Sap ne demek? | Sap anlamı nedir? | Sap

Sap anlamı nedir?

Sap ne demek?

Sap anlamı nedir?

Sap | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sap

Türkçe Sözlük

(i.). 1. ip, tel. 2. Tahıl, çiçek ve başka bitkilerin yerden, başak veya çiçeğin başladığı kısma kadar olan düz ve dik yeri. 3. Meyve, çiçek vesaireyi dala asılı veya bağlı tutan ince çöp. 4. Muhtelif Aletlere tutulup kullanılmak üzere takılan uzunca ve düz ağaç (Aletle bir parça hâlinde ve eğri yahut halka biçiminde olanlarına kulp derler). 5. El ile kullanılacak her nevi Aletin tutulacak yeri: Kabza, kılıç, bıçak sapı. İpsiz sapsız = Düzensiz, münasebetsiz. Sapsız balta = mec. Sahipsiz, kimsesiz. İpi sapı yok = mec. Ele gelir, ele alınır şey değil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e.). Bazı sıfatların başına gelerek ifâdeyi kuvvetlendirir: Sapsarı, sapsağlam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (aslı: şâb). Nişadıra benziyen buruk tatlı bir taş. Acı ve ekşi hakkında ve şekere zıt olarak kullanılır: Ne şap oldu, ne şeker. Şapa oturmak = Çaresiz kalmak. Şfib Denizi = Kızıldeniz. Şabtaşı = Kızıldeniz’den gelen mercan çeşitlerinden beyazımtırak ve dallı budaklı bir taş ki suyun altında gelişir ve gemiler için pek tehlikelidir. Şap hastalığı = Sığırın tırnağını düşüren bir hastalık. Kızıl şap = Parlak lâl renk. Şap kesilmek, şab gibi donmak = Şaşırıp kala kalmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Öperken dudakların çıkardığı ses: Şap diye öptü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cauline. handhold. stem. stalk. peduncle. handle. hilt. handgrip. grip. butt. haft. halm. haulm. helve. lug. scape. shaft. shank. stag. stick. stipe. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

grip. handle. stalk. stem. stock.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The juice of plants of any kind, especially the ascending and descending juices or circulating fluid essential to nutrition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The sapwood, or alburnum, of a tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A simpleton; a saphead; a milksop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To subvert by digging or wearing away; to mine; to undermine; to destroy the foundation of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To pierce with saps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To make unstable or infirm; to unsettle; to weaken.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To proceed by mining, or by secretly undermining; to execute saps.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A narrow ditch or trench made from the foremost parallel toward the glacis or covert way of a besieged place by digging under cover of gabions, etc. a watery solution of sugars, salts, and minerals that circulates through the vascular system of a plant ex

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handle. helve. lug. stalk. stem. stock. grip. hilt. stick. handhold. handrod. handgrip. haft. hand. tige. tiller. stele. nib. lifter. bail. ear. holder. scape. heft. thumb piece. straw. string. pull. cannon. stirrup. tool shank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

a watery solution of sugars, salts, and minerals that circulates through the vascular system of a plant. a person who lacks good judgment. a piece of metal covered by leather with a flexible handle; used for hitting people. deplete; 'exhaust one's savings

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Point The point at which the services of an OSI layer are made available to the next higher layer The SAP is named according to the layer providing the services, e g , Transport services are provided at a Transport SAP at the top of the Tra

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service access point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Advertising protocol SAP packets, along with RIP packets, allow the server to broadcast its known routes and services to the network and obtain this information from other routers on the network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Point The connection point between a protocol in one OSI layer and a protocol in the layer above SAPs provide a mechanism by which a message can be routed through the appropriate protocol as it is passed up through the OSI layers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Advertising Protocol is a Novell routing protocol used with RIP.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systems and Applications Products - the company that supplies the R/3 software which is used for all financial, HR and plant maintenance transactions and reporting at UCT.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systems, Applications and Products in Data Processing A leading ERP software package.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Strategic Action Programme SMAP: Short and Medium-Term Priority Environmental Action Programme SPA and BD Protocol: Specially Protected Areas and Biological Diversity Protocol SPA/RAC: Specially Protected Areas Regional Activity Centre STAP: Scientific an

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Point The interface between one protocol and another in an adjacent layer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Can stand for: Service Access Point The interface between a layer in the OSI protocol stack and the layer above Generally, SAP is preceded by a letter denoting the layer providing the service Well-known services are associated with well-known SAP numbers

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Satisfactory Academic Progress Federal regulations require that aid recipients make satisfactory progress toward completion of a degree Students must be in compliance with the cumulative GPA; maximum time limit and minimum hours completed requirements.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systems Applications and Processes.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Most of the fluids in a tree; certain secretions and excretions, such as oleoresin, are excepted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Standard Assessment Procedures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The juice of a tree or other plant It transports the materials required for growth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Access Point The notional point at which a service user and a layer entity can meet so that services can be offered by the layer entity to the particular user. service access point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The technology behind Duke's Project Enterprise See the University of Nebraska's SAP project glossary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Service Advertisement Protocol.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Systems, Applications, Products in Data Processing A vendor product.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The fluid part of a vascular plant or, more specifically, the material transported via the xylem and the phloem of a tree.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alum. smack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. smacking noise.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

alum. kalinite. lever. grout. rock butter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bitki özü; hayat verici öz; ağacın özlü veya canlı kısmı; (argo) aptal kimse, avanak kimse. cellulary sap hücre özsuyu. crude sap ham besisuyu. raw sap ham usare . sap green yeşil zeytin renginde boya.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-ped, -ping) i. takatini kesmek, tüketmek, bitirmek, mahrum etmek; ask. temelini kazıp yıkmak altına sıçanyolu kazarak yıkmak, sıçanyolu ile ilerlemek; i. istihkam hendeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

openbill.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

open account. open account. deficient.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wooden. timbered. wood. hardwood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clapboard. wood. wooden.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerves sinirler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

nerve.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible!. as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As Soon As Possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible. as soon as possible.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ASAP stands for Application System Authorization Process ASAP is used to send email notification to the reviewers that an update has occurred and to send additional notifications to other interested parties ASAP can also be used to refer to the notice tha

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

As soon as possible In ITV, this term means 'as soon as possible after NTID projects, RIT projects for deaf students, exchange projects with use dates, and exchange projects without use dates '.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

American Society for Automation in Pharmacy also, Analytic Systems Automated Purchasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

AHOS SHEF Automatic Processing System.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Cisco Any Service, Any Port solution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Metasolv, formerly Nortel Networks, and Architel Solutions product referred to as Automatic Service Activation Program ASAP delivers service activation through the process of receiving service requests from the service order entry system, translating them

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tip şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duyguları uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Bir kere kafalarına bir şeyler giymeleri zorunludur. Yoksa saçları yiyeceklerin içine düşebilir. Ama aşçıların bu kafanın üzerinde silindirik bir şekilde yükselen, ucu da balonumsu şekilde kıvrımlarla biten beyaz şapkaları giymelerinin asıl nedeni başkadır.

Bu tıp şapkalarda, özellikle mutfakların çok sıcak ortamlarında, hava şapkanın içinde rahatlıkla dolaşabilir ve aşçının kafasını serin tutar, terlemeyi önler. Mutfağın kalabalık ve hareketli yaşamında, aynı tip giysiler içindeki aşçılar arasından aşçıbaşını ilk görüşte ayırt edebilmek için onun şapkası biraz daha uzun ve ucu kıvrımlıdır.

Bu şapkaların beyaz, yani boyasız olmalarının nedeni ise beyaz kumaşın, boyalı kumaşa göre daha hijyenik olarak kabul edilmesidir. Beyaz renk her yerde insanlarda temizlik, saflık, iyi niyet ve barış duygulan uyandırır. Muharebe sırasında barış mesajı göndermek isteyen birliklerin beyaz bayrak çekmelerinin nedeni de budur. Gelinliklerin beyaz olması ise barıştan ziyade saflığı ve masumiyeti simgeler.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

Atmosferin alt tabakasında yüksekliğin artması ile oluşan ısı düşmesi oranı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

haulm halm. stalk.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

current account. account / current / running account. account current. book account. continuing account. controlling account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peduncle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

differential calculus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). gözden kaybolmak, kaybolmak; yok olmak; zail olmak, ortadan kaybolmak. disappearance (i). gözden kaybolma, kaybolma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). hayal kırıklığına uğratmak, memnun edememek, canını sıkmak, üzmek, müteessir etmek, ümitlerini boşa çıkarmak. disappointed (s). hayal kırıklığına uğramış, ümidi kırılmış. disap pointedly (z). hayal kırıklığına uğramış olarak. disappointingly (z).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). hayal kırıklığı, ümidi boşa çıkma, hüsran.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, uygun görmeyiş, tensip etmeyiş, tenkit; memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). beğenmeyiş, hoşnutsuzluk, tasvip etmeyiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f)., of ile beğenmemek, uygun görmemek, tensip etmemek; tenkit etmek; reddetmek, kabul etmemek, tasvip etmemek. disapprovingly (z). beğenmeyerek, tasvip etmeyerek, reddederek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: HİSAB) (i. A.) (c. hisâbât). 1. Sayı sayma, sayıya ait iş: Paramızı, alıp verdiğimizi hesap edelim. 2. mec. Tahmin, düşünce: Benim hesabıma göre, hesabım doğru çıkarsa. 3. Defter tutma, alacak, vereceğin ve alınıp sarf olunanın kaydı: Hesap tutar. 4. Alacak, verecek, paraya ait münasebet: Kendisiyle bir hesabımız vardı, benim, onunla hiç bir hesabım yoktur. 5. Sayıya ait kaide ve işlerden bahseden ilim ki, matematiğin ilk basamağı sayılır: Hesap ilmi, hesap okumak, hesap öğrenmek. Bilhesâb = Hesabederek, hesap olunarak. Bî-hesab = Hesapsız, pek çok. Parmak hesabı = Parmakla yapılan kaba ve cahilâne hesap. Hesap tutmak = Alacak, vereceği veya makbuz ve sarfiyatı deftere kaydetmek. Hesaba çekmek = Birinden hesap isteyip mesul tutmak. Hesâb-ı zihnî = Çocuklara ezberden öğretilen hesap. Hesaba gelmek = 1. Uymak: Benim hesabıma gelir, gelmez. 2. Sayılabilmek, sayılabilecek miktarda olmak: Onun mal ve serveti hesaba gelmez. Alelhesap = Hesaptan önce, hesap görüldükte sayılmak üzere parça parça verilen para: İşleyen aylıktan alelhesap ikiyüz lira almıştır. Indelhesâb, ledilhesâb = Hesap olundukta, hesap görülünce. Yevm-ül-hesâb, rûz-ul-hesâb = Kıyamet günü, mahşer günü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. reckoning. calculation. computation. arithmetic. calculus. account. bill. count. estimate. score. settling. sum. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. bill. calculation. calculus. check. computation. count. estimate. recital. reckoning. score. statement. tab. tally. plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account. arithmetic. financial record. money owned or on deposit. estimate. plan. expectation. bill. calculation. calculus. computation. estimate n. estimation. genealogy. reckoning. tab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir İnternet Servis Sağlayıcıya (İSS) kaydolduğunuzda size bir hesap adı veya hesap kimliğinin yanı sıra bir parola verilir. Bu bilgiler, modeminiz İSS’niz tarafından verilen erişim numarasını çevirdiğinde Internet’e girmenizi ve e-posta hesabınıza ulaşmanızı sağlar.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculation chart. tabular statement.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passbook.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit book.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to reckon.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

day of reckoning. settlement day. day of account. account day.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculator. calculating machine. adding / calculating machine. computing machine. counting machine. adding machine. reckoner.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account abstract. abstract account. account abstract / of statement. extract / statement of account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. auditor. certified public accountant. general accountant. field auditor. state auditor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesabını iyi bilen, hesapla sarfeden, idareli, Ar. mümsik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckoning. calculation. computation. sums.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computation. reckoning. calculation. compution.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation. calculating. casting. casting off. computation. computing. count. estimating.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Takdir ve tahmin etmek, düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

reckon. calculate. compute. figure out. check out. work out. cipher. count up. discount. foot. foot up. number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. estimate. reckon. to calculate. to compute. to reckon. to figure out. to work sth out. to take into account. to take into consideration. to plan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculate. compute. to calculate. to weigh the advantages against the disadvantages of. to estimate. to project. to take sth into consideration. to make a calculation. to work out the figures. figure. figure out. rate. scale. take stock. tally.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be calculated / taken into account / projected / predicted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

settling accounts with. settlement. reckoning. payoff. revenge. liquidation. settling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance. working- out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Alacak, verecek hesabını görüp ilişiği kesmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts mutually. to settle accounts with each other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle outstanding accounts with each other. to settle old scores with. to get even with. quit scores. settle. settle one's account. to have an account to a with sb. sort out.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hesap ve takdir olunmuş, düşünülmüş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculated. economical. economic. well-balanced.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

economical. careful with money. rational. moderate. measured.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayısız, Ar. lâ-yuad ve lâyuhsâ, pek çok: Hesapsız malı vardı. Hesap etmeksizin, yetişip yetişmeyeceğini evvelden hesap ve tahmin etmeksizin: Hesapsız sarfediyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

undocumented. innumerable. incalculable. not properly thought out in advance. countless. measureless. uncounted. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

unrecorded. undocumented. thoughtlessly. at random. casually.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

lack of planning and forethought.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

acquire. to acquire.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) İntisâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joining. affiliation. membership.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become a member of. to gain. to become affiliated with (a group , family , organization.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

discursive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yenecek koyun, sığır vesaire etlerini kesip satan adam. Kasap dükkânı = Et satılan dükkân. Kasap merhemi = Bir çeşit ilâç. Fransızca: basilicon. mec. Kasap süngeriyle silinmiş (yüz) Hayâsız, utanmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. killer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher's shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butcher. butcher shop.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Büyük kasap dükkânı, kasabın et sattığı yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Kasap işi: Kasaplıkla hayli para kazandı. 2. Koyun vesaire kesip yüzene verilen ücret, kasaplık hakkı. 3. Kasaba uygun: Kasaplık koyun. 4. mec. Kan dökücülük, Osm. hunharlık, hûnrîzlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

butchery. butcher's trade or business. butchering. fit for slaughter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

official passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Açık eflâtun renk.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. botanik) (y. k.). Süsende olduğu gibi, kök halinde toprak altında gelişen, klorofilsiz yeraltı sapı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Mansıb.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış tatbik etmek veya istimal etmek, yerinde kullanmamak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. yanlış anlamak. misapprehension i. yanlış anlama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. haksız olarak almak veya kullanmak, emanete hıyanet etmek, çalmak. misappropria'tion i. emanete hıyanet, emniyeti suiistimal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Musâb.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum yetersayı.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

quorum.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

joint account. mutual currency account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order passed through the ranks by word of month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order passed through the ranks by word of month.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ. passaporte). Girişçıkış tezkeresi, yabancı ülkelere gidenlere verilen yol tezkeresi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport. pass.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

passport.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Zamanımızda, dünyanın büyük bir bölümünün ve bizim de kullandığımız rakam şekilleri, diğer ülkelerde ‘Arap rakamları’ diye bilinir. Aslında bu nitelendirme yanlıştır. Bu rakamların kökeni yani ilk ortaya çıktığı yer Hindistan’dır ve buradan önce Arabistan’a, daha sonra İslami kültür yayılımı ile birlikte Avrupa’ya geçmiştir.

Avrupa’da Romen rakamlarından günümüz rakamlarına geçiş Ortaçağda olmuştur. O yıllarda Avrupa’da hesap işleriyle uğraşanlar Romen rakamlarını hemen terk etmediler. Daha ziyade toplama ve çıkarma işi yapan tüccarlara Romen rakamları daha pratik geliyordu. Örneğin 68’den 16’yı çıkarmak için 68 yani ‘LXVIII’ rakamından 16’yı ifade eden ‘XVI’ rakamlarını silince geriye ‘LII’ yani 52 kalıyordu.

Diğer bir örnek olarak 77 (LXXVII) sayısından 15’i (XV) çıkartalım. Yapılacak iş 77’nin içinden X ve V rakamlarını silmektir. Sonuç ‘LXII yani 62’dir.

Bu arada Romen rakamları nelerdir bir görelim: I(1), II(2), III(3), IV(4), V(5), VI(6), VII(7), VIII(8), IX(9), X(10), XX(20), XXX(30), XL(40), L(50), LX(60), LXX(70), LXXX(80), C(100), D(500), M(1 000)

Romen rakamaları her bir sayının karşılığı olan harfler, büyükten küçüğe doğru ve soldan sağa yazılıp bunların hepsi toplanarak bulunur. MDCLXVI sayısı neymiş bulalım:

(M=1 000)+(D=500)+(C=100)+(L=50)+(X=10)+(V=5)+(I=1)=1966

Ancak günümüzde sistem tam böyle çalışmıyor, büyük rakamdan önce gelen daha küçük rakam büyükten çıkartılıyor. Örneğin IX=(10-1)=9, bu şekilde 1999 sayısı olan MCMXCIX (1 000+900+90+9)=1999 olarak bulunuyor.

Bir başka uygulama da aynı harfi üç kereden fazla tekrar etmemek şeklinde. IIII yerine IV, XXXX yerine XL kullanılıyor. Ancak Romen rakamlarında M’den büyük harf olmadığından 1 000’den sonra örneğin 4 000 MMMM şeklinde yazılabiliyor. Daha büyük sayılarda ise sayının kaç kere 10’un katı olduğunu ifade etmek için parantez işaretleri kullanılıyor.

Romen rakamlarında sayıdan önce ‘bir’ gelmesi sadece dört (IV) ve dokuzda (IX) vardır. Romen rakamlarında sıfır yoktur. Rakam gösterildiği işaret kadar yani ‘X’ nerede olursa olsun ‘10’dur. Halbuki günümüz rakamlarında ‘1’ tek başına iken ‘1’dir ama sağdan ikinci haneye geçince ‘10’ değerini, üçüncüye geçince ‘100’ değerini alır.

Tüm bu nedenlerle günümüzün karmaşık işlemlerinde Romen rakamlarının kullanılmaları mümkün değildir. Sıfır sayısının katılmasıyla hiç rekabet güçleri kalmamıştır. Duvar saatlerinde dekoratif amaçlı kullanılmaları yanında pratik bir kullanım yerleri yoktur.

Günümüzde milyon, milyar derken trilyonları hatta katrilyonları ifade eder hale geldik. İleriki yıllara hazırlık amacıyla milyondan başlayarak sonra gelen sayılara bir bakalım. Sayı isminin yanına bir parantez içindeki rakamlar o sayıda kaç tane sıfır olduğunu gösterir:

Milyon(6), milyar(9), trilyon(12), katrilyon(15), kuintrilyon(18), sekstrilyon(21), septrilyon(24), oktrilyon(27), nanilyon(30), desilyon(33), andesilyon(36), dudesilyon(39), tredesilyon(42), kattırdesilyon(45), kuindesilyon(48), seksdesilyon(51), septendesilyon(54), oktadesilyon(57), novemdesilyon(60), vijintilyon(63).


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(I.). Çift sürmeye mahsus Alet ki, bir çift öküze çektirilir. Saban oku = Demirinden öküzlerin arasından boyunduruğa kadar uzanan ağaç. Sabankıran = Pek sert bir cins kök.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Doğru yolun üzerinde olmayan, ancak sapılmakla gidilebilen: O köy sapadır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off the road. out of the way. secluded. devious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

out of the way. out-of-the-way. off the beaten track. devious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn. turnout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Taş atmaya mahsus ipli torba ki, vaktiyle silâhtan sayılırdı. 2. Ağır bir yükü tartmak veya çekmek üzere takılan kısa ve kalınca İp. 3. Ta; atmakta kullanılan, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına meşin bağlanmış çatal. Sapanballğı — Köpekbal iğinin testere “burunlu “büyük cinsi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sling. slingshot. catapult. peashooter. launcher.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

catapult. off. sling. sling shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

divergent. sling. slingshot. catapult. gin. parabuckle. slinger. diverging. walking plow. refracting. crampon. swing plow. sling shot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kırmızı veya sarı boya veren bir ağaç.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İspanyolca’dan). Zambakgillerden tırmanıcı bir bitki.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sarsaparilla.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Şifalı Bitki

(smilax): Zambakgiller familyasından; tırmanıcı ve dikenli gövdeli, yeşilimsi çiçekli, çok yıllık bir bitkidir. Yaprakları kalp şeklindedir. Çiçekleri şemsiye durumundadır. Kökünde tanen ve saponin bulunur. Birçok türü vardır. Yurdumuzda nemçe saparnası, Anadolu saparnası bulunur. Kullanıldığı yerler: Terletir. Kanı temizler. Cilt hastalıklarında faydalıdır. Frengide kullanılır.

Şifalı Bitki by

Türkçe Sözlük

(I.İ.). 1. Bir batarya topun birden ateş etmesi: Alabanda ateşi. 2. mec. Şiddetli azarlama: Sapartayı yemek (günümüzde zaparta deniyor).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

safe and sound. in perfect health. as sound as bell. sound. copper-bottomed. iron. knockabout. as large as life. rude. fit as a fiddle.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

well and sound. very strong.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cast iron constitution. as hard as nails. in the best / pink of health. sound health. sound as a bell / dollar. sound in wind and limb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Doğru yoldan sapmış, yolunu şaşırmış kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şap çıkarılan yer, şap ocağı. 2. Şapın hazırlandığı yer, şap fabrikası.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., (argo) mankafa kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. lezzetli, çeşnili. sapid'ity, sapidness i. lezzet, tat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı, dirayetli (bazen istihza yollu kullanılır) sapience, -cy i. akıl, dirayet. sapiently z. akıllıca, dirayetle.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. akıllı sapientially z. akıllıca.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapmış, tabiî yoldan ayrılmış: Cinsî sapık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverted. perverse. aberrant. dotty. unnatural. wacky. pervert.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverse. psycho. sodomite. unnatural. perverted. pervert. crazy. lunatic. deviant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perverted. sexually perverted. pervert. deviant. perverse. wacky.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become perverted.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

perversion. perverseness. perversity. deviance. paedophilia pedophilia.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Dönülmek, başka bir istikamete yönelmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to (the right or left. to turn into (a road. to deviate from. to stray from.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberration. deviation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Vere dökülen şeylerin gürültüsünü taklit ve tasvir ederek ekseriya art arda “sapır sapır” şeklinde kullanılır: Elmalar sapır sapır döküldü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Hırsla öperken veya yerken dudakların yaptığı gürültü: Şapır şapır öpmek, yemek «şapır şupur» da denilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Alel acele yemek yemek veya ses çıkararak öpmeyi anlatır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Şapır şapır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklar ses çıkarmak: Çocuğunu öperken, yemek yerken dudakları şapırdıyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Öperken veya yerken dudaklardan ses çıkarmak: Dudaklarını şapırdatarak öpüyor, yiyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Ses taklidi). Acele ile yerken veya hırsla öperken dudakların çıkardığı gürültü: Dudaklarının şapırtısı uzaktan işitiliyordu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. splash. plash. lap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smacking sound. lap. smack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Doğru yoldan çıkarmak, şaşırtmak. 2. Azdırmak: Şeytan iyi adamları bile sapıtabilir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go off one's head. to talk nonsense. to lead astary. to go astary. to go nuts. to lose one's bearings. to drivel.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to go nuts. to go crazy. to talk nonsense.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. En yaygın başlıklardan biri: Hasır şapka, silindir şapka. 2. Gemi direğinin tepesindeki tekerlekcik. 3. Soba borusunun tepesindeki döner fırıldak. Şapkayı ters giymek, yere vurmak = Hiddet etmek. Şapkayı çıkarmak = 1. Saygı göstermek 2. Yaltaklanmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hat. cap. bonnet. headgear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

colours. hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hat. head gear. headgear. lid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şapka yapan ve satan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hatmaker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hat shop. hatmaker. hatter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Saplayarak büyük balıkları vurdukları bir ilet kl, bundan bozma olarak zıpkın (zıbkın) denir. (bk.) Zıpkın.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberrant. deviant. astray. off the right road. pervected. perverted. erratic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberrant. deviant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

aberration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deviance. heresy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sille, tokat: Ensesine bir şaplak yapıştırdı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

slap. smack. smacker. spank. spanking. spat. whang.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

smack. slap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resounding slap.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thrust. stabbing. sticking into. stab. stud. jab.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jab. stud bolt. balancing weight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sticking into sth / sb. pin. drift / tap / drop bolt. grub screw. lock pin. drift pin. set pin. pin screw. pintle. stud bolt. stud. swivel. false key. anchor. stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). (bir Aleti} Sapına kadar sokmak, batırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. ses taklidi). Şap etmek, öperken dudak veya sille vururken avuç sesi çıkarmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

jab. spear. spit. stick. thrust. to thrust into. pierce. to stick. to thrust. to plunge into. to dig sth into.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to stick or thrust sth sharp into sth / sb. to thrust. to insert. to stab. to piece. to stick. to spike. to pin. plunge. run through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Sapa kadar girmek, sokulmak, batmak. 2. Batıp kalmak, sokulup çıkamamak: Hayvan, araba çamurun içine saplandı. 4. mec. Bir fikirde ısrar edip durmak, zihin bir şeye dalıp ayrılmamak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stick. to sink into. to be stuck in. to lodge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be stuck or thrust into. to be stuck in. to be embedded in. to be lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. idee fixe. monomania. crank. determination. idol. possession.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bug. delusion. fetish. fixation. hobbyhorse. obsession. fixed misconception. fixed idea. a bee in one's bonnet. hang-up sabit fikir. fikrisabit. idefiks.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsession. fixed idea. ideé fixe. a bee in one's bonnet. idée fixe.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

monomaniac. obsessional. obsessive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sokturmak, batırtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Öperken dudağın veya sille vururken avucun sesini işittirmek: Bir sille şaplattı; dudaklarını şaplatarak öptü.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stalked. stalky. pedicellate. stemmed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sth which has a handle. which has a stalk or stem. stuck in. embedded in. lodged in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. fidan, körpe ağaç; deli kanlı, genç çocuk; bir yaşında av köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapmak İşi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

refracting. refractive. deviation. declination. perversion. turn. bias. declension. deflection. deflexion. departure. detour. divagation. drift. excursion. inequality. lapse. obliqueness. obliquity. swing. warp.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deviation. diversion. revulsion. swerve. turnabout. deflection.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

drift. deviation. divergence. turning. turning to. turning into. swerving. declination. aberration. inflection. diffraction. deflection. refraction. refractive. refracting. curving. yawning. leeway. steering aside. change. decline. departure. detour. dive

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). t. Yol değiştirmek, başka istikamet almak. 2. Yanlış bir fikre saplanmak, yanılmak. 3. imân ve itikadını kaybetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cut. deflect. deviate. round. sheer. stumble. turn. wander. to turn. to swerve. to turn off. to deviate. to deflect. to go astray. to fall into sin. to err.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bias. to turn to. to make a turn to. to turn into. to enter to depart from (the straight and narrow. decline. depart from. deviate. diverg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sabun gibi, sabunlu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. sabun haline getirmek; bir esteri asit ve alkole ayrıştırmak. saponifica'tion i. sabunlaştırma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. tat, lezzet. saporous s. tadı olan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.), ikiçeneklilerden bir bitki familyası.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Ansızın: Şappadak içeri daldı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., ask. sıçanyolu kazan lağımcı, kazmacı, istihkâm neferi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i. Midillili ünlü şair Safo'ya ait; i. bu tarzda yazılmış şiir. Sapphic vice sevicilik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. gökyakut, safir, safir rengi, parlak mavi renk; s. gökyakuta benzer, parlak mavi renkte.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. gökyakuta benzer.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. özlü; canlı; (argo) ahmak, budala; toy, acemi. sappiness i. canlılık, hayatiyet; özlü oluş, toyluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Asker eyerinin örtüsü.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(önek) çürük, çürümüş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. Y.). Çürümeye yüz tutmuş maddelerde üreyen mikrop.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. saprophyte

biy. çürükçül

Doğal olarak hayvan ve bitki kalıntılarının üzerinde yaşayan ve onların çürümesine yol açan (bitki ve organizmalar).


Yabancı Kelime by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çürüten; çürümüş maddede yetişen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., biyol. çürümüş organik maddelerle beslenen bitkisel organizma. saprophytic s. çürümüş organik maddelerle beslenen.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. bir çeşit yeşilimsi katı İsviçre peyniri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dökük saçık ve tenbel.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

feebleminded. goon. nit. nitwit. stupid. imbecile. goofy. potty. dummy. baggy. ragged. slovenly. booby. cretin. clot.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stupid. silly. sloppy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ghastly. very yellow. bright yellow. very pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

very yellow. bright yellow. very pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sapı olmayan: Sapsız balta. İpsiz, sapsız = Serseri, başıboş, münasebetsiz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handleless. stalkless. stemless. without a boyfriend. without a girlfriend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

handleless. stalkless. stemless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

person who has no backers or protectors.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Amerika'da bulunan Sphyrapicrus cinsinden ağaçkakan kuşu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determination. fixing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixing. making sth stable / stationary determining. establishing. ascertainment.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

determine. establish. state. assign. fix. appoint. peg.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

appoint. arrange. assign. determine. fix. set. to fix. to determine. to establish. to arrange. to set. to ascertain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to fix. to stabilize. to make sth stationary. to determine. to establish. confirm.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be established. to be determined. to be fixed.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fixative. sth which acts as a fixative.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deflector.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversionary.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be made to turn to to be made to turn into (a road. to be made to (do sth bad. to be deflected from (one's goal. to be made to digress from (one's topic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. mimarlık). Süsleme maksadıyla yapılan kırık çizgili silme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversion.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

diversion. deviousness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Sapıtmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bastardize. deflect. distort. divert. doctor. falsify. mislead. misrepresent. sidetrack. swerve. turn. warp. to divert. to deflect. to distort. to misrepresent. to twist.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn to to make sb digress. to deviate or depart from. to aberrate. to mislead. to misguide. to divert. to tur.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) - İran hükümdarlarından üç şahsın adıdır.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ağacın özlü ve canlı kısmı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. ilâç saparnası; saparna: bu bitkinin ilaç veya baharat yapımında kullanılan koku. wild sarsaparilla yaban saparnası.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sexy. sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sex appeal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opera hat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

top hat. high hat. silk hat. tile. topper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

calculation given in round figures.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deposit account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forward account. time deposit. forward s account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

demand deposit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

Lat. Akıllıya bir söz yeter, Arife tarif gerekmez. kıs. verbum sap.

İngilizce - Türkçe Sözlük by