Satı ne demek? | Satı anlamı nedir? | Satı

Satı anlamı nedir?

Satı ne demek?

Satı anlamı nedir?

Satı | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sati

Türkçe Sözlük

(i.). Satış, Ar. bey, Fars. fürûht.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sütü»dan İf.) (mü. sâtıa). Yükselip meydana çıkan. Ar. mürtefî, zâhir, Osm. teâlî ve tezahür eden: Berk-ı sâtî, râyât-ı sâtıa.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.Satma, satış. Alışveriş. 2.Düğün armağanı.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Kıyı, kenar.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i)., (gram) ) (-i) halinde; (i). (-i) hali.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Short Selling)

Sahip olunmayan menkul kıymetlerin ödünç alınmak sureti ile satılmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). muhalefet belirten , karşı fikri ifade eden.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase and sale. business. trade. commerce.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Intermediation For Trading in Securities)

Daha önce ihraç edilmiş sermaye piyasası araçlarının aracılık sıfatıyla ve ticari amaçla alım satımını ifade eder.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

short sale. sale for the account. time bargain.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s)., (i). Alsas'a ait; (i). Alsas'lı; iri bir çeşit Alsas çoban köpeği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddlar. roadman. pitch-man. peddler. marketman.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. bostan). Bostanlar, sebze bahçeleri, (bk.) Bostan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [بساتين] bahçeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Finansal Terim

(Block Sale)

Emir miktarı şirketin ödenmiş/çıkarılmış sermayesinin % 10’unu aşan satış işlemidir.


Finansal Terim by

Türkçe Sözlük

(f.). Eşlerden birinin diğerinden ayrılması: Kayın validesi tarafından boşatıldı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). iptal, lağvetme, fesih. court of cassation (bazı Avrupa memleketlerinde) temyiz mahkemesi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). sebep olma, hasıl etme, meydana getirme; sebep, neden; neden ve sonuç ilişkisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). sebep olan; (gram) ettirgen, müteaddi causatively (z). sebep olarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). durma, kesilme, inkıta; fasıla, ara.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). medeniyet, uygarlık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tazmin, telafi; karşılık, ücret, maaş, bedel; takas, karşılama.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kısaltma, özet; (kim)., (fiz). yoğunlaştırma, sıklaştırma, koyulaştırma; buğu.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). konuşma, sohbet, muhavere mükâleme. conversation piece dikkati çeken ve kendisinden bahsettiren herhangi bir şey. criminal conversation (huk). zina.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(s). konuşmaya ait , konuşmaya hazır, konuşabilir, konuşkan. conversationalist (i). iyi konuşan kimse, sözü sohbeti yerinde kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

death certificate. certificate of death.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. destûr). Düsturlar. (bk.) Düstur.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). dağıtma, bölme; idare, tertip; takdiri ilâhi; bağışıklık, muafiyet; af, hariç tutma, dışında bırakma, istisna.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). memnun etmemek, hoşnut etmemek, tatmin edememek. dissatisfac'tion (i). memnuniyetsizlik, hoşnutsuzluk, tatminsizlik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstüvâne). 1. Üstüvâneler. (bk.) Üstüvâne. 2. mec. Bir topluluğun sütun ve direk yerini tutacak surette ileri gelenleri, erkân: Esâtin-i ulemâ = Bilginlerin ileri gelenleri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.). Hurâfeler, Fr. mitoloji. Eski kavimlerin tanrıları hakkındaki hikâye, efsane, hurafe ve rivayetler: Yunan esâtiri, İran esâtiri.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

myth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساطير] mitoloji. 2.uydurma sözler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fabulous.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ اساتيذ] ustalar. 2.üstadlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üstâz). Üstadlar, bir güzel sanatın ustaları, (bk.) Ustad.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clearance / cheap sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doymak bilmez, doymaz, kanmaz; açgözlü, obur. insatiableness, insatiabil'ity i. doymazlık, açgözlülük. insatiably z. kanmayarak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doymak bilmez, hiç kanmaz, çok obur. insatiately z. hiç kanmadan.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on consignment. sale or return. consignment sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on account. sales on account. credit sale. purchase on account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Kuşatmak işine mevzû teşkil etmek, çevresi sarılmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be surrounded. to be besieged.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. rüşvet yeme, irtikap, suiistimal, zimmete para geçirme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. mastar). Mastarlar, (bk.) Mastar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

advanced sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

retail sale. retail. sale of retail.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Buy in / Sell out)

Temerrüt halinin Borsa Yönetim Kurulu’nun belirlediği süreyi doldurması halinde, sürenin bitimini takip eden ilk iş günü işlem konusu hisse senetlerinin temerrüde düşen üyenin pozisyonuna göre Hisse Senetleri Piyasası Müdürlüğü’nce elektronik ortamda ayrı hisse koduyla, cari fiyattan alım satımının yapılmasıdır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doyurulabilir. satiabil'ity, satiableness i. doyurulabilme. satiably z. doyacak şekilde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f., s. doyurmak; s. doymuş, tıka basa doymuş, tok. satia'tion i. doyma.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Satan, Ar. bâyî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

salesperson. salesman. seller. dealer. vendor. vender. saleslady. salesclerk. saleswoman. monger. shop assistant. supplier. monger.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

clerk. dealer. purveyor. rep. salesman. saleswoman. seller. tradesman. vendor.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

resaler. seller. supplier. vendor. clerk. reseller. dealer. salesman. saleswoman. sales representative. peddler (Br pedlar. salesperson. free dealer. disposer. monger. purveyor. vendor vender.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sokaklarda öte beri gezdirip bağırarak satan adamın hâl, sıfat ve İşi: Satıcılıkla geçiniyor.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being seller. peddler (Br pedlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. doymuşluk, tokluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - (bkz.Satı).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(SATH) (I. A.) (c. sutOh). 1. Bir şeyin dış tarafı, yüz. 2. Bir şeyin pek üstten görünen tarafı, dış görünüş. 3. (geometri) Eni ve boyu olup derinliği olmayan şekil.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yeryüzünü açan: Allah.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞATH) (i. A.). Ciddî bir fikri aley ve şaka ile anlatma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

superficies.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

surface. plane.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Satılmış, Buğra).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

on sale. on offer. for sale. for sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for sale. on sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

for sale. sth which is for sale. for disposal on sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılması kararlaşmış, satılığa çıkarılmış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satılmak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Satma işine konu olmak. 2. Bir menfaat karşılığı düşman hesabına çalışmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

go. sell. to be sold. to sell.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be sold. to sell oneself traitorously to. to sell out to. go. vend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Adanmış: Allah’a satılmış.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uzun ömürlü olması için doğumundan önce ermişlere adanan çocuk, satı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Satma, satış.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Mal sahibi hesabına satılan bir şeyden satıcının aldığı yüzde, Ar. bey’iyye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

commission received by a seller. invoice.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.). Sarımsı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satın almak = Fiyatını vererek sahip olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

used in.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. saten, atlas; s. sateni andıran; parlak, mucellâ, yumuşak satin finish gümüş kaplara tel fırça ile yapılan cila. satin paper parlak yazı veya duvar kâğıdı. satin stitch nakışta sarma işi. satin stone bir çeşit cilalı alçıtaşı. satiny s. saten gib

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saten. satensı. dümdüz. pürüzsüz ve parlak. saten. atlas. pürüzsüzleştırmek. perdahlamak. parlatmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buying. perquisitio. purchase. purchasing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

saten. satensı. dümdüz. pürüzsüz ve parlak. saten. atlas. pürüzsüzleştırmek. perdahlamak. parlatmak.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

buy. purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to buy. to purchase.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş ince saten veya saten taklidi kumaş; pamuk arışlı ve yün atkıl kumaş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

iş Hint ağacı; mobilya yapımında kullanılan sertçe bir çeşit sarı Hint ağacı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SATR) (i. A.) (c. sutûr). Bir sıra yazı: On satır yazı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. savâtır). 1. Et vesaire kesmeye ve kıymaya mahsus enli ve ağır bıçak ki, balta gibi vurarak keser. 2. Tütün kıymaya mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «setr» den if.). Örten, setreden: Sâtirü’l-uyûb (settâr daha çok kullanılır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şetâret» den if.). 1. Şen, şetaretli; çevik, hizmete koşup her işe hazır bulunan 2. Vaktiyle vezirlerin yanında giden asker.

Türkçe Sözlük by

Yabancı Kelime

Fr. satire

ed. yergi

Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi, bir göreneği yermek için yazılmış yazı veya söylenmiş söz.


Yabancı Kelime by

Türkçe - İngilizce Sözlük

line. chopper. chopping knife. cleaver.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

chopper. cleave. line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

satyr.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاطر] neşeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Neşeli, şen. 2.Büyük bir kimsenin atı yanında gitmekle vazifeli ağa.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

between the lines. line space. interlinear space.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

head of a paragraph. new line.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. hiciv, taşlama, yergi, yerme; hiciv söyleme.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. hiciv niteliğinde. satirically z. hicivle ifade ederek, taşlama yaparak. satiricalness i. hiciv özelliği.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. taşlama yazarı hicivci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. hicvetmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Suyun fışkırıp çağlaması.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Satma.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling. selling. sale. sell. disposal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

selling. sale. sell. disposal. sales. trade.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale. selling. disposal. discharge. sell. vending. vendition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales note.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale value. sales value.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale price. selling price. ask price. public price. selling rate. sales price. asked rate. disposal / sale price. sales / selling price. disposal price. output price. public fas. short price.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales licence.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sales contract. sale contract. sales agreement. contract for sale / to sell. contract for sale. note of sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. memnuniyet, hoşnutluk, kanaat; tarziye, tatmin, tazmin; hoşnut etme, memnun etme: huk. tediye, ifa.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet verici, hoşnut edici; kafi, tatmin edici. satisfactorily z. memnun edici surette. satisfactoriness i. yeterlik, kifayet, memnuniyet verici hal.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. memnun etmek, razı etmek, hoşnut etmek; tatmin etmek, ikna etmek; doyurmak; kafi gelmek; sağlamak, yetmek, uymak, tamamlamak; parasını vermek, ödemek; tarziye vermek; tazmin etmek; şartlarını yerine getirmek. satisfying s. tatmin edici, doyurucu. sat

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. kendi halinden memnun.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. duyu duygu, his, seziş; duyarlık; hayret verici şey, heyecan uyandıran olay, sansasyon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. duygusal, hissi; heyecanlı, merak uyandırıcı, sansasyonel.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., fels. duyumculuk; heyecan uyandırıcı yöntemlere baş vurma, sansasyonalizm; iyiliği duygulara bağlı olarak değerlendirme kuramı. sensationalist i. sansasyonalist.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawker.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peddler. pedlar.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

street peddler. hawker. pedlar. peddlar. badger. chapman. cheap jack. crier. itinerant merchant. itinerant pedling. itinerant trader. packman. pitchman. street hawker. street trader-. trafficker. transient merchant. travelling vendor. trucker. van sa.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hawking. itinerant trade. peddling. nonestablished retail trade. trafficking.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Private Placement)

Sermaye artırımlarında artırılan sermayeyi temsil eden hisse senetleri ile mevcut hisselerin hissedarlarınca, halka arz edilmeyerek, doğrudan dışarıda yerleşik kişilere, kayıt öncesi belirlenmiş yurtiçinde yerleşik kişilere tahsisli olarak veya Borsa’nın ilgili pazarında toptan satışıdır.


Finansal Terim by

Finansal Terim

(Wholesale Market)

Alıcıları önceden belli olan veya olmayan, belli bir miktarın üzerindeki hisse senedi işlemlerinin Borsa’da güven ve şeffaflık ortamında organize bir piyasada gerçekleşmesini sağlayan pazardır.


Finansal Terim by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. memnuniyet vermeyen; yetersiz, tatmin etmeyen. unsatisfactorily z .makbule geçmeyerek, yetersizce.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

sale on credit terms. sale for the settlement. sale on account. forward sales. futures / forward sale. forward s sale. futures sale. put and call. time sale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. vasatiyye). 1. Ortada bulunan, arada olan iç. 2. İkisi ortası, orta hâlde.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

average. mean.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسطی] ortalama. 2.orta.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. çok yönlü, çeşitli ye tenekleri olan; şahbaz, çevik ve becerikli, eli her işe yatkın; biyol. kolay yönelebilen. versatil'ity, versatileness i. beceriklilik; çok yönlülük.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

balsamic. laxative. relaxing. plasticizer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

softener. softening.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Sertliği giderilmek, yumuşak hâle getirilmek.

Türkçe Sözlük by