Sala ne demek? | Sala anlamı nedir? | Sala

Sala anlamı nedir?

Sala ne demek?

Sala anlamı nedir?

Sala | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sala

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Cuma namazına ve bazı cenazelere çağırmak için minarelerde okunan salavât: Salâ vermek, salâ okumak. 2. mec. Meydan okuma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cinda at end of 19th century involved in dealings with Germans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Or Salavana, the grove of sal trees near Kusinagara, the place of the Buddha's death. music, a song, to sing, to play music, to make music.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(Ve ansılamak) (f.) (muzari: Ansalar). Taklit etmek, birinin taklidini yaparak kendisiyle eğlenmek. Soytarılık ve maskaralık etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Başka hayvan veya bitkilerin üstünde yaşayan ve ona zarar veren hayvan veya bitki. Tufeylî, parazit. 2. Başkalarının sırtından geçinen kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasital. parasitic. parasitical. parasite. sponger. sucker. hanger-on. bloodsucker. endoparasite. free rider. freeloader. sponge. tufthunter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bloodsucker. drone. leech. parasite. sponge. sponger. hanger-on. moocher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasite. sponger. sponge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Asalak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parasitism. the character of as ponger. greasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kurban ve şeker bayramlarında camilerde okunan salât. Türk musikisinin dinî musiki kısmının cami musikisine ait bir formudur.

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Primary Market)

Menkul kıymetleri ihraç eden şirketler ile tasarruf sahiplerinin doğrudan doğruya karşılaştıkları piyasalardır. Diğer bir anlatımla, menkul kıymetlerin ihraçcı kuruluşlarca tasarruf sahiplerine ilk kez satışa sunulduğu piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.). Cihânın büyüğü olan, pâdişâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. A.). Türk dinî musikisinin cami musikisi dalında, cuma günleri okunmaya mahsus güfteli bir şekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). 1. Namazın usulleri. 2. Yol, usûl, Adâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A.) (ezandaki «hayye aie’s-saiâ» dan). Meydan okuma tâbiri, kendine güvenen meydana çıksın! İşte meydan: Aşk ateşine tahammül eden varsa essalâ!

Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Futures Markets)

Fiyat dışındaki şartları standartlaştırılmış bir vadeli (forward) sözleşmenin işlem gördüğü piyasalardır. Bu piyasalarda sözleşmeye konu teşkil eden ürün kontrat şartlarına uygun olarak ileri bir teslimat tarihinden alınıp satılmaktadır.


Finansal Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوان سالار] kilerci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûUden). 1. Kuş •kursağı, taşlık. 2. Mide. 3. mec. İstidat, anlama ve bilgi edinebilme derecesi, zihin kabiliyeti: Bu şey havsalema sığmıyor, bunu havsalama sığdıramıyorum (anlayamıyorum). Havsalası dar — İstidadı eksik. 4. (anatomi) Karnın altında sağrı kemiklerinin teşkil ettikleri mahfaza ki, rahim de içinde bulunduğundan, kadınlarda daha geniş olur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حوصله] kavrama gücü, havsala.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant. accomodating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Secondary Markets)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının işlem gördüğü piyasalardır.


Finansal Terim by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur getiren, kutlu kimse.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Financial Markets)

Tasarruf fazlası olan ekonomik birimlerle tasarruf açığı (fon ihtiyacı) olan ekonomik birimler arasında fon akımlarını düzenleyen kurumlar, akımı sağlayan araç ve gereçler ile bunları düzenleyen hukuki ve idari kurallardan oluşan yapıya mali piyasa (finans kesimi) denir. Bu piyasalar kısa vadeli fon akımlarını kapsayan Para Piyasası (Money Market); orta ve uzun vadeli fon akımlarından oluşan Sermaye Piyasası (Capital Market); Döviz Piyasası (Foreign Exchange Market) ve Altın Piyasası (Gold Market) şeklinde gruplandırılabilir.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Securities Exchanges)

Menkul kıymetlerin arz ve talebinin karşılaştığı örgütlenmiş piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uzun uzun tafsilât vererek, sözü uzatarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مفصلا] ayrıntılı olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûl» den). Elde edilen netice.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محصله] sonuç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» dan mas.). Barışma, barışıklık, .uzlaşma: İki devlet musâlaha ettiler, musâlaha akdolundu. Sulh, asayiş, huzur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulh» ten mas. müfâale). Barış, barışma, uzlaşma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «vusûl»den masdar). Birbirine vâsıl olma, ulaşma, kavuşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «vusûl»dan masdar). Yetişme, vâsıl olma: Saat beşte buraya muvâsalat ettiler (bu mânâ Arapça’da olmayıp dilimize mahsustur).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مواصلات] varma, ulaşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

ulaşmak, varmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصالحه] barış yapma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Cash Markets)

Vade uygulanmadan aynı gün valörlü işlemlerin yapıldığı piyasalardır.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(i. Y. Fr. kimya). Billûrları sidikte bulunabilen kalsiyum oksalatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. denizcilik) (gemi). Sol tarafa, iskeleye dönmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hug the wind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

potato salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tortu hâsıl etmek, durulmak, teressüb etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

russian salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. selâm, temenna; f. selamlamak, selâm vermek, temenna etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sulb»dan). 1. Katılık, peklik. 2. Metanet, kuvvet, dayanma, sebat: Salâbet-i dîniyye.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلابت] sağlamlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Peklik, katılık, sağlamlık. 2.Manevi kuvvet, dayanma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuvvetli, sağlam, dayanıklı, sebatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılabilir, satılma imkanı olan. salability, salableness i. satılabilme, satılma imkanı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ölü yrkanılan kerevet, teneşir.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. şehvani, şehvetli; müstehcen. salaciously z. şehvetli olarak, şehvetle. salaciousness, salacity i. şehvetlilik, şehvet: müstehcenlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salata. salad days gençlik çağı, acemilik. salad dressing mayonez; salata sosu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. iyilik, bir şeyin iyi ve istenen şekilde bulunması: Salâh-ı hâl. 2. Dindarlık, perhizkârlık, iyi işler: Ehl-i salâhtan bir zât. 3. Sulh, asâyiş: Sulh-ü salâh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

improvement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prayer five times a day If this seems arduous to non-Muslims there is a tradition in Islam that Muhammad actually beseeched God to reduce the number down to five from an original fifty times a day Prayer in Islam is praise of God - not asking or requestin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praying five times a day, facing Mecca 'It is a matchless and unprecedented formula of intellectual meditation and spiritual devotion, of moral elevation and physical exercise, all combined,' writes scholar Sayyid Abu Al-'Ala Maududi.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Praying five times a day, facing Mecca. prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ صلاح] düzgünlük, yolunda gitme. 2.barış. 3.dine bağlılık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Düzelme, iyileşme, iyilik. 2.Barış. 3.Dine olan bağlılık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Dinine bağlı kimse. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılmakladır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. F.) Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SALAHİYYET) (i.) (Ar. «salâh» dan Türkler’in yaptığı bir kelimedir). 1. Bir işe karışmaya ve bir i? ve harekete hakkı olma, (y. k.): yetki: Sizin bu işe karışmaya salâhiyetiniz yoktur; bu, benim salâhiyetim içindedir. 2. (hukuk). Bir dâvânın ilgili mahkemede bakılması. Adem-i »alâhiyyet dâvâsı — İki taraftan birinin, dâvânın verildiği mahkemeye ait olmadığını iddia etmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authority. power. authorization. attribution. competence. conusance. hand. jurisdiction. jus. mandat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلاحيت] yetki..

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صلاحيت دار] yetkili.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salâhiyet sahibi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

authorized. competent. empowered. entitlement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disability. incapacity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «ser-Ahûr» dan galat). 1. Eski bir rütbe sahibi. 2. (silâhşor’dan galat). Vaktiyle bir kale ve yerin muhafazasıyla görevli olup, bu hizmete karşılık vergi vermeyen asker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir ucu toplu zencirli bir nevi eski cenk tokmağı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Aptal, anlayışı kıt, bön.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. stupid. silly. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silly. stupid. crazy. dimwitted. doltish. dopey. gullible. jerky. obtuse. idiot. fool. country bumpkin. cretin. dolt. dope. ninny. sucker. apish. ass. berk. booby. bugger. chump. clod. clot. cockeyed. cuckoo. daft. dim. dummy. fucker. goon. nit. nitwit. t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-witted. dolt. sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. “şal” dan Rumca’ya uydurularak yapılmıştır, «şalcık» demektir). Yünden İnce bir cins kumaş ki kadın giyeceği, hırka ve yorgan yüzü vesaire olur. Lahuraki buna benzer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to begin to act like a nincompoop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

silliness. stupidity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-wittedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Hususî bir usulle yapılmış domuz veya sığır sucuğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami. sausage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A salutation or compliment of ceremony in the east by word or act; an obeisance, performed by bowing very low and placing the right palm on the forehead.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salami.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Peace, hello.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The invocation 'Assalam o Alekum wa rahmat Allahu wa barakatuhu' recited at the termination of Salat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. semender, zool. Salamandra maculosa; ateşte yanmayan efsanevi bir hayvan; sıcağa karşı dayanıklı kimse. salamandrine s. sıcağa dayanıklı; semendere ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Bir çeşit küçük kömür sobası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

type genus of the Salamandridae.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. salle à manger

yemek odası

Yemek yenilen oda.


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salam. salammoniac nişadır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (italyanca). 1. Peynir ve balık gibi şeylerin bozulmamak için batırıldıkları tuzlu su: Salamuraya yatırmak, salamura peyniri, balığı. 2. Salamuraya batırılmış tuzlu şey: Bamya, patlıcan, yaprak, balık salamurası, mec. Salamura suyu = Tatsız ve yavan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickled. salted. in salt. corned. pickle. brine. souse.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brine. souse. soused food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pickle. brine used for pickling food. saltwater. slated. marinade. secondary fluid. briny. pickle-cured. pickled. brine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Filipin yerlilerinin dilinden). Hint ve Çin denizleri kıyılarında yaşayan bir cins kırlangıç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kendine mahsus tarzda bir yelkeni olan, büyücek bir çeşit kayık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.). Baş, reis, kumandan. Sipeh-sâlâr = Kumandan, serdâr, ser-asker. Kafile-sâlâr = Ker-vanbaşı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - Baş, kumandan, başbuğ, önd(Erkek İsmi)

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. maaş, aylık, ücret; f. maaş vermek, ücret vermek, aylık bağlamak. salaried s. aylıklı, maaşlı, ücretli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Meyve vesaire satmak üzere baraka hâlinde geçici dükkân. Bostan salaşı = Kavun, karpuz satmaya mahsus olanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

down at heels. out at heels.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

booth. market stall. temporary shed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden booth or market stall. temporary wooden shack or shed. shed-like.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hindistan ve sonra Avrupa’da yapılan astarlık seyrek bez.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. salavât). 1. Namaz. Salât-ı lyd = Bayram namazı. 2. Peygamberimiz’e duâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (musiki). Türk cami musikisinde bir form ki, çeşitleri vardır: Salât-ı ümmiyye, cuma salâtı, bayram salâtı, cenâze salâtı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the second pillar of Islam is prayer; a prescribed liturgy performed five times a day and oriented toward Mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Obligatory or supererogatory prayers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

M prayers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Islamic prayer, synonymous with namaz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer observed five times daily.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The five daily prayers required of all Muslims; the second of the five pillars of Islam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This is the prayers which a Muslim must perform. Prayer; specifically, a required, prescribed prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Prayer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Individual or congregational prayers. , German for Salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The five obligatory daily prayers that Muslims must perform every day The five prayers are; Fajr , Dhur , Asr , Maghreb , and Isha.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The obligatory ritual prayer carried out five times a day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Pray. the second pillar of Islam is prayer; a prescribed liturgy performed five times a day and oriented toward Mecca.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lettuce , salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صلات] namaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Namaz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Yatsı namazının son iki rekâtlık sünnetinden sonra kılınan üç rekâtlık vacip namaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Fr. selade). 1. İştah açmak üzere yemek arasında yenen tuzlu ve ekşili şey. 2. Salata yapmaya yarayan marula benzer ve ondan küçük kıvırcık yapraklı yeşillik. 3. Tuz, sirke ve zeytinyağı ile terbiye olunmuşu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lettuce. salad.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salad. green salad. lettuce. rabbit food.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Salata, soğan vesaire satan adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Salata yapmaya yarayan. 2. Hıyar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cucumber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. salât). Müfred gibi «Allahümme salli alâ seyyldinâ Muhammedin ve alâ Alihi Muhammed» duAsı. Salavât getirmek, okumak = Bir tehlike hâlinde bu duânın okunması Adet olduğundan, pek sert adam hakkında: Yanına salavâtla varılır, denilir, (bk.) Salât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Şaşırmak, hayrette kalıp ne yapacağını kestirememek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be bewildered or confused. boggle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Geciktirmek, bir işi hep geri bırakıp geçiştirip yapmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Başkumandan, serdâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sipeh = asker, sâlâr = reis). Serasker.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سپه سالار] başkomutan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kaygılanmak, kederlenmek, kederli ve gamlı olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regret. be sad. to worry. be anxious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to worry.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Over The Counter Markets)

Organize bir borsa dışında yapılan işlemleri kapsayan gevşek ve gayriresmi nitelikteki borsa dışı piyasalardır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Derivatives Market)

İlerideki bir tarihte teslimatı veya nakit uzlaşması yapılmak üzere herhangi ibr malın veya finansal aracın bugünden alım satımının yapıldığı piyasalardır. Türev piyasaların tanımı forward, futures ve opsiyon işlemlerinin tamamını içermektedir.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. satılamaz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Akıl alan, akıllı.

İsimler ve Anlamları by

Finansal Terim

(Derivatives Markets)

Standartlaşmış vadeli işlme sözleşmelerinin işlem gördüğü, takası bir takas kurumu tarafından garanti edilen ve Borsa bünyesinde işleyen piyasalardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

elma, ceviz, kereviz ve yeşil salata ile yapılan mayonezli salata.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsızca gevezelik etmek, tatsızlanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Yarasa türlerini içine alan memeliler takımı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Çoğumuz belki hayatımızda hiç yarasa görmemişizdir. Çünkü yarasalar insanlardan uzaklarda, genellikle mağara kovuklarında yaşar ve geceleri zifiri karanlıkta ortaya çıkarlar. Yarasalar tabiatın harikulade yaratıklarından biridir. İnanılmaz özelliklere ve örnek bir toplumsal dayanışmaya sahiptirler.

Dünyada dokuz yüz değişik yarasa çeşidi olduğu biliniyor. Kan ile beslenmeleri insanların gözünde onları vampir ile özdeşleştirmiş, hep korkulan bir hayvan olmuşlardır. Halbuki yarasaların çoğu kan ile beslenmez. Zararlı böcekleri yiyerek insanlığa faydaları dokunur. Sadece bir yarasa bir saat içinde üç yüz böcek yiyebilir. Muz, avakado gibi ticari değeri yüksek ağaçların çoğalmaları için polenlerinin taşınmasında en önemli rolü yarasalar oynar.

İimdi gelelim yarasaların şaşırtıcı özelliklerine. Bir kere yarasa uçabilen tek memeli hayvandır. Dünyada nüfus sayısı olarak da ikinci sıradadırlar. Dünyanın en küçük memelisi de bir yarasa türüdür. İlk olarak Tayland’da keşfedilen bu minik yarasa 2-3 gram ağırlığında ve bir yaban arısı büyüklüğündedir.

Yarasalar yönlerini bulmak ve beslenmek için çok yüksek titreşimli ses dalgaları yayarlar. Bu ses dalgalarının frekansları 20 binin üzerinde, yani ultrasonik oldukları için insanlar bunları duyamaz. Bu ultrasonik sesler yerdeki avdan yansıyarak yarasaya geri gelir. İşitme sistemi il ebu geri gelen sesi algılayan yarasa avının bulunduğu yeri kesinlikle saptar. Hatta devamlı gönderdiği ses dalgaları sayesinde onun hareketini de izleyebilir. Yarasaların bazılarının bir çeşit sonar olan bu sistemi o kadar gelişmiştir ki, dişilerini arayan erkek kurbağaların seslerinden büyüklüklerini ve iyi bir av olup olmadıklarını anında saptayabilirler.

Yarasalar gece ava çıkmak için, ay varsa onun kayboluşunu, yani tam karanlığı beklerler. Sıcak kanlı memeli hayvanların kanları ile beslenen yarasalar genellikle atları sığırlara tercih ederler. Salgısında bulunan pıhtılaşmayı önleyici bir madde 20-30 dakika kanın sürekli akmasını sağlar ve beslenme gerçekleşir. Bir kez kanını emdikleri hayvanla karşılaşırlarsa diğerlerini bırakıp yine ona saldırırlar.

Vampir yarasalar arka arkaya iki gece kan içmedikleri takdirde ölürler. Her gece vücut ağırlığının en az yarısı kadar kan içmek zorundadırlar. Doğumdan sonra anne, emzirmenin yanında yavruya takviye olarak, kusarak kan da verir. Bu yetersiz kalırsa bir başkası yardımcı olur. Hatta yetişkin yarasaların, ölmek üzere olan bir başkasına ağızdan kan verip onu kurtardıkları görülmüştür. Toplumsal dayanışmanın bu kadar güçlü olduğu az canlı topluluğu vardır.


Genel Bilgi by