Sayi, Sai ne demek? | Sayi, Sai anlamı nedir? | Sayi, Sai

Sayi, Sai anlamı nedir?

Sayi, Sai ne demek?

Sayi, Sai anlamı nedir?

Sayi, Sai | Anlamı Nedir?


Aradığınız kelime: sayi sai

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’y» den İf.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, Osm. sây eden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen şahıs, ulak.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

13 sayısının uğursuz olduğuna ilişkin inanç dünyada o kadar yaygındır ki, yaşamı birçok yönde ciddi olarak etkilemektedir. Bazı ülkelerde evlerin kapılarına 13 numarası verilmez, uçaklarda 13. koltuk sırası yoktur, apartmanlarda, otellerde 13. kat ya 12A’dır ya da 14’tür. 13 numaralı oda yoktur. Olsa bile insanlar o odada kalmak istemezler. Hatta ayın 13’ünde işe gelmeme, uçak ve tren rezervasyonlarının iptali, alışverişin düşmesi ve benzeri davranışların ABD’ye günde milyonlarca dolara mal olduğu söylenmektedir. Bu inanç bir fobi yani bir çeşit korku hastalığı olarak kabul edilmiş olup adı ‘triskaidekaphobia’dır.

Genel olarak bu inancın, Hz. İsa’nın meşhur son yemeğindeki havarilerin sayısından kaynaklandığı sanılsa da, kökü çok daha eskilere mitolojik tanrıların yaşadığına inanılan çağlara, İskandinavya topraklarına kadar gider.

O zamanlarda ışık ve güzellik tanrısı Balder bir ziyafet verir. Balder Vikking’lerin meşhur tanrısı Odin ile Frigga’nın oğulları olup, ay kraliçesi Nanna’nın da eşidir. Bu ziyafete 12 kişi davetli iken, yalanların ve hilelerin tanrısı Loki, davetli olmadığı halde, zorla 13. kişi olarak katılmak ister. Ancak bu arada çıkan tartışmada, Loki diğer tanrılar tarafından da çok sevilen Balder’i öldürür.

Bu mitolojik hikaye ve inanış İskandinavya’dan Avrupa’nın güneyine kadar yayılır. Hıristiyan din adamları bu halk masalını kullanırlar ve Hz. İsa’nın son yemeğine uygularlar. Hıristiyan versiyonunda Balder’in yerini Hz. İsa, Loki’nin yerini de hain Judas alır. Bu yemekten sonra 24 saat içinde de Hz. İsa çarmıha gerilerek öldürülür. Bu nedenle Hıristiyanlarda akşam yemeğinde 13 kişi bir araya gelirse bunlardan birinin başına bir felaket geleceğine inanılır.

Bu inanışlara göre 13 sayısı uğursuzdur ama ayın cumaya rastlayan 13. günü hepten uğursuzdur. Ancak böyle bir günde doğmuşsanız tam tersi, yani 13 sizin uğurlu gününüzdür.

Cuma gününün uğursuz sayılmasına Havva anamızın Adem babamıza elmayı cuma günü yedirtip cennetten kovulmasına sebep olması, Hz. Nuh zamanındaki büyük selin cuma günü olması, Hz. İsa’nın cuma günü çarmıha gerilmesi gibi olaylardan biri veya hepsi neden olmuş olabilir. Müslümanlar ise Hz. Adem’in cuma günü yaratıldığına inandıklarından bu güne diğer günlerden daha çok değer verirler.

13 sayısının uğursuzluğuna duyulan inancın kökeninde bir yıl içinde ayın 13 kez dolunay olarak gözükmesinin yattığını söyleyenler de vardır.


Genel Bilgi by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). kıç direk yelkenleri.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Otla bes lenen.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [اقسام سائره] diğer kısımlar, öbür bölümler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. aşîret). Aşîretler, oymaklar, (bk.) Aşîret.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

prime number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number. prime number. prime / cardinal number. incommensurable number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F. «Asûden» fiilinden imas.). 1. Rahat, huzur. 2. Umumî emniyet, umumî sulh ve refah, huzur. Hıfz-ı Asâyiş = Asayişi korumak. Asâyiş-pervar = Emniyet ve sulha hizmet eden. Asâyişperverâne = Emniyet, asayiş ve huzura hizmet edecek surette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

public order. public security. order. quiet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

order. peace. public order. public security.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

law and order. public peace. public order. public security. tranquillity. ease.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [آسایش] huzur. 2.güvenlik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [آسایش برکمال] her yerde huzur hakim.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Asâyiş ariyan, rahatını ve huzûrunu isteyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Asâyiş ve rahat ariyana yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.) Rahat, huzur, sulh ve selâmet taraftarlarına yakışacak sûrette.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cardinal number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(f) saldırmak, üzerine atılmak, üzerine varmak, hücum etmek, hamle etmek; tecavüz etmek, dil uzatmak assailable (s). tecavüz edilebilir. assailant (i). saldırgan kimse, mütecaviz kimse.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). 1. Bağışlayış, ihsan, hediye. 2. Af, hoşgörme.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [بخشایش] bağışlama. 2.bağış, ihsan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. basiret). Ba siretler, ibretli görünüşler, deliller.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(e. A. c.) (m. basit). Basiteler. (bk.) Basit.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. göze hoş görünmesi için çeşitli metotlarla fazla büyümesi engellenmiş ağaç; bu çeşit ağaç büyütme sanatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

even number. even.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). korsan, korsan gemisi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). 1. Çalışma yeri. 2. Atölye.

Türkçe Sözlük by

Teknolojik Terim

Bu tür dijital ses filtreleri, belirli bir müzik stiline ya da kullanıcının tercihine uyması için iki tür filtre eğrisinden birinin seçilmesine olanak tanır.

Teknolojik Terim by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [دسائس] hileler, oyunlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Dilencilik, el açıcılık, avuç açıcılık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

negative number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Saygı değer kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. üşâbe). Karışıklıklar,cins bozuklukları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. eş’em). En şomlar, en uğursuzlar.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i)., (den). trinketa yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

pruva babafingo yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i). pruva gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. gışâiyye). Zar çeşidinden olan: Mâdde-i gışâiyye.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

(i.) kurşuni renkte tezyini resim usulü (bilhassa cam üzerine).

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.) [گشایش] açılış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. e.) (m. haslet). Hasletler. (bk.) Haslet.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصائل] hasletler, tabiatlar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hâsiyyet). Hâsiyetler. (bk.) HAsiyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. hasîse). Hasîseler, noksanlıklar, kusurlar, kötü huylar.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [خصائص] nitelikler, özellikler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

considerable. respectable. some.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir şeyin topuna birden ortak olanlardan her birinin pay nisbeti.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Bir ferdin hem erkek, hem dişi olması. Bitkilerde de olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Sayıma alt.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائی] sayım ile ilgili, istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. ihsâ). İstatistik, Fr. statistique.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيات] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [احصائيه] istatistik.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. biyoloji). Hem suda, hem karada yaşayabilen bitki veya hayvan.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. inşâiyye). 1. Bina veya gemi imaliyle alâkalı, yapıya ait: 2. Mensur olarak ve bir edebiyatçıya yakışır şekilde meramını anlatmak, bk. İnşa.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). İnşaatla yani yapı ile uğraşan heyet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

overall.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

complex number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cash count.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. kaside). Kasideler. bk. Kaside.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [قصائد] kasideler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. matematik) (y. k.). Bir kemiyetin (niceliğin) kaç katı alındığını gösteren sayı: 5a ifadesinde 5 sayısı a’nın katsayısıdır.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

fractional number. broken number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Ülke açıcılık, cihangirlik.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Açıklık, ferahlık. Küşâyiş-i hâtır = İç açıklığı.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. aşırmalı yelken, hasır yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. mayistra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Genel Bilgi

Duvara dayanmış bir merdiven görürseniz altından geçmeyin, etrafından dolanın. Çünkü o merdivenin tepesinde ya bir tamirci, ya bir boyacı ya da camları silen biri olabilir. Yani başınıza bir çekiç, su kovası, boya kutusu, hatta bir adamın düşme olasılığı yüksektir. Merdiven altından geçmenin uğursuzluk getireceği inancı gerçekten batıl inançlar içinde en azından bir işe yarayan tek inançtır. Ancak inancın kökeninde pratikteki faydası ile ilgili olmayan farklı şeyler yatmaktadır.

Duvara dayanan bir merdiven, duvar ile arasında bir üçgen oluşturur. Bu, bir çok kültürde tanrıların kutsal üçgeni olarak bilinir. Örneğin piramitlerin kenarlarının üçgen olması da bu inanca dayanır. Bir üçgenin içinden geçmek de, bir kutsal yere meydan okumak anlamına gelebilir.

Eski Mısırlılar için zaten merdivenin kendisi iyi şansın sembolü idi. Merdiven olmasaydı, Güneş Tanrısı Osiris’i karanlıkların ruhundaki hapis hayatından kurtarmak mümkün olamayacaktı. Ayrıca merdiven tanrıların katına tırmanmak için de şekilsel bir semboldü. Günümüzde açılan bu antik mezarlarda ölünün cennete tırmanması için yanma konulmuş bulunan merdivenlere rastlanmaktadır.

Asırlar sonra birçok batıl inançta olduğu gibi Hıristiyanlık bu inancı da Hz. İsa’nın ölüm şekline adapte etti. Çarmıha dayalı merdiven kötülüğün, hıyanetin ve ölümün sembolü oldu. İnsanlar, merdivenin altından geçmekle bütün bu kötü geleceklerle karşılaşabileceklerine inandırıldılar.

17. yüzyılda İngiltere ve Fransa’da suçlular darağacına götürülmeden önce bir merdivenin altından geçiriliyorlardı. Tabii yanında olanlar merdivenin etrafından dolanıyordu.

Değişik kültürler bu uğursuzluğa karşı bazı panzehirler geliştirdiler. Mesela bir merdivenin altından yanlışlıkla veya zorda kalarak geçen kişiler için Romalıların panzehiri yumruktu. O kişiler orta yani en uzun parmaklarını gerip diğer parmaklarını yumruk gibi yaparlar ve geçtikten sonra merdivene doğru sallarlardı. Bizde, Türkiye’de böyle bir adet yoktur ama Amerikan filmlerinde karşısındakine bu hareketi yaparak küfür veya hakaret edildiği sıkça görülür. Bunun kökeni de işte bu Roma panzehiridir.


Genel Bilgi by

Türkçe Sözlük

(MESAİ) (i. A. c.). Çalışmalar, çabalamalar: İyi mesai yaptı.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعی] çalışma, çalışmalar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. musibet). Musibetler. (bk.) Musibet.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c. «suûbet» ten; müfredi yoktur). Güçlükler, zor İşler, müşkülât.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مصائب] musibetler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. mes’ele). Meseleler. (bk.) Mesele.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. c.) (m. meş’al). Meş’ aller, meşaleler, (bk.) Meş’al,

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مسائل] meseleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشاعل] meşaleler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مشایخ] şeyhler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şeyh). Şeyhler, ihtiyarlar, (bk.) Şeyh.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Musa'ya ait, Musa,dan kalma. Mosaic law Musa Seriatı, Tevrat.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., s. mozaik; çeşitli parçalardan meydana gelen edebieser; s. mozaik gibi, mozaikli.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâb» dan if.) (mü. münşaibe). Kollara ayrılmış, dallanmış: Eskişehir’de demir yol hattı ikiye münşaib olur.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(MÜSAİD) (i. A. «suOd» dan if.) (mü. müs8ide). 1. Yardım eden, yardımda bulunan. 2. Müsaade eden. Nâ-müsâid, gayrı müsâid = Bir iş! müşkül hâle koyan, zorlaştıran.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. permitting. favorable. opportune. propitious. susceptible. susceptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

available. convenient. favourable. available uygun. elverişli.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

convenient. suitable. favorable. favo u rable. friendly. genial.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şa’b» dan İf.) (mü. müteşâibe). Dallara ve kollara ayrılmış, Osm. teşâub etmiş, çatallı, dallı, budaklı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şâr» dan if.) (mü. müteşâirre). Kıllı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şi’r» den if.). Şairlik taslayan, şairlik satmak isteyen, sahte şair.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [مساعد] uygun.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [متشاعر] şair geçinen, şair müsveddesi.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(F.-A.) [نامساعد] uygun olmayan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (mü. nasîhat). Nasihatler, öğütler, (bk.) Nasihat.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (mü. nasihat), (bk.) Nasihât, nasâih.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [نصایح] öğütler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. neşîde). Neşîdeler, şiirler, şarkılar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kadın hastalıkları.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Kadın hastalıkları mütehassısı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. census of population.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

flattering.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Okşamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal digit.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

decimal.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

special issue.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. Ferisilere ait; ikiyüzlü, mürai. Pharisaic Judaism. Musevi dini. pharisaically z. ikiyüzlülükle, mürailikle. Pharisaism i. Ferisilere mahsus tavır ve davranış; k.h. ikiyüzlülük, mü- railik.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

positive number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. sıkıcı; adi, bayağı; şiir güzelliğinden mahrum, şairane olmayan; nesir kurallarına uygun, düzyazı kabilinden. prosaically z. sönük bir şekilde, alelade olarak. prosaicness i. adilik; düzyazı kurallarına uygunluk.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rational number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Süsler, süs.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. risâle). Risaleler. (bk.) Risâle.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ رسائل] risaleler. 2.dergiler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sây» den if.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, sâyeden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen haberci, ulak, tatar, Ar. berîd.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «savâb»dan if.) (mü. sâibe). t. Doğru hedefe varan. 2. Hata etmeyen, doğru, meksada uygun.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائب] isabetli.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Hedefe doğru ulaşan. İsabetli olan, doğru olan, hata etmeyen. - Türk dil kuralı açısından “b/p” olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şevb» den If. mü.) (c. Şebâib). Leke, noksan, eksiklik, kusur.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شائبه] leke, kötü iz.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائبی] yıldıza tapan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Kolun-dirsek ile el arasındaki kısmı, bilek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Çıkıcı, çıkan, yükselen, (musiki) Çıkıcı dizi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’d»dan smüş.) (mü. saide) (c. suadâ). 1. Bahtiyar, uğurlu, mübârek, mes’ud: Bayramınız sâİd olsun. 2. Tanrı katında makbûl ve Ahıreti mamur olan: Cenâb-ı Hak saidler zümresine kata.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(hi. coğrafya). Güney (Yukarı) Mısır’da bir eyalet ve şehir ki, «Asyût» da denir.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ساعد] kol, bilek ile dirsek arası.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

bak. say.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Mübarek, kutlu, uğurlu. Mübarek, mesut. Sevap kazanmış, Allah katında makbul tutulmuş. Sahabe isimlerinden

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Said).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Saygon.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. «sevk» den if.) (mü. sâika). Götüren, sevkeden.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (ŞAİKA) (i. A.). Şevkli, hevesli, istekli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. incentive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

causa. cause. incentive. motive. impetus. impulse. inducement. spur. stimulus.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائق] sevk eden.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Sevk eden, götüren. Süren sürücü.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - İstekli, hevesli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sevk» den if. mü.) Sevkeden sebep, icepettiren.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. savâık). Yıldırım. Sâika isabet etmek = Yıldırım düşmek. Siper-i sâika, dâfi’s-ıâika = Yıldırım düşmesinin önünü alan Alet, paratoner.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

motive. inventive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائقه] yıldırım.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Saik).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - İstekli, hevesli, şevkli.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(ka uzun) (i. A. F.). İstekli, şevkli olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «suâl» den if.) (mü. sâi le). 1. Soran, sual eden. 2. Dilenen, dilenci.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «seyelân» dan if.) (mü. sâile). Akan, cereyân eden, Ar. câri, mâyî.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائل] dilenci. 2.soran. 3.akan.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. yelken; yelkene benzer herhangi bir şey; yel değirmeni yelpazesi; yelkenli gemi; topluluk ismi yelkenli gemiler; deniz yolculuğu; f. gemi ile yola çıkmak; yelkenle seyretmek; gemi ile gitmek; gemi gibi su üstünde yüzmek; havada uçmak; gemi kul

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelken bezi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenli gemi. a fast sailer süratli yelken gemisi. a good sailer fazla sallamayan gemi. a heavy sailer çok sarsan gemi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kılıç balığına benzer ve sırtında büyuk kanadı olan balık.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemi ile yolculuk; gemicilik; den. kalkış saati. sailing boat yelkenli gemi. sailing orders sefer talimatı.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Akan şeylerin hâli.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Dilencilik.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. yelkenci.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gemici; düz tepeli ve dar kenarlı hasır şapka. a bad sailor deniz tutan kimse. sailorly s. gemici gibi, gemiciye yakışır.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(I. A. «savmadan if.) (mü. sâime). Oruç tutan, oruçlu.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [صائم] oruçlu.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Oruç tutan kimse, oruçlu.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Saim).

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. evliyaotu, eşekotu, bot. Onobrychis viciaefolia.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s., i., f. (kıs. St., S.) aziz, mukaddes kutsal, mubarek; i. evliya, aziz, eren; f. azizler mertebesine çıkarmak St. Andrew's cross X şeklinde haç. St. Bernard dog senbernar köpeği St. Elmo's fire bak. corposant St. John's bread keçi boynuzu. St. Nich

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. merhum, ölmüş; azizler mertebesine girmiş; mukaddes.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. kutsilik, evliyalık; azizler, evliyalar.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. evliya gibi, azizlere yakışır; çok mubarek, çok iyi.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «seyr» den if.) (mü. şâire). 1. Seyir ve hareket eden, yürüyen (bu mânâ İle «seyyâr» daha çok kullanılmıştır). 2. Geçen, duyulan, yayılan. 3. Diğer, başka: Siz gltmezseniz şâirleri gider.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(bk.) ŞAr.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şiir» den if.). (c. Şuerâ). Şiir söyliyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

other.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

bard. poet. poet ozan.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ سائر] diğer. 2.gezen.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شعير] arpa.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعر] ozan, şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Seyreden, hareket eden, yürüyen.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Erkek İsmi) - Şiir yazan kimse, ozan.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Uyurgezer, somnambül. “

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعران] şairler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. F.). Şairce.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.-F.) [شاعرانه] romantik, şairce.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şevâir). Şair kadın.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شاعره] bayan şair.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - (bkz.Sair).

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Ar.) (Kadın İsmi) - Kadın şair, daha çok unvan olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سائر فی المنام] uyurgezer.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Şâir sıfat ve san’atı. 2. Saz şâirliği, Aşıklık.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

poesy.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

being a poet.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سعی] çalışma, çaba.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

imaginary number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Adet, rakam: Bir sayı hatırda tutmak. 2. Sayma, Ar. Tâdâd, Fars. şümâr. 3. Hesap, muhasebe: Sayı bilmez, sayı öğrenmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «şuyû» dan if.) (mü. şâyia). 1. Duyulmuş, herkesin malûmu olmuş, yaygın: Bu haber şâyî oldu. 2. Hisse sahipleri arasında ortak, bölünmemiş: Hisse-i şâyia.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerary. number. numeral. quantity. count. figure. score. issue. basket. button. cage. conversion. goal. point.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

basket. copy. count. figure. issue. number. numeral. score. volume.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

number. digit. count. figure. point. tale.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایع] yayılmış.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. «sa’y» den İf.) (mü. sâiye). 1. Çalışan, Osm. sây eden. 2. Bir haber veya mektup götürmek için bir yere gönderilen şahıs, ulak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.) (c. şâyiât). Şuyû bulmuş, yayılmış haber.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hearsay. rumour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [شایعه] söylenti.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A.). Şâyî olarak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. şâyia). Şâyialar.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

in number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerator.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counter. numerator. person who counts. telltale. computer. meter. metre. calculator. recorder.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Sayıklamak işi.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

delirium. ravings.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). 1. Uykuda veya ateşli hastalık sırasında abuk sabuk söylenmek, hezeyan etmek. 2. Bir şeyi çok arzu edip daima onu düşünmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

wander.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

rave. to talk in one's sleep. to rave. to dream. to be delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to talk in one's sleep or while delirious.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) - Saygı gör, sözün dinlensin, değerin artsın. Değerli, saygıdeğ(Erkek İsmi) - Erkek ve kadın adı olarak kullanılır.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendini saydıran, saygın kimse.

İsimler ve Anlamları by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayılmış: Benim kitaplarım sayılıdır. 2. Belirli: Sayılı gün. 3. Bilinen, meşhur: Sayılı şâirlerdendir.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counted. numbered. marked. limited in number. special. important.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numbered. counted. one of the few.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). Saymak işine konu olmak.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. to be taken into account.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to be counted. to be respected. count. rank.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Saymak işi: Nüfus sayımı.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

counting. enumeration. census.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

census. count. enumeration. counting. stock taking. making an inventory.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

tax whose amount depended on the number of animals one owned.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

Statistics.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). Seçme, muhterem, saygı değer, Fars. güzide, Ar. müntabab, mümtaz.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

dear. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

esteemed. esteemable. dear. estimable adj. reverend.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Kendisine saygı gösterilen insan.

İsimler ve Anlamları by

İsimler ve Anlamları

(Tür.) (Erkek İsmi) - Değerli, saygı duyulan kimse.

İsimler ve Anlamları by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. söz, lakırdı, darbımesel, tabir.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). İhtiyatlı davranmak, sakınmak, düşünceli hareket etmek.

Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayma. 2. Hesap, muhasebe.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [سایس] seyis.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numerical. numeral. quantitative. scalar. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeral. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

numeric. numerical. digital.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Sayılmamış, adet ve miktarı bilinmeyen.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. myriad. numerous. untold.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countless. innumerable. numberless.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

countlessness.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(f.). I. Hesaplaşmak. 2. Mahsup etmek, hesaba geçirmek: Ben, o parayı sayışmıştım.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

to settle accounts with each other. to make a count to decide who will be it in a game. quit scores.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Devletçe harcanan paraların hesaplarını kontrol eden yüksek heyet, dîvân-ı muhâsebât.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

minstrel. bard. troubadour.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(SİPER-İ SAİKA) (i. F. A.). Yıldırımı çekip toprağa veren çelik çubuk, paratoner.

Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. aşağıdan yedinci yelken, kontra yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

abstract number.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. cunda yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

full time.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

whole number. integer.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.). 1. Bir bütünü meydena getiren tekler için kararlaşmış bulunan sayı, Osm. aded-i mürettep. 2. Kesirsiz sayı, Osm. adet-l tam.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

cooperation. joint effort. working together. collaboration.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. gabya yelkeni.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., den. yan yelken.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. doğruluğundan şüphe edilemez, çürütülemez, muhakkak; zaptedilemez.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. söylenmemiş, bahsedil memiş

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. guess. guesswork. hypothesis. supposition.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjecture. hypothesis. presumption. supposition. hypothesis hipotez. faraziye. assumption.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

assumption. hypothesis. supposition. conjecture. postulate.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i.) (uyd. k.). Bir hâdiseyi açıklayabilmek için gerçek olarak kabûl edilen prensip, ipotez, faraziye

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

conjectural. hypothetical.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

hypothetical. assumptive.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i. Versay.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(ka ile) (i. A. c.) (m. vesika). Vesikalar, (bk.) Vesika.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

deeds.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

documents. papers.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وثائق] belgeler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i. A. c.) (m. vesîle). Vesileler. (bk.) Vesile.

Türkçe Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [وسائل] sebepler.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

and so forth.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

et cetera. etc. and so forth. and so on. and what not.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

etc.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Türkçe Sözlük

(i..A. c.) (m. vâsıta). Vasıtalar. (bk.) Vasıta.

Türkçe Sözlük by

Türkçe - İngilizce Sözlük

means of transportation. vehicles.

Türkçe - İngilizce Sözlük by

Osmanlıca - Türkçe Sözlük

(A.) [ وسائط] araçlar. 2.aracılar.

Osmanlıca - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

i., f. şerefe içme; içki alemi; işret için içilen baharlı içki; eski bir selâmlama; f. işret etmek, içki alemi yapmak; birinin şerefine içmek.

İngilizce - Türkçe Sözlük by

İngilizce - Türkçe Sözlük

s. yerinde söylenmiş.

İngilizce - Türkçe Sözlük by