Sallama çay | Sallama çay ne demek? | Sallama çay anlamı nedir?

Sallama çay | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sallama cay

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). çalkalamak, sallamak; altüst etmek; kışkırtmak, tahrik etmek. agita'tion (i). çalkalanış, sallanış, dalgalanış; sıkıntı, ıstırap, heyecan; fesat agitator (i). kışkırtan kimse, tahrikçi .

Türkçe Sözlük

(i.) (Eski Türkçe’de sallamak demek olan «bişmek» den). Küçük çocukları yatırıp sallayarak uyuttukları maruf kerevit. Ar. mehd, Fars. gehvâre. Ecel beşiği = Tehlikeli ve boşluktaki iskele vesaire.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak, savurmak; i. sallama, savurma.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Vurmak, çarpmak: Kamçı, kılıç çalmak. 2. Yere düşürmek, atmak: Yere çaldı. 3. Bir şeyin bir parçasını kesmek, çelmek. 4. Davul, dümbelek gibi bir şeye vurup ses çıkarmak: Davul, trampete çalmak. 5. Umumiyetle çalgı icrâ etmek: Piyano, kanun, klarnet, bir hava çalmak. 6. Birbirine vurmak, çırpmak: el çalmak. 7. Vurmak, tıktık etmek: Kapıyı çalmak. 8. Uğrulamak, çırpmak, hırsızlamak: Atımı çaldılar. 9. Almak, kapmak: Akıl çalmak = Meftûn etmek, aklı başından almak. 10. Bir sıvıya azıcık tuz veya çorbaya un katmak. 11. Tattırmak, lezzetini duyurmak: Ağzına bal çalmak. 12. Süpürmek, temizlemek:” Tozu çalmak. 13. Oynatmak, sallamak, tahrik etmek, kullanmak: Kürek, sopa çalmak. 14. Buruşturmak: Dili çalmak. 15. Az benzemek, yakınlaşmak: Yeşile çalıyor. 16. Bir şeyin lezzetini vermek: Is çalmak, bakır çalmak. 17. Doğru söylemeyip çetrefil söylemek veya diğer bir lisanı andırmak: Dili çalıyor, dili Rumca’ya çalıyor. 18. (saat ve saz vs.) Vurmak: Bu saat doğru çalmıyor, bu piyano pek iyi çalıyor, mec. (ağıza) Bir parmak bal çalmak = Boş vaatler ile avutmak. Düdüğü çalmak = Muvaffak olmak, merâma kavuşmak. Topuk çalmak = Yürürken topukları birbirine dokundurmak, çamur atmak. Her telden çalmak = Çeşitli bilgileri olmak. Hava çalmak = Sam vurmak. Çal çene, (bk.) Çal. Çılyaka etmek = Yakasından kapmak, kavramak. Ç»lakamçı, çalakılıç, çalakürek vs. = Durmadan kamçı, kılıç, kürek vs. sallayarak, (bk.) Çala.

Türkçe Sözlük

(i.). Tunç yesaireden yapılmış koni şeklinde bir Alet ki, içindeki tokmağın sallanıp kenarlara vurmasıyle ses çıkarır, çıngırağın büyüğü, ceres, nâkus: Deve çanı, kilise çanı, çan çalmak. Çanına ot tıkamak = Mahvedip sesini kesmek. Çan kulesi = Kilise çanını asmaya mahsus yüksek kule. Kulağa çan çalmak = Çok bağırmak, tekrar tekrar söylemek. Çan, kökü tarih öncesi zamanlara dayanan bir çalgıdır. Çan sallanmağa başlarken, tokmakla vurularak ses çıkartılır. Verdiği temel notaya normal armonikleri eklenir (üst sekizli, beşli, küçük üçlü, alt sekizli). Bu armoniklerin doğruluğu, çanın ana çizgilerine bağlıdır (dış ve iç çevresi). Çanın akordu üstündeki alaşım ölçüsünü azaltarak yapılır. Alaşımın çanın neresinden azaltılacağı belirlidir. Bunlar her armoniğin çıktığı yerlerdir. Çanın alaşımı % 78 oranında bakır, % 22 de kalaydan bileşir. Günümüzde, çanı sallamak için elektrik motoru kullanılır. Motor makarayı harekete geçirir. Eskiden makaraya ip sarılırdı. En dolgun ses, içten vuran tokmakla elde edilir. Dıştan vuran çekiç kullanılırsa, çıkan ses çok madeni olur. Bugün opera ve orkestralarda çan sesi akortlu madeni borulardan bileşen özel bir çalgı ile verilir. Notası, dördüncü çizgi Fa açkısı ile, Timbal veya Davul partisi üzerine yazılır. Gereğine göre, bütün seslerde yapılabilir. Sesinin etkisi, iki sekizli yukarıdandır. Bestenin yerine göre, hangi bey çanın kullanılacağı, bestecinin belirtmesi gerekir. Çanlar, dokunaklı ve görkemli etkiler bırakır.

Türkçe Sözlük

(i.). Doğrudan denize ulaşmayıp diğer bir nehre yani bir ırmağa dökülen akarsu veya ırmağın küçüğü olan akarsu. Denizi geçip de çayda boğulmak = Büyük zorluklan yendiği halde küçüğü önünde Aciz kalmak. Çaya varmadan paçaları sıvamak = Vakit ve lüzumundan evvel hazırlanmak.

Türkçe Sözlük

(i. Çince’den). 1. Çaygillerden bir ağaççık ve bunun haşlanarak suyu içilen kurutulmuş yaprakları: Çay içmek, çay pişirmek, çay takımı, ibriği, bardağı, kaşığı. 2. Misafirlerin çay, pasta, bisküi ile ağırlandığı, danslı ve musikili yahut danssız toplantı. Adaçayı = Diş otu denilen bir bitki. Alp çayı = Alp dağlarında çıkıp müshil gibi kullanılan bir bitki.

Türkçe - İngilizce Sözlük

tea. tea party. brook. rivulet. stream. streamlet. run. runlet. beck. bourn. bourne. branch. burn. creek. rill. runnel. watercourse.

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. creek. stream. tea.

Türkçe - İngilizce Sözlük

brook. stream. tea. tea party. rivulent.

Şifalı Bitki

(transtraemiaceae): Çaygillerden bir ağaçcıktır. Yapraklarında tanen, legumin, esans ve teofilin vardır. Tesirli maddesi, teindir. Çay yaprakları fermantasyondan sonra kavrulursa siyah, önce kavrulursa yeşil çay elde edilir. Kullanıldığı yerler: Aşırı miktarda olmamak şartıyla içilecek olursa bedeni ve zihni yorgunluğu giderir. Sinirleri uyarır. Mide tembelliğini giderir. İdrar söktürür. İshal ve dizanteriyi keser. Damar kireçlenmesini önler. Damar sertliği, kalp yetersizliği, kan kanseri, guatr, nefrit, kolera ve bağırsak hastalıkarında koruyucu ve tedavi edicidir. Haddinden fazla içilecek olursa çarpıntı, göğüs anjini, sinir bozukluğu, baş ağrısı, sıkıntı, mide bulantısı, el titremesi ve uykusuzluğa sebep verir. Şişmanlar, kalp, sinir, mide ve karaciğer hastaları, romatizma ve nikristen şikayet edenler, böbreklerinde kum veya taş olanlar, kabızlık ve yüksek tansiyondan yakınanlar, üremi veya albüminüri olanlar, mümkün olduğu kadar az çay içmelidirler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). yassı ve kumluk kıyı adası.

Türkçe Sözlük

(i.). Çanın küçüğü, hayvanların boynuna takılanı, hizmetçileri çağırmak için çalınanı va bu gibi başka işlerde kullanılanı. Küçük kuzulara ve kedi yavrularına takılan pek küçüklerine de denir: Çıngırak çalmak, çıngırak sallamak, çıngırak takmak. Kalın seslisine çongurdak derler.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). sarkmak, asılmak, asılı durup sallanmak; sarkıtmak, asıp sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (flung) atmak, fırlatmak, savurmak: silkinmek: silkmek; binicisini üstünden atmak (at): öteye beriye sallamak; yıkmak, düşürmek, devirmek; çifte atmak: atılmak; savurmak (küfür); dalmak, sıçramak. fling away dışarı atmak, dışarı fırlamak. fling of

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). flört etmek, kur yapmak; fırlatmak, hızla hareket ettirmek, iki yana sallamak (yelpaze gibi); fırlamak; (i). flört etmeye alışkın kimse: fırlama atılış, ani hareket. flirta'tion (i). flört etme, kur yapma. flirta'tious (s). işvebaz, flörtçü

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., (i). serpilmek, gelişmek, büyümek, neşvünema bulmak, inkişaf etmek; başarı kazanmak, muvaffak olmak, zenginleşmek, yıldızı parlamak, gözde olmak; süslü bir dil kullanmak; gösterişli hareketlerde bulunmak; süslemek; tezyin etmek; sallamak, kibir

Türkçe Sözlük

(i.) (Farsça gerden’den). 1. Boğazın dışı, boynun ön tarafı: Çifte gerdan = Semizlikten iki kat gerdan. 2. Umumiyetle boyun: Gerdanı eğri. Gerdan kırmak = Naz ile boyun sallamak; (at) yürürken boynunu sallamak. Gerdankıran = Bir cins kuş.

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gülsuyu şişesi ki, ağzı dar olup sallamakla gülsuyu serpilir.

Genel Bilgi

Tokalaşma aslında çağlar öncesi bir adet. Çok eski çağlarda, tüm erkekler bir silah taşıyor ve çoğunluğu da bu silahı sağ eli ile kullanıyordu.

Bir erkek diğerine dost olduğunu, elinde silah bulunmadığını göstermek için, boş sağ elini uzatıyor, diğeri de aynı şeyi yapıyordu. Ama her iki taraf da kendini emniyete almak, diğerinin aniden silah çekmesine mani olmak için, birbirlerinden emin olana kadar, birlikte ellerini hafifçe sıkarak duruyorlardı.

Tokalaşırken elleri sallama alışkanlığı, elleri daha iyi kavrayarak, rakibin giysisinin içinden aniden bir silah çıkarmasını önlemek için başlamış olabilir. Ancak sonraları dostluğun bir ifadesi oldu.

Türkçe Sözlük

(f.). Yerinden oynatmak, kımıldatmak, sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged, -ging) cig dansı yapmak; iki yana sallanmak; ağırlıklı iğne ile balık tutmak; cig dansı yaptırmak; iki yana sallamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafif hafif ve çabuk sallanmak veya sallamak; i. titrek hareket; hafif sallantı; bak. joggle.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. hafifçe sarsmak, yavaşça sallamak; hafifçe sarsılmak veya sallanmak; geçme ile tutturmak; i. birden dürtme, sallama; sarsıntı; geçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sarsmak, sallamak, hoplatmak (araba gibi); i. sarsma, sarsıntı.

Türkçe Sözlük

(i.). Bir değneğin ucuna bağlı ve vurmaya yahut hayvanları korkutup yürütmeye mahsus deri, meşin veya ip vesaireden örme şey, kırbaç: Kamçı ile vurmak; kamçı çalmak; kamçıyı sallamak, çatırdatmak. Çalakamçı = Devamlı kamçı çalarak. Kamçıbaşı = Ucunda klâptanla bir iki sırası bulunan bir cins tülbent veya bez. Kamçıkılıç = Ensiz bir cins kılıç. Kamçıkuyruk = Kılsız kuyruk.

Türkçe Sözlük

(i.) (kof demek olan «kav» dan gelir). 1. İçi boş şey, kof mahfaza, kap: Sidik kavuğu = Mesane. Od kavuğu = ödlük. 2. Vaktiyle başa giyilen şey, ekseriya pamuklu ve yüksekçe olup üzerine sarık sarılır: Kâtip kavuğu, yeniçeri kavuğu. mec. Kavuk sallamak = Dalkavukça tasdik etmek, birinin her dediğini tasdik ve takdir ederek ziyakârlık etmek. Karakavuk = Hindibâ.

Türkçe Sözlük

(i.) (Rumca’dan alınma zannolunuyorsa da Rumlar da Türkçe gibi kullanıyorlar. Müşterek kelimelerden olup, aslının Arnavutça olması muhtemeldir). 1. Bir çeşit yassı kılıç. Suya pala çalmak “ Boşuna yorulmak. 2. Küreğin yassı yeri ve o şekilde yassı bazı Aletler. Pala sallamak = Tek kürek oynatarak kayık yürütmek. 1. Kılıçlama konan yassı kiriş vesair kereste.

Türkçe Sözlük

(sallamak) Uğraşmak, didinmek, çabalamak. Deyim

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; beşik sallamak, sallayarak. uyutmak; sallanmak, olduğu yerde sallanmak; i sallama, sallanma .rockandroll i. çok ritmik bir pop müziği .rocking chair salıncaklı sandalye. rocking horse salmcaklı oyuncak at. rock the boat velveleye verme

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi. a fast sailer süratli yelken gemisi. a good sailer fazla sallamayan gemi. a heavy sailer çok sarsan gemi.

Türkçe Sözlük

(I.J. Oynatma, kımıldatma.

Türkçe - İngilizce Sözlük

shake. sweep. toss. wag.

Türkçe Sözlük

(f.). I. Düzgün bir şekilde ve daima bir yönde oynatmak: Beşik sallamak. 2. mec. Bir işi geri bırakmak: Beni ne sallayıp duruyorsun? Baş sallamak = işitmekslzin dinlemek. Kavuk »allamak = Dalkavukluk etmek. Kuyruk sallamak = 1. Yaltaklanmak. 2. Teşvik edici harekette bulunmak. Sallamamak = (argo) Ehemmiyet vermemek, vazife edinmemek, saymamak. Kuyruksallayan — Uzunca kuyruğunu daima sallayan kü;ük bir kuş.

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Oynatmak, fazlaca kıpırdatmak, titretmek, sallamak: Araba bizi çok sarstı. 2. Bozmak, değiştirmek, muvazeneyi kaybettirmek: Bu hastalık beni çok sarstı.

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) (shook, shaken) sarsmak, çalkamak, titretmek, silkmek, sallamak; metanetini bozmak; sallanmak, sarsılmak; titremek; (müz.) ihtizaz etmek, titreşim halinde olmak; argo atlatmak, başından defetmek, Shake a leg. Tez oluver. shake down sarsarak düşü

Türkçe Sözlük

(f.). Silkmeyi bir müddet tekrarlamak, devamlı silkmek, sallamak, silkmeye devam etmek.

Türkçe Sözlük

(f.). Sallayarak üstündeki şeyleri veya toz toprağı düşürmek, sallamakla veya vurmakla temizlemek: Ağacı silkip yem İşleri düşürmek. Yek» silkmek = Nefret etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallamak; eğmek, meylettirmek; etkilemek, tesir etmek; idare etmek, istediği tarafa yöneltmek; den. bedenin ağırlığını vererek hisa etmek; eğilmek, meyletmek; taraftar olmak; dönüp gitmek; iki yana veya ileri geri sallanmak; hakim olmak, hükmetm

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (swung) i. sallanmak, salıncakta sallanmak; eksen veya reze üzerinde dönmek; salınarak ilerlemek (asker yürüyüşü); k.dili. asılmak darağacına asılmak; sık sık up ile sallandırmak asmak: salıncakta sallamak; k.dili. idare etmek, işletmek; becermek; (a

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. ince ağaç dalı, çubuk; inek kuyruğunun ucu; ilâve saç, postiş; demiryolu makası; elek. devre anahtarı, anahtar; şalter; f. çubukla vurmak, dövmek; sallamak (kamçı); d.y. makastan geçirmek; elektrik düğmesini çevirmek; değiş tokuş etmek. switc

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. boşuna ümit vermek, hayal kırıklığına uğratmak, bir şeyi gösterip vermemek, colloq. kuyruk sallamak .tantaliza'tion i. boşuna ümit verme, kuyruk sallama. tantalizingly z. hayal kırıklığına uğratarak.

Türkçe Sözlük

(f.). ı. Ölçmek, bir şeyin ağırlığını anlamak için kantara veya teraziye çekmek: Kömürü, yağı, peyniri tartmak. 2. Elde sallamak, avucun içinde yukarıya atarak ağırlığını tahmin etmek: Altını elinde tartıyordu. 3. Çekip bırakarak sallamak: Atın dizginini tartıyordu. 4. İyice düşünmek, önceden iyi düşünmek: Sözünü tartmadan söylemez. S. Bir kimseyi tecrübe etmek, ne diyeceğini, ne yapacağını önceden anlamak istemek: Herifi tarttım, baktım ki benden kuvvetli. Papuç tartmak Ayak sürüyerek edâ ile yürümek. Sözü tartmak = mec. Söylenilen sözü iyice düşünüp söylemek.

Türkçe Sözlük

(i. F). 1. Öteye beriye kokarak arama. 2. Dalkavukluk, etme ve yüzsuyu dökerek birinin her işini tasdik edip kavuk sallama.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ged,- ging) i. sallamak; çenesi ötmek; hareket etmek; İng., (argo) okuldan kaçmak; i. sallama. set tongues wagging dile düşürmek. The tail wags the dog dünya tersine dönüyor. the world wags on and we wag with it. Dünya ile birlikte yuvarlanıp gidi

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., i. sallanmak; sallamak; sarsılmak; i. sallayış sallanış. waggly s. sallanan.

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. dalgalanmak; sallanmak; sallamak; dalgalandırmak, dalga dalga etmek. ondüle yapmak; harelemek; elle işaret etmek. wave farewell el veya mendil sallayarak veda etmek. wave on el işaretiyle ileri gitmesini belirtmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. dalga; dalgalanma; el işareti; el sallama; hare, kumaş dalgası; dalga gibi kabaran şey; sıcak veya soğuk dalgası. wave band (radyo) dalga. wave front fiz. dalga sınırı. wave set mizamplide kullanılan fiksatif. wave theory fiz. dalga teorisi; dilb.

Türkçe Sözlük

(I.). Gelecek gün, bugünden sonraki gün, ferdâ: Yarın gel, yarın gideceğim. Yarın değil öbür gün = Yarından sonraki gün, iki gün sonra. Bugün yarın = Sallama, geri bırakma, Ar. te’hîr, tâvik.