Salt çoğunluk ne demek? | Salt çoğunluk anlamı nedir? | Salt çoğunluk

Salt çoğunluk anlamı nedir?

Salt çoğunluk ne demek?

Salt çoğunluk anlamı nedir?

Salt çoğunluk | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: salt cogunluk

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit iskambil oyunu. Altmışaltıya bağlamak = Boş vaatlerle oyalamak, biraz taviz vererek işi halletmek.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). bazalt, volkanik karataş, siyah mermer. basaltic (s). bazalta ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Gemilerin baş tarafında, tayfa ve er koğuşları. 2. Yağlı güreşte baş’ın altındaki derece.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tip out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be emptied.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji) (y. k.). Barsaklarda kalan sindirim artıkları, böbreklerin süzdüğü sidik ile tükrük, sümük ve ter gibi salgıların vücuttan dışarı atılması, ifrağ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

excretion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Boş ve hâlî olma, kalma: Hamam boşaldı. 2. Akma, dökülme, munsap olma: Kızılırmak, Karadeniz’e boşalıyor. 3. Yayılma, münteşir olma. Bütün bentlerin suyu ovaya boşaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

emptying. discharge. unloading. depletion. dismantlement. exhaustion. pouring. tipping. vacation. voidance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discharge. evacuation. unloading. outlet. bleeding. desertion. runoff. lighterage. release. debarkation. disembarkment. vacation. pouring. emission. emptying. exhaust. priming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catch basin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin içindeklni çıkarıp boş bırakmak, tahliye etmek: Evi boşalttılar. Şu kâseyi boşalt. 2. Aktarmak, bir kaptan diğerine dökmek: Şu sütü başka bir kaba boşaltmalı. 3. (Tüfek ve tabanca) atmak: Bir tüfek boşalttı. 4. (Hayvan eyer veya semerini) atmak, devirmek: Bu at, eyerini boşaltmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

empty. pour from. evacuate. pour out of. discharge. pour. clean out. unload. ejaculate. clean. clear. clear out. close out. debus. deplenish. deplete. disgorge. dismantle. drain. drain away. drain off. draw off. drop off. dump. excrete. exhaust. let.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decant. deplete. discharge. empty. tip. unpack. vacate. to empty. to tip. to turn sth out. to discharge. to evacuate. to vacate. to unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to blow-off. to release. to empty. to discharge. to vacate. to pour. to evacuate. to purge. to desert. to relax. to clear. to exhaust. to uncoil. to drain. to dump. to unload. to unlade. to disembark. deplete. disburden. disgorge. fall vacant. land. load.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Ekseriyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. the crowd. bulk. generality. plurality. predominance. preponderance. ruck. run.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

generality. majority. the generality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

majority. bulk. generality. moneyed people. preponderance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

by a majority. mostly. generally. frequently. usually. commonly. in the main.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commonly. generally. largely. mainly. mostly. ordinarily. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

entrepreneurial veteran. largely. mainly. mostly. for the most part. predominantly. principally. usually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Saltanat yeri, İstanbul.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دارالسلطنه] İstanbul.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). (deniz suyundan) tuzu çıkararak içilebilir hale getirmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(ecza.) müshil olarak kullanılan magnezyum sulfat, İngiliz tuzu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

ecza. İngiliz tuzuna benzer müshil bir toz.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatında tek bir figürün ya da nesnenin, derinlik duygusu verecek şekilde betimlenmesi anlamına gelen terim. Derinlik dugusunu, yanılsama yoluyla yaratması açısından bir perspektif türü olarak kabul edilir. Kısaltımda, betimlenen nesneye, figüre belli bir uzaklıktan ya da alışılmadık bir açıdan bakıldığında, ortaya çıkan biçim bozmalar yumuşatılarak tuvale aktarılır. Örneğin, yatan bir figürün ayak ucundan bakıldığında, ayaklar olduğundan büyük, baş da küçük görünür. Kısaltımı kullanan sanatçı, ayakları göründüğünden küçük, başı da o oranda büyük vererek biçim bozmaları yumuşatır. Sanat tarihinde kısaltımın en iyi bilinen örneği, Mantegna`nın Ölü İsa adlı kompozisyonudur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kısaltmak işi. 2. Bir şeyin kısaltılmış hali: Kısaltma işaretleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

compress. abbr. shortening. compendium. abbreviation. abridgement. compression. condensation. curtailment. retrenchment. summary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. abridgment. shortening. contraction.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviation. shortening. abridging. abridgment. abridgement. brachylogy. contraction. curtailment. résumé.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kısa etmek, azaltmak, Osm. taksir etmek, kesip kırarak kısa yapmak: Direği, elbiseyi, seçı, sakalı kısaltmak; yolu kısaltmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shorten. make shorter. abbreviate. abridge. summarize. cancel. clip. compress. curtail. cut down. dock. edit. prune. reduce. retrench. short-circuit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. abridge. contract. cut. shorten. truncate. to shorten. to abbreviate. to abridge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abbreviate. to shorten. to abridge. to condense. boil down. compress. contract. curtail. cut. diminish. encapsulate. file down. pare. take up. telescope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shortened. abbreviated.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). İki hayvanın birbirine koşulması veya iki devenin bir iple bağlanması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

relative majority. proportionate majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Mezmurlar kitabı; k.h. dini ayinde okunacak belirli mezmurlar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. -ria) zool. geviş getiren hayvanların üçüncü midesi, kırkbayır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. santur.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Tek, sırf, bilhassa, sade: Salt ben gideceğim. Salt hamurdan yapılmış börek. 2. Ancak, yalnız, şu kadar ki: Bu iş olacak, salt ben göremiyeceğim.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

mere. simple. solely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sulphate of magnesia having cathartic qualities; originally prepared by boiling down the mineral waters at Epsom, England, whence the name; afterwards prepared from sea water; but now from certain minerals, as from siliceous hydrate of magnesia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The chloride of sodium, a substance used for seasoning food, for the preservation of meat, etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

It is found native in the earth, and is also produced, by evaporation and crystallization, from sea water and other water impregnated with saline particles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, flavor; taste; savor; smack; seasoning.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Hence, also, piquancy; wit; sense; as, Attic salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dish for salt at table; a saltcellar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A sailor; usually qualified by old.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The neutral compound formed by the union of an acid and a base; thus, sulphuric acid and iron form the salt sulphate of iron or green vitriol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: That which preserves from corruption or error; that which purifies; a corrective; an antiseptic; also, an allowance or deduction; as, his statements must be taken with a grain of salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Any mineral salt used as an aperient or cathartic, especially Epsom salts, Rochelle salt, or Glauber's salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Marshes flooded by the tide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Of or relating to salt; abounding in, or containing, salt; prepared or preserved with, or tasting of, salt; salted; as, salt beef; salt water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Overflowed with, or growing in, salt water; as, a salt marsh; salt grass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Bitter; sharp; pungent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Fig.: Salacious; lecherous; lustful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To sprinkle, impregnate, or season with salt; to preserve with salt or in brine; to supply with salt; as, to salt fish, beef, or pork; to salt cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To fill with salt between the timbers and planks, as a ship, for the preservation of the timber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To deposit salt as a saline solution; as, the brine begins to salt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The act of leaping or jumping; a leap. the taste experience when salt is taken into the mouth white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal preserve with

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a compound formed by replacing hydrogen in an acid by a metal. white crystalline form of especially sodium chloride used to season and preserve food. negotiations between the United States and the Union of Soviet Socialist Republics opened in 1969 in Hels

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound formed by combining the anion of an acid with the cation of a base Second Law of Thermodynamics - Some forms of transformations of one kind of energy to another are not observed to occur in natural processes The observed transformation

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride, used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a bas

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride , used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a ba

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A basic taste characterized by solutions of chlorides, bromides, iodides, nitrates, and sulfates of potassium and lithium. any compound formed by combination of any negative ion with any positive ion ; the precipitate produced as the result of neutralizat

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A string of random bits concatenated with a key or password to foil precomputation attacks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for sodium chloride, or table salt In brewing terms, any compound produced by the reaction of an acid with an alkali.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound produced by the combination of a base, commonly a metallic oxide, with an acid; some common salts are sodium chloride, potassium chloride, and magnesium sulfate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The common name for the specific chemical compound sodium chloride used in the regeneration of ion exchange water softeners In chemistry, the term is applied to a class of chemical compounds which can be formed by the neutralization of an acid with a base

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A treaty between the US and former USSR limiting the number of ICBM and SLBM launchers that each can possess. 1 Sodium chloride, NaCl, used for preserving the freshness of food 2 Substance that results from reaction between acid and base. a substance need

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

BATHS - Crystals are soaked in a bath of course salt and luke warm water overnight or during the day Sometimes this is accompanied by leaving the stones in the sun or moonlight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A chemical compound derived from an acid by replacing the hydrogen atom with a metal or positive ion Salts may act as buffers in solution with acids or bases Common or table salt is an example. an ionic compound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The mineral 'sodium chloride ' Most of today's salt comes from mines left by dried salt lakes Used as a flavoring agent in many foods Because of its value as a preservative, salt was a vital commodity to early civilization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A white, friable mineral that is highly soluble in water.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A random value concatenated to a symmetric cipher key to foil precomputation attacks by generating different results each time the encryption is performed The salt value is typically sent with the encrypted message so the recipient can reproduce the compl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strategic Arms Limitation Talks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Salt was an important commodity and used for preserving meat See the entry for Salt in the main Alphabetic Section of Malcolm Bull's Trivia Trail and Red Hills, Salt-making, Saltern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A compound formed when one or more of the hydrogen ions of an acid is replaced with an cation or when one or more of the hydroxide ions of a base is replaced with an anion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sesame Seed Shortening Short Paste Silicone Paper Sodium Stearoyl-2-Lactylate Specific Gravity Specific Heat Specific Volume Spring Wheat Sterilisation Sugar Batter Cake Mixing Method Surfactant Syneresis Thiamine Titanium Dioxide Triglyceride Unleavened

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s., f. tuz, sodyum kloruru, maden tuzu; bir asit ile bir bazdan meydana gelen tuz; çoğ. mushil tuzu; tuzluk; lezzet, tat; nükte, hoş söz; k.dili, (informal) deniz kurdu; s. tuzlu; f. tuzlamak, tuz katmak, tuzda muhafaza etmek. salt a mine bir maden

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute majority. bare / salt / overall / simple majority. clear majority. overall majority.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. i. salto = sıçrama). Köpek ve kedi gibi hayvanların art ayakları üzerinde durmaları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. i.). Bir cins kısa cepken.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. denizcilik). Gergin halatın yavaş yavaş gevşetilmesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kavgacı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Pâdişâhlık, hükümdarlık: Kanunî Süleyman Han kırk altı sene saltanat sürdü. 2. Devlet, hükümet. 3. Debdebe, tantana.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sultanate. reign. sovereignty. court. grandeur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reign. sovereignty. sultanate. magnificence. state. rule. splendour. pomp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sovereignty. dominion. authority. rule. sultanic rule. showy and luxurious way of life. magnificence. pomp. regality. regency. reign. royalty. show. throne.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Debdebeli, tantanalı, gösterişli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) 1.Tek, yalnız. 2.Yalnız başına giden. 3.Temiz, saf. -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i hoplama, sıçrama, zıplama; vurma, çarpma saltatory s sıçramaya benzer; sıçrama kabili yeti olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., A.B.D. dik çatılı ufak ev.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Al.). Kollu, büyük elektrik akımı anahtarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. circuit breaker. contact breaker. contactor switch. cutoff. cutout. shifter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

switch. power switch. breaker arm. circuit breaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

circuit breaker. switch. commutator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Gezgin, yolculuk eden.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., zool. sıçrayarak yürüyen (hayvan).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. felsefe) (uyd. k.). Hiçbir şart ve hiçbir kayda bağlı olmayan, mutlak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

absolute. absolute mutlak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) 1.Kendi başına var olan, bağımsız, koşulsuz, mutlak. 2.Salıverilmiş, bırakılmış, azat edilmiş, özgür.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzluca. saltishness i. tuzluluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip or somersault, with the feet coming up over the head and the body rotating around the axis of the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An aerial flip or somersault in which the feet come up over the head and the body rotates around the waist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Leap / Jump.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Somersault, i e rotation around the axis of the hips.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flip , somersault.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla havuzu; tuz ayırma kabı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. güherçile.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. patates mayasından yapılmış ekmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Erzurum ve yöresinde Selçuklular devrinde Saltuklular beyliğini kuran Türk beyi Emir Saltuk (1072).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) -(bkz.Saltık).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. deniz suyuna ait, tuzlu suda yaşayan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tuzla, tuz fabrikası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. üşnan, çorak, dikenli çöven, bot. Salsola kali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tuzlu; denizi hatırlatan; keskin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) – Uygar Türk.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unload.

Türkçe - İngilizce Sözlük by