Sar’a ne demek? | Sar’a anlamı nedir? | Sar’a

Sar’a anlamı nedir?

Sar’a ne demek?

Sar’a anlamı nedir?

Sar’a | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(i. F.). Hâlis, sâft.

Türkçe Sözlük by

Sağlık Bilgisi

Bir çeşit sinir hastalığıdır. Nedeni beynin çalışmasında görülen bir anormalliktir. Tıp dilinde epilepsi denir. Grand mal ve petit mal olmak üzere iki çeşidi vardır.

- Grand Mal :

Saranın ağır şekline grand mal denir. Hasta nöbet gelmeden önce aura denilen bir devre geçirir. Bu sırada da, nöbetin geleceğini anlar. Bu devrede, kulak çınlaması, belirli bir yerde ağrı, titreme vardır. Ne olduğunu anlayamadığı bir koku hisseder. Kısa bir süre sonra da, şuurunu kaybederek yere düşer. Vücudunda kuvvetli çırpınmalar başlar. Kol ve bacakları ritmik bir şekilde kasılıp, gevşer. Ağzı köpürür, dilini ısırabilir, farkında olmadan küçük ve büyük tuvaletini koyabilir. Bir süre sonra da kasılmalar azalır, derin bir soluk alarak sakinleşir ve kendine gelir.

- Petit Mal :

Saranın hafif şeklidir. Bu çeşit saralıda şuur kaybı görülür fakat, kasılma ve gevşemeler görülmez. Hatta bazen çevresindekiler kriz geçirdiğini bile anlamaz. İlkyardım olarak, kriz geçiren hastanın yaralanmasını önleyici tedbirler alınır. Dilini ısırmaması için de temiz bir mendili top yaparak ağzına koymak faydalıdır. Tedavi amacıyla aşağıdaki reçeteler kullanılır.

Tedavi için gerekli malzeme : Üzerlik, su.

Hazırlanışı : Bir kahve kaşığı üzerlik tohumu, havanda dövüldükten sonra az suyla içilir.


Sağlık Bilgisi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. falling sickness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy. epileptic fit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epilepsy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act. the Superfund Amendments and Reauthorization Act 42 U S C 9601 et seq.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act of 1986.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Super-fund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Federal Superfund Amendments and Reauthorization Act.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments and Reauthorization Act Signed into law October 17, 1986 Title III of SARA is known as the Emergency Planning and Community Right-to-Know Act of 1986 A revision and extension of CERCLA, SARA is intended to encourage and support local

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Superfund Amendments of Reauthorization Act of 1986 Reauthorized the Superfund regulations and created the Community Right-to-Know regulations.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

San Antonio River Authority; SARA was created by the State of Texas to preserve, protect and manage the resources and environment to the San Antonio River and its tributaries The district spans Bexar, Goliad, Karnes and Wilson counties.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Bold Dawnworker. plate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(İbr.) (Kadın İsmi) 1.Prenses. 2.(Fars.) Hz.İbrahim’in hanımı. 3.Halis, katkısız, temiz.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I. A.) (yere vurmak demek olan «sar’» dan”). İnsanın “kendisini “kaybederek düşmesine sebep olan sinir hastalığı. Türkçe: Tutar, tutarak: Sar’a tutmak, sar’ ası olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Court of Justice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to come off badly. to turn out crabs. fail. flap. flop. to fall through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

white wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cider.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Harem dairesi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. haşere, dilimizde az kullanılmıştır). Böcek, yılan, çıyan çeşidinden olan küçük hayvancıklar, mec. Değersiz ve zarar verici adamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

insects. vermin. insects böcekler. rabble. riff-raff.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

vermin. insects.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خسرات] zararlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ibşâr). Müjdelemeler, müjde vermeler.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. işâret). İşâretler ( alâmetler.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اشارات] işaretler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. İ.). Geminin baş ve kıç tarafındaki kısa güverte, asıl güvertenin üstündeki küçük güverte.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Hurma dalından veya ince dallardan yapılmış sepet ki, bizce iki tarafı sivri ve ortası şişkince olup üçgen şeklindedir ve meyve nakline yarar: Kavsara armudu.

2.İnsan ve hayvan kaburgası, iskelet.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(aslı: KâRBAN-SERAY) (i.). Büyük anayollarda kervanların konmasına mahsus büyük hanlar ki, Selçuklular ve Osmanlılar devrinde hayır eseri olarak yaptırılmışlardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai. caravansary. serai. seray. khan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

caravansaray. inn with a large courtyard. caravansary caravanserai.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

bk. karvanserây.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Misafirlerin ağırlandığı daire, misafirhâne.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «asr»dan masdar). Başkalariyle bir asırda yaşama veya yaşamış olma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MUHASARA) (İ.A. «hasr» dan) (c. muhasarârt). Bir kale veya müstahkem mevkiin düşman tarafından askerle kuşatılıp yollarının kesilmesi, kuşatma, kapatma: Kaleyi, şehri muhasara etti; muhasarada kaldı. Ref’-i muhasara = Muhasarayı kaldırma, muhasaradan vaz geçip çekilme: Düşman ref-i muhasaraya mecbur oldu. Muhasara topu = Eskiden muhasaralar için kullanılan büyük sahrâ topu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [محاصره] sarma, kuşatma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

sarmak, kuşatmak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kısa olarak, tafsilâtsız: Muhtasaran konuştu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مختصرا] kısaca.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sar’» dan mas.). Güreşme, pehlivanlık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «sür’at» ten masdar) (c. müsâraât). Sürat, süratle teşebbüs ve davranış (Arapça’daki mânâsı: koşma, yarış).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. nasrânî). Nâsrânîler, Hıristiyanlar, (bk.) Nasrânî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصارا] Hıristiyanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. naşir), (bk.) Nasır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Deniz kenarında yazlık büyük konak, büyük yalı, yazlık saray: Beylerbeyi sâhil-sarayı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شراب] şarap.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Araplardan alınmış ağır adımlarla yaplan bir İspanyol dansı, sarabant.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ شرابی] şarapçı. 2.şarap rengi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SERRAC) (i. A. «sere» den imüb.).

1.Eyer ve başka at takımı yapan ve satan adam.

2.Meşin ve sahtiyan üzerine sırma ve ipekle işleyerek çeşitli eşya yapan esnaf.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

harness maker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddler or maker or seller of saddles and harness. harness maker. saddler.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Koşum, eğer takımlarıyla benzeri şeyler yapan veya satan kimse. Meşin üzerine süsleme yapan kimse. 2.Sirac kelimesinin değişikliğe uğramış şekli. Kandil.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(I.). Saraç işlerinin yapıldığı çarşı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Suriye ve Arabistan çöl kabilelerinin bir ferdi; Haçlı Seferleri zamanında Müslüman veya Arap kimse; Haçlı Seferi düşmaı. Saracen'ic(al) s. Araplara veya Müslümanlara ait.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saddlery.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıklık, şüphe ve tereddüde yer bırakmayacak surette açık ifade.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحت] açıklık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) - Açıklık, ibarede açıklık. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Açıkça, doğrudan doğruya.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

explicitly. nominatim.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صراحة] açıkça.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saraybosna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) Saraka.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Eğlence, alay, maskaralık. Sarakaya almak = Eğlenmek, alay etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

epileptic.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yiğitlik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

stockade. shoulder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shoulder. palisade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Gür ve uzun saçlı kimse. İslam tarihinde bu isimde birçok meşhur vardır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. askerlik) (Macarca’ dan).

1.Palanga ve kale varoşunun kazık ağaç kakılarak yapılan kısmı.

2.Kara yollarınnı kenarındaki alçak kısım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞARAB) (i. A.) (c. eşribe).

1.İçilecek şey, içki. 2.Üzümden yapılan tatlı içki. Asıl Türkçe’si: sücü.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

malmsey.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bouquet. cobbler. wine.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adam, şarap fabrikatörü vey taciri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Şarap yapan ve satan adamın işi ve ticareti.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Meksika modası pelerin.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Üzümü sıkıp şarap yapmaya mahsus yer, şarap fabrikası.

2.Şarap fıçılarının saklandığı yer, şarap mahzeni. 3.Büyük şarap fıçısı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. Fr. askerlik).

1.Bir çeşit top mermisi. 2.Top mermisinden dağılan parça.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarı olmak, sarı renk almak: Ekinler sarardı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

turn yellow. go yellow. yellow. turn pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn yellow. to grow pale. to turn pale. to pale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to turn yellow. to turn pale. to grow pale. blanch.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sarı etmek, sarı renk vermek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to yellow. to make sth / sb turn yellow. to make sb grow pale. sear.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F.).

1.Hükümdarların oturdukları yer: Sarây-ı hümâyûn.

2.Büyük ve sanatlı konak.

3.Resmî dâire: Belediye Sarayı.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

court. palace. seraglio. mansion. government office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

palace. large public building. court. seraglio.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ayvaz. Bir ko nağın ayak işlerini ve daha çok yemek ve sofrayla alâkalı işlerini gören hizmetçi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Osmanlı imparatorluğu zamanında sarayda hizmette bulunmuş kadınlara verilen sıfat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

girl or woman who is a member of the sultan's harem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Topkapı Sarayı’nın hazine dairesinden hiçbir şey dışarı çıkamazdı.

2.Abdülhamit, kızı Ayşe’ye taç yaptırmak için model olarak kullanılmak üzere

3.Mehmet’in muhteşem sorgucunu saray kâhyasından istedi. Kâhya padişahtan muayyen vadeli bir senet almadan sorgucu vermedi. Bu tutum Abdülhamit’in çok hoşuna gitti. Kâhyaya 100 altın hediye etti. Süresi geldiğinde sorgucu kâhyaya iade edip vermiş olduğu senedi geri aldı.


Genel Bilgi by