Salı ne demek? | Salı anlamı nedir? | Salı

Salı anlamı nedir?

Salı ne demek?

Salı anlamı nedir?

Salı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sali

Türkçe Sözlük

(i.). Haftanın ikinci günü. Ar. yevm-ü’s-selâse, Fars. se şenbih.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Keşmir keçisi kılından yahut tiftikten ince kumaş: Ankara şâlfsi. Sancak şiltti = Sancak yapılan kaba şâlt.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tues. tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tuesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sığır ve develeri zabt için burunlarına vurdukları tahta kıskaç. Isırmayı önlemek için köpeklerin ağız ve burunlarına takılan şey.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

life raft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). nedensellik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. gramer). Tekliğinin şekli bozulmadan yapılan Arapça çokluk. İki türlüdür: Cem’-i müzekker, cem’-i müennes.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). krizalit, böceğin kelebek olmadan evvel koza içinde veya dışmdaki hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). deniz suyunun tuzunu çıkarıp kullanılır hale getirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(t.a.i.) (Kadın İsmi) - Erkek çocuğu olmayan ailelerin en son doğan kız çocuklarına verdikleri ad.*

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) (tarih) Haçlılar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اهل صليب] haçlılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üslûb). Üslûblar. (bk.) Üslûb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi.). Fransa ahalisinden olan, Fransız.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. anatomi) (mü. havsaliyye). Havsalaya dair, ait.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خشک سالی] kuraklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. çiğnerken (yemeğe) tükürük katmak. insalivation i. tükürük katma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch note. waybill. consignment note. despatch note. forwarding note. freight bill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

waybill. dispatch list. forwarding paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dispatch list. way bill. shipping papers. bill of consignment. bill of conveyance. bill of carriage. declaration of shipment. delivery note. despatch note. forwarder's receipt. forwarding note. freight bill. letter of conveyance. letter of safe conduct. l

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fitne, Fars. Aşöb, Ar. fesâd, kavga: Kargaşalık çıkmasına meydan verilmedi. Kargaşalığın önünü almalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

civic turmoil. tumult or disorder. anarchy. commotion. hullabaloo. pandemonium. confusion. chaos. scramble. seething mass. broil. mix up. riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Boyu kısa olan şeyin hâli; zıddı: uzunluk. Ar. kasar: Kısalığından başka bir özrü yoktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

brevity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortness. brevity. short span of time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excuses that don't hold water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Birini oyalamak için ileri sürülen yersiz özürler, sözler.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşatmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna ‘Coriolis’ kuvveti diyorlar. Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olamayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40.000 kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutuptakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak be. dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Lavabonuzu veya küvetinizi su ile doldurun ve tıkacı aniden çekin. Su düz olarak delikten boşalmayacak, döne döne bir hortum oluşturacak şekilde boşalacaktır. Bu dönüş yönü kuzey yarımkürede sağa doğru, yani saat yönünde, güney yarımkürede ise tam tersidir. Bilim insanları buna “Coriolis” kuvveti diyorlar.

Her iki yarımkürede böyle birbirine ters yönde hava akımlarının ve okyanus akıntılarının olduğu herkes tarafından kabul ediliyor da, bir lavabodan boşalan suda, böyle küçük bir ortamda dünyanın dönüşünün etkili olup olmayacağı tartışma konusu.

Dünya kendi etrafında dönerken her tarafındaki hız aynı değildir. Ekvatordaki biri, bir günde dünya çapı kadar yani 40 bin kilometre giderken bir diğer ifade ile saatte 1670 kilometre hızla yol alırken, tam kutuptaki bir insan sıfır hızla sadece kendi etrafında dönmektedir. Aynı şekilde gökyüzünde asılı gibi duran bulutlar rüzgarın etkisini katmazsanız yere göre hareketsizdirler ama altlarındaki kara parçası ile birlikte dönerler. Bu durumda ekvatordaki bulutlar da kutupdakilere nazaran hızlı dönmektedirler.

A’yı ekvatorda, B’yi ise onun tam kuzeyinde 45 derece paralelinde iki nokta olarak düşünelim. Bir top mermisini A’dan tam kuzeye nişanlayıp attığımızda, atış sırasında ekvatorun dönüş hızı B noktasına göre neredeyse iki kat olacağından mermi B noktasının doğusuna gidecektir.

Aynı şekilde kuzey kutbundan hemen hemen hareketsiz bir konumdan tam güneye atılan bir mermi 45 paralelinde dünya dönüş hızı daha çok olduğundan bu sefer hedefin batısına düşecektir. Yani kuzey yarımkürede kuzeye veya güneye atılan her şey atanın konumuna göre sağa gitmektedir. Bu durum güney yarımkürede ise sola doğru gerçekleşmektedir.

Her iki yarımkürede kuzey - güney doğrultusunda hareket eden hava akımları ve okyanus akıntıları bu durumdan etkilenirler. Kuzey yarımkürede sağa, güneyde sola dönerler. Ancak bu, dünya yüzünde büyük bir ölçekte okyanusların dibindeki sürtünme ve bulutların, hava akımlarının üzerinde bulundukları yerle birlikte hareket etmelerinin etkileriyle oluşan bir tabiat olayıdır.

Bilim insanları bunun lavabo veya küvet gibi nispeten mikro ölçüde de mümkün olup olmadığını hala tartışıyorlar. Bir kısmı burada suyun musluktan çıkış şekil ve hızının, lavaboya düştüğü noktanın, lavabonun ve suyun gittiği yerin yapısının etken olduğunu söylüyorlar, diğerleri de ideal şartlarda 50 kere deney yapın ve görün diyorlar. Haydi banyoya, bilimsel deney yapmaya...!


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Loğusa olma hâli ve bu hâlin müddeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

period of confinement after childbirth. childbed. confinement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Loğusalık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. mafsaliyye) (tıp, anatomi). 1. Oynak yerlerine ait: Resye-i mafsaliyye. 2. (paleontoloji) Oynak yerleri olan: Hayvânât-ı mafsaliyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Maşaya benzer bir Aleti olan: Maşalı saat, maşalı tüfek: Eski bir çeşit fitilli tüfek. Eli maşalı = mec. Edepsiz, kavgacı (bilhassa böyle kadınlar hakkında kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. maslahat). Maslahatlar, İşler. (bk.) Maslahat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. meslek). Meslekler, bk Meslek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-T.) gibi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disputed. in dispute. at issue. moot. in question.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oxalic acid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Vaktiyle paşa hizmetinde bulunanlar için söylenirdi: Paşalı kıyafeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Paşa unvanı. 2. Bir paşanın idaresinde bulunan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy story.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fairy tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. scot free.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Davada her iki tarafı da tutmayan, üçüncü şahıs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «salb» dan). Haç, Fars. çeltpâ. Ehl-i «altb = Haçlılar. Salîb-I Ahitler = Kızılhaç.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selb» den if.) (mü. sâlibe). 1. Kapıp götüren, alan. 2. (edebiyat) Reddeden, inkâr eden, menfî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليب] haç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü salîbiyye) (e. saItbiyyûn). 1. Haça mukaddes nazariyle bakan, Hıristiyan, İsevî. 2. Ehl-I Salib’e (Haçlılar’a) mensup adam. 3. (botanik, anatomi). Haç şeklinde olan, heçvârî (bitki).

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صليبی] haçlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., kim. söğüt ve kavak ağaçlarının kabuk ve yapraklarından çıkarılan ve ilâç olarak kullanılan bir tuz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bazı Germen kabilelerinin beşinci yüzyılda düzenlenen kanunnamesi; eskiden Fransa'da kadınların tahta geçmelerini yasaklayan kanun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (ecza) salisilat. salicyl'ic s. salisilat kabilinden. salicylic acid salisilat asidi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dikkati çekme; çıkıntı, çıkıntılı şey.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. göze çarpan, dikkati çeken; çıkıntılı, çıkık, fırlak; i., ask. kalede dış açı. saliently z. göze çarparak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «selef» ten if.) (mü. sâlife). Geçen, geçmiş, daha önceden olan: Sâlifi’z-zikr, sâlif-ül-beyân = Daha önce de söylenmiş olan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuz hâsıl eden; tuz ihtiva eden, tuzlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالف الذکر] zikredilen, anılan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «salâh» dan if.) (mü. sâliha) (c. suhelâ, sâlihât). 1. iyi, yarar, gelir, yakışır: O, bu işe sâlihtir. 2. Salâhiyeti ve hakkı olan. 3. Dinin emirlerine uygun hareket eden: Sâlih bir adam, sâliha bir kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صالح] dinin kurallarına uyan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Yarar, yakışır, elverişli, uygun. Salahiyeti bulunan, yetkili. 2.Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi, muttaki.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Dinin emir ve yasaklarına uyan, iyi ahlak sahibi (kadın). - (bkz.Salih).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.). İyi işler, ahlâk ve insaniyetçe beğenilen işler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dindar, iffetli, temiz Müslüman kadınlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(|. «salmak» tan). Ucu zencirII topuz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Salık vermek = Tavsiye etmek sözünde geçerse de, onu da yanlış olarak sağlık vermek şeklinde kullanıyoruz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sülük» dan if.). (mü. sâlike) (c. sâliktn). 1. Bir yola bağlı olan, bir yola giden, bir yol takip eden. 2. (tasavvuf). Bir tarikata dahil olup hidayet yolunu takip eden, mür’ıd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالک] tarikat mensubu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Haber, bilgi. Haberci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advise. prescribe. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commend. direct. recommend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Salık).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A. «selm, silm»den if.) (mü. sâlime). 1. Hasta, sakat olmayan, sağ, sağlam. 2. Ayıp, kusur ve noksanı olmayan. 3. Korku ve endişesi olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. safe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sound. healthy. safe. secure. intact.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Venezuelan master terrorist raised by a Marxist-Leninist father; trained and worked with many terrorist groups.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سالم] sağ, esenlik içinde. 2.sağlam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) 1.Hasta veya sakat olmayan, sağlam. 2.Ayıpsız, kusursuz, noksansız. 3.Korkusuz, endişesiz, emin. 4.Aruzda cüzlerinden hiçbiri zihafa uğramayan vezin.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Salim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Sağ ve sağlam olarak. 2. Emniyetle, emin olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safely. safe and sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سالما] sağ salim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i tuzlu bataklık; tuzla, tuz ocağı, tuz madeni; tuzlu pınar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Eğlence veya jimnastik maksadiyle sallanmak üzere bir ağaca veya dikilmiş direklere asılı tahta. 2. Küçük çocukları uyutmada kullanılan iki ucundan iple asılı yatak. 3. Yine bu şekilde ve ekseriya ipten ağ hâlinde büyükler için yatak (hamak).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. bir çeşit maden tuzu ile dolu; tuzlu, tuz gibi; tuz hassası olan; i., tıb. birkaç çeşit maden tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (y. k.). 1. (fizik) Bir noktanın art arda ve müsavi zaman aralıklarında hep aynı hareketi tekrarlaması: Sarkacın hareketi bir salınımdır. 2. Ay yüzünün yarısından biraz fazlasının dünyadan görülebilmesini sağlayan hâdise.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. libration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillation. oscillation. beat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağa sola eğilerek yürüme, Fars. hırâm.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluluk, tuzluluk miktarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Salınış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Yürürken hafifçe sağa, sola eğilmek, Osm. hırâmân olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dawdle. meander. oscillate. roll. to swing. to wave. to sway. to oscillate. wave.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oscillate. to sway. to oscillate. to be sent to. to be snatched to. to be put out. to pasture in. to be lowered into a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. salinomMre) (denizcilik). Buhar kazanlarındaki suyun tuzunu ölçmeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Oynama, hareket. 2. Dalga. Salıntıda = Sağlam olmayan, şüpheli: işimiz salıntıda, (bk.) Sallantı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sağlam ve oturaklı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

swaying motion. undulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saltb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «süls» den if.) (mü. sâlise). Üçüncü, İkinciden sonra gelen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالث] üçüncü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). 1. Eskiden mülkt rütbelerin üçüncüsü. 2. Saniyenin altmışta biri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

split second.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Üçüncü. 2.Saniyenin altmışta biri. 3.Binbaşılık derecesinde mülki rütbe.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(sl. A.). Üçüncü olarak.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثالثا] üçüncüsü, üçüncü olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. tıp). Romatizmaya karşı kullanılan bir ilâcın kısaltılmış adı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. salya, tükürük. salivary s. tükürük hasıl eden, salyaya ait. salivate f. salya akıtmak; tıb. çok tükürük çıkarmak. salivation i. tükürük çıkarma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be released from prison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

releasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tutulmuş olanı koyuvermek, bırakmak. 2. Mahbus olanı hapisten kurtarmak, mahbesten çıkarmak. 3. Uzatmak, koyuvermek: Sakal salıverdi. 4. Bir şeyi zaptedemeyip bırakıvermek; kaçırmak: Kahkahaları salıverdi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to let go. to set free. to release. to liberate. to free. to acquit. to unwind. to disengage. to dismiss. to outspan. to unbend. to unfasten. to blow-off. to leave. to relax. to discharge. to demobilize. to pay. to drop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. salsâliyye). Salsâl hâlinde olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Pulu yapıştırılmadığı veya eksik yapıştırıldığı için bedeli ceza puluyla beraber alıcısından alınan mektup.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kaygılı, kederli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

worried. troubled.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seyir yeri.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تمثالی] sembolik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. nihayette her kesin ilâhi affa uğrayacağına inanan kimse veya mezhep. Universalism i. bu yolda inanç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kavuşma, ulaşma ile ilgili.

İsimler ve Anlamları by