şapka. a bad sailor deniz tutan kimse. sailorly s. gemici gibi, gemiciye yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «savmadan if.) (mü. sâime). Oruç tutan, oruçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائم] oruçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Oruç tutan kimse, oruçlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Saim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evliyaotu, eşekotu, bot. Onobrychis viciaefolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (kıs. St., S.) aziz, mukaddes kutsal, mubarek; i. evliya, aziz, eren; f. azizler mertebesine çıkarmak St. Andrew's cross X şeklinde haç. St. Bernard dog senbernar köpeği St. Elmo's fire bak. corposant St. John's bread keçi boynuzu. St. Nich

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhum, ölmüş; azizler mertebesine girmiş; mukaddes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evliya gibi, azizlere yakışır; çok mubarek, çok iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyr» den if.) (mü. şâire). 1. Seyir ve hareket eden, yürüyen (bu mânâ İle «seyyâr» daha çok kullanılmıştır). 2. Geçen, duyulan, yayılan. 3. Diğer, başka: Siz gltmezseniz şâirleri gider.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiir» den if.). (c. Şuerâ). Şiir söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bard. poet. poet ozan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائر] diğer. 2.gezen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعير] arpa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعر] ozan, şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyreden, hareket eden, yürüyen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şiir yazan kimse, ozan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyurgezer, somnambül. “

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعران] şairler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şairce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعرانه] romantik, şairce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şevâir). Şair kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعره] bayan şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sair).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadın şair, daha çok unvan olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâir sıfat ve san’atı. 2. Saz şâirliği, Aşıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سعی] çalışma, çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’y» den İf.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, Osm. sây eden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen şahıs, ulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. bard. troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. aşağıdan yedinci yelken, kontra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. joint effort. working together. collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yan yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğundan şüphe edilemez, çürütülemez, muhakkak; zaptedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, bahsedil memiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Versay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. vesika). Vesikalar, (bk.) Vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثائق] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vesîle). Vesileler. (bk.) Vesile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسائل] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and so forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et cetera. etc. and so forth. and so on. and what not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şerefe içme; içki alemi; işret için içilen baharlı içki; eski bir selâmlama; f. işret etmek, içki alemi yapmak; birinin şerefine içmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by