Sal-yane ne demek? | Sal-yane anlamı nedir? | Sal-yane

Sal-yane anlamı nedir?

Sal-yane ne demek?

Sal-yane anlamı nedir?

Sal-yane | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sal yane

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halktan senede bir alınan vergi, Osm. tekâlif-i resmiyye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

8 kanallı doğrusal PCM, sıkıştırılmamış dijital ses verisinin 8 kanalını ifade eder. Örneğin bir film müziğinin en fazla 8 kanala kadar Blue-ray Disc® durumunda, her biri için 20 bit / 96kHz veri hızı mümkündür.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Park, bahçe, koru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

angular velocity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Adamca, erkekçe, cesurca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(A.). Vakit vakit, ara sıra, gâh gâh: ahyânen gelirler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احيانا] arasıra, kimi zaman.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

infrastructural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bayağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vulgarly. vulgar. common.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [عاميانه] bayağı, avamca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monumental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semantic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ve ansılamak) (f.) (muzari: Ansalar). Taklit etmek, birinin taklidini yaparak kendisiyle eğlenmek. Soytarılık ve maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). değer biçme, kıymet takdir etme, tahmin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - An gibi çalışkan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Temiz huylu, namuslu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. fundamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basic. fundamental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başlıca, esaslı, temel.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve ona zarar veren hayvan veya bitki. Tufeylî, parazit. 2. Başkalarının sırtından geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasital. parasitic. parasitical. parasite. sponger. sucker. hanger-on. bloodsucker. endoparasite. free rider. freeloader. sponge. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. drone. leech. parasite. sponge. sponger. hanger-on. moocher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasite. sponger. sponge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Bal peteği.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kök demek olan «asılıdan). 1. Köklü ve esaslı olma, metanet. 2. Zadegânlık, necabet, soy ve neseb sahibi olma. 3. Bizzat kendi işi için ve kendi namına hareket, vekâletin zıddı: Asalet yoluyla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobleness. blue blood. dignity. peerage. quality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobleness soyluluk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nobility. nobelness. definitive appointment. blood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصالت] asillik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Soy temizliği, soyluluk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(A.). Bizzat kendi işi için, vekâlet yoluyla olmayarak: Hem kendi tarafından asâleten, hem filan tarafından vekâleten tebrike geldim. Şimdiye kadar vekâlet etmekte iken bu defa asâleten memur oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acting as principal and not as a representative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

definitive / permanent appointment. definitive appointment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asâletli, soy ve neseb sahibi, necib, asil. Osmanlı devrinde resmî yazışmada büyükelçilere ve Hıristiyan büyüklerine, devlet adamlarına ve prenslerine denirdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kovandan bal çıkaran, bal satan, balcı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Arı kovanı. 2. Bal peteği. 3. Balansı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Aşyân ile aynı mânâdadır. (bk.) Aşiyân.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Ay gibi, ay’a benzeyen. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yaşlı ve vakarlı adama yakışır surette olan: Babayâne tavır, kıyafet = Yaşlı ve vakarlı adama yakışır bir surette: Babayâne giyiniyor.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بابایانه] babaca, babacan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), Bâğîlik ve serkeşlikle edilen: Hareket-I bâğiyâne = BAğîlik ve serkeşlikle: Bâğiyâne hareket ediyor = Eşkıyaca davranıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contextual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Soğan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). esasa ait, temele ait; kaidevi. basal metabolism tıb. bazal metabolizma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazalt, volkanik karataş, siyah mermer. basaltic (s). bazalta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemilerin baş tarafında, tayfa ve er koğuşları. 2. Yağlı güreşte baş’ın altındaki derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soylu, ünlü kişi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waiting room. waiting hall. entry hall. lobby.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şecaat, cesaret, yiğitlik, bahadırlık: Ibraz-ı besâlet etti = Yiğitlik gösterdi.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Korkusuzluk, yüreklilik. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poolroom. billiard saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بالاستحصال] alarak, elde ederek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [بی مثال] benzersiz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Primary Market)

Menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin doğrudan doğruya karşılaştıkları piyasalardır. Diğer bir anlatımla, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlarca tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ejaculation. orgasm. discharge. empty. climax. shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation. ejaculation. coming off.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. unburdening. evacuation. discharging. going dead. ejaculation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. discharge. ejaculate. cum. cream. exhaust. drain away. drain off. teem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

come. ejaculate. empty. to be emptied. to be discharged. to uncoil. to become free. to become vacant. to get sth off one's chest. to ejaculate. to come off. to come.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied. to empty itself. to run out. to be poured out. to discharge. to uncoil. to run down. to become free. to become vacant. to come out in a hurry. to unburden oneself.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Barsaklarda kalan sindirim artıkları, böbreklerin süzdüğü sidik ile tükrük, sümük ve ter gibi salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş ve hâlî olma, kalma: Hamam boşaldı. 2. Akma, dökülme, munsap olma: Kızılırmak, Karadeniz’e boşalıyor. 3. Yayılma, münteşir olma. Bütün bentlerin suyu ovaya boşaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emptying. discharge. unloading. depletion. dismantlement. exhaustion. pouring. tipping. vacation. voidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation. unloading. outlet. bleeding. desertion. runoff. lighterage. release. debarkation. disembarkment. vacation. pouring. emission. emptying. exhaust. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch basin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin içindeklni çıkarıp boş bırakmak, tahliye etmek: Evi boşalttılar. Şu kâseyi boşalt. 2. Aktarmak, bir kaptan diğerine dökmek: Şu sütü başka bir kaba boşaltmalı. 3. (Tüfek ve tabanca) atmak: Bir tüfek boşalttı. 4. (Hayvan eyer veya semerini) atmak, devirmek: Bu at, eyerini boşaltmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. pour from. evacuate. pour out of. discharge. pour. clean out. unload. ejaculate. clean. clear. clear out. close out. debus. deplenish. deplete. disgorge. dismantle. drain. drain away. drain off. draw off. drop off. dump. excrete. exhaust. let.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decant. deplete. discharge. empty. tip. unpack. vacate. to empty. to tip. to turn sth out. to discharge. to evacuate. to vacate. to unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow-off. to release. to empty. to discharge. to vacate. to pour. to evacuate. to purge. to desert. to relax. to clear. to exhaust. to uncoil. to drain. to dump. to unload. to unlade. to disembark. deplete. disburden. disgorge. fall vacant. land. load.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Can). -Can ve sal kelimelerinden birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). içki âlemi, eğlenti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebep teşkil eden, nedeni olan, nedensel; bir sebep belirten. causally (z). sebep olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nedensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(LCentiyana, Yilanotu, Esekturpu, Gentina lutea, Gentina radix): Doğu Karadeniz Bölgesi ve uludağ’da yetişen, 1 metre kadar yüksekliğinde, geniş yapraklı, kalın köklü bir bitkidir. Kökü acıdır. İçi sarı, dışı esmerdir. Kökü şifalıdır. Sarı ve mavi türü vardır. Kullanıldığı yerler: İştah artırır, hazmı kolaylaştırır. Ateşi düşürür. Vücuda kuvvet verir. Mide zafiyeti ve ekşimelerini giderir. Kansızlıkta da faydalıdır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krizalit, böceğin kelebek olmadan evvel koza içinde veya dışmdaki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cihânın büyüğü olan, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). Alp dağlarının güneyinde bulunan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muazzam, kocaman, çok büyük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). aynı sofrada yemek yiyen;( zool). komensal; (i). sofra arkadaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). mukabil teklif , karşı öneri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında, cuma günleri okunmaya mahsus güfteli bir şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cündîcesine, iyi binicilere, süvarilere yakışır tarzda, böyle bir tarz takınarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Tarla kuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sonbaharda dökülen yapraklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Saç döken hastalığı, saçkıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Dâhiye yakışır Daire bir şekilde, dâhice, dehâ eseri göstererek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). On yıllık, on yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yumuşakçalardan, toplu halde yaşayan bir deniz hayvanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Deniz gibi çok ‘olan, denizi andıran.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دریانورد] denizci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (deniz suyundan) tuzu çıkararak içilebilir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Dijital karasal TV kanal ve radyo yayınlarını alan entegre televizyon yayın tuneri.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Ultra gerçekçi surround için stereo müzik kaynaklarından ses çalma. Sony’den Dijital Konser Salonu bir konser salonunda bulacağınız akustik türünü oturma odanıza taşır. Daha zengin müzik çalma için gelişmiş DSP teknolojisini kullanarak ses ekosu ekleyerek her bir enstrümanın sıcaklığını yakalayan benzersiz bir üç boyutlu ses alanı oluşturur.

Teknolojik Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). müsaade etmemek, engel olmak men etmek; inkar etmek, reddetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağılma, dağıtılma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). düzen, tertip, tanzim; idare, tasarruf; satma, satış, başkasına verme, elden çıkarma; iktidar. at one's disposal emrine amade, hizmetinde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Dindarlık, dinin kaide ve hükümlerine tamamiyle riayet: Eshab-ı diyânetten bir zattır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

religious. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion din.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

piety. devoutness. religion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Diyânetli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Din kaidelerine riayet eden, dindâr. Ar. müttakî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Doğrusal Motorlu İzleme Sisteminde, lazer, manyetik alandaki değişikliklere göre hareket eder. Yüksek hızlı, doğru konum kontrolü sağlar ve neredeyse tamamen gürültüsüzdür ve aşınmaz. Doğrusal Motorlu İzleme sistemi, hassas izleme ve CD üzerinde herhangi bir noktaya hızlı erişim sağlar.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Darbe Kod Modülasyonu) sıkıştırma yapılmayan bir ses teknolojisidir. Ses verilerini sıkıştırmak yerine, bilgiyi olduğu gibi kaydederek orijinal CD’nin birebir kopyasını yaratır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Doğrusal PCM (Pulse Code Modulation – Tını Kodlama Modülasyonu) sesi, bir sıkıştırılmamış yüksek kaliteli dijital ses biçimidir. Sony DVD Video oynatıcılar, çeşitli kuantizasyon (16 bit, 20 bit ya da 24 bit) ve örnekleme hızlarında (48 kHz ya da 96 kHz) DVD’leri oynatabilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

natal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tactile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tomato sauce. ketchup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (anat). sırta ait; (bot). arka tarafa ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.*

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [ضروب امثال] atasözleri.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensual. emotional. sentimental. affective. romantic. emotive. feeling. sensational. sensuous. soulful. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensual. emotional. sentimental. affective. romantic. emotive. feeling. sensational. sensuous. soulful. susceptible. susceptive. platonic. sensory. tenderhearted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emotional. sentimental. romantic. corny. fey. mushy. saccharine. sensational. sensitive. soulful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensuality. sensibility. romanticism. emotionality. sensuousness. sentiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensibility. sensuality. sentimentality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sentimentality. being emotional. psychographics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Duymakla, hissetmekle ilgili olan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial. sensory. sensuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensorial duysal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sensory. sensitive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Ülke

Başkent: San Salvador.

Nüfus: 5.753.000.

Yüzölçümü: 21.041 km2.

Komşuları: Batıda Guatemala, Kuzeyde Honduras.

Önemli Şehirleri: San Salvador.

Din: %75 Katolik.

Dil: İspanyolca (resmi).

Yönetim Biçimi: Cumhuriyet.

Tarih: 1821’de İspanya’dan ve 1839’da Orta Amerika Federasyonu’ndan bağımsız oldu. 1969’da Honduras ile 300.000’den fazla Salvadorlu işçi arasındaki savaşta 2.000 kişi öldü. 1979’da askeri bir darbe ile başkan Carlos Humberto Romeno hükümeti devrildi ama iktidardaki askeri-sivil cunta Küba ve Nikaragua’nın silahlandırdığı solcu isyancıları durdurmayı başaramadı. Mayıs 1984’teki seçimlerde Hıristiyan Demokratiklerden Jose Nopoleon Duarte oyların %54’ünü alarak başkan seçildi. Hükümet ve solcu isyancıların imzaladığı resmi bir barış andlaşması ile 12 yıl süren ve 75.000 kişinin ölümüne yol açan ve iç savaş 16 Ocak 1992’de sona erdi.


Ülke by

İngilizce - Türkçe Sözlük

El Salvador Cumhuriyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(EMSAL) (i. A. c.) (m. mesel). 1. Eş, benzer, Fars. mânend, Ar. nazîr: Bunun emsali yoktur, emsalsizdir. 2. Örnek, nümOne, bir müsaade veya resmî işte açıklık olmadığı takdirde dayanılacak örnek: Emsal yoktur; başkalarına emsal olmamak şartıyle buna müsaade olunmuştur. Emsal rakamı (matematik) = Bir sayının kaç misli sayılacağını gösteren rakam. Durub-ı emsâl = Atasözleri, vecizeler. (bk.) Darb-ı mesel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

equal. peer. similar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peer. precedent. similars. equals. compeer. coefficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

precedent. peer. similar cases. equal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امثال] hikayeler. 2.masallar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امثال] örnekler. 2.benzerler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Kıssalar, hikayeler, destanlar. 2.Numuneler, örnekl(Erkek İsmi) 3.Eş benz(Erkek İsmi) 4.Yatış denk. 5.Katsayı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Eşsiz, benzersiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unprecedented. matchless. peerless. incomparable. unequaled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

matchless. peerless. unequalled. unprecedented. unsurpassed. without precedent. puller. unexampled. unique. unmatched.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. nesil). Nesiller, kuşaklar, (bk.) Nesil.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انسال] nesiller, kuşaklar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza.) müshil olarak kullanılan magnezyum sulfat, İngiliz tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Namazın usulleri. 2. Yol, usûl, Adâb.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yiğitliğinle tanın.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Ersal).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (ezandaki «hayye aie’s-saiâ» dan). Meydan okuma tâbiri, kendine güvenen meydana çıksın! İşte meydan: Aşk ateşine tahammül eden varsa essalâ!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üslûb). Üslûblar. (bk.) Üslûb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kabullenme, benimseme; evlenme, nikâh; nişanlama, nişanlanma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (fasl’dan imüb.). Kötüleyici, kötü söyleyen, fasıl ve zemmeden, arkadan konuşan, birinin ayıbını sayıp çekiştiren (Arapça’da, aksine, birini para almak ümidiyle öven kimse demektir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Karar, hüküm, fasi, çözme: Bu meseleye, bu davaya faysal vermek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Keskin hüküm, karar. 2.Halletme, neticelendirme. 3.Keskin kılıç. 4.Hakim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A. faysal = çözme, karar, F. pezîriften = kabul etmek). Hal ve fasi kabûl eden, neticelenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Mareşal rütbesine Almanlar’ın verdiği isim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Ayırma. 2. Sütten

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Endüstriyel işlemlerden ve otomobil egzoz gazlarından kaynaklanan hidrokarbon ve azot oksitleri emisyonlarının kirlettiği havada kuvvetli güneş ışığının etkisiyle gerçekleşen fotokimyasal tepkimenin oluşturduğu duman ya da pus.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fransa ahalisinden olan, Fransız.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. gasl’den imüb.). Ölü yıkayan adam, Fars. mürde-şû

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [غسال] ölü yıkayıcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ölü yıkayan kadın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü yıkama işi: Gassallık ediyor.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. İngiliz tuzuna benzer müshil bir toz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., anat. dile ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yıkanılan su.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوساله] buzağı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوساله] dana.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beauty parlour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوان سالار] kilerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hârâbâtîce, harabatîlikle, israf, sefâhat ve sarhoşlukla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûUden). 1. Kuş •kursağı, taşlık. 2. Mide. 3. mec. İstidat, anlama ve bilgi edinebilme derecesi, zihin kabiliyeti: Bu şey havsalema sığmıyor, bunu havsalama sığdıramıyorum (anlayamıyorum). Havsalası dar — İstidadı eksik. 4. (anatomi) Karnın altında sağrı kemiklerinin teşkil ettikleri mahfaza ki, rahim de içinde bulunduğundan, kadınlarda daha geniş olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوصله] kavrama gücü, havsala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. accomodating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. havsaliyye). Havsalaya dair, ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

animal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yaşıt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسال] yaşıt.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. haslet) Huylar, tabiatlar, mizaçlar, karakterler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. haslet). Hasletler. (bk.) Haslet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصال] huy, haslet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Hiyanet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kendisine gösterilen emniyet ve itimadı kötü kullanan veya vaad ve taahhüdünü yapmayarak hilekârlıkta bulunma. 2. Kendi devlet ve memleketi aleyhinde düşmana hizmet etme, hainlik: Eski Romalılar en ağır cezayı hiyanete tahsis etmişlerdi. Halk dilinde yanlış ve sevimsiz olarak hâin ve vefasız mânâsiyle sıfat gibi de kullanılır: Hiyanet adamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disloyalty. treachery. perfidy. treason.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

treason. treachery. perfidy. faithlessness. disloyalty. infidelity. lése majesté. prodition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خيانت] hainlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanet eden, hâin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hiyanetle, hâinâne.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيانتکار] hain.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (halk dilinde). 1. Hainlik, hiyanet. 2. Vefasızlık, sözünde durmayış. 3. Hilekârlık, gaddarlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Tabiatı uğurlu, güzel huylu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forensic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kuraklık ve kıtlık yılı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک سالی] kuraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasala» dan itas.) (c. huveysalat) (tıp). Cild altında olan bir takım kabarcıklar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «gusl»dan masdar). Yıkanma, yunma, gusül alma.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Secondary Markets)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak mevsimde buharın çukurca ovalara yaslanıp uzaktan su gibi görünmesi, serap (İstanbul şivesinde kullanılmamıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «mesel» den masdar). 1. Bir şeyi örnek ve misal alıp ona uyarak hareket etme, uyma. 2. Alınan emre tamamiyle baş eğme ve itaat edip ona göre hareket etme: Emirlere imtisâl etmeyen memur mes’ul olur. İMTİSALEN

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ امتثال] boyun eğme. 2.verilen işi yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dogmatic. dogmatic dogmatik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fasl»dan masdar). 1. Ayrılma, yerini terkedip gitme: Onun buradan infisali doğru olmaz. 2. Azledilme, işinden uzaklaşma: Son memuriyetinden infisali hangi sebeple oldu acaba?

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انفصال] ayrılma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnerken (yemeğe) tükürük katmak. insalivation i. tükürük katma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hopefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

God willing. if God wills.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I hope so.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

I hope that. if nothing unforeseen happens. hopefully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sağlığa yaramaz, sağlığa dokunur, zararlı. insalubrity i. sıhhate aykırılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ethnic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amalgamation. ethnic. racial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. irsâlât). Gönderme, yollama: Bir adam, asker, erzak, mühimmat, bir mektup irsâl eyledi. Irsâl-i mesel = Söz arasında mânâyı kuvvetlendirmek için meşhur bir mesel ve hikâye söyleme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ارسال] gönderme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch note. waybill. consignment note. despatch note. forwarding note. freight bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waybill. dispatch list. forwarding paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch list. way bill. shipping papers. bill of consignment. bill of conveyance. bill of carriage. declaration of shipment. delivery note. despatch note. forwarder's receipt. forwarding note. freight bill. letter of conveyance. letter of safe conduct. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Allah’ın göndermesi, yollaması, Allah’tan gelen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vüsûl»den masdar). Vusûl buldurma, eriştirme, yetiştirme, ulaştırma: Mektubu gideceği yere, erzakı orduya İsâl eyledi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ایصال] kavuşturma, ulaştırma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaştırmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyelân» dan masdar). Akıtma, seyâlan ettirme, gözyaşlarını isâle etti.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اساله] akıtma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Hâsıl etme, ele geçirme, üretme. Doğrusu tahsîl’dir. Türkler, hem bu kelimeyi, hem de «istihsâlât» şeklinde cemini yapmışlardır: Türkiye’nin yıllık petrol istihsâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production üretim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

production. procuring. obtaining. acquiring. getting sth. acquisition. procurement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ استحصال] elde etme. 2.elde edilme. 3.üretim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asi» dan masdar). Kökünden koparıp çıkarma, varlığını ortadan kaldırma: Bu memleketten eşkıyayı istîsâle muvaffak oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan masdar) (c. ittisâlât). 1. Ulaşma, bitişme. 2. Aralık yokluğu, temâs, biribirine dokunma: ittisâli kesmek. 3. Biribirine yakınlık. Ittisâlinde = Tâ yanında, bitişik olarak. Kesb-i ittisal etmek = Yanyana gelmek, temas etmek, bitişmek. 4. Bir bina, arsa ve arazinin dört tarafındaki hududu. 5. (askerlik) Orduyu meydana getiren tümen ve başka birlikler arasındaki muhabere ve bitişme yolları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contiguity. communication. liaison. junction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اتصال] birleşme, kavuşma. 2.bitişik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Kudüs, Kudsü şerif, Yeruşalim. Jerusalem artichoke yerelması, bot. Helianthus tuberosus. Jerusalem cherry kiraz yibi meyva veren bir salon yeşilliği. Jerusalem pine Halep çamı, bot. Pinus halepensis. New Jerusalem öbür dünya, cennet.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audience chamber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary. genetic. heritable. reversionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

genetic. hereditary. genetic kalıtımsal. irsi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditable. hereditary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hereditability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be nationalized.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Çifte demir atıldığı zaman, geminin dönmesiyle zincirlerin dolaşmasını önlemek üzere kullanılan tertibat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrestrial. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

terrestrial. territorial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fitne, Fars. Aşöb, Ar. fesâd, kavga: Kargaşalık çıkmasına meydan verilmedi. Kargaşalığın önünü almalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. tumult or disorder. anarchy. commotion. hullabaloo. pandemonium. confusion. chaos. scramble. seething mass. broil. mix up. riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sperm whale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptual. conceptive. conceptional. notional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conceptual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [کسالت] tembellik, gevşeklik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical. chemical kimyevi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical. synthesis.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Gaz, katı ya da sıvı haldeki kimyasal maddelerin etkisiyle havada, suda ve toprakta oluşan kirlilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Daha sonraki kuşaklarda doğuştan gelen kusurların artışına yol açabilen, kimyasal kökenli potansiyel mutasyon nedenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical warfare.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chemical weapon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. pastoral. country. agrarian. arcadian. countrified.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

country. rural. rustic. silvan. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural. rustic. country. pastoral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rural population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyu kısa olan şeyin hâli; zıddı: uzunluk. Ar. kasar: Kısalığından başka bir özrü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness. brevity. short span of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contraction. curtailment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kısa olmak, boy azalmak, kısa gelmeye başlamak, çekilmek, Osm. takassur etmek: Tahtanın ucu kesilirse kısalacaktır; bu ceket çok kısaldı; bu kumaş yıkanınca kısalır. 2. Muhtasar, hulâsa, kısa, özetlenmiş olmak: Bugün Türkçe’de cümleler kısaldı; demiryolundan dolayı Anadolu’da yolculuk kısaldı; günler gittikçe kısalıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contract. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become shorter. to shrink. diminish. shorten.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısaltmak işi. 2. Bir şeyin kısaltılmış hali: Kısaltma işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. abbr. shortening. compendium. abbreviation. abridgement. compression. condensation. curtailment. retrenchment. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. abridgment. shortening. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. shortening. abridging. abridgment. abridgement. brachylogy. contraction. curtailment. résumé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısa etmek, azaltmak, Osm. taksir etmek, kesip kırarak kısa yapmak: Direği, elbiseyi, seçı, sakalı kısaltmak; yolu kısaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorten. make shorter. abbreviate. abridge. summarize. cancel. clip. compress. curtail. cut down. dock. edit. prune. reduce. retrench. short-circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. abridge. contract. cut. shorten. truncate. to shorten. to abbreviate. to abridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. to shorten. to abridge. to condense. boil down. compress. contract. curtail. cut. diminish. encapsulate. file down. pare. take up. telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Yer altında geniş bir alana dağılan kök.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Kumluk yer, kumla örtülü deniz kıyısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sandy seashore. plage. sandbank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

beach. sands.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sandy beach or shore. sandy. beach. sandy beach. shoal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. theoretic. abstract. academic. academical. doctrinaire. hypothetic. hypothetical. notional. pure. speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

academic. pure. speculative. theoretic. theoretical. doctrinaire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

theoretical. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

speculative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fictional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuses that don't hold water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini oyalamak için ileri sürülen yersiz özürler, sözler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutional.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Institutional Investors)

Bireysel yatırımcılardan ayrı olarak, kendisine devredilen paralardan ya da tahvil ve hisse senedi satışıyla sağladığı kaynaklardan oluşan fonları yatırıma yönelten kurum, kuruluş veya örgütlerdir.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

institutionalize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İki hayvanın birbirine koşulması veya iki devenin bir iple bağlanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mukaddes.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. blessed. sacred. saintly. divine. heavenly. celestial. inviolate. sacramental. sacrosanct. saint. sainted. sanctified. sanctus. solemn. venerable. hiero-.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessed. celestial. divine. holy. sacred. sacrosanct. solemn. spiritual. venerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holy. sacred. celestial. numinous. sacral. sainted. spiritual. venerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kudsi, kutlu mübarek, mukaddes.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sanctuary. sanctum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur getiren, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become holy. to be regarded as sacred.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to cause to be regarded as sacred. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

blessedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

holiness. sanctity. sacredness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Kutsalan).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arctic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

polar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Serçegillerden küçük bir kuş (motacilla).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) LAubâlî şekilde.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(e.). (Arapça terkip) (lâ-ev-haşallah tâbirinden kısaltılmış ki, «Allah onu uzaklaştırmasın» demektir). Mâşallah ve bârekallah gibi övme tâbiridir: Levhaşallah!

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Loğusa olma hâli ve bu hâlin müddeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of confinement after childbirth. childbed. confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fasl»dan im. Aslı mafsıl’dır) (c. mefâsıl) (anatomi). Bedenin oynak yeri, boğmuk. (tıp) Resye-i mefâsıl = Oynak yerlerine dadanan romatizma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint. articulation. bell crank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

articulation. joint. link. knukle joint. ball and socket joint. hinge. knuckle. juncture. toggle. pin connection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفصل] eklem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Eklemlerde hissedilen ve çoğunlukla soğuk algınlığından sonra görülen ağrıları dindirmek için aşağıdaki reçeteler uygulanır.

Tedavi için gerekli malzeme : Acıhıyar.

Hazırlanışı : 1 tane acıhıyar ezilir. Çıkan suyu ile ağrıyan yerler ovulur.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mafsaliyye) (tıp, anatomi). 1. Oynak yerlerine ait: Resye-i mafsaliyye. 2. (paleontoloji) Oynak yerleri olan: Hayvânât-ı mafsaliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mâ = bağ, hasat = «husûl»den geçmiş zaman). Hâsıl olan, husule gelen, netice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ماحصل] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Financial Markets)

Tasarruf fazlası olan ekonomik birimlerle tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan ekonomik birimler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya mali piyasa (finans kesimi) denir. Bu piyasalar kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market); orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market); Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market) şeklinde gruplandırılabilir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Fr., Cerm.). Mareşallik rütbesinde olan en büyük rütbeli asker: Mareşal Fevzi Çakmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orgeneralliğin üstündeki son askerî rütbe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(İ.A. «mesel» den galat). 1. Çocuklara söylenilen hikâye: Masal söylüyordu; çok masal bilirdi. 2. İnanılmayacak hikâye, cin ve peri hikâyesi: Masal kitabı. 3. Saçma sapan söz, boş şey: Dediklerinizin hepsi masaldır; benim masal dinlemeye vaktim yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Kan ve sütün için de tabii olarak bulunan su, Fr. serum, serositi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

story. tale. fairy tale. fable. fiction. romance. yarn.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fable. myth. romance. story. tale. yarn. fairy tale. folk tale. lie. fairy story. a tall story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale. folk tale. fable. cock-and-bull story. bull.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

storyteller. spinner of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maşaya benzer bir Aleti olan: Maşalı saat, maşalı tüfek: Eski bir çeşit fitilli tüfek. Eli maşalı = mec. Edepsiz, kavgacı (bilhassa böyle kadınlar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ar. terkip). 1. Allahın istediği, Cenâb-ı Hak her ne isterse (tâbirin tamamı böyledir: Mâşâ-Allâhü kâne: Allah’ın istediği olur). 2. Takdir ve övmeyle beraber nazardan korumak için kullanılır: Mâşallah ne terbiyeli çocuk, mâşallah ne güzel binal 3. Varlığı memnuniyet veren bir şahıs veya şey görüldüğü zaman söylenilir: Mâşallah, buyrun. Mâşallah, siz burada mısınız? 4. Ekseriya küçük çocuklara takılan yassı ve ince, yürek biçiminde «Maşallah» kelimesi yazılı altın.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aylık, ayda bir, her ay olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sofraya ait, sofrada kullanılan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MEŞ’ALE) (i. A. «şu’l»dan im.) (c. meşâil). 1. Aydınlatmaya mahsus Alet, kandil, lamba. 2. Açık yerleri gece aydınlatmak için kullanılan Alet ki, yere dikilmiş demir bir direğin ucundaki kafesin içinde çıra veya yağlı paçavra yakmakla olur (dilimizde daha çok ikinci mânâya gelir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset. link.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

torch. flambeau. cresset.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meslek). Meslekler, bk Meslek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kendisine uygun olmayan birisiyle evlenme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

bk. Miyâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. emsile). 1. Örnek, nümûne, umumî bir şeyin veya kaidenin anlaşılması için gösterilen örnek: Her kaideye bir misâl getirmeli; herkese misâl olacak bir adamdır. 2. Benzer: Melek misâli, derya misâli. 3. Rüya, düş. Alemi misâl = Alem-i mânâ, rüyâ Alemi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. instance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. model örnek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

example. illustration. precedent. case. epitome. exemplification. instance. pattern. specimen.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) örnek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

örnek almak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. uygunsuz izdivaç, yanlış evlilik; uygunsuz bir birlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. uygunsuzca birleşmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kil. Katolik kilisesinde Aşai Rabbani ayini kitabı; dua kitabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (halk dilinde: meyâne). 1. Orta, vasat. 2. Ara, Ar, mâbeyn: Miyânemizde. Bu meyânade = Bu arada. 3. Helva gibi bazı yemeklerin kıvâmı: Mlyânesi daha gelmedi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wistaria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. ölmek üzere olan bizler sizi selâmlarız (gladyatorlerin dövüş meydanına çıkarken imparatoru selamlamaları).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «fasi» dan imef.) (mü. mufassala). Uzun uzun anlatılan, tafsilli, tafsilâtlı, kısa olmayan: Mufassal bir mektup, bir kitap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

detailed. full. elaborate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzun uzun tafsilât vererek, sözü uzatarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفصلا] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» den). Elde edilen netice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محصله] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Mürâİce, riyâ ile.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan mas.). Barışma, barışıklık, .uzlaşma: İki devlet musâlaha ettiler, musâlaha akdolundu. Sulh, asayiş, huzur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» ten mas. müfâale). Barış, barışma, uzlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selm»den masdar). İki kişi veya taraf arasındaki sulh ve barışıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Namaz kılmaya mahsus açık yer, namazgâh. 2. Cami önünde cenaze namazı kılmaya mahsus yer. Musallâ taşı = Namazı kılınırken cenazenin konulduğu yüksekçe taş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selâtet» ten imef). (mü. musallata). Üzerine düşüp rahat bırakmayan, kahır altında tutan, ikide birde ortaya çıkıp rahatsız eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worrying. annoying.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sb / sth which constantly pesters or annoys.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb to bothering sb else.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to bother. to poster. to pick on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salât» tan if). Namazını terketmeyen, beş vakit namaz kılan, dindâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. müstahsalât). Husûle gelmiş veya getirilmiş (aslı: «mütahassıl»),

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). İstihzâ ile, eğlenerek: Müstehziyâne bir tebessümle, o sözleri müstehziyâne söyledi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den if.) (mü. mutasallibe). 1. Sertleşmiş, katılaşmış: Cism-i mutasallib. 2. mec. Salâbeti olan, metin.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salt» tan if.) (mü. mutasallıta). Çatan, sataşan, musallat olan, zorba.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ağırlıkla, acelesiz, fazla düşünerek: müteenniyâne hareket ediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Telâşla.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vusûl»den masdar). Birbirine vâsıl olma, ulaşma, kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vusûl»dan masdar). Yetişme, vâsıl olma: Saat beşte buraya muvâsalat ettiler (bu mânâ Arapça’da olmayıp dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مواصلات] varma, ulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسالمت کار] barışçıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [متواضيانه] alçakgönüllülükle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Cash Markets)

Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. buruna ait; genizden veya burundan gelen; dilb. genzel; i., dilb. genizsi ses, burun sesi; anat. burun kemiği. nasal cavity burun boşluğu. nasal fossa, nasal passage geniz. nasal letter genizden okunan harf. nasally z. genizden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Yeni yıl.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Genç, taze, küçük.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(a.t.i.) (Erkek İsmi) - Işık saç, aydınlat.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dükkân dışında içmek üzere içki satışı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok sal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Billûrları sidikte bulunabilen kalsiyum oksalatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok atmakla meşhur.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ön sal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorific.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onurla ilgili. Saygı için verilen san.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Proportional Collateral)

Üçer aylık dönemlerde hesaplanan ve Borsa üyelerinin Hisse Senetleri Piyasası’nda gerçekleştirdikleri işlemlerin günlük ortalama tutarının % 4’üdür.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemi). Sol tarafa, iskeleye dönmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Öz kutsal.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pradoxical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

financial. monetary. pecuniary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monetary. financial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eski püskü ve yırtık (esvap vesaire): Parsal bir cübbe. (bk.) Partal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle paşa hizmetinde bulunanlar için söylenirdi: Paşalı kıyafeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Paşa unvanı. 2. Bir paşanın idaresinde bulunan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkatle okuma, mütalaa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Petrolden türetilen madde veya malzeme, bir tür hidrokarbon. Hidrojen ve karbon atomlarından oluşan kimyasal. Modern kimya endüstrisinin kalbinde petrokimyasallar yer almaktadır. Bir çok “mucize” ürünün ve önemli miktarda kimyasal çevre kirliliğinin özünde petrokimyasallar yatmaktadır. En çok tanınan petrokimyasallar arasında, asetik asit, aseton, benzin, formaldehit, etilen, etilen diklorit, metanol, fenol, polietilen, polivinil klorid, stirin, vinil klorid vs. sayılabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tortu hâsıl etmek, durulmak, teressüb etmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. teklif; teklif etme; evlenme teklifi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. mezmur; ilahi; çoğ, b.h. Kitabı Mukaddeste Mezmurlar kitabı; f. mezmurla sena etmek; makam ile okumak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezmur yazan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. mezmur okuma; mezmur koleksiyonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezmurlar kitabı; k.h. dini ayinde okunacak belirli mezmurlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) zool. geviş getiren hayvanların üçüncü midesi, kırkbayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. santur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Yalvarırcasına.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Çobanlığa ait, çobanca.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coincident.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accidental. chance. coincidental. concurrent. fortuitous. random. incidental. casual. fortitous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

casual / adj ,. coincidental.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (halk dilinde: rezene). Dereotu çeşidinden bir bitki ki, hıyar turşusuna konur. (bk.) Rezene.

Türkçe Sözlük by

Şifalı Bitki

(rezene): Maydanozgiller familyasından; Ege ve Akdeniz bölgesinde yetiştirilen 2 veya çok yıllık otsu bir bitkidir. Boyu 1-1,5 metre kadardır. Yaprakları saplı, almaşık dizilişli ve tüysüzdür. Gövdesi dik, silindir şekilli ve tüysüzdür. Sarı renkli çiçekleri şemsiye görünümündedir. Meyveleri silindirik, 11 milimetre kadar boyunda ve 4 milimetre kadar kalınlıktadır. Renkleri yeşilimsi esmerdir. Meyveleri, müsilaj, şeker, nişasta, tanen sabit ve uçucu yağ taşır. İlaçlarda tohumları ve kökü kullanılır. Kullanıldığı yerler: Mide ve bağırsak gazlarını giderir. Sinirleri ve ağrıları yatıştırır. İştahi açar. İdrar söktürür. Anne sütünü artırır. Boğmaca, dalak hastalıkları ve idrar zorluğunda faydalıdır. Kansızlığı giderir. Kan çıbanı ve göz zafiyetinde de kullanılır. Kalp hastalıkları, romatizma ve üremide faydalıdır. Bronşları boşaltır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) ret, kabul etmeyiş veya olunmayış, imtina; ret cevabı; kabul veya reddetme hakkı. refusal of payment parayı ödememe.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. misilleme, misli ile mukabele, aynen karşılığını yapma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tersine çevirme; huk. kararın bozulması.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. resâil). 1. Mektup, Fars. nâme: Risâle-i tebrîkiyye (bu mânâ ile çok az kullanılmıştır). 2. Broşür: Risâle-i mahsûsa, Fr. monographie.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brochure. dissertation. folder. pamphlet. tract.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Mektup. 2.Kısa yazılmış, küçük kitap. 3.Dergi, mecmua.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinin elçisi, peygamberi. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Elçilik. 2. Peygamberlik. 3. (hukuk). Mes’uliyeti yüklenmekslzin birinin sözünü diğerine bildirme, iletme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Elçilik. Peygamberlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. risâlet = peygamberlik, Fars. penâh = sığınak). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Peygamberimiz’e ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. psychologic. psychic. psychical. mental. spiritual. inner. inward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychic. spiritual. psychological.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

psychological. mental. inward. psychic. spiritual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Ruhla ilgili olan, ruhi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [صدسال] yüzyıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hygienic. health. pertaining to health.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). Peygamberimiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davada her iki tarafı da tutmayan, üçüncü şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Yan yana bağlanıp suyun üzerinde yüzdürülen, keresteden ibaret düz şey. Kereste salı = Suyun üzerinde kolay taşınmak için sal şeklinde bağlanıp halatla gemiye çektirilen kereste yığını.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıl, sene.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Baş tepesinin kılsızlığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Omuza almaya veya boyuna sarılmaya mahsus yünden kumaş: Şala bürünmek. 2. Keşmir keçisi kılından veya ipekten geniş kuşak: Şal kuşanmış. Cenlze şalı = Cenâzelerin üstüne açılıp tabutu sarmaya mahsus yün şal.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

timber hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An East Indian timber tree , much used for building purposes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is of a light brown color, close-grained, heavy, and durable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Structural Adjustment Loan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slot Allocation List. [Spanish] salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Single Anchor Loading. , sall aux shall suld pret [OE sculan, sceal 1/3 sg pres ]. fn salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Datafile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Special Access Line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shawl. wrap. wrapper. scarf. throw. mantilla. stole.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mantilla. shawl. wrap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shawl.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سال] yıl.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شال] şal.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, dide = görmüş). Yıl (lar) görmüş, çok yaşlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, hürde = yemiş). Yaşlı, ihtiyar, geçkin: Bir pîr-i sâl-hurde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (sâl = yıl, nâme = kitap). Bir senelik takvimi ve hâdiseleri gösteren ve her sene çıkan kitap, yıllık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Halktan senede bir alınan vergi, Osm. tekâlif-i resmiyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cuma namazına ve bazı cenazelere çağırmak için minarelerde okunan salavât: Salâ vermek, salâ okumak. 2. mec. Meydan okuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cinda at end of 19th century involved in dealings with Germans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Or Salavana, the grove of sal trees near Kusinagara, the place of the Buddha's death. music, a song, to sing, to play music, to make music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. selâm, temenna; f. selamlamak, selâm vermek, temenna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb»dan). 1. Katılık, peklik. 2. Metanet, kuvvet, dayanma, sebat: Salâbet-i dîniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلابت] sağlamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Peklik, katılık, sağlamlık. 2.Manevi kuvvet, dayanma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, sağlam, dayanıklı, sebatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılabilir, satılma imkanı olan. salability, salableness i. satılabilme, satılma imkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü yrkanılan kerevet, teneşir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvani, şehvetli; müstehcen. salaciously z. şehvetli olarak, şehvetle. salaciousness, salacity i. şehvetlilik, şehvet: müstehcenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salata. salad days gençlik çağı, acemilik. salad dressing mayonez; salata sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. iyilik, bir şeyin iyi ve istenen şekilde bulunması: Salâh-ı hâl. 2. Dindarlık, perhizkârlık, iyi işler: Ehl-i salâhtan bir zât. 3. Sulh, asâyiş: Sulh-ü salâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer five times a day If this seems arduous to non-Muslims there is a tradition in Islam that Muhammad actually beseeched God to reduce the number down to five from an original fifty times a day Prayer in Islam is praise of God - not asking or requestin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praying five times a day, facing Mecca 'It is a matchless and unprecedented formula of intellectual meditation and spiritual devotion, of moral elevation and physical exercise, all combined,' writes scholar Sayyid Abu Al-'Ala Maududi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praying five times a day, facing Mecca. prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صلاح] düzgünlük, yolunda gitme. 2.barış. 3.dine bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Düzelme, iyileşme, iyilik. 2.Barış. 3.Dine olan bağlılık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALAHİYYET) (i.) (Ar. «salâh» dan Türkler’in yaptığı bir kelimedir). 1. Bir işe karışmaya ve bir i? ve harekete hakkı olma, (y. k.): yetki: Sizin bu işe karışmaya salâhiyetiniz yoktur; bu, benim salâhiyetim içindedir. 2. (hukuk). Bir dâvânın ilgili mahkemede bakılması. Adem-i »alâhiyyet dâvâsı — İki taraftan birinin, dâvânın verildiği mahkemeye ait olmadığını iddia etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. power. authorization. attribution. competence. conusance. hand. jurisdiction. jus. mandat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلاحيت] yetki..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صلاحيت دار] yetkili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorized. competent. empowered. entitlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ser-Ahûr» dan galat). 1. Eski bir rütbe sahibi. 2. (silâhşor’dan galat). Vaktiyle bir kale ve yerin muhafazasıyla görevli olup, bu hizmete karşılık vergi vermeyen asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ucu toplu zencirli bir nevi eski cenk tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal, anlayışı kıt, bön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. stupid. silly. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker. apish. ass. berk. booby. bugger. chump. clod. clot. cockeyed. cuckoo. daft. dim. dummy. fucker. goon. nit. nitwit. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-witted. dolt. sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “şal” dan Rumca’ya uydurularak yapılmıştır, «şalcık» demektir). Yünden İnce bir cins kumaş ki kadın giyeceği, hırka ve yorgan yüzü vesaire olur. Lahuraki buna benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to act like a nincompoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Hususî bir usulle yapılmış domuz veya sığır sucuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salutation or compliment of ceremony in the east by word or act; an obeisance, performed by bowing very low and placing the right palm on the forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peace, hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation 'Assalam o Alekum wa rahmat Allahu wa barakatuhu' recited at the termination of Salat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semender, zool. Salamandra maculosa; ateşte yanmayan efsanevi bir hayvan; sıcağa karşı dayanıklı kimse. salamandrine s. sıcağa dayanıklı; semendere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit küçük kömür sobası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type genus of the Salamandridae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. salle à manger

yemek odası

Yemek yenilen oda.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salam. salammoniac nişadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca). 1. Peynir ve balık gibi şeylerin bozulmamak için batırıldıkları tuzlu su: Salamuraya yatırmak, salamura peyniri, balığı. 2. Salamuraya batırılmış tuzlu şey: Bamya, patlıcan, yaprak, balık salamurası, mec. Salamura suyu = Tatsız ve yavan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickled. salted. in salt. corned. pickle. brine. souse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brine. souse. soused food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickle. brine used for pickling food. saltwater. slated. marinade. secondary fluid. briny. pickle-cured. pickled. brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Filipin yerlilerinin dilinden). Hint ve Çin denizleri kıyılarında yaşayan bir cins kırlangıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendine mahsus tarzda bir yelkeni olan, büyücek bir çeşit kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Baş, reis, kumandan. Sipeh-sâlâr = Kumandan, serdâr, ser-asker. Kafile-sâlâr = Ker-vanbaşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baş, kumandan, başbuğ, önd(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maaş, aylık, ücret; f. maaş vermek, ücret vermek, aylık bağlamak. salaried s. aylıklı, maaşlı, ücretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Meyve vesaire satmak üzere baraka hâlinde geçici dükkân. Bostan salaşı = Kavun, karpuz satmaya mahsus olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down at heels. out at heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booth. market stall. temporary shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden booth or market stall. temporary wooden shack or shed. shed-like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan ve sonra Avrupa’da yapılan astarlık seyrek bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. salavât). 1. Namaz. Salât-ı lyd = Bayram namazı. 2. Peygamberimiz’e duâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Türk cami musikisinde bir form ki, çeşitleri vardır: Salât-ı ümmiyye, cuma salâtı, bayram salâtı, cenâze salâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the second pillar of Islam is prayer; a prescribed liturgy performed five times a day and oriented toward Mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obligatory or supererogatory prayers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

M prayers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic prayer, synonymous with namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer observed five times daily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The five daily prayers required of all Muslims; the second of the five pillars of Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the prayers which a Muslim must perform. Prayer; specifically, a required, prescribed prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual or congregational prayers. , German for Salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The five obligatory daily prayers that Muslims must perform every day The five prayers are; Fajr , Dhur , Asr , Maghreb , and Isha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The obligatory ritual prayer carried out five times a day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pray. the second pillar of Islam is prayer; a prescribed liturgy performed five times a day and oriented toward Mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lettuce , salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلات] namaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Namaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yatsı namazının son iki rekâtlık sünnetinden sonra kılınan üç rekâtlık vacip namaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. selade). 1. İştah açmak üzere yemek arasında yenen tuzlu ve ekşili şey. 2. Salata yapmaya yarayan marula benzer ve ondan küçük kıvırcık yapraklı yeşillik. 3. Tuz, sirke ve zeytinyağı ile terbiye olunmuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lettuce. salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salad. green salad. lettuce. rabbit food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salata, soğan vesaire satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Salata yapmaya yarayan. 2. Hıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. salât). Müfred gibi «Allahümme salli alâ seyyldinâ Muhammedin ve alâ Alihi Muhammed» duAsı. Salavât getirmek, okumak = Bir tehlike hâlinde bu duânın okunması Adet olduğundan, pek sert adam hakkında: Yanına salavâtla varılır, denilir, (bk.) Salât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). 1. Asma, asarak Idarr etme. 2. Haça germe, haça gererek Idarr etme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İtalyanca: salsa’dan). Do mates suyu veya başka şeylerle yapılan ye mek terbiyesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dressing. gravy. sauce. tomato paste. tomato sauce. tomato sauce/paste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sauce. tomato paste. tomato sauce. gracy. dope. dressing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Salar).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ciddilik, ağırbaşlılık.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سال دیده] yaşlı. 2.deneyimli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (y. k.). Mütecaviz

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. offensive. thrusting. pushy. get-tough. hard-hitting. militant. aggressor. attacker. assailant. assailer. invader.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. assailant. gross. militant. truculent. vicious. aggressor. attacker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressive. belligerent. aggressor. assailant. hostile. militant. oppugnant. rebarbative. transgressor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become aggressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. offensiveness. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggressiveness. belligerence. truculence. militancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. aggression. offensive. offense. raid. thrust. assault. charge. dash. invasion. offence. on-slaught. onset. onslaught. pounce. scrimmage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. attack. broadside. invasion. offence. onrush. rush. sally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aggression. attack. assult. belligerence. truculence. assault. assault and battery. blow. charge. incursion. inroad. invasion. offensive. onrush. onset. onslaught. punch. rampage. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attacking. rush. encroachment. onslaught. lunge. on-slaught. onrush. swoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dash. pounce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Hücum ettirmek. 2. Atılmak, hücum etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

light into. attack. jump on. rush. fly at. run at. thrust. lash into. aggress. assail. assault. ride atilt at smb. run atilt at smb. charge. come at. come down on. come for. come on. come upon. make a dash. descend. fall on. fly at smb. fly out at.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

attack. charge. engage. molest. rush. tackle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to attack. to assail. to assault sb / sth. to rush. to charge. to charge at. to act on. to dissolve. assault. carve up. dash. go at. hammer. hit. invade. lay about one. lay on. make at. make for. push. ramp. sally. set about. tear into. tilt at. we.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), iki taraf arasında karşılıklı saldırmama hâli: Saldırmazlık antlaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonagression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression treaty. treaty / pact of non-aggression.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nonaggression pact. pact of nonaggression. pact of non-agression. nonaggression pact / treaty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

set on.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yıllık, senelik, yaşında (FArsî terkiplerde bulunur). Sad-sâle = Yüz senelik. Pencih-stla = Elli senelik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış, satım, satma; satılış; talep, revaç; alışveriş; mezat. sales clerk satış memuru, tezgâhtar. sales resistance alıcının isteksizliği. for sale, on sale satılık. put up for sale satılığa çıkarmak. saleable bak. salable.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SA’LEB) (I. A.) (c. saâllb). Tilki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALEB, SA’LEB) (i.) (Arapça husâ’ü’s sa’leb’den). T. Salepgillerin örnek bitkisi. 2. Bu bitkinin kökünden elde edilen toz. 3. Bu tozla yapılan şekerli içecek. (bk.) Sahlep.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salep. sahlep. drink made from sahlep root in hot milk and cinnamon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The dried tubers of various species of Orchis, and Eulophia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is used to make a nutritious beverage by treating the powdered preparation with hot water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sahlep): Salepgiller familyasından; tel köklü otsu bir bitkidir. Kökünde 2 tane yumru vardır. Gövdesi, dik ve silindirimsidir. Çiçekleri salkım veya başak şeklindedir. Kullanılan yeri köklerindeki yumrularıdır. Yurdumuzda bir çok çeşidi vadır. Salep yumruları müsilaj, glikoz ve uçucu bir yağ taşır. Kullanıldığı yerler: Göğsü yumuşatır. Öksürük ve bronşitte faydalıdır. Kabızlığı giderir. Basur memelerinde faydalıdır. Zihni çalışma gücünü arttırır. Kalbi kuvvetlendirir. Aybaşı kanamalarının düzenli olmasını sağlar. Bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur. Vücudun ısınmasını sağlar. Cinsel gücü artırır.

Şifalı Bitki by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salep.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sâlep pişirip gezdirerek satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tekçeneklilerden bir bitki familyası, örnek bitkisi sâleptir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sodyum bikarbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı, satış memuru.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcılık, satma kabiliyeti.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satış yeri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. satıcı kadın.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Turpgillerden kökü sebze olarak kullanılan bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. cole-seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swede. turnip.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turnip. rape. colza.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(brassica napus): Turpgiller familyasından; toprak altında şişkin bir yumru yapan, topaç biçiminde etli ve tatlı yumrumsu, iki yıllık bir bitkidir. Yaprakları parçalı ve tüylü, çiçekleri sarıdır. Yurdumuzda kökü basık ve yuvarlak olanlar makbüldür. İçeriğinde B vitamini ve madeni maddeler vardır. İdrar söktürür. Romatizma ve nikriste faydalıdır. Mafsal şişliklerini indirir, şikayetleri giderir. Böbrek kumu ve taşının düşürülmesine yardımcı olur. Kullanıldığı yerler: Apse, dolama, kan çıbanı ve donmalarda kullanılır. Ergenlik sivilcesi ve egzama gibi cilt hastalıklarında faydalıdır. Göğsü yumuşatır. Akciğerleri ve bronşları temizler, vücuda rahatlık verir. Boğaz iltihaplarını giderir. Nekahat devresini kısaltır. Kabızlığı giderir. Vücudun hastalıklara karşı direncini arttırır. Şeker hastalarının susuzluğunu giderir.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Vücuttaki bezler tarafından yapılarak kana veya başka organlara salınan sıvı madde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretory. secretion. excretion. discharge. humor. humour. juice. liquor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. slime. secretion ifraz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion. ejection. excretion. humour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

secrete. to secrete. to excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to secrete. excrete.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), t. Salar, hücum eder: Salgın köpek. 2. Herkese kolaylıkla geçen, salgın hastalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contagious. epidemic. rife. epidemic. epidemical. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

outbreak. contagious. epidemic. invasion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic. outbreak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epidemic disease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Menegokok adı verilen bir çeşit mikrobun; beyin zarına yerleşmesi ve orada iltihaplanmalar meydana getirmesi sonucu ortaya çıkan bulaşıcı ve tehlikeli bir hastalıktır. Hastalık, boğazlarında mikrop taşıyan hastalar veya kendileri hasta olmadıkları halde boğazlarında menenjit mikrobu taşıyan sağlam kimseler tarafından bulaştırılır. Hastalık çoğu kere üşüme, titreme ve ateşin birdenbire yükselmesiyle başlar. Halsizlik, başağrısı, ve kusma görülür. Dudak ve burun deliklerinin kenarlarında uçuklar belirir. Gözlerini açmakta zorluk çeker. Bir süre sonra, ensesi sertleşmeye ve başını öne eğememeye başlar. Hiç vakit geçirmeden tedaviye başlamak şarttır. Aksi halde, ölümle sonuçlanabilir. Bu günkü tedavi yöntemleri sayesinde hastanın sağlığına kavuşması mümkündür. Salgın menenjit salgını sırasında sağlıklı kimseler hastalarla görüşmemelidir. Kalabalık yerlere gidilmemelidir. Bütün vücudun, özellikle ağız ve burunun temiz tutulması gerekir.

Sağlık Bilgisi by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salhâne

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SELH-HANE) (i. F„ Ar selh = yüzme, Fars. hine = ev, yer). Hayvanların boğazlanıp yüzülmelerine mahsus yer, mezbaha.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slaughterhouse. abattoir. butchery. meat house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Haftanın ikinci günü. Ar. yevm-ü’s-selâse, Fars. se şenbih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşmir keçisi kılından yahut tiftikten ince kumaş: Ankara şâlfsi. Sancak şiltti = Sancak yapılan kaba şâlt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tues. tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» dan). Haç, Fars. çeltpâ. Ehl-i «altb = Haçlılar. Salîb-I Ahitler = Kızılhaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. sâlibe). 1. Kapıp götüren, alan. 2. (edebiyat) Reddeden, inkâr eden, menfî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليب] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü salîbiyye) (e. saItbiyyûn). 1. Haça mukaddes nazariyle bakan, Hıristiyan, İsevî. 2. Ehl-I Salib’e (Haçlılar’a) mensup adam. 3. (botanik, anatomi). Haç şeklinde olan, heçvârî (bitki).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليبی] haçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. söğüt ve kavak ağaçlarının kabuk ve yapraklarından çıkarılan ve ilâç olarak kullanılan bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı Germen kabilelerinin beşinci yüzyılda düzenlenen kanunnamesi; eskiden Fransa'da kadınların tahta geçmelerini yasaklayan kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ecza) salisilat. salicyl'ic s. salisilat kabilinden. salicylic acid salisilat asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkati çekme; çıkıntı, çıkıntılı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göze çarpan, dikkati çeken; çıkıntılı, çıkık, fırlak; i., ask. kalede dış açı. saliently z. göze çarparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selef» ten if.) (mü. sâlife). Geçen, geçmiş, daha önceden olan: Sâlifi’z-zikr, sâlif-ül-beyân = Daha önce de söylenmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuz hâsıl eden; tuz ihtiva eden, tuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالف الذکر] zikredilen, anılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «salâh» dan if.) (mü. sâliha) (c. suhelâ, sâlihât). 1. iyi, yarar, gelir, yakışır: O, bu işe sâlihtir. 2. Salâhiyeti ve hakkı olan. 3. Dinin emirlerine uygun hareket eden: Sâlih bir adam, sâliha bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صالح] dinin kurallarına uyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2.Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi, muttaki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi (kadın). - (bkz.Salih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). İyi işler, ahlâk ve insaniyetçe beğenilen işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindar, iffetli, temiz Müslüman kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. «salmak» tan). Ucu zencirII topuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Salık vermek = Tavsiye etmek sözünde geçerse de, onu da yanlış olarak sağlık vermek şeklinde kullanıyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sülük» dan if.). (mü. sâlike) (c. sâliktn). 1. Bir yola bağlı olan, bir yola giden, bir yol takip eden. 2. (tasavvuf). Bir tarikata dahil olup hidayet yolunu takip eden, mür’ıd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالک] tarikat mensubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Haber, bilgi. Haberci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. prescribe. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. direct. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Salık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «selm, silm»den if.) (mü. sâlime). 1. Hasta, sakat olmayan, sağ, sağlam. 2. Ayıp, kusur ve noksanı olmayan. 3. Korku ve endişesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. safe. secure. intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuelan master terrorist raised by a Marxist-Leninist father; trained and worked with many terrorist groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سالم] sağ, esenlik içinde. 2.sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2.Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3.Korkusuz, endişesiz, emin. 4.Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Salim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağ ve sağlam olarak. 2. Emniyetle, emin olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safely. safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالما] sağ salim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tuzlu bataklık; tuzla, tuz ocağı, tuz madeni; tuzlu pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlence veya jimnastik maksadiyle sallanmak üzere bir ağaca veya dikilmiş direklere asılı tahta. 2. Küçük çocukları uyutmada kullanılan iki ucundan iple asılı yatak. 3. Yine bu şekilde ve ekseriya ipten ağ hâlinde büyükler için yatak (hamak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir çeşit maden tuzu ile dolu; tuzlu, tuz gibi; tuz hassası olan; i., tıb. birkaç çeşit maden tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). 1. (fizik) Bir noktanın art arda ve müsavi zaman aralıklarında hep aynı hareketi tekrarlaması: Sarkacın hareketi bir salınımdır. 2. Ay yüzünün yarısından biraz fazlasının dünyadan görülebilmesini sağlayan hâdise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. libration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. oscillation. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağa sola eğilerek yürüme, Fars. hırâm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluluk, tuzluluk miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yürürken hafifçe sağa, sola eğilmek, Osm. hırâmân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawdle. meander. oscillate. roll. to swing. to wave. to sway. to oscillate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillate. to sway. to oscillate. to be sent to. to be snatched to. to be put out. to pasture in. to be lowered into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynama, hareket. 2. Dalga. Salıntıda = Sağlam olmayan, şüpheli: işimiz salıntıda, (bk.) Sallantı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam ve oturaklı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaying motion. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saltb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «süls» den if.) (mü. sâlise). Üçüncü, İkinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالث] üçüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Eskiden mülkt rütbelerin üçüncüsü. 2. Saniyenin altmışta biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üçüncü. 2.Saniyenin altmışta biri. 3.Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(sl. A.). Üçüncü olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالثا] üçüncüsü, üçüncü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Romatizmaya karşı kullanılan bir ilâcın kısaltılmış adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salya, tükürük. salivary s. tükürük hasıl eden, salyaya ait. salivate f. salya akıtmak; tıb. çok tükürük çıkarmak. salivation i. tükürük çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be released from prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

releasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tutulmuş olanı koyuvermek, bırakmak. 2. Mahbus olanı hapisten kurtarmak, mahbesten çıkarmak. 3. Uzatmak, koyuvermek: Sakal salıverdi. 4. Bir şeyi zaptedemeyip bırakıvermek; kaçırmak: Kahkahaları salıverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let go. to set free. to release. to liberate. to free. to acquit. to unwind. to disengage. to dismiss. to outspan. to unbend. to unfasten. to blow-off. to leave. to relax. to discharge. to demobilize. to pay. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sarkık, sülpük, porsuk. 2. Sakat, özürlü, kusurlu. 3. Yağmurlu, yağmur yağdıran: Salkı bulut.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üzüm ve hurma gibi birçoğu bir sapta bulunan meyve. 2. Salkım şeklinde duran şey, hevenk: Salkım salkım sarkıyordu. 3. (denizcilik). Yelken bezinden bir torbaya konup ve üzeri halatla sarılmış ufak tanelerden ibaret mermi. Salkım ateş = Mltralyöz mermileri gibi birçok tanesi birlikte atılan mermi veya donanma fişeği. Salkımsöğüt = Dalları aşağıya sarkan söğüt ağacı. Salkım saçak = Birkaçı birlikte olarak asılan saçak veya paralanıp parçaları sarkan yırtık şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İlkbaharda salkım şeklinde büyük çiçekler açan ve asma gibi çardağa sarılan ağaç çeşitleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bunch. cluster. wistaria. wisteria.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cluster. wisteria. bunch (of grapes , dates. bunch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Üzüm gibi birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan yemiş. Üzerinde kısa saplı dallar bulunan çiçek. Akasya.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hanging down untidily. from every side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (etler) Gevşeyip sarkmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. A. «tasliye» den). «Sallallâhü aleyhi ve sallem» duasında geçer. bk. Tasliye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Elde olmadan başı sallanan. 2. Yürürken başını sallayan (at).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çıplak. Şallak mallak = Hayâsızca çıplak olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.J. Oynatma, kımıldatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. sweep. toss. wag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wag. waggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Düzgün bir şekilde ve daima bir yönde oynatmak: Beşik sallamak. 2. mec. Bir işi geri bırakmak: Beni ne sallayıp duruyorsun? Baş sallamak = işitmekslzin dinlemek. Kavuk »allamak = Dalkavukluk etmek. Kuyruk sallamak = 1. Yaltaklanmak. 2. Teşvik edici harekette bulunmak. Sallamamak = (argo) Ehemmiyet vermemek, vazife edinmemek, saymamak. Kuyruksallayan — Uzunca kuyruğunu daima sallayan kü;ük bir kuş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. swing. rock. wag. wave. waggle. agitate. brandish. flap. flirt. flourish. jog. joggle. jolt. roll. switch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitate. bob. dangle. jiggle. rock. roll. shake. sway. swing. toss. wag. waggle. wave. whisk. wobble. to swing. to sway. to dangle. to rock. to shake. to wave. to wag. to brandish. to waggle. to wobble. to leave in suspense. to make up. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to wave / to wag sth from side to side. to rock. to swing. to cause to sway / to shake. to nod to put off. to postpone. to brandish. agitate. flail. sway. wag. waggle. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sallanmak işini yaptırmak. 2. Asarak idam etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

suspend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to rock. to cause sth to sway or shake. to hang sth on. to hang sb. to make sb swing. to oscillate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing. vibration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sallanmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. sway. swing. toss. wabble. waggle. wobble. chop-chop!.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pendulation. shake. sway. vibration. waggle. wobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Muntazam surette gidip gelerek oynamak. 2. mec. Düşmek üzere bulunmak, düşmesi yakın olmak: İspanya kabinesi sallanıyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bob. dally. dangle. dawdle. flap. librate. quake. reel. rock. shake. sway. swing. teeter. toss. wabble. wag. waggle. wave. wobble. to swing. to rock. to sway. to dangle. to wave. to wag. to waggle. to reel. to wobble. to linger. to dawdle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be waved / wagged. to be rocked. to be swung. to be swayed. to be brandished. to swing. to sway. to rock. to totter. to wobble. to be about to fall apart. to fool around. to waste time. bob. dilly dally. hang. joggle. loll. pendulate. quake. shake. wag

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sallanma işi. 2. Savsaklama: İşi sallantıda bıraktılar, (bk.) Salıntı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rocking. rolling. quandary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swinging. swaying. undulation. rocking. tottering. wobbling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Düşünmeden ve saygısız olarak her işe dalan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sallasırt etmek = Sırtına almak, yüklenmek: Kuyruğunu sallasırt etti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to shoulder / to hoist sth / sb onto one's shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sal gibi yayvan ve açık: sallı bina. 2. Sal gibi esner ve eni ne, boyuna büyük.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. benzi sararmış, soluk yüzlü, solgun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. keçi söğüt ağacı; bot. Salix caprea; sepetlik söğüt ağacı veya bu ağacın bir dalı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kuşatma esnasında askerin hücuma geçmesi; ani hareket veya hamle; gezinti; espri, nükteli söz; f. dışarı fırlamak; hücuma geçmek; toplu halde geziye çıkmak. sally port ask. çıkış kapısı .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

küçük tatlı ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başıboş gezen (hayvan). 2. Burmasız, musluksuz, serbest akan (su). 3. Pirinçle pişmiş pilavlı yemek. Salma ip ve daha doğrusu salma ipi = Salma hayvanları yakalamaya yarayan kement. Salmatomruk = Eskiden gece sokakta yakalanan adamların muvakkaten kapatıldığı mahbes. Salma karakollukçu = Eskiden gece kol gezen zabıta, seyyar posta. 3. Bir çeşit vergi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. releasing. sending.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. setting sb / sth free. putting out. sending. dispatching. turning an animal out to graze. a stew containing rice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. soğuk et ve ançüez beraberinde yumurta ve soğan ile yapılmış bir yemek; herhangi bir karışım.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i). 1. Yaymak, sermek, uzatmak. 2. Koymak, bırakmak, atmak. 3. ileriye sürmek, açmak, çıkarmak. 4. Sürmek: Dal, budak salmak. 5. Üstüne atmak, hücum ettirmek: Atmacayı kuşa, tazıyı tavşana saldı. 6. Tecavüz, taarruz, hücum etmek: Bu köpek salar mı? Ayı adama salar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

release. let out. let off. unbind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emit. secrete. to set free. to send. send forth. to let go. to loose. to release. to emit. to add. to put.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to set sb / sth free. to let sb / sth go. to release. to put out. to put forth loose on. to lower sth into a.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Otlak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Başıboş, serbest, özgür.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. denizcilik). Halat tellerinden saç gibi örülü kordon ki, muhtelif İşlerde kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket. packing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gasket. packing. compression packing. packing blocks / box / gasket / ring. seals. stuffing. stemmer. stuffing box. grommet. grummet. gaskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. som balığı, zool. Salmo salar; buna benzer alabalık; sarımsı pembe renk. salmon trout kırmızı etli alabalık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. zehirlenmeye sebep olan bir mikrop.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

yearbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالنامه] yıllık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salon). 1. Evlerin misafir kabûl etmeye mahsus en büyük ve en güzel odası, başoda, divan, arz odası. 2. Sergi yeri, hususî müze: Resim salonu. Salon adamı = Cemiyet içinde yaşama kaidelerini, görgü kaidelerini lâyıkıyle bilip icra eden adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. lounge. sitting room. hall. drawing room. hippodrome. parlor. parlour. salon. saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lounge. parlour. salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apartment for the reception of company; hence, in the plural, fashionable parties; circles of fashionable society.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An apartment for the reception and exhibition of works of art; hence, an annual exhibition of paintings, sculptures, etc., held in Paris by the Society of French Artists; sometimes called the Old Salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living room. sitting room. large room used for meetings. parties. exhibitions. drawing room. gallery. lounge. parlour. salon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gallery where works of art can be displayed. a shop where hairdressers and beauticians work. elegant sitting room where guests are received.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

In the 18th and 19th centuries, a government-sponsored exhibition named after a room in the Louvre where court painters exhibited their works.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Closed body style appellation first used by Cadillac with new 1915 V8 production; Fr word meaning 'lounge' or 'drawing room' In England the equivalent term was 'saloon'; the 'salon' gave way to the 'sedan' in America.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The official annual or biannual French art exhibition in nineteenth-century Paris organized by a body of judges who tended to award academic style and subjects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A commercial establishment offering a product or service related to fashion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A reception room or drawing room in a large house Also, the exhibition of work by living painters held in Paris at first biennially and since the mid-eighteenth century annually; so called because it was formerly held in the Salon Carre of the Louvre in P

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drawing-room , parlor , salon , saloon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salon, misafir odası; sergi salonu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Fransız Krallık Resim ve Heykel Akademisi üyelerinin sergilerine verilen ad. Sözcük, bu sergilerin Louvre`daki Apollon Salonu`nda açılmasından kaynaklanmaktadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

man about town. man-about-town.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. meyhane; ing. bar; büyük salon; galeri; gemi salonu; lokanta. saloon deck gemi salonunun bulunduğu güverte. saloonkeeper i. meyhaneci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (denizcilik, Fr. chaloupe). Osmanlılar tarafından kullanılan iki direkli hafif tekne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (argo). Salak, sersem.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gevşek, sülpük, sarkık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A genus of transparent, tubular, free-swimming oceanic tunicates found abundantly in all the warmer latitudes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

See Illustration in Appendix.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minute floating marine tunicate having a transparent body with an opening at each end.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tıb. soluk borusu veya dolyolu iltihabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. salpinges) anat. boru, nefir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

spicy sauce of tomatoes and onions and chili peppers to accompany Mexican foods.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

First named so during the 60's, the salsa was popularized by the record industry in the mid-70's to categorize the sensuous and hot Latin dance music of the time : Mambo, Chachacha, Guaguanco and Guajira The salsa style features 'hot' arrangements of horn

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sauce Usually, refers to a tomato-based condiment used to dip or to accent dishes If the salsa is uncooked, as in Pico De Gallo, it is referred to as 'salsa cruda ' If it is processed, in Tex Mex lingo, this is called 'chile ' If cooked and then bottled,

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is a favored name for a type of Latin music which, for the most part, has its roots in Cuban culture and is enhanced by jazz textures The word, Salsa, means sauce denoting a 'hot' flavor and is best distinguished from other Latin music styles by defi

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Spanish word for 'sauce,' salsa usually refers to cooked or fresh combinations of fruits and/or vegetables The most popular being the Latino mixture of tomatoes and chile peppers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A contemporary word for hot, up-tempo, creative Latin music, it means 'gravy' or 'sauce ' Originally, it was used as a descriptive such as 'swinging' or 'funky ' The origins of the current usage are obscure, but it began to circulate in the late 1960s The

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular form of Latin-American dance music, characterized by Afro-Caribbean rhythms, Cuban big-band dance melodies and elements of jazz and rock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salsa emerged from Latin countries such as Columbia and Puerto Rico It's rhythm and tempo brings alive the spirit and soul of the Latin heart and will add 'fire' and 'excitement' to anyone who dances it - SALSA is HOT It is one of the most 'explosive' Lat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Latin jazz; particularly music that favors the Afro-Cuban elements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A mixture of hot chili peppers, tomatoes and spices to dip chips in Also a form of dance commonly seen in Tucson night spots.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Mexican word for 'sauce ' There are many varieties: cooked and uncooked, chunky to smooth, green to red, hot to mild.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Mexican word for 'sauce,' salsa may be made with a variety of ingredients and may be fresh or cooked Green salsa, usually made with tomatillos and green chile, is called 'salsa verde 'Recipe: Zesty Artichoke Salsa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Mexican word for sauce A cooked or fresh mixture of ingredients Salsa verde is green salsa typically made from Mexican green tomatoes, green chiles and cilantro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Spanish for 'sauce' that often refers to a hot sauce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A popular tomato based condiment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The Mexican word for 'sauce,' which can signify cooked or fresh mixtures Salsa cruda is 'uncooked salsa'; salsa verde is 'green salsa,' which is typically based on TOMATILLOS, green CHILES and CILANTRO A broad selection of salsas - fresh, canned or in jar

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A term coined by the record companies of the 1970's to refer to a wide variety of Latin-tinged jazz and popular music Usually, salsa bands include electric guitar, electric bass, a rock drum set, plus brass instruments and saxophones, as well as tradition

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Kumla karışık ince çamur. 2. Lüleci çamuru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. salsâliyye). Salsâl hâlinde olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tekesakall, bot. Tragopogon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tek, sırf, bilhassa, sade: Salt ben gideceğim. Salt hamurdan yapılmış börek. 2. Ancak, yalnız, şu kadar ki: Bu iş olacak, salt ben göremiyeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mere. simple. solely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sulphate of magnesia having cathartic qualities; originally prepared by boiling down the mineral waters at Epsom, England, whence the name; afterwards prepared from sea water; but now from certain minerals, as from siliceous hydrate of magnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chloride of sodium, a substance used for seasoning food, for the preservation of meat, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is found native in the earth, and is also produced, by evaporation and crystallization, from sea water and other water impregnated with saline particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, flavor; taste; savor; smack; seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, also, piquancy; wit; sense; as, Attic salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dish for salt at table; a saltcellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sailor; usually qualified by old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The neutral compound formed by the union of an acid and a base; thus, sulphuric acid and iron form the salt sulphate of iron or green vitriol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: That which preserves from corruption or error; that which purifies; a corrective; an antiseptic; also, an allowance or deduction; as, his statements must be taken with a grain of salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any mineral salt used as an aperient or cathartic, especially Epsom salts, Rochelle salt, or Glauber's salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Marshes flooded by the tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or relating to salt; abounding in, or containing, salt; prepared or preserved with, or tasting of, salt; salted; as, salt beef; salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overflowed with, or growing in, salt water; as, a salt marsh; salt grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Bitter; sharp; pungent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Salacious; lecherous; lustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sprinkle, impregnate, or season with salt; to preserve with salt or in brine; to supply with salt; as, to salt fish, beef, or pork; to salt cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fill with salt between the timbers and planks, as a ship, for the preservation of the timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deposit salt as a saline solution; as, the brine begins to salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of leaping or jumping; a leap. the taste experience when salt is taken into the mouth white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal preserve with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal. white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food. negotiations between the United States and the Union of Soviet Socialist Republics opened in 1969 in Hels

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound formed by combining the anion of an acid with the cation of a base Second Law of Thermodynamics - Some forms of transformations of one kind of energy to another are not observed to occur in natural processes The observed transformation

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride, used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a bas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride , used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a ba

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solutions of chlorides, bromides, iodides, nitrates, and sulfates of potassium and lithium. any compound formed by combination of any negative ion with any positive ion ; the precipitate produced as the result of neutralizat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A string of random bits concatenated with a key or password to foil precomputation attacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for sodium chloride, or table salt In brewing terms, any compound produced by the reaction of an acid with an alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound produced by the combination of a base, commonly a metallic oxide, with an acid; some common salts are sodium chloride, potassium chloride, and magnesium sulfate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treaty between the US and former USSR limiting the number of ICBM and SLBM launchers that each can possess. 1 Sodium chloride, NaCl, used for preserving the freshness of food 2 Substance that results from reaction between acid and base. a substance need

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BATHS - Crystals are soaked in a bath of course salt and luke warm water overnight or during the day Sometimes this is accompanied by leaving the stones in the sun or moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound derived from an acid by replacing the hydrogen atom with a metal or positive ion Salts may act as buffers in solution with acids or bases Common or table salt is an example. an ionic compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mineral 'sodium chloride ' Most of today's salt comes from mines left by dried salt lakes Used as a flavoring agent in many foods Because of its value as a preservative, salt was a vital commodity to early civilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white, friable mineral that is highly soluble in water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A random value concatenated to a symmetric cipher key to foil precomputation attacks by generating different results each time the encryption is performed The salt value is typically sent with the encrypted message so the recipient can reproduce the compl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strategic Arms Limitation Talks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salt was an important commodity and used for preserving meat See the entry for Salt in the main Alphabetic Section of Malcolm Bull's Trivia Trail and Red Hills, Salt-making, Saltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound formed when one or more of the hydrogen ions of an acid is replaced with an cation or when one or more of the hydroxide ions of a base is replaced with an anion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sesame Seed Shortening Short Paste Silicone Paper Sodium Stearoyl-2-Lactylate Specific Gravity Specific Heat Specific Volume Spring Wheat Sterilisation Sugar Batter Cake Mixing Method Surfactant Syneresis Thiamine Titanium Dioxide Triglyceride Unleavened

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tuz, sodyum kloruru, maden tuzu; bir asit ile bir bazdan meydana gelen tuz; çoğ. mushil tuzu; tuzluk; lezzet, tat; nükte, hoş söz; k.dili, (informal) deniz kurdu; s. tuzlu; f. tuzlamak, tuz katmak, tuzda muhafaza etmek. salt a mine bir maden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. salto = sıçrama). Köpek ve kedi gibi hayvanların art ayakları üzerinde durmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Bir cins kısa cepken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gergin halatın yavaş yavaş gevşetilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavgacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Tek, yalnız. 2.Yalnız başına giden. 3.Temiz, saf. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hoplama, sıçrama, zıplama; vurma, çarpma saltatory s sıçramaya benzer; sıçrama kabili yeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dik çatılı ufak ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kollu, büyük elektrik akımı anahtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. circuit breaker. contact breaker. contactor switch. cutoff. cutout. shifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. power switch. breaker arm. circuit breaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit breaker. switch. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gezgin, yolculuk eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıçrayarak yürüyen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Hiçbir şart ve hiçbir kayda bağlı olmayan, mutlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. absolute mutlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2.Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzluca. saltishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip or somersault, with the feet coming up over the head and the body rotating around the axis of the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aerial flip or somersault in which the feet come up over the head and the body rotates around the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leap / Jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Somersault, i e rotation around the axis of the hips.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip , somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla havuzu; tuz ayırma kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(bkz.Saltık).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz suyuna ait, tuzlu suda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla, tuz fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üşnan, çorak, dikenli çöven, bot. Salsola kali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzlu; denizi hatırlatan; keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhatli, sıhhate yarar, sıhhi. salubriously z. sıhhate yarar surette. salubriousness, salubrity i. sıhhatlilik, sıhhi oluş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i.). Büyük kayık.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kılıç. 2.Oğuzların Üçok boyuna bağlı bir Türk kabilesi.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Mürâİ, riyakâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سالوس] iki yüzlü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Riyâ, riyâkârlık.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıhhate yaravan, sıhhi, faydalı, hayırlı, yararlı. salutarily z. sıhhate yararlı olarak, faydalı olarak. salutariness i. sıhhilik, faydalılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. selâm; selâm verme, hatır sorma. salutatory s. selâm niteliğinde, selâm veren. salutatorian i. diploma töreninde halka hoş geldiniz anlamında söz söyleyen öğrenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. selam vermek, selâmlamak, aşinalık etmek; selâm göndermek; selâm çakmak; top atışı veya bayraklarla selâmlamak; i. selamlama, selâm verme; selâm; selam çakma; selâm duruşu, selâm merasimi. fire a salute top atışıyle selâmlamak. give a salute se

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kurtarılabilir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. kurtarılan mal; deniz kazasından veya yangından kurtarılan mal; deniz kazasından veya yangından kurtarma ücreti; sigortalı eşyanın yangından kurtulması veya bunların satışıyle temin edilen gelir; f. (eşya) kurtarmak. salvageable s. ka zadan kurta

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «şâlver» den). Ekseri yünlü kumaştan ve bazen ipekten kadınların giydiği geniş üst donu: Şalvar giymek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şalvar giyen: Şalvarlı bir adam, bir kadın.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., tic. mark. özellikle frengi için yakın zamana kadar kullanılan arsenikli bir ilâç, salvarsan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtarış, kurtarma; kurtuluş, halâs, necat; ilah mağfiret, gufran, yarlıgama. Salvation Army ing., A.B.D. fakirler için para toplayan bir Protestan grubu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. merhem; dinlendirici her hangi bir şey; övme, methiye; f. merhem sürmek; acısını: dindirmek, teskin etmek, iyi etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. denizden veya yangından kurtarmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Çevgan, cirit oynanılan eğri sopa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Hazret-i Muhammed’e okunan salât ve selâm duasının bir kısmı: Elhamdü l’llâhi Rabbi’l-Alemîn (hamdele) ve’s-salât ü ve’s-selâm ü elâ seyyidinâ Muhammedin ve Alihî ve sahbihî ec mâİn (salvele).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tepsi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ateş çiçeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Topla yaylım ateş.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

İt. salvo

ask. yaylım ateş

Genellikle topla yapılan ateş.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An exception; a reservation; an excuse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A concentrated fire from pieces of artillery, as in endeavoring to make a break in a fortification; a volley.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salute paid by a simultaneous, or nearly simultaneous, firing of a number of cannon. a sudden outburst of cheers; 'there was a salvo of approval' an outburst resembling the discharge of firearms or the release of bombs.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salvo (of artillery fire. salvo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

an outburst resembling the discharge of firearms or the release of bombs. rapid simultaneous discharge of firearms; 'our fusillade from the left flank caught them by surprise'. a sudden outburst of cheers; 'there was a salvo of approval'.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yaylım ateşi, topçu bombardımanı; selâm topu; alkış tufanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bahane.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

amonyum karbonat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kurtarma işlemine katılan kimse; kurtarma gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rumca). Ağızdan akan su, tükrük.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saliva.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saliva. slaver. slobber. spittle. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saliva. slobber. slaver. droll. spit. sputum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. R.). Yumuşakçalardan kıvrık, sarma kabuklu hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. helix. winkle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

snail. spiral.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Akan ağız suyu, salya, (bk.) Salya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hz. Muhammed’in adı anıldıkça söylenmesi mûtad olan «Sallallâhü aleyhi ve sellem» duasının kısaltılmışı olup böyle yazılırsa da yine «Sallallâhü aleyhi ve sellem» suretinde okunur. Başka peygamberler hakkında ekseriya «aleyhisselâm» duası söylenir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

art.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artistic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökük saçık ve tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleminded. goon. nit. nitwit. stupid. imbecile. goofy. potty. dummy. baggy. ragged. slovenly. booby. cretin. clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. silly. sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). Bir salkım türü (luburnum).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırmak, hayrette kalıp ne yapacağını kestirememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered or confused. boggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geciktirmek, bir işi hep geri bırakıp geçiştirip yapmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerical. numeral. quantitative. scalar. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeral. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeric. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A.). Soğuk, tatlı ve hafif su.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Tatlı, lezzetli, hafif su. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(f.t.i.) (Erkek İsmi) - Neşeni çevrene yay, herkes neşelensin.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

exhibition hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

showroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salon. exhibition hall / room showroom.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Serserice.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİYYANEN) (i. A.). Müsavi şekilde, eşit olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

film theater.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkumandan, serdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Sipâhîce, sipâhîye yaraşır surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sipeh = asker, sâlâr = reis). Serasker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپه سالار] başkomutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sisal keneviri, dayanıklı bir çeşit kenevir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Koruma, muhafaza, himaye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيانت] koruma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Koruma, korunma.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Siyasî

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. political siyasi. politik.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

political. politic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

party. political party.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Birbirine denk, eşit. (bk.) Seyyânen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سيانا] eşit olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

problematic. problematical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uygar, medeni.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Soyu genişledi, tanındı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., gen. çoğ., s. evlenme, nikâh; s. nikaha ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. sürpriz, hayret verici şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için bedeli ceza puluyla beraber alıcısından alınan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

godlike.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divine. godlike. heavenly. relating to God. celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

celestial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agrarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agrarian. agricultural zirai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

agricultural. agrarian.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ayak bileğine ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygılı, kederli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb» den masdar). 1. Katılaşma, katı olma: Cıvanın tasallubu. 2. mec. Sağlamlık, kuvvet kazanma. 3. (tıp) Bazı organların hastalıktan dolayı katılaşması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Musallat olma, haksızca birinin başına hâkim kesilip rahat bırakmama: Kanun sayesinde kimse kimseye tasallut edemez. 2. Birini son derece rahatsız etme; peşini bırakmama: Başıma musallat oldu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

molestation. attack made on sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسلط] musallat olma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to molest. to attack sb violently.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Taş olmak, taş kesilmek, Osm. tahaccür etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

syllogistic. syllogistical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Karrtçı, kırbaç. 2. Tanbur ve benzeri çalgıların tellerine dokunmaya mahsus kemik veya boynuz parçası, Ar. mızrâb (galatı: tezene). 3. mec. Vasıta, Alet, sebep.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ تازیانه] kırbaç. 2.tezene.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Over The Counter Markets)

Organize bir borsa dışında yapılan işlemleri kapsayan gevşek ve gayriresmi nitelikteki borsa dışı piyasalardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Selanik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Tesalya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «misi» den) (c. temâsîl). Şekil, biçim, suret, resim, tasvir: Duvardaki timsâl gibi kaldı. Timsâl-i mücessem = Heykel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. image.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

symbol. sinnbild. bild. inbegriff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ تمثال] resim. 2.sembol.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثالی] sembolik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assembly hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

auditorium. hall. assembly room. meeting room. assembly / meeting hall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social. communal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

common. communal. social. social sosyal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social. societal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social balance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social structure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

social assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

socialization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to socialize.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., Alplerin ötesinde (kuzeyinde) yaşayan veya bulunan (kimse veya şey).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. yandan yana geçen, karşıdan karşıya, enine; i., geom. bir takım hatları kateden doğru hat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ahtapot çeşidinden bir deniz böceği.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurla ilgili, uğurlu.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Milllî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national. public.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national. public. national milli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

national.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(ISE National – 100 Index)

1986 yılında 40 şirketin hisse senedi ile başlayarak zamanla sayısı 100 şirketin hisse senedi ile sınırlanan Bileşik Endeks!in devamı niteliğindedir. Ulusal Pazar’da işlem gören, yatırım ortaklıkları hariç önceden belirlenmiş şartlar yanında sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilmiş hisse senetlerinden oluşmakta ve İMKB-30 hisse senetlerini otomatik olarak kapsamaktadır. Hisse Senetlerinin fiyatları ve her bir hisse senedinin; aynen saklamada bulunanlar hariç, Takasbank saklamasında bulunan hisse senedi sayısının toplam hisse senedi sayısına oranları, baz alınarak piyasa değeri ağırlıklı olarak hesaplanır ve hisse senetleri piyasasının genel bir göstergesidir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(National Market)

Borsa Yönetim Kurulu kararı ile pazarı açılmış, endekse dahil olan ve olmayan Borsa kotunda yer alan her şirket hisse senedi için alım satım işlemlerinin gerçekleştirildiği pazardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(ISE National – 30 Index)

Vadeli İşlemler Piyasası’nda kullanılmak üzere, yatırım ortaklıkları hariç Ulusal Pazar’da işlem gören şirketlerden önceden belirlenmiş şartlar yanında, piyasa değeri ve likiditesi yüksek olanlardan sektörel temsil kabiliyeti de gözönünde bulundurularak seçilen 30 hisse senedinden oluşan endekstir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Millîleştirmek.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Sony’nin ürettiği 60 mm’lik 1.8 GB kapasiteli disk.

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. universal

evrensel

Bütün insanlığı ilgilendiren.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

universal. allround.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. evrensel, kâinatı içine alan, dünya çapında, her yanı kaplayan, külli, umumi; man. tümel; mak. üniversal; i. umumi önerme; evrensel düşünce veya kaide; kardan kavraması. universal applause umumi takdir, umumi alkış. universal coupling, univers

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayette her kesin ilâhi affa uğrayacağına inanan kimse veya mezhep. Universalism i. bu yolda inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Adın duyulsun. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılamaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Gamsız, kedersiz, keyfine düşkün. 2.Önemsiz.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıl alan, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıllı yiğit.

İsimler ve Anlamları by

Teknolojik Terim

Son dönem elektronik cihazlarda bulunan bağlantı standartıdır.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rationalization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Herkese uyan, herkesin fikrine tâbî olup muhalefet etmeyen ve kendine mahsus fikri olmayan veya kendi fikrini belirtmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easygoing. docile. easy. lamblike. agreeable. good-humored. good-tempered. flexible. peaceful. accommodating. acquiescent. amenable. clement. compliant. demiss. ductile. facile. flexile. gentle. good-humoured. malleable. manageable. meek. milky. plia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenable. bland. compliant. docile. easygoing. malleable. meek. mild. obedient. orderly. pliable. soft. submissive. tame. tractable. conciliatory. flexible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accomodating man. acquiescent. amenable. biddable. compliant. easy. easy going. facile. flexible. meek. peaceful. placid. pliable. resigned. soft. submissive. tame. tractable. yielding.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Yumuşak başlı, uyumlu, boyun eğen. Terbiyeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meekly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Uysal olma hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amenability amenableness. good feeling. flexibility. resignation. submission.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Derivatives Markets)

Standartlaşmış vadeli işlme sözleşmelerinin işlem gördüğü, takası bir takas kurumu tarafından garanti edilen ve Borsa bünyesinde işleyen piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Vahşîlikle, yabânîce: Vahşîyâne yırttı. 2. Ürküp kaçarak: Vahşîyâne kaçtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصال] ulaştıran.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. s. vasal, biat eden kimse; tebaa; kul, hizmetli köle; s. köle gibi. vassalage i. vasallık; derebeylik sistemi; kölelik; tımar zeamet; vasallar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Vasleden, ulaştıran, birleştiren. 2.Sayfalan yapışan, eski yazılı bir kitabın sayfalarını ayıran sanatkar.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (Eski) yazma eserlerin kenarlı kısmına kağıt ilavesi suretiyle yapılan tamir şekli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vasi» dan). Sevdiğine kavuşma, vuslat. Firak mukabili: Visâl-i yâr.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وصال] ulaşma, varma. 2.kavuşma, vuslat.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kavuşma, ulaşma ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

elma, ceviz, kereviz ve yeşil salata ile yapılan mayonezli salata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., z., i., f. toptan yapılan, toptan satılan; z. toptan; i. toptan satış; f. toptan satmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsızca gevezelik etmek, tatsızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

constitutional. constructional. constructive. organic. structural. tectonic. textural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

anatomical. constitutional. structural.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

structured. structural. constitutional. constructive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staminal. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital dirimsel. hayati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir yaşında.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by