Say ne demek? | Say anlamı nedir? | Say

Say anlamı nedir?

Say ne demek?

Say anlamı nedir?

Say | Dream Meanings


Türkçe Sözlük

(SA’Y) (i. A.).

1.Çalışma, çabalama, emek.

2.Geçinmek için iş yapma.

3.Koşma, yürüme (bu mânâ ile yalnız Hac sırasında Safâ ile Merve arasındaki koşma hakkında kullanılır).


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Saw.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Trial by sample; assay; sample; specimen; smack.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Tried quality; temper; proof.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Essay; trial; attempt.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To try; to assay.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A kind of silk or satin.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

A delicate kind of serge, or woolen cloth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To utter or express in words; to tell; to speak; to declare; as, he said many wise things.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To repeat; to rehearse; to recite; to pronounce; as, to say a lesson.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To announce as a decision or opinion; to state positively; to assert; hence, to form an opinion upon; to be sure about; to be determined in mind as to.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To mention or suggest as an estimate, hypothesis, or approximation; hence, to suppose; in the imperative, followed sometimes by the subjunctive; as, he had, say fifty thousand dollars; the fox had run, say ten miles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

To speak; to express an opinion; to make answer; to reply.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

work. effort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Instead of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (said) i., z., (ünlem) demek, söylemek; tekrarlamak, ezbere söylemek; i. denilen şey, söz; söz sırası; z. hemen hemen, aşağı yukarı; mesela; (ünlem), A.B.D., k.dili Hey, bana bak ! to say nothing of göz önüne almadan. say one's say söyleyeceğini söyl

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سعی] çalışma, çaba gösterme.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklardakoltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerdekat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorlakişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayangünü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aşî). Akşamlar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Asûden» fiilinden imas.).

1.Rahat, huzur.

2.Umumî emniyet, umumî sulh ve refah, huzur. Hıfz-ı Asâyiş = Asayişi korumak. Asâyiş-pervar = Emniyet ve sulha hizmet eden. Asâyişperverâne = Emniyet, asayiş ve huzura hizmet edecek surette.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order. public security. order. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. peace. public order. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law and order. public peace. public order. public security. tranquillity. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسایش] huzur. 2.güvenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asâyiş ariyan, rahatını ve huzûrunu isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). tahlil; tecrübe, deneme; tartma, ayarlama; ayar için alınan madde.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f). denemek, tecrübe etmek, yoklamak ; tahlil etmek, ayar etmek; değer biçmek , kıymet takdir etmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Bağışlayış, ihsan, hediye.

2.Af, hoşgörme.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). - Birinci, ilkay. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer network.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

computer seller. computer operator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Katıların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir? Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkte göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmektedir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktarı bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Genel Bilgi

Cam şaşılacak derecede basit bir maddedir. Dünyanın her köşesinde rahatça bulunabilen kum, kuvars ve sodadan meydana gelmiştir. Fakat camın asıl şaşırtıcı özelliği ne tam bir sıvı ne de gerçek bir katı oluşudur. Aslında sıvıya daha yakındır, çünkü atomik yapısındaki düzen sıvılardaki rasgele düzeni andırır. Kumların atomlarının kristal yapısı ise düzgündür.

Katı bir cisimde atomların bir diziliş düzeni vardır. Yani bu diziliş düzeni belli aralıklarla kendini tekrarlar. Camda ise bu özellik yoktur. Çok kuvvetli mikroskoplarla yapılan incelemelerde bile camın yapısında hiç bir kristal oluşumuna rastlanmaz. Arada sırada görülen bazı kristaller ise camdaki kusurlardır.

Cama çok ağdalı bir sıvı diyebiliriz. O kadar ağdalıdır ki, normal dış etkenlerde bile şeklini değiştirmez. Bir sıvıda iç sınırlar bulunmadığından camın içinden geçen bir ışık demeti kırılma ve yansımaya uğramaz, doğrudan geçer. Bu nedenle bir cama baktığımızda arkasındakileri olduğu gibi görürüz. Işık sadece camın yüzeyini aşarken hafifçe kırılır.

Cam saydamdır, su da saydamdır, öyleyse donmuş su olan kar taneleri niçin beyazdır ve niçin kar örtüsü saydam değildir. Bir cismin üzerine gelen ışığın tümünü yansıttığında beyaz, hepsini tutup hiçbirini yansıtmadığında siyah renkle göründüğünü biliyoruz. Cam saydamdır ancak kırıldığında, tuzla buz olduğunda yerdeki küçük cam parçaları yığını beyaz renkte görünür, çünkü her bir cam parçası ışığı değişik yönde geçirmekledir.

Kar tanelerinde de aynı şey söz konusudur. Minik taneler üzerlerine gelen ışığı her yöne gelişigüzel yansıtırlar. Bu nedenle kar taneleri de, kar örtüsü de beyaz renkte görünürler. Benzeri durum tuzda da görülür. Tuz, her biri saydam olan küçük kristallerden oluşmuştur ama bunlardan büyük bir miktar bir kapta bir araya gelince gözümüze beyaz renkte görünürler.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even number. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Genel Bilgi

Deri bedeni bütünüyle sarar. Ağız, burun, anüs gibi doğal deliklerde mukoza adı verilen, yapısı deriye benzeyen ama daha ince bir tabaka ile birleşir. Dudaklarımızın renginin yüzümüzden farklı, biraz daha kırmızımsı olmasının da nedeni budur. Dudaklarımız yüzümüzdeki derimizin bir parçası değil sindirim ve solunum sistemimizin bir parçası olan ağzımızın dışa dönük devamıdır.

Vücudun hayati organlarını sayın deseler, derimiz pek akla gelmez. Halbuki derimiz vücudumuzun en hayati organlarının başında gelir. Derinin önemi o kadar büyüktür ki, yanma sonucunda üçte birinin yok olması hatta üçte birinin yağlıboya ile sıvanarak üzerindeki deliklerin kapatılması hayati sorun doğurabilir. Ayrıca derimiz vücudumuzun en büyük organıdır. Yetişkin bir insanın derisi 4-5 kilogram ağırlığındadır ve yaklaşık 7 metrekare alan kaplar.

Derimiz diğer tüm organlarımızdan daha hızlı büyür ve insan hayatı boyunca sürekli kendini yeniler. Devamlı kendini yenileyen bu organın, insan yaşlandıkça kırışmasının nedeni kendisi değil, altındaki kasların etkinliklerini yitirmeleridir.

Derimiz o kadar mükemmel bir organdır ki, kesildiği ya da yaralandığı zaman çevresindeki sağlam dokunun hücreleri hızla çoğalarak bu yarayı ya da kesiği kapatır. Kesilen yerin iki kenarı dikişle birbirlerine yaklaştırılırsa, onarılması gereken açıklık daralacağından iyileşme daha da çabuk olur. Bazen bu açıklık ne kadar kapatılırsa kapatılsın aradaki doku yeterince kendini onaramadığı için derimizde kalan bu yara izini ömrümüz boyunca taşırız.

Derimizin kalınlığı l-4 milimetre arasında değişir. En kalın derimiz avuçiçlerinde ve topuklarımızın altındakilerdir. Elleriyle çalışan kimselerin ellerinde veya uygun ayakkabı giymeyenlerin ayaklarında nasırlar meydana gelir. Bunlar derinin fazla sertleşmiş biçiminden başka bir şey değillerdir. Göz kapakları üzerindeki deri ise vücudun en ince derişidir.

Eğer vücudumuz deri ile kaplanmış olmasaydı yaşamımız düşünülemezdi. Derimiz bizi yalnız sıcağa, soğuğa karşı değil, aynı zamanda çarpmalara, sürtünmelere, ıslaklığa, rüzgara, güneş ışınlarına, zararlı bakterilere ve dışarıdan gelecek tehlikelere karşı da korur. Derimizin bütünü üzerinde soğuk ve sıcaklığı duymamıza yardım eden dokunma cisimciklerinin sayısı 600,000’den fazladır.

Derimiz terleme yolu ile solunum yapar, toksinleri atar, vücudun ısı dengesini korur. Bir santimetrekarelik bir deri yüzeyinde binlerce ter deliği bulunur. Her gün buharlaşarak derimizden çıkan ter ortalama l litre kadardır.

Öteki organlarımızın aksine derimiz kısa zamanda aşınır. Yüzeydeki hücreler bir kaç hafta içinde ölür ve dökülürler ama aşınan derinin yerine sürekli yenisi gelir. Hiç başımızdaki kepeklerin nereden geldiklerini düşündünüz mü? Kepekler aslında derimizin küçük pulcuklar halinde ufalanıp düşmesinden başka bir şey değillerdir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

briefcase computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

laptop computer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Bir çok Sony dijital video kamerada, düzenleme bilgisayarı bulunmaktadır. 20 taneye kadar programın ve sahnenin karelere göre seçilmesi mümkündür. Bir VCR’a bağladığınızda (AV kablosu ya da i.LINK™ kablosu ile) yalnızca kopyalama işlevini başlatmanız yeterlidir. Seçilen tüm sahneler otomatik olarak transfer edilir.

Teknolojik Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

electric power meter. electric meter. demand meter. electric.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygı değer kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ay kadar güzel.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) teşebbüs, tecrübe, deneme; makale, deneme; örnek, numune, müsvedde essayist (i.) deneme yazarı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f.) tecrübe etmek, denemek; teşebbüs etmek, kalkışmak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f (said) inkâr etmek, reddetmek

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

gas counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. botanik) («gusn» = dal kelimesinin küçültme ismi). Dalcık, küçük dal veya budak: Gusayn-ı müzehher Çiçekli dalcık.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشایش] açılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). söylenti, şayia, dedikodu, söz, haber. hearsay evidence (huk). başkalarından işitilerek öne sürülen delil.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Komşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسایه] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyin topuna birden ortak olanlardan her birinin pay nisbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gölgeli, gölgesi saadet ve saltanat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hem suda, hem karada yaşayabilen bitki veya hayvan.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

İnsanoğlunun ilk hesap makinesi abaküslerdir ve abaküse benzeyen ilk araçlar bundan 3,000 sene önce kullanılmıştır. Otomatik hareketlerden yararlanan ilk toplama makinesini Blaise Pascal geliştirmiştir. Pascal bu makineyi tasarlarken, bir tarafa doğru döndürülen dişli çarkların hareketinden faydalanmıştır. Daha sonra Leibniz aynı prensiple çarpma işlemi de yapabilen bir makine daha geliştirmiştir.

Hesaplamada elektronik sistemin öncüsü İngiliz bilim adamı Charles Babbage’dir. Babbage’nin Analitik Motor adını verdiği cihaz, belli bir programlama içinde hesapları otomatik olarak yapabilmekteydi.

Gerçek anlamda bilgisayarlar, 1941 yılında Berlin’de Kondrad Zuse tarafından geliştirilmiştir. Onun yaptığı bilgisayar, elektron lambalarından oluşuyordu ve aynı yıllarda Busines Machines Corporation adlı firmanın yaptığı otomatik bilgisayardan çok daha hızlı çalışıyordu.

1946’da, Amerikalı J. Presper Erchert ve John W. Mauchly, yüksek işlem hızına sahip tam elektronik ilk sayısal bilgisayarı geliştirdiler. 17,500 civarında elektron tüpü, 1,500 röle, 70,000 direnç ve 10,000 kondansatörden oluşmuş 30 ton ağırlığındaki bu dev makina, on haneli 5,000 sayıyı bir saniye içinde toplayabiliyordu.

Sonraki yıllarda inanılmaz bir süratle geliştirilen bilgisayarlar, bilgiyi çabuk ve doğru bir şekilde işleme ve saklama özellikleri nedeniyle, kısa sürede günlük hayatın ayrılmaz bir parçası haline geldiler. Bilgi üretimi ve dolaşımı hızlandı. Bu gelişmeler sayesinde, bir toplumun bütün bireylerinin bilgiye kolayca ulaşmaları ve onu tüketmeleri mümkün oldu.

Bilgi toplumunun oluşumunu hızlandıran bu gelişmelerin yanısıra, basımevlerinden uzay gemilerine kadar hemen bütün makina ve araçların kontrolünü de bilgisayarlar üstlenmeye başladı. Böylece insanlar uzun süre alan ve oldukça karmaşık olan yorucu ve bıktırıcı işlerden kurtuldular.


Genel Bilgi by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir kemiyetin (niceliğin) kaç katı alındığını gösteren sayı: 5a ifadesinde 5 sayısı a’nın katsayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional number. broken number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke açıcılık, cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (küşâden fiilinden imas. olup sıfat terkiplerinde bulunur). Açan, açıcı. Dehen-küşâ = Ağzını açan. Ferahlandıran. Dil-küşâ = Gönlü ferahlandıran.

3.Ülke açan, tâfih. Kişver-küşâ = Memleket fetheden, ülke açan.


Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) 1.Uzaklaşmak. 2.Peygamberin 5.dereceden atası olup İslamiyetten önce Mekke’de Kabe’yi tamir ettirmiş ve yeniden düzenlemiştir.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıklık, ferahlık. Küşâyiş-i hâtır = İç açıklığı.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyf»den masdar). Kılıçla vuruşma, birbirine karşı kılıç çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «saykal» dan). Dilimizde «eğe ve mıskala ile cilâlanmış ve cilâlı» mânâsıyle kullanılmışsa da Arapça’da böyle bir kelime olmayıp «maskul» kullanılır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakışıksız, yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nasihat), (bk.) Nasihât, nasâih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصایح] öğütler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. census of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü nusayriyye). Bir Alevî cemaati.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

offside. off-side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

off- side.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Ok ve Say’dan birleşik isim.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okşamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Onur say.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Finansal Terim

(Marking to the Market)

Vadeli işlem sözleşmesinde pozisyon alındığı tarihten itibaren cari uzlaşma fiyatı ile bir önceki gün piyasada oluşan uzlaşma fiyatı arasındaki farkın, açık pozisyon sahiplerinin hesaplarına yansıtılmasıdır.


Finansal Terim by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «sâyiden» fiilinden imas. olup birleşik sıfat yapar). Süren: Cephe-«»y, cebin-sây = Yüzünü, alnını süren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Ölünün iyiliklerini sayarak ağlayıp yas tutmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Genel Bilgi

İngilizce adı ‘backgammon’ olan, bizde ise İtalyanca ‘tavola’dan geçmiş ismi ile ‘tavla’ olarak bilinen oyun, şans ve kabiliyetin çok güzel dengelendiği, kazanmak için ikisinin de gerekli olduğu, toplumun her seviyesinde ve her yerde oynanabilen bir oyundur.

Tavla o kadar bilinen bir oyundur ki, burada kurallarından bahsetmek bile ayıp olabilir. Tavlanın bilinen en eski oyunlardan biri olduğu, 5 bin yıl evvel Mısırlılar tarafından oynanmaya başlandığı, Yunanlılar ve daha sonra da Romalılar tarafından oynanıp Avrupa’ya yayıldığı biliniyor. Bu günkü oynanış kuralları 17. yüzyılda İngiltere’de tekrar düzenlenmiş, 20. yüzyılın başlarında, 1920’lerde ise çift zarla oynanmaya başlanmıştır.

Tavla, kırda, kahvede oynanabilmesi bakımından basit bir halk oyunu olarak bilinmesine rağmen satranç gibi stratejik bir savaş oyunu olup en az onun kadar, hatta araya şans faktörünün de girmesi ile ondan daha zor bir oyundur.

Sonraki hamleleri düşünmeyi zorlaştıracak şans faktörü oyuna eğlenceli bir yan katar. Oyunu kazandığınızda bunu kabiliyetinize yorarken, kaybettiğinizde de kötü şansınızı suçlayabilirsiniz. Ancak tavla şampiyonları şansın yanında oyunda, ihtimaller hesabını, tahayyül ve sezgi yeteneklerini hatta psikolojik faktörleri bile kullanırlar.

Günümüzde bilgisayarda, internet aracılığıyla dünyanın öbür ucundaki kişilerle tavla oynanabiliyor. Bilgisayarla karşılıklı tavla oynayabileceğiniz çok güzel programlar var. Ne var ki bu programlar amatör bir seviyeden öteye geçemiyorlar. Satrançta olduğu gibi dünya şampiyonlarını bile yenebilecek programlar üretilemiyor.

Bir bilgisayarın herhangi bir oyunu bir insan kadar veya daha iyi oynayabilmesi için ya insandan daha akıllı olması yahut da belirli bir sürede insandan daha çok iş yapabilmesi gerekir. Oyun programlarında genel strateji akıl üzerine kurulamaz. Program bir insanın yapamayacağı kadar kısa bir sürede, ilerde yapılabilecek hamleleri ve karşı oyunları hesaplayabilecek şekilde hazırlanır.

Satranç oyununda her bir oyuncunun bir hamlede yapabileceği 20-30 değişik hareket vardır. Tavlada ise her iki zarı attığınızda, zaten 21 tane değişik pozisyon gelme olasılığı vardır. Bu her bir pozisyon da en az 4-6 değişik şekilde oynanabileceği, bir de çift atıldığında 4 kere oynanabileceği faktörlerini de hesaba katarsak, sadece bir kerede tavlada kaç değişik oyun oynama olasılığı olduğu ortaya çıkar.

İşte bu durum tavla oyununun herhangi bir anında çok ileriye bakmayı, sonraki hamleleri görebilmeyi ve tedbir almayı zorlaştırır. En basit bir hesapta bile görülebilir ki tavlada 3 kere zarları atışta oynanabilecek pozisyon sayısı 250 milyona ulaşır. Bunun analizini yapabilmek bilgisayar için bile zordur.

Satranç gibi oyunlarda, bir kerede yapılabilecek hamleler hesaplanırken en mantıksız ve yapılmaması gereken hamleler çıkarıldığında geriye oynanması mümkün 5 bilemediniz 10 hareket kalır. Halbuki tavlada her seferinde atılan zara bağlı olarak 21 değişik seçenek vardır. İşte bu nedenle programlamada arka arkaya olabilecekler için bir fonksiyon türetip, yazılım yapabilmek içinden çıkılmaz bir hale gelir.

Tavlada bir başka faktör de zamandır. Oyunun herhangi bir kademesindeki durumu kavramada geçen zaman açısından insan, bilgisayardan hala üstündür. Tabii bu arada pulları kırma, kritik yerlerde kapı alarak rakibin zarı ne gelirse gelsin onu oynatmama, gele atma gibi durumlar da göz önüne alınırsa, bilgisayarın tavla oyununda niçin çok başarılı olamadığı ortaya çıkar.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(i.). Ayakkabıların tabanın üstündeki kısmı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper wamp. vamp. shoe-upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

upper.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The scabbard of a samurai sword.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

The scabbard, usually of magnolia wood.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Scabard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Sayıcı makine, Ar. muaddit.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meter. counter. current meter. recorder. register. telltale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. meter. register.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

meter. gauge. counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Dokunması verev, kabaca çuha: Yerli şayak, İngiliz şayağı

2.Şayaktan yapılmış: Şayak esvab.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

serge.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Münasip, lâyık, yakışır, yaraşır: Bu bize şâyân değildir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایان] layık, yaraşır, yakışık alır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Uygun, yakışır, münasip, layık.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Şaşmaya değer, şaşılacak, hayret edilecek.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygılı, hürmet eden. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيد] av.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. F„ Ar. sayd = ay, Fars. gâh = yer). Av avlanan yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. saydalâniyye). Eczacılıkla alâkalı, eczacılığa ait.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Eczacılık, ispençiyari ık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Şeffaf.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparent. clear. pellucid. hyaloid. liquid.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

filmy. limpid. transparent. transparent şeffaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Slide. transparent. airy. clear. glare. limpid. luculent. translight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cornea.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to become transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to make sth transparent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency. transparency şeffaflık.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

transparency.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

opaque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صيدگاه] avlak.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işini yaptırmak. Deliye pösteki saydırmak Boş yere uğraştırmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to have sb count sth. to cause sb to respect sb.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gölge, Ar. zil: Duvarın, ağacın sâyesi. 2.mec. Himaye, korumu, Ar. sıyânet, tesâhub.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. shadow. protection. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. protection. assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه] gölge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Gölge. 2.Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Gölgelik, çardak, tente.

2.mec. Koruyucu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, dâşten = tutmak, mâlik olmak).

1.Gölgesi olan, gölge veren.

2.mec. Koruyucu.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, gâh = yer.) Gölgelik yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ sâye = gölge, küsterden = döşetmek).

1.Gölge salan, gölge eden.

2.mec. Koruyucu, Ar. hâmi.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak).

1.Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan.

2.mec. Himaye altında bulunan.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سایبان] gölgelik. 2.çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Sayvan, gölgelik. Büyük çadır. 2.Koruyan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاید] belki, şayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه دار] gölgeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2.Koruyan, sahip çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. owing to. by courtesy of. through. by the agency of. through the agency of. on his coat-tails. through one's instrumentality. by dint of. owing to. through. thru. thro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. with. a) thanks to. owing to b) by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. but for. by courtesy of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, şâyân, yaraşır: Kendisi o makama şâyestedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایسته] yaraşır, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Layık uygun, münasip.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایستگی] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAYED) (e. F.). Farsça’da «gerekmek, lâyık olmak» demek olan «şâyesten» masdarından teklik üçüncü şahıstır).

1.Şart gösterir: Eğer, şâyet bu akşam gelecek olursanız...

2.ihtimal gösterir: Belki, olur ki: Şâyet sizi evde bulamam ihtimaliyle.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if ever. peradventure. if perchance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gölgelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. asyâf). Yaz mevsimi.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيف] yaz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kitap, mecmua, defter gibi şeylerde yaprağın bir yüzU. (bk.) Sahife.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginal. page. leaf.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaf. page.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

page. foil.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paging.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

paginate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

of pages.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. sayfiyye). Yaz mevsimine ait, yazla alâkalı.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Yaza ait, yazla ilgili.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer house. country house. villa. summer place.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

summer home / house / place. banlieue. country. countryside. summer resort.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيفيه] yazlık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Yaz mevsimine mahsus ev; yazlık ikametgâh.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Yazlık, yazlık ev.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(halk dilinde: ŞâYEGAN) (i. F.).

1.Lâyık, münasip, şâyân.

2.Bol.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایگان] yaraşır, yakışık alır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Layık, yakışır, münasip, yansır. 2.Ucuz, bol, çok.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.).

1.Şâyegânlık, ucuzluk, bolluk.

2.Layıklık münasiplik.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. «saymak» tan).

1.Sayı, hesap.

2.Terbiye: Hiç saygı yok mu?

3.Hürmet, riayet, itibar: İnsan büyüklerine karşı daima saygı duymalıdır.

4.Hatır, hatırşinaslık: Onun saygısı vardır.

5.Terbiye, nezâket: Saygı ile hareket ediyor.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. regard. consideration. esteem. obeisance. compliment. deference. estimation. homage. piety. veneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consideration. esteem. homage. honour. regard. respect. consideration hürmet. ihtiram. thoughtfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respect. esteem. consideration. courtesy. deference. duty. estimation. golden opinion. regard. reverence. veneration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - İnsanlara karşı dikkatli, ölçülü, özenli davranmaya neden olan sevgi duygusu değer yargısı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteem. observe. respect. venerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to esteem. to respect. to behave respectfully. admire. esteem highly. honour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. esteemed. respectable. august. christian. considered. well-considered. estimable. reverend. venerable. worshipful. worthy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. good. gracious. honourable. reputable. respectable. venerable. worthy. esteemed. honorable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

estimable. esteemed. worthy of esteem. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısı olan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. considerate. dutiful. regardful. obeisant. courteous. deferent. deferential. fearful. pious. reverential. reverent.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful. considerate. dutiful. regardful. obeisant. courteous. deferent. deferential. fearful. pious. reverential. reverent. decent. discreet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

honorable. honourable. esteemed. respectable. prestigious. valued. notable. commanding. decent. important. reputable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

august. eminent. honourable. reputable. respectable. honorable. respected. esteemed itibarlı. muteber.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. respected.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gören, sayılan, hatırlı. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prestige. esteem. honor. honour. credit. notability. repute. reputability. respectability. cachet. grace. importance. note. odor. odour. standing. venerability.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

credit. dignity. distinction. eminence. face. prestige. repute. standing. esteem. respect. eminence itibar. prestij.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

respectability. esteem.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saygısı olmayan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

inconsiderate. disrespectful. unmannerly. rude. insolent. brash. discourteous. disregardful. flip. flippant. hoggish. impertinent. impious. impudent. irreverent. stroppy. undutiful. ungalant.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacious. brash. cavalier. disrespectful. flippant. impertinent. impudent. insolent. low. offhand. saucy. brusque.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectfully.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespectfully. inconsiderately. profanely. rudely.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saygı yokluğu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. inconsiderateness. defiance. discourtesy. flippancy. impertinence. impiety. impudence. indignity. insolence. irreverence. liberty. sauciness. slight.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

audacity. contempt. discourtesy. disdain. disrespect. impudence. sauce. slight. indignity.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. disrespectfulness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to show disrespect to. to be disrespectful.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) 1.(bkz.Saygın). 2.Nadir, eşsiz gül, sayılı gül.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - (bkz.Saygın).

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bağırma, nâra.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cry. shriek.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيحه] haykırış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Adaletli yönetici, hükümdarların adili, ölçülüsü.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Adet, rakam: Bir sayı hatırda tutmak.

2.Sayma, Ar. Tâdâd, Fars. şümâr.

3.Hesap, muhasebe: Sayı bilmez, sayı öğrenmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şuyû» dan if.) (mü. şâyia).

1.Duyulmuş, herkesin malûmu olmuş, yaygın: Bu haber şâyî oldu.

2.Hisse sahipleri arasında ortak, bölünmemiş: Hisse-i şâyia.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerary. number. numeral. quantity. count. figure. score. issue. basket. button. cage. conversion. goal. point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. copy. count. figure. issue. number. numeral. score. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. digit. count. figure. point. tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایع] yayılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’y» den İf.) (mü. sâiye).

1.Çalışan, Osm. sây eden.

2.Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen şahıs, ulak.


Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şâyiât). Şuyû bulmuş, yayılmış haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearsay. rumour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایعه] söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâyî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâyia). Şâyialar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. numerator. person who counts. telltale. computer. meter. metre. calculator. recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayıklamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Uykuda veya ateşli hastalık sırasında abuk sabuk söylenmek, hezeyan etmek.

2.Bir şeyi çok arzu edip daima onu düşünmek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk in one's sleep. to rave. to dream. to be delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in one's sleep or while delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendini saydıran, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sayılmış: Benim kitaplarım sayılıdır.

2.Belirli: Sayılı gün.

3.Bilinen, meşhur: Sayılı şâirlerdendir.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counted. numbered. marked. limited in number. special. important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. counted. one of the few.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saymak işi: Nüfus sayımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. enumeration. census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting. stock taking. making an inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax whose amount depended on the number of animals one owned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçme, muhterem, saygı değer, Fars. güzide, Ar. müntabab, mümtaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. esteemable. dear. estimable adj. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, saygı duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, lakırdı, darbımesel, tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyatlı davranmak, sakınmak, düşünceli hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sayma.

2.Hesap, muhasebe.


Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سایس] seyis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerical. numeral. quantitative. scalar. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeral. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeric. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Sayılmamış, adet ve miktarı bilinmeyen.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. myriad. numerous. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Hesaplaşmak.

2.Mahsup etmek, hesaba geçirmek: Ben, o parayı sayışmıştım.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. to make a count to decide who will be it in a game. quit scores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Devletçe harcanan paraların hesaplarını kontrol eden yüksek heyet, dîvân-ı muhâsebât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir çeşit kazak kayığı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. sayâkıl). Madenlere, ayna vesaireye cilâ veren adam ve cilâ vermeye mahsus Alet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صيقل] cila.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Düz, düzgün, pürüzsüz. Gösterişli.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [صيقلدار] yaldızcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğurlu, kutlu, saygıdeğer kimse.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.). 1.Çok övünen, gururlu kimse. 2.Sevinçli, neşeli. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Meb’us, milletvekili.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saymak işi. Ar. tâdâd, Fars. şümâr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countout.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

arithmetic. count. enumeration. reckoning. enumeration tadat.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. count. enumeration. notation. reckoning. regard.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.).

1.Saymak, tâdâd etmek: Para saymak.

2.Mahsup etmek, hesaba katmak: Sonradan verdiğimi saymıyor musunuz?

3.Kabûl, itibar etmek, o gözle bakmak.

4.Makbûl ve muteber tutmak.

5.Hürmet ve riayet etmek.

6.Ehemmiyet vermek, mühimsemek: O, kimseyi saymaz.Sakınmak, kaçınmak. Önünü, ardını saymak = İhtiyatlı hareket etmek. Hatır saymak = Hürmet etmek. Sövüp saymak = Küfretmek. Hiçe saymak = Mühimsememek, ehemmiyet vermemek.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count. enumerate. number. consider. regard as. deem. assume. suppose. respect. honor. honour. account. calculate. class. count down. count in. count off. count up. number off. rank. rate. reckon. reckon as. reckon for. regard. repute. tally. think. t.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

consider. count. deem. describe. esteem. figure. hold. number. presume. rank. rate. reckon. regard. revere. treat. to count. to number. to enumerate. to include. to consider. to regard. to rate. to respect. to esteem. to regard as. to suppose. enumerate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

disrespect. except.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Hesap uzmanı, muhasebeci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. comptroller.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. bookkeeper. bookkeeper muhasip. muhasebeci. treasurer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

One who assays.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountant. controller. government accountant. accounting officer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Hesap işleriyle uğraşan kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. accounting. bookkeeping. accountantship. audit office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. bookkeeping. accounting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

accountancy. being an account. accounting office.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Hürmetsizlik, tahkir (saymamazlık yanlıştır).

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

leaving sth out of account. to take no account of sth. disrespect.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Öten, cıvıldayan, şakıyan. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - (bkz.Sayraç). -Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). Hasta, keyifsiz, üzgün.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ill. sick. ailing.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Olma, edilme, kılınma, bir hâlden diğer bir hâle değişme.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., k.dili keyfi karar, dayanıksız hüküm; karar verme hakkı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir şeyin üzerine yapılan dam saçağı gibi düz veya sarkık örtü. (bk.) SAyebân.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sayd» dan). Avcı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صياد] avcı.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Avcı. - Türk dil kuralına göre “d/t” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sıyâgat» den imef.). Kuyumcu.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (-said, -saying) gaipten haber vermek, geleceği söylemek. soothsaying i. kehanet, falcılık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâhin, gaipten haber veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

water meter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole number. integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.).

1.Bir bütünü meydena getiren tekler için kararlaşmış bulunan sayı, Osm. aded-i mürettep.

2.Kesirsiz sayı, Osm. adet-l tam.


Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

En sevdiğiniz istasyonların hafıza alınması ve ayarlanmasını sağlayan bir özellik.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i.). Avlanma, ava çıkma.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu işlev, o sırada ekranda gösterilen teletekst sayfasını takip eden sayfaları kaydeder. Böylece bundan sonraki sayfalara doğrudan ve daha hızlı biçimde ulaşabilirsiniz.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ترسایان] Hıristiyanlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şeytân» dan). Şeytanlık etme.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Uğur say.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

f. (said) sözunü geri almak.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

postulation.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

supposition. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) (uyd. k.). Bir hâdisenin neticelerinden faydalanmak için onu olmuş gibi saymak, farzetmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. count. deem. hypothesize. posit. presume. reckon as. reckon for. say. suppose.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. believe. call. grant. presume. say. suppose. to suppose. to assume. to presume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assume. to suppose. to assume. to hypothesize. posit. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Teknolojik Terim

Daha ayrıntılı açıklama için katalogun teknik sayfalarına bakın.

Teknolojik Terim by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vasıyyet). Vasiyetler. (bk.) Vasiyet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وصایا] vasiyetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.).

1.Vasiyet.

2.Vasîlik.

3.Emir, tenbih, tavsiye.


Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by