Sam ne demek? | Sam anlamı nedir? | Sam

Sam anlamı nedir?

Sam ne demek?

Sam anlamı nedir?

Sam | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sam

Türkçe Sözlük

(SAMM) (i. A.) (mü. sâmme). Zehirleyen, ağulu, zehirli. Nebitât-ı stmme = Zehirli bitkiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güneyin sıcak ülkelerinden esen bunaltıcı rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAM) (i. coğrafya, Ar.’da «sol» ve Yemen «sağ» demek olup Hicâz’a nisbetle bu şekilde adlandırılmışlardır). 1. Suriye ve Lübnan ülkeleri. 2. Araplar’ın «Dimaşk» dedikleri şehir. Şam işi =: Şam’da yapılan tatlı ve reçel. Şam fıstığı = Maruf fıstık. Şam kayısısı = Kayısının Şam’da yetişen büyük ve pek iyi bir cinsi. Şamşekerl = Uzunca ve kamış parçası gibi ince, içi delik delik ve renkli bir şeker.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Akşam, Ar. mesâ: Şâm-ı seher = Akşam sabah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

simoom. simoon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a guided missile fired from land or shipboard against an airborne target.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An acronym for Security Accounts Manager, a Windows NT subsystem that maintains a database of user account names and passwords for authentication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Access Manager Secure Access Manager gives network administrators granular control over the security functions of the entire network directly from the central site Through this Windows-based application, network administrators can configure the Sec

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Surface to Air Missile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A Shared Appreciation Mortgage In exchange for receiving a below-market interest rate on your mortgage, you promise to give your lender a certain portion of the value that your property will gain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Shriffrin's theory of memory, which holds that memories are retrieved as a function of their strengths of association to cues.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sometimes used abbreviation for scanning Auger microscope or microprobe, an ultrahigh vacuum scanning electron microscope with an electron energy spectrometer for detecting and analysing the Auger electrons emitted from the top surface layers of the sampl

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAM is UTA's telephone registration system You will need a touch-tone telephone and the schedule of available registration times to use SAM SAM will also allow you to check your accounts receivable balance and pay your bills via credit card The SAM teleph

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Stratospheric Aerosol Measurements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Surface-to-Air Missile.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Analysis Model which produces predicted flows at projects on the Columbia and Snake Rivers based on power and flood control requirements This model is administered by the BPA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Management- An organization whose obligation is to administer Early Intervention services in Berks County to autistic and PDD children from birth to age 3, and in a separate dept age 3-5 SAM can provide, MA and SSI forms, a list of wrap-aro

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System Administration Manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The traditional uniform of kung fu.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Secure Applications Module A device used on some e-Purse schemes to authenticate transactions.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sewer Authority Midcoast -- a Joint Powers Agreement agency which operates the sewer plant on behalf of Half Moon Bay, GSD, and MSD. system administration manager.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A black boy who works for Will Varner in The Hamlet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sequential access method QSAM and BSAM are MVS sequential access methods which can be used to store or retrieve data in a continuous sequence SAM can be used with CICS extrapartition transient data data sets In CICSPlex, system availability monitoring. su

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Multiplexer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scanning Auger Microprobe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slot Allocation Message. scanning acoustic microscopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

damascus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Damascus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شام] akşam.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kimseye hiçbir şeye muhtaç olmayan, Allah’ın kulu. - Samed, Allah’ın isimlerindendir. “Abd” takısı almadan kullanılmaz. Türk dil kuralı açısından “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(f.). Ağlar gibi olmak, yalandan ağlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Akşam.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احشام] maiyet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (Ak, F. şâm) (ahşam yazmamalı). 1. Güneşin batış vakti: Akşam oluyor. 2. Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yakınlaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayır ola, akşam şerifleriniz hayır olsun = Selâm ve iltifat tâbiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = 5 vakit namazdan 4.’sü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kısım). Kısımlar. (bk.) kısım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. T. ak, F. Şâm. Ahşam yazmamalı). 1. Güneşin batma zamanı: Akşam oluyor. 2. Güneşin batması ile yatılacak vakit arasındaki zaman: Akşam geç vakte kadar oturduk. Akşam olmak = Gündüz geçip gece yaklaşmak. Akşam üzeri, akşam üstü = Akşam vaktine yakın. Akşam etmek = Günü geçirmek. Akşamlar hayroIş, akşam-ı şerifleriniz hayrolsun: Selâm ve iltifat tabiri. Akşam günü = Günün öğleden sonraki kısmı. Akşam namazı = Beş vakit namazdan dördüncüsü. Akşam yemeği = Akşam veya ondan sonra yenen yemek. Güneşin batma vaktinde yahut ondan sonra: Her akşam geliyor. 3. Önümüzdeki akşam vakti: Akşam bize gelir misiniz? 4. Dünkü akşam vakti: Akşam nerede idiniz? Sabah akşam: Her sabah, her akşam, devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. portions. sections.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

parts. spare parts.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vespertine. evening. night. eve. dark. dew-fall. eventide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening. last night. yesterday evening. tonight. this evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام] kısımlar, bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening journal. evening paper. afternoon paper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gloaming.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dusk. gloaming. nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening market.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sup.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

evening star.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hitch. hobble. paralysation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

breakdown. limping. hitch. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

towards the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

all day long. without interruption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (Aslı ağsamak olup «ağmak» tan). Bir ayağın kısa veya sakat olmasından dolayı sekerek yürümek, topallamak. (mec.) Eksik kalmak, ilerlememek, iyi gitmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

limp. hitch. have a hitch. halt. hinder. hobble.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to hitch. to have a hitch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to limp. to have a hitch. to delay. to drag.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Akşam erken yatan. 2. Her akşam belirli surette içkiye devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tippler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

habitual evening drinker. working in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a habitual drinker in the evenings. sb who works in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drinking habitually in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sarımsı pembe renkte olan. mec. ihtiyarlığın son demleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

that of the last night.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Bütün günü bir işte veya bir yerde geçirip akşama ermek. 2. Akşam vakti bir yerde kalmak, akşamı orada geçirmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stay until evening. to spend the evening (in a place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening. evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evenings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Akşama erdirmek, akşama kadar oyalamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in the evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Her akşam bir işe devam eden. Akşamlı sabahlı: Devamlı olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Akşama mahsus: Bu akşamlık yemeğimiz vardır. Daha bir akşamlık kömür kaldı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for an evening. enough for evening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

expecting at any moment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Akşam vakti, akşama doğru.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nightfall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Coğrafi Verileri

Konum: Güney Pasifik Okyanusu’nda adalar grubu.

Coğrafi konumu: 14 20 Güney enlemi, 170 00 Batı boylamı.

Haritadaki konumu: Okyanusya.

Yüzölçümü: toplam: 199 km².

Kara: 199 km².

Su: 0 km².

Sınırları: 0 km.

Sahil şeridi: 116 km.

İklimi: Tropikal deniz iklimi, güneydoğudan hafif rüzgarlar esmekte; Kasım - Nisan ayları yağışlı, Mayıs - Ekim ayları kuru geçer.

Arazi yapısı: Dik kayalıklı beş volkanik ada, sınırlı kıyı ovaları, iki mercan adası yer almaktadır.

Deniz seviyesinden yüksekliği: en alçak noktası: Pasifik Okyanusu 0 m.

en yüksek noktası: Lata dağı 964 m.

Doğal kaynakları: Sünger taşı.

Arazi kullanımı: tarıma uygun topraklar: %10.

Otlaklar: %10.

Ormanlık arazi: %70.

Diğer: %10 (2005 verileri).

Doğal afetler: Aralık - Mart ayları arasında ortaya tufanlar çıkmaktadır.

Nüfus Bilgileri

Nüfus: 57,794 (Temmuz 2006 verileri).

Yaş yapısı: 0-14 yaş: %34.7 (erkek 10,388; kadın 9,654).

15-64 yaş: %62.4 (erkek 18,698; kadın 9,654).

65 yaş ve üzeri: %2.9 (erkek 633; kadın 1,071) (2006 verileri).

Nüfus artış oranı: %-0.19 (2006 verileri).

Mülteci oranı: -21.11 mülteci/1,000 nüfus (2006 verileri).

Cinsiyet oranı: doğumlarda: 1.06 erkek/kadın.

15 yaş altı: 1.08 erkek/kadın.

15-64 yaş: 1.08 erkek/kadın.

65 yaş ve üzeri: 0.59 erkek/kadın.

Toplam nüfusta: 1.06 erkek/kadın (2006 verileri).

Bebek ölüm oranı: 9.07 ölüm/1,000 doğan bebek (2006 tahmini).

Ortalama hayat süresi: Toplam nüfus: 76.05 yıl.

Erkeklerde: 72.48 yıl.

Kadınlarda: 79.82 yıl (2006 verileri).

Ortalama çocuk sayısı: 3.16 çocuk/1 kadın (2006 tahmini).

Ulus: Amerikan Samolilisi.

Nüfusun etnik dağılımı: Samoliler (Polonezler) %89, Beyaz ırklar %2, Tongan %4, diğer %5.

Dinler: Hıristiyanlar %50, Roma Katolikleri %20, Protestanlar ve diğer %30.

Dil: Samoaca, İngilizce.

Okur yazar oranı: 15 yaş ve üzeri bilgiler.

Toplam nüfus: %97.

Erkeklerin: %98.

Kadınların: %97 (1980 verileri).

Yönetimi

Ülke adı: Resmi adı: American Samoa.

kısaltma: AS.

ingilizce: American Samoa.

Başkent: Pago Pago.

Bağımsızlık günü: yok (ABD yönetiminde).

Milli bayram: Bayrak günü, 17 Nisan (1900).

Anayasa: 1966’da imzalanmış, 1967 yürürlüğe girmiştir.

Üye olduğu uluslararası örgüt ve kuruluşlar: ESCAP (Asya ve Pasifikler Ekonomik ve Sosyal Komisyonu), Interpol (Uluslararası Polis Teşkilatı), IOC (Uluslararası Olimpiyat Komitesi), SPC (Güney Pasifik Komisyonu).

Ekonomik Göstergeler

Ekonomiye genel bakış: Toprakların %90’ı halka aittir. Ekonomik aktiviteler ABD’ye kuvvetli şekilde bağlıdır ve ABD Amerikan Samoa’sının diş ticaret hacminde büyük rol oynamaktadır. Ton balığı üretimi ve ihracatı Amerikan Samoa’sı ekonomisinin en başlıca unsurlarından biridir.

İş gücü: 17,630 (2005).

Sektörlere göre işgücü dağılımı: devlet %33, ton balığı avcılık ve üretimi %34, diğer %33.

İşsizlik oranı: %29.8 (2005).

Bütçe: gelirler: 121 milyon $; Giderler: 127 milyon $.

Endüstri: Tonbalığı üretimi, el sanatları.

Elektrik üretimi: 130 milyon k


Ülke by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to remember. to recall. anamnesis. rememberance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

recall. recollect. relive. remember. think. to remember. to recall. to recollect hatırlamak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

call to mind / to memory. recall. recollect. remember.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. ensemble

müz. topluluk

Müzik eserlerini birden fazla ses veya sazla seslendirmek için oluşturulan grup.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [عن صميم القلب] içtenlikle, canügönülden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (İçmek demek olan «Aşâmîden» fiilinden imas. olup terkiplerde kullanılır). İçen, içici. Ar. şârib: MeyAşâm: Şarap içen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آشام] içen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

half-way house. stage. degree. grade. rank. phase. tier. instance. cycle. estate. gradation. pitch. process. strand.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

phase. stage. stage evre. merhale. rank rütbe. mertebe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milestone. rank. stage. phase. functional grade. lap. nadir.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gradual.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

progressive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bilgi, mekanik bir deklanşör kullanılarak bir bir her satırdan toplanır ve işlenir. Benzer sonuçlar sağlayan Aşamalı Tarama Sistemine benzer bir işlemdir.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Bu terim, sırayla her bir satırın verilerini toplayan ve işleyen bir görüntü sensörünü tanımlamak için kullanılmaktadır.

Teknolojik Terim by

Teknolojik Terim

Gözle görülür çizgiler içermeyen daha iyi resim kalitesi için 60 alan yerine 60 çerçeve çıkışı. Yalnızca NTSC (National Television Standards Committee) sinyallerinde kullanılır (yalnızca ABD).

Teknolojik Terim by

Yabancı Kelime

Fr. assemblée

kurul

Bir işi yapmak, yönetmek veya bir kurum ve kuruluşu temsil etmek için görevlendirilmiş kişilerden oluşmuş topluluk.


Yabancı Kelime by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اصم] sağır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disdain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Az görüp beğenmemek, istihfaf etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard as too little. to consider insufficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to regard sth as too little to undervalue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Zengin, düzenli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balsam.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A resin containing more or less of an essential or volatile oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A species of tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

An annual garden plant with beautiful flowers; balsamine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Anything that heals, soothes, or restores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To treat or anoint with balsam; to relieve, as with balsam; to render balsamic. a fragrant ointment containing a balsam resin any seed plant yielding balsam any of various fragrant oleoresins used in medicines and perfumes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

any seed plant yielding balsam. any of various fragrant oleoresins used in medicines and perfumes. a fragrant ointment containing a balsam resin. a water insoluble, semi-solid or viscous, resinous exudate of trees and bushes similar to gum resins.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A natural raw material exuded from a tree or plant Balsams are resinous masses, semi-solid materials or viscous liquids and are characterized by their high contents of benzoic acid, benzoates, cinnamic acid or cinnamates.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Water insoluble, semi-solid or viscous, resinous exudate of trees and bushes similar to gum resins. a group of fragrant substances produced by some trees.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Resinous product used as a soothing agent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A hair conditioning agent extracted from the bark of a firtree, it forms a thin shield on the outside of the hair strand This invisible coating provides support and helps the hair maintain moisture.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balm , balsam , cream , lotion , ointment , remedy , soothing medication.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). belesan; pelesenkağacı, (bot). Commiphora opobalsamum; kınaçiçeği, (bot). Impatiens. balsam apple kudret narı. balsam fir Kuzey Amerika'ya mahsus bir cins pelesenkağacı; bu ağacın tahtası sweet scented balsam yabani nane. balsamıc (s). belesan gibiüz

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut VARSAM (i.). Trakonya cinsinden ve ondan küçük bir cins balık ki, şiddetle çarpar, acısına dayanılmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

yahut MARSAMA (i. R). Güzel rayihalı ve limon yaprağı gibi geniş yapraklı bir bitki ki, yerle beraber olup dikildiği yerde genişler ve nane gibi bazı yemeklere konur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Merdiven pilesi, kademe: Kırk basamak merdiven. Basamak taşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stair. step. order. digit. echelon. footstep. grade. ladder. pitch. place. rung. scale. tread. tread board.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

foothold. footstep. place. step. stair. round. rung. footboard. order.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

graded.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having steps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Ülke

Başkent: Apra.

Nüfus: 204.000.

Yüzölçümü: 11093 km2.

Komşuları: Batı’da Fiji, Güneyde Tonga.

Önemli Şehirleri: Apra.

Din: %70 Protestan, %20 Romen Katolik.

Dil: Samoaca ve İngilizce (her ikisi de resmi).

Yönetim Biçimi: Anayasal Monarşi.

Tarih: Batı Samoa 1914’de Yeni Zelanda askerleri girip, yönetimi ele alıncaya kadar (1899’dan bu yana) Alman kolonisi idi. 1945 yılında BM’in Yeni Zelanda Vesayeti olarak Common Wealth içinde Yeni Zelanda mandası altına girdi. 1959 Ekim’inde seçilmiş yerli hükümet görev başına geldi. 1 Ocak 1962’de ülke tamamen bağımsız oldu.


Ülke by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Güleryüzlülük, şenlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Güler yüzlü, çok gülen adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Servetsiz, sermayesiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living together.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cohabitation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Aslı olmayan bir şeyi görür veya işitir gibi olma, olmayan şeyi var sayma, var zannetme. Fr. hallucination.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insane delusion. mental delusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşlerden birinin diğerinden ayrılması: Karısını boşadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce. repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divorce. to divorce. to repudiate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to divorce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samt» dan imef.) (mü. musammata). Asıl kafiyesi dışında her beytinde kendi içinde üç kafiye bulunan gazel ve kaside.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ÇARŞANBA) (i.) (Farsça çehâr şenbih’ten). Haftanın dördüncü günü. Ar. yevm-il-erbaa, salı ile perşembe arası: Çarşamba günü, çarşamba pazarı. Çarşamba karısı = Cadı, mevhum bir cin, mec. Saçı taranmamış, korkutucu kıyafetli kadın. Ayın son çarşambası — Uğursuzluğuna inanılan veya hiç gelmeyecek oian gün. Dokuz ayın son çarşambası = Aynı şey. Dokuz ayın son çarşambası bir araya gelmek = Her iş bir araya gelip toplanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wed. wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Wednesday.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «cism»den). Büyüklük, irilik: Bu binanın cesâmeti (işin ve meselenin cesâmeti gibi mecâzen ehemmiyet mânâsiyle de kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hugeness. bulkiness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [جسامت] irilik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük, iri, cesîm: Hayli cesâmetli bir binâdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference intikal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Çok görmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (çoksumak). Çok görmek, kabûl etmemek. Osm. istiksâr etmek, kıyamamak. 1

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uykuda gelen ağırlık, ağırbasma, kâbus.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دانش آموز] öğrenci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. (tıp) Kapak, kapakçık. 2. Mantar, şişe kapağı vesaire.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. hesitation tereddüt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hesitation. demur. hesitancy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Durup tereddüt etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balk. falter. hesitate. waver. to hesitate. to falter. to waver tereddüt etmek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to hesitate. blow hot and cold. demur. falter. haver. hum. oscillate. pause. vibrate. waver. whiffle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şarabın tortusunu içen, kalender meşrepli, sarhoş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feel. to feel. to sense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. psikoloji) (uyd. k.). Dış varlıkların tesirlerine, bilhassa hissi tesirlere karşı ilgisizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apathy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. cism). Cisimler. (bk.) Cisim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اجسام] cisimler. 2.vücutlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Osmanlı devrinde sadrâzamın emrini bildiren resmî yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.) Sadrâzam emri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ölmeyecek kadar az yiyecek, içecek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. esâmî’den galat). Asker ve bilhassa yeniçerilerin kaydı. Esâmesi okunmaz = Ehemmiyeti yoktur, kendisine ehemmiyet veren olmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). İsmi deftere kaydolunmuş, kayıtlı. Ar. mukayyed.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ism). İsimler, adlar. (bk.) İsim.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اسامی] isimler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (huk). gemi enkazı. flotsam and jetsam denizde yüzen veya kıyıya vuran enkaz; ufak tefek şeyler; devamlı bir işi veya evi olmayan kimseler, serseriler, ayaktakımı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

apparel. array. toilet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dress and finery. wearing apparel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.), (s.) havada uçan ince örümcek ağı; örümcek ağı gibi ince kumaş; (s.) ince, hafif .

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasm). Hasımlar, düşmanlar.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Nisam el-Melik: Emevi halifesi.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [خوش آمد گو] hoşgeldiniz diyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. hûn = kan, Aşâmîden = içmek). Kan içici.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Keskin kılıç.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hısm) (dilimizde kullanılmamıştır; «husûm» yerine «hasm» ın cem’i gibi kullanılmıştır), (bk.) Hasım.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Dinin keskin kılıcı. 2.Mevlana’nın halifesi olan Hüsameddin Çelebi, Mevlana’nın Mesnevi’yi dikte ettirdiği kişidir. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [حسام] kılıç.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «besm»den). Zarafet ve letâfetle gülümseme (Arapça’da »tebessüm» kelimesiyle aynı mânâda iken, Türkçe’de tebessüm bazen alayla gülümseme mânâsını taşır. Halbuki ibtisâm kelimesi, mutlak bir gülümseme, letafeti ve güzelliği mânâsını verir).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» ten masdar). Düşmanlık, Ar. muhâsama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «haşmet» ten masdar) (c. ihtişâmât). Zenginlik, büyüklük, parlaklık, ululuk, Ar. dârât, debdebe, tantana, Fars. şükûh: Kemâl-I ihtişâm ile, ihtişâmât-ı fevkalâdesiyle halkın gözlerini kamaştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

splendour. state. magnificence. grandeur. splendor. brilliancy. resplendence. resplendency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grandeur. magnificence. pomp and circumstances. glory. lustre luster. majesty. pomp. resplendence. splendour splendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احتشام] görkem.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.). - Büyüklük, göz alıcılık, gösterişlilik, görkem. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sumptuous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificien. splendid. deluxe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

magnificient. magnificent. splendid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka İle) (I. A. «kısm» dan masdar) (c. iktlsimit). Paylaşma, bölüşme, kısımlara bölünme: Mirası aralarında iktisim ettiler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısım» dan masdar) (c. inkısâmât). Kısımlara ayrılma, bölünme, taksim olunma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [انقسام] bölünme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bölünmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). 1. Iraksamak işi. 2. (fizik ve matematik) Iraksak olma hali.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir şeyin olacağını uzak görmek, olacağını tahmin etmemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «resm»den masdar). Resimli olma, İzi düşme mânâsiyle kullanılıyorsa da yanlış olup, Arapça’da «alınan emre uyma» ve «Cenâb-ı Hakk’ı tekbîr» mânâlarından başka mânâsı olmadığından ve bu mânâlarla dilimizde kullanılması uygun olmadığından, büsbütün terki gerekir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

resmedilmek, izi düşmek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Cezâ.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «ism»den). Günaha sokma, günaha sokulma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «asemm»den masdar). 1. Bir şeye yapışıp sıkı tutma. 2. Günahlardan sakınma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. masdar). Kızgın demirle deriye vurulan damga, damgalanma, muttasıf olma (yalnız edebi dilde kullanılmıştır).

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) yasemin, (bot.) Jasminum officinale. yellow jasmine sarı yasemin, (bot.) Gelsemium sempervirens.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. jasmine.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tehlike zamanında gemiyi hafifletmek için denize atılan mal; bu şekilde atıldıktan sonra karaya vuran eşya veya yük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to look for an excuse to avoid doing sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sert bir gürültü ile yıkılmak. 2. Harâb olmak, çok eskimek, gevşemek. 3. mec. kocayıp bitkin olmak, ihtiyarlamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get used/accustomed. to be inured. to be sick/tired of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become inured to. to become surfeited with. to become sick of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Kan dökmeye meyli olmak. 2. Bir şeyi yapa yapa alışmak: Dövmek kâr etmiyor, kanıksamış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to accept sth as evidence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scope. comprehensiveness. comprehension. content. extent. compass. gauge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extent. scope. range. coverage. extension.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

scope. enclosure. embrace. sphere. radius. ambit. comprehension. extent. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Şümul ihtiva, ihata, istiab, manalarına gelen uydurma bir kelime. Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprise. containment. inclusion. subsumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inclusion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

coverage area; service area.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Sınırları içine almak, şâmil olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprise. cover. contain. include. blanket. compass. comprehend. embrace. encapsulate. enclose. encompass. implicate. incapsulate. inclose. be inclusive of. involve. span. subsume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

contain. count. embrace. imply. include. involve. refer. relate. to comprise. to contain. to include. to involve. to cover. to embrace. to encompass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

enclose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

comprehensive. blanket. across-the-board. exhaustive. generic. universal. well-rounded. wide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

extensive. comprehensive. overall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

having a scope. or embrace.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Hayvana kaşağı sürmek, kaşağı ile temizlemek, tımar etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. fıkh). Katili bulunmayan bir maktûlun bulunduğu yer halkından elli kişinin mahkemede yemin etmesi, bir cemaatin yemini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kısmet» ten imüb.). Mirası mirasıçılar arasında bölüştüren ve yetimlerin mirasını saklayan ve idare eden şer’İ memur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı devrinde kassâm ve kassâm-ı askerî denilen ve vârislerin hisselerini bölüştürerek yetim olanların mirasını saklayıp idare etmekle görevli olan şer’İ memurun hal, sıfat ve memuriyeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f. jeoloji) (büyük bir dağ parçası) Yerinden kopup kütleler halinde geniş bir yüzeye yayılmak.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Kemiklerin zamanla yumuşayıp, kırılabilir hale gelmesiyle ortaya çıkan bu hastalığa tıp dilinde osteomalasi denir. Nedeni, kalsiyum veya D vitamini eksikliğidir. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Turp yaprağı, su.

Hazırlanışı : 4 bardak suya 1 avuç turp yaprağı konur. 5 dakika kaynatıldıktan sonra süzülür. Günde 3 kere birer kahve fincanı içilir.


Sağlık Bilgisi by

Şifalı Bitki

(dalakotu): Ballıbabagiller familyasından; Haziran - Eylül ayları arasında pembe ve seyrek olarak da beyaz renkli çiçekler açan, otsu bir bitkidir. 10 - 30 cm boyundadır. Yaprakları; karşılıklı, tüylü, kenarları dişili ve küçük bir meşe yaprağı şeklindedir. Çiçekleri üst yapraklarının koltuğunda gruplar halindedir. Meyvesi küçüktür. Çiçekli bitkide uçucu bir yağ, acı maddeler, tanen, glikozitler vardır. Kullanıldığı yerler: Vücuda kuvvet verir. Ateşi düşürür. İdrar söktürür. Mesane taşlarının düşürülmesine yardımcı olur. Aybaşı tutkluğunu giderir. Öksürüğü keser.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(i.). Kuşanılan şeyler (kılıç, kuşak vs.). Giyim kuşam = Giyinilen şeyler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Temiz ve itinayla giyinmiş mânâsındaki giyimli kuşamlı tâbirinde geçer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecration. blessing. benediction. sanctification. benison.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benediction. blessing. sanctification.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

benediction. consecration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consecrate. bless. sanctify. hallow. canonize. revere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bless. consecrate. hallow. sanctify.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to sanctify. to hallow. to consecrate. to bless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A ). Yüz örtüsü, Ar. nikab.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Nane gibi kokulu bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (cemü’l-cem’i: mesâmât; m. mesamme). (bk.) Mesamme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şemm» den im.). Koku alacak yer, burnun içi ve yukarısı, geniz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki delikler, gözenekler, mesâmeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Derideki küçük delik, gözenek, (bk.) Mesamma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامه] derideki küçük delikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشام] burun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Amplifikatörün çıkış aşamasında kullanılan MOSFET’ler (Metal Oksit Silikon Alan Efektli Transistör), yüksek çıkış gücü, geniş frekans aralığı ve en düşük düzeyde bozulma sağlarlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. «husûmet» den) (c. muhasamât). 1. İki kişi veya taraf arasındaki düşmanlık, anlaşmazlık, savaş ilânı. 2. İki kişi veya taraf arasındaki dava, muhalefet, uğraşma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Muhâsama.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «semâhat» tan masdar). 1. Hoşgörme, gözyumma, bir suçluya karşı şiddet göstermeylp geçiverme. 2. İhmal, dikkatsizlik, gevşekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

toleration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

allowance. forbearance. tolerance. toleration. forbearance hoşgörü. tolerans.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerance. lenience. indulgence. overlooking. disregarding. complaisance. indulge. latitude.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müsamahacı, hoşgören, göz yuman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Müsamaha ve hoşgörürlükle, aldırmayarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Görmezliğe gelen, aldırmayan, kusuru olana karşı şiddet göstermeyip yumuşak davranan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

intolerance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Üstü balmumu veya kauçuk gibi bir şeyle kaplanarak su geçmiyecek hâle konmuş. (A.). 2. Balmumu veya kauçukla kaplanmış bez veya başka bir dokuma: Muşambaya sarılı muska. 3. Kauçukla yapılıp su geçirmeyen yağmurluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

linoleum. oilcloth. oilskin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

oilcloth. oilskin. linoleum. waxcloth. wagon cover. trenchcoat. raincoat. mackintosh. tarpaulin. apron. oil cloth. rubber cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semr» den masdar) (c. müsâmerât). 1. Gece toplanıp konuşma gece sohbet ve müzakeresi. 2. Okullarda verilen temsil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

show put on by schoolchildren. function. performance. special event.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشمع] muşamba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samm» den imef.) (mü. musammeme). Tasmîm olunmuş, kesin şekilde kararı verilmiş: Yarın gelmemiz musammemdir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «tılsım» dan imef.) (mü. mutalsama). Tılsımlı, tılsım ve büyü ile yapılmış: Mutalsam bir define.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسامحه] hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [مسامحه کار] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ مسامره] gece eğlencesi. 2.okul piyesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Tarih boyu erkek mesleği denilince genel olarak fiziksel gücün gerektirdiği ve öne çıktığı işler anlaşılır. Ancak ruhsal ve duygusal özellikler ile hayal gücünün öne çıktığı bazı işler de yine erkeklerin tekelindedir. Ressamlık, bestecilik, orkestra şefliği gibi.

Şüphesiz tarih boyunca bir çok kadın ressam çok önemli eserler yaratmışlardır. Ne var ki müzeler ve değerli koleksiyonlara bakınca kadın sanatçıların eserlerine pek rastlayamıyoruz. Hadi Rafael, Rambrandt gibi ustaların yaşadıkları çağlarda kadınların sosyal konumları nedeniyle resimle uğraşmaları zordu diyelim, ama Dali ve Picasso gibi yakın tarihlerde yaşamış ressamların zamanında böyle bir zorluk yoktu ki. O halde bunun başka bir sebebi olmalı.

Aynı şekilde niçin dişi bir Mozart veya Beethoven yok? Müziği yorumlayan kadın şarkıcılar, piyanistler, kemancılar veya orkestradaki tüm kadın elemanlar erkeklerden aşağı kalmaz hatta kendi branşlarında dünya çapında başarılı olabilirlerken niçin orkestra şeflerinin hemen hemen hepsi erkek? Acaba hala bir çok orkestrada çoğunluğu oluşturan erkek elemanların, başlarında kendilerine doğru elindeki çubuğu sallayıp duran bir kadının idaresine girmek istememelerinden mi?

Sadece bu kadar da değil. Mimarlık ve mühendislik gibi tasarım ağırlıklı işlerde niçin erkekler önde? Hatta kadınların günlük yaşamlarında en çok zaman ayırdıkları iş yemek pişirmek iken ve erkeklerin yüzde doksanı yumurta kırmayı bile beceremezken niçin dünyanın en büyük yemek ustaları, gurmeleri, aşçıbaşıları hep erkek?

Tüm bu suallere beyin araştırmacıları ve psikologların üzerinde anlaştıkları bir açıklama var. Onlara göre işin sırrı beynin sağ ve sol yarımkürelerinde. Her iki yarım küre farklı fonksiyonlara kumanda ettikleri gibi cinsiyete göre erkekler sağ, kadınlar ise sol yarımkürelerini daha fazla kullanıyorlar.

Aslında yeni doğan çocukta her iki yarımküre de ‘sağ’dır. 2 yaşına varmadan bu yarımkürelerden biri ‘sol’ olur yani konuşma merkezi ortaya çıkar. Erkek çocuklarda 6, kız çocuklarda 13 yaşında beynin asimetresi tamamlanır. İnsanlar yaşlandıkça iki yarımküre arasındaki bu görev farkı yine azalmaya başlar. Şüphesiz sağ ve sol beyin fonksiyonları insandan insana da farklılıklar gösterir.

Kadınların daha çok kullandıkları beynin sol yarımküresinde konuşma ve iletişim merkezleri bulunmaktadır. Bu nedenle her yaş grubunda yapılan deneyler sonucunda kız çocukların konuşmayı daha önce becerdikleri, çevreye daha iyi uyum sağladıkları, okullarda, iletişim, sosyal ve politik alanlarda daha başarılı oldukları saptanmıştır.

Erkeklerin daha çok kullandıkları beynin sağ yansı ise, analiz, sentez, bir olaya tümüyle bakış gibi görevleri yüklenmiştir. Yani ayrıntıları göz önüne almadan özetlersek, ilk bakışta birbirlerinin aynıymış gibi görünseler de, sol yarımkürede sezgi gücü, sağda ise analiz gücü egemendir. Sol beyin olayları tümdengelim, sağ beyin ise tümevarım ile inceler.

İşte bu nedenle sağ beyin fonksiyonlarının gerektiği işlerde erkekler daha başarılı olmaktadırlar. Şüphesiz bu bir genellemedir. Kadınlar arasında orkestra yöneten, opera besteleyen sanatçılar, hatta Marie Curie gibi iki kez Nobel ödülü kazanarak bilim tarihine geçmiş olanlar da vardır. Ancak yine de tüm bu branşlar hala erkeklerin egemenliği altındadır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. El ile sevme, dokunma. 2. mec. iyi ve yumuşak davranma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

endearment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. pat. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caressing. stroking. caress. stroke.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sevmek, iyi ve yumuşak davranmak: Çocukları çok okşamak onları şımartır. 2. Bir şeye benzemek, andırmak: Muzun lezzeti kavunun lezzetini okşar (bu mânâ hâlâ kullanılıyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. pat. stroke. fondle. pet. canoodle. dandle. grope.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caress. fondle. pet. stroke. octave. to caress. to fondle. to stroke. to flatter. to beat. to tan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to caress. to stroke. to fondle. to pat. to flatter. to give sb a gentle beating. pet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. pelesenk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inner life. private life.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., jeol. kumtaşı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(RESSAM) (I. A. « resm » den imüb.). Resim yapan san’atkâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. painter. brush. limner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. painter. designer. draftsman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

artist. painter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

easel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Resim yapma sanatı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being an artist. painting as a profession. painting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

healthy way of living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Antep fıstığı eskiden yanlış olarak bu adle anılırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAM-GEH) (i. F., şâm = akşam, gâh geh = vakit). Akşam vakti.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Cömertlik, el açıklığı, iyilikseverlik, (bkz.Semahat).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Küçük kavun şeklinde yenmez lâkin güzel kokulu bir meyve. 2. mec. Cılız ve biçimsiz yamrıyumru adam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çeşitli tahılların taneleri alındıktan sonra kalan sapları. Saman altından su yürütmek = Hile yapıp, aldatarak asla belli ettirmemek. Samanuğrusu = Gökkuşağı, eleğim sağma, kehkeşan. Samansuyu = Parlak olmayıp, sarımtrak boyaya benzer yaldız. Samankapan — Kehribar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Servet, mal mülk. 2. Rahat, Fars. Arâm, Asâyiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizm merasimlerini yapan din adamı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. straw. chaff. hay. fodder. halm. haulm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fodder. hay. rick. straw. chaff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

straw. chaff. hay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

large ornamental tropical American tree with bipinnate leaves and globose clusters of flowers with crimson stamens and sweet-pulp seed pods eaten by cattle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سامان] zenginlik. 2.huzur. 3.düzen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Zenginlik. Rahat, dinç. 2.Düzen.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flash in the pan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Ot veya bitki tozlarının neden olduğu bir çeşit alerjik hastalıktır. Tıp dilinde pollenosis veya alerjik rinit denir. Daha ziyade, çiçeklerin açtığı aylarda görülür. Hastada şiddetli aksırmalar, burun tıkanıklığı, gözlerde kızarma ve sulanma, fazla miktarda berrak burun akıntısı ve öksürük görülür. Tedavinin ilk şartı, çiçeklerin açtığı sıcak ve rüzgarlı günlerde kırlara gitmemek ve güneş gözlüğü kullanmaktır. Aşağıdaki reçeteler tedavi amacıyla kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Meşe ağacı kabuğu, su.

Hazırlanışı : Dört bardak suya 1 tatlı kaşığı ufalanmış meşe ağacı kabuğu konur. Kaynatıldıktan sonra temiz ve ince bir tülbentten süzülür. Buruna çekilerek sümkürülür.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hay- fever.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. sâmân = servet, rahatlık, sûhten = yakmak). Mal ve mülkü yakıp mahveden: Sâmân-sûr bir yangın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Halkalarına gemi bağlanmak üzere limanda demir atarak duran içi boş ve her tarafı kapalı büyük fıçı: Gemiyi şamandıraya bağlamak; vapur şamandıradadır. 2. Gece kandilinde fitili tutmak üzere yağda yüzen telli mantar parçası: Kandil şamandırası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

can buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. ballcock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buoy. float. toilet float. floater. camel. dog. carburetor floating device. mooring buoy. navigation guide. safety buoy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sâmâniyye) (c. F. sâmâniyân). Sâmân devletine mensup ve bu devletle alâkalı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (uyd. k.). Saman renginde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şamanizme bağlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Orta ve Kuzey Asya’daki bazı kavimlerin ve Türkler’in eski dini.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çiftlikte saman koymaya mahsus büyük anbar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. loft. haymow.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hayloft. haymow. straw house.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

milky way. the galaxy. galaxy. via lactea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the galaxy gökyolu. hacılaryolu. kehkeşan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

the milky way. the Milky Way. galaxy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. astronomi). Güneş sisteminin de içinde bulunduğu, yüz milyar kadar yıldızdan meydana gelmiş bir yıldızlar kümesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Açık avuçla yani el ayasıyle vurulan tokat, silsile: Şamar atmak, şamar yemek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slap in the face. slap. smack. cuff. box. spat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. slap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a slap on the face.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (eski) Filistin'de bir şehir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semerkant şehri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Rusça, L.). Sm senbolüyle gösterilen az rastlanır bir eleman.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâme). Benler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Arapça şemâtet’den). Gürültü, patırtj, yaygara, velvele: Şamata etmek. Şamata teli = Acızık dokunmakla ses çıkarır gayet ince teneke.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hilarity. pandemonium. riot. row. scrap. uproar. commotion. hubbub. din. a riot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

uproar. commotion. bedlam. din. heck of a row. noise. riot. ruckus. rumpus. shindy. sound.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültücü, çok gürültü patırdı eden: Pek şamatacı bir çocuktur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Gürültü ve patırtısı çok: Şamatalı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Afrika dilinden). Bir dans çeşidi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a form of canasta using three decks and six jokers a lively ballroom dance from Brazil music composed for dancing the samba dance the samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

SAMBA is a collection of free software developed to provide Microsoft file system services from UNIX file servers More information about the on-going SAMBA project may be found at the SAMBA home page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A syncopated, smooth dance style which was invented in the late 1800s as part of Brazil's carnaval celebrations Carnaval sambas were typically performed by large percussion ensembles, and were an expression of Brazil's West African heritage Later on, in t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Samba is an open-source implementation of Microsoft's SMB/CIFS protocol for file and printer sharing Samba lets Linux computer masquerade as Windows NT or 2000 servers, offer better performance and stability at a cheaper price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

This Brazilian dance was first introduced in 1917 but was finally adopted by Brazilian society in 1930 as a ballroom dance It is sometimes referred to as a Samba, Carioca, a Baion or a Batucado The difference is mostly in the tempo played since the steps

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The word 'samba' means 'to rub navels together' The Portuguese imported many slaves from Angola and Congo into Brazil in the 16th century, who in turn brought their dances such as the Catarete, the Embolada and the Batuque These dances were considered sin

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Afro-Brazilian dance, characterized by duple meter, responsorial singing, and polyrhythmic accompaniments.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

System for Advanced Mobile Broadband Application.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As the body goes into blackout, the arms and legs convulse, giving the appearance that the diver is dancing the samba.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Acronym for Sub-Antarctic Motions in the Brazil Basin, a component of the WOCE float program aimed at describing the absolute general circulation of the Antarctic Intermediate Water as it spreads northward at about 800 m depth in the Brazil Basin During t

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A client/server for non-Windows based system integration into Windows File Sharing and Printing system. synergy advanced multipurpose bus arbiter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A dance craze of Brazilian origin, popular in the 1940's, a dance in a moderately fast quadruple meter with complex rhythms. large west African tree having large palmately lobed leaves and axillary cymose panicles of small white flowers and one-winged see

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit Brezilya dansı, samba.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Baba tatlısı da denilen bir hamur tatlı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz. üçgen şeklinde eski bir telli çalgı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: Şem’-dân) (i. F„ A. Şem’ = mum, F. dân = edat, halk dilinde: Şamdan). Yanmak üzere mum dikilen Alet kl, madenden muhtelif şekillerde olur ve çeşitli İsimler alır: Gümüş şamdan, çifte şamdan, el şamdanı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabra. candelabrum. flambeau.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candlestick. candelabrum. chandelier. hearse. lamp. lamp pad. pricket. candle holder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şamdan yapan ve satan adam. 2. Bir büyük dairede şamdan ve mumlara nezâret eden: Şamdancıbaşı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kadın başörtüsü.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شامه] başörtüsü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. aynı, tıpkısı; eşit; adı geçen, mezkür. all the same bununla beraber, mamafih just the same buna rağmen, mamafih; aynı şekilde; eskisi gibi. much the same hemen hemen aynı, yaklaşık olarak . same here ben de. sameness i. aynılık; monotonluk, tekdüze

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kimseye ve hiçbir şeye muhtaç olmayan, mutlak mâlik ve mutlak müstakil olan: Allah.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Ezeli, ebedi ve yüce olan ve hiç kimseye veya şeye ihtiyacı olmayan, mutlak malik olan yüce Allah. - Allah’ın isimlerindendir. “abd” takısı almadan kullanılmaz. Abdüssamed.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. samadâniyye). Hak Taâlâ Hazretlerine ve ezelî kudretine mensup ve ait olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Ulûhiyyet, Tanrılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Sağırlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

pistachio. pistachio nut.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شامگاه] akşam vakti, akşamüstü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

A.B.D., (argo) cehennem. What the Sam Hill is he doing here? Hay Allah, burada işi ne yahu?

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sümüvv» den if.) (mü. sâmiye). Yüksek. Tezkere-i sâmlyye = Sadrâzamlık makamından çıkan tezkere.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SAMİ’) (i. A. «sem’» den if.) (mü. sâmia) (c. sâmiîn). 1. İşiten, kuvve-i sâmla: İşitmek hassası. 2. Dinleyen, dinleyici. Vâız sâmiîne hitaben söyler. 3. Yalnız dinlemek üzere bir mektebe devam eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâm» dan imen.) (mü. Şâmiyye). Şâm’a ait, Şamlı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semite. semite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

semitic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Semite.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Semitic. of the Semites.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nIIIc: fruit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Southern Appalachian Mountains Initiative Source: US EPA.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Sami Sami, an ethnic group in northern Norway, Sweden, Finland and at Kola in Russia. the language of the nomadic Lapp people in northern Scandinavia and the Kola Peninsula.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سامی] yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سامع] dinleyen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامی] şamlı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.İşiten, duyan dinleyen. Dinleyici. 2.Yüksek, yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (kuvve-i sâmia yahut hassa-i sâmia’dan kısaltılmış). İşitmek duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سامعه] işitme duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İşitme duygusu, hissi.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Sisam adasına ait; i. Sisamlı. Samian earth Sisam adasında bulunan ve eskiden ilaç olarak kullanılan balçık. Samian ware bu balçıktan yapılan kaplar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. samyeli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semâhat» tan if.) (mü. sâmiha). Semahatlı, cömert, eliaçık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (mü. Şâmiha). Yüksek.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامخ] yüksek, yüce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Cömert, eli açık.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yüksek, görkemli.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Samih).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) 1.Yüksek, gösterişli. 2.Kibirli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Beyinde, kemikte ve vücudun başka yerlerinde tabiî olarak görülen çıkıntılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şumûl» den if.) (mü. Şâmile). 1. Şumûlu olan, içine alan. 2. Umuma ait, umumî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامل] kapsayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şümulü bulunan, içine alan, kaplayan, havi. Ünlü Kafkas Türk liderlerinden Dağıstan aslanı Şeyh Şamil.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

kapsamak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Şamil).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Bir şeyin merkezi, içi, asli kısmı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Her şeyin içi, göbeği, merkezi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صميمانه] içtenlikle.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Samim).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SAMİMİ) (i. A.) (mü. samîmlyye). Yüreğin içinden gelen, kalbten, içten, candan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincere. cordial. genuine. intimate. familiar. friendly. heart-to-heart. warm. candid. childlike. chummy. companionable. devout. earnest. folksy. forthright. frank. free. freehearted. heart-whole. heartfelt. jannock. near. open-armed. openhearted. ou.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincere. cordial. genuine. intimate. familiar. friendly. heart-to-heart. warm. candid. childlike. chummy. companionable. devout. earnest. folksy. forthright. frank. free. freehearted. heart-whole. heartfelt. jannock. near. open-armed. openhearted. ou. ami

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

close. genuine. sincere. heartfelt. intimate. candid. cheek by jowl. childlike. chummy. cordial. cosy. cozy. plain dealer. earnest. guileless. hail fellow well met. heart- to-heart. heart to heart. hearty. outspoken. thick. true. unaffected. unreserved. w

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صميمی] içten.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to grow intimate. thaw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unaffectedness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

familiarity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

candour. intimacy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Samimilik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerity. terms. bona fides. cordiality. sincereness. familiarity. camaraderie. candor. candour. earnestness. frankness. friendliness. heartiness. intimacy. outspokennes. unaffectedness. warmth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

amicability. candour. sincerity. cordiality.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conversance. sincerity. truth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صميميت] içtenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. cordially. dearly. in good faith. bona fide.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. truly içtenlikle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sincerely. candidly.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincere. formal. reserved. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formal. reserved. stiff. distant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insincerity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

formality. reserve. stiffness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(si. A. «semân, semâniye» den if.). Sekizinci, yedinciden sonra gelen: Bâb-ı sâmin = Sekizinci kısım, bölüm.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثامن] sekezinci.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sekizinci.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(si. A.): Sekizinci olarak, sekizinci derecede.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ثامنا] sekizincisi, sekizinci olarak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - (bkz.Samire).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Meyveli, meyva veren.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Samaritan s., i. Samiriye ile ilgili; i. Samiriyeli; Samiriye dili. a good Samaritan merhametli kimse, özellikle hastalara yardım eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., müz üç telli Japon çalgısı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «samt» tan if.). (mü. sâmite). 1. Susan, konuşmayan. 2. Sessiz, ses çıkarmaz. 3. Cansız (mal), hayvanlar gibi canlı olmayan.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. altın veya gümüşle dokunmuş ipekli kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yüksek, yüce.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. tıp). Katılık, sertlik, kuruluk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şam şehri ahalisinden olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A .c.) (m. asamm). Sağır ve dilsizler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «şemm» den if.) (mü. Şâmme). Koklayan, koku alan; kuvve-l şâmme = Koku alma kuvvet ve duygusu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «kuvve-i şâmme» den kısaltılmış). Koku alma duygusu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شامه] koku alma duyusu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Sisam adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Semadirek adası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i semaver.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i iri taneli öğütülmüş mısır unu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i Çin nehirlerinde kullanılan dibi düz kayık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Fransa’nın bu isimdeki eyaletinde çıkan gazlı ve tatlı bir çeşit şarap.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champagne. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champagne. bubbly. fizz.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. deniz rezenesi, bot. Crithmum maritimum.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Seri halindeki bir spor müsabakasının birincisi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champion. champion. champ. grand master.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champ. champion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

champion. titleholder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. örnek, numune, model, mostra; f. örnek olarak denemek. sampler i. el işi örneği; örnekleri tecrübe eden kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. seçme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ing.). Daha çok saç yıkamakta kullanılan sıvı sabun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shampoo.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit hamur tatlısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Keskin kılıç.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Samson.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (doğrusu sansun). Vaktiyle düşmana saldırılmak üzere savaşta kullanılan iri köpek. (bk.) Sansun.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eskiden kavga köpeklerini İdare ve sevkeden erler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susme, sükût, sessizlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (aslı semmûr). 1. Pek makbul olan kürkü İçin avlanan küçük bir memeli hayvan. 2. Bu hayvanın derisinden yapılma kürk: Güzel bir samur giymiş. Bu mânâ ile sıfat gibi dahi kullanılıp: Samur kürk denilir. Samurkaş = Pek geniş ve kumrel kaş: Samur kaşlı adam. (bk.) Semmûr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sable. weasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sable. sable fur. weasel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. (çoğ. samurai, samurais) eski Japon derebeylik sisteminde ikinci derecede asilzade.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

samurai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «samt» tan imüb.). Sessiz, az konuşan, Osm. Sükûtî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sıcak ülkelerde esen bunaltıcı rüzgâr.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. tıpkı, aynı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) susam, (bot.) Sesamum indicum. sesame oil susam yağı, tahin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s.) (i.) (anat.) susam şeklindeki, susamsı; (i.) susamsı kemik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. hi. coğrafya). Doğu Ege’deki Samos adası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

otter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Susamgillerden «Samsam» denilen tane; Susamyağı = Susam tanelerinden çıkarılan yağ. Şırlağan; Susamçiçeği = Doğrusu: SOsen çiçeği. Susam adası = Doğrusu: Sisam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame. sesame seed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(sesanum indicum): Susamgiller familyasından; sıcak bölgelerde yetişen, bir yıllık, yağ veren otsu bir bitkidir. Çiçekleri beyaz veya kırmızı, sarıyla karışık alacalı beyazdır. Meyvesi kapsül şeklindedir. Tohumları esmer veya sarı renklidir. Tohumlarından susamyağı çıkarılır. Tahin helvası yapımında da kullanılır. Ev ilaçlarında; yaprakları ve yağı kullanılır. Kullanıldığı yerler: Yağı, safra taşlarının düşürülmesinde faydalıdır. Karaciğer hastalıklarında kullanılır. Kabızlığı giderir. Cinsel gücü artırır. Karın ağrısını giderir. Nefes darlığı ve bronşitte faydalıdır.

Şifalı Bitki by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sesame oil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

getting / being thirsty. thirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Su içme ihtiyacı duymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

be thirsty. thirst. long.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be thirsty. to thrist. long. to thirst for. to hunger after sb/sth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to get thirsty. to be thirsty. to thirst for. to long for. thirst.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik). İkiçeneklilerden bir bitki familyası. Örnek bitkisi susamdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thirsty.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Susamurugillerden küçük bir cins kürk hayvanı (Lat. lutra).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. zooloji). Kokarcaları, sansarları ve susamurlarını içine alan bir hayvan familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Tavı geçmek, revaç ve rağbetinden düşmek, soğumak: Pazar tavsadı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to moderate. to abate. to slacken. to fall off. to become easier. peter out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «semahat» tan). 1. Müsamaha mânâsıyle kullanılıyorsa da, asıl mânâsı karşılıklı olarak müsamaha etmek ve birbirinin kusuruna bakmamaktır. 2. (edebiyat) Bir kelimeyi, alâka bulunmadan asıl yerinden başka yerde kullanma.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [تسامح] hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تسامحکار] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.-T.) hoşgörü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [تشامح پرور] hoşgörülü.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir yapıtın içinde gerçekleştirildiği sosyal veya tarihsel ortam. Tüm sanatçılar etkileşim içinde oldukları değerleri ve gelenekleri olan sosyal çevrelerde çalışırlar. Bir sanat yapıtının içinde gerçekleştirildiği koşullar üzerine düşünmek üç açıdan önemlidir. İlki , onu gerçekleştiren sanatçı veya içinde yaratıldığı kültür hakkında bilgi edinmemizi sağlamasıdır. İkinci olarak, gözden kaçırmamamız gereken bir nokta, bir yapıta baktığımızda veya ondan bir şeyler öğrendiğimizde; bunların içinde yaşadığımız zaman, deneyimlerimiz ve inançlarımız nedeniyle önyargılı olabileceğinin bilincine varmaktır. Bizim yorumumuz, resmin yaratıldığı devirdeki yorumdan oldukça farklı olabilir. Üçüncü olarak, bir yapıtın bir kitapta yer alan imgesinin, gerçekleştirildiği yapı içerisinde olduğundan da halkın izlemesi için konduğu müzeden de farklı algılanacağıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Bir hâdiseyi uğur saymak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Umur etmek, aldırış etmek, önem vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

give a damn. care about.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

care. regard. to be concerned about. to consider important. to care. to mind.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be concerned about. care. reck.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckless. disregardful. devil-may-care. unconcerned. harum-scarum. neglectful. negligent. slapdash. insensible. lax. light. thickskinned. unheedful. conscience-proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clinical. disinterested. impassive. lax. reckless. unmoved. indifferent. careless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifferent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indifference. unconcern.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

indiference.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

Türlerin doğal ekosistemlerinde bakımı ve geliştirilmesi; çevre dengesinin ve tür çeşitliliğinin korunması.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Güzellik, güzel olma. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Damgalı, nişanlı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. Fr.). Koramiral.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Resim sanatına özgü bir terim olan yanılsama, resimsel yapıtta yer alan betilerin, gerçek dünyadaki nesne ve gerçeklikler olarak tanınabilmesi anlamına gelir. Betiler, gerçeklikle gönderme yapan sanatsal ögelerdir; onları gönderme yaptıkları gerçeklikler olarak kavramak, ancak yanılsamanın varlığı hâlinde olanaklıdır. Dolayısıyla yanılsama, gerçekliğin sanat yapıtında “yeniden üretilmesi” demektir ve çoğunlukla üç boyutlu olan gerçek varlıkların, iki boyutlu bir yüzey üzerinde betimlenebilmesini sağlar. Bu amaçla perspektif, ışık - gölge ve modle gibi yanılsama teknikleri kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Tatsızca gevezelik etmek, tatsızlanmak.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

Genellikle bir örnek iklim ve toprak özelliklerine sahip alanlar ve bunun bir sonucu olarak da tür, bileşim ve çevreye uyum bakımından son derece birörneklik gösteren biyota.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Canlıların yaşamlarını sürdürdüğü fiziksel yerleşim mekanıdır. Bunlar hayvanlar için sezona göre değişik fiziksel mekan olabilir. Örneğin kış uykusuna yatan bir ayı için kış sezonunda yaşam mekanı bir mağara, bir in olabilir. Yazın ise kırlar, dağlar, ormanlar, bu hayvanın yaşam mekanıdır. Bu terim hem habitat, hem biyotop anlamında da kullanılır. (habitat, biyotope/ lebensraum )

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

Bir organizmanın ya da organizma grubunun yerleştiği, fiziksel çevrenin görece birörnekliği ve ilgili bütün biyolojik türlerin sıkı etkileşimi ile belirlenen doğal çevre. Yaşama ortamı çöl, tropik orman, çayırlık alan, kutup tundrası ya da buz denizi olabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), (y. k.). Yasamak işi. Yasama meclisleri (teşriî meclisler) = Millet Meclisi ve Senato.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislative. legislation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislation. legislative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

legislation. making laws. checks and balances.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living. survival.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

living.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (y. k.). Kanun yapmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. exist. experience. live. subsist. taste.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dwell. exist. experience. know. live. shift. subsist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to live. to inhabit. to experience. to dwell. to survive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

staminal. vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital dirimsel. hayati.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Yumuşamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let upon. limber up. let loose. mellow. melt. moderate. relax. relent. soften. sweeten. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ease. relent. soften. to become soft. to become pliant or yielding. to calm down. to soften. to relent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

let up. loosen up. mellow. melt. moderate. to come down a peg. relax. soften. unbend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Yumşak olmak, sertliği geçmek. 2. Daha kolay işlenir veya eğilip bükülür hâle gelmek: Mum sıcaktan yumuşamış, demir kızdırılınca yumuşar. 3. Gevşemek, sülpük olmak: Yanakları yumuşamış. 4. mec. Yavaşlık ve sükûnet kazanmak, hiddeti geçmek: Onun sözlerinden yumuşadı.

Türkçe Sözlük by