Saye-nişin ne demek? | Saye-nişin anlamı nedir? | Saye-nişin

Saye-nişin anlamı nedir?

Saye-nişin ne demek?

Saye-nişin anlamı nedir?

Saye-nişin | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: saye nisin

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Kadın İsmi) - Işığın en güçlü anı.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. câ = yer, nişesten = Oturmak). Birinin yerine oturan, vekil, kaymakam: O, filânın câ-nişînidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [چادرنشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جانشين] halef, birinin yerine oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Gönül açıcı yer.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [جاینشين] birinin yerine geçen, halef.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. dil = yürek, nişesten = oturmak). Yürekte duran, yerleşen, pek hoşa giden.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [دلنشين] makbul, hoş.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Oturduğu yer cehennem olan, kâfir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Tahtta oturan, hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F ). Kıymetli taşlarla işlenmiş.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Bir köşeye çekilen, münzevî, insanlardan uzaklaşan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گوشه نشين] köşesine çekilen, inziva hayatı süren.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. halvet, Fars. nişîden = oturmak). Halvette, yani tenhalıkta oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (Arapça: harâbe = virane, Farsça nişesten = oturmak). Viranede oturan, bir viranenin köşesine sığınıp orada barınan yoksul kimse.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. hayme = çadır, Fars. nişesten = oturmak). Çadırda oturan, göçebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [خيمه نشين] göçebe, çadırda yaşayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Çadırda oturuş, göçebelik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Beraber oturan. Ar. celîs.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Komşu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [همسایه] komşu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Hümâ gölgeli, gölgesi saadet ve saltanat veren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I.) (Fars. kûşe = bucak, nişisten = oturmak). Bir köşede oturan, bir köşeye çekilmiş, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. medrese, Fars. nişesten = oturmak). Medresede oturan, medresede yatıp kalkan: Medresenlşîrı bir talebe.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyf»den masdar). Kılıçla vuruşma, birbirine karşı kılıç çekme.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Yakışıksız, yakışmaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.) (nişesten fiilinden olup sıfat terkiplerinde bulunur). Oturan, oturmuş. Post-nişîn = Tekke postunda oturan şeyh. Taht-nişin = Tahta oturan hükümdar. Mesned-nişîn = ‘Yüksek bir makamda oturan. Sadr-nişîn = Başta oturan veya sadâret makamında bulunan. Kûşe-nişîn = Münzevî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [نشين] oturan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Bir şeyhlik makamında oturan.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ پست نشي ن] postta oturan. 2.pîre vekaletle postta oturan, tekke şeyhi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. ümit verici; kendisinden çok şey umulur, istikbali parlak. promisingly z. ümit verici bir surette.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ Ar. sadr = baştaraf, Fars. nişasten = oturmak). Başta oturan, başkanlık eden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Odanın sokak tarafına çıkıntısı ki üç tarafı pencereli ve döşemelidir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Kırda veya çölde oturan, bedevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. savmaa = ibâdet yeri, Fars. nişesten = oturmak). Savmaada oturan, münzevi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gölge, Ar. zil: Duvarın, ağacın sâyesi. 2. mec. Himaye, korumu, Ar. sıyânet, tesâhub.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shade. shadow. protection. help.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

shadow. shade. protection. assistance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه] gölge.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) 1.Gölge. 2.Sahip çıkma, koruma, siyanet. Yardım. - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Gölgelik, çardak, tente. 2. mec. Koruyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, dâşten = tutmak, mâlik olmak). 1. Gölgesi olan, gölge veren. 2. mec. Koruyucu.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, gâh = yer.) Gölgelik yer.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F„ sâye = gölge, küsterden = döşetmek). 1. Gölge salan, gölge eden. 2. mec. Koruyucu, Ar. hâmi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., sâye = gölge, nişesten = oturmak). 1. Gölgede oturan, bir şeyin gölgesi altına sığınan. 2. mec. Himaye altında bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

canopy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [ سایبان] gölgelik. 2.çadır.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) 1.Sayvan, gölgelik. Büyük çadır. 2.Koruyan.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شاید] belki, şayet.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [سایه دار] gölgeli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Erkek İsmi) 1.Gölgeli, gölgesi olan, gölge eden. 2.Koruyan, sahip çıkan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. owing to. by courtesy of. through. by the agency of. through the agency of. on his coat-tails. through one's instrumentality. by dint of. owing to. through. thru. thro.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

through. with. a) thanks to. owing to b) by means of.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

thanks to. but for. by courtesy of. through.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Lâyık, şâyân, yaraşır: Kendisi o makama şâyestedir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایسته] yaraşır, layık.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Layık uygun, münasip.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شایستگی] yaraşma.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ŞAYED) (e. F.). Farsça’da «gerekmek, lâyık olmak» demek olan «şâyesten» masdarından teklik üçüncü şahıstır). 1. Şart gösterir: Eğer, şâyet bu akşam gelecek olursanız... 2. ihtimal gösterir: Belki, olur ki: Şâyet sizi evde bulamam ihtimaliyle.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

peradventure.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

if ever. peradventure. if perchance.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Fars.) (Kadın İsmi) - Gölgelik.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. F. seccâde = halı, nişesten = oturmak). Seccâdede oturan, şeyhlere mahsus bir post ve makamda bulunan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). (bk.) ŞAh-nişîn.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [شهنشين] cumba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [سدره نشين] sidretülmüntehâda oturan melek.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kâhin, gaipten haber veren kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. taht, nişesten = oturmak). Tahtta oturan hükümdar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [تخت نشين] tahtta oturan, hükümdar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F., Ar. tekye, Fars. nişesten = oturmak). Tekyede oturan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. A.). İnzivâda oturan, münzevî.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Vasiyet. 2. Vasîlik. 3. Emir, tenbih, tavsiye.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tutelage.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

ward. executorship. trusteeship. guardianship.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

guardianship. wardship. curatorship. tutelage. ward.

Türkçe - İngilizce Sözlük by